KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2010
- Esas Sayısı
- 2010/50
- Karar Sayısı
- 2010/75
- Karar Günü
- 3.6.2010
- R.G. Tarih-Sayı
- Tebliğ
Karar Metni
1.283 kelime·6 dk okuma·19 bölüm
edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Bakırköy 28. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
18.1.1972 günlü, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 55. maddesinin Anayasa'nın 2., 36., 138. ve 141. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Karşılıksız çek keşide etme suçu nedeniyle açılan kamu davasında,itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
18.1.1972 günlü, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun itiraz konusu 55. maddesi şöyledir:
'Noterlik evrak ve defterleri mahkeme, sorgu hakimliği ve Cumhuriyet savcılıklarınca veya resmi daireler tarafından, konusu da belirtilmek suretiyle, noterlikte soruşturmaya yetkili kılınan kimselerce incelenebilir.
Noterlik evrak ve defterlerinin daire dışına çıkarılabilmesi, mahkemenin veya sorgu hakiminin karariyle mümkündür.
Mahkeme veya sorgu hakimi evrakın dava sonuna kadar dosyada kalmasına karar verirse, bu takdirde evrakın bir örneği çıkartılıp aslına uygunluğu onaylanarak, aslının yerinde saklanmak üzere notere verilir.
Noterin bulunduğu yerde inceleme imkanı bulunmaması sebebiyle evrakın başka bir yere gönderilmesi gerekiyorsa, noterin bulunduğu yer hukuk hakimliğinin onaylıyacağı örnek, aynı şekilde saklanır.
Soruşturma yetkisi bulunan kişilerle Cumhuriyet savcılarının istiyecekleri örnekler noterlik ücretine tabi değildir. Diğer resmi mercilere verilecek örneklerden yalnız yazı ücreti alınır.'
III- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, ilk inceleme raporu, itiraz konusu yasa kuralı ve bunun gerekçesi ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa'nın 152. maddesi ve buna paralel olarak düzenlenen 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, mahkemeler bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararname kurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve görevine giren bir dava bulunması gerekmektedir.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme'de karşılıksız çek keşide etme suçu nedeniyle kamu davası açılmıştır.1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun evrak ve defterlerin gizliliğini düzenleyen 55. maddesi yargılama sürecinde davanın esastan çözüme kavuşturulabilmesi için uygulanmıştır.
Mahkeme, 15.4.2010 tarihinde, karşılıksız çek keşide etmek suçunun
işlenmediği sonucuna vararak sanığın beraatına ve itiraz konusu kuralın iptali
için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar vermiştir. Bu aşamada
Mahkeme'nin, dava üzerindeki yargısal tasarruf hakkı anılan tarih itibariyle sona
ermiş olduğundan Anayasa Mahkemesi'ne başvurma yetkisi bulunmamaktadır. Diğer
bir anlatımla 15.4.2010 tarihinde sanığın beraatına karar verilerek dava
esastan sonuçlandırılmış, Mahkeme'nin dava ile ilişiği kesilmiştir. İtiraz
başvurusu için ortada somut bir olay, bakılmakta olan bir dava kalmamıştır.
Anayasa'ya aykırılık kararının aynı tarihli duruşma tutanağının öncesinde
yazılmış ve Anayasa Mahkemesi'nde ilk incelemenin yapıldığı tarihte esasa
ilişkin beraat kararının henüz kesinleşmemiş olması mevcut hukuki durumu
değiştirmemektedir.
Açıklanan nedenle, başvuran Mahkeme'nin elinde Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Yasa'nın 28. maddesi anlamında bakmakta olduğu bir dava bulunmadığından, itiraz başvurusunun başvuran Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile Serruh KALELİ bu görüşe katılmamışlardır.
KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Ahmet
AKYALÇIN
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Şevket
APALAK
Üye
Serruh
KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
KARŞI OY
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, bir davaya bakmakta
olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmünde
kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin
ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa bu hükmün iptali
için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir
mahkemenin kimi yasa hükümlerinin Anayasa'ya uygunluk denetimi için Anayasa
Mahkemesi'ne itiraz yoluyla başvurabilmesi yetkisi her şeyden önce elinde
'bakmakta olduğu bir davanın bulunması'na ve itiraz konusu kuralın uygulanacak
kural niteliğinde olmasına bağlıdır.
Başvuruda bulunan Mahkeme'nin, itiraz konusu kuralı uygulayarak daha önce getirttiği imza sirkülerini 15.10. 2010 günlü 3. numaralı celsede ilgili noterliğe iadesine karar verdiği, bu karardan hemen sonrada uyguladığı kuralın anayasa aykırı olduğu düşüncesiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar vererek bunu açıkladığı ve duruşmaya devam ettiği, böylece başvuru kararını verdiği esnada henüz sonuçlanmamış ve bakılmakta olan bir davanın bulunduğu, ancak Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda vereceği kararı beklemeden aynı gün davayı sonuçlandırdığı anlaşılmaktadır.
Ceza Muhakemesinde delil tespitine ilişkin kuralların yargılama
sonuçlanıncaya kadar birden fazla uygulanabileceği gözetildiğinde, bu nitelikte
olan ve aykırılığı ileri sürülen kuralın bir kere uygulanmış olması henüz
sonuçlanmamış olan aynı davada bir daha uygulanmayacağı söylenemez. İtiraz
başvurusunda bulunan Mahkeme davayı sonuçlandırmadan, davadan henüz elini
çekmeden aykırılık başvurusunda bulunması nedeniyle başvuru sırasında elinde
bakılmakta olan bir dava ve uygulanacak bir kuralın bulunduğunun kabulü
gerekir. Aykırılık başvurusunda bulunan Mahkeme'nin Anayasa Mahkemesi'nin bu
konuda vereceği kararı beklemeden davayı sonuçlandırması da belirtilen bu
sonucu değiştirmemektedir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin 20.5.2010 günlü
E.2010/46 sayılı dosyasında, benzer bir başvuru kabul edilerek işin esasının
incelenmesine karar verilmiştir.
Öte yandan, sanık ve katılan vekilinin yokluğunda verilen ve başvuru sırasında henüz kesinleşmemiş olan bir karara karşı yapılacak temyiz başvurusu ile verilecek bozma kararı üzerine, bozmaya uyularak dava tekrar görülebilecek ve böylece itiraz konusu kuralın tekrar uygulanması da gündeme gelebilecektir.
Açıklanan nedenlerle başvurunun esasının incelenmesi gerekir.
Bu düşünceyle çoğunluğun yetkisizlik nedeniyle başvurunun reddine ilişkin kararına katılmadık.
Üye
Engin
YILDIRIM
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
KARŞIOY YAZISI
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan önüne gelen davaya bakmakta olan mahkeme yargılama sürecinde sanığa ait imza sirkülerinin aslının noterden celbi için yazı ücreti ödemek durumunda bırakan ve elde etmek için bir başka mahkemeye talimat yazma ve böylece yargılama sürecini uzattıran 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 55. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu düşüncesi ile 15.4.2010 tarihli duruşmada Mahkememize müracaata karar vermiş ve aynı gün aynı oturumda dosya karar aşamasına geldiği için sanık lehine kararla davayı da hükme bağlamıştır.
Mahkememiz çoğunluk görüşü itiraz yoluna başvuran mahkemenin dava hakkında karar vermekle elinde bakmakta bulunan bir dava kalmadığı ve iptali istenen kuralı uygulayamayacağı kanaati ile mahkemenin yetkisiz olduğunu söylemektedir.
Her ne kadar Anayasa'nın 152. maddesi davaya bakmakta olan mahkemenin uygulanacak bir yasa kuralının Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmesi halinde Anayasa Mahkemesi'nin vereceği karara kadar davayı geri bırakacağını söylemekte ise de Anayasa'nın 152. maddesinin üçüncü fıkrası kuralı Anayasa Mahkemesi'nin denetim sürecinde iken yerel mahkemenin yürürlükteki kurala göre de davayı sonuçlandırabileceğine olanak vermektedir.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme'nin Anayasa'ya açıkça aykırı
gördüğü kuralı mahkemeye getirmiş olmasına rağmen Anayasa Mahkemesi'nin
kararını beklemeden kuralı uygulayıp karar vermiş olması, kuralın Anayasa'ya
aykırılığının denetim hakkını ortadan kaldıran zorunlu bir hal değildir. Asli
görevi Anayasaya aykırı yasa kurallarının hukuk düzeninden ayıklamakla görevli
Anayasa Mahkemesi, önüne bu amaçla gelmiş davayı öncelikle bu açıdan
değerlendirecek tabi ki yetki yönünden denetimine de yapacaktır. İtiraz yolu
ile gelen başvuruların hepsinin bir diğerinin aynı niteliğinde olduğu düşünülemez.
Örneğin somut olayımızda olduğu gibi, Mahkeme davada yargılama sürecini
başlatabilmek için bile sanığın imza denetimi için noterden tasdikli örneğini
getirtmek ve bu nedenle Noterlik Kanunu'nun 55. maddesini uygulamak zorundadır
ki yargılama yapılabilsin Anayasa'nın 141. maddesi gibi davanın mümkün olan
süratle sonuçlandırılması ana görevi var iken bu davada kural uygulanmalı ki
davanın 55. maddesi nedeniyle olaydaki gibi gereksiz bir biçimde uymadığı ve
aykırılığın geliştiği anlaşılsın ve hakimin aykırılığı ciddi bulması anlayışına
hizmet etsin.
Kural uygulanmadan örneğin yargılamayı geciktirip geciktirmediği bilinemeyecektir.
Uygulanacak kural ilkesi somut olayda olduğu gibi uygulanmadan anlaşılmadıkça hakimin varsayımı ile değerlendirilip Mahkememiz önüne getirilmesinde Anayasa'nın 141. maddesine aykırılık ileri sürülmesi olanaksızdır. Uygulanacak kuralın, uygulanmış kuralı da içermeyeceğine ilişkin hiçbir sınırlama yoktur.
Mahkemenin hüküm kurarak davadan elçekmiş sayılmasını ve böylece kuralın uygulanacak kural anlayışından çıktığı yukarıda açıklanan nedenle kabul edilemez.
Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasa'nın 152. maddesinde de belirtilen 5 aylık süre içinde karar vermemesi dava'da uygulanan kuralın Anayasa'ya aykırı bir halinin tespiti ve hukuk düzeninden kaldırılmasında somut olayla kamusal yarar varlığı ve bireysel bazda sanık lehine özel hukuk alanında bir hak ve yarar getirmediği de düşünüldüğünde tercihen uygulanmış kuralın denetlenmesinden yana kullanılması gerekirken mahkemeyi yetkisiz gören anlayışa katılınmamıştır.
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
Şevket
APALAK
Üye
Serruh
KALELİ
Anayasa Mahkemesi, E. 2010/50, K. 2010/75, 3 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası