İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2011/3 K.2012/153

Daire

Esas2011/3Karar2012/153Tarih18 Ekim 2012Okuma17 dk · 3.337 kelime

KÜNYE

Anayasa

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
18 Ekim 2012
Esas Sayısı
2011/3
Karar Sayısı
2012/153
Karar Günü
18.10.2012
R.G. Tarih-Sayı
28.03.2013-28601
İtiraz yoluna başvuran
Danıştay Onüçüncü
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.337 kelime·17 dk okuma·21 bölüm

Daire

İTİRAZIN KONUSU

16.12.2003 günlü, 5021 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Bankalar Kanunu Hükümlerine İstinaden Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketi Hakkında Tesis Edilecek Bazı İşlemler Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (a) fıkrasının ikinci paragrafının '...Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin kurmuş olduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduat...'bölümünün, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. Memur ve Müstahdemleri Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu kararı ile bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan, yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nde bulunan mevduatının ödenmesi için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna başvurmuştur. Adı geçen Kurumca bu talebe süresi içerisinde cevap verilmeyerek talebin zımnen reddi üzerine davacı Vakıf tarafından red işleminin iptali istemiyle açılan davanın temyiz incelemesinde, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Danıştay Onüçüncü Daire, iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

16.12.2003 günlü, 5021 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Bankalar Kanunu Hükümlerine İstinaden Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketi Hakkında Tesis Edilecek Bazı İşlemler Hakkında Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren geçici 1. maddesinin (a) fıkrası şöyledir:

'GEÇİCİ

MADDE 1- a) 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14 üncü

maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme

Kurulunun 3.7.2003 tarihli ve 1085 sayılı Kararı ile bankacılık işlemleri yapma

ve mevduat kabul etme izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. tarafından

kabul edilen ticari kuruluşlar mevduatı ile diğer kuruluşlar mevduatının

sigortaya tabi tasarruf mevduatı için uygulanan faiz hesaplama yöntemi

kullanılmak suretiyle belirlenecek 3.7.2003 tarihli tutarları Bazı Kanun ve

Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 4969

sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca

mevduatların ödenmesinde izlenecek usul ve esaslara göre Tasarruf Mevduatı

Sigorta Fonu aracılığıyla ödenir. Bu amaçla Hazine Müsteşarlığınca, Tasarruf

Mevduatı Sigorta Fonuna özel tertip Devlet iç borçlanma senedi ihraç edilir.

Ancak,

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca bankacılık işlemleri yapma ve

mevduat kabul etme izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin doğrudan ve

dolaylı olarak banka sermayesinde payı olan her türlü ortakları ile bunların

ana, baba, eş ve çocukları ile bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan

ve üyeleri, genel müdür ve yardımcıları, imzaları bankayı ilzam eden memurları

ile şube müdürleri veya bunlar adına hareket eden kişiler veya bu fıkrada

belirtilen kişilerin ayrı ayrı veya birlikte doğrudan veya dolaylı olarak

yönetim ve denetimine sahip oldukları kuruluşlara ait ticari kuruluşlar ve

diğer kuruluşlar mevduatı, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin

kurmuş olduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduat ile

muvazaalı olduğu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilen

hesaplar için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca herhangi bir ödeme yapılmaz.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN ve Celal Mümtaz AKINCI'nın katılımıyla 20.1.2011 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında;

1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE,

karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Murat ARSLAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, muvazaalı olup olmadığı ortaya konulmaksızın Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin kurmuş olduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait hesapların, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından ödenmeyeceğinin kurala bağlanmasının, hukuk devletinde kuralların sonuçlarının öngörülebilir olmasını gerektiren hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmadığı; TMSF'den yararlanma açısından anılan Vakfa ait hesaplar ile diğer hesap sahipleri arasında bir fark bulunmadığından, bunlar arasında muvazaalı durumlar dışında ayrım yapılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

5021 sayılı Kanun, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketi nezdindeki ticari kuruluşlar ve diğer kuruluşlar mevduatı hesaplarında bulunan tutarların hak sahiplerine ödenmesinin esas ve usullerini düzenlemektedir.

Bankalar Kanunu'na tabi bankalarda usulüne uygun olarak açılan bireysel tasarruf mevduat hesapları dışında hiçbir bankacılık işlemi (ticari kuruluşlar ve diğer kuruluşlar mevduatı ya da hisse senedi işlemleri gibi) mevduat sigortası kapsamında değildir. Dolayısıyla, bu hesaplar açılırken anılan mevduat sahiplerince, banka tarafından ödemelerin yapılamaması riski üstlenilmiş olmaktadır. 5021 sayılı Kanun ise bu durumun istisnasını düzenlemektedir.

Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren geçici 1. maddesinin (a)

bendinin ikinci fıkrasında, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin doğrudan ve dolaylı

olarak banka sermayesinde payı olan her türlü ortakları ile bunların ana, baba,

eş ve çocukları ile bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan ve

üyeleri, genel müdür ve yardımcıları, imzaları bankayı ilzam eden memurları ile

şube müdürleri veya bunlar adına hareket eden kişiler veya bu fıkrada

belirtilen kişilerin ayrı ayrı veya birlikte doğrudan veya dolaylı olarak

yönetim ve denetimine sahip oldukları kuruluşlara ait ticari kuruluşlar ve

diğer kuruluşlar mevduatı, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin kurmuş

olduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduat ile muvazaalı

olduğu TMSF tarafından tespit edilen hesaplar için TMSF tarafından herhan­gi

bir öde­me ya­pıl­ma­yacağı hük­me bağ­lan­mıştır. Kanun koyucu, burada sözü

edilen ve Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin işleyişinde, yönetilmesinde ve

tasarruflarında fonksiyonu, yetkisi veya katkısı bulunan kişilerin işlemleri

için özel bir düzenleme yapmış ve bu kişileri kötü niyetli, yapılan işlemleri de

bir nevi muvazaalı işlem gibi kabul etmiştir.

Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal

durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal

eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin

kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, haklı bir nedene

dayanmayan ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,

aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun

karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her

yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki

özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve

uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal

durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi

zedelenmez.

Yukarıda belirtilen şekilde özel düzenleme öngörülmesinin nedeninin, finans sektöründen kaynaklı üst üste yaşanan ekonomik krizler sonrası kamuoyunda 'banka hortumlamak' şeklinde kavramlaştırılmış olan ve krizlerin tetikleyicisi olan fiillere karşı kamuoyunun duyarlılığına cevap vermek olduğu, bu düzenleme ile amaçlananın 'banka yöneticileri'nin eylem ve işlemlerinin toplumsal etkileri ve kamu düzeni üzerindeki sonuçları gözetilerek özel bir hükümle daha ağır bir yaptırıma tabi tutulmalarının sağlanması olduğu anlaşılmaktadır.

Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. Memur ve Müstahdemleri Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı, üyelerinin tamamını banka çalışanlarının oluşturduğu ve sermayesinin % 50'sinin banka tarafından karşılandığı, sosyal güvenlik kuruluşu niteliğinde bir sandıktır. Dolayısıyla, Vakıf ile Banka arasında organik bir bağ kurulmuş olup Bankaya el konulma sürecinde Vakıf yöneticilerinin bir kısmının aynı zamanda Bankanın da yöneticileri arasında olduğu görülmektedir.

Haklı bir nedene dayanmaksızın, Devlet güvencesinden yararlanılmasını önlemek ve Bankaya hakim sermaye sahiplerinin ya da yöneticilerinin kendi kusurlarından kaynaklanan hak taleplerini kapsam dışı bırakmak amacıyla böyle bir madde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Kamu yararı, bankalara duyulan güveni artırmak suretiyle tasarrufları korumak, mali piyasalarda güven ve istikrarı sağlamak ve somut olayda da kusuru olmaksızın oluşan mağduriyetleri gidermek amacıyla getirilen mevduat sigortası sisteminin, bankanın kötü yönetilmesinde ve mağduriyetlerin oluşmasında katkısı olanlarca kullanılmasının önlenmesi Devletin, Anayasa'nın 5. maddesinde belirtilen temel amaç ve görevlerine de uygundur.

İtiraz konusu kuralda bahsedilen Vakfın sermayesinin % 50'si Banka

tarafından karşılanmıştır ve yöneticileri aynı zamanda Türkiye İmar Bankası

T.A.Ş.'nin de üst düzey yöneticileridir. Kanun koyucu, Banka yöneticilerinin

işlemleri nedeniyle Bankanın içinin boşaltıldığını ve mevduat sahiplerinin bu

nedenle mağdur olduğunu düşünerek bu düzenlemeyi yapmıştır. Düzenleme bu

şekliyle iyi niyetli hesap sahiplerini dikkate almış, güvence kapsamında

olmamasına rağmen Bankanın yöneticileri ve onların yönetiminde bulundukları

vakıf hesabı dışında tüm ticari ya da diğer kuruluş mevduatı sahiplerinin

hesaplarındaki tutarların ödenmesini öngörmüştür. Banka yöneticileri ile

kusurdan sorumlu olmayan diğer hesap sahipleri arasında ayırım yapılması haklı

bir nedene dayandığından eşitlik ilkesinin ihlal edildiğinden söz edilemez.

Kaldı ki, hukukun

genel ilkeleri gereğince de kimse kendi kusuruna dayanarak bir hak iddiasında

bulunamaz ve hukuk devletinde bir hakkın kötüye kullanılması koruma göremez.

Anılan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 10. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Kuralın, Anayasa'nın 2. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

Bu görüşe, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

16.12.2003 günlü, 5021 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Bankalar Kanunu Hükümlerine İstinaden Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketi Hakkında Tesis Edilecek Bazı İşlemler Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (a) fıkrasının ikinci paragrafının ''Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin kurmuş olduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduat'' bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 18.10.2012 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Serruh KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Erdal TERCAN

KARŞIOY

GEREKÇESİ

16.12.2003 günlü, 5021 sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesinin (a) fıkrasının ikinci paragrafında, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin kurmuş olduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduat ile muvazaalı olduğu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından tespit edilen hesaplar için TMSF'ca herhangi bir ödeme yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Yasa

koyucu tarafından, finansal piyasalardaki güven ve istikrarın sağlanması, kredi

sisteminin düzenli olarak yürütülmesi, bu bağlamda tasarruf sahiplerinin

bankacılık sektörüne güveninin sarsılmaması amacıyla İmar Bankası nezdinde

mevduat sigortası kapsamında olmayan ticari kuruluşlar ve diğer kuruluşlar

mevduat hesabı sahiplerinin mağduriyetlerinin önlenmesi için geri ödemeyle

ilgili 5021 sayılı Yasa çıkarılarak, İmar Bankasında ticari kuruluşlar ve diğer

kuruluşlar mevduat hesabı olan hak sahiplerine ödeme yapılması öngörülmüştür.

Bu düzenleme uyarınca, muvazaalı olduğu tespit edilen hesaplar için TMSF'ca

herhangi bir ödeme yapılmayacağında, uyuşmazlık çıkması durumunda da konunun

yargı organlarınca açıklığa kavuşturulacağında duraksamaya yer yoktur. Ancak,

muvazaalı olup olmadığı araştırılmaksızın bu yönde bir varsayıma dayanılarak

Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin kurduğu munzam veya yardımlaşma

sandık ve vakıflarına ait hesapların sigorta fonunca ödenmeyeceğinin

öngörülmesi, adil bir hukuk düzeni kurup bunu sürdürmekle yükümlü olan hukuk

devletinde kişilerin hukuk güvenliğini sarsan hak ve adalet duygularını

zedeleyen bir sonuç doğurmaktadır.

Öte yandan, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin kurduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait hesap sahipleri ile diğer hesap sahipleri arasında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan yararlanma bakımından bir fark bulunmamaktadır. Banka personelin muvazaa veya başka bir hukuka aykırılık nedeniyle diğer hesap sahiplerinden farklı durumda bulundukları kanıtlanamadığı sürece bunlar arasında ayırım yapılması, Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen eşitlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Devletin kurduğu ve yasalara uygun olarak sürdürülmesinden sorumlu olduğu hukuk düzenine güvenerek işlem yaptığı kabul edilen iyi niyetli hesap sahiplerinin uğradıkları zararın tazmini amacıyla bir çeşit atıfet olarak getirilmesi, itiraz konusu düzenlemede hukuka aykırı biçimde ayırımlar yapılmasının haklı nedeni olamaz. Yasa koyucu takdir yetkisi kapsamında bir zararın tazminini, farklı hukuki gerekçelerle uygun bulmayabilir. Buna karşın, atıfet biçiminde de olsa böyle bir yol öngörülüyor ise hukuk düzeni tarafından kabul görmüş hukuka aykırılıklar dışında bireyler arasında ayırım yapılması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye

Muammer TOPAL

Üye

Zühtü ARSLAN

KARŞIOY

GEREKÇESİ

Kural, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'ti personelinin kurmuş olduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait karşılıksız Devlet iç borçlanma senetleri için, Ta­sar­ruf Mev­du­atı Sigor­ta Fo­nun­ca herhan­gi bir öde­me ya­pıl­ma­yacağını hük­me bağlamaktadır.

Anayasa'nın 2. maddesinde;

'Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.' denilmektedir.

Maddede belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, her alanda adil, güvenilir bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Hukuk devletinin önemli unsurlarından olan hukukî güvenlik ilkesi, sadece bireylerin devlet faaliyetlerine duyduğu güveni değil, yürürlükte bulunan mevzuatın süreceğine duyulan güveni de kapsar.

İtiraz konusu kural, Türkiye İmar Bankası personelinin kurmuş olduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait Devlet iç borçlanma senetlerinin, bu sandık ve vakıfların salt Türkiye İmar Bankası personeli tarafından kurulmuş olmasını muvazaanın varlık nedeni saymakta ve söz konusu senetlerin muvazaaya dayalı olarak edinildiğini kabul ederek, Ta­sar­ruf Mevdu­atı Sigor­ta Fo­nun­ca herhan­gi bir öde­me ya­pılmayacağını öngörmektedir.

Bir bankanın salt personeli olmak muvazaanın varlığı için tek başına yeterli kanıt olmayacağı gibi, bir olayda muvazaanın var olup olmadığının hukuki sonuç doğuracak şekilde ve kesin olarak saptanabilmesi de yasama organın değil yargı organlarının işidir.

Ta­sar­ruf Mevdu­atı Sigor­ta Fo­nu tarafından ediniliş biçiminde ciddi muvazaa şüphesi olduğu saptanan Devlet iç borçlanma senetleri için ödeme yapılmayabilir, ancak, bu konuda dahi çıkabilecek bir uyuşmazlığın yargı organları tarafından karara bağlanması hukuk devleti olmanın gereğidir.

Öte yandan, Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu kararı ile bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılarak, yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na varlıklarıyla birlikte devredilmiş olması dikkate alındığında, dava konusu kuraldaki hesap ya da işlemlerin, mevduat sigortası kapsamında kalıp kalmamasının bir öneminin olmadığı, hukuki güvenlik gereği mağdurlara yapılan ödemelerin de atıfet olarak kabul edilemeyeceği açıktır.

Yasa koyucu ihtiyaç duyduğu bir alanı düzenlerken, Anayasa ve hukukun genel ilkelerine uymak ve keyfi olarak nitelendirilecek düzenlemelerden kaçınmak durumundadır.

İtiraz konusu kuralın, muvazaanın varlığını peşinen kabul edip buna göre uygulama yapılmasını sağlaması nedeniyle adil olduğundan, dolayısıyla da Anayasa'ya uygunluğundan söz edilemez.

Açıklanan nedenle kural Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırıdır. İptali gerekir.

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

KARŞIOY

GEREKÇESİ

İtiraz başvurusuna konu olan 16.12.2003 günlü, 5021 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (a) fıkrasının ikinci paragrafında '' Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelin kurmuş olduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduat'' için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca herhangi bir ödeme yapılmayacağı hüküm altına alınmaktadır.

Anılan geçici 1. madde metni incelendiğinde, maddede sayılan tüm durumların yasakoyucu tarafından 'muvazaalı işlem' kabul edildiği ve bu meyanda İmar Bankası Personelinin (çalışanlarının) üyesi olduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduatın da bu kapsamda değerlendirildiği, bunun doğal sonucu olarak, anılan banka çalışanlarının aylıklarından kesilen aidatlar ile işveren bankanın yatırdığı karşılıklar toplamından oluşan mevduat tutarının da 'muvazaalı' sayılarak, bunların TMSF aktifine dahil edildiği anlaşılmaktadır.

İtiraz

başvurusunda bulunan Mahkeme kararında da işaret edildiği üzere, muvazaalı olup

olmadığı ortaya konulmaksızın, anılan banka personelinin kurmuş olduğu munzam

veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait hesapların TMSF'ca ödenmeyeceğinin

kurala bağlanması, hukuk devletinde kuralların sonuçlarının öngörülebilir

olmasını gerektiren hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmaz. Ayrıca bu banka mevduat

hesapları arasında ayrım yapılarak, sigorta kapsamındaki mevduat sahiplerine

ödeme yapılmasının öngörülmesi; dava konusu sandık ve vakıf mevduat

sahiplerinin bu birikimlerinin ise 'muvazaalı' varsayılarak, bunların sahipleri

olan banka çalışanlarına hiçbir ödeme yapılmayarak, bu hesaplara TMSF'ca el

konulması Anayasa'nın eşitlik ilkesine de aykırılık oluşturur.

Kaldı ki Anayasa Mahkemesi'nin 4.5.2005 günlü, E. 2004/4, K.2005/25 (R.G. 23.6.2005, Sayı:25854) kararında; aynı Bankanın Off-Shore (Kıyı Bankacılığı) hesaplarındaki mevduatlara el konulmasını öngören 16.12.2003 günlü, 5021 sayılı Kanun'un ilgili hükmü iptal edilirken şu gerekçeye dayanılmıştır:

''Mevduat

sahiplerinin söz konusu mevduatlarının Türkiye'deki muhatabı olduğu bankaya

ödenip ödenmediğini takip etme zorunluluğu yoktur. Kaldı ki muvazaalı olduğu

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilen hesaplar için Tasarruf

Mevduatı Sigorta Fonu'nca herhangi bir ödeme yapılmayacağı, bu konuda

uyuşmazlık çıkması durumunda da konunun yargı organlarınca karara bağlanacağı

kuşkusuzdur. Bu nedenle, Mudinin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul

etme izninin kaldırıldığı tarihten geriye doğru bir ay içinde karşılığı

ödenmeksizin aktarılan hesaplarının sigorta fonunca ödenmeyeceğinin kurala

bağlanması, hukuk devletinde kuralların sonuçlarının öngörülebilir olmasını

gerektiren hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmaz' Kıyı bankalarındaki

hesaplarında bankacılık işlemi yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan

bankaların yurt içi kayıtlarına karşılığı nakden ödenmeksizin aktarılan mevduat

sahipleriyle aynı bankanın diğer mevduat sahipleri arasında Tasarruf Mevduatı

Sigorta Fonu'ndan yararlanma açısından bir fark bulunmadığından, bunlar

arasında muvazaalı durumlar dışında ayırım yapılması eşitlik ilkesine aykırılık

oluşturur. Açıklanan nedenlerle dava konusu kural, Anayasa'nın 2. ve 10.

maddelerine aykırıdır. İptali gerekir''

Anayasa Mahkemesi'nce sonuçlandırılan benzer bir ihtilafta; bankaların fona devrinden sonraki işlemler nedeniyle üçüncü kişilerin iyi niyet iddiasında bulunmalarını yasaklayan 18.6.1999 günlü, 4389 sayılı Kanun'un 15. maddesinin (7) numaralı fıkrasının değişik (b) bendinin ilgili ibaresi iptal edilirken, Anayasa Mahkemesi'nce şu gerekçe ortaya konulmuştur:

''

İtiraz konusu kuralda, bankaların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devrinden

sonra üçüncü kişilere yapılan satış, devir ve temlik, sınırlı ayni hak tesisi gibi işlemler nedeniyle, söz konusu işlemlere

taraf olan üçüncü kişilerin iyiniyet iddiasında bulunamayacakları

belirtilmiştir'Kişinin, kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız

bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin en

etkili ve güvenceli yolu, yargı mercileri önünde haklılığını arayabilmesi ve

davada ileri sürülen iddiaların ve delillerin karşı tarafın iddia ve

delilleriyle eşit imkânlarda araştırılması ve eşit değerlemeye tâbi

tutulmasıdır. 'Kamu alacağının tahsilinin hızlandırılması gibi soyut bir

gerekçe, iyiniyete, ilişkin ispat kuralını uygulanmamasının nedeni olmaz.

Kuralda geçen tüm üçüncü kişilerin işlemleri muvazaalı kabul edilerek,

iyiniyetli üçüncü kişilerin dava açma haklarının özü zedelenmekte, mahkemeye

etkili erişim ve savunma hakları engellenmekte, korunmasında kamu yararı

bulunan iyiniyetli kimsenin, idare ve mahkeme yönünde iyiniyetli olduğunu iddia

ve ispat etme hakkı elinden alınmaktadır. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu

kural, üçüncü kişiler yönünden Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırıdır.

İptali gerekir'' (Any. Mah. 20.1.2011 tarih ve E. 2009/53, K.2011/19 sayılı

kararı; RG. 14.4.2011, Sayı: 27905)

Konunun diğer bir cephesi, 'Banka sandıklarının işlem tarihi itibariyle özel bir statü teşkil ettiği ve SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı dışında ayrı bir sosyal güvenlik kuruluşu teşkil ettikleri gerçeğidir. Nitekim 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu'nun Geçici 20. maddesiyle, bu sandıkların mensupları yeni sosyal güvenlik sistemine intibak ettirilmişlerse de, bu sandıklar kapatılmamış ve mensuplarına ek sosyal güvenlik sağlama fonksiyonlarına müdahale edilmemiştir. Oysa dava konusu kural, adı geçen bankanın mensuplarının kurmuş olduğu Sandık ve Vakfın tüm mevduatlarına el atma suretiyle, Anayasa'nın 60. maddesiyle korunan sosyal güvenlik hakkının da ihlaline yol açmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralın Anayasa'nın 2., 10. ve 60. maddelerine aykırı olmak nedeniyle iptal gerektiği kanaatine ulaştığımdan; aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Üye

Mehmet ERTEN

KARŞIOY

YAZISI

16.12.2003 günlü, 5201 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (a) fıkrasının ikinci paragrafında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin doğrudan veya dolaylı olarak banka sermayesinde payı olan her türlü ortakları ile bunların yakınlarının ve Banka'nın yönetici ve imzaları ile ilzam eden yetkililerinin yanı sıra, Banka personelinin kurmuş olduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduat için herhangi bir ödeme yapılmayacağı öngörülmüştür.

İptali istenen kural, düzenlemenin ''Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.'nin personelinin kurmuş olduğu munzam veya yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduat'' bölümüdür.

Düzenleme genel olarak, Bankanın içine düşürüldüğü durumla ilgili olarak Bankanın hakim sermaye sahiplerinin ve yöneticilerinin kendi kusurlarından kaynaklanan hak taleplerini Bankanın tasfiyesi sürecinde hak sahiplerine sağlanan korumanın kapsamı dışında bırakmayı amaçlamıştır. Buna göre kuralla, belli kişi ve grupların mülkiyet hakkı kapsamında olan alacak haklarına bir sınırlama getirilmiştir.

Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş, 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması ilke ve esaslarına yer verilmiş, 35. maddesinde ise mülkiyet hakkı düzenlenmiştir. Buna göre mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilecek olup, öngörülebilecek sınırlamanın mülkiyet hakkının özüne dokunmaması, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaması gerekmektedir.

İptali

istenen kuralla, Türkiye İmar Bankası personelinin kurmuş olduğu munzam veya

yardımlaşma sandık ve vakıflarına ait mevduat için herhangi bir ödeme

yapılmayacağı hükme bağlanmıştır. Her ne kadar Banka personelinin kurduğu

vakfın sermayesinin %50'si Banka tarafından karşılanmış ise de geri kalan

%50'nin muvazaalı bir işlem konusu olup olmadığı araştırılmadan malvarlığının

bu bölümünün de bloke edilmesi, adil olmayan, ölçüsüz bir düzenlemedir. Kural

gereğince mülkiyet haklarına sınırlama getirilen sandık ve vakıflar ile

bunların Banka yöneticisi veya sermayedarı olmayan personelleri, Bankanın içine

düşürüldüğü durumdan sorumlu tutulamazlar. Bu nedenle bunlar hakkında da

Bankayı zarara uğratan sermayedar ve yetkililerin mevduatları için öngörülen

önlemlerin uygulanması, bu gruptaki kişilerin mülkiyet hakkını ağır biçimde

ihlal eden, ölçüsüzce bir müdahaledir. Kaldı ki Kanun'da, muvazaalı olan

hesaplar için ödeme yapılmayacağı esasen hükme bağlanmıştır. Bu nedenle kural,

amacın gerçekleştirilmesi için zorunlu da değildir.

Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 2. ve 35. maddelerine aykırıdır.

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye Osman · Alifeyyaz PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi, E. 2011/3, K. 2012/153, 18 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. 'Geçici
  7. Iv- İlk İnceleme
  8. V- Esasın İncelenmesi
  9. Altan
  10. Kantarcıoğlu
  11. Özgüldür
  12. Perktaş
  13. Akıncı
  14. Karşıoy
  15. Gerekçesi
  16. Karşıoy
  17. Gerekçesi
  18. Kantarcıoğlu
  19. Karşıoy
  20. Gerekçesi
  21. Karşıoy
  22. Yazısı
  23. Özgüldür
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2011/3
Karar No
2012/153
Tarih
18 Ekim 2012

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2010/82 K.2012/159
  • AYM Norm Denetimi E.2011/109 K.2012/145
  • AYM Norm Denetimi E.2012/39 K.2012/156
  • AYM Norm Denetimi E.2012/37 K.2012/148
  • AYM Norm Denetimi E.2011/130 K.2012/146
  • AYM Norm Denetimi E.2011/82 K.2012/150

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.