KÜNYE
Anayasa
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2008
- Esas Sayısı
- 2006/76
- Karar Sayısı
- 2008/142
- Karar Günü
- 18.9.2008
- R.G. Tarih-Sayı
- 23.12.2008-27089
- İtiraz yoluna başvuran mahkeme
- Kartal 2. Aile
Karar Metni
1.948 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
3.12.2001 günlü, 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin Anayasa'nın 10., 41. ve 90. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Bakılmakta olan boşanma davasında itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
3.12.2001 günlü, 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesi şöyledir:
"Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar.
Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan boşanma veya iptal davaları sonuçlanıncaya kadar eşler arasında tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Dava boşanma veya iptal kararıyla sonuçlanırsa, bu mal rejiminin sona ermesine ilişkin hükümler uygulanır. Davanın redle sonuçlanması hâlinde eşler, kararın kesinleşmesini izleyen bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, Kanunun yürürlük tarihinden geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar.
Şu kadar ki eşler, yukarıdaki fıkralarda öngörülen bir yıllık süre içinde mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejiminin evlenme tarihinden geçerli olacağını kabul edebilirler.
Yukarıdaki hükümler uyarınca mal birliği veya mal ortaklığı rejiminin yasal mal rejimine dönüşmesi hâlinde, Türk Kanunu Medenîsinin ilgili mal rejiminin sona ermesine ilişkin hükümleri uygulanır."
B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 10., 41. ve 90. maddelerine dayanılmış, 2. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında, öncelikle uygulanacak kural konusu üzerinde durulmuştur.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, bir davaya bakmakta
olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde
kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin
ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa, bu hükmün iptali
için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarınca
bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için, elinde yöntemince
açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen
kuralın o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları ise,
davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı
sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz etki yapacak nitelikteki kurallardır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun
yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihinden önce açılan boşanma davasında, davanın
devamı sırasında ve boşanma veya iptal kararıyla sonuçlanması halinde eşlerin
tâbi oldukları mal rejimini, 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve
Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin ikinci fıkrasının birinci ve
ikinci tümcelerini uygulayarak belirleyecektir. Bu Kanun'un birinci fıkrası,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce evlenen eşler
arasındaki mal rejimine; ikinci fıkrasının üçüncü tümcesi, boşanma davasının
redle sonuçlanması halinde eşler arasındaki mal rejimine; üçüncü fıkrası,
eşlerin mal rejimi sözleşmesi yaparak, mal rejiminin evlenme tarihinden
itibaren geçerli olacağını kabul edebileceklerine; dördüncü fıkrası ise 4722
sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca mal birliği ve mal ortaklığı rejiminin
yasal mal rejimine dönüşmesi halinde Türk Kanunu Medenisi'nin ilgili mal
rejiminin sona ermesiyle ilgili hükümlerinin uygulanacağına ilişkin
düzenlemeler içermektedir. Buna göre 3.12.2001 günlü, 4722 sayılı Türk Medenî
Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin, birinci
fıkrasının, ikinci fıkrasının üçüncü tümcesinin, üçüncü fıkrasının ve dördüncü
fıkrasının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma
olanağı bulunmadığından, bu kurallara ilişkin başvurunun Mahkemenin
yetkisizliği nedeniyle REDDİNE; dosyada eksiklik bulunmadığından aynı Kanun'un
10. maddesinin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci tümcelerinin esasının
incelenmesine, 30.5.2006 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, aile hukuku ile ilgili olaylar ve hukuki
sonuçlarının kamu düzeni ile ilgili olduğu; tarafların 4721 sayılı Türk Medeni
Kanunu'nda düzenlenen mal rejimlerinin içeriklerinde diledikleri değişikliği
yapabilme serbestîlerinin bulunmadığı ve mal rejimlerinin beklenen hak
niteliğinde olmaları nedeniyle ancak eşlerin boşanmaları halinde
uygulanabilecekleri ve bu nedenle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer alan
yasal mal rejimi ile ilgili düzenlemelerin 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun
Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2., 3. ve 4. maddeleri uyarınca
geçmişe etkili olması gerektiği belirtilerek itiraz konusu kuralın Anayasa'nın
10., 41. ve 90. maddelerine aykırılığı ileri sürülmektedir.
Mal rejimi, eşlerin evlilik birliğinden önce ve/veya evlilik
birliği devam ederken sahip oldukları mal varlıkları üzerindeki hak ve
yükümlülüklerini, sorumluluklarını ve sona erme halinde mal varlığı
değerlerinin akıbetini düzenleyen kurallar bütünüdür. 4722 sayılı Türk Medeni
Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinin ikinci
fıkrasının birinci ve ikinci tümceleriyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe
girmesinden önce açılmış olan boşanma veya iptal davaları sonuçlanıncaya kadar
eşler arasında 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi gereğince tabi oldukları mal
ayrılığı, mal birliği veya mal ortaklığı rejiminin devam edeceği, davanın
boşanma veya iptal kararıyla sonuçlanması halinde bu mal rejiminin sona
ermesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, başvuru kararında itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 10., 41. ve 90. maddelerine aykırılığını ileri sürmekte ise de, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi ileri sürülen gerekçelerle bağlı olmadığından, itiraz konusu kural ilgili görülen Anayasa'nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
"Hukuk güvenliği ilkesi", hukuk devletinde uyulması zorunlu olan temel ilkelerden birini oluşturmaktadır. Anayasada öngörülen temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının ve insan haklarının yaşama egemen kılınmasının önkoşulu olan hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Hukuk devletinin gereği olan hukuk güvenliğini sağlama yükümlülüğü, kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. "Yasaların geriye yürümezliği ilkesi" uyarınca yasalar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirmesi, kazanılmış hakların korunması, mali hakların iyileştirilmesi gibi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir.
Yasa koyucu, yasaların geriye yürümezliği ilkesinin gereği olarak, 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan boşanma veya iptal davaları sonuçlanıncaya kadar eşler arasında tâbi oldukları mal rejiminin devam edeceğini, davanın boşanma veya iptal kararıyla sonuçlanması halinde bu mal rejiminin sona ermesine ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul etmiştir.
Özel hukuktaki yasal düzenlemelerin
kamu düzeninden sayılmaları, bu düzenlemelerin toplumun her yönden genel
çıkarlarını koruyan hükümlerden oluşması koşuluna bağlıdır. Bu nedenle kamu
düzeninden olan yasal düzenlemeler, tarafların aksini kararlaştıramayacağı
emredici hukuk kurallarından oluşur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda mal
rejimi ile ilgili konularda tarafların sözleşme özgürlüğüne bir takım
sınırlamalar getirilmiş olmakla birlikte, Kanun'un 215., 221., 223., 227.,
237., 238., 239., 240., 253., 254., 255., 258., 259., 260., 276. ve 277.
maddeleri, eşlerin mal rejimlerinin içeriğinde yapabilecekleri değişikliklerle
ilgili hükümler içermektedir. Bu nedenle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun
eşlerin Kanun'da belirtilen mal rejimlerinden dilediğini seçebilmelerine ve mal
rejimlerinin içeriğinde değişiklik yapabilmelerine olanak tanıyan düzenlemeleri
ile toplumun; dünya görüşü, evlilik ve parasal konulardaki düşünceleri,
evlilikten beklentileri, ihtiyaç ve arzuları birbirinden tamamen farklı olan
bireylerden ve bu bireylerin oluşturduğu değişik aile tiplerinden meydana
gelmesi nedeniyle, yasal mal rejimi olarak öngörülecek tek bir mal rejiminin
bütün aile tiplerinin ihtiyaçlarını karşılayamayacağı, tanınmış olan sözleşme
hürriyeti ve kazanılmış haklar gerçeği karşısında, 4721 sayılı Türk Medeni
Kanunu'nun yasal mal rejimiyle ilgili hükümlerinin geriye yürütülmesinin kamu
düzeni ile ilgili olduğu söylenemez.
Beklenen hak, eski yasa zamanında henüz tüm sonuçlarıyla doğmamış
bulunan fakat doğması olasılık içinde olan haktır. Bir hakkı doğuran olayın
eski yasa zamanında ortaya çıkması, hatta hakkı oluşturan öğelerden bir
kısmının da eski yasa zamanında oluşması mümkündür. Fakat hak tüm sonuçlarıyla
doğmamışsa, bunu doğuran olay eski yasa zamanında ortaya çıksa dahi bu olaya
yeni yasa hükümleri uygulanır. Yönetim, yararlanma, sorumluluk, mülkiyet ve
paylaşım kurallarından oluşan ve evliliğin genel hükümleri arasında yer alan
mal rejimi, eşler arasında evlenme anından itibaren hüküm ifade etmeye başlar.
Bu nedenle eşler evlendikleri andan itibaren mal rejimi kurallarına tabi
olurlar. Bu kurallar arasında boşanma ile birlikte sona eren mal rejiminde
malların nasıl tasfiye edileceği de yer almaktadır. Boşanma davası sonunda
verilen boşanma kararının kesinleşmesiyle hüküm ifade etmeye başlayan olay, mal
rejimi değil, evlenme ile hüküm ifade etmeye başlayan mal rejiminin
hükümlerinden biri olan tasfiye sürecidir. Bu nedenle mal rejimine ilişkin
hakların beklenen hak niteliğinde oldukları da söylenemez.
Anayasa'nın 7. maddesinde yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda yasa koyucunun takdir hakkını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer alan yasal mal rejimine ilişkin hükümlerin geçmişe yürümeyi gerektirecek ayrık durumlar dışında geçmişe etkili olarak uygulanmaması yönünde kullanmasının hukuk devletine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesinde "Herkes, dil, ırk, renk,
cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle
ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara
sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir
kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve
idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak
hareket etmek zorundadırlar." denilerek eşitlik ilkesine yer
verilmiş, ayrıca Anayasa'nın 41. maddesinin birinci fıkrasında ailenin Türk
toplumunun temeli olduğu ve eşler arasında eşitliğe dayandığı belirtilerek
eşitlik ilkesinin eşler arasında da geçerli olduğu vurgulanmıştır. Eşitlik
ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme
bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını
önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kişi ve topluluklara ayrı kurallar
uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde
eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.
Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik
kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı
hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik
ilkesi zedelenmez.
Yasaların ve yasalarla getirilen kuralların genel olması, hukuk
devleti ve yasa önünde eşitlik ilkelerinin bir sonucudur. Yasaların
genelliğinden anlaşılan, belli kişileri hedef almayan, özel bir durumu
gözetmeyen, önceden saptanıp soyut biçimde herkese uygulanabilecek kurallar
içermesidir. Buna göre yasa kurallarının her şeyden önce genel nitelikte
olması, herkes için objektif hukuki durumlar yaratması ve aynı hukuki durumda
bulunan kişilere ayırım gözetilmeksizin uygulanabilir olması gerekir. Bu
anlamda itiraza konu kuralla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe
girmesinden önce boşanma davası açan eşler arasında ayırım yapan bir düzenleme
getirilmediği, her iki eşe de eşit haklar tanınarak objektif hukuki durumlar
yaratıldığı görülmektedir.
Bu nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 10. ve 41. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa'nın 90. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
A. Necmi ÖZLER
Üye
Ali GÜZEL
Üye
Fettah OTO
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
KARŞIOY
GEREKÇESİ
4722 sayılı Yasa'nın 10. maddesinin ikinci fıkrasının itiraz konusu birinci ve ikinci tümceleri ile Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan boşanma veya iptal davaları yönünden eşler arasında tâbi oldukları mal rejiminin devam edeceği hükme bağlandığından, bu tür uyuşmazlıklarda eşlere 4721 sayılı Yasa'da öngörülen yasal mal rejiminin uygulanması söz konusu olmayacaktır. Bu durumda özde bir farklılık göstermeyen 2006/37 nolu karardaki karşıoy gerekçesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye Serruh KALELİ Üye Zehra Ayla PERKTAŞ Başkanvekili Osman Alifeyyaz PAKSÜT Üye Fulya KANTARCIOĞLU Üye Ali GÜZEL Üye Zehra Ayla PERKTAŞ
Anayasa Mahkemesi, E. 2006/76, K. 2008/142, 18 Eylül 2008 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası