İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2006/65 K.2009/114

R.G. Tarih-Sayı :07.10.2009-27369

Esas2006/65Karar2009/114Tarih23 Temmuz 2009Okuma11 dk · 2.169 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
23 Temmuz 2009
Esas Sayısı
2006/65
Karar Sayısı
2009/114
Karar Günü
23.7.2009
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.169 kelime·11 dk okuma·15 bölüm

R.G. Tarih-Sayı :07.10.2009-27369

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Seferihisar Sulh Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

4.4.1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun, 21.1.1983 günlü, 2789 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değiştirilen 305. maddesinin ikinci fıkrasının 18.11.1992 günlü, 3842 sayılı Yasa'nın 28. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı bendi ile 4.12.2004 günlü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 272. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinin, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5., 10., 11., 12., 13., 36. ve 141. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Sanığın bir banka şubesinden almış olduğu çek defterlerini yasal ihtara rağmen süresi içerisinde ilgili bankaya iade etmemesi üzerine açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları

1- 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun itiraz konusu bendi de içeren 305. maddesi şöyledir:

'(Değişik: 2789 - 21.01.1983) Ceza Mahkemelerinden verilen hükümler temyiz olunabilir. Ancak, onbeş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı cezalara ait hükümler hiç bir harç ve masrafa tabi olmaksızın Yargıtayca re'sen tetkik olunur.

1. İkimilyar liraya kadar (ikimilyar dahil) para cezalarına dair olan hükümler,

2. Yukarı sınırı onmilyar lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri,

3. Bu Kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler,

Temyiz olunamaz.

Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. Ancak haklarında 343 üncü madde hükümleri dairesinde Yargıtaya başvurulabilir.'

2- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun itiraz konusu bendi de içeren 272. maddesi ise şöyledir:

'(1) İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re'sen incelenir.

(2) Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir.

(3) Ancak;

a) Sonuç olarak belirlenen ikibin lira dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerine,

b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine,

c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere,

Karşı istinaf yoluna başvurulamaz.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5., 10., 11., 12., 13., 36. ve 141. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi hükmü uyarınca Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılımlarıyla 4.5.2006 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, öncelikle davada uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.

Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, mahkemeler, bakmakta

oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararname

kurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü

aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali için

Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir

mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve

mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların da

o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın

değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı

sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.

Başvuran Mahkeme, 1412 sayılı Yasa'nın 305. maddesinin ikinci

fıkrasının (1) numaralı bendi ile 5271 sayılı Yasa'nın 272. maddesinin (3)

numaralı fıkrasının (a) bendinin iptalini istemektedir. 1412 sayılı Yasa'nın

305. maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ceza mahkemelerinden

verilen ve miktarı ikimilyar lirayı (2000 YTL) geçmeyen mahkumiyet hükümlerinin

temyiz edilemeyeceği kuralı; 5271 sayılı Yasa'nın 272. maddesinin (3) numaralı

fıkrasının (a) bendinde ise ilk derece ceza mahkemelerinden verilecek ikibin

liraya kadar adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümlerine karşı istinaf

yoluna başvurulamayacağı kuralı yer almaktadır. İtiraz konusu kuralın davada

uygulanacak kural olduğunun kabulü için öncelikle yürürlükte bulunması

gerekmektedir Oysa, 1412 sayılı Yasa 5320 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 18. maddesiyle 1 Haziran

2005 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılmış, ancak aynı Yasa'nın 8.

maddesinde bölge adliye mahkemelerinin Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve

başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş kararlar hakkında,

kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Yasa'nın 305 ilâ 326. maddelerinin (322.

maddenin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç) yürürlükte olacağı

hükmüne yer verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihi

bugüne kadar Resmi Gazete'de ilan edilmediğinden, 5271 sayılı Yasa'nın 272.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendi yürürlüğe girmemiştir.

Bu durumda, 5271 sayılı Yasa'nın 272. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendi henüz yürürlüğe girmediğinden, bakılmakta olduğu davada uygulanacak kural niteliğinde değildir.

Açıklanan nedenlerle;

A- 4.12.2004 günlü, 5271 sayılı 'Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 272. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu bende ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle reddine,

B- Dosyada eksiklik bulunmadığından, 4.4.1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305. maddesinin ikinci fıkrasının 3842 sayılı Yasa ile değiştirilen (1) numaralı bendinin esasının incelenmesine,

oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kural, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, sanıkların işledikleri suçların türü ve alacakları ceza miktarına göre temyiz yoluna başvuramamaları ya da bu yolun kimi sanıklar için açık kimi sanıklar için kapalı olmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu, ayrıca itiraz konusu kuralla kişinin bir üst mahkemeye başvuru ve kararın denetlenmesini isteme hakkının elinden alınmasının adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geldiği belirtilerek, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5., 10., 11., 12., 13., 36. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İtiraz konusu kuralı da içeren 1412 sayılı Yasa'nın 305. maddesinde,

ceza mahkemelerince verilen kararların hangilerinin temyiz edilebileceği

hangilerinin ise temyiz edilemeyeceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, 'hüküm' sayılan kararlara karşı temyiz yoluna

başvurulabileceği (isteğe bağlı temyiz), ancak onbeş sene ve daha fazla

hürriyeti bağlayıcı cezalara ilişkin hükümlerin re'sen temyize tabi olduğu

belirtilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında ise temyiz edilebilme kuralının

istisnaları sayılmıştır. Söz konusu maddenin ikinci fıkrasının itiraz konusu

(1) numaralı bendinde, ikimilyar liraya kadar (ikimilyar dahil) para cezasına

ilişkin hükümlerin temyiz edilemeyeceği belirtilmektedir. Buna göre, gerek 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca kısa süreli hürriyeti bağlayıcı

cezaya seçenek olarak hükmedilen, gerekse aynı Yasa'nın 52. maddesi uyarınca

doğrudan hükmedilen adli para cezalarının miktar olarak 2000 TL'yi aşmaması

durumunda temyiz edilebilmelerine olanak bulunmamaktadır.

Anayasa'nın 'Hak arama hürriyeti' başlıklı 36. maddesinde, herkesin meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı kimliğiyle sav ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.

Yargı yerlerinin verdikleri kararlarda, gerek yanılma, gerekse

normları değişik biçimde yorumlama sonucu olarak doğan ve olağan sayılması

gereken yasaya ve hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlamak amacıyla bazı

yöntemlerin konulması yoluna gidilmiştir. Bir yargı yerinin verdiği kararda

aykırılık olduğu savı ile ortaya çıkan uyuşmazlığın çözümlenmek üzere yargı

önüne getirilmesi 'kanun yolu'na başvurmadır. Kanun yoluna başvuru hakkı, adil

yargılanma hakkının kapsamı içerisinde kabul edilmektedir. Bunun nasıl

yapılacağı ise usul hükümleri ile gösterilmektedir. Anayasa'nın 142. maddesinde

'mahkemelerin kuruluşunun, görev ve yetkilerinin, işleyişlerinin ve yargılama

usullerinin' yasa ile düzenlenmesi öngörülmüştür. Yasa yoluna ilişkin

düzenlemeler, yargılama usulü kapsamındadır. Yargılamanın olabildiğince hızlı

sonuçlanması ve suçluların bir an önce cezalandırılması gerektiğinden her

karara karşı değil, fakat önemli kararlara karşı kanun yoluna gidilmesi gereği

benimsenmektedir. Mahkemelerce verilen tüm kararlara karşı kanun yolunun açık

tutulması, kanun yolu kurumunu işlemez duruma getirebilir. Kaldı ki, Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 7 numaralı protokolünün 'Cezai konularda iki

dereceli yargılanma hakkı' başlıklı 2. maddesinde de bir mahkeme tarafından

cezai bir suçtan mahkum olan kimsenin verilen hükmü bir üst mahkemede

inceletmek hakkına sahip olduğu ancak bu hakkın kullanılmasına yasada

düzenlenmiş haliyle az önemli suçlar ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi

olarak en yüksek mahkemede yargılandığı veya beraatini müteakip bunun temyiz

edilmesi üzerine verilen mahkumiyet hallerinde istisnaya tabi tutulabileceği

hükmüne yer verilmiştir.

Anayasa'nın tüm maddeleri aynı etki ve değerde olup, aralarında bir üstünlük sıralaması bulunmadığından, uygulamada bunlardan birine öncelik tanımak olanaklı değildir. Bu nedenle, kimi zaman zorunlu olarak birlikte uygulanan iki Anayasa kuralından biri, diğerinin sınırını oluşturabilmektedir.

Hak arama özgürlüğü Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddede hak arama hürriyeti için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş ise de mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini öngören Anayasa'nın 142. ve davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını ifade eden Anayasa'nın 141. maddelerinin, hak arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve

işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup

güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek

sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve

Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan

devlettir. Yasaların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel,

objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk

devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle yasakoyucunun hukuki düzenlemelerde

kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet

ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir.

İtiraz konusu kuralda, ceza mahkemelerince sonuç olarak hükmedilen

ikimilyar liraya kadar adli para cezalarına ilişkin hükümlerin temyiz

edilemeyeceği belirtilmektedir. Söz konusu kuralla, verilen cezanın doğrudan ya

da kısa süreli hapis cezasından çevrilen adli para cezası olup olmadığı dikkate

alınmaksızın, yalnızca sonuç olarak hükmedilen ceza miktarını esas alınmıştır.

Yasakoyucunun ceza mahkemelerinden verilen kararların bir kısmına temyiz yolunu

kapatmadaki amacının tüm kararların Yargıtay incelemesine tabi tutulması

durumunda Yargıtayın iş yükünün artacağı ve sonuçta yargılamanın yavaşlayacağı

düşüncesi olduğu açıktır. Bir başka ifade ile yasakoyucu, önemsiz sayılabilecek

bazı suçlardan ötürü verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulmasına yasa

ile sınır getirmiştir. Ceza adalet sisteminde 'önemsiz sayılabilecek suçlar'

kategorisi içerisinde mütalaa edilebilmeleri mümkün bulunan doğrudan para

cezası verilmesini gerektiren suçlar için öngörülen temyiz edilebilme

sınırının, paranın bugünkü satın alma gücü karşısında adalet duygusunu rencide

edecek veya hukuk devleti kavramıyla bağdaşmayacak sonuçlara yol açacak boyutta

bulunmaması nedeniyle, itiraz konusu kuralın doğrudan hükmedilen adli para

cezaları yönünden Anayasa'nın 2., 36., 141. ve 142. maddelerine aykırı bir yönü

bulunmamaktadır.

Buna karşılık, hapis cezasını gerektiren suçları ve dolayısıyla da bu suçlardan ötürü verilen adli para cezalarını 'önemsiz' olarak kabul ekmek mümkün değildir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 7 numaralı protokolünün 2. maddesinde iki dereceli yargılanma hakkının istisnası olarak gösterilen 'az önemli suçlar' ya da 'hafif suçlar' tabirinin, aynı Sözleşme'nin maddeye ilişkin açıklamasında suçun cezasının hapis cezasını gerektirip gerektirmeyeceğine bakılarak saptanması gerektiğinin ifade edilmesi karşısında, itiraz konusu kuralla getirilen düzenlemenin hapis cezasından çevrili adli para cezaları bakımından adil yargılanma hakkıyla bağdaşmadığı açıktır.

Diğer taraftan, hapisten çevrilen adli para cezalarına ilişkin

mahkumiyet kararlarının mevzuatımızda hükümlü bakımından dolaylı olarak hak

yoksunluğu sonucunu doğurabilecek suçlara ilişkin olması durumunda, sanıkların

bu kararları temyiz edememesi hakkaniyete aykırı bir takım sonuçlara da yol

açabilecektir. Örneğin hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik veya güveni kötüye

kullanma suçlarında, malın değerinin azlığı, etkin pişmanlık veya diğer cezai

indirim nedenlerinin uygulanması sonucunda, sonuç olarak hükmedilecek hapisten

çevrili adli para cezalarının temyiz edilebilirlik sınırının altında kalma

olasılığı mevcuttur. Bu durumda, temyiz sınırının altında kalan hapisten

çevrili bir adli para cezasına mahkum olan kişi devlet memuru olamayacak,

milletvekili seçilemeyecek veya bir siyasi partiye üye olamayacaktır. Kişi

hakkında böylesi ağır sonuçlar doğurabilecek bir suçtan dolayı verilecek

mahkumiyet kararını önemsiz veya hafif saymaya olanak bulunmadığı gibi, korunan

hukuki yarar ve yasakoyucuya tanınan takdir yetkisi birlikte

değerlendirildiğinde, söz konusu düzenlemenin adalet ve hakkaniyet

ilkeleriyle de bağdaşmadığı açıktır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralla yalnızca sonuç olarak hükmedilen adli para cezası esas alınarak, hapisten çevrili adli para cezalarının nitelikleri ve kişi bakımından sonuçları göz ardı edilerek, bunları da kapsayacak biçimde temyiz yoluna getirilen parasal sınır, Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırıdır. Kuralın iptali gerekir.

Kural, Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine dayanılarak iptal edildiğinden, ayrıca Başlangıç ile 5., 10., 11., 12., 13. ve 141. maddeleri yönünden incelemeye gerek duyulmamıştır.

VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında 'Kanun,

kanun hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da

bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte

yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi İptal hükmünün yürürlüğe

gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede

yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez' denilmekte, Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun'un 53. maddesinin

dördüncü fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır. Maddenin beşinci fıkrasında

ise Anayasa Mahkemesi'nin, iptal halinde meydana gelecek hukuksal boşluğu kamu

düzenini tehdit veya kamu yararını ihlâl edici mahiyette görmesi halinde

yukarıdaki fıkra hükmünü uygulayacağı belirtilmektedir.

4.4.1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun, 21.1.1983 günlü, 2789 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değiştirilen 305. maddesinin ikinci fıkrasının 18.11.1992 günlü, 3842 sayılı Yasa'nın 28. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı bendinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

A- 4.4.1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun, 21.1.1983 günlü, 2789 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değiştirilen 305. maddesinin ikinci fıkrasının 18.11.1992 günlü, 3842 sayılı Yasa'nın 28. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

B- İptal edilen bendin doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince iptal hükmünün, KARARIN RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,

23.7.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Sacit

ADALI

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Mustafa

YILDIRIM

Üye

Cafer

ŞAT

Üye

A. Necmi ÖZLER

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye Zehra · Ayla PERKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2006/65, K. 2009/114, 23 Temmuz 2009 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. I- Olay
  6. Iıı- Yasa Metinleri
  7. Iv- İlk İnceleme
  8. V- Esasın İncelenmesi
  9. Vı- İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  10. Kılıç
  11. Adalı
  12. Kantarcıoğlu
  13. Akyalçın
  14. Erten
  15. Yıldırım
  16. Şat
  17. Özgüldür
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2006/65
Karar No
2009/114
Tarih
23 Temmuz 2009

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2006/118 K.2009/107
  • AYM Norm Denetimi E.2006/166 K.2009/113
  • AYM Norm Denetimi E.2005/145 K.2009/112
  • AYM Norm Denetimi E.2007/31 K.2009/109
  • AYM Norm Denetimi E.2009/46 K.2009/110
  • AYM Norm Denetimi E.2009/54 K.2009/115

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.