İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2009/63 K.2011/66

28003

Esas2009/63Karar2011/66Tarih14 Nisan 2011Okuma40 dk · 8.074 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
14 Nisan 2011
Esas Sayısı
2009/63
Karar Sayısı
2011/66
Karar Günü
14.4.2011
Resmi Gazete
23.7.2011 -
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.074 kelime·40 dk okuma·29 bölüm

28003

İPTAL DAVASINI AÇAN

Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri Kemal ANADOL, Hakkı Suha OKAY ve Kemal KILIÇDAROĞLU (Esas Sayısı: 2009/63)

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Ankara 14. İdare Mahkemesi (Esas Sayısı: 2010/95)

DAVA ve İTİRAZIN KONUSU: 25.6.2009 günlü, 5917 sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un:

1) 1. maddesiyle, 9.6.1930 günlü, 1700 sayılı Dâhiliye Memurları Kanunu'nun 2. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 2/A maddesinin;

a- Birinci fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan ' ' dört katı aday '' ibaresinin,

b- Dördüncü fıkrasının 'Bunun dışında mülakat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz.' biçimindeki ikinci cümlesinin,

2) 18. maddesiyle, 26.5.1981 günlü, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'na eklenen Geçici 6. Maddenin,

3) 26. maddesiyle, 13.12.1983 günlü, 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen;

a- Geçici 8. Maddenin birinci fıkrasının ' ' kamu idarelerinde 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak istihdam edilenlerden (bunlardan aylıksız izinli olup, ilgili mevzuatı gereğince tedavi yardımı hakkı devam edenler dahil) sigorta primleri aynı Kanunun 4 üncü maddesine göre ödenmekte olanlar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin '' bölümünün,

b- Geçici 9. Maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin 'Kamu idarelerinde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak istihdam edilenlerden (bunlardan aylıksız izinli olup, ilgili mevzuatı gereğince tedavi yardımı hakkı devam edenler dahil) sigorta primleri aynı Kanunun 4 üncü maddesine göre ödenmekte olanlar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin, '' bölümünün,

4) Geçici 1. Maddesinin,

Anayasa'nın 2., 10., 73., 90., 125., 127., 128. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir.

II- YASA METİNLERİ

A- Dava ve İtiraz Konusu Yasa Kuralları

1) 9.6.1930 günlü, 1700 sayılı Kanun'un; 25.6.2009 günlü, 5917 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen ve iptali istenen ibare ile cümleyi de içeren 2/A maddesi şöyledir:

'Yazılı sınav; Bakanlıkça bu sınavı yapabilen kamu kurum ve

kuruluşlarına, düzenlenecek protokole göre yaptırılan yarışma sınavıdır. Atama

yapılacak boş kadro sayısı, atanacaklarda aranacak şartlar ile başvuruya ve

sınava ilişkin hususların yer aldığı duyuru, müracaat süresinin bitiminden en

az onbeş gün önce Türkiye genelinde günlük yayımlanan tirajı en yüksek beş

gazetenin birinde bir defa ilan olunur, ayrıca İçişleri Bakanlığı internet

sitesinde duyurulur. Yazılı sınav soruları, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi,

Türkçe, Anayasa Hukuku, İdare Hukuku, Türkiye'nin İdari Yapısı, Türkiye'de

Mahalli İdareler, Ekonomi, Türkiye'nin Sosyo-ekonomik Yapısı ile Türkiye'de

Demokratikleşme ve İnsan Hakları konularından hazırlanır. Yazılı sınavda, yüz

tam puan üzerinden yetmiş puanın altına düşülmemek kaydıyla en yüksek puandan

başlamak üzere, sınav ilanında belirtilen kadronun dört katı aday mülakata

çağrılır. Mülakata çağrılan en son adayla aynı puanı almış bulunan diğer

adaylar da, kontenjan gözetilmeksizin mülakata çağrılır.'

Mülakat, adayın;

a) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücünün,

b) Temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu, liyakati ile genel ve fiziki görünümünün,

c) Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığının,

d) Genel yetenek ve genel kültürünün,

e) Çağdaş, bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığının,

puan vermek suretiyle değerlendirilmesi yöntemidir.

Mülakat komisyonu; Personel Genel Müdürünün başkanlığında İçişleri Bakanının, Bakanlık Müdürler Encümeninin Mülki İdare Amiri sınıfından olan üyeleri arasından görevlendireceği iki üyeden oluşur.

Adaylar, komisyon başkan ve üyeleri tarafından ikinci fıkranın (a) ila (e) bentlerinde yazılı özelliklerin her biri için yirmişer puan üzerinden değerlendirilir, verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilir. Bunun dışında mülakat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz. Başarılı sayılmak için, komisyon başkan ve üyelerinin yüz tam puan üzerinden verdikleri puanların aritmetik ortalamasının en az yetmiş olması şarttır. Mülakat sonucu; en yüksek puan alan adaydan başlamak üzere sıralama yapılarak mülakat başarı listesi hazırlanır ve bu liste mülakat komisyonu tarafından imzalanır.

Nihai başarı listesi, yazılı sınav puanı ile mülakat puanının aritmetik ortalaması tespit edilerek en yüksek puan alandan başlamak üzere hazırlanır. Bu sıralamaya tabi tutulanların nihai puanlarının eşit olması halinde, yazılı sınavda alınan puana öncelik tanınır. Yazılı sınav puanlarının da eşit olması halinde lisans diploması not ortalaması yüksek olan esas alınarak sıra belirlenir.

Nihai başarı listesindeki sıralama doğrultusunda sınav ilanında belirtilen kadro sayısı kadar adayın atama işlemleri yapılır.

Gerçeğe aykırı beyanda bulunanların sınavları geçersiz sayılarak atamaları yapılmaz, yapılmış ise iptal edilir. Bu kişiler hiçbir hak talebinde bulunamazlar.'

2) 26.5.1981 günlü, 2464 sayılı Kanun'un; 25.6.2009 günlü, 5917 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen ve iptali istenen geçici 6. maddesi şöyledir:

'31/12/2009 tarihine kadar tahakkuk eden elektrik ve havagazı

tüketim vergileri için; bu Kanunun 35 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer

alan 'ilgili belediyeye' ibaresi 'kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları

vergi dairesine' şeklinde, 39 uncu maddesinde yer alan 'belediyeye bir

beyanname ile bildirmeye ve vergiyi aynı sürede ödemeye mecburdurlar.' ibaresi

'kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine, Maliye

Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara göre bir beyannameyle bildirmeye ve

vergiyi aynı sürede, genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek

üzere ödemeye mecburdurlar; verginin tarh, tahakkuk ve tahsiline ilgili vergi

daireleri yetkilidir.' şeklinde uygulanır.'

3) 13.12.1983 günlü, 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin; 25.6.2009 günlü, 5917 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle eklenen ve iptali istenen bölümleri de içeren Geçici 8. ve 9. maddeleri şöyledir:

'Geçici Madde 8

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun

geçici 12 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ilgili kayıt ve işlemlerin

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından devralınacağı tarihe kadar; kamu

idarelerinde 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi

kapsamında sigortalı olarak istihdam edilenlerden (bunlardan aylıksız izinli

olup, ilgili mevzuatı gereğince tedavi yardımı hakkı devam edenler dahil)

sigorta primleri aynı Kanunun geçici 4 üncü maddesine göre ödenmekte olanlar

ile bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin, 18/6/1992 tarihli ve

3816 sayılı Kanun kapsamındaki yeşil kart sahiplerinin ve ilgili mevzuatında

3816 sayılı Kanun hükümlerine göre tedavilerinin sağlanması hükme bağlanmış

olanların; sağlık kurum ve kuruluşlarında yapılan tedavilerine (diş tedavileri

dahil) ilişkin ücretlerle sağlık kurumlarınca verilen raporlar üzerine

kullanılması gerekli görülen ortez, protez ve diğer iyileştirme araç

bedellerinin kurumlarınca ödenecek kısmını ve bu konuya ilişkin usul ve

esasları aşağıda belirtilen temel ilkeler çerçevesinde Sağlık Bakanlığının

görüşünü almak suretiyle tespit etmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

a) 5510 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinde belirtilen sağlık hizmetlerinin verilmesi nedeniyle oluşacak bedellerin, ilgililerin kurumlarınca ödenmesi esastır.

b) 5510 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinde belirtilen sağlık hizmetlerinin bedeli ilgililerin kurumlarınca ödenmez.

c) Tıp eğitimi, hizmet basamağı, alt yapı ve kaynak kullanımı ile maliyet unsurları dikkate alınarak sağlık hizmeti sunan kurum ve kuruluşlar, verdikleri sağlık hizmetlerinin fiyatlandırılmasına esas olmak üzere sınıflandırılabilir ve bu sınıflandırmalar dikkate alınarak sağlık hizmetleri için farklı fiyat tespit edilebilir.

d) Sağlanacak sağlık hizmetleri nedeniyle oluşacak bedelin ilgililerin kurumlarınca ve kendileri tarafından karşılanacak kısmının belirlenmesinde sağlık hizmetinin niteliği itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kanıta dayalı tıp uygulamaları, maliyet-etkililik ölçütleri ve Devletin mali kaynaklarının yeterliliği dikkate alınır.

e) İlgililer, sağlık hizmetlerini Maliye Bakanlığınca sözleşme yapılan sağlık kurum ve kuruluşlarından alırlar. Alınan bu hizmetlerin bedelleri Maliye Bakanlığı ile bu sağlık kurum ve kuruluşları arasında yapılan sözleşmeler çerçevesinde kurumlarınca ödenir. İlgililer almış oldukları sağlık hizmetleri karşılığında ilgili mevzuatında düzenlenen katılım payları hariç kurumlarına herhangi bir bedel veya ücret ödemezler. Ancak ortez, protez ve diğer iyileştirme araçlarının sağlık kurum ve kuruluşlarınca temin edilemediği hallerde, ilgililerce temin edilerek ödenen bedellerden Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen kısmı katılım payı kesintisi hariç kurumlarınca kendilerine ödenir.'

'Geçici Madde 9

'Kamu idarelerinde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel

Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi

kapsamında sigortalı olarak istihdam edilenlerden (bunlardan aylıksız izinli

olup, ilgili mevzuatı gereğince tedavi yardımı hakkı devam edenler dâhil)

sigorta primleri aynı Kanunun geçici 4 üncü maddesine göre ödenmekte olanlar

ile bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin, 18/6/1992

tarihli ve 3816 sayılı Kanun kapsamındaki yeşil kart sahiplerinin ve ilgili

mevzuatında 3816 sayılı Kanun hükümlerine göre tedavilerinin sağlanması hükme

bağlanmış olanların ayakta tedavilerinde hekim ve diş hekimi muayenelerinden 2

Türk Lirası katılım payı alınır. Katılım payı tutarını birinci basamak sağlık

kuruluşlarında yapılan muayenelerde almamaya ya da daha düşük tutarlarda

belirlemeye veya tekrar aynı tutarlara getirmeye, ikinci ve üçüncü basamak

sağlık kurumlarında yapılan muayenelerde ise müracaat edilen sağlık kurumunun

yer aldığı basamak, sağlık kurumunun resmi ve özel sağlık kurumu niteliğinde

olup olmaması, önceki basamaklardan sevkli olarak başvurulup başvurulmadığı

gibi hususları göz önünde bulundurarak on katına kadar artırmaya ve sağlık

kurumları için farklı belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. Bu fıkrada

belirlenen katılım payının tutarı, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere

o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri

uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak

uygulanır.

Birinci fıkra kapsamına girenlerin, tedavileri nedeniyle kullanmalarına gerek görülen vücut dışı protez ve ortez bedelleri üzerinden, sağlık hizmetlerinin niteliği açısından hayati önemi haiz olup olmaması, kişilerin gelir ve aylıklarının tutarı ve benzeri ölçütler dikkate alınarak % 10 ilâ % 20 arasında Maliye Bakanlığınca belirlenen oranlarda katılım payı alınır. Bu şekilde alınacak katılım payının tutarı, sağlık hizmetinin alındığı tarihteki asgari ücretin % 75'ini geçemez.

Birinci fıkra kapsamına girenlerden, Maliye Bakanlığınca belirlenen hastalık gruplarına göre yatarak tedavide sağlanan sağlık hizmetleri için hizmet bedelinin %1'ine kadar katılım payı alınabilir. Yatarak tedavide katılım payını almamaya, yarısına kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya, gerektiğinde bu tutarları kanuni tutarlarına getirmeye veya indirmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. Yatarak tedavide alınan katılım payının tutarı, bir takvim yılında asgari ücret tutarını geçmemek kaydıyla her bir yatarak tedavi için asgari ücretin dörtte birini geçemez.

3816 sayılı Kanun kapsamındaki yeşil kart sahiplerinin ve ilgili mevzuatında 3816 sayılı Kanun hükümlerine göre tedavilerinin sağlanması hükme bağlanmış olanların, ödemiş oldukları katılım payları, talepleri halinde 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu hükümlerine göre kendilerine geri ödenir.

Bir hastalığın tedavisinin başka tıbbi bir yöntemle tedavisinin mümkün olmaması nedeniyle yapılacak yardımcı üreme yöntemi tedavisi dışındaki, yardımcı üreme yöntemi tedavisinde, birinci fıkra kapsamına girenler için ilk denemede % 30, ikinci denemede % 25 oranında katılım payı alınır. Bu fıkra gereğince alınacak katılım payının hesabında, ikinci fıkrada belirtilen üst limit dikkate alınmaz.

Katılım payının gerektiğinde ilgililerin aylık ve ücretlerinden kesilmesine veya eczaneler ile diğer kurum ve kuruluşlar aracılığıyla tahsiline ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

5510 sayılı Kanunun 69 uncu maddesinde belirtilen sağlık hizmetleri ile aynı maddede sayılan kişilerden bu maddenin birinci fıkrası kapsamına girenlerden katılım payı ve ilaç katılım payı alınmaz. Bu şekilde katılım payı alınmayacak sağlık hizmetlerini tek tek veya gruplandırarak tespit etmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Birinci fıkra kapsamına girenlerden, görevleri gereği kurumları tarafından talep edilen sağlık kurulu raporları veya sağlık raporları için katılım payı alınmaz.

Sağlık kurum ve kuruluşları, kamu idarelerinde 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak istihdam edilenlerden (bunlardan aylıksız izinli olup, ilgili mevzuatı gereğince tedavi yardımı hakkı devam edenler dahil) sigorta primleri aynı Kanunun geçici 4 üncü maddesine göre ödenmekte olanlar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinden, vermiş oldukları sağlık hizmetleri için anılan Kanunun 73 üncü maddesi gereğince genel sağlık sigortalısı hak sahiplerinden alabilecekleri ilave ücretlerin dışında ilave ücret talep edemez. Maliye Bakanlığı ilave ücret alınamayacak sağlık hizmetlerini yeniden tespit etmeye yetkilidir.

5510 sayılı Kanunun geçici 12 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamına girenlerden, aynı fıkrada hükme bağlanan iki yıllık geçiş dönemi süresince; bu madde ve 27/12/2008 tarihli ve 5828 sayılı 2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 28 inci maddesi hükümlerine göre herhangi bir katılım payı alınmaz.

5510 sayılı Kanunun geçici 12 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ilgili kayıt ve işlemlerin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından devralınması halinde devir tarihinden sonra anılan Kanunun ilgili hükümleri uygulanır.'

4) 25.6.2009 günlü, 5917 sayılı Kanun'un iptali istenen Geçici 1. maddesi şöyledir:

'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 10 yıl süreyle Başbakanlık merkez teşkilatı tarafından ithal edilen motorlu taşıtlar, 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 167 nci maddesi kapsamında gümrük vergisinden muaf ve müstesnadır.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Dava dilekçesinde ve başvuru kararında Anayasa'nın 2., 10., 73., 90., 125., 127., 128. ve 138. maddelerine dayanılmıştır.

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince; E. 2009/63 sayılı dosyada 9.9.2009, E. 2010/95 sayılı dosyada ise 7.12.2010 gününde yapılan ilk inceleme toplantılarında başvurularda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine; E. 2009/63 sayılı dosyada yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.

IV- BİRLEŞTİRME KARARI

9.6.1930 günlü, 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu'na 25.6.2009 günlü, 5917 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle eklenen 2/A maddesinin dördüncü fıkrasının 'Bunun dışında mülakat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılamaz.' biçimindeki ikinci cümlesinin iptaline karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin 2010/95 esas sayılı dosyanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2009/63 esas sayılı dosya ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas incelemenin 2009/63 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 7.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi, başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, dava konusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- 9.6.1930 günlü, 1700 sayılı Kanun'un; 25.6.2009 günlü, 5917 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen 2/A Maddesinin Birinci Fıkrasının Dördüncü Cümlesinde Yer Alan ''dört katı aday'' İbaresinin İncelenmesi

Dava dilekçesinde; Danıştayın daha önce hukuka aykırı bulduğu bir

düzenlemenin daha üst hukuk normu olan kanunla düzenlenerek yargı engelinden

kurtulunmak istendiği, getirilen düzenlemenin hiçbir objektif gerekçesinin

bulunmadığı, devlet memurluğuna alınmada kariyer ve liyakat ilkelerinin geçerli

olması gerektiği, bu iki ilkenin temelinde, objektif kurallar çerçevesinde işin

ehline verilmesi ve hak etme kavramının yattığı, yasaların kamu yararına

dayanması gereğinin hukuk devletinin temel değerlerinden birisini oluşturduğu,

yasakoyucunun takdir yetkisini kullanarak sosyal hukuk devleti olma bilinciyle

ve kamu yararını gözeterek kişilerin mağduriyetlerine yol açmayacak şekilde

makul ve adil çözümler getirmesi gerektiği, alınacak adayların dört katı

oranındaki adayın mülakata çağrılmasıyla yazılı sınavın objektif sonuçlarının

ortadan kaldırıldığı, düzenlemenin amacının yazılı sınavın etkisini azaltmak,

bilgiye, ehil olmaya ve liyakata dayalı bir sınav yapmak yerine kamu yararı ve

hizmet gereklerine uygun olmayan başkaca subjektif değerlendirmelere dayalı

olarak bir seçim yapma amacına yönelik olduğu belirtilerek, kuralın Anayasa'nın

2. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İptali istenen kuralda, kaymakam adaylığı yazılı sınavında başarılı olanlardan mülakat sınavına çağrılacak olanların sayısı düzenlenmektedir. Buna göre, yazılı sınavda yüz tam puan üzerinden yetmiş puanın altına düşülmemek kaydıyla en yüksek puan alan adaydan başlamak üzere, sınav ilanında belirtilen kadronun dört katı aday mülakata çağrılmaktadır. Mülakata çağrılan en son adayla aynı puanı almış bulunan diğer adaylar da kontenjan gözetilmeksizin mülakata çağrılacaktır.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve

işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup

güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,

Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini

bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletinde

yasaların kamu yararı gözetilerek çıkarılması zorunludur. Yasakoyucu,

Anayasa'ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü

düzenlemeyi yapmak yetkisine sahip olup, düzenlemenin kamu yararına, başka bir

anlatımla ülke koşullarına uygun olup olmadığının belirlenerek takdir edilmesi

yasakoyucuya aittir. Anayasa'ya uygunluk denetiminde, yasakoyucunun kamu yararı

anlayışının isabetli olup olmadığı değil, incelenen kuralın kamu yararı dışında

belli bireylerin ya da grupların çıkarları gözetilerek yasalaştırılmış olup

olmadığının incelenebileceği açıktır.

Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında da memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük haklarının kanunla düzenleneceği ifade edilmiştir.

Kuralla, kaymakam adaylığı yazılı sınavında yetmiş ve üzeri puan alanların tamamı yerine sınav ilanında belirtilen kadronun dört katı oranında bir adayın çağrılması suretiyle mülakata çağrılacak aday sayısında belirli bir sınırlama yapılmıştır.

Devlet memurluğuna alınmada mülakat yapılmasının öngörüldüğü

durumlarda, mülakata çağrılacak aday sayısını belirleme konusunda yasakoyucunun

Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdir hakkına sahip

bulunduğu açıktır. Esasen yazılı sınav ve mülakat biçiminde yapılan giriş

sınavlarında, yazılı sınavı kazanan tüm adaylar yerine, belli sayıda adayın

mülakata çağrılıp çağrılmaması yasakoyucunun takdirindedir. Zira, yazılı

sınavda başarılı olanlar arasından söz konusu kişilerin sözel ifade

yeteneklerinin, muhakeme güçlerinin, temsil niteliklerinin, genel ve fiziki

görünümlerinin, ikna kabiliyetlerinin, genel yetenek ve genel kültürlerinin

değerlendirilebilmesi amacıyla yapılacak mülakatta, idarenin mümkün olduğunca

seçme şansına sahip bulunması için alınacak kadrodan daha fazla adayın mülakata

çağrılması gerekmektedir. Ancak, yasakoyucu çağrılacak aday sayısını

belirlerken mülakatı açıkça anlamsız kılabilecek veya yazılı sınavın nesnel

sonuçlarını ortadan kaldırabilecek bir uygulama yapmamaya da özen göstermelidir.

Kuralın gerekçesinden, söz konusu düzenlemenin yazılı sınavı yarışma sınavı

haline dönüştürme amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, iptali

istenen kuralla getirilen düzenlemenin, yazılı sınavda başarılı olanlar

arasından görevin gerektirdiği niteliklere sahip en iyi adayı seçebilmek

amacıyla yapıldığı, mülakata çağrılacak aday sayısının mülakatı veya yazılı

sınavı açıkça anlamsız kılacak bir oran niteliğinde bulunmadığı ve mülakata

çağrılacak adayların yazılı sınavda en az yetmiş puan almaları zorunluluğunun

bulunması nedeniyle bazı durumlarda mülakata çağrılacak aday sayısının alınacak

aday sayısının dört katından daha aşağıya düşmesi olasılığı da dikkate

alındığında, kuralın kamu yararına aykırı bir yönünün bulunmadığı açıktır.

Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organların ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği kurala bağlanmıştır. Anayasa'nın 138. maddesinde öngörülen mahkeme kararlarının bağlayıcılığı ilkesi, yasakoyucunun Anayasa'ya ve hukukun genel ilkelerine uygun olması koşuluyla genel düzenleme yetkisini ortadan kaldırmaz.

Dava dilekçesinde, kuralın yargı kararlarını geçersiz kılmak

amacıyla getirildiği ileri sürülmüştür. İptali istenen ibarenin de içinde

bulunduğu kurallarla, daha önce Yönetmelik'le düzenlenen kaymakam adaylığı

yazılı sınavı ve mülakatına ilişkin hükümler, yasa hükmü haline getirilmiştir.

Kurala ilişkin gerekçede, yapılan düzenlemeyle kaymakam adaylığına giriş ile

ilgili sınavların objektiflik, yerindelik, hesap verilebilirlik ve liyakat

ilkelerine uygun olarak yapılmasının amaçlandığı ifade edilmiştir. Kuralın,

kaymakam adaylığı sınavlarına girecek tüm kişiler için geçerli genel ve

objektif bir düzenleme olduğu görülmektedir. Bu durumda, yargı kararlarına

uyulmaması, değiştirilmesi veya yerine getirilmemesi söz konusu olmadığından

kuralın, Anayasa'ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle iptali istenen ibare, Anayasa'nın 2. ve 138. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.

B- 9.6.1930 günlü, 1700 sayılı Kanun'un; 25.6.2009 günlü, 5917 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen 2/A Maddesinin Dördüncü Fıkrasının 'Bunun dışında mülakat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz.' Biçimindeki İkinci Cümlesinin İncelenmesi

Dava dilekçesi ve başvuru kararında; kuralla getirilen düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gerekleriyle bağdaşmadığı, yargı kararının bir yasa kuralı ile etkisiz hale getirildiği, mülakatın sesli ve görüntülü olarak kayıt altına alınmamasının sınavların şeffaflıktan uzak ve sübjektif değerlendirmeye açık olarak gerçekleştirilmesine neden olacağı, bu durumun ayrıca mülakatta başarısız sayılma işleminin yargısal denetimin yapılmasını güçleştireceği belirtilerek, kuralın Anayasa'nın 2., 125. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İptali istenen kuralda, kaymakam adaylığı mülakatında mülakat

komisyonu üyelerince adayların 1700 sayılı Yasa'nın 2/A maddesinin ikinci

fıkrasının (a) ilâ (e) bentlerinde belirtilen özellikleri taşıyıp

taşımadıklarına ilişkin her bir aday için takdir ettikleri puanların geçirildiği

tutanak haricinde, mülakatta herhangi bir kayıt sistemi kullanılamayacağı ifade

edilmektedir. Buna göre, mülakat komisyonu üyelerince Yasa'da belirtilen

özelliklerin her biri için yirmişer puan üzerinden yapılan değerlendirmeler

ayrı ayrı tutanağa geçirilecek, verilen puanların aritmetik ortalaması en az

yetmiş olan adaylar mülakatta başarılı sayılacak ve adayların aldıkları

puanlara göre nihai başarı listesi düzenlenecektir.

Anayasa'nın 70. maddesinde, her Türkün kamu hizmetlerine girme hakkının bulunduğu; 128. maddesinin ikinci fıkrasında da memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük haklarının kanunla düzenleneceği ifade edilmiştir.

Yasakoyucunun, devlet memurluğuna girişte yapılacak sınavların

türü, biçimi ve usulleri hakkında takdir yetkisi bulunmaktadır. Yasakoyucunun

söz konusu takdir yetkisini kullanırken kamu yararını gözeteceği açıktır.

Ancak, Anayasa'ya uygunluk denetiminde, yasakoyucunun kamu yararı

anlayışının isabetli olup olmadığı değil, incelenen kuralın kamu yararı dışında

belli bireylerin ya da grupların çıkarları gözetilerek yasalaştırılmış olup

olmadığının incelenebileceği açıktır. İptali istenen kuralla öngörülen düzenlemenin,

herkes için geçerli, soyut ve genel hükümler içerdiği, Yasa'da mülakat

komisyonu üyelerinin adayı değerlendirirken esas alacakları kriterlerin ayrı

ayrı gösterildiği ve her bir aday için yapılacak değerlendirmede mülakat

komisyonu üyelerinin her birinin verdikleri puanların aritmetik ortalamasının

alınacağının belirtildiği dikkate alındığında, kuralın kamu yararı amacıyla

getirilmediği söylenemez.

Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, yargı yetkisinin, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği kurala bağlanmıştır.

İptali istenen kural, mülakat sırasında herhangi bir kayıt sistemi kullanılamayacağını hükme bağlamaktadır. Kimi yargı kararlarında yer alan mülakat veya sözlü sınavların kamerayla kayıt altına alınması ve böylece yargısal denetimin daha kolay bir şekilde yapılabilmesine olanak tanınması yönündeki değerlendirmelerin, anayasal denetimde bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Kuralda, idari yargı yolunu kapatan veya zorlaştıran bir hükme yer verilmediğinden Anayasa'nın 125. maddesine aykırı bir durumun varlığından söz edilemez.

Kuralla, bazı idari yargı davalarına da konu olan Kaymakam Adayları Yönetmeliği'nde yer almayan bir husus yasa hükmü haline getirilerek bu konudaki tartışmalara son verilmiştir. Kuralın, kaymakam adaylığı mülakatına girecek tüm kişiler için geçerli genel ve objektif bir düzenleme olduğu görülmektedir. Bu durumda, yargı kararlarına uyulmaması, değiştirilmesi veya yerine getirilmemesi söz konusu olmadığından kuralın, Anayasa'ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle iptali istenen cümle, Anayasa'nın 2., 125. ve 138. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO ve Zehra Aya PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

C- 26.5.1981 günlü, 2464 sayılı Kanun'un; 25.6.2009 günlü, 5917 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen Geçici 6. Maddesinin İncelenmesi

Dava dilekçesinde; 2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile

elektrik ve havagazı tüketim vergisinin belediyelerin geliri olmaktan

çıkarılmasına ilişkin 5928 sayılı Yasa'nın ilgili hükümlerinin iptali için

Anayasa Mahkemesine açılan dava henüz sonuçlanmadan aynı hükmün 5917 sayılı

Kanun'la yeniden yasalaştırılması suretiyle daha önce açılan iptal davasının

geçersiz kılınmak istendiği, Anayasa Mahkemesinin vereceği muhtemel iptal

kararlarını etkisiz hale getirme niyeti ile yürürlüğe sokulan yasaların hukuk

devleti ilkesine aykırı olduğu, Anayasa'nın 127. maddesinin son fıkrasının son

cümlesine göre, mahalli idarelere görevleri ile orantılı gelir kaynakları

sağlanması gerektiği, son yıllarda yapılan yasal değişikliklerle belediyelerin

görev ve sorumluluklarının artırılması nedeniyle buna uygun olarak

belediyelerın görevleri ile orantılı gelir kaynaklarına sahip olmaları

gerektiği, kuralın Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın 9 uncu maddesinin

birinci fıkrasında yer alan 'Ulusal ekonomik politika çerçevesinde, yerel

makamlara kendi yetkileri dahilinde serbestçe kullanabilecekleri yeterli mali

kaynaklar sağlanacaktır' hükmü ile de uyuşmadığı belirtilerek, kuralın

Anayasa'nın 2., 90. ve 127. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İptali istenen kuralda, belediye sınırları içinde elektrik ve havagazı tüketiminden alınmakta olan ve ilgili belediyelerce tahsil olunan elektrik ve havagazı tüketim vergisinin, yalnızca 2009 yılı için belediye gelirleri arasından çıkarılarak genel bütçeye aktarılması ve söz konusu verginin ilgili belediyeler yerine kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine ödenmesi öngörülmektedir.

Anayasa'nın 127. maddesinin altıncı fıkrasının son cümlesinde, mahalli idarelere görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanacağı belirtilmiş, Anayasa'nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında ise vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı hükme bağlanmak suretiyle verginin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir.

Verginin kanuniliği ilkesi, takdire dayalı keyfî uygulamaları önleyecek sınırlamaların yasada yer almasını gerektirmekte ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının yasa ile yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Buna göre vergide yükümlü, matrah, oran, tarh, tahakkuk, tahsil, uygulanacak yaptırımlar ve zamanaşımı gibi konuların yasayla düzenlenmesi zorunludur. Bu durumda yasakoyucunun, mahalli idarelere görevleri ile orantılı gelir sağlama konusunda, anayasal ilkelere bağlı kalmak koşuluyla takdir hakkı bulunmaktadır. Yasakoyucu vergi, resim ve harç yasalarında sosyal, ekonomik, mali ve kültürel amaçlı birtakım değişiklikler yapabilir.

İptali istenen kural, yalnızca 2009 yılına mahsus olmak üzere, elektrik ve havagazı tüketim vergilerinin genel bütçeye aktarılmasını öngörmektedir. Yasakoyucunun bu alandaki takdir yetkisine dayanarak, 2009 yılı Genel Bütçe gelirleri tahsilat oranları ya da vergi gelirlerindeki artış ve azalışlar ile makro ekonomik dengeleri gözeterek, izlenen ekonomik ve mali politikalar uyarınca mahalli idarelerin gelir kalemlerinden olan elektrik ve havagazı tüketim vergilerinin sadece belirli bir dönem için genel bütçeye aktarılması için yaptığı düzenlemenin Anayasa'ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 73. ve 127. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Kuralın Anayasa'nın 2. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

D- 13.12.1983 günlü, 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin; 25.6.2009 günlü, 5917 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle eklenen Geçici 8. Maddesinin Birinci Fıkrasının ''kamu idarelerinde 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak istihdam edilenlerden (bunlardan aylıksız izinli olup, ilgili mevzuatı gereğince tedavi yardımı hakkı devam edenler dahil) sigorta primleri aynı Kanunun geçici 4 üncü maddesine göre ödenmekte olanlar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin'' Bölümünün İncelenmesi

Dava dilekçesinde; aynı hukuksal durumda bulunmayan memur ve diğer kamu görevlileri ile bunların dışında kalan sigortalıların birbirinden farklı olan özellikleri gözetilmeksizin aynı sisteme bağlı tutulduğu, memurların sağlıkla ilgili haklarının diğer sigortalılardan farklı olarak ayrıca düzenlenmesi gerektiği, memurlar için kullanılması gerekli görülen ortez, protez ve diğer iyileştirme araçlarının bedellerinin kurumlarınca ödenecek kısmının ve bu konuya ilişkin esas ve usullerin belirlenmesinde idarenin tamamen yetkili kılındığı belirtilerek, kuralın Anayasa'nın 2., 10. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin iptali istenen kuralı da

içeren Geçici 8. maddesinde, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık

Sigortası Kanunu'nun Geçici 12. maddesi uyarınca sağlık hizmetleriyle ilgili

kayıt ve işlemlerin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından devralınacağı tarihe

kadar memurlar ve diğer kamu görevlileri ile yeşil kart sahibi olanların sağlık

sigortasından nasıl yararlanabileceklerine ilişkin ayrıntılı hükümlere yer

verilmiştir. Buna göre, maddede sayılan sigortalıların sağlık kurum ve

kuruluşlarında yapılan tedavilerine (diş tedavileri dahil) ilişkin ücretlerle

sağlık kurumlarınca verilen raporlar üzerine kullanılması gerekli görülen

ortez, protez ve diğer iyileştirme araç bedellerinin kurumlarınca ödenecek

kısmını ve bu konuya ilişkin usul ve esasları, aynı fıkranın (a) ilâ (e)

bentleri arasında belirtilen temel ilkeler çerçevesinde, Sağlık Bakanlığının

görüşünü almak suretiyle tespit etmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. Dava

dilekçesinde Geçici 8. maddenin birinci fıkrasının, memurlar ve diğer kamu

görevlilerini kapsayan bölümünün iptali istenmektedir.

Anayasa'nın 10. maddesinde, herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet,

siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım

gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu belirtilmiştir. Bu maddede yer verilen

eşitlik ilkesi ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik

ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı

tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasalar karşısında ayırım yapılmasını ve

ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve

topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi

yasaklanmıştır. Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler ya da

topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Farklı hukuksal durumda

bulunanlar arasında eşitlikten söz edilemez. Aynı hukuksal durumlar aynı,

farklı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü

eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz.

Yasakoyucunun Anayasa'nın 7. maddesi uyarınca sahip olduğu genel

düzenleme yetkisi kapsamında bulunan konuların, 128. maddede özel olarak

vurgulanarak yasa ile yapılmasının Anayasa buyruğu haline getirilmesi, Devletin

en temel işlevlerinden olan kamu hizmetinin görülmesindeki yeri tartışmasız

olan kamu görevlileri için statülerine, yaptıkları görevin gereklerine uygun

yasal düzenleme yapılmasını gerekli kılmaktadır. Ancak, düzenlemenin aynı veya

başka bir yasa içinde yapılması hususu kuşkusuz yasakoyucunun takdiri

içindedir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri yönünden sağlık hizmetleri, bu

konunun özel olarak yer aldığı Anayasa'nın 56. maddesi baz alınarak yasa ile

düzenlenebileceği gibi, genel olarak memurların statülerinin, hak ve

yükümlülüklerinin yer aldığı 128. madde uyarınca yürürlüğe konulan yasalarda da

düzenlenebilir. Bir başka ifadeyle, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin özlük

haklarının farklı düzenlenmesi farklı yasalarla düzenlemeyi değil,

farklılıkların aynı yasa içinde de düzenlenebileceği anlamını taşıdığından,

memurlar ve diğer kamu görevlilerinin sağlık hizmetlerinin sırf farklı

yasalarda düzenlenmiş olmasından hareketle, bu durumun eşitlik ilkesine aykırılık

oluşturduğu ileri sürülemez.

Anayasa'nın 128. maddesinde Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği belirtilerek, memurlar ve diğer kamu görevlileri maddede sayılan özlük hakları bakımından yasal güvenceye kavuşturulmuştur.

Tedavi kurum ve kuruluşlarında yapılan tedavilere ilişkin ücretler ile kullanılması gerekli görülen ortez, protez ve diğer iyileştirme araçlarının sağlanması memurlar ve diğer kamu görevlilerinin en önemli özlük haklarındandır. Bu nedenle bunlara ilişkin ödemelerin nasıl yapılacağının yasayla düzenlenmesi gerektiği açıktır. Yasayla düzenleme, konunun tüm ayrıntılarının yasayla belirlenmesini değil, temel ilkelerin, ölçü ve sınırların yasada gösterilip uzmanlık ve teknik konulara yönelik ayrıntıların düzenlenmesinin yürütme organına bırakılmasını ifade eder.

İptali istenen kuralla, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin

sağlık kurum ve kuruluşlarında yapılan tedavilerine ilişkin ücretlerle sağlık

kurumlarınca verilen raporlara dayalı olarak kullanılması gerekli görülen

iyileştirme araç bedellerinin kurumlarınca ödenecek kısmını ve bu konuya

ilişkin usul ve esasları, Sağlık Bakanlığının görüşünü almak suretiyle tespit

etmeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Maddenin gerekçesinden kuralın,

memurlar ve diğer kamu görevlilerinin tedavi kurum ve kuruluşlarında yapılan

tedavilerine ilişkin ücretlerle sağlık kurumlarınca verilen raporlar üzerine

kullanılması gerekli görülen ortez, protez ve diğer iyileştirme araçlarının

bedellerinin kurumlarınca ödenecek kısmını ve bu konuya ilişkin esas ve

usulleri belirleme yetkisini tamamen Maliye Bakanlığına bırakan 657 sayılı

Devlet Memurları Kanunu'nun 209.maddesinin son fıkrası ile 178 sayılı Kanun

Hükmünde Kararname'nin 10. maddesinin (p) bendi hükümlerini iptal eden Anayasa

Mahkemesinin, 3.4.2009 günlü, E. 2005/152, K. 2009/14 sayılı kararının

gereklerini yerine getirmek ve buna ilişkin uygulama usul ve esaslarını

belirlemede uyulacak temel ilkelerin belirlenmesi amacıyla yasalaştırıldığı

anlaşılmaktadır.

Kuralla, Maliye Bakanlığına sınırsız bir yetki verilmesi söz

konusu değildir. Kural, Maliye Bakanlığına verilen yetkinin Yasa'nın Geçici 8.

maddesinin birinci fıkrasının (a) ilâ (e) bentleri arasında belirtilen temel

ilkeler çerçevesinde kullanılmasını öngörmektedir. Maliye Bakanlığının söz

konusu yetkisini kullanırken uymak zorunda olduğu temel ilkeler, Geçici 8.

maddenin birinci fıkrasının (a) ilâ (e) bentleri arasında ayrıntılı olarak

sayılmıştır. Ayrıca, Yasa'nın Geçici 9. maddesinde memurlar ve diğer kamu

görevlilerinden sağlık yardımları için alınacak katkı miktarları, bunların

artırılması veya eksiltilmesi konuları da ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu

durumda, geçici maddelerle getirilen düzenlemelerle, sağlık yardımı konusunda

temel ilkelerin ortaya konulduğu, idarenin düzenleme yetkisinin sınırlarının ve

çerçevesinin belirlendiği dikkate alındığında, kuralın Anayasa'nın 128.

maddesine aykırı bir tarafının bulunmadığı açıktır.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 10. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Mehmet ERTEN bu görüşe katılmamıştır.

Kuralın Anayasa'nın 2. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

E- 13.12.1983 günlü, 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin; 25.6.2009 günlü, 5917 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle eklenen Geçici 9. Maddesinin Birinci Fıkrasının Birinci Cümlesinin ''kamu idarelerinde 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak istihdam edilenlerden (bunlardan aylıksız izinli olup, ilgili mevzuatı gereğince tedavi yardımı hakkı devam edenler dahil) sigorta primleri aynı Kanunun geçici 4 üncü maddesine göre ödenmekte olanlar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin'' Bölümünün İncelenmesi

Dava dilekçesinde; kuralla hem memur statüsünde çalışanlardan, hem

yeşil kartlılardan, hem de ilgili mevzuatında 3816 sayılı Kanun hükümlerine

göre tedavilerinin sağlanması hükme bağlanmış olanlardan alınacak katılım

paylarına ilişkin hükümler getirildiği, bu kuralların 2009 Yılı Merkezi Yönetim

Bütçe Kanunundaki hükümlerle aynı olduğu, Anayasa Mahkemesinin 5510 sayılı

Kanunun 'Katılım payı alınması' başlıklı 68. maddesinin ikinci fıkrasını

Yasa'nın 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına girenler

(memurlar) yönünden iptal ettiği, bu iptal kararının memur statüsündekilerin

diğer sigortalılarla aynı sisteme bağlı olmaması gerekçesine dayandığı

belirtilerek, kuralın Anayasa'nın 2., 10. ve 128. maddelerine aykırı olduğu

ileri sürülmüştür.

178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin iptali istenen kuralı da içeren Geçici 9. maddesinde, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile yeşil kart sahibi olanların sağlık hizmetlerinden yararlanırken ödeyecekleri katılım payları, söz konusu katılım paylarının hangi sağlık kuruluşlarında ne oranda alınacağı, katılım paylarının her yıl hangi makam tarafından ve en fazla ne kadar artırılabileceği, kullanımına gerek duyulan tedavi araç ve gereçlerinden alınacak asgari ve azami katılım miktarlarının ne olduğu gibi hususlar ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Dava dilekçesinde Geçici 9. maddenin birinci fıkrasının, memurlar ve diğer kamu görevlilerini kapsayan bölümünün iptali istenmektedir.

Geçici 8. maddenin birinci fıkrasının iptali istenen bölümünde belirtilen gerekçelerle, iptali istenen kural Anayasa'nın 10. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Mehmet ERTEN görüşe katılmamıştır

Kuralın Anayasa'nın 2. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

F- 5917 sayılı Kanun'un Geçici 1. Maddesinin İncelenmesi

Dava dilekçesinde; vergilendirmede genel kuralın yasayla

belirlenmiş konu ve kişilerden vergi, resim ve harç alınması olduğu, kimi

durumlarda vergi kapsamına alınan konunun, kimi durumlarda da kişilerin vergi

dışında tutulabileceği gibi, verginin tümünden ya da bir bölümünden

vazgeçilebileceği, vergide eşitlik ilkesinin vergilendirmenin yükümlülerin

vergi ödeme güçleri dikkate alınmak suretiyle yapılmasını gerektirdiği, Devlet

tüzel kişiliği içinde sadece Başbakanlık merkez teşkilatı tarafından ithal

edilen motorlu taşıtlara tanınan bu muafiyetin hiçbir ekonomik veya sosyal

gerekçesinin gösterilmediği, muafiyetin hangi amaçla, niçin yapıldığına ilişkin

bir açıklık bulunmadığı belirtilerek, kuralın Anayasa'nın 2. ve 73. maddelerine

aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Kuralda, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on yıllık bir zaman dilimi içinde Başbakanlık merkez teşkilatı tarafından ithal edilecek motorlu taşıtların gümrük vergisinden muaf ve istisna olduğu belirtilmektedir.

Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan sosyal hukuk devleti, temel hak ve özgürlükleri en geniş ölçüde sağlayan ve güvence altına alan, toplumsal gerekleri ve toplum yararını gözeten, kişi ve toplum yararı arasında denge kuran, toplumsal dayanışmayı üst düzeyde gerçekleştiren, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak eşitliği, sosyal adaleti ve millî gelirin adil bir biçimde dağıtılmasını sağlayan devlettir. Hukuk devletinde, vergilendirmenin temel ilkelerinin gözetilmesi, vergilendirmeye ilişkin yasalarda bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması ve hukuk güvenliğinin sağlanması gerekir.

Anayasa'nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında ise vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı hükmü yer almaktadır.

Vergilendirmede genel kural, yasayla belirlenmiş konu ve kişilerden vergi, resim ve harç alınmasıdır. Yasakoyucu, kimi durumlarda vergi kapsamına alınan konuyu, kimi durumlarda da kişileri vergi dışında tutabileceği gibi, verginin tümünden ya da bir bölümünden vazgeçebilir. Buna göre, birtakım nedenlerle, kimi kişi veya konuların vergi dışı bırakılması ya da bir kısım vergiden vazgeçilmesi hususlarının da yasalarla belirlenmiş olması gerekmektedir. Vergi, resim ve harç yasalarında sosyal, ekonomik, mali ve kültürel amaçlı birtakım muaflık, istisna ve indirimler getirilmesi, yasakoyucunun takdirine bağlı bir konudur.

İptali istenen kuralla, Başbakanlık merkez teşkilatınca ithal edilecek motorlu taşıtlardan gümrük vergisi alınmaması belirli bir süreyle sınırlandırılmaktadır. Yasakoyucunun vergilendirme alanındaki takdir yetkisine dayanarak ve Başbakanlık merkez teşkilatının ihtiyacı doğrultusunda bu kurumca ithal edilecek motorlu taşıtlardan belli bir süreyle gümrük vergisi alınmamasına yönelik olarak yaptığı düzenlemenin Anayasa'ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 73. maddelerine aykırı değildir. İptal istemin reddi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO ve Zehra Aya PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.

VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN İNCELENMESİ

25.6.2009 günlü, 5917 sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un:

1- 1. maddesiyle, 9.6.1930 günlü, 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu'nun 2. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 2/A maddesinin;

a- Birinci fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan ' ' dört katı aday '' ibaresine,

b- Dördüncü fıkrasının 'Bunun dışında mülakat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz.' biçimindeki ikinci cümlesine,

2- 18. maddesiyle, 26.5.1981 günlü, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'na eklenen Geçici 6. maddeye,

3- 26. maddesiyle, 13.12.1983 günlü, 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen;

a- Geçici 8. maddenin birinci fıkrasının ' ' kamu idarelerinde 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak istihdam edilenlerden (bunlardan aylıksız izinli olup, ilgili mevzuatı gereğince tedavi yardımı hakkı devam edenler dahil) sigorta primleri aynı Kanunun 4 üncü maddesine göre ödenmekte olanlar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin '' bölümüne,

b- Geçici 9. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin 'Kamu idarelerinde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak istihdam edilenlerden (bunlardan aylıksız izinli olup, ilgili mevzuatı gereğince tedavi yardımı hakkı devam edenler dahil) sigorta primleri aynı Kanunun 4 üncü maddesine göre ödenmekte olanlar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin '' bölümüne,

4- Geçici 1. maddesine,

yönelik iptal istemleri, 14.4.2011 günlü, E. 2009/63, K. 2011/66 sayılı kararla reddedildiğinden, bu madde, cümle, bölüm ve ibarelere ilişkin YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN REDDİNE,

14.4.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

25.6.2009 günlü, 5917 sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un:

1- 1. maddesiyle, 9.6.1930 günlü, 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu'nun 2. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 2/A maddesinin;

a- Birinci fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan ' ' dört katı aday '' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

b- Dördüncü fıkrasının 'Bunun dışında mülakat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz.' biçimindeki ikinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- 18. maddesiyle, 26.5.1981 günlü, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'na eklenen Geçici 6. maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

3- 26. maddesiyle, 13.12.1983 günlü, 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen;

a- Geçici 8. maddenin birinci fıkrasının ' ' kamu idarelerinde 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak istihdam edilenlerden (bunlardan aylıksız izinli olup, ilgili mevzuatı gereğince tedavi yardımı hakkı devam edenler dahil) sigorta primleri aynı Kanunun 4 üncü maddesine göre ödenmekte olanlar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin '' bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Mehmet ERTEN'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

b- Geçici 9. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin 'Kamu idarelerinde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak istihdam edilenlerden (bunlardan aylıksız izinli olup, ilgili mevzuatı gereğince tedavi yardımı hakkı devam edenler dahil) sigorta primleri aynı Kanunun 4 üncü maddesine göre ödenmekte olanlar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin '' bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Mehmet ERTEN'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

4- Geçici 1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

14.4.2011 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Fettah

OTO

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Alparslan

ALTAN

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

KARŞIOY YAZISI

I- 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu'nun 2/A maddesinin

birinci fıkrasının dördüncü cümlesinde yer alan '' dört katı aday '' ibaresinin Anayasa'ya aykırılığı

Kuralla, yazılı sınavda 100 tam puan üzerinden 70 puanın altına düşülmemek kaydıyla en yüksek puan alan adaydan başlamak üzere, sınav ilanında belirtilen kadronun dört katı adayın mülakata çağırılması öngörülmüştür.

Yasa'nın, aynı maddesinin iptal davasına konu olmayan ikinci fıkrasında nihai başarı listesinin, yazılı sınav puanı ile mülakat puanının aritmetik ortalaması tespit edilerek, en yüksek puan alan adaydan başlamak üzere hazırlanacağı belirtilmiştir.

Anayasa'nın 70. maddesinde kamu hizmetine girişte görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilemeyeceği vurgulanarak, kamu hizmetine girişte liyakat ve bilgi esası benimsenmiştir.

Yazılı sınav adayın bilgi ve liyakatini, mülakat ise yazılı sınavla saptanamayacak, ancak talip olunan kamu hizmetinin gerekleri bakımından önem taşıyabilecek kimi kişilik özelliklerinin ortaya çıkarılması bakımından önem taşımaktadır.

Adayların başarı sıralamasında asıl bilgiyi ortaya koyan yazılı sınavın sonuçlarını, sübjektif yönü ağır basan mülakatın aşırı derecede ağırlık taşımasına yol açacak şekilde, yazılı sınav başarı sıralamasında en yüksek puan alandan başlamak üzere ilan edilen kadronun dört katı adayın mülakata ve değerlendirmeye alınması, kamu hizmetine girişte objektif ve liyakat ölçülerine dayalı esasların öngörülmesini amir olan Anayasa'nın 70. maddesine aykırıdır.

II- 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu'nun 2/A maddesinin

dördüncü fıkrasının 'Bunun dışında mülakat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz.' biçimindeki ikinci cümlesinin Anayasa'ya aykırılığı

Kuralla, bazı idari yargı davalarına da konu olan Kaymakam Adayları Yönetmeliği'nde yer almayan bir husus yasa hükmü haline getirilerek bu konuda idari yargının, kaymakam adaylarının mülakatlarında yapabileceği denetime sınırlama getirilmiştir.

Kuralla aynı zamanda, mülakatın icrası esnasında mülakatı yapan kurulda oluşacak izlenimlerin, bir kayıt sisteminden yararlanarak ikinci kez izlenmesi, değerlendirilmesi ve ilk anda edinilebilecek hatalı bir izlenim veya dikkatsizlik sonucu verilebilecek hatalı bir kararın bu yolla telafisi imkanı ortadan kaldırılmıştır.

Kamu hizmetlerine girme hakkı Anayasa'nın 70. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, herkes kamu hizmetine girme hakkına sahip olup görevin gerektirdiği nitelikler dışında kişiler arasında ayrım gözetilemez. Anayasa'nın 125. maddesinde idarenin her türlü eylem ve işleminin yargı denetimine açık olduğu belirtilmiştir.

Kişisel ve sübjektif bir değerlendirme olan mülakat değerlendirmesinin kamu hizmetine alınmada adaylar arasında haksızlık yaratılmaması için ek bir güvence sağlayan kayda alma yönteminin kullanılıp kullanılmaması en azından idarenin takdirine bırakılması ve idari yargının denetimine olanak verilmesi gerekirken bu yolun Yasa ile kapatılmasını öngören kural kamu hizmetine alınmada haksızlık ve eşitsizliklere yol açabileceği ve idari bir işlem olan mülakatın yargı denetimini ortadan kaldırdığından Anayasa'nın 70. ve 125. maddelerine aykırıdır.

III- 5917 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin Anayasa'ya

aykırılığı

Kuralla, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on yıllık bir zaman dilimi içinde Başbakanlık merkez teşkilatı tarafından ithal edilen motorlu taşıtların gümrük vergisinden muaf ve istisna olması öngörülmüştür.

Buna göre, idarenin diğer birimleri benzer ithalatlarda kendilerine Bütçe Kanunu ile ayrılmış olan ödeneklerden gümrük vergisi öderken, Başbakanlık merkez teşkilatı keza kendisine Bütçe Kanunu ile verilen ödeneklerden, diğer idare birimlerine göre daha fazla yararlanmış olacaklardır. Başka bir deyişle, aynı miktarda ödenekle daha fazla sayıda veya değerde taşıt ithalatı yapmış olacaklardır.

Başbakanlık, kuşkusuz, kendi ihtiyaçları için gerekli gördüğü miktarda ödeneği, alacağı araçların gümrük vergisini de gözeterek, bütçeye koydurma olanağına sahiptir.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin esaslarından biri de devletin kendi koyduğu kurallara kendisinin de uyması, yasaların kamu yararı dışında özel amaçlarla çıkarılmamasıdır.

Hukuk devleti gereklerine uymayan kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerektiği düşüncesindeyim.

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

KARŞIOY GEREKÇESİ

I- 25.6.2009 günlü, 5917 sayılı Yasa ile 1700 sayılı Dahiliye

Memurları Kanunu'nun 2. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen ve 'Kaymakam adaylığı yazılı sınavı, mülâkatı ve atama'yı düzenleyen 2/A. maddenin dördüncü fıkrasında, adaylara mülâkatta verilecek puanlar üzerinden değerlendirmenin nasıl yapılacağı belirtildikten sonra 'Bunun dışında mülâkat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılamaz' denilmiştir. Böylece kaymakam adaylığı yazılı sınavından sonra yapılacak mülâkatta, şeffaflığı sağlayacak ve ileride olası bir uyuşmazlık halinde de kanıt oluşturabilecek herhangi bir kayıt sisteminin kullanılması yasaklanmıştır.

Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti eylem ve

işlemleri hukuka uygun olan her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu

geliştirerek sürdüren tüm eylem ve işlemlerini objektif esaslara bağlayarak

yargı denetimine açan, adil yargılanma hakkını sağlayan devlettir. Yasa

koyucunun bu doğrultuda düzenlemeler yaparak hukuk devletini yaşama geçirmekle

yükümlü olduğu bir düzende idarenin, yargısal denetimi kolaylaştırmak amacıyla

mülâkatta kayıt sistemi ya da başka bir yöntemi uygulamasının engellenmesi,

öncelikle hukuk devleti anlayışının özümsenemediğinin göstergesidir. Kamu

hizmetinin özelliğine göre istihdam edilecek kişilerde hangi vasıfların

aranacağının ve göreve alınmada nasıl bir yöntem uygulanacağının objektif

esaslara göre belirlenmesi ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde sonuca

ulaşılmasının sağlanması idarenin sorumluluğu altındadır. Bu sorumluluğun

gereği gibi yerine getirebilmesi için alınması gereken önlemlere yasa ile

müdahale edilmesi, hukuk devleti olma iddiasından vazgeçildiği anlamına

geleceğinden Anayasa ile bağdaşmaz. Hukuk devletinde bir yasaklama

getiriliyorsa bunun şeffaflığı ve objektifliği engelleyerek yargısal denetim

alanını daraltmak değil, aksine genişletmek amacıyla yapılması gerekir.

Öte yandan, Anayasa'nın 70. maddesine göre, her Türk, kamu

hizmetlerine girme hakkına sahiptir; Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği

niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez. Bu ilkenin uygulamaya

yansıtılmasının en etkili yolunun, hizmete alınacakların niteliklerinin

saptanmasında, objektif yöntemlerin uygulanması olduğu kuşkusuzdur. İdarelerin

kamu personelinin atanmasını bu çerçevede gerçekleştirmeleri, hizmetin gerekli

kıldığı özellikler dışında öznel değerlendirmelere yol açacak ya da bu izlenimi

verecek davranışlardan kaçınmaları Anayasa'nın 70. maddesinin gereğidir. Kamu

hizmetine alınmada objektif esasların uygulanmasını engelleyen kuralların ise bu

ilkeyle bağdaşmadığı açıktır.

II- 5917 sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesi ile bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 10 yıl süreyle Başbakanlık merkez teşkilâtı tarafından ithal edilen motorlu taşıtlar, 29.10.1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 167. maddesi kapsamında gümrük vergisinden muaf ve müstesna tutulmuştur.

Bütün kurum ve kurallarıyla adaletli bir hukuk düzeni kurup, eşitlik temelinde bunu sürdürmekle yükümlü olan hukuk devletinin öncelikli görevi, adalet duygusunu rencide edecek, devlete güveni sarsacak durumlara meydan vermemektir. Bu nedenle devletin bütün kurumlarının ilke olarak aynı kurallara bağlı tutulması, genel kuraldan ayrılmayı haklı kılacak bir neden varsa bunun da haklı, makul ve anlaşılabilir olması gerekir. Hukuk devleti keyfiliğe, imtiyaz ve ayrıcalığa yol açacak tasarruflardan kaçınma yükümlüğü altındadır.

Başbakanlık tarafından ithal edilen ve aralarında, uçak,

helikopter, yat, otobüs, minibüs, otomobil gibi taşıtların da bulunduğu

araçların, gümrük vergisine tabi tutulmaları halinde, bunun Genel Yönetim

Bütçesinde Başbakanlık bütçesine konulacak ödenekten karşılanması, söz konusu

taşıtların gümrük vergisinden istisna tutulması durumunda ise gümrük vergisi

ödenmeyeceğinden, bu verginin Başbakanlık bütçesinde görünmemesi nedeniyle

sonuçta devlet açısından bir kayıp ya da kazanıma yol açılmaması, Kural'ın

Anayasa'ya uygunluğunun gerekçesini oluşturamaz. Önemli olan bir kaybın veya

kazanımın bulunup, bulunmaması değil Anayasa'nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı

kapsamında hukuk devleti ilkesinin ihlâl edilmemesidir.

Anayasa'nın 73. maddesinde, herkesin mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğu belirtilmesine karşın, Başbakanlık merkez teşkilâtı tarafından ithal edilen motorlu taşıtları, 10 yıl süreyle gümrük vergisinden muaf ve müstesna tutarak ayrıcalık yaratan kuralın gerekçesi yasama belgelerinde yer almadığı gibi bu konuda Başbakanlığı diğer kamu kurum ve kuruluşlarından farklı kılan özelliğin ne olduğu da anlaşılamamaktadır. Yasama gücünün, keyfi uygulamaların aracı haline getirilerek, meşruiyetini kaybetmesinden en fazla hukuk devleti ilkesinin ve ona inananların zarar göreceği kuşkusuzdur.

Açıklanan nedenlerle Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varılan dava konusu kuralların iptali gerektiği düşüncesiyle bu konudaki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

KARŞIOY GEREKÇESİ

I-) Dâhiliye Memurları Kanununun 2. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 'Kaymakam adaylığı yazılı sınavı, mülakatı ve atama' başlıklı 2/A maddesinde yer alan 'Bunun dışında mülakat ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz' cümlesinin, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülmektedir.

İptali istenilen kuralın yer aldığı maddede, kaymakam adayı olmak

isteyenlerin yazılı sınav ve mülâkata tâbi tutulacaklarını, mülâkatta adayın,

bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade etme yeteneğinin ve muhakeme gücünün,

temsil kabiliyetinin, davranış ve tepkilerinin, mesleğe uygunluğunun, liyakati

ile genel ve fiziki görünümünün, özgüveninin, ikna kabiliyetinin ve

inandırıcılığının, genel yetenek ve genel kültürünün, çağdaş, bilimsel ve

teknolojik gelişmelere açıklığının, sınav komisyon başkan ve üyeleri tarafından

puan verilerek saptanacağı, sayılan özelliklerin her biri için yirmişer puan

üzerinden değerlendirme yapılarak verilecek puanların ayrı ayrı tutanağa

geçirileceği, bunun dışında mülâkat ile ilgili herhangi bir kayıt sisteminin

kullanılamayacağı, başarılı sayılmak için yüz tam puan üzerinden verdikleri

puanların aritmetik ortalamasının en az yetmiş olmasının gerekeceği

öngörülmektedir.

Kaymakam adayı olmak isteyenlerde yazılı sınav ile saptanması mümkün olmayan, ancak, yasa gereği bulunması gereken özeliklerin belirlenebilmesinin karşılıklı görüşme ve konuşma yöntemi olan 'mülâkat' ile mümkün olacağında ve söz konusu mülâkatın da bir sınavın sonucunu belirleyen niteliklere haiz idari bir işlem olduğunda, duraksama bulunmamaktadır.

Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, 36. maddesinde ise herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip bulunduğu ifade edilmektedir.

Anayasa'da belirtilen yargı yolu ve adil yargılanma hakkından, ancak, yargı mercileri önünde iddia ve savunmada, kullanılmak istenen delilerden yararlanmak, bu iddia ve savunmaya esas olacak delillerin saptanmasını kısıtlayan ya da ortadan kaldıran düzenlemelerden kaçınılmak suretiyle yararlanmak mümkün olabilir.

Kaymakam adaylığı mülâkat sınavında delil olarak değerlendirilecek

olan belge, sınav komisyonu başkan ve üyelerinin sübjektif değerlendirmelerini

yansıtan, başkaca bilgi ve kayıt içermeyen, sadece puan miktarını gösteren

tutanaktan ibarettir. Böyle bir tutanak ile adaylarda Kanun'un aradığı

özelliklerin bulunup bulunmadığının yargı mercileri önünde kanıtlanmasının

imkânsız oluşu yanında, adil yargılanma hakkı ile varılmak istenen amaca

ulaşılamayacağı da açıktır. Bu nedenle kanun koyucunun, mülâkat ile seçme

usulünü benimsediği sınavlarda, idarenin işlemlerinin kanuna uygun olarak

gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin yargı organınca denetlenebilmesine

imkân sağlayacak nitelikte, adaylarda aranacak özelliklerde gözetilerek bilgi,

belge ve kayıtların tutulması yönünde kurallar koyması gerekir.

İptali istenen kural ile getirilen bu yasaklama, iddia ve savunmadan beklenen hukuki yararı, idarenin işlemine karşı yargı yolunun açık bulunması keyfiyetini ve adil yargılanma hakkını bertaraf etmektedir.

Bu nedenle kural, Anayasa'nın 36. ve 125. maddelerine aykırıdır.

İptali gerekir.

II-) 5917 sayılı Kanunun 26. maddesiyle 13.12.1983 günlü, 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye, eklenen Geçici 8. ve 9. maddelerde, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 12. maddesi uyarınca sağlık hizmetleriyle ilgili kayıt ve işlemlerin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından devralınana kadar, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yanında yeşil kartlıların sağlık sigortasından nasıl yararlanabilecekleri ile sağlık yardımından yararlanırken sağlık harcamalarına ne şekilde katkıda bulunacaklarına ilişkin konular ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Söz konusu Kararname'ye eklenen Geçici 8. ve 9. maddelerde yer alan ve iptali istenilen bölümler, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile getirilen genel sağlık sigortasının, 4/c kapsamındakiler yönünden iptaline ilişkin, Anayasa Mahkemesinin 15.12.2006 günlü, E.2006/111, K.2006/112 sayılı kararında ayrıntıları belirtilen gerekçelerle Anayasa'ya aykırıdır.

Bu nedenle Geçici 8. ve 9. maddelerde yer alan bölümlerin iptali gerekir.

III-) 5917 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 10 yıl süreyle Başbakanlık merkez teşkilatı tarafından ithal edilen motorlu taşıtların Gümrük Kanununun 167. maddesi kapsamında gümrük vergisinden muaf ve müstesna tutulacağı öngörülmektedir.

Anayasa'nın 'vergi ödevi' başlıklı 73. maddesindeki genel kural, kanun ile belirlenen konu ve kişilerden vergi alınmasıdır. Kanun koyucu vergiyi belirlerken sosyal, ekonomik, mali ve kültürel amaçlı ya da benzer nedenlerle konu ve kişileri vergiden muaf veya müstesna kılabilir. Bu onun Anayasa'nın 73. maddesinde belirtilen kurallara bağlı kalması koşulu ile takdir yetkisi içindedir.

Vergilendirmede adalet ve eşitlik, yükümlülerin vergi ödeme güçleri dikkate alınarak vergilendirmenin yapılması ile vergide genellik ise ayırım yapılmaksızın herkesin mali gücüne göre vergi yüküne katılması ile sağlanabilir.

Kanun koyucu, vergi koyma, kaldırma, istisna tutma ve muafiyetten yararlandırma gibi düzenlemeler sırasında takdir yetkisini kullanırken, kamu yararı, mali güç, sosyal ve ekonomik amaç, kamu hizmetinin en iyi biçimde görülmesi gibi haklı nedenlere dayanması gerektiğini ve ancak, bu suretle vergide adalet ve eşitlik ile genellik ilkesinin korunabileceğini gözetmesi gerekir.

İptali istenilen kuralla, Devlet tüzel kişiliği içinde yer alan kamu kurumlarından sadece Başbakanlık merkez teşkilatı tarafından ithal edilen motorlu taşıtlar için getirilen bu muafiyetin, getiriliş gerekçesi gösterilmediği gibi hangi amaçla ve niçin yapıldığı da anlaşılamamıştır. Kural bu haliyle Anayasa'nın 73. maddesine aykırıdır.

Öte yandan, Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletini; bütün işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygunluğunu başlıca geçerlik koşulu sayan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukuk kurallarına bağlılığa özen gösteren, devlet olarak tanımlamıştır.

Devlet tüzel kişiliği içindeki diğer kamu kurumlarını dışlayan, sadece Başbakanlık merkez teşkilatını muafiyet kapsamına alan ve hangi amaçla niçin yapıldığı da anlaşılamayan kural, hukuk devletine uygun adil bir düzenleme olmadığı gibi yine hukuk devletinde, hukukun tüm devlet organlarına hâkim kılınması gereğine de uymamaktadır.

Belirtilen nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 73. maddelerine aykırıdır.

İptali gerekir.

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Fettah

OTO

Üye Zehra · Ayla PERKTAŞ Üye Mehmet ERTEN

Anayasa Mahkemesi, E. 2009/63, K. 2011/66, 14 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasını Açan
  4. İtiraz Yoluna Başvuran
  5. Iı- Yasa Metinleri
  6. Iıı- İlk İnceleme
  7. Iv- Birleştirme Kararı
  8. V- Esasın İncelenmesi
  9. Vı- Yürürlüğün Durdurulması İsteminin İncelenmesi
  10. Kılıç
  11. Kantarcıoğlu
  12. Erten
  13. Oto
  14. Özgüldür
  15. Kömürcü
  16. Altan
  17. Üstün
  18. Yıldırım
  19. Necipoğlu
  20. Dursun
  21. Karşıoy Yazısı
  22. I- 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu'nun 2/A maddesinin
  23. II- 1700 sayılı Dahiliye Memurları Kanunu'nun 2/A maddesinin
  24. III- 5917 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin Anayasa'ya
  25. Tercan
  26. Karşıoy Gerekçesi
  27. I- 25.6.2009 günlü, 5917 sayılı Yasa ile 1700 sayılı Dahiliye
  28. II- 5917 sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesi ile bu maddenin
  29. Karşıoy Gerekçesi
  30. Kantarcıoğlu
  31. Oto
  32. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2009/63
Karar No
2011/66
Tarih
14 Nisan 2011

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2009/31 K.2011/77
  • AYM Norm Denetimi E.2009/24 K.2011/75
  • AYM Norm Denetimi E.2008/7 K.2011/80
  • AYM Norm Denetimi E.2009/30 K.2011/76
  • AYM Norm Denetimi E.2008/79 K.2011/74
  • AYM Norm Denetimi E.2009/1 K.2011/82

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.