KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Mart 2013
- Esas Sayısı
- 2013/5
- Karar Sayısı
- 2013/46
- Karar Günü
- 20.3.2013
- R.G. Tarih-Sayı
- 12.05.2013-28645
- İtiraz yoluna başvuran
- İstanbul 20. Asliye
Karar Metni
1.019 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Sanık hakkında silahla tehdit suçundan açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusu kuralı da içeren 106. maddesi şöyledir:
'Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 31.1.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ayşegül ATALAY tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, silahla bir kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasında az ceza, itiraz konusu kural uyarınca silahla tehdit suçu sonucunda ise çok ceza tayin edilmesinin suç ve ceza dengesini adalet ve eşitlik yönünden bozduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 106. maddesinin (1) numaralı fıkrasında; bir başkasını,
kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik
bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişinin altı aydan iki
yıla kadar hapis, malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya
sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit eden kişinin ise
mağdurun şikâyeti üzerine altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile
cezalandırılacağı öngörülmüştür. İtiraz konusu kuralın da bulunduğu anılan
maddenin (2) numaralı fıkrasında ise tehdit suçunun nitelikli halleri sayılarak
tehdidin; silahla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle,
imzasız mektupla veya özel işaretlerle, birden fazla kişi tarafından birlikte,
var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten
yararlanılarak işlenmesi hâlinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis
cezasına hükmolunacağı belirtilmiştir. Böylece anılan maddenin (1)
numaralı fıkrasında suçun temel şekli bakımından ikili bir ayrım
yapılarak yaşam, vücut ve cinsel dokunulmazlığa yönelik tehditlerle,
malvarlığı ve diğer değerlere yönelik tehditler, yaptırım ve muhakeme şartları
bakımından farklı olarak ele alınmış olmasına karşın suçun nitelikli hâllerinin
sayıldığı (2) numaralı fıkrasında böyle bir ayrım yapılmamıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar,
ceza hukukunun temel ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin kurallarına aykırı
olmamak kaydıyla, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, ahlaki değerleri ve ekonomik
hayatın gereksinimleri göz önüne alınarak saptanacak ceza politikasına göre
belirlenir. Kanun koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangi
eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile
karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul
edilebileceği konularında takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, bu yetkisini
kullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengenin korunmasını da dikkate almak
zorundadır. Ancak suçun sadece failin hareketini esas alarak ve hareket
için öngörülen ceza miktarlarını kıyaslayarak suç ve ceza arasında adil denge
bulunup bulunmadığı konusunda bir karar vermek sorunu tek yönlü ya da eksik
olarak ele almak anlamına gelir. Suç ve ceza arasında adalete uygun bir oranın
bulunup bulunmadığının saptanmasında herhangi bir suç için konulmuş ceza ile
yapılacak bir kıyaslamanın değil, o suçun toplum yaşamında yarattığı etkinin
dikkate alınması gerekir. Cezanın belirlenmesinde suçtan zarar görenin kişiliği
ve ona verilen zararın azlığı veya çokluğu da etkilidir. Kanun koyucu, değişik
eylemler için değişik cezalar yanında, daha hafif bir eylem için daha ağır bir
cezayı da uygun görebilir.
Kanun'un 106. maddesinin gerekçesinde, tehdit suçunda
kişilerin huzur ve sükûnu ile karar verme ve hareket etme hürriyeti korunarak
kişilerde güvensizlik duygusunun meydana gelmesinin engellendiği, suçun daha
ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinde tehdidin kapsadığı korkutma gücünün
ağırlığı ve yoğunluğu nedeniyle mağdurda ciddi kaygılar meydana geldiği ve
suçun silahla işlenmesi hâlinde meydana gelen korkunun çok daha yoğun ve kolay
olacağı belirtilmiştir. Buna göre kanun koyucunun, takdir yetkisine dayanarak
ve kuralla korunmak istenen hukuki yararı, suçun niteliğini, meydana gelen
neticeyi de dikkate alarak düzenlediği itiraz konusu kuralda hukuk devleti
ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Başvuran Mahkeme, silahla basit yaralama suçunda verilen ceza ile silahla tehdit suçuna verilen cezayı karşılaştırarak, bu hususun suç ve ceza dengesini bozduğunu ileri sürmüş ise de, itiraz konusu kural uyarınca silahla tehdit suçunun işlenmesi hâlinde verilecek cezayı belirlemek kanun koyucunun takdirinde olup, ceza miktarının Kanun'da belirtilen yaralama suçu ile karşılaştırılarak değerlendirmede bulunulması anayasal denetime esas oluşturmaz.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 10. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla
PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye Erdal TERCAN Üye Muammer TOPAL Üye Zühtü ARSLAN
Anayasa Mahkemesi, E. 2013/5, K. 2013/46, 20 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası