İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2012/73 K.2013/107

Büyük Millet Meclisi üyeleri Emine Ülker TARHAN ve M. Akif HAMZAÇEBİ ile birlikte 119 milletvekili

Esas2012/73Karar2013/107Tarih3 Ekim 2013Okuma11 dk · 2.206 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
3 Ekim 2013
Esas Sayısı
2012/73
Karar Sayısı
2013/107
Karar Günü
3.10.2013
R.G. Tarih-Sayı
27.3.2014-28954
İptal davasını açan
Türkiye
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.206 kelime·11 dk okuma·17 bölüm

Büyük Millet Meclisi üyeleri Emine Ülker TARHAN ve M. Akif HAMZAÇEBİ ile birlikte 119 milletvekili

İPTAL DAVASININ KONUSU : 26.4.2012

günlü, 6300 sayılı Bazı Kanunlar ile Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim

Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesiyle, 24.11.1994

günlü, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’a eklenen ek 5.

maddenin “…özelleştirme uygulamaları sonucunda kuruluşların nihai devir

sözleşmelerinin imzalanarak devir ve teslim işlemlerinin tamamlanmasından sonra

özelleştirme işlemlerinin bütün sonuçlarıyla birlikte tamamlanmış bulunması,

söz konusu kuruluşları devralanlar tarafından üretim, yatırım, modernizasyon,

istihdam ve bunlara bağlı her türlü hukuki, ticari ve mali tasarruflarda

bulunulması nedeniyle oluşacak fiili imkansızlık karşısında geri dönülemeyecek

bir yapının ortaya çıkması halinde yargı kararlarının…” bölümünün,

Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6., 9., 11., 125. ve 138. maddelerine

aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar

verilmesi istemidir.

II- YASA METİNLERİ

A-

İptali İstenilen Yasa Kuralı

Kanun’un 10. maddesiyle, 4046 sayılı Kanun’a eklenen ve dava konusu bölümü de içeren ek 5. madde şöyledir:

“Ek Madde 5- Tabii afetler nedeniyle zarar gören

çiftçilerin özelleştirme kapsam ve programındaki Türkiye Şeker Fabrikaları

A.Ş.’ye olan borçlarının vade farkı alınmaksızın ertelenmesi veya

vadelendirilmesi ile özelleştirme uygulamaları sonucunda kuruluşların

nihai devir sözleşmelerinin imzalanarak devir ve teslim işlemlerinin

tamamlanmasından sonra özelleştirme işlemlerinin bütün sonuçlarıyla birlikte

tamamlanmış bulunması, söz konusu kuruluşları devralanlar tarafından üretim,

yatırım, modernizasyon, istihdam ve bunlara bağlı her türlü hukuki, ticari ve

mali tasarruflarda bulunulması nedeniyle oluşacak fiili imkânsızlık karşısında

geri dönülemeyecek bir yapının ortaya çıkması halinde yargı kararlarının uygulanmasına

yönelik olarak, Bakanlar Kurulu tesis edilecek iş ve işlemler konusunda karar

almaya yetkilidir.”

B-

Dayanılan Anayasa Kuralları

Dava dilekçesinde, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6., 9., 11., 125. ve 138. maddelerine dayanılmıştır.

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN’ın katılımlarıyla 18.7.2012 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

IV- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin Raportör Sinan ÇINAR tarafından hazırlanan esas inceleme raporu, iptali istenilen yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten ve Anayasa’nın 149. maddesinin altıncı fıkrası ile 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince konu hakkında bilgi alınması için çağrılan Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanvekili Ahmet AKSU, 1. Hukuk Müşaviri Vekili Nadir AKSOY ve Hukuk Müşaviri Müzeyyen EKMEKÇİ’nin 2.10.2013 gününde yaptıkları sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava dilekçesinde, iptali istenilen düzenleme ile bağımsız

mahkemelerce verilmiş yargı kararlarının Bakanlar Kurulu kararına dayalı olarak

uygulanmadığı, hukuka aykırılığı yargı kararı ile tescil edilmiş olan iş ve

işlemlerin yargı kararlarına rağmen sürdürüldüğü, Bakanlar Kurulu kararlarıyla

değiştirilmesinin öngörüldüğü, özelleştirme işlemlerinin iptaline ilişkin yargı

kararlarının geciktirildiği, böylece yargı kararlarına uyulmayarak yargı

kararlarının değiştirildiği, yargı yolu açık olan özelleştirme iş ve

işlemlerinde son sözü söyleme yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilmek suretiyle

yargı yoluna başvurulmasının anlamsızlaştırıldığı, özelleştirme iş ve işlemleri

sonucunda verilen yargı kararlarının uygulanması konusunda Bakanlar Kuruluna kaynağını

Anayasa’dan almayan yetkiler verildiği, özelleştirme iş ve işlemlerinde yargı

yetkisinin kullanımının ortadan kaldırılarak egemenliğin bütünüyle yürütme

organında merkezîleştirildiği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile

2., 6., 9., 11., 125. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Dava konusu kuralda, özelleştirme uygulamaları sonucunda

kuruluşların nihai devir sözleşmelerinin imzalanarak devir ve teslim

işlemlerinin tamamlanmasından sonra özelleştirme işlemlerinin bütün

sonuçlarıyla birlikte tamamlanmış bulunması durumunda, söz konusu kuruluşları

devralanlar tarafından üretim, yatırım, modernizasyon, istihdam ve bunlara

bağlı her türlü hukuki, ticari ve mali tasarruflarda bulunulması nedeniyle

oluşacak fiili imkânsızlık karşısında geri dönülemeyecek bir yapının ortaya

çıkması hâlinde, yargı kararlarının uygulanmasına yönelik olarak, Bakanlar

Kurulunun tesis edilecek iş ve işlemler konusunda karar almaya yetkili olduğu

belirtilmiştir. Böylece, iptale konu düzenleme ile özelleştirme işlemlerinin

bütün sonuçlarıyla birlikte tamamlanması suretiyle özelleştirme uygulamaları

sona eren kuruluşlar hakkında verilen yargı kararlarının uygulanması konusunda

yürütme organına yetki verilmesi öngörülmektedir.

Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlettir.

Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrası, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükmünü içermektedir.

Mahkeme kararlarının değiştirilememesi, yasamanın ve yürütmenin kesinleşmiş yargı kararlarıyla oluşmuş hukuksal durumlara dokunamaması ya da ortadan kaldıramaması hukuk devletinin temel ilkelerindendir. Aksi hâlde, yargılama sürecinde taraflara tanınan anayasal güvencelerin varlık nedenlerinin kaybedildiğinin kabulü gerekir.

Hukuk devleti ilkelerinin yerine geldiğini bilmek, hukukun üstünlüğü prensibinden doğar. Devlete ve adalete olan inancı, güven duygusunu ve de saygıyı pekiştirir. Adalete erişim ve hak arama hürriyetini korur.

Adalete olan inancın ve güven duygusunun sarsıldığı hâller, Devletin temeli sayılan adaleti koruyan ve sağlamakla görevli yargı organını işlevsiz hâle getirecek, kararının bağlayıcılık ifade etmemesi algısı yaratıldığında ise idareye keyfi davranış sergileme imkânı verilmiş demek olacaktır.

Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme, mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme, yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan hak arama hürriyetinin olmazsa olmaz koşuludur. Mahkemeye erişim hakkı, yargılama sonucunda verilen kararın etkili bir şekilde uygulanmasını da gerektirmektedir. Mahkeme kararlarını uygulanamaz hâle getiren düzenlemeler, mahkemeye erişim hakkını da anlamsız kılacaktır.

Kişilerin, Devlete güven duymaları, maddi ve manevi varlıklarını

geliştirebilmeleri, temel hak ve özgürlüklerden yararlanabilmeleri ancak hukuk

güvenliği ve üstünlüğünün sağlandığı bir hukuk düzeninde gerçekleşebilir. Hukuk

güvenliği ve hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesi için ise Devletin her türlü

işlem ve eyleminin yargı denetimine açık olması gerekir. Nitekim, Anayasa’nın

125. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde “İdarenin her türlü eylem

ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” denilmek suretiyle bu husus

anayasal güvenceye kavuşturulmuştur. Ancak, hukuk güvenliğinin ve hukukun

üstünlüğünün sağlanması için Devletin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun

açık tutulması yeterli olmayıp yargı mercileri tarafından verilen kararların

gecikmeksizin uygulanması da gerekir. Bir işlemin hukuka aykırı olduğu yapılan

yargısal denetim neticesinde tespit edilmesine rağmen işlemin iptali yönündeki

yargısal kararın uygulanmaması, Devletin işlem ve eylemlerine karşı yargı

yolunun açık tutulmasını anlamsız hâle getirir. Zira, hukuk güvenliği ve

hukukun üstünlüğü sadece hukuka aykırılıkların tespit edilmesiyle değil,

bunların tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir.

Dava konusu kuralla, özelleştirme uygulamaları sonucunda verilen

yargı kararlarının Başbakanlık ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından

uygulanması engellenmekte, özelleştirme uygulamaları sona eren kuruluşlar

hakkında verilen yargı kararlarının uygulanmasına yönelik olarak tesis edilecek

işlemler konusunda Bakanlar Kurulu’na yetki verilmesi öngörülmektedir. Böylece,

özelleştirme uygulamaları sonucunda verilen yargı kararlarının ilgili

idarelerce gecikmeksizin ve derhal yerine getirilmesinin yolu kapatılmış ve

özelleştirme uygulamaları sona eren kuruluşlar hakkında verilen yargı

kararlarının Bakanlar Kurulu kararı ile uygulanması öngörülmek suretiyle adli

veya idari yargı mercilerince verilmiş olan mahkeme kararlarının sonuçsuz

kalmasının yolu açılmaktadır. Bakanlar Kurulu kararına karşı yeniden yargı

yoluna başvurulabilmesi de bu sonucu değiştirmeyecektir.

İdarenin, mahkeme kararlarını yerine getirmesi, Anayasa’nın 138. maddesinde öngörülen bağlayıcılık ilkesi gereği temel bir ödevi olup kararları uygulamama gibi bir tercih hakkı bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa’nın 2., 125. ve 138. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Haşim KILIÇ, Alparslan ALTAN, Nuri NECİPOĞLU, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ bu görüşe katılmamışlardır.

Kural, Anayasa’nın 2., 125. ve 138. maddelerine aykırı görülerek iptal edilmiş olduğundan, ayrıca Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 6., 9. ve 11. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ

26.4.2012 günlü, 6300 sayılı Bazı Kanunlar ile Kamu Gözetimi,

Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun

Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesiyle,

24.11.1994 günlü, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’a

eklenen ek 5. maddenin “…özelleştirme uygulamaları sonucunda

kuruluşların nihai devir sözleşmelerinin imzalanarak devir ve teslim

işlemlerinin tamamlanmasından sonra özelleştirme işlemlerinin bütün

sonuçlarıyla birlikte tamamlanmış bulunması, söz konusu kuruluşları devralanlar

tarafından üretim, yatırım, modernizasyon, istihdam ve bunlara bağlı her türlü

hukuki, ticari ve mali tasarruflarda bulunulması nedeniyle oluşacak fiili

imkansızlık karşısında geri dönülemeyecek bir yapının ortaya çıkması halinde

yargı kararlarının…” bölümüne yönelik yürürlüğün durdurulması

isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE, 3.10.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE

karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

26.4.2012

günlü, 6300 sayılı Bazı Kanunlar ile Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim

Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesiyle, 24.11.1994

günlü, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’a eklenen ek 5.

maddenin “…özelleştirme uygulamaları sonucunda kuruluşların nihai devir

sözleşmelerinin imzalanarak devir ve teslim işlemlerinin tamamlanmasından sonra

özelleştirme işlemlerinin bütün sonuçlarıyla birlikte tamamlanmış bulunması,

söz konusu kuruluşları devralanlar tarafından üretim, yatırım, modernizasyon,

istihdam ve bunlara bağlı her türlü hukuki, ticari ve mali tasarruflarda

bulunulması nedeniyle oluşacak fiili imkansızlık karşısında geri dönülemeyecek

bir yapının ortaya çıkması halinde yargı kararlarının…” bölümünün

Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ,

Alparslan ALTAN, Nuri NECİPOĞLU, Zühtü ARSLAN ile M. Emin KUZ’un karşıoyları ve

OYÇOKLUĞUYLA, 3.10.2013 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Serruh KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Erdal TERCAN

KARŞIOY

GEREKÇESİ

6300 sayılı Kanunla 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’a ilave edilen ek 5. maddedeki “... özelleştirme uygulamaları sonucunda kuruluşların nihai devir sözleşmelerinin imzalanarak devir ve teslim işlemlerinin tamamlanmasından sonra özelleştirme işlemlerinin bütün sonuçlarıyla birlikte tamamlanmış bulunması, söz konusu kuruluşları devralanlar tarafından üretim, yatırım, modernizasyon, istihdam ve bunlara bağlı her türlü hukuki, ticari ve mali tasarruflarda bulunulması nedeniyle oluşacak fiili imkansızlık karşısında geri dönülemeyecek bir yapının ortaya çıkması halinde yargı kararlarını...” şeklindeki bölümün iptaline karar verilmiştir.

Anayasa’nın

2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesi, yargı kararlarına tüm

gerçek ve tüzel kişilerin uyması zorunluluğunu beraberinde getirmektedir.

Nitekim, Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrasına göre “Yasama ve yürütme

organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve

idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine

getirilmesini geciktiremez.” Yargı kararlarının uygulanması konusunda

Anayasa’da istisna öngörülmemekle birlikte, bu esasın uygulanma kabiliyetine

sahip yargı kararları için geçerli olduğu da açıktır. Yargı kararlarının

konusundan kaynaklanan imkansızlık veya uygulanamazlık durumu, 138. maddede

açıkça ifade edilmese de, yargı kararlarının uygulanması zorunluluğunun

istisnasını oluşturmaktadır.

İdari

yargıda “hukuki” ve “maddi (fiili)” imkansızlık durumlarında yargı kararlarının

uygulanamayacağı hususu genel kabul görmektedir. Hukuki ve fiili imkansızlık

hali kararın infaz kabiliyetini ortadan kaldırdığından, bunun aksinin

düşünülmesi de mümkün değildir. Nitekim, Danıştay da bazı kararlarında hukuki

veya fiili imkansızlık halinin olup olmadığını değerlendirmiş, imkansızlığın

bulunduğu durumlarda yargı kararlarının uygulanamamasında hukuka aykırılık

görmemiştir. Örneğin Danıştay Onüçüncü Dairesine göre “davalı idarenin tek

taraflı işlemi ile dava konusu işlemin tesisinden önceki hukukî durumun

yaratılmasının hukuken veya fiilen mümkün olmadığı hallerde yargı kararının

uygulanmaması söz konusu olabilmektedir” (E.2005/5545, K.2005/5698,

29/11/2005).

Benzer şekilde, Mahkememiz Birinci Bölümü de nihai mahkeme kararından önce kendi isteğiyle emekli olan kişinin görevdeyken tayini işleminin iptaline ilişkin yargı kararını “uygulanamaz karar” olarak görmüştür. Buna göre, “Naklen atama işleminin iptaline ilişkin mahkeme kararı verilmeden önce başvurucu emekli olduğundan iptal kararının, verildiği anda uygulama kabiliyetinden yoksun olduğu anlaşılmaktadır. Verildiği anda uygulanma kabiliyeti bulunmayan bir mahkeme kararına ilişkin olarak süregelen ihlalden söz edilmesi mümkün değildir” (B. No: 2012/144, 2/10/2013, § 30).

Yukarıda belirtilen kararlarda hukuki ve fiili imkansızlığın sebebinin statü değişikliği olduğu görülmektedir. Benzer şekilde, dava konusu kuralda belirtilen fiili imkansızlığın sebebini de esasen özelleştirme uygulamaları sonucunda kuruluşların hukuki durumlarının geri dönülemeyecek şekilde değiştirilmiş olması oluşturmaktadır.

Dava konusu kural Anayasa’nın “Devletleştirme ve özelleştirme” başlıklı 47. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kanunlaştırılmıştır. Bu fıkraya göre, “Devletin, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir.”

Yargı kararlarının fiili veya hukuki imkansızlık sebebiyle uygulanmayabileceği idari yargı yerlerince de kabul edildiğine göre, buna ilişkin şartların ve karar verecek merciin kanunla önceden belirlenmesi hukuk devleti ilkesinin gereklerine de uygundur. Bu ilke, devletin faaliyetlerinin hangi şartlarda ve ne şekilde gerçekleştirileceğinin önceden belirlenmesini gerektirir.

Bu

çerçevede, dava konusu kuralın, özelleştirme ihalelerine girecek yerli ve

yabancı kuruluşların özelleştirmeden sonraki süreçlerde karşılaşabilecekleri

hukuki belirsizliği gidermeye yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Özelleştirme

politikalarının başarıyla uygulanması, hukuk güvenliğinin sağlanmasına

bağlıdır. Özelleştirmenin tamamlanmasının üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra

verilen yargı kararlarının nasıl uygulanacağı konusundaki belirsizlik güveni

zedelemekte, özellikle yabancı yatırımcılar üzerinde caydırıcı bir etki

yapmaktadır. Bu nedenle kanun koyucunun, muhtemel hukuki belirsizlikleri

ortadan kaldırmak suretiyle özelleştirmelerin başarıyla yapılmasını ve bu

anlamda kamu yararını amaçladığı görülmektedir.

Yasama

sürecinde yapılan açıklamalardan ve kuralın gerekçesinden, dava konusu kuralın

idari yargı içtihatlarında ve doktrinde kabul edilen “fiili imkansızlık”

halinin özelleştirme bağlamında şartlarını belirlemeyi ve kanuni dayanağını

oluşturmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Kural, Bakanlar Kurulunun yargı

kararlarının uygulanmasına ilişkin olarak karar alabilmesi için üç şartın

birlikte gerçekleşmesini öngörmektedir. Buna göre, özelleştirmenin bütün

sonuçlarıyla birlikte tamamlanmış olması, özelleştirilen kuruluşları

devralanlarca her türlü hukuki, ticari ve mali tasarruflarda bulunulması

nedeniyle oluşacak fiili imkansızlık halinin bulunması ve buna bağlı olarak

geri dönülemeyecek bir yapının ortaya çıkması gerekir.

Bakanlar Kurulunun fiili imkansızlık da dahil olmak üzere yukarıdaki şartlara ilişkin değerlendirmeleri sonunda yargı kararlarının uygulanması konusunda aldığı kararlarda hukuka aykırılık olduğu ileri sürülebilir. Bu durumda yargı yolunun açık olduğunda ve Bakanlar Kurulunun söz konusu kararı yargıya taşındığı takdirde, fiili imkansızlığın bulunup bulunmadığı hususunda nihai kararı Danıştay’ın vereceğinde kuşku yoktur. Bu sebeple, söz konusu Bakanlar Kurulu kararlarına karşı yeniden yargı yoluna başvurulabilmesinin mahkeme kararlarının sonuçsuz bırakılması durumunu değiştirmeyeceği şeklindeki çoğunluk kararına da katılmak mümkün değildir.

Açıklanan gerekçelerle iptali istenen kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığını düşündüğümüzden çoğunluğun iptal yönündeki kararına katılmıyoruz.

Üye

Muammer TOPAL

Üye

Zühtü ARSLAN

Üye

M. Emin KUZ

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Zühtü ARSLAN

Üye

M. Emin KUZ

Anayasa Mahkemesi, E. 2012/73, K. 2013/107, 3 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasının Konusu : 26.4.2012
  4. Iı- Yasa Metinleri
  5. A-
  6. B-
  7. Iıı- İlk İnceleme
  8. Iv- Esasın İncelenmesi
  9. V- Yürürlüğün Durdurulması İstemi
  10. Altan
  11. Perktaş
  12. Akıncı
  13. Karşıoy
  14. Gerekçesi
  15. M. Emin KUZ
  16. Kılıç
  17. Altan
  18. Necipoğlu
  19. M. Emin KUZ
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2012/73
Karar No
2013/107
Tarih
3 Ekim 2013

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2013/28 K.2013/106
  • AYM Norm Denetimi E.2013/9 K.2013/121
  • AYM Norm Denetimi E.2012/103 K.2013/105
  • AYM Norm Denetimi E.2013/6 K.2013/111
  • AYM Norm Denetimi E.2013/45 K.2013/113
  • AYM Norm Denetimi E.2013/60 K.2013/104

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.