İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2014/154 K.2014/159

12. İdare Mahkemesi

Esas2014/154Karar2014/159Tarih22 Ekim 2014Okuma14 dk · 2.876 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
22 Ekim 2014
Esas Sayısı
2014/154
Karar Sayısı
2014/159
Karar Günü
22.10.2014
R.G. Tarih-Sayı
4.3.2015-29285
İtiraz yoluna başvuran
Ankara
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.876 kelime·14 dk okuma·26 bölüm

12. İdare Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU : 29.6.2004

günlü, 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu'nun 8. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'nın 2., 6., 13. ve 135. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Üst üste iki dönem Süt Üreticileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı yapan davacının, 2014 yılında yapılacak seçimlerde tekrar aday olmasının mümkün olup olmadığı hususunda tereddütlerin giderilmesi amacıyla yaptığı başvurunun, Türkiye Tarımsal Süt Üreticileri Birliği tarafından reddedilmesi üzerine, ret işleminin iptali istemiyle açılan davada, ret işleminin dayanağı olan itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren "Yönetim kurulu; görev, yetki ve sorumlulukları" başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"Madde 8- Yönetim kurulu, genel kurulun dört yıl için kendi üyeleri arasından seçtiği en az beş, en çok yedi üyeden oluşur. Ayrıca aynı sayıda yedek üye seçilir.

Üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanlığı görevinde bulunanlar, aradan bir seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve seçilemezler.

Yönetim kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:

a) Üye kabul etmek.

b) Genel kurul gündemini tespit etmek, faaliyet programlarını hazırlamak ve genel kurulu toplantıya çağırmak.

c) Birlik muhasebe kayıtlarını bilanço esasına göre tutmak ve tahmini bütçe, kesin hesap ve aktarma tekliflerini, aylık mizan ve bunlara ait raporları sunmak.

d) Birlik personelinin atamasını yapmak ve görevine son vermek.

e) Birliğe hizmet satın almak.

f) Genel kurulun verdiği yetki çerçevesinde birliğin taşınır ve taşınmaz mal alımı ve satımını yapmak, birliğin mallarını yönetmek ve korumak.

g) Birliğin faaliyet alanı içerisindeki ürün veya ürün grubu ile ilgili piyasa fiyatlarını takip etmek, pazar araştırması yapmak ve yaptırmak.

h) Ürün veya ürün grubunun kalitesini yükseltmek için gerekli kişi, kurum veya kuruluşlarla işbirliği yapmak.

ı) Birlik üyelerini bilgilendirici toplantılar yapmak ve eğitim faaliyetlerinde bulunmak.

i) Birliği yurt içinde ve yurt dışında temsil etmek.

j) Gerektiğinde genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmak.

k) Sözleşmeli üretim kapsamında, üyeleri adına örnek tip sözleşmeler düzenlemek ve bununla ilgili faaliyetleri koordine etmek.

l) Genel kurul tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek.

Yönetim kurulu üyeleri, birlik faaliyetlerine ilişkin icraatlarından on yıl süre ile sorumludurlar."

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 6., 13. ve 135. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve Hasan Tahsin GÖKCAN'ın katılımlarıyla 22.10.2014 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Mustafa ÇAL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, itiraz konusu kuralda öngörülen üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanlığı yapmış olanların, aradan bir seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden seçilemeyecekleri biçimindeki yasaklamanın seçme ve seçilme hakkına müdahale olduğu ve bu durumun demokratik hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 6., 13. ve 135. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Kanun uyarınca tarım üreticilerinin, ürün veya ürün grubu bazında ve gönüllülük esasına dayalı olarak birlikler kurabilecekleri öngörülmüştür. Tarımsal Üretici Birlikleri olarak adlandırılan bu birlikler kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olmamakla birlikte kanunla kurulan, tüzel kişiliği bulunan, zorunlu üyelik sistemi bulunmayan ve gönüllülük esasına dayanan kendine özgü bir meslek örgütlenmesi niteliğindedir. İtiraz konusu kuralda ise anılan birliklerde üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanlığı yapmış olanların, aradan bir seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden seçilemeyecekleri hüküm altına alınmıştır.

Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu vurgulanmıştır. Buna göre hukuk devleti, hak ve özgürlükleri güvenceye alan devlettir. Kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması ve keyfi davranmaması gerekir.

Demokratik hukuk devletinde temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alınması esastır. Demokratik hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez unsurlarından biri de özgür, genel, eşit ve gizli oya dayalı, hoşgörü, açık fikirlilik ve çoğulculuk anlayışı içerisinde ilgililerin birbirleriyle rekabet edebildiği dürüst ve düzenli seçimlerin varlığıdır. Bu şekildeki bir devlette yönetime gelmede ve ayrılmada tek yol seçimler olup, buna ilişkin yasaklar "demokratik hukuk devleti ilkesi"yle bağdaşmaz.

Nitekim Anayasa Mahkemesi kararlarında, Anayasa'nın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yönetim ve işleyişlerinin demokratik hukuk devleti esaslarına uygun olmasının öngörüldüğü ve bu kuruluşların organlarında başkanlık yapacakların seçimine ilişkin olarak kanun koyucuya yetki tanındığı ancak bu yetkinin, seçim usullerinin belirlenmesiyle sınırlı olduğu, seçme ve seçilme hakkının kullanılmasına yönelik bir yasaklamayı içermediği ifade edilerek kanunla seçim konusunda yapılacak düzenlemelerin demokratik hukuk devletiyle bağdaşır olması gerektiği vurgulanmıştır.

Tarım üreticilerinin gönüllülük esasına dayalı olarak kurdukları

tüzel kişiliği haiz Tarımsal Üretici Birliklerinde yönetim kurulu başkanlığı

gibi görevlere "seçilme hakkı" demokratik bir

haktır. İtiraz konusu kuralla, anılan birliklerde belli süre başkanlık

yapanların aradan dört yıl geçmedikçe yeniden seçilemeyeceklerine ilişkin yasak

getirilmesinin demokratik gereklerle izahı mümkün değildir. Bu yasak seçime

katılan üyelerin kanaatinin serbestçe oluşmasını engellediğinden üyeler

yönünden "seçme", adaylar yönünden ise "seçilme" hakkına

müdahale oluşturmuştur. Gönüllülük esasına dayalı olarak kurulan ve bu yönüyle

sivil toplum örgütlenmelerine benzeyen meslek örgütlerine bu tür seçilememe

yasakları getirilmesi demokratik hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmayacağından

Anayasa'ya aykırılık oluşturur.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Kuralın Anayasa'nın 6., 13. ve 135. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

Haşim KILIÇ, Alparslan ALTAN, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Erdal TERCAN, Zühtü ARSLAN ve Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

29.6.2004 günlü, 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu'nun 8. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ, Alparslan ALTAN, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Erdal TERCAN, Zühtü ARSLAN ile Hasan Tahsin GÖKCAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 22.10.2014 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

Zühtü

ARSLAN

KARŞI GÖRÜŞ

29.6.2004 tarihli, 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu'nun 8. maddesinin ikinci fıkrasının, iki dönem üst üste yönetim kurulu başkanlığına seçilenlerin yeniden aday olmalarını engelleyen kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu iddia edilerek iptali istenmiştir.

İptali istenen kural şu şekildedir:

"Üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanlığı görevinde bulunanlar, aradan bir seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve seçilemezler."

İtiraz konusu kuralda, Tarımsal Üretici Birliklerinde üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanlığı yapmış olanların, aradan bir seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden seçilemeyecekleri hüküm altına alınmıştır. Buna göre üst üste iki dönem yani 8 yıl yönetim kurulu başkanlığı görevinde bulunanlar yeniden başkanlığa seçilebilmek için bir seçim dönemi yani 4 yıl ara vermek durumundadırlar.

Tarımsal Üretici Birlikleri hukuki nitelikleri itibariyle, dernek veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olmayıp; tüzel kişiliği bulunan bazı özellikleriyle derneklere bazı özellikleriyle de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına benzeyen kendine özgü bir meslek örgütlenmesidir. Bu niteliği ile, Anayasa'nın 135. maddesinde düzenlenen kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları kapsamında değerlendirmek uygun değildir.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve

işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup

güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek

sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün etkinliklerinde hukuka ve

Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan

devlettir. Yasaların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel,

objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk

devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde

kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet

ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir. Buna göre,

yasaların adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk

devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde

kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet

ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir.

Anayasa'nın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek

kuruluşlarının kuruluşuna ve organlarının seçim usullerine ilişkin hükümlere

yer verilmiş olmakla birlikte, Anayasa'da Tarımsal Üretici Birlikleri gibi

diğer meslek örgütlenmelerine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Demokratik

ilkeler çerçevesinde anılan birliklerin seçimlerinde uyulacak kuralların

belirlenmesinin, yasamanın asliliği kapsamında kanun koyucunun takdir

yetkisi içinde olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla yasamanın asliliği

ve genelliği ilkesi uyarınca Anayasa'da belirtilen esaslara aykırı olmamak

kaydıyla, Tarımsal Üretici Birliklerinin organlarının seçimine, görev ve

yetkilerine, organların kimlerden ve kaç kişiden oluşacağına dair kurallar

koyabilmesi kanun koyucunun takdirindedir.

İtiraz konusu kuralla üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanlığını yürütenlerin bir seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden seçilemeyeceklerine dair getirilen kuralın, ilgililer açısından yönetim kuruluna seçilme konusunda bir sınırlama getirdiği açıktır. Bu konudaki hak, mutlak bir hak olmayıp, Anayasa'ya uygun olarak sınırlandırılması mümkündür.

Getirilen sınırlandırmanın fırsat eşitliğinin sağlanması, uzun

süre görevde kalmanın sonucu ortaya çıkabilecek sakıncaların önlenmesi ve

birlik yöneticilerinin birliğin sağladığı imkânlardan yararlanmak suretiyle

konumlarını pekiştirmelerinin önüne geçilmesi gibi amaçlarla getirildiği

anlaşılmaktadır. Bu kapsamda getirilen sınırlandırmanın kamu yararı amacıyla

kabul edildiği söylenebilir. Ayrıca, getirilen sınırlandırmanın ölçülük

ilkesine uygun olması da gereklidir. Bu açıdan getirilen sınırlandırma

değerlendirildiğinde, kuralda öngörülen bir dönemlik sınırlamanın, süresi (4

yıl) ve bu sınırlamanın üst üste iki dönem yani 8 yıl yönetim kurulu başkanlığı

yapmış kişilere getirilmiş olması dikkate alındığında, amaca uygun ve

ölçülü olduğu kabul edilmelidir.

Keza itiraz konusu kuralla, üst üste 8 yıl görev yapan birlik yönetim kurulu başkanının bir seçim dönemi geçmeden (4 yıl) yeniden seçilemeyeceğinin düzenlenmesinin, sınırlamanın süresi ve getiriliş amacı birlikte değerlendirildiğinde demokratik bir hak olan seçme ve seçilme hakkının özüne dokunan bir müdahale olduğunu da söylemek mümkün değildir.

Ayrıca, hukukumuzda benzer sınırlandırmalar başka görevler için de kabul edilmiştir. Anayasa'nın 101. maddesinde 2007 yılında yapılan değişiklikle Cumhurbaşkanlığına beş yıllığına ve en fazla iki dönem seçilebilme şeklinde getirilen sınırlama, rektörlerin görev süresinin dört yıl ve en fazla iki dönem olarak sınırlandırılması, örnek olarak gösterilebilir. Bu açıdan kuralda öngörülen sınırlamanın demokratik hukuk devletiyle bağdaşmadığı da söylenemez.

Yukarıda açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olmadığı, kanaatinde olduğumuzdan Mahkememiz çoğunluğunun görüşüne katılmamız mümkün olmamıştır.

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

KARŞIOY GEREKÇESİ

5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanununun 8. maddesinin ikinci fıkrası, Tarımsal Üretici Birliklerinde üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanlığı yapmış olanların aradan bir seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden seçilemeyeceklerini düzenlemektedir.

Mahkememiz çoğunluğu, itiraz konusu kuralın seçime katılan üyelerin kanaatinin serbestçe oluşmasını engellediğinden üyeler yönünden "seçme", adaylar yönünden ise "seçilme" hakkına müdahale oluşturduğu, gönüllülük esasına dayalı olarak kurulan ve bu yönüyle sivil toplum örgütlenmelerine benzeyen meslek örgütlerine seçilme yasağı getiren kuralın demokratik hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı, dolayısıyla Anayasanın 2. maddesine aykırı olduğu görüşündedir.

Bu görüşe aşağıdaki nedenlerle katılamıyoruz.

1. Çoğunluk görüşünde de ifade edildiği üzere, Tarımsal Üretici Birlikleri kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olmamakla birlikte, kanunla kurulan ve tüzel kişiliğe sahip kendine özgü meslek örgütlenmeleridir. Anayasada bu tür meslek örgütlerinin yönetim kurulu gibi organlarının görev ve yetkilerine, organların kimlerden ve kaç kişiden oluşacağına, başkan ve üyelerin diğer organlarda görev alıp alamayacaklarına, bu organlarda görev yapacakların görev süreleri ile yeniden seçilebilme şartlarına dair düzenleme bulunmamaktadır. Bu konularda düzenleme yapma yetkisi, yasamanın asliliği ve genelliği ilkeleri uyarınca, kanun koyucuya bırakılmıştır.

Bir meslek kuruluşunda, yöneticilerin aynı mesleğe mensup kişilerin

oluşturduğu organlar tarafından seçilmesi, Anayasanın 67. maddesinde düzenlenen

ve tipik anlamda siyasi haklardan olan seçilme hakkının kullanımı kapsamında

değerlendirilemez. Burada bir meslek örgütünün organlarının sınırlı bir

katılımla oluşturulması söz konusudur. Kaldı ki, bir an için Anayasanın 67.

maddesinin geniş yorumlanması sonucunda meslek kuruluşlarındaki yönetim kurulu

başkanlığı seçiminde aday olma, seçilme hakkının tezahürü olarak kabul edilse

bile, bu hakkın sınırsız olmadığı açıktır. Nitekim, 67. madde uyarınca

vatandaşlar seçme, seçilme ve halkoylamasına katılma haklarına "kanunda

gösterilen şartlara uygun olarak" sahip olup, bu "hakların

kullanılması kanunla düzenlenir".

2. Kamu kurumu niteliğinde olsun olmasın meslek kuruluşlarında üst üste iki dönem yöneticilik yapanların belli bir süre geçmeden aynı göreve yeniden seçilemeyeceklerine dair kuralların, fırsat eşitliğinin sağlanması, uzun süre görevde kalmanın sonucu ortaya çıkabilecek güç zehirlenmesinin ve idari yozlaşmanın önlenmesi ve nesillere bağlı zihniyet değişiminin yönetime yansıması gibi amaçları olduğu açıktır.

Bu tür mülahazalarla, hukuk düzenimizde seçimle gelinen bazı

görevlerde benzer süre sınırlamaları bulunmaktadır. Yakın zamana kadar

Cumhurbaşkanlığına yedi yıllığına ve bir kez, 2007 yılında yapılan değişiklikle

de beş yıllığına ve en fazla iki dönem seçilinebilmesi bunun tipik örneğidir.

Demokratik ülkelerin tamamına yakınında benzer süre sınırlamaları

bulunmaktadır. Bu sınırlamaların temel amacı, devlet başkanlığı görevine gelen

kişilerin bulundukları görevde çok uzun süre kalmaları sonucu, iktidarın

sağladığı imkanlardan yararlanmak suretiyle konumlarını pekiştirmelerini ve

muhtemel yozlaşmaları önlemektir. Başka bir ifadeyle, bu tür sınırlamalar

demokratik rejimlerde "seçilmiş krallar"ın ortaya çıkmasını

engellemeye dönük tedbirlerdir.

Benzer şekilde, kamu tüzel kişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip olan ve organları belli ölçüde kendi mensupları tarafından belirlenen üniversitelerde de rektörlük için sınırlı bir süre öngörülmüştür. Anayasada sınırlayıcı bir hüküm olmadığı halde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13. maddesi üniversite öğretim üyelerinin oylarıyla başlayan süreçte Cumhurbaşkanı tarafından seçilen rektörlerin görev süresini dört yıl ve en fazla iki dönem olarak sınırlandırmıştır.

Esasen Mahkememiz de bir süre öncesine kadar, meslek

kuruluşlarının seçimlerini düzenleme ve sınırlamalar getirme konusunda kanun

koyucunun takdir yetkisine sahip olduğu görüşündeydi. Mahkemenin 18/5/2011 günlü, 2008/80 esas ve 2011/81 karar sayılı kararında şu

sonuca ulaşılmıştır: 'Anayasanın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki

meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının maddede belirtilen amaçlar

doğrultusunda kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunla

gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında gizli oyla seçilen kamu tüzel

kişileri olduğu belirtilmiştir. Bu düzenleme uyarınca, Serbest Muhasebeci Mali

Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları ile Serbest Muhasebeci Mali

Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği'nin yönetim organlarının

seçim usullerinin kanunla belirleneceği açıktır. Demokratik ilkeler

çerçevesinde seçimlerde uyulacak kuralların belirlenmesi kanun koyucunun takdir

yetkisi içindedir. Üst üste iki dönem başkanlık yapanların iki dönem

yönetim kurulu üyesi seçilmesinin yasaklanmasında Anayasa'ya aykırı bir yön

bulunmamaktadır.'

Bu görüşün, itiraz konusu kural bakımından da geçerli olduğunu, değiştirilmesini gerektiren kabul edilebilir bir gerekçenin bulunmadığını düşünüyoruz.

3. İtiraz konusu kuralda dört, altı ya da sekiz yıl gibi belirli

bir sürenin değil, seçim döneminin esas alınması ve üst üste iki dönem yönetim

kurulu başkanlığı yapanların aradan bir seçim dönemi geçmedikçe yeniden aynı

göreve seçilememesi esasının getirilmesi de sınırlamanın kendi içinde tutarlı

ve ölçülü olduğunu göstermektedir. Burada esas olan, kendine özgü bir meslek

kuruluşu olan Tarımsal Üretici Birliklerinde yönetim kurulu başkanlığı için

önceden belli bir görev süresinin öngörülmesidir. Bu süre kısıtlaması

başkanlığa seçilecek ve onları seçecek olanlar tarafından önceden

bilinmektedir. Ayrıca, itiraz konusu kural aynı göreve yeniden

seçilmeyi sınırlandırmaktadır. Tarımsal Üretici Birliklerinde yönetim kurulu

başkanlığı yapanların, bu kuruluşun diğer organlarında üyeliğe ya da başkanlığa

seçilmelerinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle, itiraz konusu

kuralın gözetilen amacın gerçekleştirilmesi için ölçüsüz bir düzenleme

getirdiği de söylenemez.

Açıklanan gerekçelerle, çoğunluğun iptal yönündeki kararına katılmıyoruz.

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Erdal

TERCAN

KARŞIOY YAZISI

5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu'nun 8. maddesinin ikinci fıkrasında, üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanlığı görevinde bulunanların, aradan bir seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden seçilemeyecekleri hükme bağlanmış, başvuru kararında, üst üste iki dönem yönetim kurulu başkanlığına seçilenlerin aradan bir dönem geçmedikçe tekrar başkan seçilmelerini yasaklayan kuralın seçme ve seçilme hakkına müdahale niteliği taşıdığı ileri sürülerek iptali istenmiştir.

5200 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre, tarım üreticileri tarafından kurulan tarımsal üretici birlikleri, tüzel kişiliği haiz olup üretimi talebe göre plânlamak, ürün kalitesini iyileştirmek, kendi mülkiyetine almamak kaydıyla pazara geçerli norm ve standartlara uygun ürün sevk etmek ve ürünlerin ulusal ve uluslararası ölçekte pazarlama gücünü artırıcı tedbirler almak üzere faaliyet göstermektedirler. Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, Birliğin, tarım üreticilerinin, ürün veya ürün grubu bazında ve gönüllülük esasına dayalı olarak kurdukları, tüzel kişiliği haiz tarımsal üretici birliklerini ifade edeceği belirtilmiştir.

Kanun'da tarımsal üretici birliklerinin tüzel kişiliği haiz olduğu belirtilmiş, ancak bunun kamu tüzel kişiliği olduğu hususunda herhangi bir ifadeye yer verilmediğinden özel hukuk tüzel kişiliği olduğunun kabulü gerekir. Zira Anayasa'nın 123. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, kamu tüzel kişiliği ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye istinaden kurulabilir.

Yukarıda değinilen hükümler dikkate alındığında, tarımsal üretici birliklerinin daha çok ticari kaygılarla ve üyelerinin (tarımsal üreticilerin) ekonomik menfaatlerini korumak amacıyla kurulan kooperatif benzeri organizasyonlar oldukları anlaşılmaktadır. Bu nedenle çoğunluk kararında tarımsal üretici birliklerinin kendine özgü bir meslek örgütlenmesi niteliğinde görülmesi ve Anayasa'nın 135. maddesiyle ilişkilendirilmesi isabetli olmamıştır.

Anayasa'da güvenceye bağlanan seçme ve seçilme hakkı, yasama

organı, mahalli idarelerin seçimle gelen organları ile Anayasa'nın 135. maddesi

uyarınca organlarının kendi üyeleri tarafından kanunla seçilmesi öngörülen kamu

kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları için öngörülmüş bir hak olup kamu

yönetiminin bir unsuru oluşturmayan ve tamamen özel hükümlerine göre faaliyet

gösteren özel hukuk tüzel kişilerini kapsamaktadır. Şüphesiz ki bu durum, özel

hukuk tüzel kişilerinin yönetiminin hiçbir anayasal ilkeye bağlı kalınmadan

belirlenebileceği anlamına gelmemektedir. Özel hukuk tüzel kişilerinin

yönetiminin hukuk devleti ilkesi ve özellikle hukuk devletinin bir unsuru olan

adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiği açıktır.

Ancak özel hukuk tüzel kişilerinin yönetiminin, seçme ve seçilme hakkıyla

bağlantılandırılması anayasal açıdan mümkün değildir.

Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesi

uyarınca, kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel,

objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi

gerekmektedir. Bu nedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine

tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu

yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir. Üst üste iki dönem

tarımsal üretici birliklerinin yönetim kurulu başkanlığı görevinde

bulunanların, aradan bir seçim dönemi geçmedikçe aynı göreve yeniden

seçilemeyeceklerinin öngörülmesinin adalet ve hakkaniyet ilkelerine aykırı

düştüğü söylenemez. Kanun koyucunun, uzun süre birlik yönetiminde bulunanların

birlik imkânlarını kendi yönetimlerini pekiştirmek üzere kullanmalarını

engellemek amacıyla dava konusu düzenlemeyi ihdas etmesinde Anayasa'ya aykırı

bir yön görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralın hukuk devleti ilkesine aykırı olmadığı düşünüldüğünden çoğunluk kararına katılmıyorum.

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Zühtü

ARSLAN

Üye Hasan · Tahsin GÖKCAN Üye Hicabi DURSUN

Anayasa Mahkemesi, E. 2014/154, K. 2014/159, 22 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu : 29.6.2004
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Kılıç
  9. Kaleli
  10. Altan
  11. Özgüldür
  12. Kömürcü
  13. Üstün
  14. Yıldırım
  15. Necipoğlu
  16. Dursun
  17. Tercan
  18. Topal
  19. Arslan
  20. Karşı Görüş
  21. Kılıç
  22. Altan
  23. Karşıoy Gerekçesi
  24. Kömürcü
  25. Tercan
  26. Karşıoy Yazısı
  27. Necipoğlu
  28. Arslan
  29. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2014/154
Karar No
2014/159
Tarih
22 Ekim 2014

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2014/166 K.2014/162
  • AYM Norm Denetimi E.2014/158 K.2014/154
  • AYM Norm Denetimi E.2014/160 K.2014/156
  • AYM Norm Denetimi E.2014/143 K.2014/164
  • AYM Norm Denetimi E.2014/165 K.2014/158
  • AYM Norm Denetimi E.2014/133 K.2014/165

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.