İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2014/116 K.2015/4

Asliye Ceza Mahkemesi (Çocuk Mahkemesi Sıfatıyla)

Esas2014/116Karar2015/4Tarih14 Ocak 2015Okuma10 dk · 1.953 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
14 Ocak 2015
Esas Sayısı
2014/116
Karar Sayısı
2015/4
R.G. Tarih-Sayı
29.4.2015-29341
İtiraz yoluna başvuran
Erciş
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.953 kelime·10 dk okuma·19 bölüm

Asliye Ceza Mahkemesi (Çocuk Mahkemesi Sıfatıyla)

İTİRAZIN KONUSU : 26.9.2004

tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 272. maddesinin (6) numaralı fıkrasının ".süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur." bölümünün Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Sanıklar hakkında yalan tanıklık suçundan açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren "Yalan tanıklık" başlıklı 272. maddesi şöyledir:

"Madde 272- (1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.

(7) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

(8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adlî veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 38.maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ,Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve Hasan Tahsin GÖKCAN'ın katılımlarıyla 25.6.2014 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Mustafa ÇAL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Sınırlama Sorunu

Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurular itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralı ile sınırlıdır.

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından 5237 sayılı Kanun'un 272. maddesinin (6) numaralı fıkrasının ". süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur." bölümünün tamamının iptali istenilmiş olmakla birlikte anılan bölümde yer alan ".hükmolunur." sözcüğü 272. maddenin (6) numaralı fıkrasının tamamı için geçerli olan ortak bir hüküm niteliğindedir. Bu nedenle esasa ilişkin incelemenin ".süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına." ibaresi ile sınırlı olarak yapılması gerekir.

B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

Başvuru kararında, yalan tanıklık yapan kişinin bu eylemi

gerçekleştirdiği sırada aleyhine tanıklık yaptığı kişi hakkında yargılamanın

devam etmekte olduğu ve bu kişinin ne kadar ceza alacağının bilinmediği, bu

bağlamda yalan tanıklık suçunun failinin bu suçu işlerken alacağı cezayı

öngöremediği, ayrıca kural uyarınca kişinin kendi işlediği fiilin ağırlığına

göre değil, bir başkasının işlediği fiilin ağırlığına göre cezalandırılmakta

olduğu, ceza miktarının yargılama süreci ve yargı merciinin takdir ve

uygulamasına göre belirlendiği, örnek olarak yalan tanıklık neticesinde 6 ay hapis

cezası alan sanık aleyhine tanıklık yapan failin itiraz konusu kural uyarınca 4

ay hapis cezası ile cezalandırılması gerekecek iken, yargılama sürecinde

aleyhine tanıklık yapılan sanığın iyi hâlli olması durumunda hükmedilen 6 aylık

hapis cezasının paraya çevrilmesi hâlinde aleyhe tanıklık yapan failin Kanun'un

272. maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca 3 yıldan 7 yıla kadar hapis

cezası ile cezalandırılmasının söz konusu olacağı, bu hâliyle düzenlemenin

öngörülebilir ve belirli olmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 38.

maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Kanun'un yalan tanıklık suçunun düzenlendiği 272. maddesinin(2) numaralı fıkrasında, mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verileceği öngörülmüşken, suçun nitelikli hâllerinden olan aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin yalan tanıklık neticesinde hapis cezasıyla cezalandırılmasının düzenlendiği (6) numaralı fıkrasında, aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin süreli hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, sanığın mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır.

Kanun'un 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, süreli hapis cezasının kanunda aksi belirtilmeyen hâllerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamayacağı belirtilmiş;(2) numaralı fıkrasında ise hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezası olarak ifade edilmiştir.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine

ilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin

kuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve

ekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacak ceza siyasetine

göre belirlenir. Kanun koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda

hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile

karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul

edilebileceği konularında takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, bu yetkisini

kullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengenin korunmasını ve öngörülen

cezanın, cezalandırmada güdülen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını da

dikkate almak zorundadır. Suç ve ceza arasında adalete uygun bir oranın bulunup

bulunmadığının saptanmasında o suçun toplumda yarattığı infial ve etki, kişiler

üzerinde oluşturduğu tehlike, zarar görenin kişiliği ile ona verilen zararın

azlığı veya çokluğu, işlenme oranındaki azalma veya artış gibi faktörlerin de

dikkate alınması gerekir.

Kanun koyucu, yalan tanıklık suçunun temel şekli ile nitelikli

hâllerini düzenlerken yalan tanıklık sonucunda mağdurun uğradığı zararın

ağırlığını ve mağdur hakkında uygulanan yaptırım miktarını ve türünü dikkate

alabilir. Nitekim 272. maddenin (3) ila (8) numaralı fıkralarında, fiilin temel

biçimlerini oluşturan ilk iki fıkraya nazaran cezanın ağırlaştırılmasını

gerektiren nitelikli hâlleri düzenlenmiştir. Buna karşın, itiraz konusu kuralın

yer aldığı (6) numaralı fıkrada, aleyhine yalan tanıklık yapılan kişinin süreli

hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde sanık için öngörülen cezalandırma yöntemi

hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açmaktadır. Yalan tanıklık suçunun temel şekli

olarak, 272. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, mahkeme huzurunda ya da yemin

ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı

olarak tanıklık yapan kimsenin bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılması öngörülmüş iken, suçun nitelikli hâllerinden birinin

düzenlendiği maddenin (6) numaralı fıkrasında, aleyhine tanıklıkta bulunulan

kimsenin yargılanıp süreli hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, yalan

tanıklık failinin söz konusu cezanın üçte ikisi kadar hapis cezası ile

cezalandırılması öngörülmüştür. Bu durum ise suçun nitelikli hâlinin, aleyhine

tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının süresine bağlı

olarak, suçun temel şekline oranla daha hafif bir şekilde cezalandırılmasına

yol açmaktadır. Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin kısa süreli hapis

cezasına mahkûmiyeti hâlinde daha belirgin olarak ortaya çıkan bu durum, ceza

adaletinin sağlanması bakımından adil olmayan sonuçlara sebep olmakta ve bu

yönüyle kuralda, kanun koyucunun ceza siyasetini belirleme konusunda sahip

olduğu takdir yetkisini kullanırken göz önünde tutması gereken adalet ve

hakkaniyet ilkelerine uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Nuri NECİPOĞLU bu görüşe katılmamıştır.

Kuralın, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edilmesi nedeniyle Anayasa'nın 38. maddesi yönünden ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez." denilmekte, 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.

26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 272. maddesinin (6) numaralı fıkrasında yer alan ". süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına.." ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bu ibareye ilişkin iptal hükmünün kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 272. maddesinin (6) numaralı fıkrasında yer alan;

A- ".süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur."bölümüne ilişkin esas incelemenin, ".süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına." ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına, OYBİRLİĞİYLE,

B- ".süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Nuri NECİPOĞLU'nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

14.1.2015 tarihinde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

Zühtü

ARSLAN

MUHALEFET ŞERHİ

5237 sayılı TCK'nın 272. maddesi,

gerekçesinde belirtildiği gibi yalan tanıklık suçunu tanımlamaktadır. Birinci

fıkraya göre hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma

kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak

tanıklık yapılması, bu suçun temel şeklini oluşturmaktadır. Suçun temel şekli

açısından tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurulun yemin verdirmeye yetkisi

bulunmamaktadır. İkinci fıkraya göre ise, yalan tanıklık suçunun mahkeme

huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul

önünde işlemesi halinde cezalandırma öngörülmektedir. Maddenin dört ila

sekizinci fıkralarında yalan tanıklık sonucu meydana gelen neticelere göre fiil

hakkındaki cezanın ne surette tertip edileceği gösterilmektedir.

Suçun maddi unsuru yalan söyleyerek veya tanıklığın konusunu oluşturan hususlar hakkındaki bilgiyi bilerek, kısmen veya tamamen saklamak, gerçeği inkar etmektir. Tanık, tanıklığı ile ilgili olarak bilgisini veya gördüğünü tam olarak açıklamakla yükümlüdür.

Kanun koyucu, madde ile yalan tanıklık suçunun temel şekli ve nitelikli halleri ile failin cezalandırılmasında esas alınan özellikleri düzenlerken yalan tanıklık sonucunda mağdurun uğradığı zararın ağırlığını ve mağdur hakkında uygulanan yaptırım miktarını ve türünü de dikkate almaktadır. Maddenin altıncı fıkrası, aleyhine tanıklıkta bulunmadan dolayı bir kimsenin süreli hapis cezasına mahkumiyeti halinde mahkum olunan cezanın üçte ikisi kadar (üçte ikisine kadar değil) hapis cezasıyla cezalandırılması sağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrası ise henüz ortada bir mahkumiyet hükmünün

olmaması halinde yalan tanıklıkta bulunan fail cezalandırılmaktadır. Dolayısıyla altıncı fıkra ile karşılaştırılması mümkün değildir.

İtiraz konusu kuralda, suç ile ceza arasında bir denge mevcut olup, adalet duygularını zedeleyen bir durumun ortaya çıkmasına neden olmamaktadır. Yalan tanıklık suçunun mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye öngörülen ceza miktarı ile suçun nitelikli hali olan aleyhine tanıklıkta bulunan kimsenin süreli hapis cezası ile mahkumiyeti

halinde öngörülen ceza miktarı arasında kanun koyucunun takdirinde olan bir orantının bulunduğu anlaşılmaktadır. İtiraz konusu kuralın hukuk devletinde olması gereken adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaştığı düşüncesinde olduğumdan Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. Bu nedenlerle çoğunluğun kararına katılamadım.

Üye M. · Emin KUZ Üye Hasan · Tahsin GÖKCAN Üye Nuri NECİPOĞLU

Anayasa Mahkemesi, E. 2014/116, K. 2015/4, 14 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu : 26.9.2004
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Vı- İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  9. Kılıç
  10. Kaleli
  11. Altan
  12. Özgüldür
  13. Kömürcü
  14. Üstün
  15. Yıldırım
  16. Necipoğlu
  17. Dursun
  18. Tercan
  19. Topal
  20. Arslan
  21. Muhalefet Şerhi
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2014/116
Karar No
2015/4
Tarih
14 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2014/198 K.2015/2
  • AYM Norm Denetimi E.2014/128 K.2015/10
  • AYM Norm Denetimi E.2014/197 K.2015/1
  • AYM Norm Denetimi E.2014/127 K.2015/5
  • AYM Norm Denetimi E.2014/131 K.2015/11
  • AYM Norm Denetimi E.2014/89 K.2015/3

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.