KÜNYE
Anayasa
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2009
- Esas Sayısı
- 2007/16
- Karar Sayısı
- 2009/147
- Karar Günü
- 15.10.2009
- R.G. Tarih-Sayı
- 08.01.2010-27456
- İptal davasını açan
- Türkiye Büyük Millet Meclisi
Karar Metni
2.443 kelime·12 dk okuma·18 bölüm
Üyeleri Ali TOPUZ ve Haluk KOÇ ile birlikte 122 Milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU
28.11.2006 günlü, 5558 sayılı 'Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesinin Anayasa'nın 2., 10. ve 11. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
28.11.2006 günlü, 5558 sayılı 'Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un iptali istenilen 1. maddesi şöyledir:
' 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan 'Avukatlık sınavını başarmış olanlar veya' ibaresi, 28 inci, 29 uncu, 30 uncu, 31 inci maddeleri, 121 inci maddesinin birinci fıkrasının (20) numaralı bendi, geçici 17 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan 've sınav' ibaresi ve geçici 20 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.'
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 2., 10. ve 11. maddelerine dayanılmış, 36. maddesi ilgili görülmüştür.
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi ÖZLER, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılımlarıyla 27.2.2007 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki ek raporun hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, dava konusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Anlam ve Kapsam
28.11.2006 günlü, 5558 sayılı Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesiyle;
A) 19.3.1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun;
1) 3. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki, avukatlığa kabulde aranan 'Avukatlık sınavını başarmış olmak' koşulu,
2) 6. maddesinin birinci fıkrasındaki, avukatlık sınavını başarmış olanların Baroya yazılma isteminde bulunabilmeleri,
3) 28. maddesindeki, avukatlık sınavının Türkiye Barolar Birliği'nce yaptırılması,
4) 29. maddesindeki, sınava gireceklerin tespiti,
5) 30. maddesindeki, sınavın şekli ve konuları,
6) 31. maddesindeki, sınav sonuçlarının bildirilmesi,
7) Türkiye Barolar Birliği yönetim kurulunun görevlerinin belirtildiği 121. maddesinin birinci fıkrasının (20) numaralı bendindeki, avukatlık sınavı ile ilgili olarak Türkiye Barolar Birliği'ne verilen görevlerin yerine getirilmesi,
8) Dava ve iş takibine ilişkin geçici 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan 've sınav' ibaresi,
9) Geçici 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre 10.5.2001 tarihinde hukuk fakültelerinde öğrenci olanların sınava tabi tutulmaması,
B) 2.5.2001 günlü, 4667 sayılı 'Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1. maddesinin birinci fıkrasındaki, avukatlık staj sonu sınavının, sınavın getirildiği 10.5.2001 tarihinden sonra başvuranlara da uygulanması,
Yasa kuralları arasından çıkarılarak avukatlık stajı sonrası sınav kaldırılmıştır. Buna göre, dava konusu kuralın yürürlüğe girmesiyle birlikte, 1136 sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak avukatlık başvurusunda bulunarak stajı tamamlayanlar, bilgi, beceri, yetenek ve yeterliliklerinin ölçülmesi amacıyla herhangi bir sınava ya da seçmeye bağlı tutulmaksızın avukatlık ruhsatı almaya hak kazanacaklardır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 1. maddesinde avukat, 'yargının
kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder' şeklinde
ifade edilmiş, 2. maddesinde de avukatlığın amacı, her derecede yargı
organları, hakemler, resmî ve özel kişi, kurul ve kurumlar bakımından; hukukî
münasebetlerin düzenlenmesi, her türlü hukukî mesele ve anlaşmazlıkların adalet
ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi, hukuk kurallarının tam olarak uygulanması
olarak gösterilmiştir. Belli koşulların gerçekleşmesi halinde avukatlara ilâm
niteliğinde belge hazırlama yetkisi de verilmiştir. 5271 sayılı Yasa, aramada,
soruşturma ve kovuşturma evrelerinde hazır bulunma, baro tarafından
görevlendirme, mahkeme tarafından görevlendirme istemi, doğrudan soru yöneltme,
istemsiz görevlendirme, uzlaşmacı olarak görevlendirme, kanun yollarına
başvurma, zorunlu müdafilik gibi birçok konuda avukatlarla ilgili hüküm
içermektedir.
Tarihsel süreç içinde avukatlık mesleğinde sınav süreklilik kazanamamış olmakla birlikte tamamen de kaldırılması düşünülmemiştir. 2001 yılında 2.5.2001 günlü, 4667 sayılı Yasa'yla 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda yapılan ek ve değişikliklerle sınav yeniden getirilmiştir. Avukatlık mesleğinde sınav koşulunu getiren Yasa'nın gerekçesinde, 'sınav sistemi ile ülkemizde sayıları hızla artan hukuk fakülteleri nedeniyle eğitim öğretim açısından oluşan farklılıkların önlenmesi, avukatlık mesleğinin kalitesinin artırılması ve giderek savunma ile yargıya yansıyan olumsuzlukların giderilmesi amaçlanmıştır' denilmiştir.
Dava konusu kuralla, avukatlık sınavı kaldırılmadan önce,
Ülkemizde sayıları hızla artan hukuk fakülteleri arasında müfredat birlikteliği
sağlandığı, fakat eğitim ve öğretim kalitesi bakımından eşit şartlar
oluşturulamadığı gerekçesiyle sınavın staj öncesine alınması yönünde bir yasa
teklifi verilmiştir. Bu teklif görüşülmeden verilen ikinci yasa teklifinde ise
avukatlığın bir meslek olarak bilgiye, kişisel ve mesleki tecrübeye dayandığı,
sadece mevzuatın bilinip bilinmediğine yönelik yapılacak bir sınavın avukatlık
yapmak için gerekli olan beceriyi ölçmeyeceğinin aşikâr olduğu, teklif ile
avukatlık mesleğini icra edecek kişiler için herhangi bir fayda sağlamayacak
sözkonusu sınav sisteminin yürürlükten kaldırılmasının amaçlandığı gerekçesiyle
avukatlık sınavının kaldırılması teklifinde bulunulmuştur. İkinci teklif TBMM
Genel Kurulu'nda aynen yasalaşmıştır.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde, sınavla baroların bağımsızlığı ve avukatlık
mesleğinin hak ettiği saygınlığa kavuşturulmasının amaçlandığı, avukatlık
mesleğinin de hâkimlik ve savcılık mesleği gibi kamu hizmeti niteliğinde özel
bir meslek olduğu ve gerekli donanım, bilgi ve kaliteye ulaşmış kişilerden
olması gerektiği, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmanın
hukukun uygulanması ve temel hak ve özgürlüklerin korunmasında yaşamsal bir
önem ve değere sahip bulunduğu, sınavın Türkiye Barolar Birliği ve baroların
muhalefetine rağmen kaldırıldığı, kamusal yanı ağır basan avukatlıkta sınavın
kaldırılmasında kamu yararının gözetilmediği, sav, savunma ve yargılamayı
yapanların adaletin gerçekleşmesi yönünden aynı hukuksal durumda olduklarından
mesleğe kabullerinde de eşit işleme tabi tutulmaları gerektiği, bu nedenlerle
avukatlık sınavının kaldırılmasının Anayasa'nın 2., 10. ve 11. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949 sayılı Yasa'nın 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, yasaların Anayasa'ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir. Taleple bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle, kuralın Anayasa'nın 36. maddesi yönünden de incelemesi uygun görülmüştür.
Avukatlık mesleğinin nitelikleri ve önemi, bir kamu hizmeti olduğu, avukatın yargılama süreci içinde adaletin bulunup ortaya çıkarılmasında görev aldığı, kamu yararını koruduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun genel gerekçesinde belirtilmiştir. Yasa'nın 1. ve 2. maddelerinde avukatlığın kamusal yönü ağır basan bir meslek olduğu vurgulanmıştır. Bilgi ve deneyimlerini öncelikle adalet hizmetine vererek, adalete ve hakkaniyete uygun çözümler için hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasında yargı organlarıyla yetkili kurul ve kurumlara yardımı görev bilen avukatın, hukuk devletinin yargı düzeni içindeki yeri özellik taşımaktadır.
Anayasa'nın 135. maddesi ile birlikte Avukatlık Kanunu'nun
Barolara ve Türkiye Barolar Birliği'ne yüklediği görevler, tanıdığı hak ve
yetkilerle bu kuruluşların toplum ve devlet yaşamı için gözardı edilmeyecek
önemleri de düşünülürse, avukatların genel niteliklerine verilen değer
kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Her serbest mesleğin kendine özgü
yanları, birbirinden ayrılıkları bulunduğu gibi uzmanlık alanlarının
farklılığı, farklı uygulamaları doğal, hattâ zorunlu kılar. Avukatların,
savunma görevini üstlenmeleri ve adaletin gerçekleşmesine katkıları, mesleğin
özelliği sayılmakta ve kimi kısıtlamalara bağlı tutulmalarının haklı
nedenlerini oluşturmaktadır. Avukatlık mesleğini seçenlerin, avukatlık adına uygun
biçimde görevlerinin gereklerini özenle yerine getirmeleri, avukatlık
unvanından ayrı düşünülemeyecek saygı ve güveni koruyup güçlendirmenin başta
gelen koşullarından biridir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Yasaların, kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması,
genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi
hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle yasa koyucunun hukuki
düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde
adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması
gerekir. Önceki kuralların, yeni yasayla değiştirilmesi ya da tümüyle
yürürlükten kaldırılması hukukun doğal karşıladığı, genel ilkelere uygun
bulduğu bir düzenleme biçimidir. Yeni kural, eski kuralı yürürlükten
kaldırabilir. Bu tür düzenlemeler, yasa koyucunun takdir yetkisi içinde olan
bir yasama işlemidir. Tıpkı, yürürlüğe giren yasalar gibi, yürürlükten
kaldırılan kurallar da yasama tasarrufudur ve yasa koyucu bu yetkisini
kullanırken Anayasa'ya bağlı kalmak durumundadır.
Hukuk devletinin olmazsa olmaz koşulu olan 'bağımsız yargı', yargının olmazsa olmaz koşulu olan 'savunma' ile birlikte anlam kazanır. Savunma, 'sav-savunma-karar' üçgeninden oluşan yargının vazgeçilmez öğesidir. Adaletli bir yargılamanın varlığı, ancak avukatın etkin katılımıyla sağlanabilir. Avukatlığın önemi ve özelliği nedeniyle bu mesleğe girişin kimi koşul ve kayıtlamalara bağlı kılınması, hukuk devletinin ve adil yargılanma hakkının gereğidir.
Avukatın seçkinliği ve üstün nitelikler taşıması, hem kamunun hem de yargının beklediği bir husus olup, bunun sağlanmasında mesleğin gelişmesine katkı kadar mesleğe seçilme de önem kazanır. Sadece temel hukuki konularda eğitilmiş olmak, bir mesleği yürütmek için yeterli olamaz. Mesleki açıdan yetkinlik, stajyerlik gibi özel eğitimlerin yanı sıra mesleğe girişte seçme ya da elemeyi de içerir.
Yasa koyucu tarafından sınavın getirilmesindeki, savunma hakkı ve adil yargılamaya, adaletin gerçekleşmesine ve avukatlık mesleğinin niteliğine dayalı kamu yararının, sınavın kaldırıldığı tarihte de geçerliliğini koruyup korumadığının saptanması, sınavın getirildiği zamandaki koşullar, kaldırılma zamanında değişmemiş ya da ortadan kalkmamış, hatta avukatlık mesleğinin niteliği yönünden çok daha önemli hale gelmişse bunun da değerlendirilmesi gerekir.
Öte yandan, Anayasa'nın 36. maddesinde, herkesin meşrû vasıta ve
yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı
olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu
belirtilmiştir. Yargının kurucu unsurlarından olan, bağımsız, serbestçe
temsil eden, hukuksal ilişkilerin düzenlenmesinde, her türlü hukuksal sorun ve
uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesinde ve hukuk
kurallarının tam olarak uygulanmasında temel görev üstlenen avukat, hak arama
özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının da önemli bir unsurudur. Güçlü ve
bağımsız savunma mesleği; hukukun üstünlüğünün, hukuksal uzlaşmanın, adil
yargılanma duygusunun ve toplumsal barışın güvencesi olup bu değerler,
mesleğinde yetkin bağımsız savunucularla teminat altına alınmıştır.
Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden yasalaştığı anlaşılan dava konusu kural Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Şevket APALAK bu görüşe katılmamıştır.
Kural, Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırı bulunarak iptal edildiğinden ayrıca Anayasa'nın 10. ve 11. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
28.11.2006 günlü, 5558 sayılı Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesinin yürürlüğünün durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE, 15.10.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI- İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrasında, Yasa'nın belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
5558 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan yürürlük ve yürütmeyle ilgili 2. ve 3. maddelerinin de, 2949 sayılı Yasa'nın 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğince iptali gerekir.
KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
Mustafa
YILDIRIM
Üye
Cafer
ŞAT
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket
APALAK
AZLIK
OYU
Anayasa, yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğunu, bu yetkinin devredilemeyeceğini vurgulamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi her alanda ve her konuda yasa yapabilmektedir. Yasama işlevi anayasal ilkelere uygun kullanılabilecek takdir yetkisini de içinde barındırmaktadır. Yasalar, kimi zaman yeni kurallar içerirken, kimi zamanda yasal metinlerin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin olabilecektir. Önceki yasaların yeni yasalarla değiştirilmesi ya da yürürlükten kaldırılması hukukun doğal karşıladığı takdir yetkisinin daha engin boyutta kullanıldığı düzenlemeleridir.
Görülen davada da önceki yasal metni yürürlükten kaldıran kural irdelenmektedir. Kuralla, avukatlık için getirilen sınavla ilgili yasa maddeleri yürürlükten kalkmaktadır. Bu bakımdan yürürlükten kaldırılan metne de tüm yönleriyle bakılması, bir yasayı yürürlükten kaldırma yolundaki kuralın anayasal ilkelerle değerlendirilmesi sırasında kaçınılmaz olmaktadır.
2.5.2001 tarihli ve 4667 sayılı Avukatlık Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun'la avukatlık mesleğine kabul edilebilmek için
'avukatlık sınavını başarmış olmak' koşulu getirilmiş, ilgili maddelerde bu
yönde değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklere göre avukatlık sınavının
staj sonunda Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezince yapılacağı, sınava staj
bitim belgesinin verildiği tarihi izleyen dört yıl içinde altı kez
girilebileceği, sınavda meslek kuralları bilgisi ile hukuk ilkeleri ve mevzuat
hükümlerini olaylara uygulayabilme yeterliliğinin değerlendirileceği, sınav
konuları ve başarı puanı gibi konuların da yönetmelikte gösterileceği
anlaşılmaktadır. Avukatlık Kanununda anılan değişiklikleri öngören 4667 sayılı
Yasa geçici madde 1'de sınava ilişkin hükümlerin bu kanunun yayımından sonra
avukatlık stajına başvuranlara uygulanacağını belirtmektedir. Ancak 25.6.2002
tarihli 4765 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle 1136 sayılı Yasa'ya eklenen geçici
madde 20'nin ikinci fıkrasıyla stajla ilgili hükmün 10.5.2001 tarihinde hukuk
fakültelerinde öğrenci olanlar hakkında uygulanmayacağı, bunların sınava
tabi tutulamayacağı kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın kamu hizmetine girişle ilgili 70. ve kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşlarını konu eden 135. maddelerinde sınav kaydı yer
almamakta ise de, nitelikli bireyler seçme yaklaşımının somutlaşması olan giriş
sınavlarının yerinde olduğu görüşüne ulaşılabilir. Bu amaçla önemli ve seçkin
bir meslek olan avukatlığa girişte bilgili ve yetenekli kişilerin seçilmesi
için düşünülen sınav, staj sonunda sınırlı zaman ve sayıda
yapılacaktır. Oysa hâkimlik mesleğine girişle ilgili asıl sınav ise stajdan
önce yapılmaktadır. Staj sonuna bırakılan sınavlar, genellikle stajın değerlendirilmesi
amacına yönelik olmaktadır. Nitelikli bireylerin seçimi temel amacı
gözetildiğinde lisans eğitiminin yansımalarının meslekte aranacak temel
ölçütler arasında yer alması beklenir. Gerçekten de, sınavı düzenleyen
4667 sayılı Yasa'nın gerekçesinde eğitim ve öğretim düzeyleri arasında oluşan
farklılıklara değinilmektedir. Yüksek öğretime ilişkin ilkelere ve lisans
öğretimine yönelik değerlendirmeler içeren gerekçeye bağlı bu yaklaşım yanında
sınavın staj sonuna bırakılması ilgililerin beklentilerini ve amaçlarını
saptamada belirsizliklere de etken olacaktır. Sınavla ilgili zaman ve
sayı sınırlanması anayasal yaklaşımların başka bir konusunu
oluşturacak, çalışma hayatıyla ilgili anayasal ilkelerle beliren
kamusal yarar da değerlendirmelerde öncelikli bakışlar arasında yer alacaktır.
Yürürlükten kaldırılan sınavla ilgili kurallarda hukuk ilkelerini
ve mevzuat hükümlerini olaylara uygulayabilme yeterliliğinin belirlenmesi de
belirtilmektedir. Yukarıda da değinildiği gibi eğitim açısından oluşan
farklılıklarla ilgili yasal amaçla, staj sonuna bırakılan sınav yöntemi
uyuşmadığı gibi, olgu çözümlemeleri de lisans düzeyini tam yansıtmayacak ve
böylesi saptamaların test yoluyla yapılması ölçme ve değerlendirme ilkelerinde
tartışmalara yol açabilecektir. Ayrıca 4667 sayılı yasa sınav koşulu öngörerek
yasanın yayımıyla uygulamaya başlamayı geçici 1. maddeyle öngörmesine karşın,
bir yıl sonra 2001 yılında hukuk öğrencisi olanlar sınavdan bağışık
tutulmuştur. Bu durumda yasanın yürürlüğü giriş sırasında öğrenci olanlar
sınavdan bağışık olmalarına karşın daha önce eğitimi tamamlayan ancak staj
yapmamış olanlarda duraksama yaşanacaktır. Kaldıki, nitelikli kişilerin
arandığı bir meslekte sonradan getirilen istisnalar, zamana yayılabilecek
öğrenim süresi nedeniyle yasanın amacının gerçekleşmesini ertelemiş olacaktır.
Değinilen olgular iptale konu Yasanın doğrudan metinleri değilse de kaldırdığı yasanın içerikleridir. Bir yasayı kaldırmada daha etkin ve geniş olan yasamadaki takdir yetkisi, yasakoyucuya düzenleme yapılırken etken olan nedenler yanında kaldırılan kurallara bakılarak bir anlama kavuşabilecektir. Bu durumda mesleğin önemi ve güdülen kamu yararı ilkesiyle yakından ilgili lisans eğitimine yönelik bulguların lisans sonrası meslek giriş sınavlarıyla çözülebilmesi ve istenilen seçmelerin yapılabilmesinde öngörülen sınav yönteminin yeterli karşılıklar içerdiği ve böylece yasal amacın tam olarak gerçekleşebilecek olduğu söylenemez.
Öte yandan, adil yargılanma ile kurulan ilintinin yargılama yöntemlerinde kimi bakışların geliştirilmesini gerektirdiği ve yasakoyucuya yönelik değerlendirme yapma yolundaki yaklaşımın da yasal işlemler akışında öncelik aldığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, sınavla ilgili metinlerle birlikte yasakoyucunun takdir yetkisi gözetildiğinde bu haliyle kuralda Anayasa'ya aykırılık saptanamamaktadır. Davanın belirtilen yorumlarla reddi gerekeceği oyuyla karara karşıyım.
Üye
Serruh
KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Şevket
APALAK
Anayasa Mahkemesi, E. 2007/16, K. 2009/147, 15 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası