İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2009/15 K.2010/64

Mahkemesi (E. 2009/15)

Esas2009/15Karar2010/64Tarih13 Mayıs 2010Okuma13 dk · 2.648 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
13 Mayıs 2010
Esas Sayısı
2009/15
Karar Sayısı
2010/64
Karar Günü
13.5.2010
R.G. Tarih-Sayı
05.02.2011-27837
İtiraz yoluna başvuran mahkemeler
1- Kırşehir 1. Asliye Ceza
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.648 kelime·13 dk okuma·21 bölüm

Mahkemesi (E. 2009/15)

2- Tekirdağ 2. Sulh Ceza Mahkemesi (E. 2009/81)

İTİRAZIN KONUSU

13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinin 26.2.2008 günlü, 5739 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değiştirilen (9) numaralı fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'nın 10. ve 38. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAYLAR

- Mala zarar verme suçundan verilen 1 ay 20 gün karşılığı 1000 TL.

adli para cezasının yapılan tebligata rağmen ödenmemesi üzerine 50 gün hapse

çevrilmesi sonucunda infaza başlanmış ve bu sürenin üçte ikisinin iyi halli

çekilmesiyle mahkumun koşullu salıverilmesine karar verilmiştir. Ancak, adli

para cezasından çevrilen hapis cezaları bakımından şartla tahliyenin mümkün

olmadığının fark edilmesi üzerine Cumhuriyet savcısı koşullu salıverme

kararının kaldırılmasını mahkemeden talep etmiş, bu talebin incelenmesi

sırasında adli para cezasından çevrilen hapis cezası ile doğrudan verilen hapis

cezasını şartla tahliye açısından karşılaştıran Kırşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi, itiraz konusu kuralın iptali

için başvurmuştur.

- Tehdit suçundan hükmedilen 6 ay hapis cezası karşılığı 3600 TL. adli para cezası, yapılan tebligata rağmen süresinde ödenmediğinden 180 gün hapse çevrilmiştir. Bunun infazı sırasında Cumhuriyet savcısı, itiraz konusu ibare nedeniyle mahkûmun koşullu salıverilmeden yararlanamamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle söz konusu cezanın 2/3'ünü aşan kısmının infazının durdurulması için 5275 sayılı Kanun'un 98. maddesi uyarınca ek karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Bu talebin incelenmesi sırasında Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddi bulan Tekirdağ 2. Sulh Ceza Mahkemesi, kuralın iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinin 26.2.2008 günlü, 5739 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değiştirilen ve itiraz konusu tümceyi de içeren (9) numaralı fıkrası şöyledir:

'Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz. Hapse çevrilmiş olmasına rağmen hak yoksunlukları bakımından esas alınacak olan adlî para cezasıdır.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında Anayasa'nın 10. ve 38. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, E. 2009/15 sayılı dosyayla ilgili olarak 12.3.2009, E. 2009/81 sayılı dosyayla ilgili olarak ise 8.10.2009 günü yapılan ilk inceleme toplantılarında, dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- BİRLEŞTİRME KARARI

13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinin 26.2.2008 günlü, 5739 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle değiştirilen (9) numaralı fıkrasının birinci tümcesinde yer alan '' ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.' ibaresinin iptaline karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2009/15 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2009/15 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 8.10.2009 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

VI- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararlarında, hukuki nitelik ve

sonuçları itibariyle adli para cezasının hapis cezasına oranla daha hafif

olduğu, özellikle hapis cezasından çevrilirken ya da seçenek yaptırım olarak

uygulandığı durumlarda cezanın şahsileştirilmesi açısından sanığın lehine

değerlendirildiği, hakkaniyet ve nesafet açısından adli para cezası mahkûmunun

hapis cezası mahkûmuna oranla daha ziyade atıfete mazhar görüldüğü, buna rağmen

infaz sırasında itiraz konusu kural gereğince durumun tamamen tersine

çevrildiği, doğrudan hapis cezası hükümlüsü hakkında koşullu salıverilme

olanağı mevcutken adli para cezasını ödeyemeyen mahkûmun şartla salıvermeden

yararlandırılmadığı ve mahkûmiyet süresini bihakkın infaz kurumunda geçirmek

zorunda bırakıldığı, ayrıca koşullu salıvermenin infaz kurumunun disiplin

mevzuatına uymayı teşvik ve böylece hükümlünün ıslahını amaç edinmesi

nedeniyle, koşulları oluştuğu halde adli para cezası hapse çevrilen hükümlüye

bu olanağın tanınmamasının eşitlik ilkesi yanında ceza sorumluluğunun

şahsiliğini öngören Anayasanın 38. maddesinin altıncı fıkrasına da aykırı

olduğu ileri sürülmüştür.

5275 sayılı Yasa'nın 106. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre

adlî para cezasının infazı, Türk Ceza Kanunu'nun 52. maddesinin birinci

fıkrasında belirtilen usule göre tayin olunacak bir miktar paranın Devlet

Hazinesine ödenmesinden ibarettir. Bu miktar ''beş günden az ve Kanunda aksine

hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam

gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması

suretiyle' hesaplanarak belirlenmektedir. Bu tür infazın usulüne dair maddenin

devamı fıkralarında yer alan hükümlere göre, Cumhuriyet savcısı tarafından otuz

gün içinde adlî para cezasının ödenmesi için hükümlüye bir ödeme emri tebliğ

edilmesi ve hükümlünün de bu miktarı süresinde belirlenen usulde ödemesi

gerekmektedir. Aksi takdirde Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma

karşılık gelen gün miktarınca hükümlü hapsedilir. İtiraz konusu tümce gereğince

bu tür hapsin infazı ertelenemez ve koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.

Şartla salıverilme, mahkûm edildiği hürriyeti bağlayıcı cezalardan, kanunun gösterdiği bir kısmını iyi hâlli geçirmiş bulunan hükümlünün, konulmuş olan şartlara riayet etmediği takdirde geri alınması koşuluyla, hükümlülük süresini tamamıyla bitirmeden, merciince alınacak bir kararla salıverilmesini ve böylece serbest hayata dönmesini ya da bu hayata geçişin kolaylaştırılmasını sağlayan bir kurumdur.

5375 sayılı Yasa'nın 17. maddesine göre, üç yıl ve daha az süreli hapis cezalarının derhal infazının hükümlü veya ailesi için mahkûmiyetin amacı dışında ağır bir zarara neden olacağı anlaşılırsa, hükümlünün istemi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca infaz altı ayı geçmeyecek şekilde ertelenebilir. Erteleme isteminin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir koşula bağlanabilir.

Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen eşitlik ilkesiyle eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumunda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasalar karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişi ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz. Nitelikleri ve durumları özdeş olanlar için yasalarla değişik kurallar konulamaz.

Anayasanın 38. maddesinin altıncı fıkrasında ceza sorumluluğunun şahsî olduğu belirtilmektedir.

Hukuk devletinde ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleriyle bunların infazına ilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin kuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve ekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacak ceza siyasetine göre belirlenir. Buna göre, hangi fiilin suç sayılacağı, cezanın türü ve miktarı ile infaza ilişkin yasal düzenlemeler temelde devletin suç ve ceza politikasına bağlı bir konudur.

5275 sayılı Yasa'da cezaların infazı, ağırlaştırılmış

müebbet hapis cezasının infazı, hapis cezasının infazı, kamuya yararlı bir işte

çalıştırma ve adli para cezasının infazı gibi farklı rejimler biçiminde

düzenlenmiştir. Buna göre infazın şekli, mahkûmiyet konusu cezanın tür ve

ağırlığıyla yakından ilgilidir. Mahkûmun mükerrir olması, hakkında hükmedilecek

cezanın türünü belirlemede etken olduğu gibi, cezanın tür ve ağırlığına bağlı

olarak infazın şekli de değişebilmektedir. Saptanan ceza siyasetine bağlı

olarak farklı infaz şekilleri için farklı kurallar konulması bu ayrımın doğası

gereğidir. Başvuru konusu kuralda olduğu gibi, erteleme ve şartla salıverilme

imkânını hiç tanımayan düzenlemeler yanında, şartla tahliye imkânını tanımakla

birlikte bunun için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süreleri artıran veya

adli kontrolü uzatan düzenlemeler de bulunmaktadır.

İtiraz konusu kuralla adli para cezasından çevrilen hapsin

infazının ertelenemeyeceği ve bunun infazında koşullu salıverme hükümlerinin

uygulanamayacağı öngörülmüştür. Ancak bu infaz şeklinde hükümlü, hapis

yattığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten

çıkartılır. Adli para cezası yerine çektirilen hapis süresi üç yılı, birden fazla

hükümle adli para cezalarına mahkûmiyet halinde ise bu süre beş yılı geçemez.

Ayrıca, hapse çevrilmiş olmasına rağmen hak yoksunlukları bakımından esas

alınacak olan da adli para cezasıdır. Dolayısıyla, haklarında doğrudan hapis

cezası verilenlerle adli para cezası hapse çevrilenler aynı konumda

bulunmadıklarından, bunların infaz sistemlerinde eşitlik karşılaştırması

yapılamaz.

Açıklanan nedenlerle kural Anayasanın 10. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Konunun Anayasanın 38. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinin 26.2.2008 günlü, 5739 sayılı Yasa'nın 5. maddesiyle değiştirilen (9) numaralı fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ile Engin YILDIRIM'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 13.5.2010 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Şevket

APALAK

Üye

Serruh

KALELİ

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

KARŞIOY GEREKÇESİ

13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106. maddesinin 5739 sayılı Yasa ile değiştirilen (9) numaralı fıkrasının itiraz konusu ilk cümlesinde, 'Adli para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz' denilmektedir. Buna göre, hapis cezasından çevrilen veya hapis ve adli para cezasının seçenek yaptırım olarak öngörüldüğü durumlarda verilen para cezasının ödenmemesi nedeniyle çevrilen hapsin infazı ertelenemeyecek ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanamayacaktır.

Adli para cezası, nitelik ve korunan hukuki yarar gözetildiğinde

hapis cezasından daha hafif bir yaptırım olduğundan, hapis cezasından

çevrilirken veya seçenek yaptırım olarak uygulanırken, suçlunun, kişiliği,

pişmanlığı, suça eğilimi, özgürlüğü engellenmeden topluma uyum sağlayıp

sağlayamayacağı gibi özelliklerinin değerlendirileceği kuşkusuzdur. Bu durumun

dikkate alınması ise, para cezası verilen suçluya, hapis cezası uygulanmayarak

bir atıfette bulunulduğunu göstermektedir. Ancak, adli para cezasının

ödenmemesi nedeniyle hapse çevrilmesinde, itiraz konusu kural uyarınca erteleme

ve koşullu salıverilme hükümlülerinin uygulanamaması, cezanın infazında

doğrudan hapis cezası alanlar lehine bir farklılık yaratmaktadır. Aynı suçu

işleyenler arasında doğrudan hapis cezası alanlarla para cezasının ödenmemesi

nedeniyle haklarında hapis cezası uygulananlar, özgürlüklerinden yoksun

bırakılmaları yönünden aynı hukuksal konumda olduklarından, bunlar arasında

ayırım yapılması eşitlik ilkesinin açık bir ihlâlidir. Para cezalarının

tahsilini sağlamak ya da para cezasından çevrilen hapis cezalarının infazı

sırasında kalan günlerin karşılığı ödenerek bu cezaların sonlandırılması gibi

yasal olanaklar eşitlik ilkesinin ihlâlinin haklı gerekçeleri olamaz.

Hukuk devletinde yasa koyucu, cezalar ve bunların infazı konusunda takdirini kullanırken eşitlik ilkesini ve adaleti gözetmek zorundadır.

Öte yandan, mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin yasalarda, adalet ve eşitlik ilkesi esas alınmadıkça, Anayasa'nın 19. maddesinde belirtilen kişi özgürlüğü ve güvenliği de sağlanamaz.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın, Anayasa'nın 2. ve 19. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

AZLIK OYU

İtiraza konu kural 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri Hakkında Kanun'un 106. maddesinin değişik (9) nolu fıkrasının 'Adli para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.' şeklindeki birinci tümcesidir.

Aynı Yasa'nın 107. maddesinde koşullu salıverme düzenlenmiş ve mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi halli geçirmesi ilke alınmıştır. Ayrıca hapis cezalarının derhal infazının hükümlü ve ailesi için mahkumiyetin amacı dışında ağır zarara neden olacağının anlaşılması durumunda ise infazın ertelenmesi söz konusu olacaktır.

İtiraza konu olan kuralda da hapis cezası söz konusudur. Hapis cezasının adli para cezasından çevrilmiş olması, uygulanacak olan hapsedilme olgusunda bireysel ve toplumsal yansımaları ve sonuçları yönünden bir fark oluşturduğu söylenemez. Cezanın çekildiği ortam, çekiliş biçimi aynıdır. Belirlenen bu aynılığın, para cezalarının ödenmesinin sağlanması ve ödeme halinde cezanın sonuçlanması yönündeki amaçlarla değişmeyeceği açıktır. Burada önemli olan hapis cezasının tüm etkileriyle yaşanmasıdır.

Bu olgu ve Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik kuralı karşısında, hapis cezası çekenlerin aynı konumda oldukları ve aynı kuralların geçerli olması gerektiğine açıklıkla ulaşılmaktadır. Başka bir aktarımla, adli para cezasından çevrilen hapis cezalarının da, diğer hapis cezalarıyla aynı kurala bağlı olması anayasal eşitlik ilkesinin bir gereği olduğunda kuşku yoktur.

Bu nedenle Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olan kuralın iptali gerekeceği oyuyla karara karşıyım.

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

KARŞIOY

Mahkememiz kararını oluşturan çoğunluk görüşü;

Yasa koyucunun takdiri kapsamında ülke gerçekleri göz önüne alınarak saptanan ceza siyasetine bağlı farklı ceza ve infaz şekilleri için farklı kurallar konulabileceği, adli para cezasının hukuki niteliğinin farklı olduğu, doğrudan hükmedilen hapis cezasının infazı hükümleri ve seçenek yaptırım ile adli para cezası hükmünün infazı rejimlerinin eşitlik karşılaştırmasının yapılmaması gerektiği bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinde birleşmiştir.

Anlatılan nedenler ile bu görüşe katılınmamıştır.

Ülke gerçekleri karşısında ceza siyaseti belirlenirken, suçun mahiyeti, korunmak istenen yarar, temel ceza unsurları yasa koyucunun takdirinde olması genel ilke olmakla birlikte 'cezaların infazı kurumunun'da öngörülen temel ceza kadar ceza hükümlüsü insan unsurundan ayrık düşünülmesi mümkün değildir.

Cezaların infazında amaç toplumu suça karşı korurken hükümlünün sosyalleşmesini temin etmek, kanun ve nizamlara kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan birey olmasını kolaylaştırmaktır.

Hükmedilen bir ceza karşısında cezaevine girmekle ortaya çıkan olgu 'hürriyetlerden yoksun kalma'dır.

İnfaz sürecinin hükümlünün iyileştirilmesi, kanunlarla düzenlenmiş haklardan yararlanmasının temin edilmesi yönünde olması gerektiği kaçınılmazdır. Bu husus devletin Anayasa ile verilen temel amaç ve görevleri arasındadır.

İnfaz sürecinde kendisinden beklenen tutum, davranış ve eylemleri ile kamu düzenine uyan hükümlünün temel alınan iyileştirme süreci gayesine katkısı, iyiniyeti, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi ve toplumla bütünleşmeye hazır olduğu gözlemi karşısında ceza infaz siyasetinin temel amacı ve insan onuru ve toplumsal gereksinim adına, bu ülkede hükümlülük ve infazda geçen süreyi kısaltan KOŞULLU SALIVERİLME müessesesi getirilmiştir.

İtiraz konusu 5275 sayılı Kanun'un 106. maddesinin değiştirilen 9 no'lu fıkrasının birinci cümlesinde yer alan 'adlİ para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverme hükümleri uygulanmaz.' ifadesi; hakkında adli para (bir kısım paranın devlet hazinesine ödenmesi) cezası verilen hükümlünün, benzeri suçtan doğrudan hapis cezası almış ve infaz sürecinde şartlı tahliyeden yararlanabilecek bir hükümlüye kıyasla, bu para cezasını ödememe halinde bu olumsuz edime adeta bir yaptırım daha yükleyerek bu konumda koşullu salıverilmeden yararlandırılmayacağına hükmettiği görülmektedir.

Ceza doğrudan hapis yerine, paradan hapse dönünce yasa koyucunun, infaz süreci için öngördüğü temel amaç ve ilkelerden uzaklaşıldığı, değerlendirmeye alınmadığı, salt hazine alacağı karşısında yok sayıldığı anlaşılmaktadır.

Kural bu hali ile ceza infaz siyasetine ilişkin pozitif hukuktan sapma niteliğindedir.

Elbette ceza siyaseti farklı infaz usullerini suçun hukuki mahiyeti, yasanın korumak istediği yarar ölçütü ile getirilebilirse de toplumu koruma temel amaçlı ceza siyaseti suça itileni ve hüküm altına alınanı da korumak, eşit hallerde eşit koşullardan yararlandırmak zorundadır.

Aynı eylem karşısında doğrudan hapis cezası infaz edilenin yararlanabileceği şartlı tahliye hakkının -hakimin takdiri karşısında- adli para cezasına çarptırılan ancak ödeyemediği için hapis cezasına çevrilen hükümlüye tanınmaması, hak yoksunluğu ile karşılaşması, adil görülecek bir farklılık olmayıp, ceza adalet sistemine olan saygının yitirilmesi nedeni olabilecektir.

Herhalde hapishanede yaşama zarureti hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı ile aynı nitelikte ve içeriktedir. Hürriyeti bağlayıcı cezanın infaz sürecinin, hükümlü üzerinde işinin kaybedilmesi, bozulması, ailevi sorunlar, vs. sayısız hak ve yükümlülükten uzak kalmak ve getireceği olası maddi ve manevi kayıplar gibi kalıcı sonuçlar yaratacağı da bir vakıadır.

Bu olumsuzlukları azaltmak, ortadan kaldırmak yerine, infaz sürecini uzatmak sonucu yaratan koşullu salıvermeden yararlandırmamak infazda ceza adaletinin temel amacı hükümlünün ıslahı ve sosyalleşmesi amacına uyumlu olduğu söylenemez.

İnfazda şartlı tahliye hakkından yararlandırmama sonucunu yaratan adli para cezasının niteliğine bakıldığında ise, bu cezanın düzenlendiği Türk Ceza Kanunu'nun 52. maddesinin genel gerekçesinde; suç işleyen kişinin ekonomik durumunu dikkate almadan hükmolunan para cezasının eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğurduğu, ödeme gücü olan kişi üzerinde etkisi olmadığı, ödeme gücü olmayanın da sonuçta infaz kurumuna gönderildiği, bu nedenle gün para cezası sistemine geçildiği, cezanın kişinin ödeme gücüne göre belirlenerek zengin fakir arası eşitsizliğin giderildiği söylenmektedir.

Görülen odur ki amaç, suçlunun ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde tutularak cezayı para olarak tayin edip cezadan beklenen amacı gerçekleştirmektir. Bunun için gereğinde taksitlendirmek ve ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceğini belirtilmektedir.

Ancak çevrilecek cezanın infazı sürecinde infaz usulünün değiştirileceği hususu genel gerekçede yer almadığı görülmektedir.

Ceza tayini sırasında ödeme gücü var sayılarak takdir edilecek para cezasının ödenmemesi halinde şartlı tahliye hak yoksunluğu ile hükümlüyü yeniden cezalandırmak bir gaye olmasa gerektir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3., 5. ve 6. maddeleri de dikkate alındığında, mahkeme kararlarının sanıkları kısmen bireysel özellikler dikkate alınarak verilmesi gerekliliğine işaret etmekle birlikte, bu ilkeye uygun hareketle tayin edilen cezanın adının 'ADLİ PARA' olması halinde sanığın hakimin taktiri ötesinde, gelişen reel durumu ve haklı nedenleri de olabileceği düşünüldüğünde hapsin infazında farklı usulle karşılaşması ve uygulamanın ek bir cezaya dönüşmesi düşüncesi, sözleşme ilkelerine ve Anayasa'nın hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturduğu düşünülmektedir.

Avrupa konseyi bakanlar komitesi hürriyetten yoksunluğun sosyal ve ailevi etkileri karşısında ceza siyasetine rehber olacak tavsiye kararları aldığı ve bunların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına ilkesel bazda yansıdığı anlaşılmaktadır.

Buna göre özellikle hürriyeti bağlayıcı cezaya alternatif toplumsal hizmet yaptırımlarının uygulanması teşvik edilmekte, kapalı ortamının hükümlü üzerinde egemen olacak negatif öğelerini ortadan kaldırmaya yönelik çabalar tavsiye edilmektedir.

Ceza adalet sisteminin koğuşturma, infaz ve sonrası birlikte bir işletme bütünü olduğu ve yarar temeli üzerine varlık ve meşruluk kazandığı ortadadır. Adalet, eşitlik ve Anayasaca maddi ve manevi varlığı geliştirilmek zorunda olunan insan ölçütleri olmadan ceza sisteminde yer alan infaz usullerinin sadece yasa koyucunun ülke gerçeği, ceza hukukunun ana ilkeleri ve ekonomik hayat gereksinmeleri denilerek takdiren realize edilebileceğini söyleyen eksik anlayışa katılmak mümkün değildir.

Cezaların hükmedilmesi ve infazında adillik, eşitlik ve merhamet ilkelerini göz ardı eden, pozitif hukuktan sapma niteliğindeki kural anlatılan nedenler ile Anayasa'nın eşitlik ve yarattığı adaletsizlik ile hukuk devleti ilkesine aykırıdır.

Üye

Şevket APALAK

Üye

Serruh

KALELİ

Üye

Engin

YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi, E. 2009/15, K. 2010/64, 13 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olaylar
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Birleştirme Kararı
  8. Vı- Esasın İncelenmesi
  9. Kılıç
  10. Kantarcıoğlu
  11. Akyalçın
  12. Erten
  13. Özgüldür
  14. Apalak
  15. Kaleli
  16. Karşıoy Gerekçesi
  17. Yıldırım
  18. Necipoğlu
  19. Azlık Oyu
  20. Kantarcıoğlu
  21. Karşıoy
  22. Kaleli
  23. Yıldırım
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2009/15
Karar No
2010/64
Tarih
13 Mayıs 2010

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2010/48 K.2010/70
  • AYM Norm Denetimi E.2008/8 K.2010/71
  • AYM Norm Denetimi E.2009/70 K.2010/74
  • AYM Norm Denetimi E.2010/45 K.2010/68
  • AYM Norm Denetimi E.2008/22 K.2010/82
  • AYM Norm Denetimi E.2008/50 K.2010/84

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.