KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2014
- Esas Sayısı
- 2014/160
- Karar Sayısı
- 2014/156
- Karar Günü
- 22.10.2014
- R.G. Tarih-Sayı
- Tebliğ
Karar Metni
1.240 kelime·6 dk okuma·17 bölüm
edildi
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
İstanbul Anadolu 4. İcra Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
6.1.1982 günlü, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin, 2.7.2012 günlü 6352 sayılı Kanun’un 58. maddesiyle değiştirilen (2) ve (6) numaralı fıkralarının Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 12., 13., 35., 90. ve 138. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Şikâyetçi taraf aleyhine başlatılan icra takibinin iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
II- İTİRAZ KONUSU YASA KURALLARI
Kanun’un itiraz konusukuralları da içeren“Kararların sonuçları”başlıklı 28. maddesi şöyledir:
“1. (Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare
mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına
ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye
veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye
tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin
10/7/2013 tarihli ve E.: 2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.)(…) (Ek
cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.; Değişik üçüncü ve dördüncü cümleler:
10/9/2014-6552/97 md.) Ancak, 23/4/1981 tarihli ve 2451 sayılı Bakanlıklar ve
Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanuna ekli (1) ve (2) sayılı
cetvellerde gösterilen unvanları taşıyan görevler ile farklı atama usullerine
tabi olsalar dâhi daire başkanı ve üstü görevlere, sivil memurlar hariç kolluk
teşkilatlarının kadrolarına; açıktan, naklen veya vekâleten yapılan atama ve bu
görevlerden alınma, bu görevlerle ilgili yer değiştirme, görev ve unvan
değişikliği işlemleri hakkında verilen mahkeme kararlarının gereği, ilgilinin
kazanılmış hak aylık derecesine uygun başka bir kadroya atanması suretiyle iki
yıl içinde yerine getirilir. Bu görevliler hakkındaki mezkur işlemlerin
uygulanması, telafisi güç veya imkânsız zararları doğuran hâllerden sayılmaz.
(Ek cümle: 10/9/2014-6552/97 md.) Bu fıkranın üçüncü cümlesinde belirtilen
işlemlerle ilgili mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi ceza soruşturması
ve kovuşturmasına konu edilemez; ancak disiplin hükümleri saklıdır.
2. (Değişik: 2/7/2012 - 6352/58 md.)Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
4. (Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.
5. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir.
6. (Değişik: 2/7/2012 - 6352/58 md.)Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez.”
III- İLK İNCELEME
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hamit YELKEN tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu, itiraz konusu yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Kanun’un 28. Maddesinin 6352 Sayılı Kanun’un 58. Maddesiyle Değiştirilen (2) Numaralı Fıkrası İle (6) Numaralı Fıkrasının İkinci Cümlesi
Anayasa’nın “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri
sürülmesi” başlıklı 152. maddesinin son fıkrasında, “Anayasa
Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede
yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya
aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.”; 6216 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Başvuruya
engel durumlar” başlıklı 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise “Mahkemenin
işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından
itibaren on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla
itiraz başvurusu yapılamaz.” hükümlerine yer verilmiştir.
Kanun’un 28. maddesinin, 6352 sayılı Kanun’un 58. maddesiyle değiştirilen (2)numaralı fıkrası ile (6) numaralı fıkrasının ikinci cümlesine yönelik daha önce yapılan iptal başvurusu, Anayasa Mahkemesinin 4.7.2013 günlü, E.2012/100, K. 2013/84 sayılı kararıyla Anayasa’ya aykırı olmadığı gerekçesiyle esastan reddedilmiş ve bu karar 2.8.2013 günlü, 28726 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesince işin esasına girilerek,Kanun’un 28. maddesinin, 6352 sayılı Kanun’un 58. maddesiyle değiştirilen (2)numaralı fıkrası ile (6) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar verildiğinden, bu konuda yeni bir başvurunun yapılabilmesi için kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 2.8.2013 tarihinden başlayarak geçmesi gereken on yıllık süre henüz dolmamıştır.
Bu nedenle, anılan kurallara yönelik itiraz başvurusunun, Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince reddine karar verilmesi gerekir.
B- Kanun’un 28. Maddesinin 6352 Sayılı Kanun’un 58. Maddesiyle Değiştirilen (6) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesi
6216 sayılı Kanun’un“Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri
sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla
yapılacak başvurularda izlenecek yöntem belirtilmiştir. Söz konusu maddenin (1)
numaralı fıkrasında, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, bu davada uygulanacak
bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı
görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının
ciddi olduğu kanısına varması durumunda, bu fıkrada sayılan belgeleri dizi
listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği kurala bağlanmış; anılan
fıkranın (a) bendinde de Mahkemeye gönderilecek belgeler arasında “iptali
istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan
gerekçeli başvuru kararının aslı” sayılmıştır. Anılan maddenin (4) numaralı
fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan
itiraz başvurularının, Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye
geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde de, itiraz yoluna başvuran mahkemenin gerekçeli kararında, Anayasa’ya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birinin Anayasa’nın hangi maddelerine, hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Yine İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede, başvuruda eksikliklerin bulunduğu tespit edilirse, itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği; (2) numaralı fıkrasında ise anılan (b) bendi uyarınca verilen kararın, itiraz yoluna başvuran mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engel olmadığı belirtilmiştir.
Başvuru kararında, Kanun’un 28 maddesinin, 6352 sayılı Kanun’un 58. maddesiyle değiştirilen itiraz konusu (6) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 12., 13. 35., 90. ve 138. maddelerine aykırı olduğu belirtilmiş ise de anılan fıkranın sadece ikinci cümlesine ilişkin olarak Anayasa’ya aykırılık gerekçelerine değinilmiş, birinci cümlesine ilişkin olarak herhangi bir Anayasa’ya aykırılık gerekçesine yer verilmemiştir. Dolayısıyla itiraz konusu kurala yönelik yapılan başvuru, yöntemine uygun bir başvuru olarak kabul edilemez.
Açıklanan nedenlerle, 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan itiraz konusu kurala yönelik başvurunun,6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralıfıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından, esas incelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.
KILIÇ
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
Başkanvekili
Alparslan
ALTAN
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan
ÜSTÜN
Üye
Engin
YILDIRIM
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Hicabi
DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal
TERCAN
Üye
Muammer
TOPAL
Üye
Zühtü
ARSLAN
Üye M. · Emin KUZ Üye Hasan · Tahsin GÖKCAN
Anayasa Mahkemesi, E. 2014/160, K. 2014/156, 22 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası