İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2005/16 K.2009/139

R.G. Tarih-Sayı :19.03.2010-27526

Esas2005/16Karar2009/139Tarih8 Ekim 2009Okuma16 dk · 3.231 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
8 Ekim 2009
Esas Sayısı
2005/16
Karar Sayısı
2009/139
Karar Günü
8.10.2009
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.231 kelime·16 dk okuma·22 bölüm

R.G. Tarih-Sayı :19.03.2010-27526

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu

İTİRAZIN KONUSU

22.6.1965 günlü, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'a 4415 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle eklenen Ek Madde 3'ün birinci fıkrasının üçüncü tümcesi ile ikinci fıkrasının, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 42., 138. ve 174. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.

I- OLAY

Yaz Kur'an kurslarının haftalık süresini üç günden beş güne çıkaran Yönetmelik değişikliğinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay Sekizinci Dairesi'nde açılan davada verilen red kararı üzerine davacı tarafından yapılan temyiz başvurusunda, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, iptali ve yürürlüğünün durdurulması için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

22.6.1965 günlü, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'a 4415 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle eklenen ve itiraz konusu kuralları içeren Ek Madde 3 şöyledir:

'İlk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri dışında, Kur'anı-Kerim ve mealini öğrenmek, hafızlık yapmak ve dini bilgiler almak isteyenlerden ilköğretimi bitirenler için, Diyanet İşleri başkanlığınca Kur'an kursları açılır. Bu kurslardaki din eğitim ve öğretimi kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlıdır. Ayrıca ilköğretimin 5 inci sınıfını bitirenler için tatillerde ve Milli Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetiminde yaz Kur'an kursları açılır.

Kur'an kurslarının açılış, eğitim-öğretim ve denetimleri ile bu kurslarda okuyan öğrencilerin barındığı yurt veya pansiyonların açılış ve çalışmalarına dair hususlar yönetmelikle düzenlenir.'

B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 42., 138. ve 174. maddelerine dayanılmış, 24. maddesi ilgili görülmüştür.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, A.Necmi ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR'ün katılımlarıyla 22.2.2005 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına, oybirliğiyle karar verilmiştir.

V - ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, Danıştay'ın hukuka aykırı bularak iptal ettiği kuralların Yasa ile düzenlendiği, temel eğitim yıllarında laik eğitimi kesintisiz olarak ve bir bütünlük içerisinde tamamlamamış çocuklara dinsel eğitim verilmesinin öngörüldüğü, bu nedenlerle düzenlemenin Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 42., 138. ve 174.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İtiraz yoluna başvuran Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu Anayasa'ya aykırılık gerekçesini Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 42., 138. ve 174. maddelerine dayandırmış ise de, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinde Anayasa Mahkemesi'nin kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda olmadığı ve taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık incelemesi yapabileceğinden, itiraz konusu kural belirtilen maddelerle birlikte Anayasa'nın 24. maddesi yönünden de incelenmiştir.

İtiraz konusu kurallarla, ilköğretimin beşinci sınıfını bitirenler için tatillerde ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın denetim ve gözetiminde yaz Kur'an kursları açılması ve bu kursların açılış, eğitim-öğretim ve denetimleri ile bu kurslarda okuyan öğrencilerin barındığı yurt ya da pansiyonların açılış ve çalışmalarına ilişkin hususların yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmektedir.

Anayasa'nın Başlangıç'ında lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal

din duygularının Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı, 2.

maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin başlangıçta belirtilen temel ilkelere

dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu, 24. maddesinde

herkesin din ve vicdan özgürlüğüne sahip olduğu, 42. maddesinde eğitim ve öğretimin

Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda çağdaş bilim ve eğitim esaslarına

göre Devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı, 138. maddesinde yasama ve

yürütme organları ile idarenin Mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları, bu

organların ve idarenin Mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremeyeceği ve

yerine getirilmesini geciktiremeyeceği öngörülmüş, 174. maddesinde de eğitim ve

öğretim birliği esasını getiren Tevhidi Tedrisat Kanunu'nun da korunması

gereken inkılap yasalarından olduğu belirtilmiş ve bu kuralların Anayasa'ya

aykırı olduğu şekilde anlaşılamayacağı ve yorumlanamayacağı vurgulanmıştır.

Buna göre, ülkemizde eğitim ve öğretim birliği esası geçerlidir. Anayasa'nın 42. maddesi genel olarak eğitim ve öğrenim hakkını düzenlerken, 24. maddesi din ve ahlak eğitim ve öğretimini düzenlemiştir. Anayasa bu düzenlemeleriyle, eğitim ve öğretimin Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılmasını öngörmüştür.

Anayasa'nın 24. maddesinin gerekçesinde ve Anayasa Mahkemesi'nin 16.9.1998 günlü, K:1998/52 sayılı kararında da belirtildiği gibi, din eğitim ve öğretiminin devletin gözetim ve denetimi altında yapılmasının öngörülmesi ile, eğitim ve öğretim özgürlüğünün kötüye kullanılmasının engellenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Dinler hakkında yansız ve tanıtıcı bilgiler vermek ve ahlaki değerleri benimsetmek amacıyla din kültürü ve ahlak öğretimi dersleri ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasına alınmış, bunun dışındaki din eğitimi ve öğretimi ise, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin iznine bağlı tutulmuştur.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın gözetim ve denetiminde faaliyet

gösterecek yaz Kur'an Kurslarını açacak olan Diyanet İşleri Başkanlığı,

Başbakanlığa bağlı Anayasal bir kuruluştur. Anayasa'nın 136. maddesinde, genel

idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, laiklik ilkesi

doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma

ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine

getireceği belirtilmiştir. 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Kuruluş ve

Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinde de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın

görevleri 'İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili

işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini

yönetmek' olarak düzenlenmiştir.

Din eğitiminde büyüklerden farklı olarak küçüklerin gelişim psikolojileri büyük önem taşır. Dini kavramların bazılarının soyut olması, küçüklerin din eğitiminde zihinsel gelişim basamaklarının dikkate alınmasını zorunlu kılar. İtiraz konusu kural, küçüklerin zihinsel gelişim basamaklarına uygun olarak somut kavramlar döneminden çıkarak soyut kavramları da anlama olgunluğuna eriştiği düşünülen beşinci sınıfı bitirenler için, zorunlu temel eğitimlerini de aksatmayacak şekilde sadece okulların yaz tatilinde Milli Eğitim Bakanlığı'nın gözetim ve denetiminde yaz Kur'an kurslarının açılmasını öngörmektedir.

Buna göre, ilköğretimin beşinci sınıfını bitirenler için, okulların tatil olduğu dönemde, Diyanet İşleri Başkanlığı'nca açılıp, Milli Eğitim Bakanlığı'nın gözetim ve denetiminde yürütülecek ve katılımın kişilerin kendi isteği, küçüklerin ise kanuni temsilcilerinin talebine bağlı olduğu yaz Kur'an kurslarının, sekiz yıllık zorunlu ve kesintisiz laik eğitim ve öğretim faaliyetini engellemesinin sözkonusu olmadığı açıktır.

Öte yandan yasakoyucunun Anayasa'ya aykırı olmamak koşuluyla düzenleme yapması yasama yetkisi içinde bulunduğundan, mahkeme kararlarına konu olmuş alanlarda da bu yetki geçerlidir.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 24., 42., 138. ve 174.maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Cafer ŞAT ve Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

VI - YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN İNCELENMESİ

22.6.1965 günlü, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'a 4415 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle eklenen Ek Madde 3'ün birinci fıkrasının üçüncü tümcesi ile ikinci fıkrasına,

Yönelik iptal istemleri, 8.10.2009 günlü, E:2005/16, K:2009/139 sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkra ve tümceye ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE, 8.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

22.6.1965 günlü, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'a 22.7.1999 günlü, 4415 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle eklenen Ek Madde 3'ün;

1- Birinci fıkrasının üçüncü tümcesinin,

2- İkinci fıkrasının,

Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Cafer ŞAT ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 8.10.2009 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Sacit

ADALI

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Mustafa

YILDIRIM

Üye

Cafer

ŞAT

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

KARŞIOY GEREKÇESİ

Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'a

22.7.1999 günlü, 4415 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle eklenen Ek Madde 3'ün ilk

fıkrasında 'ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu din kültürü ve

ahlâk bilgisi dersleri dışında, Kur'an-ı Kerim ve mealini öğrenmek, hafızlık

yapmak ve dini bilgiler almak isteyenlerden ilköğretimi bitirenler için,

Diyanet İşleri Başkanlığınca Kur'an kursları açılır. Bu kurslardaki din eğitim

ve öğretimi kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin

talebine bağlıdır. Ayrıca ilköğretim 5 inci sınıfını bitirenler için tatillerde

ve Millî Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetiminde yaz Kur'an kursları

açılır.' İkinci fıkrasında da 'Kur'an kurslarının açılış, eğitim-öğretim ve

denetimleri ile bu kurslarda okuyan öğrencilerin barındığı yurt veya

pansiyonların açılış ve çalışmalarına dair hususlar yönetmelikle düzenlenir'

denilmiş, itiraz yoluna başvuran Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu

tarafından bu maddenin birinci fıkrasının son tümcesi ile ikinci fıkrasının

Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenmiştir.

İtiraz konusu kuralın yer aldığı 4415 sayılı Yasa'nın Anayasal

dayanağını oluşturan Diyanet İşleri Başkanlığı'na ilişkin düzenleme 1961

Anayasası'nın 154. maddesinde 'Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri

Başkanlığı, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir' biçiminde yer

almış, 1982 Anayasası'nın konuya ilişkin 136. maddesinde ise daha ayrıntılı

olarak düzenlenerek, genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın,

lâiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında

kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek özel kanununda

gösterilen görevleri yerine getireceği belirtilmiştir. İki kural

karşılaştırıldığında, 1961 Anayasası'ndan farklı olarak 1982 Anayasası'nda,

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın lâiklik ilkesi doğrultusunda görevlerini yerine

getirmesine ve her türlü siyasi görüş ve düşüncenin dışında kalmasına vurgu

yapıldığı görülmektedir. Lâiklik ilkesini benimseyen bir devletin tüm kurum ve

kuruluşlarının bu ilke doğrultusunda görevlerini yerine getirmelerinin Anayasal

bir zorunluluk olmasına karşın, Diyanet İşleri Başkanlığı'na ilişkin

düzenlemede bu ilkenin bir kez daha altının çizilmesi, Kurum uygulamaları açısından

lâiklik ilkesinin taşıdığı yaşamsal önemi göstermektedir.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen lâik devletin, en önemli

özelliklerinden biri hiç kuşkusuz yasa kurallarının dini gerekler gözetilerek

ya da herhangi bir dine ayrıcalık tanıyacak biçimde düzenlenmemesi, başka bir

anlatımla devletin bütün din ve inançlara eşit uzaklıkta olmasıdır. Buna göre,

itiraz konusu kuralla sadece İslâm Dininin öğretilmesine yönelik kurslar

açılmasına izin verilmesinin, farklı dinlere mensup vatandaşlar arasında ayırıma

yol açarak lâiklik ilkesini zedeleyeceği açıktır. Ayrıca, Anayasa'nın 10.

maddesi uyarınca, herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi

inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde

eşit olduğundan farklı dinlere mensup vatandaşlara da aynı olanakların

sağlanması eşitlik ilkesinin de gereğidir. Toplumun büyük çoğunluğunun İslâm

dinine mensup olması da yapılan ayrımcılığın nedeni olamaz. Çağdaş demokrasiler

çoğunlukçu değil çoğulcu rejimlerdir. Anayasa'nın tanıdığı haklardan

yararlanmada vatandaşlar arasında çoğunluğu oluşturup oluşturmamalarına göre

ayırım yapılamaz.

Öte yandan, Anayasa'nın dördüncü fıkrasında 'din eğitim ve

öğretimi ancak kişilerin kendi isteğine kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır'

denilerek ana babanın çocuğa dini eğitim verme hakkına din ve vicdan özgürlüğü

kapsamında yer verilmiş ise de bu hak mutlak olmayıp Anayasa'nın 41.

maddesindeki çocukların korunmasını devlete, görev olarak yükleyen kuralla

birlikte değerlendirilmesi gereken bir haktır. Çocukların korunmasının, çağdaş

dünyada anayasaları aşıp evrensel kurallar haline dönüşmesi, konunun

uluslararası boyutunu da ortaya koymaktadır. Din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili

olarak Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 14. maddesinde, 'Taraf Devletler çocuğun

düşünce, vicdan ve din özgürlükleri hakkına saygı gösterirler' denilmektedir.

Ancak, çocuğun din ve vicdan özgürlüğüne saygı gösterilmesinin bunun bilincine

varmasıyla olanaklı hale gelebileceği de bir gerçektir. Bu durum, belli bir

yaşa ve olgunluğa erişmeden çocuğun din ve vicdan özgürlüğünü etkileyecek bir

baskının yapılmamasını da zorunlu kılar. Anayasa Mahkemesi'nin ilköğretim

kurumlarında sekiz yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitimi öngören 16.8.1997

günlü 4306 sayılı Yasa'ya ilişkin kararında, temel eğitimin, kişinin yaşama

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının yaşama geçirilmesini,

kendisine ailesine ve topluma karşı ödev ve sorumluluklarının bilincinde akıl

ve bilgiyi esas alan çağın gerektirdiği özelliklere sahip olarak yetişebilmesini

ve çocuğun zihinsel gelişimini sağlayarak yeteneklerinin ortaya çıkmasını

kolaylaştıracağı, böylece ana babanın çocuğa vereceği mesleki ve dini terbiye

için sağlıklı bir temel oluşturacağı görüşüne yer verilmiştir. Bu

değerlendirmelerin ailenin dini terbiye verme hakkı ile çocuğun korunması

olgusunu dengeleyen bir anlayışı yansıttığı açıktır.

Anayasa'nın 42. maddesinin üçüncü fıkrasında, eğitim ve öğretimin, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre Devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı, bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamayacağı hükme bağlanmıştır. Bir eğitim türü olan din eğitim ve öğretiminin de aynı anayasal ilkeler çerçevesinde verilmesi zorunlu olduğundan bu ilkelere koşut olarak yapılacak eğitimin de idarenin takdir ve tercihine bırakılmayarak ilkelerinin, çerçevesinin, gözetim ve denetimiyle ilgili esasların yasada gösterilmesi gerekir.

Ulusun geleceğini oluşturan çocukların her konudaki eğitiminin aklın ve bilimin öncülüğünde yapılması, bunun esaslarının objektif olarak belirlenmesi, Devlete Anayasa'nın 5. maddesi ile verilen insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlama yükümlülüğünün de doğal bir sonucudur.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Üye

Serruh

KALELİ

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

KARŞI OY

İtiraz konusu kurallar, devlet okullarının kapalı olduğu yaz tatili döneminde Milli Eğitim Bakanlığı'nın denetim ve gözetimi altında, ilköğretimin 5. sınıfını bitiren öğrenciler için yaz Kur'an kursları açılmasına ve bu kursların açılış, eğitim - öğretim ve denetimleri ile öğrencilerin barınacağı yurt veya pansiyonların açılış ve çalışmalarının yönetmelikle düzenlenmesine ilişkin konuları içermektedir.

Yaz Kur'an kursları ile verilmek istenen eğitimin ayrımcılığa neden olduğuna ilişkin Fulya Kantarcıoğlu'nun 'karşıoy gerekçesi'nde belirttiği düşünceye katılıyorum.

Ayrıca; Anayasa'nın 'Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi' başlıklı 42. maddesinin eğitim esaslarının belirlendiği üçüncü fıkrasında, 'Eğitim ve öğretim Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz' denilmiş;

Gerekçesinde de öğrenim hakkının fert yönünden bir hak, Devlet yönünden ise başta gelen ödevlerden olduğu, eğitim ve öğretimin Devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı, eğitim ve öğretim özgürlüğünün hiçbir şekilde Anayasanın temel felsefesine ve ilkelerine aykırı davranmanın bahanesi olamayacağı, Devletin, bu özgürlüğün kullanılmasında Atatürk ilkelerine çağdaş bilim ve eğitim esaslarına uyulmasını gözeteceği hususları yer almıştır.

Anayasa'nın 24. maddesinde de '... din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din Kültürü ve Ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitimi ve öğretimi ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır...' denilmiştir.

Buna göre, Anayasa'da öngörülen eğitim ve öğretim tanımı içinde yer aldığı konusunda kuşku bulunmayan din eğitimi ve öğretiminin de (yaz Kur'an kurslarının da) Atatürk İlkeleri ve inkılâpları doğrultusunda ve yine Anayasa'da çağdaş bilim ve eğitim olarak ifade edilen öğretim birliği ilkesine uygun olmak üzere Devletin denetim ve gözetimini sağlayan İlk ve orta öğretim kurumlarının bağlı olduğu Milli Eğitim Bakanlığının doğrudan denetim ve gözetimi altında yapılacağı, bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yeri açılamayacağı anlaşılmaktadır.

Gerçekten de Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nda, Ülkemizdeki eğitim ve öğretimin, eğitim ve öğretim birliği esasına göre gerçekleştirileceği, dini nitelikteki eğitim ve öğretim dahil tüm eğitim ve öğretim faaliyetlerinin sadece Milli Eğitim Bakanlığı'nca yerine getirileceği kabul edilmiş, din hizmetlerinin yerine getirilmesi için de elaman yetiştirilmek üzere ayrı okullar ve İlahiyat Fakülteleri açılabileceği öngörülerek, Anayasa'da belirtilençağdaş bilim ve eğitimin nasıl olması gerektiği açıklanmıştır.

Milli Eğitim Temel Kanunu'nda öngörülen eğitim ve öğretim ile de Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak, millî birlik ve bütünlük içinde iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak, nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yaratıcı ve seçkin bir ortağı yapmak hedef seçilerek, çağdaş bilim ve eğitim esasları çerçevesinde yapılacak eğitim ile elde edileceği ifade edilmiştir.

Bu durumda, İlköğretimin 5. sınıfını bitiren öğrenciler için

tatillerde ve Milli Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetiminde Diyanet

İşleri Başkanlığı'nca açılacak yaz Kur'an kurslarında verilecek din eğitimi ve

öğretiminin de Anayasa'da öngörülen ilkeler doğrultusunda verilmesi gerekir.

Bunun gerçekleşebilmesi için de Devletin denetim ve gözetimini sağlayan İlk ve orta

öğretim kurumlarının bağlı olduğu Milli Eğitimi Bakanlığı'nın bu kurslar

üzerindeki denettim ve gözetim yetkisinin niteliğinin, koşullarının ve ne

şekilde yapılacağının söz konusu kursların Diyanet İşleri Başkanlığı'nca

açılacağı, söz konusu eğitim ve öğretimin bu kurum ile birlikte

gerçekleştirileceği de gözetilerek Anayasa'da belirtilen ilkelere uygun olarak

kanununda açıkça gösterilmesi gerekir. Bu hususlara kanunda yer verilmemesi,

Devletin denetim ve gözetim yetkisini zayıflatacak, bunun sonucunda da

Anayasa'da ilkeleri belirtilen eğitim ve öğretim birliğinden ayrılarak farklı

bir eğitim sisteminin oluşması, toplumun ayrışması, aralarındaki düşünce ve

dayanışmanın bozulması kaçınılmaz olacaktır.

Anayasa'nın öğretim ve eğitime verdiği özel önem gereğince bu konuda belirlediği ilkelerin tamamının ödünsüz olarak uygulanması gerekir. Bunun için de uygulamaya yönelik kanunların sözü edilen ilkelere uygun biçimde ve açıklıkta düzenlenmesi, çağdaş bilim ve eğitim ile korunmak istenen toplumun geleceği için zorunludur.

Bu nedenle kurallar, Anayasa'nın 24. ve 42. maddelerine aykırıdır.

İptalleri gerekir.

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Cafer

ŞAT

KARŞIOY GEREKÇESİ

22.06.1965 günlü, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'a 22.07.1999 günlü, 4415 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle eklenen Ek Madde 3'ün birinci fıkrasının üçüncü tümcesinde 'Ayrıca ilköğretim'in 5 inci sınıfını bitirenler için tatillerde ve Milli Eğitim Bakanlığının denetim ve gözetiminde yaz Kur'an kursları açılır.' ikinci fıkrasında 'Kur'an kurslarının açılış, eğitim-öğretim ve denetimleri ile bu kurslarda okuyan öğrencilerin barındığı yurt ve pansiyonların açılış ve çalışmalarına dair hususlar yönetmelikle düzenlenir.' hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

Anayasa'nın 42. maddesinin üçüncü fıkrasında, 'Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.', dördüncü fıkrasında 'Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz.' beşinci fıkrasında, 'İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.' denilmektedir.

Bu düzenlemelerden, milli eğitimin amacının Türk milletinin bütün bireylerinin Atatürk ilke ve inkılâplarına ve Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Anayasanın Başlangıç Bölümünde belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları yaşamında uygulayan vatandaşlar olarak yetiştirmek olduğu anlaşılmaktadır. Bunun sonucunda bilimsel veriler ışığında, çağdaş eğitimle pozitif bilimleri yeterince öğrenerek, neden sonuç ilişkisini kurabilen, özgür düşünerek sorgulayan beden, zihin, ahlâk ve ruh ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı bireylerin yetişmesi hedeflenmiştir.

Nitekim 16.08.1997 günlü 4306 sayılı Yasa ile ilköğretim

kurumlarında sekiz yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitim öngörülmüştür. Bu

yasanın iptali istemiyle açılan dava Anayasa Mahkemesi'nin 16.09.1998 günlü E:

1997/562, K: 1998/52 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Bu kararın gerekçesinde;

temel eğitimin, kişinin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkının, kendisine ailesine ve topluma karşı ödev ve sorumluluklarının

bilincinde akıl ve bilgiyi esas alan çağın gerektirdiği özelliklere sahip

olarak yetişebilmesini sağlayacağı, çocuğun zihinsel gelişimini sağlayarak

yeteneklerinin ortaya çıkmasını kolaylaştıracağı, böylece ana babanın çocuğa

vereceği mesleki ve dini terbiye için sağlıklı bir temel oluşturacağı

belirtilmiştir.

Anayasa'nın 24. maddesinin dördüncü fıkrasında 'Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerinde kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır.' hükmü yer almış olup, madde hükmü ile kanuni temsilcilere küçüklere din eğitimi verilmesi konusunda talep etme hakkı verilmekle birlikte, bunun çocukların din ve vicdan özgürlüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği açık bulunmaktadır.

Kaldı ki, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 14. maddesinde; 'Taraf Devletler çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlükleri hakkına saygı gösterirler.' denilmektedir. Çocuğun din ve vicdan özgürlüğü, bunun bilincine varacak ruh ve beden gelişimini tamamladığı belli bir yaş ve olgunluğa erişmesi ile mümkündür. Bu ise 18.08.1997 gün ve 4306 sayılı Yasa'da öngörülen sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin bitirilmesi sonucunda alınan ilköğretim diploması ile mümkün olacaktır.

Anayasa'nın 174. maddesinde, Anayasa'nın hiçbir hükmünün Türk

toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin

laiklik niteliğini koruma amacını güden, aralarında Tevhidi Tedrisat Yasası'nın

da bulunduğu maddede sayılan inkılâp kanunlarının halkoyu ile kabul edildiği

tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olduğu şeklinde

anlaşılamayacağı ve yorumlanamayacağı belirtilmektedir. Tevhidi Tedrisat

Yasası'nın 4. maddesi ile devlete din eğitimi ve öğretimi görev olarak

verilmemiş, yalnız halkın dini gereksinmelerinin karşılanabilmesi için bu

alanda hizmet verecek kamu görevlilerinin yetiştirilmesine yönelik mesleki

eğitim verecek okulların açılması öngörülmüştür. Uygulamada ilköğretimin

bitirilmesinden sonra gidilen imam hatip liseleri ve daha sonra ilahiyat

fakülteleri ile bu eğitim gerçekleştirilmektedir.

Netice olarak; din kültürü ve ahlâk derslerinin sekiz yıllık temel eğitim süresince zorunlu olarak verildiği göz önünde tutulduğunda; henüz çağdaş bilim ve eğitimin gereği olan laik eğitimini kesintisiz olarak bitirmek suretiyle, beden, zihin, duygu bakımından gelişimini tamamlamamış ilkokul 5 inci sınıf öğrencileri için yaz aylarında kur'an kursu açılmasına ve bu kurslardaki öğrenciler için yurt ve pansiyon açılmasına ilişkin düzenleme Anayasa'nın 2., 24., 42., 174. maddelerine aykırıdır.

Açıklanan nedenle 633 sayılı Yasaya, 4415 sayılı Yasa ile eklenen Ek Madde 3' ün birinci fıkrasının üçüncü tümcesi ile ikinci fıkrasının iptali gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye Zehra · Ayla PERKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2005/16, K. 2009/139, 8 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. I- Olay
  6. Iıı- Yasa Metinleri
  7. Iv- İlk İnceleme
  8. V - Esasın İncelenmesi
  9. VI - Yürürlüğün Durdurulması İsteminin İncelenmesi
  10. Kılıç
  11. Adalı
  12. Kantarcıoğlu
  13. Akyalçın
  14. Erten
  15. Yıldırım
  16. Şat
  17. Özgüldür
  18. Karşıoy Gerekçesi
  19. Kaleli
  20. Karşı Oy
  21. Kantarcıoğlu
  22. Şat
  23. Karşıoy Gerekçesi
  24. Erten
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2005/16
Karar No
2009/139
Tarih
8 Ekim 2009

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2007/94 K.2009/140
  • AYM Norm Denetimi E.2005/13 K.2009/141
  • AYM Norm Denetimi E.2006/124 K.2009/146
  • AYM Norm Denetimi E.2007/16 K.2009/147
  • AYM Norm Denetimi E.2007/44 K.2009/148
  • AYM Norm Denetimi E.2006/95 K.2009/144

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.