İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2013/111 K.2014/195

Mahkemesi

Esas2013/111Karar2014/195Tarih25 Aralık 2014Okuma17 dk · 3.392 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
25 Aralık 2014
Esas Sayısı
2013/111
Karar Sayısı
2014/195
Karar Günü
25.12.2014
R.G. Tarih-Sayı
7.1.2015-29229
İtiraz yoluna başvuran
Ankara 10. İdare
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.392 kelime·17 dk okuma·24 bölüm

Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun, 17.1.2012 günlü, 6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 89. maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ".verilecek emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla süreler.dikkate alınmaz." ibarelerinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Kamu görevinden emekli olan ancak 36 yıl kamu hizmeti yapmasına rağmen 30 fiili hizmet yılı üzerinden emekli ikramiyesi ödenen ve kalan 6 yıl için yaptığı talep itiraz konusu ibareler uyarınca reddedilen davacının işlemin iptali istemiyle açtığı davada, itiraza konu ibarelerin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları

Kanun'un, 6270 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen ve itiraz konusu ibareleri de içeren 89. maddesi şöyledir:

"Madde 89- (Değişik: 17/1/2012-6270/1 md.)

Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.

Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510

sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga

2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin

Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet

süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise;

bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak

bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971

tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem

tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla

emekli ikramiyesi ödenir.

İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.

Yukarıdaki fıkralara göre verilecek emekli ikramiyesinin

hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla süreler ile mülga 2829 sayılı

Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık

bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510

sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi

daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine

göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet

süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu

mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem

tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate

alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla

birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında

hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların

emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı

Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz.

Emekli ikramiyesinin hesabına esas hizmet süresinin tespitinde dikkate alınmak üzere, emeklilik veya malullük aylığı bağlanması dışında herhangi bir sebeple görevleri sona erenler için, görevin sona erme sebebinin bu durumu kanıtlayan belgelerle birlikte yazılı olarak kuruma bildirilmesi ve bunların özlük dosyasında saklanması zorunludur. Bu zorunluluğa uymayanlar ikinci fıkra hükümlerinden yararlandırılmazlar.

İştirakçilerden, kanunlarla belirlenen bekleme süreleri sonunda

kadrosuzluk veya yaş haddi sebebiyle emekliye sevk edilenler ve vazife

malullüğü hükümlerine göre vazife malullüğü aylığı bağlananlar ile ölüm

sebebiyle haklarında emeklilik işlemi uygulananlara; bu Kanuna göre aylığa hak

kazandıkları tarihi takip eden üç ay içinde emekli ikramiyesinin hesaplanmasına

esas alınan katsayılarda meydana gelecek artış nedeniyle oluşacak ikramiye

farkları ile ilk mali yılın birinci ayında katsayılar dışındaki diğer

unsurlarda meydana gelecek artışa, bu tarihte yürürlükte olan katsayılar

uygulanmak suretiyle bulunacak ikramiye farkları, emekli ikramiyesi ile ilgili

hükümlere göre ayrıca ödenir. Ancak, aylığa hak kazandıkları tarihi takip eden

üç ay içinde katsayılarda artış yapılmadığı takdirde, müteakiben katsayılarda

altı ay içinde yapılacak ilk artıştan doğan ikramiye farkları da bunlara ayrıca

ödenir.

Emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanmadan veyahut toptan ödeme yapılmadan ölen iştirakçiler için yukarıdaki esaslara göre hesaplanacak ikramiyenin tamamı, aylığa veya toptan ödemeye hak kazanan dul ve yetimlere, bu Kanunun mülga 68 inci maddesinde gösterilen hisseleriyle orantılı olarak ödenir.

Emekli ikramiyesini aldıktan sonra yeniden iştirakçi durumuna girenlerin tekrar emekliye ayrılmalarında, sadece sonradan geçen hizmetlerine karşılık yukarıdaki esaslara göre emekli ikramiyesi ödenir. Şu kadar ki, evvelce verilmiş olan ikramiye ile sonradan geçen hizmetler için ayrıca tahakkuk ettirilecek ikramiyenin hesabına esas alınan fiili hizmet süreleri toplamı, 30 yıldan fazla olamaz ve evvelce 30 hizmet yılı için emekli ikramiyesi ödenmiş olanlara hiçbir şekilde ikramiye farkı ödenmez.

Bu Kanunun mülga 88 inci maddesi kapsamına girenlerin emekli ikramiyeleri hakkında da yukarıdaki hükümlere göre işlem yapılır.

Sosyal Güvenlik Kurumunca tahakkuk ettirilmiş veya ettirilecek emekli ikramiyelerini almadan ölenler ile ölüm tarihinde aylığa müstahak dul ve yetim bırakmadan ölen iştirakçilerin ikramiyeleri, kanuni mirasçılarına ödenir.

Bu madde gereğince Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen emekli ikramiyeleri, düzenlenecek fatura üzerine Sayıştay ve Danıştay başkanları için kendi kurumları, diğerleri için emekliye sevk onayını veren kurum tarafından karşılanır. Özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, kapatılan veya tasfiye edilen kamu idareleri tarafından karşılanması gereken emekli ikramiyesi tutarları ise, emekliye sevk onayı aranmaksızın ve faturası karşılığında Hazine tarafından karşılanır. Bu fıkraya göre Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemelerin, fatura düzenlenmesini müteakip iki ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılması zorunludur.

Ölenlerin hak sahiplerine ödenecek emekli ikramiyesinin tahsili hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır."

B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmış, Anayasa'nın 60. maddesi ise ilgili görülmüştür.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ'un katılımlarıyla 10.10.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ümit DENİZ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Sınırlama Sorunu

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Kanun'un, 6270 sayılı

Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen89. maddenin dördüncü fıkrasında yer alan

"30 fiili hizmet yılından fazla süreler" ve "dikkate

alınmaz." ibarelerinin her ikisinin de iptalini talep etmiştir. İtiraz

konusu kuralda yer alan "dikkate alınmaz." ibaresi, itiraza

konu "30 fiili hizmet yılından fazla süreler" ibaresi

yönünden uygulanacağı gibi aynı fıkrada düzenlenen ancak iptal istemine konu

olmayan birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek

emekli ikramiyesinin hesabında da geçerli olan ortak hüküm niteliğinde olan bir

kuraldır. Bakılmakta olan davada ise 30 fiili hizmet yılından fazla sürelerin

dikkate alınamaması hususu dava konusudur. Dolayısıyla, kuralda mülga 2829

sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden

aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında dikkate

alınamayacak hususlar, bakılmakta olan davada uygulanmayacaktır. Bu nedenle

"dikkate alınmaz." ibaresine yönelik Anayasa'ya aykırılık

incelemesinin "30 fiili hizmet yılından fazla süreler" ibaresi

ile sınırlı olarak yapılmasına karar vermek gerekmiştir.

B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

Başvuru kararında, davacının 36 yıl hizmeti olmasına rağmen 30 yıl hizmet üzerinden emekli ikramiyesi ödendiği, 6 yıllık hizmetine ilişkin ikramiyenin itiraz konusu ibare nedeniyle reddedildiği, işçilerde kıdem tazminatının işe bağladığı tarihten itibaren her geçen tam yıl için 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödeneceğinin hükme bağlandığı ve süre sınırlaması öngörülmediği, kıdem tazminatında öngörülmeyen sürenin emekli ikramiyesi yönünden öngörülmesinin Anayasa'nın hukuk devleti ve eşitlik ilkeleri ile bağdaşmadığı belirtilerek ibarenin, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle itiraz konusu ibare Anayasa'nın 60. maddesi yönünden de incelenmiştir.

Kanun'un, 6270 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle

değiştirilen 89. maddesi, emekli ikramiyesi ödemelerine ilişkin esasları

düzenlemektedir. 89. maddenin birinci fıkrası uyarınca, hizmet sürelerinin

tamamı Kanun'un ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası

Kanunu'nun geçici 4. maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya

vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil

tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın

bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilmektedir. Anılan maddenin ikinci

fıkrası, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri

birleştirilerek emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara, kamuda

geçen çalışmaları için diğer anlatımla Devlet memurluğu hizmetleriyle birlikte

farklı statülerde hizmet süreleri bulunanlara emekli ikramiyesi ödenmesini;

üçüncü fıkrası, ikinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesinin

hesaplanması usulünü; itiraz konusu ibareyi içeren dördüncü fıkrası ise ilk üç

fıkraya göre verilecek emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmayacak

hususları düzenlemektedir. Buna göre, ilk üç fıkraya göre verilecek emekli

ikramiyesinin hesaplanmasında 30 fiili hizmet yılından fazla süreler dikkate

alınmayacaktır. Dolayısıyla, iştirakçi ne kadar süre çalışırsa çalışsın emekli

ikramiyesinin hesabında 30 yıldan fazla olan fiili hizmet sürelerinin hiçbir

önemi bulunmamaktadır.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve

işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup

güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek

sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun

üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif,

adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti

olmanın gereğidir. Bu maddede nitelikleri belirtilen sosyal hukuk devleti,

insan haklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını

güvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir

denge kurabilen, çalışma hayatını geliştiren ve ekonomik önlemler alarak

çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini

sağlayan, milli gelirin adalete uygun biçimde dağıtılması için gereken

önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, sosyal adaleti ve

toplumsal dengeleri gözeten devlettir. Belirtilen hukuk devleti ilkesiyle,

toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk düzeninin kurulması

amaçlanmaktadır.

Sosyal hukuk devletinin somut göstergelerinden biri olan sosyal güvenlik hakkının yer aldığı Anayasa'nın 60. maddesinde, "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar." denilmektedir. Buna göre, sosyal güvenlik herkes için bir hak ve bunu gerçekleştirmek ise Devlet için bir görevdir.

Sosyal güvenlik, bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence altına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak kişilerin, yaşlılık, hastalık, malûllük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır.

Sosyal hukuk devleti, toplum ve çalışma yaşamında adalete ve

eşitliğe dayalı bir hukuk düzeni kurmak durumundadır. Anayasa'nın 2. ve 60.

maddeleri uyarınca, Devlet tarafından, sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin

sağlanmasına elverişli ortamın yaratılması ve bu anlamda sosyal güvenlik

alanında getirilecek bir haktan, aynı sosyal güvenlik kurumu içinde yer alan ve

temelde birbirine yakın konumda bulunan tüm iştirakçilerin "adalet ve

hakkaniyet" ölçüleri içinde yararlanmalarını öngören düzenlemelerin

gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Aynı durumda bulunan kişilerin kanunun

öngördüğü haklardan aynı esaslara göre yararlandırılmaları Anayasa'nın 10.

maddesinde ifade edilen eşitlik ilkesinin de bir gereğidir.

Anayasa'nın 10. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk,

cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle

ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye

veya sınıfa imtiyaz tanınamaz." denilmiştir. Bu maddede yer verilen

eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile

eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı

durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını

sağlamak, haklı bir nedene dayanmayan ayrım yapılmasını ve ayrıcalık

tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve

topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali

yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı

tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da

topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal

durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa

Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez. Başka bir anlatımla, kişisel

nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında, kanunlara konulan kurallarla

değişik uygulamalar yapılamaz. Kanunlar, eşitlik ilkesine uygun bir

şekilde, aynı veya benzer durumda bulunanlar için haklarda ve ödevlerde,

yararlarda ve yükümlülüklerde, yetkilerde ve sorumluluklarda, fırsatlarda ve

hizmetlerde eşit davranılmasını sağlayacak kurallar içermelidir.

Devletin desteğine bağlı olan sosyal hakların en önemlisi sosyal

güvenlik hakkıdır. Emekli ikramiyesi, emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı

almaya hak kazanan kamu çalışanlarına çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı

sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olup

Anayasa'nın 60. maddesinde öngörülen sosyal güvenlik hakkının kapsamı

içerisindedir. Kanun koyucunun, emekli ikramiyesinin miktarını ve ödenme

koşullarını belirleme konusunda, anayasal ilkelere aykırı olmamak, hakkaniyet

ve kamu yararı ölçütlerini gözetmek koşuluyla düzenleme yapma yetkisi

bulunmaktadır. Ancak kanun koyucu, Anayasa'nın 60. maddesi uyarınca sosyal

güvenliği sağlama görevini yerine getirirken, anılan yetkiye dayanarak emekli

ikramiyesi ile ilgili keyfi ya da bu haktan yararlananlar arasında eşitsizliğe

neden olacak düzenlemeler yapamaz.

İtiraz konusu ibare ile 5434 sayılı Kanun'un 89. maddesinin

birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarına göre verilecek emekli ikramiyesinin

hesaplanmasında 30 fiili hizmet yılından fazla sürelerin dikkate alınmayacağı

öngörülmüştür. İtiraz konusu ibareye tabi olan iştirakçilerin hukuki durum ve

statüleri aynıdır. Aralarındaki yegane fark 30 yıldan fazla çalışıp çalışmama

bakımındandır. Durumlarındaki özdeşlik nedeniyle her iki grubun kanunun

öngördüğü haklardan aynı esaslara göre yararlanmaları gerekmektedir. Buna

rağmen, 30 yıl ve daha az çalışanların emekli ikramiyesinin hesabında

çalıştıkları süre kadar yararlanmalarına olanak tanındığı hâlde 30 yıldan fazla

çalışan iştirakçilerin belirtilen süreden fazla olan fiili hizmet süreleri için

emekli ikramiyesinden yararlandırılmadığı, ikramiye hesabının 30 yıl ile

sınırlandırıldığı görülmektedir. Oysa nitelikleri ve durumları özdeş olan

iştirakçiler aynı konumdadırlar. Ancak itiraz konusu ibareyle, 30 yıl ve daha

az çalışanlar ile fazla çalışanlar arasında anlaşılabilir, amaçla ilgili ya da

makul, adil ve haklı bir nedene dayanmayan bir ayrım öngörülmüştür. Bu durum

Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen kanun önünde eşitlik ilkesini ihlal

etmektedir.

Öte yandan, emeklilik için gerekli yaş sınırı yükseltilmesi nedeniyle iştirakçiler emekli olabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalmaktadırlar. 30 yıldan fazla çalışmalarına rağmen bu süreler için emekli ikramiyesi ödenmemesi belirtilen iştirakçiler yönünden hak kaybına neden olmaktadır. Dolayısıyla iştirakçilerin çalıştığı hâlde bu sürelere ilişkin emekli ikramiyesi ödenmemesi adalet ve hakkaniyete uygun olmadığından itiraz konusu ibare, sosyal güvenlik hakkına ve hukuk devleti ilkesine de aykırılık oluşturmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu ibare Anayasa'nın 2., 10. ve 60. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Haşim KILIÇ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Erdal TERCAN, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ile Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.

VI- İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ

6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında, kanunun belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.

Kanun'un, 6270 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 89. maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ".verilecek emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla süreler." ibaresinin iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan bu ibareden sonra gelen ".ile." sözcüğünün de, 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun, 17.1.2012 günlü, 6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 89. maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan;

A- ".verilecek emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla süreler.dikkate alınmaz." ibarelerine ilişkin esas incelemenin, "".verilecek emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla süreler." ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına, OYBİRLİĞİYLE,

B- ".verilecek emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla süreler." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Erdal TERCAN, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ile Hasan Tahsin GÖKCAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

C- ".verilecek emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla süreler." ibaresinin iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan bu ibareden sonra gelen ".ile." sözcüğünün de, 30.3.2011 günlü, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

25.12.2014 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

Zühtü

ARSLAN

KARŞIOY GEREKÇESİ

5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Sandığı Kanunu'nun, 6270 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen, 89. maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...verilecek emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla süreler ... dikkate alınmaz" ibareleri iptal edilmiştir.

Anayasanın 60. maddesi gereğince "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar." Anayasa, hangi ödemelerin ve imkanların sosyal güvenlik kapsamında olduğuna dair bir düzenleme içermemekte, bu hakkın kapsamının belirlenmesini kanuna bırakmaktadır. Bu anlamda, Anayasanın 60. maddesinin zorunlu olarak memurlara emekli ikramiyesi ödenmesini, hele hele bu ödemenin hesaplanmasında bire bir hizmet yılının dikkate alınmasını zorunlu kıldığı söylenemez.

Bu duruma bağlı olarak memurlara emekli olduklarında "emekli

ikramiyesi" adı altında bir defaya mahsus olmak üzere ödenen para,

Devletin bu kişilere hizmetleri karşılığında sosyal devlet kapsamında

öngördüğü bir atıfet niteliğindedir. Bu ödeme için, memurlardan hizmet süreleri

içerisinde herhangi bir kesinti yapılmamaktadır. Bu nedenle, atıfet niteliğindeki bir ödemenin hesaplanması konusunda, açıkça keyfilik ve

Anayasaya aykırılık bulunmadığı müddetçe, kanun koyucunun geniş bir takdir

yetkisine sahip olduğu açıktır. Nitekim, bu takdir yetkisi kapsamında kanun

koyucu emekli ikramiyesinin hesaplanmasında üst sınır olarak 30 yılı almış, bu

sürenin üzerindeki hizmet yıllarını ikramiye hesabında dikkate almamıştır.

Bir an için emekli ikramiyesi ödenmesinin memurlar açısından

Anayasada öngörülen sosyal güvenlik hakkının kaçınılmaz gereği olduğu kabul

edilse bile, bu ikramiyenin alt ve üst sınırlarının belirlenmesi kanun

koyucunun takdirindedir. Sosyal güvenlik hakkı sınırsız değildir. Anayasanın

65. maddesi, diğer sosyal ve ekonomik hakların olduğu gibi sosyal güvenlik

hakkının da Devlete yüklediği sorumluluğun sınırlarını çizmektedir. Buna

göre, "Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen

görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî

kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir." 65. maddenin

gerekçesinde, mali kaynakların yeterliğinin "Devletin kaynaklarını

zorlamadan tabii bir sınır" olduğu, bu kaynakların zorlanması durumunda

ekonomik istikrarın bozulacağı, bunun da en fazla bu haklardan yararlananlara

zarar vereceği ifade edilmektedir. Anayasa koyucu, Anayasadaki sosyal ve

ekonomik hakların kişilere bir "talep hakkı" vermekten ziyade, Devlete

mali gücüyle sınırlı bir "ödev" yüklediğini belirtmiştir. Nitekim 65.

maddenin gerekçesine göre, "Madde, hiç kimseye Devletten sosyal ve

ekonomik hakları gerçekleştirmesini isteme hakkı vermediğini, bu hakların

devlete yüklenen ödevlerden ibaret olduğunu belirlemektedir."

Mali kaynakların yeterliliği kriteri gereğince, kural emekli ikramiyesinin üst sınırını 30 yıl olarak belirlemiştir. Esasen, hizmet yılının esas alınmasını zorunlu kılan bir anayasal kural olmadığından, kanun koyucu emekli ikramiyesini başka kriterlere göre de belirleyebilir. Nitekim, emekli ikramiyesi ödeme uygulamasının tarihine bakıldığında, bunun tedrici olarak artırıldığı görülmektedir.

Keza itiraza konu kuralla Anayasanın 60. maddesinde korunan sosyal

güvenlik hakkına yönelik bir sınırlama olduğu kabul edilse bile, bu

sınırlamanın Anayasanın 13. maddesindeki ölçütlere uygun olmadığı söylenemez.

Bir kere, sınırlamanın kişilerin sosyal güvenlik haklarını kullanamaz hale

getirmediği ve bu anlamda hakkın özüne dokunmadığı açıktır. İkincisi,

Anayasanın 65. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde, bütçe imkanları

dikkate alınarak ödenecek ikramiyenin üst sınırının 30 yıl olarak belirlenmesi

demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olarak da görülemez, Üçüncüsü,

emekli ikramiyesinin 30 yıl gibi uzun bir hizmet yılını esas aldığı

düşünüldüğünde, bu yöndeki sınırlamanın ölçülü olduğu da kolayca

anlaşılacaktır.

Öte yandan, kuralla 30 yıl hizmeti olan memurlarla, 30 yılın üzerinde hizmeti bulunan memurlara aynı emekli ikramiyesi ödendiği, bu nedenle eşitlik ilkesinin ihlal edildiği de söylenemez. Öncelikle, 30 yıl hizmeti olan memurlarla bu sürenin üzerinde hizmeti olanların hukuksal konumları aynı değildir. 30 yılın üzerinde hizmeti olan memurlar, çalıştıkları süre içerisinde emekli olanlardan daha fazla maaş aldıkları gibi, emekliye ayrıldıklarında daha fazla emekli maaşı almaktadırlar. Dolayısıyla, 30 yıldan fazla çalışanların adeta "boşa çalıştıkları" ve emeklerinin karşılıksız kaldığı yönündeki bir düşüncenin doğru olmadığı açıktır.

Diğer yandan, sadece bir defaya mahsus olarak ödenen emekli

ikramiyesi yönünden 30 yıl çalışanlarla bu sürenin üzerinde hizmeti olanlara

aynı miktarın ödenmesi, eşitlik ilkesini zedelemez. Esasen, yukarıda

belirtildiği üzere, emekli ikramiyesinin Anayasanın 60. maddesi kapsamında

ödenmesi zorunlu bir hak olmadığı, sosyal devlet ilkesi gereği memurlara

sağlanan bir atıfet olduğu dikkate alındığında, 30 yıl çalışan memurlar ile 30

yıldan fazla çalışan memurlar arasında eşitlik karşılaştırması yapılması da

doğru değildir. Kanun koyucu, Anayasanın 65. maddesi uyarınca mali kaynakların

yeterliliği ölçüsünde atıfetin üst sınırını belirlemiştir. Sağlanan atıfetle 30

yıl gibi objektif bir sınır getirildiğinden kanun koyucunun keyfi davrandığı da

söylenemez.

Ayrıca, statü hukukuna tabi olarak çalışan memurların, emekli olduklarında alacakları emekli ikramiyesinin nasıl hesaplandığını bilerek bu statüyü kabul ettikleri ve çalıştıkları bilinmektedir. Özellikle emekliliğin kazanılmasından itibaren 30 yılın üzerinde çalışma konusunda da bir zorunluluk olmadığı ve memurların isteğine bağlı olduğu dikkate alındığında bu sürenin üzerinde çalışanlara da en fazla 30 yıl üzerinden emekli ikramiyesi verilmesinde Anayasaya aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, çoğunluğun iptal yönündeki görüşüne katılmıyoruz.

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkan

Haşim

KILIÇ

Üye

Nuri

NECIPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Erdal

TERCAN

Üye

Zühtü

ARSLAN

Üye M. · Emin KUZ Üye Hasan · Tahsin GÖKCAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2013/111, K. 2014/195, 25 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Vı- İptalin Diğer Kurallara Etkisi
  9. Kılıç
  10. Kaleli
  11. Altan
  12. Özgüldür
  13. Kömürcü
  14. Üstün
  15. Yıldırım
  16. Necipoğlu
  17. Dursun
  18. Tercan
  19. Topal
  20. Arslan
  21. Karşıoy Gerekçesi
  22. Kılıç
  23. Necıpoğlu
  24. Dursun
  25. Tercan
  26. Arslan
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2013/111
Karar No
2014/195
Tarih
25 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2013/48 K.2014/198
  • AYM Norm Denetimi E.2014/16 K.2014/197
  • AYM Norm Denetimi E.2014/22 K.2014/196
  • AYM Norm Denetimi E.2014/71 K.2014/200
  • AYM Norm Denetimi E.2014/99 K.2014/181
  • AYM Norm Denetimi E.2014/74 K.2014/201

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.