İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2008/30 K.2009/96

R.G. Tarih-Sayı :06.10.2009-27368

Esas2008/30Karar2009/96Tarih25 Haziran 2009Okuma12 dk · 2.437 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
25 Haziran 2009
Esas Sayısı
2008/30
Karar Sayısı
2009/96
Karar Günü
25.6.2009
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.437 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

R.G. Tarih-Sayı :06.10.2009-27368

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR

1-Savaştepe Asliye Hukuk Mahkemesi (Esas Sayısı: 2007/8)

2-Çelikhan Asliye Hukuk Mahkemesi (Esas Sayısı: 2008/30)

İTİRAZLARIN KONUSU

22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 289. maddesinin Anayasa'nın 2., 5., 10., 13., 36., 40. ve 41. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Bakılmakta olan soybağının reddi davalarında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptali için başvurmuşlardır.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun itiraz konusu 289. maddesi şöyledir:

'III. Hak düşürücü süreler

MADDE 289.- Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl içinde açmak zorundadır.

Çocuk, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorundadır.

Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.'

B- İlgili Yasa Kuralları

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 282., 285., 286., 287. ve 288. maddeleri şöyledir:

'A. Genel olarak soybağının kurulması

MADDE 282.- Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur.

Çocuk ile baba arasında soybağı, ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur.

Soybağı ayrıca evlât edinme yoluyla da kurulur.'

'A. Babalık karinesi

MADDE 285.- Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır.

Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatıyla mümkündür.

Kocanın gaipliğine karar verilmesi hâlinde üçyüz günlük süre, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden işlemeye başlar.'

'B. Soybağının reddi

I. Dava hakkı

MADDE 286.- Koca, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilir. Bu dava ana ve çocuğa karşı açılır.

Çocuk da dava hakkına sahiptir. Bu dava ana ve kocaya karşı açılır.'

'II. İspat

1.Evlilik içinde ana rahmine düşme

MADDE 287.- Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse davacı, kocanın baba olmadığını ispat etmek zorundadır.

Evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üçyüz gün içinde doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır.'

'2. Evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşme

MADDE 288.- Çocuk, evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmüşse, davacının başka bir kanıt getirmesi gerekmez.

Ancak, gebe kalma döneminde kocanın karısı ile cinsel ilişkide bulunduğu konusunda inandırıcı kanıtlar varsa, kocanın babalığına ilişkin karine geçerliliğini korur.'

C- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları

Başvuru kararlarında, Anayasa'nın 2., 5., 10., 13., 36., 40. ve 41. maddelerine dayanılmış, 17. maddesi ise ilgili görülmüştür.

IV- İLK İNCELEME

A-Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, 2007/8 esas sayılı dosyanın 31.1.2007 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

B-Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, 2008/30 esas sayılı dosyanın 8.4.2008 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, öncelikle uygulanacak kural sorunu üzerinde durulmuştur.

Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, mahkemeler, bakmakta

oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararname

kurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü

aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali için Anayasa

Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir

mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış

ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların

da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları,

davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı

sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan

kurallardır.

İtiraz konusu 4721 sayılı TMK.'nın 289. maddesinin birinci fıkrasında kocanın, ikinci fıkrasında ergin olan çocuğun soybağının reddi davasını hangi süreler içinde açabileceği düzenlenmiş, üçüncü fıkrada ise, gecikmenin haklı bir nedene dayanması halinde bir yıllık sürenin haklı nedenin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağı hüküm altına alınmıştır. Bakılmakta olan davanın koca tarafından açılan soybağının reddi davası olması karşısında, TMK.'nın 289. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları davada uygulanacak kurallardır. Ancak, ergin olan çocuk tarafından açılan bir dava bulunmadığından maddenin ikinci fıkrası davada uygulanacak kural değildir.

Bu nedenle, 22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 289. maddesinin ikinci fıkrasının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkraya ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddine, dosyada eksiklik bulunmadığından, 4721 sayılı TMK.'nın 289. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının esasının incelenmesine, oybirliği ile karar verilmiştir.

V- BİRLEŞTİRME KARARI

22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 289. maddesinin birinci fıkrasında yer alan''her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl''ibaresinin iptaline karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin2007/8 esas sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2008/30 esas sayılı dava ile birleştirilmesine, esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2008/30 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

Vl- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili Yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı

Soybağı terimi, 743 sayılı önceki Medenî Kanundaki nesep sözcüğünün yerine 4721 sayılı yeni Medenî Kanun tarafından hukuk diline kazandırılan bir terim olup biri geniş diğeri dar olmak üzere iki farklı anlamda kullanılmaktadır.

Geniş anlamda soybağı, bir kimse ile onun ecdadı, üstsoyu arasındaki biyolojik ve doğal bağlantıyı ifade eder. Dar anlamda soybağı ise, sadece çocuklar ile ana ve babaları arasındaki bağlantıyı, başka bir deyişle çocuğun ana ve babasına nisbetini ifade eder ki, Medenî Kanunun aile hukuku kitabında düzenlenmiş olan soybağı da bu dar anlamdaki soybağıdır.

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun soybağının hükümlerini

düzenleyen 282. maddesinin ikinci fıkrasındaçocuk ile baba arasındaki

soybağının, ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulacağı, 285.

maddenin birinci fıkrasında evlilik devam ederken veya evliliğin sona

ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babasının koca olduğu,

286. maddesinde de kocanın soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini

çürütebileceği hüküm altına alınmıştır. TMK'nın 287. maddesine göre, çocuk

evlilik içinde ana rahmine düşmüşse davacının, kocanın baba olmadığını ispat

etmek zorunda olduğu, evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün geçtikten sonra

ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üçyüz gün içinde doğan çocuğun

evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılacağı, 288. maddeye göre de çocuk,

evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmüşse, davacının

başka bir kanıt getirmesi gerekmediği, ancak, gebe kalma döneminde kocanın

karısı ile cinsel ilişkide bulunduğu konusunda inandırıcı kanıtlar varsa,

kocanın babalığına ilişkin karinenin geçerliliğini koruyacağı öngörülmüştür.

TMK.'nın 286. ve 291. maddelerinde, soybağının reddi davasının koca, çocuk, kocanın alt soyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi tarafından açılabileceği belirtilmektedir.

İtiraz konusu kuralın birinci fıkrasında; kocanın soybağının reddi davasını,doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl içinde açmak zorunda olduğu, üçüncü fıkrasında ise gecikmenin haklı bir sebebe dayanması halinde bir yıllık sürenin bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren işlemeye başlayacağı öngörülmektedir.

Soybağının reddi davası için öngörülmüş olan süreler, yenilik doğurucu hak olduklarından nitelikleri gereği hak düşürücü sürelerdir.

B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

1- 4721 sayılı Yasa'nın 289. Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan 'Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, ... içinde açmak zorundadır.'İbaresi İle Aynı Maddenin Üçüncü Fıkrasının İncelenmesi

Başvuru kararında, itiraz konusu kurallar ile soybağının reddine ilişkin davanın süre ile sınırlandırılarak kocanın dava açma hakkının engellenmesinin hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne aykırı olduğu, Cumhuriyet savcısına herhangi bir süre sınırlaması olmadan soybağının reddi davası açma hakkı tanınırken, koca tarafından açılacak olan davanın hak düşürücü sürelere bağlanmasının eşitsizlik oluşturduğu belirtilerek, itiraz konusu kuralların Anayasa'nın 2., 5., 10., 13., 36., 40. ve 41. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İtiraz konusu birinci fıkradaki ibare ile kocaya,doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açma hakkı tanınmaktadır. Üçüncü fıkrada ise dava açmakta gecikmeninhaklı bir nedene dayanması halinde bir yıllık sürenin bu nedenin ortadan kalkmasından sonra başlayacağı öngörülmektedir.

Anayasanın hak arama özgürlüğüne ilişkin 36. maddesinde, herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip bulunduğu

belirtilmiştir. Maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama

özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımanın ötesinde, diğer temel hak

ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden birini oluşturmaktadır. Kişinin uğradığı bir

haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı

haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp

kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu,

yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri

önünde dava hakkı tanınması adil yargılamanın ön koşulunu oluşturur.

Anayasa'nın 40. maddesinde; 'Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır...' . 'Ailenin Korunması' başlıklı 41. maddesinde de, 'Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar' denilmektedir.

Soybağının reddi davası, çocuğun babası ile arasındaki soybağını

ortadan kaldırmaya yönelik olduğundan, yaratacağı sonuçlar göz önüne

alındığında, aile ve toplum hayatı üzerinde önemli etkilere yol açacağı

açıktır.Soybağının reddi davasında öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre,çocuğun

nesep durumunun uzun süre askıda kalmaması, ailenin temelini teşkil eden

soybağının süresiz olarak dava tehdidi altında tutulmaması, böylece soybağında

istikrar ve kamu düzeninin sağlanarak ailenin korunması amacını

gerçekleştirmeye yöneliktir. İtiraz konusu kurallarla dava açma sürelerinin bir

yılla sınırlandırılmasıAnayasa'nın 41. maddesindeki ailenin ve çocukların

korunması için gerekli tedbirleri alma yönünde Devlet'e verilen görevin yerine

getirilmesi gereğinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, dava açma hakkının süre ile

sınırlandırılmasıadil yargılanma açısından ön koşul olan dava açmahakkını

ortadan kaldırmamaktadır.

Öte yandan, itiraz konusu kurallar ile kişinin genetik-biyolojik kökeni kendisine ait olmayan çocuğu reddetme hakkı engellenmediği gibi, bu hakkın kim tarafından, nasıl ve hangi süre içinde kullanılacağına ilişkin düzenlemeler Anayasa'nın 40. maddesi ile uyum içindedir.

Açıklanan nedenlerle, kurallar Anayasa'nın 36., 40. ve 41. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

İtiraz konusu kuralların Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 13. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

2- Yasa'nın 289. Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan'...her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl...'İbaresinin İncelenmesi

Başvuru kararlarında; itiraz konusu ibare ile soybağının reddine ilişkin davanın doğumdan itibaren beş yıllık süre ile sınırlandırılarak kocanın dava hakkı doğmadan ortadan kaldırılmasının hak arama hürriyetini engellediği, bu şekilde eş tarafından istenmediği halde çocuk ile koca arasında soybağı kurulmasına sebebiyet verilerek Anayasa ile güvence altına alınan aile kavramının zedelendiği belirtilerek, itiraz konusu ibarenin Anayasa'nın 2., 5., 10., 13., 36., 40. ve 41. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesine göre Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasa'ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir, taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle itiraz konusu ibare Anayasa'nın 17. maddesi yönünden de incelenmiştir.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, Anayasa'nın ve yasaların üstünde yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir.

Anayasa'nın 5. maddesinde, Devletin temel amaç ve görevleri belirlenirken, Devlete, kişilerin refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insana maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak görevi verilmiştir.

Madde gerekçesinde;'...Devlet aynı zamanda milletin huzurunu sağlamak ve fertlerini mutlu kılmak görevi ile de yükümlüdür. Devlet, ferdin hayat mücadelesini kolaylaştıracak, ferdin, insan haysiyetine uygun bir ortam içinde yaşamasını gerçekleştirecektir. Ferdin hayatında, onun temel hak ve özgürlüklerden olduğu gibi yararlanmasını engelleyen sebepleri ortadan kaldırmak, sosyal devletin görevidir.'açıklamasına yer verilmiştir.

Anayasa'nın'Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı'başlıklı

17. maddesinde,'Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir'denilmektedir.Buna göre kişinin yaşama, maddî

ve manevî varlığını koruma hakkı birbirleriyle sıkı bağlantıları olan,

devredilmez, vazgeçilmez temel haklardandır. Bu haklara karşı her türlü engelin

ortadan kaldırılması da devlete görev olarak verilmiştir. Güçlüler karşısında

güçsüzleri koruyacak olan devlet gerçek eşitliği sağlayacak, toplumsal dengeyi

koruyacak ve böylece sosyal niteliğine ulaşacaktır. Bu itibarla kişilerin

yaşayışlarına ilişkin yasal düzenlemeler'yaşama hakkı ile maddî ve manevî

varlığını koruma hakları'nı önemli ölçüde zedeleyecek veya ortadan

kaldıracak kuralları içermemelidir.

Kişinin genetik-biyolojik kökeni kendisine ait olmayan çocuğu reddetme hakkı en temel haklarından biridir.İtiraz konusu ibare ile bu hak doğumdan itibaren beş yıllık süre ile sınırlandırılmakta vebu sürenin haklı neden olmadan geçmesi halinde dava açma hakkı henüz doğmadan kocanın elinden alınmak suretiyle kendisine ait olmayan çocuğu sahiplenmek zorunda bırakılmaktadır.Hukuk devleti ilkesi, kocanın temel hak ve hürriyetlerinden olan genetik-biyolojik kökeni kendisine ait olmayan çocuğu reddetme hakkının önündeki bu hak ile bağdaşmayan engelleri kaldırmayı da içerir.

İtiraz konusu ibare, kişinin maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirmehakkının özünü zedeler nitelik taşıdığı gibi, kocanın temel hak ve özgürlüklerini hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu ibare Anayasa'nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırıdır.İptali gerekir.

Anayasa'nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı görülerek iptal edilen itiraz konusu ibarenin, ayrıca 10., 13., 36., 40. ve 41. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

A. Necmi ÖZLER bu görüşe katılmamıştır.

VIl- SONUÇ

22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 289. maddesinin;

1- Birinci fıkrasında yer alan ''her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl'' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, A. Necmi ÖZLER'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- Birinci fıkrasının kalan kısmı ile üçüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

25.6.2009 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Sacit

ADALI

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Şevket

APALAK

KARŞIOY YAZISI

Türk Medeni Kanunu'nun 289. maddesinin üçüncü fıkrasındaki soy bağının reddi davasında haklı bir sebebe dayanılmak suretiyle dava açılabilmesi olanağının, maddenin gerekbirinci gerek ikinci fıkrasında belirtilen hak düşürücü süreleri kapsadığı maddenin düzenlenişbiçiminden anlaşılmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.12.2004 tarih ve E:2-554, K:742 sayılı kararı ileilgili Daire kararlarında da, itiraz konusu maddenin birinci fıkrasındaki bir ve beş yıllık sürelerin haklı bir nedenle kaçırılmış olması durumunda üçüncü fıkra uyarınca soy bağınınreddi davası açılabileceği kabul edilmektedir.

Haklı sebebin neler olabileceği ise maddede belirtilmemiş bu konu hakimin takdirinebırakılmıştır.

Madde bu çerçevede değerlendirildiğinde; iptaline karar verilen ibarenin, kişininkendisine ait olmayan çocuğu reddetme hakkını engellemediği, haklı bir nedenin bulunduğuhaller hariç olmak üzere dava açma süresini belirlediği açıktır. Soy bağının süresiz olarak dava tehdidi altında tutulması, Anayasa'nın, ailenin ve çocuğun korunmasını öngören 41. maddesi ile bağdaşmaz. Bu nedenle, yasakoyucunun soy bağı konusundaki dava açma süresini beş yıl ile sınırlandırmasında Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı sonucuna vardığım için aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmadım.

Üye

Serruh

KALELİ

Üye Zehra · Ayla PERKTAŞ Üye A. · Necmi ÖZLER

Anayasa Mahkemesi, E. 2008/30, K. 2009/96, 25 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuranlar
  4. İtirazların Konusu
  5. I- Olay
  6. Iıı- Yasa Metinleri
  7. I. Dava hakkı
  8. Iv- İlk İnceleme
  9. V- Birleştirme Kararı
  10. Kılıç
  11. Adalı
  12. Kantarcıoğlu
  13. Akyalçın
  14. Erten
  15. Özgüldür
  16. Apalak
  17. Karşıoy Yazısı
  18. Kaleli

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2008/30
Karar No
2009/96
Tarih
25 Haziran 2009

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2007/115 K.2009/80
  • AYM Norm Denetimi E.2008/52 K.2009/89
  • AYM Norm Denetimi E.2004/38 K.2009/108
  • AYM Norm Denetimi E.2005/66 K.2009/102
  • AYM Norm Denetimi E.2005/114 K.2009/105
  • AYM Norm Denetimi E.2006/65 K.2009/114

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.