KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2011
- Esas Sayısı
- 2010/23
- Karar Sayısı
- 2011/101
- Karar Günü
- 16.6.2011
- R.G. Tarih-Sayı
- 21.10.2011-28091
- İtiraz yoluna başvuran
- Danıştay 12. Dairesi
- İtirazın konusu
- 14.7.1965 günlü, 657 sayılı
Karar Metni
808 kelime·4 dk okuma·17 bölüm
Devlet Memurları Kanunu'nun 12.5.1982 günlü, 2670 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle değiştirilen 125. maddesinin ikinci fıkrasının 'Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır.' biçimindeki birinci cümlesinin 'uyarma ve kınama cezaları yönünden' Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacının, hakkında öngörülen aylıktan kesme cezasının iptali için açtığı davada itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun itiraz konusu kuralı içeren 125. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
'Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ ve Recep KÖMÜRCÜ'nün katılımlarıyla 24.3.2010 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında; aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin
durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı
yerlerinde açılan davalarda işin esasına girilmek suretiyle dava konusu
disiplin cezalarının hukuka uygunluğu konusunda karar verildiği, 657 sayılı
Devlet Memurları Kanunu'nun 135. maddesi ile 136. maddesinin dördüncü fıkrasında
uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz usulünün öngörüldüğü ve idari yargı
yoluna başvurulamayacağının belirtildiği, uyarma ve kınama cezalarına karşı
yargı yolunun kapalı olması nedeniyle bu cezaların uygulanmasını gerektiren
disiplin kuralının birinci kez ihlâlinde verilen cezaya karşı dava yoluna
gidilemeyeceği ve bu cezaların kesinleşeceği, diğer disiplin cezalarının ilk
kez işlenmesi halinde ise açılacak davalarda verilebilecek iptal kararları
nedeniyle tekerrür halinin bu cezalar yönünden gerçekleşmeyeceği ve cezaların
tekerrüründe farklılık ortaya çıkacağından Anayasa'nın 2., 10. ve 36.
maddelerinin ihlâl edileceği ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan devlettir.
Anayasa'nın 10. maddesinde herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı, Devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğu kuralı yer almaktadır.
Anayasa'nın 'Hak arama hürriyeti' başlıklı 36. maddesinde ise, herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanarak yargı organları önünde davacı ya da davalı olarak sav, savunma ve adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
İtiraz başvurusunda bulunulduğu tarihte Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinin üçüncü fıkrası 'Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.'şeklindeyken 12.9.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 13. maddesiyle 'Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz' biçiminde değiştirilmiştir.
Kanunların zaman içinde uygulanmasında, başkaca bir hüküm konulmuş olmadıkça, yürürlüğe girmesiyle birlikte derhal etkisini göstermesi kuraldır. Üstün bir hukuk normu olan ve uyulması zorunlu bulunan Anayasa hükümlerinin de yürürlüğü bakımından bu kurala bağlı olduğu açıktır.
Anayasa'nın 129. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan bu değişiklik sonucunda uyarma ve kınama cezaları da dahil bütün disiplin cezaları için yargı yoluna başvurulabileceğinden 657 sayılı Yasa'nın 125. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan 'Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır' biçimindeki hükmünde yargı denetimine tâbi olma açısından uyarma ve kınama cezalarının diğer disiplin cezalarıyla bir farkı kalmamıştır.
Uyarma ve kınama cezalarının diğer disiplin cezaları gibi dava konusu edilebilmeleri nedeniyle, bu cezalara konu eylemlerin tekerrürü gözetilerek bir derece ağır ceza uygulanmasında hukuk devleti ilkesi, eşitlik ilkesi ve hak arama hürriyeti ihlâl edilmediğinden kural Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
Fettah
OTO
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan
ALTAN
Üye
Burhan
ÜSTÜN
Üye
Engin
YILDIRIM
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Hicabi
DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal
TERCAN
Anayasa Mahkemesi, E. 2010/23, K. 2011/101, 16 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası