İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2010/69 K.2011/116

Mahkemesi

Esas2010/69Karar2011/116Tarih7 Temmuz 2011Okuma13 dk · 2.592 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
7 Temmuz 2011
Esas Sayısı
2010/69
Karar Sayısı
2011/116
Karar Günü
7.7.2011
R.G. Tarih-Sayı
21.10.2011-28091
İtiraz yoluna başvuran
Hakkari Sulh Ceza
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.592 kelime·13 dk okuma·28 bölüm

Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 297. maddesinin (2) numaralı fıkrasının Anayasa'nın 2., 7., 11. ve 38. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Ceza infaz kurumunda yasak eşya bulundurmak suçunu işlediği iddiası ile sanık hakkında açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusu fıkrayı da içeren 297. maddesi şöyledir:

'İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak

Madde 297- (1) İnfaz kurumuna veya tutukevine silah, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı sokan veya bulunduran kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde; fikri içtima hükümlerine göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır.

(2) Birinci fıkrada sayılanların dışında kalıp da yetkili makamlar tarafından infaz kurumuna veya tutukevine sokulması yasaklanmış bulunan eşyayı, bu yasağı bilerek, infaz kurumuna veya tutukevine sokan veya bulunduran ya da kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların hükümlü veya tutukluların muhafazasıyla görevli kişiler tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(4) Bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyayı yanında bulunduran veya kullanan hükümlü veya tutuklu, bunu kimden ve ne suretle elde ettiği hususunda bilgi verirse, verilecek ceza yarı oranında indirilir.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 7., 11. ve 38. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi hükmü uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN ve Celal Mümtaz AKINCI'nın katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında;

1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE,

7.12.2010 gününde karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kural, dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, itiraz konusu kuralla infaz kurumuna veya tutukevine sokulması yasaklanmış bulunan eşyayı belirleme yetkisinin yetkili makamların takdirine bırakıldığı, böylece idareye düzenleyici işlem ile hangi eşyaların infaz kurumunda bulundurulmasının yasak olduğunu belirleme ve suç tanımlama yetkisinin verildiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 7., 11. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, infaz kurumuna veya tutukevine silah, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı sokmak veya bulundurmak yasaklanmış ve bu yasağa uymayanların hapis cezası ile cezalandırılacakları öngörülmüştür. İtiraz konusu kuralın yer aldığı anılan maddenin (2) numaralı fıkrasında ise (1) numaralı fıkrada sayılanların dışında kalıp da yetkili makamlar tarafından infaz kurumuna veya tutukevine sokulması yasaklanmış bulunan eşyayı, bu yasağı bilerek, infaz kurumuna veya tutukevine sokan veya bulunduran ya da kullanan kişinin hapis cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir.

Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel

ilkelerinden biri 'belirlilik'tir. Bu ilkeye göre, yasal

düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve

kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması,

ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi

de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup

birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun

bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir.

Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve

davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını,

bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de

yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli

kılar.

Anayasa'nın 7. maddesinde, 'Yasama yetkisi Türk Milleti adına

Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.' denilmektedir.

Buna göre, Anayasa'da yasa ile düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme

organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi

olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve

bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle, Anayasa'da öngörülen ayrık durumlar dışında,

yürütme organına yasalarla düzenlenmemiş bir alanda genel nitelikte kural koyma

yetkisi verilemez. Ayrıca, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa

kuralının Anayasa'nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel ilkelerin

konulması, çerçevenin çizilmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın

bırakılmaması gerekir.

Anayasa'nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, 'Kimse, ...

kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz' denilerek 'suçun

yasallığı', üçüncü fıkrasında da 'ceza ve ceza yerine geçen

güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur' denilerek, 'cezanın

yasallığı' ilkesi getirilmiştir. Anayasa'da öngörülen suçta ve cezada

yasallık ilkesi, insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir anlayışın öne

çıktığı günümüzde, ceza hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır.

Anayasa'nın 38. maddesine paralel olarak Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinde yer

alan 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi uyarınca, hangi

eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir

kuşkuya yer bırakmayacak biçimde yasada gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır

ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak eylemleri önceden

bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence

altına alınması amaçlanmaktadır.

297. maddenin (1) numaralı fıkrasında suça konu olabilecek eşyaların nitelikleri tek tek sayılmış olmasına karşın, itiraz konusu kuralda böyle bir nitelik belirlemesi yapılmadan, sınırsız, belirsiz ve geniş bir alanda idare içinde yer alan yetkili makama suça konu olabilecek eşyaları belirleme yetkisi tanınmıştır. Buna göre kuralda, idare içinde yer alan yetkili makama suça konu olabilecek eşyaları belirlerken hangi nitelikleri esas alacağı hususuna açık ve belirgin olarak yer verilmediğinden dolayı kural, belirli ve öngörülebilir olmadığı gibi suçun yasallığı ilkesine de uygun değildir.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2., 7., 11. ve 38. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Hicabi DURSUN ve Erdal TERCAN bu görüşe katılmamıştır.

VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında 'Kanun, kanun hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi İptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez' denilmekte, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 297. maddesinin (2) numaralı fıkrasının iptal edilmesi nedeniyle, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

1- 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 297. maddesinin (2) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Hicabi DURSUN ile Erdal TERCAN'nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- 5237 sayılı Kanun'un 297. maddesinin (2) numaralı fıkrasının iptal edilmesi nedeniyle, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince İPTAL HÜKMÜNÜN,

KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE

GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

7.7.2011 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Fettah

OTO

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Alparslan

ALTAN

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

KARŞIOY GEREKÇESİ

Hakkari Sulh Ceza Mahkemesince bakılmakta olan davada, 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 'infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak' suçunu düzenleyen 297. maddesinin (2) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmüş, çoğunluk tarafından kuralın iptaline karar verilmiştir.

Dayanağını Anayasa'nın 38. maddesinin oluşturduğu ve Türk Ceza Yasası'nın 1. maddesinde yer alan, 'Kanunsuz suç ve ceza olmaz' ilkesinin esası, yasa tarafından, suçun, yani ne gibi eylemlerin yasaklandığının hiçbir şüpheye ver verilmeyecek biçimde belirtilmesinden ve buna göre cezanın yasayla belirlenmesinden ibarettir. Kişinin, yasak eylemleri ve bunların cezalarını önceden bilmesi gerekir. Bu durum, kişinin temel hak ve özgürlüklerinin güvencesidir. Bu nedenle de Anayasa'nın kişinin temel hak ve ödevlerine ilişkin bulunan ikinci bölümünde bu güvenceye yer verilmiştir.

Tüm bunlar suç ve cezaların yalnızca yasayla konulup kaldırılmasının yeterli olmadığı, konulan kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belirli olması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Yasayı bilmemenin özür sayılmayacağı bir ceza hukuku ilkesi olduğuna göre yasanın herkesçe anlaşılacak ölçüde açık olması da bunun doğal sonucudur. Nitekim, Türk Ceza Yasası'nın 1. maddesinde 'kanunun sarih olarak suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilmez' denilerek bu husus vurgulanmıştır.

Anayasa'da başlıca ceza ilkeleri belirtilmekte, bunların dışında

kalan ceza konuları ve özellikle belli bir zamanda ne gibi eylemlerin suç

sayılıp o suçlara ne miktar ve ne çeşit ceza verileceğini ve hangi ceza

tedbirlerinin ve güvenlik tedbirlerinin ne yolda uygulanacağını saptama yetkisi

yasakoyucuya bırakılmaktadır. Yasakoyucu ise başta Anayasa'nın buyurucu ve

yasaklayıcı kuralları ile belirlenen güvenceler olmak üzere ceza hukukunun

ilkeleri ve toplum yaşantısının zorunlulukları ve yasaların gerekleri ile bağlı

kalarak bu konudaki takdirini kullanabilecektir. Yasama organının, kanun

yaparken bütün olasılıkları gözönünde bulundurarak ayrıntılı kuralları saptamak

yetkisi varsa da, bu her zaman mümkün olmayabilir. Özellikle yasama organının,

yapısı bakımından ağır işlemesi ve günlük olayları izleyerek zamanında gerekli

tedbirleri almasının güçlüğü nedeniyle, sık sık değişen durumlar ve ihtiyaçlar

karşısında kanunda esaslı hükümleri saptadıktan sonra ayrıntıları belirlemede

kimi makamlara yetki vermesi gerekebilir. Böyle bir ihtiyaç karşısında,

yasamanın, esaslı hükümleri saptadıktan sonra ayrıntıların belirlenmesinde kimi

makamlara yetki vermesi de yasama yetkisinin kullanılmasından başka bir şey

değildir. Bu durumlarda yasama yetkisinin yürütme organına bırakıldığı gibi bir

anlam çıkarmak doğru olmaz.

İtiraz konusu TCK'nun 297. maddesinin ikinci fıkrası, birinci

fıkrada yazılı kesin olarak infaz kurumu ya da tutukevine sokulması yasak eşya

dışında kalan ve yetkili makamlarca belirlenen diğer yasaklı eşyayı bilerek

sokanların veya bulunduranların cezalandırılacağını ifade etmektedir. İtiraz

konusu kuralda suçun unsurları ve karşılığı olan ceza tereddüde meydan vermeyecek

şekilde açıkça belirlenmiştir. Buna göre, birinci fıkrada sayılan silah,

uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı dışında kalıp da

'yetkili makamlar tarafından infaz kurumuna veya tutukevine sokulması

yasaklanmış bulunan eşyayı', 'bu yasağı bilerek', 'infaz

kurumuna veya tutukevine sokan veya bulunduran veya kullanan kişinin', 'altı

aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı' belirtilmiştir.

Böylece, itiraz konusu kuralda suçun ne gibi eylemleri kapsadığı açıkça belirtildiğine

ve cezası da önceden saptandığına göre itiraz konusu kuralın Anayasa ve Türk

Ceza Kanunu'nda düzenlenen 'kanunsuz suç ve ceza olmaz' ilkesine uymayan bir

yönü bulunmamaktadır.

Anayasa Mahkemesi benzer bir olayda, başvuran Mahkemenin 4533

sayılı 'Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Kanunu'nun 6. maddesinde

'Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen yerler dışında ateş yakma'yı suç olarak

düzenleyip yaptırıma bağlayan kuralın kanunilik ilkesine aykırı olduğu

iddiasıyla ilgili olarak, 'suçun maddi unsurunun Bakanlar Kurulu kararı

ile 'belirlenen yerler dışında ateş yakmak' olarak tesbit edilmesi suçta ve

cezada kanunilik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Çünkü, idareye verilen bu yetki

suçun tanımını doğrudan belirleyen bir yetki olmayıp, ulusal park sınırları

içinde ateş yakılabilecek yerlerin belirlenmesiyle ilgilidir. Esasen coğrafi

koşullara göre değişiklikler gösterebileceği gözetildiğinde işin niteliği

gereği ateş yakılabilecek yerlerin yasa ile belirlenmesi de mümkün değildir. Bu

durumda itiraz konusu düzenlemenin suçta kanunilik ilkesinin gereklerine

aykırılığından söz edilemez.' şeklindeki gerekçeyle kuralın Anayasa'ya

aykırı olmadığı sonucuna varmıştır.

Eldeki işte de, yetkili makama verilen yetki suçun tanımını

doğrudan belirleyen bir yetki olmayıp, infaz kurumuna veya tutukevine

sokulacak eşyanın belirlenmesinden ibaret sınırlı bir yetkidir. Kurumun infaz

kurumu veya tutukevi olmasına, infaz kurumunun tipine ve standardına, infaz

kurumu veya tutukevinin asayiş durumu ya da tutuklu ve hükümlülerin özel

durumlarına, buralarda meydana gelen isyan, açlık grevi, kaçma teşebbüsleri,

intihar olayları, yaygın ve bulaşıcı hastalıklar gibi kurum, yöre veya çok

spesifik alanlara ilişkin olarak yetkili merciler tarafından alınacak önlemler

bu yetkinin tanınmasını gerektiren durumlardır. İnfaz kurumuna veya tutukevine

sokulacak eşyaların belirlenmesi zaman itibariyle de farklılık gösterebilir.

Durumun özelliği gözetilerek bir infaz kurumunda belirtilen gerekçelerle belli

nitelikte eşyanın sokulması yasaklanabilirken, değişen duruma göre bu yasağın

kaldırılması gerekebilir. Belirtilen durumların çeşitliliği ve değişkenliği

gözetildiğinde işin niteliği gereği infaz kurumuna veya tutukevine sokulacak

eşyaların yasa ile belirlenmesi mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu Anayasa'ya aykırı olmadığı ve iptal isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

Başkan

Haşim

KILIÇ

Üye

Alparslan

ALTAN

KARŞIOY

İtirazen iptali istenen TCK'nun 297. maddesinin ikinci fıkrası, birinci fıkrada yazılı kesin olarak infaz kurumu ya da tutukevine sokulması yasak eşya dışında kalan ve yetkili makamlarca belirlenen diğer yasaklı eşyayı bilerek sokanların veya bulunduranların cezalandırılacağını ifade etmektedir.

Başvurucu ise bu durumda hangi eylemin suç sayılacağının ve suç işleyene ne ceza verileceğini belirleme yetkisi yasa koyucunun iken, bunun yetkili idari makama bırakılmasını ve eşyaların tek tek sayılmamış olmasını Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine aykırı olduğu iddiasındadır.

Kanunilik ilkesi; karşılığında ceza alan eylemlerin sayılmış ve fiilin kapsam ve sınırlarının da açık bir şekilde belirli olmasını ve ancak açıkça suç sayılan hallere ceza verilebileceğini, neticeten idarenin düzenleyici işlem ile suç ve ceza yaratamayacağı fikrini içermektedir.

Ancak idarenin suç konularını belirleme hususunda yetkili kılındığı NORMLARLA suçun konusunu belirleyip belirleyemeyeceği doktriner tartışma konusu yapıldığı bilinmektedir.

Bir fiili suç saymakla bir temel hakkın sınırlanması sonucuna

ulaşılıyor ise bunun ANCAK Yasa ile yapılması, gerektiği yürütmenin yetkisinin

genişletilmesi Yasa'ya karşı hile ve keyfilik olacağı, böyle bir yetkinin

kaynağının Anayasa'da bulunmadığı ve yasama yetkisinin devredilmiş sayılacağı

ve böylece kanunilik ilkesinin kullanılmasının Anayasa'ya aykırı olduğu fikri

temel olarak benimsenebilir. Ancak, Mahkememizin de yerleşmiş içtihatlarında

olduğu üzere yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesinin yasa koyucunun temel

ilkeyi koyması, çerçevesini belirlemesi hallerinde sık sık önlemler alınması,

kaldırılması veya teknik vb. uzmanlık isteyen alanlarda yasama organının yapısı

nedeniyle ağır işlemesi ve günlük olaylara uzaklığı hak ve hukukun doğru zamandan

da tecellisi ve alınacak tedbirlerin yürürlüğü için, idareye ayrıntı düzenleyen

yetki verilmesini, yasama yetkisinin devri olarak nitelemediği görülmektedir.

Nitekim, temel hak ve hürriyetlerle ilgili alanda genel esaslar gösterilmek, sınırları ve şartları belirlenmek ve bu hudutlar içinde kalmak koşulu ile suç normunu tamamlayan düzenlemeler yapılabileceği, suç çerçevesinin bu anlamda doldurulabileceği doktrinde de kabul edilen bir görüştür.

Dava konusu kural irdelendiğinde, yasaca belirlenmiş suç sayılan fiilin; madde başlığında görüleceği üzere infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak olduğu suçun konusunun 'Eşya' olarak belirlendiği bu fiille korunan hukuki değerinde ceza ve tutukevinde belirlenen asgari/azami yaşam ve disiplin kurallarının bozulmaması suretiyle tutuklu/sanık infaz ve kurum güvenliğinin varlığını sürdürebilme olduğu söylenebilecektir.

TCK 297. maddesi başlığı belirlenmesini istediğimiz temel ilkeyi koymuş, çerçevesini yani suçun eylemin suç olarak nitelenecek alanı da ceza ve tutukevine eşya sokmak şeklinde belirlemiş ve hatta birinci fıkrası ile (kesin yasak eşyalar biçiminde) suç konusu üzerinde sınırlama alanını da net bir şekilde belirlemiştir.

İptali istenen ikinci fıkra hükmünün ise, tutuklu veya sanığın günün koşullarına ve tesis edilmek istenen disiplin için ihtiyaç bulunup her an gerek teknolojik gerek ekonomik veya sair iradi sebeplerle değişkenlik gösterebilecek, bugün için suça konu edilebilecek iken, ortaya çıkan gelişmeler içinde masum, zorunlu gereksinim haline gelmiş konular üzerinde idare tekniği ve uzman görüşü ile ortaya çıkabilecek değişikliklere dayalı konu tayin etme yetkisini yeni detay belirlemeyi yetkili makama yani idareye bıraktığı görülmektedir.

Anılan kapsamı yasa koyucunun iradesine bir an için bırakılması gerektiği düşünülse, geriye idareye ceza ve tutukevine sokulabilecek eşyaları belirleme konusunda koşullara uygun çözüm ve fırsat yaratma şansı verilmesi olanaksız hale gelecek olup, bu durum ise doktrin ya da mahkememiz görüşleri gibi yetki devri sayılmayacak alan yaratabilir kabulü fikrini ortadan kaldıracaktır.

Kaldı ki ceza ve tutukevi hürriyetten yoksunluğun bir yargı hükmü

ile yaşanıldığı alan olup, zorunlu bulunan bu disiplin alanına idarenin teknik

müdahalesi anlamı taşıyan kural da yasak sayılan eşyayı bilerek sokanların

kastedildiği, o halde içeriye alınıp alınamayacak eşyalar yönünden belirsizlik

varsayılamayacağı ve ayrıca infaz kurumuna veya tutukevine yasaklı eşya sokanlar

yönünden bilgi edinilmiş/bilgilerine sunulmuş olmasına rağmen suçun subutu için

KASIT yani bilmeye rağmen suç işleme kasdında olanların cezalandırılmak

istendiği kasten olmayan fillerin ceza dışında tutulduğu fıkra kapsamından

anlaşıldığından, yasaklı eşyayı bir kanuni düzenlemede tek tek sayılması

gerektiği anlayışındaki Mahkeme düşüncesine katılınmamış, Anayasa'ya aykırılık

görülmemiştir.

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Erdal

TERCAN

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Anayasa Mahkemesi, E. 2010/69, K. 2011/116, 7 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Vı- İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  9. Kararın Resmî Gazete'de Yayımlanmasından Başlayarak Altı Ay Sonra Yürürlüğe
  10. Kılıç
  11. Kaleli
  12. Kantarcıoğlu
  13. Akyalçın
  14. Erten
  15. Oto
  16. Özgüldür
  17. Kömürcü
  18. Altan
  19. Üstün
  20. Yıldırım
  21. Necipoğlu
  22. Dursun
  23. Karşıoy Gerekçesi
  24. Tercan
  25. Kılıç
  26. Altan
  27. Karşıoy
  28. Dursun
  29. Tercan
  30. Kaleli
  31. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2010/69
Karar No
2011/116
Tarih
7 Temmuz 2011

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2009/12 K.2011/119
  • AYM Norm Denetimi E.2011/77 K.2011/121
  • AYM Norm Denetimi E.2010/116 K.2011/118
  • AYM Norm Denetimi E.2010/99 K.2011/117
  • AYM Norm Denetimi E.2011/76 K.2011/120
  • AYM Norm Denetimi E.2011/78 K.2011/124

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.