KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2014
- Esas Sayısı
- 2013/38
- Karar Sayısı
- 2014/58
- Karar Günü
- 27.3.2014
- R.G. Tarih-Sayı
- 12.12.2014-29203
- İtiraz yoluna başvuran
- İspir
Karar Metni
1.017 kelime·5 dk okuma·15 bölüm
Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 31.8.1956
günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 82. maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Kaçak orman emvali bulundurma suçunu işlediği iddiasıyla sanık hakkında açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun’un itiraz konusu kuralı da içeren 82. maddesi şöyledir:
“Madde 82- Orman memurları, bu kanun hükümlerine muhalif hareket edenlerin hüviyetlerini, ikametgahlarını ve suçlarının mahiyetini tesbit ile kendileri, suçlu ve varsa hazır bulunanlardan en az iki kimseye imzalattıracakları bir zabıt tanzim ederler.
Hüviyeti tesbit edilemiyen suçlular vakit geçirilmeksizin hüviyeti tesbit edilebilecek en yakın köyün muhtar veya ihtiyar heyetine ve bunlarla da tesbiti mümkün olmazsa en yakın zabıta merkezine götürülürler.
Memurlar, vakit geçirmeksizin bu zabıtları bağlı bulundukları amirlerine gönderirler. Amirlerce tetkik edilerek en kısa bir zamanda mahalli cumhuriyet müddeiumumiliğine verilir.
Bu zabıtlar, hilafı ispat olununcaya kadar muteberdir.
Zabıt varakasının hilafına iddia halinde, maznun, mahkemeye bu iddiası hakkında kanaat verecek deliller gösterir ve mahkeme bu müdafaayı tamike şayan görürse delillerini istima ve tetkik eder. Neticede maznunun iddiasını haklı gösterecek bazı sebepler karşısında kalırsa ancak o takdirde, zabıt varakasını imza etmiş olan memurları çağırıp dinledikten ve başka deliller varsa inceledikten sonra hasıl edeceği kanaate göre davayı intaceder.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü uyarınca Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ’un katılımıyla 2.5.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Murat ARSLAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz konusu kuralın kanuni delil sisteminin bir örneği olduğu ve belli hususların belli delillerle hâkimi bağlayacak şekilde ispat edilmesini öngördüğü, bu durumun hâkimin vicdani kanaatine göre karar vermesini engellediği, kuralın sanığa suçsuzluğunu ispat etme yükümlülüğü getirdiği, bunun da masumiyet karinesini ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun’un 82. maddesinin birinci fıkrasında, orman memurlarının bu Kanun’a aykırı davranan kişiler hakkında hüviyetlerini, ikametgahlarını ve suçlarının mahiyetini tesbit ile suçlu ve varsa hazır bulunanlardan en az iki kimseye imzalattıracakları bir zabıt tanzim edecekleri ifade edilmiş, itiraz konusu kuralda ise söz konusu suç tutanağının aksi kanıtlanana kadar geçerli olduğu hüküm altına alınmıştır.
Anayasa’nın 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile “adil yargılanma” hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.
Hukuk devletinde kanun koyucu, Anayasa’nın temel ilkelerine ve Anayasa’da öngörülen güvencelere bağlı kalmak kaydıyla, ispat usullerinin belirlenmesi konusunda takdir yetkisine sahiptir. Ancak belirlenen usul kurallarının, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkı”nın öngördüğü güvencelere aykırılık taşımaması gerekmektedir. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan silahların eşitliği ilkesi ise kişinin maruz kaldığı haksızlık karşısında haklılığını ileri sürüp ispatlayabilmesini, yargı mercileri önünde hakkını arayabilmesini ve davada ileri sürülen iddia ve delillere karşı eşit imkânlarla cevap verebilmesini gerektirir.
Anayasa’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesinin dördüncü fıkrasında da masumiyet karinesi temel bir hak olarak güvence altına alınmış ve “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” denilmiştir. Buna göre, masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin, adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade eder.
Masumiyet karinesi kapsamında yer alan ve iddia edenin iddiasını
ispatla yükümlü olması kuralı da Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasının
bireylere sağladığı anayasal bir güvencedir. Madde gerekçesinde de bu konu
açıkça ifade edilmiştir. Bununla birlikte kanunlar, bazı fiili durumların
varlığını suçun maddi unsurunun gerçekleşmiş olması bakımından karine olarak
kabul edebilmektedir. Genel anlamda suçun kanıtlanması yükümlülüğü iddia edende
kaldığı sürece, savunmasını oluşturmak için ispat yükünü sanığa devreden
kurallar ile hukuki veya fiili varsayımların olduğu durumlarda ispat yükünün
yer değiştirmesi, masumiyet karinesine aykırılık taşımaz. Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi de birçok kararında ispat külfetini tersine çeviren hukuki veya fiili
karinelerin varlığının masumiyet ilkesinin bertaraf edilmesi anlamına
gelmediğini, sanıkların savunma hakkının kısıtlanmaması, sanığa karineleri
çürütme olanağının tanınması ve hâkimin sanığı şüpheden yararlandırmak
konusundaki mutlak takdir hakkının bulunması durumunda, masumiyet ilkesinin
ihlal edilmiş olmayacağını kabul etmekte ve kanun koyucuların bu tür hükümler
ihdas etmesini suçsuzluk karinesine aykırı bulmamaktadır (Pham Hoang/Fransa, B.
No: 13191/87, § 33, 36).
İtiraz konusu kuralda öngörülen orman suç tutanaklarının aksi
sabit oluncaya kadar geçerli olduğuna ilişkin hüküm de, aksi ispat edilebilen
kanuni bir karinedir. Nitekim, hem itiraz konusu kuralda “…hilafı ispat
olununcaya kadar muteber…” ibaresiyle hem de sonraki fıkrada “Zabıt
varakasının hilafına iddia halinde, maznun, mahkemeye bu iddiası hakkında
kanaat verecek deliller gösterir ve mahkeme bu müdafaayı tamike şayan görürse
delillerini istima ve tetkik eder. Neticede maznunun iddiasını haklı gösterecek
bazı sebepler karşısında kalırsa ancak o takdirde, zabıt varakasını imza etmiş
olan memurları çağırıp dinledikten ve başka deliller varsa inceledikten sonra
hasıl edeceği kanaate göre davayı intaceder.” hükmüne yer verilmek
suretiyle, sanıkların orman muhafaza memurlarınca tutulacak tutanağın aksini
yargılama sırasında gösterecekleri deliller çerçevesinde ispat etme hakkına
sahip oldukları ifade edilmiştir.
Dolayısıyla, suç isnadını içeren tutanağın aksinin sanık tarafından yargılama sırasında her türlü delille ispat edilebilmesinin mümkün olması, hâkimin de bu yönde ileri sürülen iddiaları inceleyip kararını buna göre vermesi, bir başka ifadeyle suç tutanağının kişiyi yargılama yapmaksızın otomatik olarak suçlu hâline getirmediği dikkate alındığında, itiraz konusu kuralın, adil yargılanma hakkına ve bu hak kapsamında yer alan masumiyet ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
KALELİ
Başkanvekili
Alparslan
ALTAN
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan
ÜSTÜN
Üye
Engin
YILDIRIM
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Hicabi
DURSUN
Üye
Erdal
TERCAN
Üye
Muammer
TOPAL
Üye M. · Emin KUZ
Anayasa Mahkemesi, E. 2013/38, K. 2014/58, 27 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası