İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2004/83 K.2008/107

Üyeleri Haluk KOÇ ve Selami YİĞİT ile birlikte 119 milletvekili

Esas2004/83Karar2008/107Tarih21 Mayıs 2008Okuma31 dk · 6.297 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
21 Mayıs 2008
Esas Sayısı
2004/83
Karar Sayısı
2008/107
Karar Günü
21.5.2008
R.G. Tarih-Sayı
18.03.2009-27173
İptal davasını açan
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.297 kelime·31 dk okuma·25 bölüm

Üyeleri Haluk KOÇ ve Selami YİĞİT ile birlikte 119 milletvekili

İPTAL DAVASININ KONUSU

30.6.2004 günlü, 5204 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. ve 2. maddelerinin Anayasa'nın 2., 10., 11., 90. ve 128. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.

II- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenilen Yasa Kuralları

5204 sayılı Yasa'nın iptali istenilen kuralları şöyledir:

"MADDE 1.- 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 43 üncü maddesinin sonuna aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

Öğretmenlik mesleği; adaylık döneminden sonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağına ayrılır. Adaylık dönemini başarıyla tamamlayanlar mesleğe öğretmen olarak atanır.

Kariyer basamaklarında yükselmede kıdem, eğitim (hizmet içi eğitim, lisansüstü eğitim), etkinlikler (bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif çalışmalar) ve sicil (iş başarımı) puanları ile sınav sonuçları esas alınır. Değerlendirme 100 tam puan üzerinden yapılır. Değerlendirme puanının % 10'unu kıdem, % 20'sini eğitim, % 10'unu etkinlikler, % 10'unu sicil (iş başarımı) ve % 50'sini de sınav puanı oluşturur.

Kariyer basamaklarında yükselecekler değerlendirme puanlarına göre başarı sıralamasına alınır. Değerlendirmeye alınmak için sınav tam puanının en az % 60'ını almış olmak şartı aranır.

Sınav yılda bir defa olmak üzere ÖSYM'ce yapılır.

Alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans öğrenimini tamamlamış öğretmenlerden uzman öğretmenlik, doktora öğrenimini tamamlamış olan öğretmenlerden ise başöğretmenlik için sınav şartı aranmaz. Bu durumda olan öğretmenler kıdem, hizmet içi eğitim, etkinlikler (bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif çalışmalar) ve sicil (iş başarımı) ölçütlerine göre değerlendirilir.

Öğretmenlik kariyer basamaklarında yükseleceklerin gireceği sınav,

sınava katılacaklarda aranacak en az çalışma süresi, hizmet içi eğitim veya

lisansüstü eğitim nitelikleri, her bir değerlendirme ölçütüne ilişkin hususlar

ve puan değerleri, alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans

veya doktora öğrenimini tamamlamış olanlardan uzman öğretmenlik veya

başöğretmenlik için aranacak kıdem, hizmet içi eğitim, etkinlikler (bilimsel,

kültürel, sanatsal ve sportif çalışmalar) ve sicil (iş başarımı) şartları ve

puan değerleri, branşlar temelindeki uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik

sayıları, yükselmeye ilişkin usul ve esaslar ile diğer hususlar Maliye

Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşleri alınarak Millî

Eğitim Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Toplam serbest öğretmen kadro sayısı içinde, başöğretmen oranı % 10, uzman öğretmen oranı % 20'dir. Bakanlar Kurulu bu oranları bir katına kadar yükseltmeye yetkilidir."

"MADDE 2.- 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesinin "II- Tazminatlar" kısmının "B- Eğitim, Öğretim Tazminatı" bölümünün birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Birinci fıkrada sayılanlardan ayrıca;

a) Başöğretmen unvanını kazanmış olanlara % 40'ına,

b) Uzman öğretmen unvanını kazanmış olanlara % 20'sine,"

B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları

Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 2., 10., 11., 90. ve 128. maddelerine dayanılmış, 7. maddesi ilgili görülmüştür.

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fazıl SAĞLAM, A. Necmi ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR'ün katılımlarıyla 8.9.2004 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.

IV- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- 5204 Sayılı Yasa'nın 1. Maddesiyle 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun 43. Maddesine Eklenen Fıkraların İncelenmesi

1) Birinci Fıkranın İncelenmesi

Dava dilekçesinde, 5 Ekim 1966 İLO-Unesco Ortak Belgesindeki Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararında ve 14.6.1973 günlü, 1739 sayılı Yasa'nın 43. maddesinde öğretmenliğin özel bir uzmanlık mesleği olduğunun belirtilmesine rağmen öğretmenlik mesleğinin kariyer basamaklarına ayrılmasına ilişkin kuralın, Anayasa'nın 90. maddesine, kazanılmış hakları ortadan kaldırması nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

5204 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin birinci fıkrasında, öğretmenlik mesleği; adaylık döneminden sonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağına ayrılmakta, adaylık dönemini başarıyla tamamlayanların mesleğe öğretmen olarak atanması öngörülmektedir.

Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 43. maddesi, "Öğretmenlik,

Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan

özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini Türk Milli Eğitiminin

amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler.

Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik

formasyon ile sağlanır. Yukarıda belirtilen nitelikleri kazanabilmeleri için,

hangi öğretim kademesinde olursa olsun, öğretmen adaylarının yüksek öğrenim

görmelerinin sağlanması esastır. Bu öğrenim lisans öncesi, lisans ve lisans

üstü seviyelerde yatay ve dikey geçişlere de imkan verecek biçimde

düzenlenir." şeklinde iken 5204 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle,

43. maddenin üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere yedi fıkra eklenerek

öğretmenlik mesleğinin kariyer basamaklarına ayrılması esası kabul edilmiştir.

5204 sayılı Yasa'nın genel gerekçesinde Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı ve seçkin bir ortağı yapmada en önemli unsurlar arasında yer alan öğretmenlerin kıdem, eğitim ve iş başarımları esas alınarak, meslekî ve kişisel gelişimlerinin sağlanması, niteliklerinin iyileştirilmesi, statülerinin yaptıkları görevin önem, güçlük ve sorumluluk derecesi çerçevesinde olması gereken seviyeye yükseltilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.

5204 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin konuyla ilgili gerekçesinde ise öğretmenler için bilgide ve iş başarımında yarışmayı ön plana çıkaracak bir teşvik sisteminin kurulması gereğinin duyulduğu, bunun sonucu olarak da adaylık döneminden sonra öğretmenlik mesleğinin, öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olarak üç kariyer basamağa ayrıldığı ve öğretmenlerin meslekî ve kişisel gelişimlerine imkân ve fırsat tanındığı ifade edilmiştir.

1739 sayılı Yasa'nın 43. maddesinin birinci fıkrasında özel bir ihtisas mesleği olduğu belirtilen öğretmenliğin kuralla kariyer basamaklarına ayrılması, yasa koyucunun takdir alanı içerisinde olduğu gibi, getirilen yükselme sisteminin kamu personel rejiminde aranan unsurlardan birisi olan "kariyer" esasıyla da uyumlu bulunduğu açıktır.

Öte yandan, 5204 sayılı Yasa'nın gerekçesinde belirtilen hedeflerin yanında mesleği çekici kılmayı amaçlayan bu sistemde öğretmenler bir hak kaybına da uğramamaktadırlar.

Bu nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın, Anayasa'nın 11. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

2) İkinci Fıkranın İncelenmesi

Dava dilekçesinde, kariyer basamaklarında yükselmede getirilen ölçütlerin birinci fıkra için belirtilen gerekçelerle Anayasa'nın 2., 11. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi yasaların, kanun hükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir. İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verilebilir. İptali istenen kural, konuyla ilgili görülen Anayasa'nın 10. maddesi yönünden de incelenmiştir.

5204 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin ikinci fıkrasında, "Kariyer basamaklarında yükselmede kıdem, eğitim (hizmet içi eğitim, lisansüstü eğitim), etkinlikler (bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif çalışmalar) ve sicil (iş başarımı) puanları ile sınav sonuçları esas alınır. Değerlendirme 100 tam puan üzerinden yapılır. Değerlendirme puanının % 10'unu kıdem, % 20'sini eğitim, % 10'unu etkinlikler, % 10'unu sicil (iş başarımı) ve % 50'sini de sınav puanı oluşturur." denilmektedir.

Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen yasa önünde eşitlik, herkesin

her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Kimi yurttaşların

haklı bir nedene dayanarak değişik kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine

aykırılık oluşturmaz. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler için

değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. Anayasa'nın

amaçladığı eşitlik eylemli değil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar

aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da

öngörülen eşitlik çiğnenmiş olmaz. Başka bir anlatımla, kişisel nitelikleri ve

durumları özdeş olanlar arasında, yasalara konulan kurallarla değişik

uygulamalar yapılamaz. Durumlardaki değişikliğin doğurduğu zorunluluklar, kamu

yararı ya da başka haklı nedenlere dayanılarak yasalarla farklı uygulamalar

getirilmesi durumunda Anayasa'nın eşitlik ilkesinin çiğnendiği sonucu

çıkarılamaz.

Kariyer basamaklarında yükselmedeki ölçütlerden olan "hizmet

içi eğitim" ile ilgili olarak 1739 sayılı Yasa'nın

48. maddesinde, "Öğretmenlerin daha üst öğrenim görmelerini

sağlamak üzere yaz ve akşam okulları açılır veya hizmet içinde yetiştirilmeleri

maksadıyle kurslar ve seminerler düzenlenir. Yaz ve akşam okulları öğretmen

yetiştiren kurumlarca açılır; bunlara devam ederek yeterli krediyi dolduran

öğretmenlere o kurumun belge veya diploması verilir. Milli Eğitim Bakanlığınca

açılan kurs ve seminerlere devam edenlerden başarı sağlayanlara belge verilir.

Bu belgelerin, öğretmenlerin atama, yükselme ve nakillerinde ne ölçüde ve nasıl

değerlendirileceği yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer

almaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın hazırladığı yıllık hizmet içi eğitim planına göre eğitim alacak öğretmenler ve sayıları belirlenerek hizmet içi eğitim gerçekleştirilmektedir. Uygulamada mahalli hizmetiçi eğitim faaliyetlerine katılacak öğretmenler valilik, Bakanlık tarafından yapılan hizmetiçi eğitim faaliyetlerine katılacak olanlar ise Bakanlık onayı ile tespit edilmektedir.

Bu düzenlemelerden kariyer basamaklarında yükselmedeki değerlendirme puanının % 20'lik eğitim kısmı içerisinde yer alan hizmet içi eğitime katılmada öğretmenin iradesinin belirleyici olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumun, hizmet içi eğitim almak üzere görevlendirilmiş öğretmenlerin, bu kapsama alınmayanlara göre kariyer basamaklarındaki değerlendirmede öne geçmelerine ve aynı hukuksal konuma sahip öğretmenler arasında eşitsizliğe yol açacağı açıktır. Hizmetiçi eğitime katılacakların saptanmasında bu eşitsizliği giderici objektif kriterlerin yasada yer almaması nedeniyle kuraldaki "hizmet içi eğitim," ibaresi Anayasa'nın 10. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Kuralın kalan bölümünde yer alan kariyer basamaklarında yükselmeye esas alınacak değerlendirmede kıdem, lisansüstü eğitim, etkinlikler ve sicil puanları ile sınav sonucu ölçütlerinin, öğretmenin çalışmasına ve çabasına bağlı olarak objektif nitelik taşıdığı ve öğretmenler arasında eşitsizliğe yol açmadığı anlaşıldığından kuralın kalan bölümü Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Kuralın kalan bölümünün reddine ilişkin olarak Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın, Anayasa'nın 11. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

3) Üçüncü Fıkranın İncelenmesi

Dava dilekçesinde, kariyer basamaklarında değerlendirmeye alınmak için sınav tam puanının esas alınmasının birinci fıkra için belirtilen gerekçelerle Anayasa'nın 2., 11. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

5204 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kariyer basamaklarında yükselecekler değerlendirme puanlarına göre başarı sıralamasına alınır. Değerlendirmeye alınmak için sınav tam puanının en az % 60'ını almış olmak şartı aranır." denilmektedir.

Kariyer basamaklarında yükseleceklerin değerlendirme puanlarına göre başarı sıralamasına alınmaları sınav sisteminin bir gereğidir. Değerlendirme için öngörülen sınav tam puanının % 60'ının alınması koşulu da, yasa koyucunun takdir alanı içerisinde değerlendirmeyi gerektiren bir konudur.

Bu nedenle, kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın, Anayasa'nın 11. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

4) Dördüncü Fıkranın İncelenmesi

Dava dilekçesinde, sınavın yapılmasına ilişkin kuralın birinci fıkra için belirtilen gerekçelerle Anayasa'nın 2., 11. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

5204 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Sınav yılda bir defa olmak üzere ÖSYM'ce yapılır." hükmü yer almaktadır.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 6. maddesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip olduğu belirtilen Yükseköğretim Kuruluna bağlı olarak kurulan Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinin (ÖSYM), anılan Yasa'nın 10. maddesinde Yükseköğretim Kurulunun tespit ettiği esaslar çerçevesinde istek üzerine yükseköğretim kurumlarına anket, doçentlik sınavları dahil her düzeyde sınav ve değerlendirme işlerini yapacağı öngörülmüştür.

Kuralda, kariyer basamaklarında ölçüt olan sınavın özerkliğe sahip Yükseköğretim Kuruluna bağlı ÖSYM tarafından yapılmasının öngörülmesinin objektif kriterlere göre sınavın yapılması amacını taşıdığı ve sınava girecekler bakımından güvence niteliğinde olduğu açıktır. Sınavın yılda bir defa olması da, yasa koyucunun takdir alanı içerisinde değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Bu nedenle, kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın, Anayasa'nın 11. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

5) Beşinci Fıkranın İncelenmesi

Dava dilekçesinde, kariyer basamaklarında yüksek lisans ve doktora öğrenimini tamamlamış olanlara sınavdan muafiyet getirilmesinin birinci fıkra için belirtilen gerekçelerle Anayasa'nın 2., 11. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

5204 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin beşinci fıkrasında, "Alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans öğrenimini tamamlamış öğretmenlerden uzman öğretmenlik, doktora öğrenimini tamamlamış olan öğretmenlerden ise başöğretmenlik için sınav şartı aranmaz. Bu durumda olan öğretmenler kıdem, hizmet içi eğitim, etkinlikler (bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif çalışmalar) ve sicil (iş başarımı) ölçütlerine göre değerlendirilir." denilmektedir.

Kuralda yer alan "hizmet içi eğitim," ibaresi, ikinci fıkra için belirtilen gerekçelerle Anayasa'nın 10. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 3. maddesinin (t/1) nolu bendine göre yüksek lisans, bir lisans öğretimine dayalı, eğitim-öğretim ve araştırmanın sonuçlarını ortaya koymayı amaçlayan bir yükseköğretimdir; (t/2) bendine göre doktora ise lisansa dayalı en az altı veya yüksek lisans veya eczacılık veya fen fakültesi mezunlarınca Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından düzenlenen esaslara göre bir laboratuvar dalında kazanılan uzmanlığa dayalı en az dört yarı yıllık programı kapsayan ve orijinal bir araştırmanın sonuçlarını ortaya koymayı amaçlayan bir yükseköğretimdir.

Alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans veya doktora öğrenimini tamamlamış öğretmenlerin, bilgilerinin ve uzmanlaşmış araştırmacı niteliklerinin artacağı gözetildiğinde sınavdan elde edilmek istenilen amaca bu yolla ulaşılacağı açıktır. Bu nedenle anılan kişilerin sınavdan muaf tutulmalarında Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı bir yön bulunmamaktadır. İptal isteminin reddi gerekir.

Kuralın kalan bölümünün reddine ilişkin olarak Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın, Anayasa'nın 11. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

6) Altıncı Fıkranın İncelenmesi

Dava dilekçesinde, kuralla yönetmeliğe bırakılan konuların Anayasa'nın 128. maddesindeki "diğer özlük işleri" ibaresi içerinde kaldığı ve yasayla düzenlenmesi gerektiği, bu nedenle kuralın Anayasa'nın 128. maddesine aykırı olduğu, ayrıca birinci fıkra için belirtilen gerekçelerle Anayasa'nın 2., 11. ve 90. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi yasaların, kanun hükmünde kararnamelerin ve TBMM İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir. İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verilebilir. İptali istenen kural, konuyla ilgili görülen Anayasa'nın 7. maddesi yönünden de incelenmiştir.

5204 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin altıncı fıkrasında, "Öğretmenlik

kariyer basamaklarında yükseleceklerin gireceği sınav, sınava katılacaklarda

aranacak en az çalışma süresi, hizmet içi eğitim veya lisansüstü eğitim

nitelikleri, her bir değerlendirme ölçütüne ilişkin hususlar ve puan değerleri,

alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans veya doktora

öğrenimini tamamlamış olanlardan uzman öğretmenlik veya başöğretmenlik için

aranacak kıdem, hizmet içi eğitim, etkinlikler (bilimsel, kültürel, sanatsal ve

sportif çalışmalar) ve sicil (iş başarımı) şartları ve puan değerleri, branşlar

temelindeki uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sayıları, yükselmeye ilişkin

usul ve esaslar ile diğer hususlar Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel

Başkanlığının uygun görüşleri alınarak Millî Eğitim Bakanlığınca çıkarılacak

yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almaktadır.

Kuralda yönetmeliğe bırakılan "sınava katılacaklarda aranacak en az çalışma süresi", "alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans veya doktora öğrenimini tamamlamış olanlardan uzman öğretmenlik veya başöğretmenlik için aranacak kıdem,", "branşlar temelindeki uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sayıları," ve "ile diğer hususlar" ibareleri kariyer basamaklarında yükselme hakkından yararlanabilmeye ilişkindir.

Anayasa'nın 7. maddesine göre Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez. Anayasa'nın 124. maddesinin birinci fıkrasına göre, yönetmelikler, kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarılabilir.

Yasayla düzenleme, konunun tüm ayrıntılarının yasayla

belirlenmesini değil, temel ilkelerin, ölçü ve sınırların yasada gösterilip

uzmanlık ve teknik konulara yönelik ayrıntıların düzenlenmesinin yürütme

organına bırakılmasını ifade eder. Yasada, yönetmelikle düzenlenecek konuların

çerçevesinin, Anayasa yargısı bağlamında denetime olanak verecek biçimde

düzenlenmiş olması gerekir. Kuraldaki "sınava katılacaklarda

aranacak en az çalışma süresi", "alanında ya da eğitim

bilimleri alanında tezli yüksek lisans veya doktora öğrenimini tamamlamış

olanlardan uzman öğretmenlik veya başöğretmenlik için aranacak kıdem,",

"branşlar temelindeki uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sayıları," ve "ile diğer

hususlar" ibarelerinin belirlenmesinde belirtilen çerçeveye yer verilmediği

açıktır. Bu nedenlerle kuraldaki anılan ibareler Anayasa'nın 2. ve 7.

maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.

Kuralın kalan bölümü ise yönetmelikte düzenlenebilecek nitelikte konulara ilişkindir ve Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Kuralın kalan bölümünün reddine ilişkin olarak Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın, Anayasa'nın 11., 90. ve 128. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

7) Yedinci Fıkranın İncelenmesi

Dava dilekçesinde kuralın, yüzde sınırlaması getirmekle, bunun dışında kalan kısmın üzerinden 1739 sayılı Yasa'nın 43. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen uzmanlık unvanının geri alınması anlamına geleceği, bunun Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu, ayrıca birinci fıkra için belirtilen gerekçelerle Anayasa'nın 11. ve 90. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

5204 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin yedinci fıkrasında, "Toplam serbest öğretmen kadro sayısı içinde, başöğretmen oranı % 10, uzman öğretmen oranı % 20'dir. Bakanlar Kurulu bu oranları bir katına kadar yükseltmeye yetkilidir." denilmektedir.

5204 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle getirilen kariyer basamaklarında yükselme sistemi, öğretmenlerin, nitelik ve statülerinin iyileştirilmesine özel önem verilmesi temeline dayanmakta ve öğretmenlerin kıdem, eğitim ve iş başarımları esas alınarak, meslekî ve kişisel gelişimlerinin sağlanması, niteliklerinin iyileştirilmesi, statülerinin yaptıkları görevin önem, güçlük ve sorumluluk derecesi çerçevesinde olması gereken seviyeye yükseltilmesini amaçlamaktadır.

Kuralda, kariyer basamaklarında yükselme koşullarının tümünü sağlasa bile, % 20 ve % 10'luk sınırlama nedeniyle bütün öğretmenler yükselme olanağına sahip olamayacaklardır. Bakanlar Kurulu'na tanınan bu oranları bir katına kadar yükseltme yetkisinin kullanılmasında da aynı sonuçla karşılaşılabilecektir.

Anılan oranlar dolduğunda geride kalan öğretmenler, boşalma olana kadar yüzde yüz başarı elde etseler bile, uzman ve/veya başöğretmen hakkını elde edemeyeceklerdir. Bu durum ise yığılmalara, tıkanmalara ve çalışma hayatında olumsuzluklara neden olabilecektir. Öngörülen kontenjanlardaki yüzdelere giren son kişilerle aynı değerlendirme puanına sahip olanların kontenjan dışında kalmaları hali hukuk devleti ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Bu nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Haşim KILIÇ bu görüşe katılmamıştır.

Kuralın, Anayasa'nın 11. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

B- 5204 Sayılı Yasa'nın 2. Maddesiyle 14.7.1965 günlü, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 152. Maddesine Eklenen Fıkranın İncelenmesi

Dava dilekçesinde, öğretmenlik mesleğinin kariyer basamaklarına ayrılmasının Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine, eşit işe eşit ücret ilkesini kaldırdığı için de Anayasa'nın 10. ve 11. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

5204 sayılı Yasa'nın 2 maddesiyle, 14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 152. maddesinin "II- Tazminatlar" kısmının "B- Eğitim, Öğretim Tazminatı" bölümünün birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkra ile başöğretmen unvanını kazanmış olanlara % 40'ına, uzman öğretmen unvanını kazanmış olanlara % 20'sine kadar miktarda ödeme yapılması öngörülmektedir.

Kuralla, kariyer basamaklarında yükselmede başarılı olanlara mali katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Getirilen mali olanak, öğretmenlerin bu sistemdeki performanslarını artırmada teşvik niteliği taşımakta olup, öğretmenler için bir hak kaybına neden olmamaktadır. Ayrıca kuralla, farklı kariyer basamaklarındaki kişilere farklı ücret verilmesi sonucu doğmasında eşitlik ilkesine de aykırılık söz konusu değildir.

Bu nedenle kural, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın, Anayasa'nın 11. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

V- İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ

2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrasında, Yasa'nın belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.

5204 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle 1739 sayılı Yasa'nın 43. maddesinin sonuna eklenen altıncı fıkranın, iptal edilen ibareleri nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan kalan bölümünün de 2949 sayılı Yasa'nın 29. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptali gerekir.

VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ

30.6.2004 günlü, 5204 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un:

A) 1- 1. maddesiyle 14.6.1973 günlü, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun 43. maddesinin sonuna eklenen;

a- Birinci fıkraya,

b- İkinci fıkranın "... hizmet içi eğitim, ..." ibaresi dışında kalan bölümüne,

c- Üçüncü fıkraya,

d- Dördüncü fıkraya,

e- Beşinci fıkranın "... hizmet içi eğitim, ..." ibaresi dışında kalan bölümüne,

2 - 2. maddesiyle 14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 152. maddesinin "II- Tazminatlar" kısmının "B- Eğitim, Öğretim Tazminatı" bölümünün birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkraya,

yönelik iptal istemleri, 21.5.2008 günlü, E. 2004/83, K. 2008/107 sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkra ve bölümlere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,

B) 1. maddesiyle 1739 sayılı Yasa'nın 43. maddesinin sonuna eklenen;

1- İkinci fıkrada yer alan " ... hizmet içi eğitim, ..." ibaresine,

2- Beşinci fıkrada yer alan " ... hizmet içi eğitim, ..." ibaresine,

3- Altıncı fıkraya,

4- Yedinci fıkraya,

ilişkin iptal hükümlerinin süre verilerek yürürlüğe girmesinin ertelenmesi nedeniyle bu fıkra ve ibarelere yönelik YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,

21.5.2008 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

VII- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında "Kanun,

kanun hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da

bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte

yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi İptal hükmünün yürürlüğe

gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede

yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez" denilmekte,

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun'un 53.

maddesinin dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır. Maddenin beşinci

fıkrasında ise Anayasa Mahkemesi'nin, iptal halinde meydana gelecek hukuksal

boşluğu kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlâl edici mahiyette görmesi

halinde yukarıdaki fıkra hükmünü uygulayacağı belirtilmektedir.

5204 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin iptal edilen fıkra ve ibarelerinin doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince iptal hükümlerinin, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

VIII- SONUÇ

30.6.2004 günlü, 5204 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un:

A- 1. maddesiyle 14.6.1973 günlü, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun 43. maddesinin sonuna eklenen;

1- Birinci fıkranın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- İkinci fıkranın;

a- " ... hizmet içi eğitim, ..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

b- Kalan bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

3- Üçüncü fıkranın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

4- Dördüncü fıkranın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

5- Beşinci fıkranın;

a- " ... hizmet içi eğitim, ..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

b- Kalan bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

Altıncı fıkranın;

a- " ... sınava katılacaklarda aranacak en az çalışma süresi, ...", "... alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans veya doktora öğrenimini tamamlamış olanlardan uzman öğretmenlik veya başöğretmenlik için aranacak kıdem, ...", " ... branşlar temelindeki uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sayıları, ...", "... ile diğer hususlar ..." ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

b- Kalan bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

7- Yedinci fıkranın Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B- 2. maddesiyle 14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 152. maddesinin "II- Tazminatlar" kısmının "B- Eğitim, Öğretim Tazminatı" bölümünün birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mustafa YILDIRIM, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

C- 1. maddesiyle 1739 sayılı Yasa'nın 43. maddesinin sonuna eklenen altıncı fıkranın, iptal edilen ibareleri nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan kalan bölümünün de 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğince İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

D- İptal edilen fıkra ve ibarelerinin doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince iptal hükümlerinin, KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

21.5.2008 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Mustafa

YILDIRIM

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Şevket APALAK

KARŞIOY

YAZISI

30.6.2004 günlü, 5204 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un gerekçesinde, Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı ve seçkin bir ortağı yapmada en önemli unsurlar arasında yer alan öğretmenlerin kıdem, eğitim ve iş başarımları esas alınarak, meslekî ve kişisel gelişimlerinin sağlanması, niteliklerinin iyileştirilmesi, statülerinin yaptıkları görevin önem, güçlük ve sorumluluk derecesi çerçevesinde olması gereken seviyeye yükseltilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.

Madde gerekçelerinde ise, düzenlenen hükümler ile

öğretmenlik mesleğine dinamizm kazandırılmasının amaçlandığı, göreve ilk

başladığı günden, emekli oluncaya kadar geçen meslek hayatı süresince öğretmen

sıfatı dışında başka bir kategoride değerlendirilmeyen öğretmenlerin, Devlet

memurluğu statüsünün gereği hak ve menfaatlerindeki doğal gelişmeler ile bazı

kişisel yaklaşımlar dışında yenileşme ve gelişme yönünden teşvik

edilmemelerinin Devletimiz ve Milletimizin geleceği bakımından bir zorunluluk

olarak görüldüğü, öğretmenler için bilgide ve iş başarımında yarışmayı ön plana

çıkaracak bir teşvik sisteminin kurulmasına duyulan ihtiyaç nedeniyle adaylık

döneminden sonra öğretmenlik mesleğinin; öğretmen, uzman öğretmen ve

başöğretmen olarak üç kariyer basamağa ayrıldığı ve öğretmenlerin mesleki

ve kişisel gelişimlerine imkan ve fırsat verilmesine çalışıldığı

belirtilmiştir.

Kanun'un 1. maddesinin yedinci fıkrasında iptaline karar verilen düzenleme ile, toplam serbest öğretmen kadro sayısı içinde, başöğretmen oranı % 10, uzman öğretmen oranı %20 ile sınırlandırılmış, Bakanlar Kurulu'nun bu oranları bir katına kadar yükseltmeye yetkili olduğu belirtilmiştir.

Öğretmenlerin uzman ve başöğretmen olmaları, Yasa'nın 2. maddesi gereğince, mali bir külfet meydana getirmektedir. 1. maddenin yedinci fıkrasındaki sınırlama bundan kaynaklanmaktadır.

Kariyer basamaklarında yükselme sisteminin temel amacı, öğretmenlerin niteliklerini artırmaktır. 5204 sayılı Yasa'nın 2. maddesinde getirilen malî olanak, yalnızca öğretmenlerin bu sistemdeki performanslarını artırmada sembolik bir teşvik niteliği taşımaktadır.

Anayasa'ya uygun olmak kaydıyla yasakoyucunun kamu

görevlilerinin statülerine ilişkin yeni kurallar koyma ya da var olan kuralları

değiştirme yetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur. Belirli önemde bazı kamu hizmetlerinin

özelliklerini gözeterek gerçekleştirdiği bu tür düzenlemeler yasakoyucunun,

anayasal ilkelere bağlı kalmak ve hizmetin gereklerini dikkate almak koşuluyla

takdir yetkisi içinde kalan yasama işlemleridir. Bu bağlamda toplam serbest

öğretmen kadro sayısı içinde, başöğretmen oranının % 10, uzman öğretmen

oranının % 20 ile sınırlandırılması da yasama organının takdirinde olan bir

husus olarak görülmelidir. Yasakoyucu, seviye ve kaliteyi yükseltmek amacıyla

getirdiği yeni sistemin ortaya çıkaracağı mali yükü göz önünde bulundurarak bu

alandaki takdirini başöğretmen ve uzman öğretmen kadro sayılarının

sınırlandırılması yönünde kullanmış ve kadrolardaki tıkanıklığı belli ölçüde

giderecek bir tedbir olarak Bakanlar Kurulu'nun bu oranları bir katına kadar yükseltmeye

yetkili olduğunu da hükme bağlamıştır.

Bu nitelik ve yapısıyla yasakoyucunun, eğitim hizmetinin gereklerini, Devletin olanak ve ihtiyaçlarını da gözetmek suretiyle başöğretmen ve uzman öğretmen kadro sayılarını sınırlandırması takdir yetkisi kapsamında görülmesi gereken bir tutumdur. Aksine düşünce yasakoyucunun takdir yetkisini çok dar bir çerçeveye hapsedilmesi anlamına gelecektir.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup, bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde Anayasa'nın ve yasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir.

Kazanılmış haklara saygı ilkesi, hukukun genel ilkelerinden

birisini oluşturmaktadır. Kazanılmış hak, özel hukuk ve kamu hukuku alanlarında

genel olarak, bir hak sağlamaya elverişli nesnel yasa kurallarının bireylere

uygulanması ile onlar için doğan öznel hakkın korunması anlamında kabul

edilmelidir. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın, yeni

yasadan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde

edilmiş olması gerekmektedir. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan,

kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş haktır. Bir statüye

bağlı olarak ileriye dönük, beklenen haklar, kazanılmış hak niteliği

taşımamaktadır. Bu nedenle, 5204 sayılı Kanun'un 1. maddesinin yedinci

fıkrasında iptaline karar verilen düzenleme ile yasakoyucunun, eğitim

hizmetinin gereklerini, Devletin olanak ve ihtiyaçlarını da gözetmek suretiyle

başöğretmen ve uzman öğretmen kadro sayılarını sınırlandırması nedeniyle ihlal

edilen kazanılmış bir hakkın varlığından söz etmek mümkün değildir.

Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen "Yasa önünde eşitlik

ilkesi" hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile

eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı

durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını

sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,

aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa

karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin

her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki

özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve

uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal

durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi

zedelenmez.

5204 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra gerekli koşulları sağlayarak belirlenen kontenjanlara dahil olacak öğretmenlerle, kontenjan fazlası durumunda olan öğretmenler aynı hukuksal konumda bulunmadıklarından eşitlik karşılaştırmasına esas alınamazlar.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olmadığı ve iptal isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmadım.

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

KARŞIOY

YAZISI

Anayasa'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi"

başlıklı 42. maddesinde eğitim ve öğretimin Atatürk ilkeleri ve inkılapları

doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve

denetimi altında yapılacağı; ilköğretimin kız ve erkek bütün vatandaşlar için

zorunlu ve Devlet okullarında parasız olduğu; eğitim ve öğretim kurumlarında

sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler

yürütüleceği belirtilmiştir. Anayasanın 58. maddesinde de Devletin, istiklal ve

Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müspet ilmin ışığında, Atatürk ilke

ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez

bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve

gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alacağı vurgulanmıştır.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 43. maddesinin sonuna eklenen fıkralar ve 657 sayılı devlet Memurları Kanunu'nun 152. maddesinin sonuna eklenen fıkra ile öğretmenlik mesleğinin "öğretmen", "uzman öğretmen" ve "başöğretmen" olarak üç kariyer basamağına ayrılması, bunlara farklı ödemeler yapılması öngörülmüştür.

Öğretmenlik, çocukları ve gençleri bilgili, aydın, topluma

ve insanlığa yararlı bireyler olarak yetiştirme mesleğidir. Kültürümüzde,

öğretmeyi ve öğretmenliği yücelten pek çok özdeyiş bulunduğu gibi,

Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder de "Milletleri kurtaranlar yalnız ve

ancak öğretmenlerdir" diyerek bu mesleğin mensuplarını onurlandırmıştır.

Öğretmenlik sıradan bir bürokratik görev olmayıp, önemli ölçüde pedagojik bilgi

ve beceriye dayalı, eğitim ve öğretim hizmetinden yararlanan grubun zihinsel,

sosyal, psikolojik ve ekonomik koşullarına göre "insan" unsurunun son

derece önem kazandığı bir etkinliktir. Her öğretmen kendi branşında uzman olup,

bu bilgisini öğrencilerine aktarmaktaki başarısı da öğretmenin ustalığını

belirleyen başlıca etkendir. Henüz birkaç yıllık bir öğretmen son derece iyi

öğrenciler yetiştirirken, yılların öğretmeni olan birinin aynı derecede başarılı

olamaması, hatta aynı özveri ve gayreti göstermemesi de mümkündür. Öğrenci

yetiştirmekteki ustalık ve becerinin, öğretmenin taşıdığı ünvanla ölçülmesi

olanaklı değildir. Bu nedenle öğretmenlerin, "yalnızca öğretmen",

"uzman" ve "başöğretmen" şeklinde, oranları yasayla

belirlenmiş gruplara bölünmesi, tabir caizse bir nevi "kota

sistemi" getirilmesi, öğretmenliği sadece belli kıdeme ve sınav

sonuçlarına göre terfi edilebilen bürokratik bir kamu hizmetine dönüştürecek,

öğretmenle öğrenci arasında olması gereken sevgi, saygı ve güven ortamını

zedeleyebilecek, sonuç olarak Anayasa'nın öngördüğü eğitim amaç ve hedeflerinin

özüne aykırılık oluşturacaktır.

Öte yandan öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesi ve kıdemli veya başarılı öğretmenlere daha geniş olanaklar tanınması için, yasa koyucunun önünde, Anayasa'ya aykırılık taşımadan da düzenlemeler yapılabilecek çok geniş bir takdir alanı bulunmaktadır.

Yukarıdaki nedenlerle, iptali istenen tüm yasa kurallarının Anayasa'nın 42. maddelerine aykırı oldukları ve iptal edilmeleri gerektiği düşüncesindeyim.

Başkan

Haşim

KILIÇ

KARŞIOY

GEREKÇESİ

30.06.2004 günlü, 5204 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un;

1)1. maddesi ile 14.06.1973 gün ve 1739 sayılı Milli Eğitim

Temel Kanunu'nun 43 üncü maddesinin üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere yedi

fıkra eklenmiştir. Buna göre "Öğretmenlik mesleği" adaylık döneminden

sonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağına

ayrılmakta, kariyer basamaklarında yükselme koşulları ise kıdem, eğitim,

etkinlikler, sicil, sınav sonuçlarına göre değerlendirilmekte, sınav konusunda

iki ayrı muafiyet durumu olduğu belirtilmektedir. Madde ile eklenen 6. fıkrada

ise bütün maddeyi kapsayacak şekilde; "Öğretmenlik kariyer basamaklarında yükseleceklerin

gireceği sınav, sınava katılacaklarda aranacak en az çalışma süresi, hizmetiçi

eğitim veya lisansüstü eğitim nitelikleri, her bir değerlendirme ölçütüne

ilişkin hususlar ve puan değerleri, alanında ya da eğitim bilimleri alanında

tezli yüksek lisans veya doktora öğrenimini tamamlamış olanlardan uzman

öğretmenlik veya başöğretmenlik için aranacak kıdem, hizmetiçi eğitim,

etkinlikler (bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif çalışmalar) ve sicil (iş

başarımı) şartları ve puan değerleri, branşlar temelindeki uzman öğretmenlik ve

başöğretmenlik sayıları, yükselmeye ilişkin usul ve esaslar ile diğer hususlar

Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşleri alınarak

Milli Eğitim Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." denilmektedir.

Anayasa'nın 7. maddesinde; "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." hükmü yer almıştır.

Anayasa'nın "Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler" başlıklı 128. maddesinin ikinci fıkrasında ise; "Memurların diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir." denilmektedir.

Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında da belirtildiği gibi açıkça Kanunla düzenleneceği belirtilen konularda Yasa ile yetkili kılınmış olsa dahi yürütmenin kural koyma yetkisi yoktur ve bu sınır aşılarak yapılan düzenlemeler Anayasa'ya aykırılık oluşturur.

Bu durumda, Kanunla düzenlenmesi gereken konuların yönetmelikle düzenlenmesini öngören dava konusu kural, Anayasa'nın 7. maddesi ve 128. maddesinin ikinci fıkrasına aykırıdır.

2) 2. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 152. maddesinin "II-Tazminatlar" kısmının "B-Eğitim, Öğretim Tazminatı" bölümünün birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkra ile "a) Başöğretmen ünvanını kazanmış olanlara %40'ına; b) Uzman öğretmen ünvanını kazanmış olanlara %20'sine" kadar tazminat verileceği hükme bağlanmaktadır. Madde hükmü ile 1. maddedeki düzenlenmeye göre öğretmenlik mesleğinin kariyer basamaklarına ayrılışı esas alınarak uzman öğretmen, başöğretmen için farklı oranlarda ilave "eğitim, öğretim tazminatı" verilmesi öngörülmektedir.

Yasa'nın 1. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptali gerektiği görüşümüz karşısında, bu maddeye istinaden yapılan kariyer ayrımının esas alınması suretiyle öğretmenlik mesleği için farklı oranlarda mali katkı sağlanmasını düzenleyen 2. madde hükmü de aynı gerekçe ile Anayasa'nın 7. maddesi ve 128. maddesinin ikinci fıkrasına aykırıdır.

Açıklanan nedenlerle 30.06.2004 günlü, 5204 sayılı Yasa'nın 1. ve 2. maddelerinin Anayasa'nın 7. maddesi ve 128. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle verilen karara karşıyız.

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

AZLIK

OYU

İptali istenilen yasa kurallarıyla öğretmenlik kariyer basamaklarına ayrılmakta, yükselme ve bu nedenle girilecek sınavlara ilişkin ilkeler öngörülmektedir.

Anayasa'nın 42. maddesinde eğitim ve öğretim hakkına özel önem verilmiş, eğitimin ve öğretimin çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre yapılacağı vurgulanmış, 70. maddesinde kamu hizmetine alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilmeyeceği öngörülmüştür.

Anayasa'nın 2. maddesinde anlam bulan hukuk devleti, bütün işlem ve eylemlerinde hukuk kurallarına uygun davranan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına dayanan ve yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletinin bu amaçlar doğrultusunda ortaya çıkan ilkeleri arasında, güvenilirlilik ile inanırlığı içeren öngörülebilirlik ve kazanılmış haklara saygı da yer almaktadır. 10. maddede öngörülen eşitlik de Anayasa'nın temel ilkelerindendir.

Eğitim ve öğretimin sunum ve yürütülmesinde ana görev üstlenen öğretmenliğin, işlev ve kazanım bakımından yerleşik ve boyutlu özelliklerin varlığını gerektirdiğinde kuşku yoktur. İto-unesco Ortak belgesinde öğretmenlik için uzmanlığın ön koşul olduğu vurgulanmaktadır. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu da öğretmenliğin uzmanlık mesleği olduğunu açıklamaktadır. Buna göre öğretmen olarak başlanılan kamu hizmeti için aranacak öncelikli nitelik, alanının uzmanı olunmasıdır. Alan ve pedogojik ile örülmüş lisans eğitimleri ve atanma ilkeleri bunun ön kabulleridir.

Çağdaş bilim ve eğitim ilkelerine göre yürütülecek olan

eğitimi gerçekleştirecek olan ve uzman olduğunda 1739 sayılı Yasa'ya göre

tartışma bulunmayan öğretmenlerin kariyerlerinin basamaklara ayrılması ve

ayrıca öğretmenlerin bir bölümünün uzman olmadığı sonucunu verecek izlenime

neden olunması, anayasal ilkenin özünde barındırdığı eğitimi yürüteceklerin

niteliklerinden ve eğitimden kuşku duyulmaması yaklaşımıyla bağdaşmaz. Eş bir

anlatımla, eğitim ve öğretimden yararlananlar kendilerine bilgi, görgü ve

deneyim aktaranların aynı düzeyde öğretmenler olmasını arar ve bu konuda kuşku

duymak istemez. Bu durum, yürütülen ve alınan hizmetin inanılırlığını ve

güvenilirliğini sağlarken, öğrenme ve öğretme konusunda doğabilecek

olumsuzlukların da önüne geçer. Ayrıca, kariyer basamaklarının yüzdelerle

sınırlanmış olmasının, karara yansıdığı gibi hizmeti alanlar ve verenler

yönünden sakıncaları çoğaltacağı da açıktır. Dahası kariyer basamakları

Yasa'dan önce göreve başlayanların uzmanlık ve öğretmenlik konumlarını gerek

işlevsel ve gerekse özlük hakları yönünden etkileyecek ve böylece kazanılmış

haklarla da çelişir sonuçlar ortaya çıkartacaktır.

Belirtilen nedenlerle, öğretmenliğin kariyer basamaklarına ayrılması ile bu ayrımlara dayalı kuralların Anayasa'nın 2., 10. ve 42. maddelerine aykırılığından ötürü iptali gerekeceği oyuyla kararın bu kısımlarına karşıyım.

Üye

Mustafa

YILDIRIM

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

KARŞIOY

İptali istenilen; 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun 43. maddesine, ek fıkralar getiren 5204 sayılı Yasa'nın 1. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 152. maddesinin birinci fıkrasına eklenen fıkralara bakıldığında,

Öğretmenlik mesleğinin öğretmen, uzman öğretmen ve branş öğretmeni olarak üç kariyer basamağına ayrıldığı, bilahare bu basamakları haketme ölçü ve değerlendirmelerinin nasıl yapılacağı ifade edilmektedir.

Öğretmenlik mesleği; 5204 sayılı Yasa'nın genel gerekçesinde de belirtildiği gibi gelişmiş ve bilgi toplumu olabilme yolunda genç kuşaklara çağdaş temellerde değer ve düşünceler ile üstün becerilerin kalıcı bir biçimde kazandırılması yolunda faaliyet göstermektir.

Ancak anılan meslek görevlisinin nitelik ve statülerini kariyer adı altında ayrıştırarak eğitim ve öğretimin iyileştirilmesi çabası olarak gösterilmesi, temel eğitimin zorunlu tarafı durumundaki eğitilen, yani öğrenci yönünden eğitimin eşit bilgi paylaşımı ve edinilmesi bağlamında eğitimde fırsat ve olanak eşitsizliğini de beraberinde getirmektedir.

Anayasa'mızın 42. maddesi eğitim ve öğrenim hak ve ödevini tanımlarken, Devletçe belirlenmiş eğitim hedefinde erişilmek istenen seviyeye uygun müfredat ve programların farklı statüde ve bilgi seviyesinde olan görevli öğretmenler tarafından değil, fırsat ve olanak eşitliği içinde herkese alanında bilgi sahibi öğretmenince verileceğini varsayarak ifade etmeye çalışmıştır.

Öğretmenin mesleği içinde kariyer edinmesi mesleki ve kişisel niteliklerinin gelişmesinin sağlanması, emeği karşılığında özlük haklarının da iyileştirmesi olarak doğru bir anayasal yaklaşım ise de, çabası yönetici kadroları ve özel eğitim ve korunma gereksinimli istisnai hal kapsamında eğitilenler ve eğitim görevini ifa edenler dışında, genelinde yaptıkları görev açısında durum ve konumlarında hiç bir farklılık olmayacak öğretmenler arası statüter bir ayrımcılık, öğretmenin yaptığı iş'in muhatapları yönünden de, aşağıda açıklanması zorunlu adil ve sosyal hukuk devletinde olmaması gereken yansımalar yaratacaktır.

Öğretmenler gibi, kamu görevi sayılan bazı meslek

dallarındaki ihtisaslaşma, görev ağırlığına ve sorumluluğuna ilişkin rütbe ve

sınıflamalar, hep görev yapanın karşılaştığı güçlüğe, hizmette geçen süre ve

liyakatına, hizmet alanın özel ve teknolojik nedenlerle özel ihtiyacı gibi

sebeplerle oluşturulmuş ise de örneğin kendi alanı olan matematik ya da tarih

dersinde, öğretmen, uzman öğretmen, branş öğretmen ayrımının eğitim alan

yönünden öğretmenlerince takip edilecek müfredat ve eğitim yolu sistem sapması

olmayacağına ve yapamayacaklarına göre, katkıları ne olacak, nasıl ölçülecek,

katkı kabul edilecek ise aynı dalda öğrencinin eğitimini branş öğretmen yerine,

uzman öğretmenden alan yönünden adilliği tartışılmayacak mıdır' Adil olduğu söylenebilecek

midir'

Devlet eli ile yapılan temel eğitim ve öğretimde farklı nitelikleri statü ile öne çıkarılan derecelendirilmiş öğretmenlerce verilecek eğitimde, yöresel farklı kuşak ve eğitim seviyeleri yaratabilecek olmaları temel amacı ile bağdaşmamaktadır.

Yapacağı görev yönünden farklı konumda bulunmayan ancak öğretmenin kişisel gelişimine ve mesleksel beceri ve kültürüne liyakat nedeniyle sayısal olarak sınırlayıp özlük hakları yönünden yapılacak iyileştirmenin, bir yüzde ile ifade edilmesi bu yüzdenin ayrı sınıf öğretmenler yaratıyor olarak algılanması, öğretmenler arası çalışma barışına da engel olacak niteliktedir.

Öğretmen kadroları bu statüter derecelendirme sonrasında bulunduğu okul yönünden önem kazanacak, kimi bölge ve yörelerde ayrıcalıklar yaratacak olumlu/olumsuz talep ve tercih odağı olacaklardır.

Sosyal devlet, toplumsal huzursuzluk ve yakınmaların oluşumunun sebebi değil engel olan devlettir.

Öğretmenlik mesleği sunduğu hizmet yönünden vardır ve önemlidir. Sunulan hizmet ülkenin geleceği genç kuşakların temel eğitimidir. Temel eğitimin, okula ve kadrosuna göre nitelenmesine neden olacak düzenleme bu okulların ve kadroların korunduğu, farklı eğitim sunulduğu kanısını derinleştirecek ve eğitimde fırsat ve olanak eşitliğini öğrenciler yönünden bozacaktır.

Öğretmenlerin temel eğitimde kariyer basamakları ile ayrıştırılarak sınıflandırılmasına olanak sağlayan kuralın Anayasa'nın 2. ve 42. maddelerine aykırı olduğu düşüncesi ile çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.

Üye

Şevket

APALAK

Üye

Serruh

KALELİ

Anayasa Mahkemesi, E. 2004/83, K. 2008/107, 21 Mayıs 2008 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasının Konusu
  4. Iı- Yasa Metinleri
  5. Iıı- İlk İnceleme
  6. Iv- Esasın İncelenmesi
  7. V- İptalin Diğer Kurallara Etkisi
  8. Vı- Yürürlüğün Durdurulması İstemi
  9. Vıı- İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  10. Yıldırım
  11. A. Necmi ÖZLER
  12. Özgüldür
  13. Karşıoy
  14. Yazısı
  15. Perktaş
  16. Karşıoy
  17. Yazısı
  18. Kılıç
  19. Karşıoy
  20. Gerekçesi
  21. Azlık
  22. Oyu
  23. Yıldırım
  24. Perktaş
  25. Karşıoy
  26. Apalak
  27. Kaleli
  28. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2004/83
Karar No
2008/107
Tarih
21 Mayıs 2008

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2004/47 K.2008/96
  • AYM Norm Denetimi E.2005/26 K.2008/105
  • AYM Norm Denetimi E.2004/73 K.2008/100
  • AYM Norm Denetimi E.2005/68 K.2008/102
  • AYM Norm Denetimi E.2008/33 K.2008/113
  • AYM Norm Denetimi E.2003/94 K.2008/123

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.