İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2013/93 K.2013/101

edildi.

Esas2013/93Karar2013/101Tarih25 Eylül 2013Okuma10 dk · 1.925 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
25 Eylül 2013
Esas Sayısı
2013/93
Karar Sayısı
2013/101
Karar Günü
25.9.2013
R.G. Tarih-Sayı
Tebliğ
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.925 kelime·10 dk okuma·9 bölüm

edildi.

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

4.11.1983 günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun, 24.5.2013 günlü, 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 21. maddesiyle değiştirilen geçici 6. maddesinin yedinci, onbirinci ve onüçüncü fıkralarının Anayasa'nın 10. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Davacının'dere mutlak koruma alanı'sınırları içerisinde kalan taşınmazı üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması nedeniyle açılan tazminat davasında, davacı vekilinin itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI

2942 sayılı Kanun'un, 6487 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle değiştirilen ve dava konusu kuralları da içeren geçici 6. maddesi şöyledir:

'Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti

GEÇİCİ MADDE 6-Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.

İdarenin daveti veya malikin müracaatı üzerine, fiilen el konulan

taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının idarenin daveti veya

malikin müracaat ettiği tarihteki tahmini değeri; bu Kanunun 8 inci maddesinin

ikinci fıkrasına göre teşkil edilen kıymet takdir komisyonu marifetiyle,

taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak ve bu Kanunun 11 inci

ve 12 nci maddelerine göre hesaplanmak suretiyle tespit edilir. Tespitten

sonra, bu Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre teşkil olunan uzlaşma

komisyonunca, idarenin daveti veya malikin müracaat tarihinden itibaren en geç

altı ay içinde 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliğ edilen bir yazı ile,

tahmini değer bildirilmeksizin, talep sahibi uzlaşma görüşmelerine davet

edilir.

Uzlaşma; idareye ait taşınmazın trampası, idareye ait taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tanınması veya imar mevzuatı çerçevesinde başka bir yerde imar hakkı kullandırılması suretiyle veya bunların mümkün olmaması hâlinde nakdi bedel üzerinden yapılabilir.

Uzlaşma görüşmeleri, hukuki veya fiili engel bulunmadığı takdirde

davete icabet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır ve

uzlaşmaya varılıp varılmadığı, malik veya temsilcisi ile komisyon üyeleri

tarafından imzalanan bir tutanağa bağlanır. Bu tutanak ile uzlaşma

görüşmelerine ilişkin bilgi ve belgeler, açılacak davalarda taraflar aleyhine

delil teşkil etmez. Uzlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde uzlaşılan hakkın

türünü, tanınma şart ve usullerini, nakdi ödemede bulunulacak ise miktarını ve

ödeme şartları ile taşınmazların tesciline veya terkinine dair muvafakati de

ihtiva eden bir sözleşme akdedilerek bu sözleşme çerçevesinde işlem yapılır ve

uzlaşma konusu taşınmazlar resen tapuya tescil veya terkin edilir.

Uzlaşılan bedel, bütçe imkanları dâhilinde sonraki yıllara sâri olacak şekilde taksitli olarak da ödenebilir. Taksitli ödeme süresince, 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir.

İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde,

uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malik

veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir. Dava açılması hâlinde,

fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava

tarihindeki değeri, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki esaslara göre

mahkemece bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılmak

suretiyle tespit ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine

hükmedilir. Tespit edilen bedel, bu maddenin sekizinci fıkrasına göre idarece

ödenir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen

bedele ilişkin temyiz hakkı saklıdır.

Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.

Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarınca

ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi yönetim bütçesine

dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen

ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil

Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmet

alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye ve

il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleri

toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının

en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşen

alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde,

ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerle

gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarları

dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni

faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine,

üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bu

maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.

Bu maddenin bedele ilişkin hükümleri, vuku bulduğu tarih itibarı

ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız el koymadan dolayı açtıkları

tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş

olanlar hakkında da uygulanır. Evvelce açtıkları davalar sonunda tazminat

almaya hak kazanmış veya süre dışındaki sebeplerden dolayı davaları reddedilmiş

olanlar hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Ancak, gerek iç hukuka ve

gerekse milletlerarası hukuka göre evvelce açtıkları davalar sonunda hak

kazanmış oldukları tazminat henüz ödenmemiş olanlara, idare tarafından nakdi

ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları teklif edilebilir

ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.

Vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan

kamulaştırmasız el koymadan dolayı bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce

tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna

gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç

ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler.

Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava

bekletilir; uzlaşılamaması hâlinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından

sonra davaya devam edilir. Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî

kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu

kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda

öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava

açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm

davalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bu maddenin yalnızca

sekizinci fıkra hükümleri uygulanır.

Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.

24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan ve ipotekle teminat altına alınanlar da dâhil olmak üzere her türlü alacak ve bedeller, borçlu idarelerce, ipotek veya uygulama tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunda belirtilen kanuni faiz oranı uygulanmak suretiyle güncellenerek ilgililerine ödenir. Bu hüküm devam eden davalarda da uygulanır. Bu fıkra uyarınca yapılacak ödemeler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.

4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar

kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış

olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir

ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idare tarafından

kamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelerce malikleri lehine

hükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icra vekalet ücretleri

de, idarelerce bu maddenin sekizinci fıkrasına göre bütçelerden ayrılacak

paydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir ve işlem yapılır. Bu

alacaklar için de bu maddenin on birinci fıkrası, bu fıkra kapsamında kalan

taşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedinci fıkra hükümleri

uygulanır. Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında

açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır.'

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu, itiraz konusu yasa kuralları ve dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırıgörmesi hâlindeveya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda, bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için, elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde,'İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları'nın idari yargıda görüleceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, özel kanunlarda adli yargının görevli olduğu belirtilmedikçe, idari işlem ve eylemlerden kaynaklanan tazminat davalarının görüm ve çözümü idari yargının görev alanına girmektedir.

Bununla birlikte, Türk Hukukunda, Fransız uygulamasının etkisiyle idarenin, hiçbir hukuki temeli bulunmayan bazı eylemlerinden doğan zararların tazmininin idari yargıda değil, adli yargıda görülmesi gerektiği doktrin ve yargısal içtihatlarda kabul edilmektedir. Bu eylemler, şeklen idareden sadır olmalarına rağmen eylemlerdeki ağır hukuksuzluk, bunların fonksiyonel açıdan idari eylem olma niteliğini ortadan kaldırmakta ve fiili yola dönüştürmektedir. Bu derece ağır hukuksuzluklar içeren fiiller, öteden beri idari eylem olarak değil haksız fiil olarak yorumlamakta ve uygulanmaktadır.

Türk hukukunda'fiili yol'un en karakteristik örneği,'kamulaştırmasız

el atma'lardır. Kamulaştırmasız el atma, idarenin, bir kişiye ait taşınmazı

bilerek veya bilmeyerek kamulaştırmaya ilişkin usul ve kurallarına uymaksızın

ve bir bedel ödemeksizin işgal ederek kamu hizmetine tahsis etmesi şeklinde

tanımlanmaktadır. Buna göre, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için,

kişiye ait gayrimenkulün idarece (kamu hizmetinde kullanılmak amacıyla) işgal

edilmiş olması ve bu işgalin kanunda öngörülen usul ve esaslara uyularak tesis

edilmiş bir kamulaştırma işlemine dayanmadan gerçekleştirilmiş olması

gerekmektedir. Bu şekilde, idarenin hukuk dışı eyleminden kaynaklanan fiili el

atmaların, özel kişilerin haksız fiil teşkil eden eylemlerinden hiçbir farkının

bulunmadığı, bu nedenle bu tip eylemlerden doğan zararların da özel kişilerin

haksız fiilinden doğan zararlarda olduğu gibi adli yargıda dava konusu edilmesi

gerektiği kabul edilmektedir.

Başvuran Mahkemede görülen davaya konu olayda, davacıya ait

taşınmaz, imar planlarıyla'dere mutlak koruma alanı'sınırları içine

alınmış ve bu nedenle davacının taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisi

kısıtlanmıştır. Davacının tasarruf yetkisinin kısıtlanmasının, davacının mamelekinde

azalma meydana getirebileceği tartışmasızdır. Ancak, davacının mülkü üzerinde

tasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bir eyleminden değil, idari bir

işlem niteliğinde olduğu tartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır.

Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemi henüz bulunmamakta,

aksine kanunen yapması gereken kamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde

tezahür eden bir eylemsizliği söz konusudur.

Öte yandan, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi ve taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerekmektedir. Oysa, Mahkemede görülen davaya konu olayda olduğu gibi'imar kısıtlamaları'nda taşınmaz zilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kalması söz konusu olmaktadır.

Sonuç olarak, davacının taşınmazının imar planlarında'dere mutlak koruma alanı'nda bırakılması nedeniyle tasarruf hakkının kısıtlanmasının kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirilemeyeceği, bunun, idari bir işlem olan imar planlarının zorunlu bir sonucu olduğu ve tasarruf hakkının kısıtlanması sebebiyle doğan zararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargı davasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıylabakılmakta olan dava,itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin görev alanına girmemektedir.

Nitekim, Anayasa'nın 158. maddesiyle, adlî, idarî ve askerî yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrar bulmuş içtihatları da bu yöndedir (Örneğin; 4.2.2013 günlü, E.201/107, K.2013/230 sayılı kararı).

Kaldı ki, dava konusu kuralları da içeren geçici 6. maddenin onuncu fıkrasının üçüncü cümlesinde de,'Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir.'hükmüne yer verilerek'imar kısıtlamaları'ndan kaynaklanan tazminat davalarının idari yargıda açılacağı teyit edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle başvurunun, Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV- SONUÇ

24.5.2013 günlü, 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 21. maddesiyle, 4.11.1983 günlü, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun başlığıyla birlikte değiştirilen geçici 6. maddesinin yedinci, onbirinci ve onüçüncü fıkralarına yönelik itiraz başvurusunun başvuran Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, 25.9.2013 gününde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Serruh KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye Erdal TERCAN Üye Muammer TOPAL Üye Zühtü ARSLAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2013/93, K. 2013/101, 25 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. I- Olay
  6. Iı- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
  7. Iıı- İlk İnceleme
  8. Altan
  9. Özgüldür
  10. Perktaş
  11. Akıncı
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2013/93
Karar No
2013/101
Tarih
25 Eylül 2013

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2013/98 K.2013/98
  • AYM Norm Denetimi E.2013/90 K.2013/96
  • AYM Norm Denetimi E.2013/85 K.2013/95
  • AYM Norm Denetimi E.2012/73 K.2013/107
  • AYM Norm Denetimi E.2013/28 K.2013/106
  • AYM Norm Denetimi E.2013/9 K.2013/121

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.