KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Ocak 2012
- Esas Sayısı
- 2011/23
- Karar Sayısı
- 2012/3
- Karar Günü
- 12.1.2012
- R.G. Tarih-Sayı
- 17.03.2012-28236
- İtiraz yoluna başvuran
- Sakarya 1. İdare
Karar Metni
945 kelime·5 dk okuma·17 bölüm
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
22.12.1934 günlü, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 21. maddesinin, Anayasa'nın 2. ve 35. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
İmar Kanunu'nun 18. maddesinin uygulanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın incelemesi sırasında, 18. madde uygulaması ile kapanan yol parçalarının davalı Belediye adına tescil edilmesi nedeniyle kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
22.12.1934 günlü, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun itiraz konusu 21. maddesi şöyledir;
'Köy ve belediye sınırları içinde kapanmış yollarla yol fazlaları köy veya belediye namına tescil olunur.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 2. ve 35. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, 10.3.2011 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında;
1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE,
karar verilmiştir.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
22.12.1934 günlü, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 21. maddesine ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE 10.3.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kural, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında kamunun kullanımındaki yolların kadimden beri
kullanılagelen, nasıl ve ne zaman oluştuğu bilinmeyen yollar olabildiği gibi,
kişilerin özel mülkiyetindeki taşınmazların bir kısmının rızaen yola terk
edilmesi sonucu da oluşabildiği belirtilerek, kamunun kullanımındaki yolların
herhangi bir idari tasarrufla kapatılması sonucu elde edilen taşınmazların
itiraz konusu kural gereğince belediye ya da köyler adına tescil edildiği, bu
taşınmazların kaynağına bakılmaksızın idarenin özel mülkiyeti haline geldiği,
idarenin bu taşınmazları satabildiği vurgulanarak, özellikle bireyler
tarafından rızaen yola terk edilen taşınmazların bu şekilde bir idari
tasarrufla idarenin özel malı haline getirilmesinin Anayasa'nın 2. ve 35.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 21. maddesi köy ve belediye sınırları içinde kapanmış yollarla yol fazlalarının köy veya belediye namına tescil olunmasını öngörmektedir. Bu hüküm gereğince plan değişikliği ya da benzeri nedenlerle bir yolun kapanması ya da bazı bölümlerinin yol olmaktan çıkarılması durumunda bu şekilde açığa çıkan taşınmazların belediye ya da köy sınırları içinde bulunması halinde bu tüzelkişilikler adına tescil edilmesi gerekmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesi, keyfi yönetimin karşıtı olarak devletin hukuka bağlılığını ifade eder. Buna göre devlet yetkisi kullanan tüm organların eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olması, işlemlerin hukuka uygunluğunun yargısal yollarla denetlenebilmesi ve devletin tüm faaliyetlerinde bireylerin temel hak ve özgürlüklerine saygı göstermesi gerekir.
Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı birey özgürlüğü ile doğrudan ilgili olup, bireye emeğinin karşılığına sahip olma ve geleceğe yönelik planlar yapma olanağı tanıyan temel bir haktır. Devlet mülkiyet hakkına ancak kamu yararı amacıyla ve kanuna uygun olarak müdahale edebilir.
Hukukumuzda, yollar kamu yararına tahsis edilmiş orta malı niteliğinde olup kamu mallarının tâbi olduğu hukuki rejime bağlıdırlar. Yollar zamanaşımı yoluyla kazanılamazlar, haczedilemezler ve yolların tapu siciline kaydı gerekmez. Sadece ölçümü yapılarak haritalarında gösterilmekle yetinilir.
Yollar zaman içinde gelişen ihtiyaçlara bağlı olarak imar
planlarında değişiklik yapılması suretiyle kapatılabileceği gibi bazı yol
parçalarının açığa çıkması da ihtimal dâhilindedir. Kapanan ya da açığa çıkan
yol veya yol parçaları kamu malı niteliğini kaybederek idarenin özel malı
haline geleceğinden kamu mallarına ilişkin koruma ortadan kalkar. Bu nedenle
itiraz konusu kural böylece açığa çıkan taşınmazların tapu sicilinin sağladığı
güvenceden yararlanabilmesi için tapu siciline tescilini öngörmektedir. İdare
yeni bir kararla bu taşınmazları kamu yararına tahsis ederek kamu malına da
dönüştürebilir. Aynı şekilde İmar Kanunu'nun 18. maddesi gereği parsellerin
yeniden düzenlenmesinde eski yol parçalarını özel kişilerin arsaları ile
birleştirebilir. Eğer yeniden kamu yararına tahsis edilmezse, idare özel hukuk
rejimi çerçevesinde bu mallara tasarruf eder, gerekirse satabilir.
Kamu mallarının ve idarenin özel mallarının tabi olduğu hukuki rejim mevzuatımızda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. İdarenin keyfi uygulamalara sapması halinde buna karşı adli ve idari yargıda dava açma yolları açıktır. Bu nedenle itiraz konusu kuralın keyfiliğe yol açacak bir düzenleme olduğu söylenemez.
Diğer taraftan kamu malları devletin mülkiyeti altındadır. İtiraz
yoluna başvuran mahkeme her ne kadar yolların kaynağı itibariyle özel mülkiyet
konusu taşınmaz olma ihtimalini dikkate alarak malik tarafından rızaen yola
terk edilen alanların idarenin bir kararı ile yol olmaktan çıkarılarak idarenin
özel malı haline getirilmesinin Anayasanın 35. maddesine aykırılık
oluşturduğunu ileri sürmüşse de, yollar kaynağı itibariyle özel mülkiyetteki
taşınmazlara dayansa bile bunlar çeşitli usullerle kamu malı haline getirilmiş
olabilirler. Kamulaştırma, düzenleme ortaklık payı ayrılması gibi usuller özel
mülkiyetteki taşınmazların yol yapılmasında başvurulacak temel usullerdir. Bu
hallerde malik taşınmazın karşılığını ya kamulaştırma bedeli, tazminat ya da
geri kalan taşınmazlarının değer artışı yoluyla elde etmiş ve taşınmazın
mülkiyeti kamuya geçmiştir. Malikin rızasıyla yola terk etmesi de kaynaklardan
birisi olmakla birlikte bu durumda bir bağışlama söz konusu olup hukukumuzda
bağışlamanın şarta bağlı olarak yapılması mümkündür. Eğer malik bağışladığı
taşınmazın yol dışında başka bir amaç için kullanılmasını istemiyorsa şarta
bağlı bağışlama yapma imkânına sahiptir. Bu yönüyle itiraz konusu kuralın
mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği söylenemez.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'ya aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
KALELİ
Başkanvekili
Alparslan
ALTAN
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan
ÜSTÜN
Üye
Engin
YILDIRIM
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Hicabi
DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal
TERCAN
Anayasa Mahkemesi, E. 2011/23, K. 2012/3, 12 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası