KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2013
- Esas Sayısı
- 2013/39
- Karar Sayısı
- 2013/65
- Karar Günü
- 22.5.2013
- R.G. Tarih-Sayı
- 12.07.2013-28705
- İtiraz yoluna başvuran
- Ankara 11. İdare
Karar Metni
1.817 kelime·9 dk okuma·10 bölüm
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
8.2.2007 günlü, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 10. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'nın 5., 13. ve 48. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Özel bir eğitim ve rehabilitasyon merkezinde öğretmen olarak görev yapan davacının, derse girmeyen bazı öğrencilerin velileri yerine devam çizelgelerini imzalamak suretiyle derse girmiş gibi gerçeğe aykırı belge düzenlediği gerekçesiyle görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
8.2.2007 günlü, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun itiraz konusu kuralı da içeren 10. maddesi şöyledir:
'MADDE 10- İki defa teftiş raporuyla başarısızlığı tespit edilen yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerin çalışma izni, izni veren makam tarafından iptal edilir.
Hizmete devamında 9 uncu madde hükümlerine göre sakınca görülen yönetici, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin görevine, izni veren makam tarafından son verilir.
Bu durum, ilgiliye tebliğ edilmek üzere kuruma bildirilir. Tebliğ, sözleşmenin feshine ve ilgilinin kurumla ilişiğinin kesilmesine yeter sebep teşkil eder.
Kurumların teftiş ve denetlenmesi sırasında valilik, lüzum görülen durumlarda kurumun yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerini görevden uzaklaştırabilir. Bu takdirde valilikçe, geçici görevlendirme yapılarak gerekli tedbirler alınır.'
B- İlgili Yasa Kuralı
8.2.2007 günlü, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun ilgili görülen 9. maddesi şöyledir:
'MADDE 9- Kurumlarda çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler ile kurucu veya kurucu temsilcisi arasında yapılacak iş sözleşmesi, en az bir takvim yılı süreli olmak üzere yönetmelikle belirtilen esaslara göre yazılı olarak yapılır. Mazeretleri nedeniyle kurumdan ayrılan öğretmen ve öğreticilerin yerine alınacak olanlar ile devredilen kurumların yönetici, öğretmen ve öğreticileri ile bir yıldan daha az bir süre için de iş sözleşmesi yapılabilir.
Okullarda yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmeti yapanlara, kıdemlerine göre (emekliler hariç) dengi resmî okullarda ödenen aylık ile sosyal yardım kapsamındaki ek ödeme tutarlarından az ücret verilemez.
Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemeler, bütçe kanunlarıyla resmî okul öğretmen ve personeline sağlanan haklara denk olarak okul öğretmenlerine ve personeline de ödenir. Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemelerden gelir vergisi kesilmez.
Kurumlardaki ek ders ücreti miktarı, resmî okullar için tespit edilen miktardan az olamaz. Ancak, 8 inci madde uyarınca resmî okul ve kurumlardan ücretli olarak görevlendirilenlere verilecek ek ders ücreti miktarı, resmî okullar için tespit edilen ek ders ücretinin iki katını geçemez.
Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, bu Kanun hükümleri saklı kalmak üzere;
a) Sosyal güvenlik ve özlük hakları yönünden; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu,
b) Yetki, sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların uygulanması bakımından; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun, 4357 sayılı Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimaî Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun ile 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun,
hükümlerine tâbidir.
Ancak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiillerin işlenmesi halinde bu kişilere kademe ilerlemesinin durdurulması cezası yerine brüt aylığından 1/4'ü ile 1/2'si arasında maaş kesim cezası, çalışma izni veren makam tarafından verilir. Tekrarı hâlinde ise göreve son verilir.
1702 sayılı Kanuna göre meslekten çıkarılma veya 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlenmesi hâlinde, Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle personelin görevine, izni veren makam tarafından son verilir.
Yetki, sorumluluk, ödül, sicil, disiplin ve cezaların uygulanmasına ilişkin diğer esas ve usûller çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, görevleri sırasında suç işlemeleri veya görevleri nedeniyle kendilerine karşı işlenen suçlardan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanması ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılır.'
C- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 5., 13. ve 48. maddelerine dayanılmış, Anayasa'nın 2. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ'un katılımlarıyla 2.5.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Anlam ve Kapsam
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun, itiraz konusu kuralı da içeren 10. maddesinde, özel öğretim kurumlarında çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerin çalışma izinlerinin iptali ve geçici görevlendirilmeleri düzenlenmektedir. İtiraz konusu kuralda, hizmete devamında 5580 sayılı Kanun'un 9. maddesi hükümlerine göre sakınca görülen yönetici, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin görevine, izni veren makam tarafından son verileceği belirtilmektedir.
Atıf yapılan 9. maddenin ilk dört fıkrasında, kurum ile yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler arasında akdedilecek iş sözleşmesinin süresi ile bu kişilerin özlük haklarına ilişkin hükümlere yer verilmektedir. Anılan fıkralarda, ilgilinin hizmete devamında sakınca oluşturacak herhangi bir husus düzenlenmediğinden, 9. maddeye yapılan atfın bu fıkralarla bir ilgisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Maddenin devam eden fıkralarında ise ilgililerin, sosyal güvenlik
ve özlük hakları yönünden tabi oldukları kanunlar açıklığa kavuşturulduktan
sonra, bunların, yetki, sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların uygulanması
bakımından tabi oldukları kanunlar ve görevlerine son verilmesini gerektiren
durumlar düzenlenmiştir. Buna göre, bu Kanun'daki hükümler saklı olmak üzere,
özel öğretim kurumlarında çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta
öğreticiler, yetki, sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların uygulanması
bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat
Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun, 4357 sayılı Hususi
İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına Terfi, Taltif ve
Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimaî
Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun ile
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun
hükümlerine tabidir. Bu bağlamda, 657 sayılı Kanun ile 1702 sayılı Kanun'un
disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde
özel öğretim kurumlarında görev yapan yönetici ve öğretmenler hakkında da
uygulanacaktır. Dolayısıyla, özel öğretim kurumlarında çalışan yönetici ve
öğretmenler hakkında, anılan kanunlarda öngörülen fiilleri işlediklerinde,
soruşturmalar kamu makamlarınca yapılacak ve eylemlerinin sabit görülmesi
halinde söz konusu kanunlarda belirtilen cezalar uygulanacaktır.
Ancak, kademe ilerlemesinin durdurulması ve memuriyetten çıkarma
cezaları, mahiyeti itibarıyla özel öğretim kurumlarında çalışan yönetici ve
öğretmenlere uygulanabilecek nitelikte olmadığından, 5580 sayılı Kanun'un 9.
maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında, bu iki ceza türüne ilişkin özel
hükümlere yer verilmiştir. 657 sayılı Kanun'a göre kademe ilerlemesinin
durdurulması cezasını gerektiren fiillerin işlenmesi hâlinde bu kişilere kademe
ilerlemesinin durdurulması cezası yerine brüt aylığından 1/4'ü ile 1/2'si
arasında maaş kesim cezası uygulanmakta, aynı eylemin tekrarı hâlinde ise
ilgili kişinin görevine son verilmektedir. 1702 sayılı Kanun gereğince
meslekten çıkarılma veya 657 sayılı Kanun'a göre devlet memurluğundan çıkarma
cezasını gerektiren fiil ve hâllerin bulunması durumunda ise Bakanlığın görüşü
alınmak suretiyle personelin görevine, izni veren makam tarafından son
verilmektedir.
Dava konusu kural ile 9. maddenin ilk dört fıkrası dışında kalan
bölümünde yer alan düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 9.
maddeye yapılan atfın, özel öğretim kurumlarında görev yapan yönetici,
öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerin yetki, sorumluluk, ödül ve
cezalar ile bunların uygulanması bakımından tabi oldukları hükümlere yönelik
olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusu personelin, yetki,
sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların uygulanması bakımından tabi oldukları
657, 1702, 4357 ve 4483 sayılı kanunları ihlal eden eylemlerinin bulunması ve
bu eylemlerin aynı zamanda sakıncalı görülmesi durumunda, bu kişilerin
görevine, izni veren makam tarafından son verilebileceği anlaşılmaktadır.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, yetki, sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların
uygulanması bakımından resmi okullarda görev yapan öğretmenlerle aynı kurallara
tabi kılınan özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin, 657 ve 1702
sayılı kanunlarda yer alan nedenlerle görevlerine son verilmesi mümkün olduğu
halde, itiraz konusu kuralla, bunların hizmete devamında 5580 sayılı Kanun'un
9. maddesine göre sakınca görülmesi hâlinde de görevlerine son verilebilmesinin
olanaklı kılındığı, sakınca oluşturan eylemlerin kanunda açıkça
gösterilmemesinin belirlilik ilkesini ihlal ettiği ve buna dayanılarak
ilgilinin görevine son verilmesinin çalışma hakkının ölçüsüz bir şekilde
sınırlandırılması sonucunu doğurduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 5., 13.
ve 48. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin
önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki
güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin
tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal
düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli
kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare
yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,
anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi
uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir. Bu
bakımdan, kanunun metni, bireylerin, gerektiğinde hukuki yardım almak
suretiyle, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun
bağlandığını belli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek
düzeyde kaleme alınmış olmalıdır. Dolayısıyla, uygulanması öncesinde kanunun,
muhtemel etki ve sonuçlarının yeterli derecede öngörülebilir olması
gereklidir.
İtiraz konusu kural, hizmete devamında 9. maddeye göre sakınca
görülmesi durumunda özel öğretim kurumlarında görev yapan yönetici, öğretmen,
uzman öğretici ve usta öğreticilerin görevine, çalışma iznini veren makam
tarafından son verilmesini öngörmektedir. Atıf yapılan 9. maddenin itiraz
konusu kuralı ilgilendiren bölümü, söz konusu kişilerin, yetki, sorumluluk,
ödül ve cezalar ile bunların uygulanması bakımından tabi oldukları kanunları
göstermekte olup hizmete devamında sakınca oluşturan eylemleri
düzenlememektedir. Bu durumda idarenin, göreve devamında sakınca oluşturan
eylemlerin neler olduğunun belirlenmesi hususunda geniş bir takdir yetkisine
sahip olacağı açıktır. Bu hâliyle ne
tür eylemlerin 9. maddeye göre sakınca oluşturduğunun ilgili kişilerce önceden
bilinebilir olduğu söylenemez. Özel öğretim kurumunda çalışan yönetici,
öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerin görevine son verilmesini
gerektiren fiillerin tespiti hususunda idareye
geniş takdir yetkisi tanıyan itiraz konusu kural, öngörülebilir olmadığı gibi
ilgiliye, idarenin keyfi yorum ve uygulamalarına karşı yeterince koruma
sağlayacak nitelikte olmadığından hukuki güvenlik ilkesini zedelemektedir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden Anayasa'nın 5., 13. ve 48. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla
PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Anayasa Mahkemesi, E. 2013/39, K. 2013/65, 22 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası