KÜNYE
Anayasa
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2009
- Esas Sayısı
- 2006/72
- Karar Sayısı
- 2009/24
- Karar Günü
- 19.2.2009
- R.G. Tarih-Sayı
- 25.06.2009-27269
- İtiraz yoluna başvuran
- Osmaniye Ağır Ceza
Karar Metni
839 kelime·4 dk okuma·9 bölüm
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 23. maddesinin Anayasa'nın 2. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Kastın aşılması suretiyle adam öldürmek suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 452/1, 31., 33. ve 40. maddeleri uyarınca açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Netice sebebiyle ağırlaşmış suç" başlıklı 23. maddesi şöyledir:
"(1) Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi hâlinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. maddesine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılımlarıyla 4.5.2006 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, Türk Ceza Kanunu'nun "neticesi
nedeni ile ağırlaşmış suçlar"a ilişkin 23. maddesi ile "neticesi
sebebi ile ağırlaşmış yaralama" suçlarına ilişkin 87. maddesinin
4. fıkrasının aynı konuyu düzenlemelerine rağmen birbirleri ile çeliştiği, bir
olayda kast ve taksirin aynı anda gerçekleşmesinin söz konusu edilememesi
nedeniyle "en azından taksirle hareket edilmesi gerekir" ibaresinin
"neticesi nedeni ile ağırlaşmış suçlar" bakımından uygulama
kabiliyetinin bulunmadığı, kanun hükümleri arasındaki bu çelişkiler ve uygulama
zorlukları nedeniyle adalet duygusu ile bağdaşmayan sonuçlar doğurabilecek bir
yapı içeren düzenlemenin adil bir hukuk düzeni kurmak ve kişilere hukuk
güvenliği sağlamakla yükümlü bir hukuk devletinde kabul edilemeyeceği
belirtilerek itiraza konu kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 23. maddesi netice sebebiyle
ağırlaşmış suç ile ilgili düzenlemeler içermektedir. Belli bir suçun oluşması
için yeterli olan neticenin dışında daha ağır veya başka bir neticenin
gerçekleşmesi durumunda, faile verilecek cezanın artırılmasını gerektiren
suçlara netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar denilmektedir. Netice sebebiyle
ağırlaşmış suçlarda fail için yeni suç tipine göre daha fazla ceza
öngörülmesinin nedeni, temel suç tipinin ağır neticeyi veya başka bir neticeyi
doğurma ihtimaline rağmen işlenmiş olmasıdır. 23. maddede yer alan
düzenlemeye göre, temel suç, kasten işlenmiş, ancak kastedilenden daha ağır bir
netice meydana getirmişse, failin meydana gelen bu neticeden sorumlu
tutulabilmesi için en azından taksire dayanan bir kusurunun bulunması gerekir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Çağdaş ceza hukukunun önde gelen özelliklerinden biri kusurlu sorumluluğu benimsemiş bulunmasıdır. Ceza hukukçularının büyük bir çoğunluğuna göre, bir insan davranışı olmadan suç olmaz, ancak onun bu davranışı nedeniyle ortaya çıkan sonuçtan sorumlu tutulabilmesi için de, o davranışının en azından kusurlu bulunması gerekir. Böylece modern ceza hukuku, objektif sorumluluğu terk ederek "kusursuz suç olmaz" anlayışını çağdaş ceza hukukunun temel bir ilkesi olarak kabul etmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununda da bu doğrultuda düzenleme
yapılarak 23. maddede kusurun en hafif şekli olan taksire yer verilmiştir. Buna
göre, fail ağır neticeden, bu ağır netice öngörülebilir olmasına rağmen özen
yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle meydana gelmesi durumunda sorumlu
tutulabilecektir. Hiç kimse tarafından öngörülmesi mümkün olmayan veya
öngörülebilir olmakla birlikte önlenmesi mümkün olmayan bir neticeden dolayı
bir kimse sorumlu tutulamayacaktır. Failin istemiş bulunduğu neticenin dışında
ya da daha ağır neticelerin meydana gelmesi durumunda, failin bu neticelere
yönelik kastı veya en azından taksiri aranmaksızın, sadece hareket ile sonuç
arasındaki nedensellik bağı yeterli görülerek sorumlu tutulması mümkün
olmayacaktır.
Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusu 23. maddesi genel hükümler arasında yer alan ve amacı kusursuz suç ve ceza olmaz ilkesine uygun olarak objektif sorumluluğu ortadan kaldırarak sistemi çağdaş ceza hukuku anlayışına kavuşturmak olan genel bir düzenlemedir.
Kanun'un özel hükümlere yer veren ikinci kitabının kişilere karşı suçları düzenleyen ikinci kısmının vücut dokunulmazlığına karşı suçları düzenleyen ikinci bölümündeki 87. maddesinin (4) numaralı fıkrası ise, 23. maddedeki neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarla ilgili genel ilkeyi yaralama suçları açısından özel olarak ve ayrıca düzenleyen bir kuraldır. 5237 sayılı Ceza Kanunu'nun 87. maddesinin (4) numaralı fıkrasının, sadece 86. maddenin (1) numaralı fıkrasında öngörülen temel yaralama eylemleri ve bu eylemlerin (3) numaralı fıkrada öngörülen şekillerde işlenmesine ilişkin olarak uygulanması öngörülmüştür. Bu anlamda 23. madde ile bu kural arasında bir çelişki de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket APALAK
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla
PERKTAŞ
Anayasa Mahkemesi, E. 2006/72, K. 2009/24, 19 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası