KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Mart 2009
- Esas Sayısı
- 2007/43
- Karar Sayısı
- 2009/51
- Karar Günü
- 12.3.2009
Karar Metni
1.576 kelime·8 dk okuma·16 bölüm
R.G. Tarih-Sayı :03.10.2009-27365
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR
1- İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi (Esas: 2007/43)
2- Sındırgı Asliye Ceza(Çocuk) Mahkemesi (Esas: 2008/90)
İTİRAZLARIN KONUSU
23.3.2005 günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa'nın 30. maddesi ile değiştirilen 13. maddesinin (1) numaralı fıkrasının 'Bu ücret, yargılama giderlerinden sayılır' biçimindeki son tümcesinin,Anayasa'nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Bakılmakta olan davalarda, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptali için başvurmuşlardır.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
23.3.2005 günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa ile değiştirilen ve itiraz konusu tümceyi de içeren 13. maddesi şöyledir:
'(1) Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücret, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödenir. Bu ücret, yargılama giderlerinden sayılır.
(2) Bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir'.
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
A- İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2007/43 Esas sayılı başvurusu ile ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılımlarıyla 7.5.2007 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliğiyle karar verilmiştir.
B- Sındırgı Asliye Ceza(Çocuk) Mahkemesi'nin 2008/90 Esas sayılı başvurusu ile ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ'ın katılımlarıyla 14.10.2008 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, öncelikle uygulanacak kural sorunu üzerinde durulmuştur.
Anayasa'nın 152. ve 2949
sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un
28. maddesine göre, mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları
kanun ya da kanun hükmünde kararname kurallarını Anayasa'ya aykırı görürler
veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına
varırlarsa, o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidirler.
Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi
için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın
bulunması ve iptali istenen kuralların da o davada uygulanacak olması
gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya
çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz
yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
İtiraz konusunun müdafi ve vekile ödenecek ücretin yargılama giderinden sayılmasına ilişkin olması nedeniyle, 23.3.2005 günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa'nın 30. maddesiyle değiştirilen 13. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilk tümcesinde, baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile ödenecek ücretin tesbitini düzenleyen kuralın itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu tümceye ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddine,
Dosyada eksiklik bulunmadığından, 23.3.2005 günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa'nın 30. maddesiyle değiştirilen 13. maddesinin (1) numaralı fıkrasının 'Bu ücret, yargılama giderlerinden sayılır.' biçimindeki son tümcesinin esasının incelenmesine,
C- Sındırgı Asliye Ceza(Çocuk) Mahkemesi'nin başvurusuna ilişkin 2008/90 Esas sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2007/43 sayılı dava ile birleştirilmesine, birleştirilen davaların esaslarının kapatılmasına, esas incelemenin 2007/43 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine,
oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararlarında, Anayasanın 36. maddesinde herkesin savunma
ve adil yargılanma hakkına sahip bulunduğunun belirtildiği, AİHS'nin 6.
maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde ise sanık bakımından 'kendi kendini
savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer
savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti
gerektiriyorsa mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin
yardımından yararlanabilme'nin adil yargılanmanın gereklerinden biri olarak
sayıldığı, AİHS'nin bu hükmünün Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrası gereği
uyulması gereken bir kural olduğu, itiraza konu kuralla, sanık müdafiine ödenen
ücretin yargılama giderinden sayılmasının öngörülmesi ve 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu'nun 325. maddesinin (1) numaralı fıkrasında cezaya veya
güvenlik tedbirine mahkum edilmesi halinde bütün yargılama giderlerinin sanığa
yükleneceğinin hükme bağlanması nedeniyle, kanuni nedenlerle zorunlu olarak
kendisine müdafi tayin edilen veya müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan
eden ve müdafi istemi olan sanık için görevlendirilecek müdafiye ödenen ücretin
mahkumiyet halinde yargılama gideri adı altında sanıktan tahsil edileceği, bu
uygulamanın ise Anayasa'nın 36. maddesine ve AİHS'nin 6. maddesinin üçüncü
fıkrasının (c) bendine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 13. maddesinin itiraz konusu kuralın da bulunduğu birinci fıkrasında müdafi ve vekil ücreti düzenlenmektedir. Buna göre, Baro tarafından bu kapsamda görevlendirilen müdafi ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrı olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücret, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödenecek ve itiraz konusu kural gereğince bu ücret yargılama giderlerinden sayılacak, böylece mahkumiyet halinde sanıktan tahsil edilerek bütçeye geri dönüşü sağlanacaktır.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 'ifade ve sorgunun tarzı' başlıklı 147.
maddesinde, şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya
çekilmesi sırasında 'müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından
faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi
görevlendirileceği' kurala bağlanmıştır. 'Müdafiin görevlendirilmesi' başlıklı
150. maddesindeki düzenlemeye göre, şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek
durumda olmadığını beyan ederse, istemi hâlinde bir müdafi
görevlendirilecektir. Onsekiz yaşını doldurmamış ya da sağır veya dilsiz veya
kendisini savunamayacak derecede malûl, şüpheli veya sanıklar hakkındaki
soruşturma ve kovuşturmalar ile üst sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektiren
suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda bir müdafii bulunmayan
şüpheli veya sanığa istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilecektir.
Zorunlu müdafilik sistemine dahil olmayan ve ödeme gücü olmamakla birlikte
müdafi yardımı isteyen şüpheli ve sanıkların müdafi yardımından
yararlanabilmeleri için 'müdafi seçebilecek durumda olmadıklarını beyan
etmeleri' yeterli olacaktır.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 325. maddesine göre, cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenecektir. Devam eden maddelerde verilecek kararların niteliğine göre yargılama giderlerinin nasıl karşılanacağı düzenlenmiştir. Müdafi yardımı kapsamında görevlendirilen müdafi veya vekile ödenecek ücret de yargılama giderlerinden sayıldığından, cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi ve giderlerin yükletilmesini gerektirecek bir karar verilmesi hâlinde hükümlüden tahsil edilecektir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, Anayasa'nın ve yasaların üstünde yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Hukuk devletinde yasakoyucu, Anayasa kurallarına bağlı olmak koşuluyla ihtiyaç duyduğu düzenlemeyi yapma yetkisine sahiptir.
Ceza hukukunun, toplumun kültür ve uygarlık düzeyi, sosyal ve
ekonomik yaşantısıyla ilgili bulunması nedeniyle suç ve suçlulukla mücadele
amacıyla ceza ve ceza muhakemesi alanında sistem tercihinde bulunulması
Devletin ceza siyaseti ile ilgilidir. Bu bağlamda ceza hukukuna ilişkin
düzenlemeler bakımından yasakoyucu Anayasa'nın temel ilkelerine ve ceza
hukukunun ana kurallarına bağlı kalmak koşuluyla, soruşturma ve yargılamaya
ilişkin olarak hangi yöntemlerin uygulanacağı, toplumda belli eylemlerin suç
sayılıp sayılmaması, suç sayıldıkları takdirde hangi çeşit ve ölçülerdeki ceza
yaptırımlarıyla karşılanmaları gerektiği, hangi hal ve hareketlerin
ağırlaştırıcı ya da hafifletici öğe olarak kabul edileceği gibi konularda
takdir yetkisine sahiptir.
Anayasanın 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip bulunduğu belirtilmiştir.
Buna paralel olarak düzenlenen Ceza Muhakemesi Kanununa göre, yargılama sürecinde hüküm kesinleşinceye kadar şüpheli veya sanıktan müdafi ücreti istenmemektedir. Hüküm kesinleştikten sonra ise kendisinden yargılama giderleri içerisinde müdafi ücreti istenen kimse şüpheli veya sanık değil artık hükümlü sıfatını taşımaktadır. Düzenleme ile amaçlanan sanığa adil bir şekilde savunma imkanlarının sağlanmasıdır. Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde bu imkan sağlandıktan sonra, yardım kapsamında ödenen ücretin yargılama gideri olarak hükümlüden tahsilinin öngörülmesinin Anayasanın adil yargılanma hakkına aykırılığından sözedilemez.
Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, her sanığın 'kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek' hakkına sahip bulunduğu açıkça belirtilmiştir. Buna göre, Sözleşmede ücretsiz müdafi yardımından yararlanma koşula bağlı tutulduğundan bu hak mutlak bir hak niteliğinde değildir.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırı görülmemiştir. İptal isteminin reddi gerekir.
Mehmet ERTEN bu sonuca farklı gerekçeyle katılmıştır.
KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Sacit
ADALI
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
A. Necmi ÖZLER
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket
APALAK
KARŞI OY
6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 30. maddesiyle 23.3.2005 günlü, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un başlığı ile birlikte değiştirilen 13. maddesinin (1) numaralı fıkrasının son tümcesinin E.2007/14, K.2009/48 sayılı, 12.3.2009 günlü Anayasa Mahkemesi Kararı'ndaki karşı oy yazımın 4 numaralı bendinde belirttiğim gerekçeyle redde ilişkin karara katılıyorum.
Üye
Serruh
KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Mehmet
ERTEN
Anayasa Mahkemesi, E. 2007/43, K. 2009/51, 12 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası