KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2013
- Esas Sayısı
- 2013/43
- Karar Sayısı
- 2013/168
- Karar Günü
- 26.12.2013
- R.G. Tarih-Sayı
- 07.03.2014-28934
- İtiraz yoluna başvuran
- Bolu 1. Sulh
Karar Metni
2.477 kelime·12 dk okuma·16 bölüm
Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na, 17.10.1996 günlü, 4199 sayılı Kanun'un 43. maddesi ile eklenen ek 6. maddenin ikinci fıkrasının Anayasa'nın 2., 11., 36. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Fahri trafik müfettişi tarafından düzenlenen ihbar tutanağı üzerine verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
2918 sayılı Kanun'a, 4199 sayılı Kanun'un 43. maddesiyle eklenen ve itiraz konusu kuralı da içeren ek 6. madde şöyledir:
“Fahri trafik müfettişliği:
Ek Madde 6- (Ek: 17/10/1996 - 4199/43 md.)
Sürücülerin trafik kurallarına uyup uymadığını denetlemekle sorumlu olan yetkililere yardımcı olmak üzere Karayolu Trafik Güvenliği Kurulunca önerilen ve Karayolu Trafik Güvenliği Üst Kurulunca uygun görülen kişilere, valilerce ‘fahri trafik müfettişliği' görevi verilir.
Fahri trafik müfettişleri; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun suç saydığı fiilleri işleyenler hakkında işlem yapılması amacıyla, Emniyet Genel Müdürlüğünce kendilerine verilen tutanağı düzenlemek ve bunları aracın tescilli olduğu trafik kuruluşuna gönderilmek üzere en geç bir hafta içerisinde herhangi bir trafik kuruluşuna teslim etmek zorundadırlar.
Fahri trafik müfettişleri İçişleri Bakanlığının belirleyeceği esas ve usullere göre eğitime tabi tutulabilirler.
Bu hizmet fahri ve ücretsizdir.
Görevini kötüye kullandığı tespit edilen fahri trafik müfettişleri iki aydan altı aya kadar hafif hapis cezası ile cezalandırılırlar. Yargılamaları tabi oldukları esaslara göre yapılır.
Ayrıca belgeleri iptal edilir.
Fahri trafik müfettişlerinin yetki ve sorumlulukları ile diğer usul ve esaslar İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirlenir.”
B-
Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 11., 36. ve 38. maddelerine dayanılmış, 128. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ'un katılımlarıyla 2.5.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineOYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ayşegül ATALAY tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, cezaların şahsiliği ilkesi
gereğince kabahat eylemini gerçekleştiren kişi hakkında idari yaptırım
öngörülmesi gerekirken, fahri trafik müfettişleri tarafından tescil plâkasına
göre yaptırım uygulanmasının hukuk devleti ve cezaların şahsiliği ilkesine
aykırılık teşkil ettiği, öngörülen idari yaptırımın dayanağının fahri trafik
müfettişleri tarafından düzenlenen ihbar tutanağı olduğu, hak arama
hürriyetinin sadece başvuru yapma hakkı ile sınırlandırılmayıp başvuran kişinin
hukuksal durumunun hukuka uygun delillerle net olarak ortaya konulmasını da
zorunlu kıldığı, ancak fahri müfettişlik kurumu mevzuatının buna izin vermediği
belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 11., 36. ve 38. maddelerine aykırı olduğu
ileri sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle itiraz konusu kural Anayasa'nın 128. maddesi yönünden de incelenmiştir.
İtiraz konusu kuralda, fahri trafik müfettişlerinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun suç saydığı fiilleri işleyenler hakkında işlem yapılması amacıyla, Emniyet Genel Müdürlüğünce kendilerine verilen tutanağı düzenlemek ve bunları aracın tescilli olduğu trafik kuruluşuna gönderilmek üzere en geç bir hafta içerisinde herhangi bir trafik kuruluşuna teslim etmek zorunda oldukları öngörülmektedir.
Anayasa'nın 128. maddesinin birinci fıkrasında, “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.” hükmü yer almaktadır. Anayasa'nın 128. maddesi anlamında bir kamu hizmetinden söz edilebilmesi için; söz konusu hizmetin Devlet, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmeti olması, bu kamu hizmetinin “genel idare esasları”na göre yürütülmesi ile görevin “asli ve sürekli” nitelikte olması gerekmektedir.
Geniş anlamda, Devlet ya da diğer kamu tüzel kişileri tarafından ya da bunların gözetim ve denetimleri altında, genel ve ortak gereksinimleri karşılamak, kamu yararını sağlamak için yapılan ve topluma sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli etkinlikler olarak tanımlanan kamu hizmetinin, kamu hukukunun genel ilkeleri gereğince, doğrudan idare, kuruluş ve kurumları eliyle, kamusal yönetim biçimine göre yürütülmesi asıl ve olağandır.
İdare eliyle yürütülen hizmet ve faaliyetlerden, genel idare esaslarına göre yürütülmesi zorunlu olmayan hizmetlerin, Devletin gözetimi ve denetimi altında, belli yasal usullerle özel kişilere yaptırılabilmesi ise olanaklıdır.
İtiraz konusu kuralda fahri trafik müfettişlerine, 2918 sayılı Kanun'un suç saydığı fiilleri işleyenler hakkında bu kurallara uygun davranıp davranmadıklarını tarafsızca kanıt toplayarak araştırıp, değerlendirmek üzere ilgililere bu durumu tutanak düzenlemek suretiyle bildirerek trafik polislerine tanınan trafik suçunu tespit etme yani denetleme yetkisi verilmektedir.
Denetim sonucu fahri trafik müfettişleri tarafından düzenlenen
tutanaklar idari işlem kuramı uyarınca hazırlık işlemi niteliğinde olup bu
tutanakların hazırlanması, denetlenen kişinin hukuksal durumunda değişiklik
yaratmamaktadır. Asıl icrai işlem, denetim sonucunda yetkili makamlarca verilen
idari yaptırımlardır. Söz konusu kuralla, fahri trafik müfettişlerine trafik
suçu işleyenleri tespit etme ve tutanağa bağlama yetkisi tanınmakla birlikte bu
kapsamda düzenlenen tutanakların trafik kuruluşlarına gönderilmesi ve trafik
cezasının yetkili kişiler tarafından düzenlenmesi öngörülmüştür. Yetkili
makamlarca fahri trafik müfettişleri tarafından tutulan tutanak üzerine idari
yaptırım tutanağı düzenlenirken söz konusu suç tutanağı denetlenmekte ve
gerekli kontroller yapıldıktan sonra eğer uygunsa yaptırım uygulanmaktadır.
Denetim sonucunda, 2918 sayılı Kanun'da öngörülen idari yaptırımı uygulama
yetkisi, yetkili trafik polislerinde kalmaya devam ettiğinden onlara yardımcı
olmaktan ibaret, fahri trafik müfettişlerinin suç tutanağı düzenleme
görevlerinin memur ve diğer kamu görevlisi niteliğinde olmayan üçüncü kişilere
gördürülmesinde Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Kaldı ki, fahri
trafik müfettişlerine suç tutanağı düzenleme yetkisinin verilmesi trafik
polislerinin bu yetkilerini de ortadan kaldırmamaktadır.
Diğer taraftan, Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38. maddesinin yedinci fıkrasında, “Ceza sorumluluğu şahsidir.” hükmü yer almaktadır. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun temel ilkelerindendir. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Başka bir anlatımla bir kimsenin başkasının fiilinden sorumlu tutulmamasıdır. Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tabidir.
2918 sayılı Kanun'un amacı, 1. maddesinde, karayollarında, can ve
mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanması ve trafik güvenliğini
ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemlerin belirlenmesi olarak ifade
edilmiştir. Fahri trafik müfettişleri tarafından tutulan suç tutanakları iradi
ve kusurlu olan sürücülerin eylemlerine dayanmaktadır. Ancak sürücünün kimliğinin
belirlenmesinde, fahri trafik müfettişleri tarafından suç tutanağı
düzenlenebilecek ihlallerin niteliğinden kaynaklanan güçlükler bulunduğundan,
trafik ihlaline ilişkin tutanak, aracın tescil plakasına göre düzenlenmektedir.
Ayrıca kural ihlali yapan ve sürücüsü tespit edilemeyen araçların plâkasından
başka saptanabilecek ayırt edici bir özelliğinin bulunmadığı, ancak plâka ile
araç sahibine ulaşılabileceği de açıktır. Fahri trafik müfettişleri tarafından
2918 sayılı Kanun'un suç saydığı fiiller nedeniyle, sürücüsü tespit edilemeyen
araçların tescil plakalarına göre suç tutanağının düzenlenmesi, bir trafik
kuralının ihlal edildiğine dair suç isnadı niteliğinde olup cezaların şahsiliği
ilkesine de aykırı değildir.
Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen düzenlemenin, gelişen, büyüyen, çeşitlenen ve çoğalan trafik sorunlarını zamanında ve etkin bir biçimde denetleyebilmek, sürücülerin trafik kurallarına uymasını alışkanlık hâline getirmek, her kural ihlalinin mutlaka görüleceği ve cezalandırılacağı inancının bütün sürücülerde yer etmesini sağlamak, bu bakımdan, denetim mekanizmasını genişletmek, oto-kontrol sistemini yaygınlaştırmak amacıyla, demokratik toplumda gerekli uygulamalardan olduğu kabul edilmelidir. Böyle bir düzenlemenin de kanun koyucunun takdirinde olduğu açıktır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 38. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Serruh KALELİ, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa'nın 11. ve 36. maddeleriyle bir ilgisi görülmemiştir.
ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla
PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
KARŞIOY GEREKÇESİ
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 6. maddesinin iptal istemine konu ikinci fıkrası “Fahri trafik müfettişleri; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun suç saydığı fiilleri işleyenler hakkında işlem yapılması amacıyla, Emniyet Genel Müdürlüğünce kendilerine verilen tutanağı düzenlemek ve bunları aracın tescilli olduğu trafik kuruluşuna gönderilmek üzere en geç bir hafta içerisinde herhangi bir trafik kuruluşuna teslim etmek zorundadırlar.” hükmünü taşımaktadır.
Anayasa Mahkemesinin 28.3.2012 tarih ve E.2012/27, K.2012/173 sayılı kararında:
“…Anayasa'nın 128. maddesi anlamında bir kamu hizmetinden söz edilebilmesi için; söz konusu hizmetin Devlet, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmeti olması, bu kamu hizmetinin ‘genel idare esasları'na göre yürütülmesi ile görevin ‘asli ve sürekli' nitelikte olması gerekmektedir.
Geniş anlamda, Devlet ya da diğer kamu tüzel kişileri tarafından
ya da bunların gözetim ve denetimleri altında, genel ve ortak
gereksinimleri karşılamak, kamu yararını ya da çıkarını sağlamak için
yapılan ve topluma sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli etkinlikler olarak tanımlanan
kamu hizmetinin, kamu hukukunun genel ilkeleri gereğince, doğrudan idare,
kuruluş ve kurumları eliyle, kamusal yönetim biçimine göre yürütülmesi asıl
ve olağandır. İdare eliyle yürütülen hizmet ve faaliyetlerden,
genel idare esaslarına göre yürütülmesi zorunlu olmayan, diğer bir
deyişle özel yönetim biçimi ile gerçekleştirilmeye elverişli
bulunanların, Devletin gözetimi ve denetimi altında, belli yasal
usullerle özel müteşebbislere yaptırılabilmesi ise olanaklıdır.
Kolluk faaliyeti içinde yer alan zorunlu denetim hizmeti, idari
para cezası ile uyarma, geçici durdurma ve iptal şeklinde idari müeyyideler
uygulamaya ilişkin görev ve faaliyetler genel idare esaslarına göre yürütülmesi
gereken bir kamu hizmeti olup, idarenin asli ve sürekli görevlerindendir.
Anayasa'nın 128. maddesine göre kolluk faaliyetleri arasında yer alan bu tür
kamu hizmetlerinin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi
zorunludur. Buna göre, itiraz konusu kural Bakanlığa, 4925 sayılı Kanun'da
verilen görevlerin ve tanınan yetkilerin tamamını devretme imkânı tanımakta
olup, idarenin kolluk faaliyetleri içinde yer alan ve mutlaka Devletin
memurları ve diğer kamu görevlileri aracılığıyla yürütülmesi zorunlu olan asli
ve sürekli görevlerin de gerçek ya da özel hukuk tüzel kişilerine
devredilmesine olanak tanıyan kural, Anayasa'nın 128. maddesine de aykırıdır…”
denilmektedir.
Davanın somutunda, bir kolluk faaliyeti olduğunda kuşku
bulunmayan “trafik denetimi” ve bu denetim sonucunda sürücülerle
ilgili idari para cezası verilmesi sonucunu doğuran “idari kabahat”
saptaması şeklindeki, fahri trafik müfettişlerince yürütülen hizmetin idarenin
asli ve sürekli görevlerinden olduğu açıktır. Fahri trafik müfettişlerince
düzenlenen tutanakların tek başına icrailik vasfının olmadığı, bu tutanak
sonrası emniyet birimlerince idari para cezasının verildiği, dolayısiyle
sözkonusu kolluk faaliyetinin kamu görevlisi olmayan kişilere tamamen
devredilmemiş olduğu şeklindeki sava da katılmaya imkân yoktur. Gerçekten,
kural ihlâlinde bulunan sürüleri saptama, onların fiillerinin mevzuatın hangi
hükümlerine aykırı olduğunu belirleme yetkisi fiilen fahri trafik
müfettişlerince kullanıldığına göre, zincir işlemin ikinci halkası olan idari
para cezasının emniyet birimlerince veriliyor olmasının, sözkonusu kolluk
hizmetinin kamu görevlisi olmayan kişilere fiilen devredilmiş olduğu olgusuna
doğrudan bir etkisi bulunmamaktadır. Öte yandan, bu fiili durumun
Anayasa'nın 47. maddesinin “Devlet, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer
kamu tüzel kişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden
hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzel kişilere
yaptırabileceği veya devredilebileceği kanunla belirlenir.” şeklindeki
son fıkrası kapsamında değerlendirilebilmesi de mümkün değildir. Çünkü,
trafik zabıtası faaliyeti bir yatırım ve hizmet olmadığı gibi, ortada bir özel
hukuk sözleşmesi de yoktur. Dolayısiyle, sözkonusu kolluk faaliyetinin kamu
görevlisi olmayan kişilere (fahri trafik müfettişlerine) devredilmesi sonucunu
doğuran kural, Anayasa'nın 128. maddesine aykırı düşmektedir.
Açıklanan nedenlerle, kuralın iptali gerektiği kanaatine vardığımızdan; çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtiraz konusu kural, fahri trafik müfettişlerine 2918 sayılı Kanun'un 116. maddesinde belirtilen trafik suçlarını işleyenler hakkında tutanak düzenleme yetkisini ve bu tutanağı en geç bir hafta içinde aracın tescilli olduğu trafik kuruluşuna gönderilmesi için herhangi bir trafik kuruluşuna teslim etme görevini vermektedir.
Buna göre, fahri trafik müfettişleri tarafından düzenlenecek olan trafik suç tutanakları esas alınmak suretiyle emniyet görevlilerince trafik suçlusu hakkında idari yaptırım kararı verilebilecektir.
Anayasa'nın 128. maddesi, Devlet, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetinin, genel idare esaslarına göre yürütülmesini, asli ve sürekli nitelikte olmasını, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesini zorunlu kılmaktadır.
Fahri trafik müfettişlerinin, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun suç saydığı fiilleri işleyenleri tutanakla tespit ederek, tutanağı trafik şube müdürlüğüne gönderme işleminin, trafik denetleme işlemi olduğu ve bu işlemin kamu hizmeti niteliği taşıdığı konusunda kuşku bulunmamaktadır.
Fahri trafik müfettişlerinin, Anayasa'nın 128. maddesi anlamında memur ya da diğer kamu görevlisi sıfatını taşımadıkları açıktır.
İtiraz konusu kural, genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken aslı ve sürekli nitelikteki trafik denetleme işlemini memur ya da diğer kamu görevlisi olmayan, fahri trafik müfettişlerine gördürmek istemektedir. Bu durum, aslı ve sürekli nitelikteki kamu hizmetinin kimler tarafından yürütüleceğine ilişkin Anayasa'nın 128. maddesine aykırıdır.
Diğer taraftan, itiraz konusu kural Anayasa Mahkemesinin 6.3.2008 günlü, E.2004/116, K. 2008/74 sayı ile Resmî Gazete'nin 1.7.2008 günlü - 26923 sayılı nüshasında yayımlanan kararının Mehmet ERTEN'in de yer aldığı karşıoy metninde belirtilen gerekçeyle söz konusu kural Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen cezaların şahsiliği ilkesine de aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle kuralın iptali gerektiğinden itiraz isteminin reddine ilişkin görüşe katılmadım
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Zehra Ayla
PERKTAŞ
KARŞIOY YAZISI
İtiraz eden Mahkeme, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na 4199 sayılı Kanun'un 43. maddesiyle eklenen 6. maddenin fahri trafik müfettişlerinin suç tutanağı düzenlemelerine ilişkin ikinci fıkrasının Anayasa'nın 2., 11., 36. ve 38. maddelerine aykırılığı savıyla iptalini istemiştir.
Kural, Anayasa Mahkemesince Anayasa'nın, devletin asli ve sürekli görevlerinin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceğini belirten 128. maddesiyle ilgili görülerek bu madde yönünden de incelenmiş; ancak fahri müfettişlerin düzenlediği suç tutanaklarının idari işlem değil hazırlık işlemi olduğu, asıl icrai işlemi denetim sonucunda yetkili makamlarca uygulanan idari yaptırımın oluşturduğu düşüncesiyle, kuralda Anayasa'nın 128. maddesine aykırılık görülmemiştir. Bu düşünceye aşağıdaki nedenlerle katılmayı mümkün görmüyorum:
İdare hukukunun temel ilkelerinden biri de idarenin takdir
yetkisi olup, bir işlemi yapıp yapmama konusunda takdir hakkı
bulunmayan bir kamu görevlisinin, yani kuralın uygulamasında fahri müfettişçe
düzenlenen suç tutanağına göre trafik cezası kesmek zorunda olan trafik şubesi
yetkilisinin, trafik cezasını uygulayıp uygulamama konusunda takdir hakkı
bulunmamaktadır. Trafik yetkililerinin tutanak üzerinde yaptıkları kontrol
sadece tutanağın şekli unsurlarına ilişkin olup, tutanakta kayıtlı trafik
suçunun gerçekten işlenmiş olup olmadığına ilişkin değildir. Trafik şubesi
yetkililerinin tutanağa rağmen ceza uygulamaktan kaçınması, bu yetkililer
yönünden disiplin ve ceza yaptırımları gerektiren eylemler oluşturacaktır. Bu
durumda idari yaptırıma karar verme yetkisinin trafik şubesi yetkililerince
kullanıldığından söz edilemez. İdari işlem, trafikte karşılaştığı bir
eylemin trafik suçu oluşturup oluşturmadığı hususunda takdir hakkını kullanan
fahri trafik müfettişinin tutanağı düzenlemesiyle meydana gelmektedir.
Bu nedenle fahri müfettişin yaptığı işlem hazırlık işlemi değil, asıl işlemdir.
Trafik şubesinin ceza bildirimi ve ödeme emri düzenleyerek tescil plakasına
göre kayıtlı isme göndermeleri, yaptırımın kendisine değil icrasına yönelik,
ayrı bir idari işlemdir. Trafik cezası uygulanmasına ilişkin asıl işlemi
gerçekleştiren ve idare adına takdir yetkisi kullanan fahri trafik
müfettişlerinin Anayasa'nın 128. maddesinde belirtilen memur veya diğer kamu
görevlisi statüsünde olmadıkları da açıktır.
Bu nedenle kural, Anayasa'nın 128. maddesine aykırıdır.
Üye Mehmet ERTEN Üye Osman · Alifeyyaz PAKSÜT
Anayasa Mahkemesi, E. 2013/43, K. 2013/168, 26 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası