İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2015/34 K.2015/48

Büyük Millet Meclisi üyeleri M. Akif HAMZAÇEBİ, Engin ALTAY ve Levent GÖK ile birlikte 120 milletvekili

Esas2015/34Karar2015/48Tarih13 Mayıs 2015Okuma19 dk · 3.715 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
13 Mayıs 2015
Esas Sayısı
2015/34
Karar Sayısı
2015/48
R.G. Tarih-Sayı
23.5.2015-29364
İptal davasını açan
Türkiye
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.715 kelime·19 dk okuma·17 bölüm

Büyük Millet Meclisi üyeleri M. Akif HAMZAÇEBİ, Engin ALTAY ve Levent GÖK ile birlikte 120 milletvekili

İPTAL DAVASININ KONUSU : 14.1.2015

tarihli ve 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un;

1- 5. maddesinin (7) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin,

2- 13. maddesinin;

a- (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ".vali." ibaresinin,

b- (2) numaralı fıkrasının,

Anayasa'nın 2. ve 127. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.

II- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenilen Yasa Kuralları

Kanun'un iptali istenen kuralları da içeren 5. ve 13. maddeleri şöyledir:

"İşyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi

MADDE 5- (1) İşyeri açma ve çalışma ruhsatı PERBİS üzerinden verilir. İşyeri açma ve çalışma ruhsatı başvurusu, doğrudan veya PERBİS üzerinden yetkili idareye yapılır. Doğrudan yapılan başvurular, yetkili idare tarafından PERBİS'e işlenir.

(2) Yetkili idare tarafından yapılan ön değerlendirme sonucu uygun bulunan başvurular; başvuru tarihinden itibaren en geç üç iş günü içinde, perakende işletmenin açılış ve faaliyete geçişinde gerekli kayıt ve benzeri işlemleri yapmakla görevli ve yetkili kurum ve kuruluşlara PERBİS üzerinden iletilir. Bu iletimle birlikte, ilgili kurum ve kuruluşlara da gerekli başvuru yapılmış sayılır.

(3) İlgili kurum ve kuruluşlar tarafından, mevzuatı çerçevesinde gerekli değerlendirmeler yapılır ve yönetmelikle belirlenen esaslara uygun olarak perakende işletmenin açılış ve faaliyete geçişi için gerekli olan bilgi ve belgeler PERBİS'e işlenerek yetkili idareye iletilir.

(4) Mevzuatta öngörülen şartları taşıyan perakende işletmelere, yetkili idare tarafından PERBİS üzerinden işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenir.

(5) Başvurusu uygun bulunmayanlara, sonuç en geç otuz gün içinde gerekçeli olarak tebliğ edilir.

(6) Ruhsat değişikliğine ilişkin işlemler de PERBİS üzerinden gerçekleştirilir.

(7) Büyükşehirlerde, alışveriş merkezlerine yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı vermeye büyükşehir belediyeleri yetkilidir. Alışveriş merkezi projesi için yapı ruhsatı verilirken, üst meslek kuruluşlarının görüşü alınır. Bu kuruluşlar görüşlerini on beş iş günü içinde bildirir.

(8) Üçüncü fıkrada öngörülen esaslar ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar İçişleri Bakanlığının görüşü alınarak hazırlanan yönetmelikle belirlenir.

Çalışma saatleri

MADDE 13- (1) Mesleğe, mevsime ve turizme özgü şartlar ve benzeri hususlar gözetilerek perakende işletmelerin bir kısmının veya tamamının çalışma saatleri, meslek kuruluşlarının müşterek teklifi üzerine yetkili idarenin görüşü alınmak suretiyle valitarafından belirlenebilir. Esnaf ve sanatkâr işletmelerinin çalışma saatlerinin belirlenmesinde, meslek kuruluşunca ilgili esnaf ve sanatkâr odasının görüşü alınır.

(2) Üst meslek kuruluşlarının müşterek teklifi üzerine, faaliyet kollarına göre perakende işletmelerin çalışma saatlerinin bölge veya ülke düzeyinde belirlenmesine Bakanlık yetkilidir."

B- Dayanılan ve ilgili Görülen Anayasa Kuralları

Dava dilekçesinde, Anayasa'nın 2. ve 127. maddelerine dayanılmış, Anayasa'nın 13. ve 48. maddeleri ise ilgili görülmüştür.

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü gereğince Zühtü ARSLAN, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN ve Kadir ÖZKAYA'nın katılımlarıyla 1.4.2015 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin ise esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

IV- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi ile ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Kanun'un 5. Maddesinin (7) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinin İncelenmesi

1- Anlam ve Kapsam

6585 sayılı Kanun'un 1. maddesinde açıklandığı üzere anılan Kanun, perakende işletmelerin açılış ve faaliyete geçiş işlemlerinin kolaylaştırılması, perakende ticaretin serbest piyasa ortamında etkin ve sürdürülebilir rekabet şartlarına göre yapılması, tüketicinin korunması, perakende işletmelerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmesinin sağlanması ve perakende işletmelerin faaliyetleri ile bunların birbirleri, üretici ve tedarikçilerle ilişkilerinin düzenlenmesi amacıyla çıkarılmıştır.

Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasından, Kanun'un, esas itibarıyla perakende işletmeleri kapsadığı anlaşılmaktadır. Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendine göre, perakende işletme kavramı, "Alışveriş merkezi, büyük mağaza, zincir mağaza, bayi işletme, özel yetkili işletme, perakende ticaretle uğraşan diğer ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmelerini" ifade etmektedir.

Kanun'un 5. maddesi, işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının

verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. Maddenin (1) numaralı

fıkrasında, işyeri açma ve çalışma ruhsatı başvurusunun, doğrudan veya

perakende bilgi sistemi (PERBİS) üzerinden yetkili idareye yapılacağı

belirtilmekte; (4) numaralı fıkrasında, mevzuatta öngörülen şartları taşıyan perakende

işletmelere, yetkili idare tarafından PERBİS üzerinden işyeri açma ve çalışma

ruhsatı düzenleneceği hükme bağlanmaktadır. Anılan kurallarda, bu işletmelerin

işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının yetkili idareler tarafından verileceği

düzenlenmekle birlikte, yetkili idarelere ilişkin herhangi bir hükme yer

verilmemektedir. Dolayısıyla bu hususta yetkili idarelerin ilgili diğer

mevzuata bakılarak tespiti gerekmektedir.

İşyeri açma ve çalışma ruhsatlarına ilişkin usul ve esaslar, esas

itibarıyla 3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde

Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun'da düzenlenmektedir. Anılan

Kanun'un 1. maddesinden, 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında kalan tüm

"sanayi, tarım ve diğer işyerleri ile her türlü işletmeler"e

işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının verilmesinin, 3572 sayılı Kanun'da

açıklanan usul ve esaslara tabi olduğu anlaşılmaktadır. 3572 sayılı Kanun'un 3.

maddesinde, işyeri açma ve çalışma ruhsatlarını vermeye yetkili merciler

gösterilmektedir. Buna göre, perakende işletmeler de dâhil işyeri açma ve

çalışma ruhsatlarını verme yetkisi, belediye ve mücavir alan sınırları

dışındaki yerlerde il özel idarelerine, belediye veya mücavir alan sınırları

içinde belediyelere, büyükşehir belediyesinin bulunduğu illerde ise büyükşehir

belediyesi içinde kalan diğer belediye başkanlıklarına aittir.

Kanun'un 5. maddesinin (7) numaralı fıkrasının dava konusu birinci cümlesiyle, bu kurala, perakende işletme kapsamında kalan alışveriş merkezleri yönünden bir istisna getirilerek, büyükşehir olan illerde alışveriş merkezlerine işyeri açma ve çalışma ruhsatı verme yetkisi büyükşehir belediyelerine devredilmiştir.

Öte yandan, dava konusu kuralda, alışveriş merkezlerine işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının yanında, bu yerlere yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi verme yetkisinin de büyükşehir belediyelerine ait olduğu belirtilmiştir.

Yapı ruhsatı ve yapı kullanma izniyle ilgili temel kanun, 3194

sayılı İmar Kanunu'dur. Anılan Kanun'un kapsamını düzenleyen 2. maddesinde,

belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak

planlar ile inşa edilecek resmî ve özel bütün yapıların bu Kanun hükümlerine

tabi olduğu belirtilmiştir. Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasında, bu

Kanun'un kapsamına giren bütün yapılar için Kanun'da belirtilen istisnalar

dışında belediye veya valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınmasının; 30.

maddesinin birinci fıkrasında ise yapı tamamen bittiği takdirde tamamının,

kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının

kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye veya valilik bürolarından

izin alınmasının mecburi olduğu belirtilmiştir. 3194 sayılı Kanun'un "Tanımlar"

başlıklı 5. maddesinde, ilgili idarenin, belediye ve mücavir alan sınırları

içinde belediye, dışında valilik (il özel idaresi) olduğu ifade edilmiştir. Bu

hükümler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kanunlarda belirtilen

istisnalar dışında, yapı ruhsatı ile yapı kullanma izni verme yetkisinin,

belediye veya mücavir alan sınırları içinde belediyelere, belediye ve mücavir

alan sınırları dışında ise il özel idarelerine ait olduğu anlaşılmaktadır.

3194 sayılı Kanun'da geçen "ilgili idare" kavramı,

belediye veya mücavir alan sınırları içinde belediyeleri ifade ettiğinden bu

alanlarda yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verme yetkisi belediyelere ait ise

de büyükşehir belediyelerinin bulunduğu iller yönünden ruhsatlandırma

yetkisinin büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeleri arasında ne şekilde

paylaştırılacağına ilişkin olarak 3194 sayılı Kanun'da herhangi bir hüküm

bulunmamaktadır. Ancak konu ile ilgili olarak, 5216 sayılı Büyükşehir

Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, büyükşehir

belediyesi tarafından yapılan veya işletilen alanlardaki işyerleri ile

büyükşehir belediyesinin sorumluluğunda bulunan alanlarda işletilecek yerlere

ruhsat verme ve denetlemenin, büyükşehir belediyesinin görevlerinden olduğu

belirtilmiş; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 73. maddesinin dördüncü fıkrasında

da, büyükşehir belediyeleri tarafından yapılacak kentsel dönüşüm ve gelişim

projelerine ilişkin bina inşaat ruhsatı, yapı kullanma izni ve benzeri tüm imar

işlemleri ile 3194 sayılı Kanun'da belediyelere verilen yetkileri kullanmaya

büyükşehir belediyelerinin yetkili olduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla

büyükşehir belediyeleri tarafından yapılacak kentsel dönüşüm ve gelişim

projeleri dışındaki diğer inşaatlara ilişkin yapı ruhsatı ve yapı kullanma

iznini verme yetkisinin ilçe belediyelerine ait olduğu anlaşılmaktadır.

Dava konusu kuralla, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verilmesi hususunda büyükşehir belediyelerinin yetkisine bırakılan alanlar genişletilerek alışveriş merkezleri de buna dâhil edilmiştir.

2- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

Dava dilekçesinde, 3572, 5216, 5302 ve 5393 sayılı kanunların

ilgili hükümlerine göre perakende işletmelerin belediyeler ve il özel

idarelerinin izniyle açıldığı ve faaliyete geçtiği, dava konusu kuralla

belediyelere ve il özel idarelerine ait olan bu yetkinin büyükşehir

belediyelerine verildiği, ilçe belediyelerine ait perakende işletmelere ruhsat

verme yetkisinin gasp edilerek keyfi bir şekilde büyükşehir belediyelerine

verilmesinin kamu yararı amacıyla bağdaşmadığı ve hukuk devleti ilkesini ihlal

ettiği, ayrıca bu işletmelerin ruhsatlandırılmasına ilişkin işlemlerin, seçimle

iş başına gelmiş, halkın yerel ve ortak ihtiyaçlarını gözeterek görev yapan

ilçe belediyelerine ait olması gerektiği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2.

ve 127. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

Hukuk devleti ilkesinin bir başka gereği ise kanunların kamu

yararı amacını gerçekleştirmek üzere çıkarılmasıdır. Anayasa Mahkemesinin kimi

kararlarında kamu yararı kavramından ne anlaşılması gerektiği ortaya

konulmuştur. Buna göre, kamu yararı, genel bir ifadeyle, bireysel, özel

çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.

Kanunun amaç ögesi bakımından Anayasa'ya uygun sayılabilmesi için kanunun

çıkarılmasında kamu yararı dışında bir amacın gözetilmemiş olması gerekir.

İlgili yasama belgelerinin incelenmesinden kanunun kamu yararı dışında bir amaçla

çıkarılmış olduğu açıkça anlaşılabiliyorsa amaç unsuru bakımından Anayasa'ya

aykırı olduğu söylenebilir. Kanun

koyucunun kamu yararı amacıyla hareket edip etmediği ancak ilgili yasama

belgeleri incelenerek ve kuralın objektif anlamına bakılarak tespit edilebilir.

Anayasa'nın 127. maddesinin birinci fıkrasında mahalli idarelerin

il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere

kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları kanunda gösterilen

seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileri oldukları;

ikinci fıkrasında, kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin yerinden yönetim

ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği öngörülmüştür. Anılan maddenin

üçüncü fıkrasının son cümlesinde de, "Kanun, büyük yerleşim

merkezleri için özel yönetim biçimleri getirebilir." denilmek

suretiyle il, belediye ve köy dışında farklı bir yerel yönetim biçimi olan

büyükşehir belediyesi kurulmasına imkân sağlanmıştır. Buna ilişkin

gerekçede, "Şehirleşmenin hızla geliştiği memleketimizde, büyük

şehirlerin problemlerini yürürlükte bulunan ve yıllarca önce çıkarılmış

kanunlarla çözümlemek imkânsız hale gelmiştir. Nitekim, büyük şehirlerimizin

ulaşım, kanalizasyon gibi, problemlerini çevredeki belediyelerle birlikte

çözümlemek zorunluluğu ile karşılaşılması bunu kanıtlamaktadır. Son zamanlarda

çevredeki yerleşim yerlerinin ana belediyelere bağlanması uygulaması da bu

ihtiyaçtan doğmuştur. İşte bu zorunluluklar karşısında, hizmetlerin daha iyi

görülebilmesini sağlamak amacıyla büyük yerleşim yerleri için özel yönetim

biçimlerinin kanunla getirilebilmesi imkânının Anayasa ile tanınması yoluna

gidilmiştir." ifadelerine yer verilmiştir.

Belediyeler, Anayasa'nın 127. maddesi uyarınca mahalli müşterek

ihtiyaçları karşılamak üzere kurulmuş, kamu tüzel kişiliğine ve yönetsel

özerkliğe sahip, idari vesayete tâbi bir yerel yönetim türüdür. Belediyelerin

görev alanını tayin eden "mahalli müşterek ihtiyaç"kavramı,

herhangi bir yerel yönetim biriminin sınırları içinde yaşayan kişi, aile, zümre

ya da sınıfın özel çıkarlarını değil, aynı yörede birlikte yaşamaktan doğan

somut durumların yarattığı, yoğunlaştırdığı ve sürekli güncelleştirdiği, özünde

etkinlik, ölçek ve sağladığı yarar bakımından yerel sınırları aşmayan,

bölünebilir ve rekabet konusu olabilen yerel ve kamusal hizmet karakterinin

ağır bastığı ortak beklentileri ifade etmektedir.

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında da vurgulandığı üzere, Anayasa'da il, belediye ya da köy halkının yerel ortak ihtiyaçlarının neler olduğu belirlenmemiş olup bunun saptanması kanuna bırakılmıştır. Bu durumda kanun, kamu yararını gözeterek, Anayasa sınırları içinde merkezi yönetimle yerel yönetim arasındaki görev sınırlarını belirleyebilir.

Öte yandan, Anayasa'nın 127. maddesinin üçüncü fıkrasının son

cümlesiyle büyükşehir belediyelerinin kurulmasına imkân sağlanmış ise de

büyükşehir belediyeleri ile diğer belediyelerin görev ayrımıyla ilgili olarak

Anayasa'da herhangi bir hükme yer verilmemiş, bu husus kanun koyucunun

takdirine bırakılmıştır. Kanun koyucu, Anayasa'nın aynı maddesinde sözü edilen

yerinden yönetim ilkesini gözeterek mahalli müşterek ihtiyaçlar kapsamında

değerlendirdiği görev ve hizmetlerden hangilerinin büyükşehir belediyesince

yerine getirileceğinin belirlenmesi hususunda takdir yetkisine sahiptir. Bu

bağlamda ilçe belediyelerinin bazı görev ve yetkilerinin büyükşehir

belediyelerine devri işin doğası gereğidir. Büyükşehir belediyesi sınırları

içerisindeki belediyelerin, diğer belediyelerin sahip oldukları tüm yetki ve

görevleri aynen korumaları büyükşehir belediyesi kurulmasındaki amaçla

bağdaşmaz. İlçe belediyelerinin Anayasayla koruma altına alınan münhasır bir

görev alanı bulunmadığından kanun koyucunun, mahalli müşterek ihtiyaçlardan

hangilerinin büyükşehir belediyelerinin görev alanına dâhil edileceği

konusundaki takdir yetkisinin dar yorumlanmaması gerekmektedir.

Kanun koyucu, mahalli müşterek ihtiyaç kapsamında değerlendirerek

belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyelerce yerine getirilmesini

öngördüğü yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve işyeri açma ve çalışma

ruhsatı verilmesi konularındaki yetkiyi, dava konusu kuralla, büyükşehir

belediyelerinin bulunduğu illerde büyükşehir belediyelerine devretmiştir.

Maddenin gerekçesinde, "büyükşehirlerde kurulacak alışveriş

merkezlerinin, kent bütünlüğü ve etkileyeceği alanın genişliği bakımından

büyükşehir belediyelerinin sorumluluğunda yürütülmesi gerektiği" ifade

edilmiştir. Kanun koyucunun, büyükşehirlerde kurulacak alışveriş merkezlerinin,

kent bütünlüğü ve etkileyeceği alanın genişliğini gözönünde

bulundurarak yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verilmesi konularındaki

yetkiyi büyükşehir belediyelerine vermesinde kamu yararı dışında bir amacın

gözetildiği söylenemeyeceğinden kuralda Anayasa'ya aykırı bir yön

bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. ve 127. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

B- Kanun'un 13. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasının Birinci Cümlesinde Yer Alan ".vali." İbaresi ile (2) Numaralı Fıkrasının İncelenmesi

Dava dilekçesinde, dava konusu kurallarda, perakende işletmelerin

çalışma ve işleyiş saatlerinin bölge ve ülke düzeyinde belirlenmesinde Gümrük

ve Ticaret Bakanlığı (Bakanlık) yetkili kılınmış iken mesleğe, mevsime ve

turizme özgü şartlar ve benzeri hususların ortaya çıkması hâlinde il düzeyinde

bu yetkinin valilere devredilmesinin bu işletmelerin çalışma saatleri hususunda

birbiriyle uyumsuz ve keyfi uygulamalara yol açacağı, düzenlemede kamu yararı

gözetilmediği gibi gerek valiye gerekse Bakanlığa ucu açık ve belirsiz bir

yetki verilmesinin hukuk devleti ilkesini zedelediği, ayrıca bu işletmelerin

çalışma saatlerinin belirlenmesi hususunda yerel düzeyde valiye, bölgesel

düzeyde Bakanlığa yetki tanınmasının mahalli idarelerin özerkliği ilkesiyle

bağdaşmadığı belirtilerek kuralların, Anayasa'nın 2. ve 127. maddelerine aykırı

olduğu ileri sürülmüştür.

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle dava konusu kurallar Anayasa'nın 13. ve 48. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

Kanun'un 13. maddesinde, perakende işletmelerin çalışma saatleri düzenlenmektedir. Maddenin dava konusu kuralı da içeren (1) numaralı fıkrasında, mesleğe, mevsime ve turizme özgü şartlar ve benzeri hususlar gözetilerek perakende işletmelerin bir kısmının veya tamamının çalışma saatlerinin, meslek kuruluşlarının müşterek teklifi üzerine yetkili idarenin görüşü alınmak suretiyle vali tarafından belirlenebileceği, esnaf ve sanatkâr işletmelerinin çalışma saatlerinin belirlenmesi hususunda meslek kuruluşunca teklif oluşturulurken ilgili esnaf ve sanatkâr odasının görüşünün alınacağı öngörülmektedir.

Maddenin dava konusu (2) numaralı fıkrasıyla ise Bakanlığa, üst meslek kuruluşlarının müşterek teklifi üzerine, faaliyet kollarına göre perakende işletmelerin çalışma saatlerini bölge veya ülke düzeyinde belirleme yetkisi tanınmıştır. Maddenin gerekçesinde, bölge veya ülke düzeyinde uygulama birliğinin sağlanması gereken durumlarda, üst meslek kuruluşlarının müşterek teklifi üzerine Bakanlığa çalışma saatlerini belirleme yetkisi tanındığı ifade edilmiştir. Dolayısıyla Bakanlığa tanınan yetkinin amacının bölge veya ülke düzeyinde uygulama birliğinin sağlanması olduğu anlaşılmaktadır.

Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri "belirlilik"tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir.

Dava konusu kurallar uyarınca meslek kuruluşlarının müşterek

teklifi üzerine yetkili idarenin görüşü alınmak suretiyle vali

tarafından belirlenen çalışma saatlerinin belli bir ille sınırlı olacağı,

üst meslek kuruluşlarının müşterek teklifi üzerine Bakanlık tarafından tespit

edilen çalışma saatlerinin ise birkaç ili kapsayan bölgeler veya ülke düzeyinde

geçerli bulunacağı açıktır. Bakanlığın hiyerarşik olarak valiliklerin

üzerinde bulunduğu ve maddenin dava konusu (2) numaralı fıkrasıyla

amaçlanan hususun da bölge veya ülke düzeyinde uygulama birliğinin

sağlanması olduğu gözetildiğinde, Bakanlık tarafından belirlenen çalışma

saatlerinin öncelikle uygulanması gerektiği ve valiliğin, Bakanlığın bölge ve

ülke bazında saptadığı sınırlar çerçevesinde kalmak kaydıyla il bazında

perakende işletmelerin çalışma saatlerini belirleyebileceği anlaşılmaktadır.

Ayrıca valilik ve Bakanlığa tanınan yetkilerin kullanımında hangi ölçütlerin

dikkate alınacağı ve ne tür bir prosedürün izleneceği açıkça düzenlendiğinden

kurallarda belirsizlik oluşturan ve hukuk devleti ilkesine aykırılık

teşkil eden bir husus bulunmamaktadır.

Anayasa'nın "Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48. maddesinin birinci fıkrasında,"Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir." denilmek suretiyle çalışma özgürlüğünün bir parçası olan özel teşebbüs özgürlüğü "herkes" yönünden güvenceye bağlanmıştır. Özel teşebbüs özgürlüğü, her gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin tercih ettiği alanda iktisadi-ticari faaliyette bulunmak üzere teşebbüs kurabilmesini, dilediği mesleki faaliyete girebilmesini ve faaliyeti ile mesleğini Devletin veya üçüncü kişilerin müdahalesi olmaksızın dilediği biçimde yürütebilmesini ifade etmektedir.

Anayasa'nın 48. maddesinde, özel teşebbüs özgürlüğü mutlak bir hak

olarak düzenlenmemiş olup maddenin ikinci fıkrasında, "Devlet, özel

teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini,

güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır."

hükmüne yer verilmek suretiyle "millî ekonominin gerekleri" ve "sosyal

amaçlar"la bu özgürlüğe sınırlamalar getirilebilmesine imkân

sağlanmıştır. Nitekim maddenin gerekçesinde de "Devlet, kamu yararı

olan hallerde ve milli ekonominin gerekleri ve sosyal amaçlarla özel teşebbüs

özgürlüğüne sınırlamalar getirebilir." denilerek, "millî

ekonominin gerekleri" ve "sosyal amaçlar"ın

özel teşebbüs özgürlüğü yönünden birer sınırlama sebebi olduğu vurgulanmıştır.

Anayasa'nın 13. maddesinde hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasının ölçütü gösterilmiştir. Buna göre, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

Özel teşebbüs özgürlüğü, iktisadi-ticari faaliyette bulunan veya mesleki faaliyet yürüten kişinin, çalışma saatlerini kendi çalışma koşullarını dikkate alarak serbest bir biçimde belirleyebilmesini gerektirmektedir. Dolayısıyla özel teşebbüslerin çalışma saatlerini belirleme serbestîsini sınırlayan düzenlemeler özel teşebbüs özgürlüğüne müdahale teşkil eder.

Dava konusu kurallarla, mevsime ve turizme özgü şartlar ve benzeri hususlar gözetilerek perakende işletmelerin bir kısmının veya tamamının çalışma saatlerini belirleme yetkisi valiye, faaliyet kollarına göre bu işletmelerin çalışma saatlerini bölge veya ülke düzeyinde belirleme yetkisi ise Bakanlığa tanınmıştır. Perakende işletmelerin çalışma saatlerinin vali ve Bakanlık tarafından belirlenmesinin, özel teşebbüs özgürlüğüne müdahale oluşturduğu açıktır.

Perakende işletmelerin çalışma saatleri, işletmelerde çalışan işçilerin çalışma koşulları, işletmeler arası rekabet ile göreli olarak zayıf konumda bulunan küçük esnaf ve sanatkârın rekabet gücünü koruyarak varlığını sürdürebilirliği gibi sosyal yönü bulunan birçok meseleyi etkilemektedir. Bu nedenle, bu işletmelerin çalışma saatlerinin vali ve Bakanlık tarafından belirlenmesinin, Anayasa'nın 48. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen sosyal amaçlarla teşebbüs özgürlüğüne müdahale kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

Maddenin gerekçesinde, "Perakende işletmelerin günlük

çalışma saatleri, bulundukları bölgenin nüfus, iklim, coğrafi ve benzeri

özelliklerine bağlı olarak farklılık arz edebilmektedir. Bu durum, perakende

işletmelerin çalışma saatlerinin belirlenmesinde bazı hâllerde mahalli

şartların dikkate alınması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Madde ile,

çalışma saatlerine ilişkin genel hükümler saklı kalmak kaydıyla, gerekli

şartların varlığı hâlinde perakende işletmelerin çalışma saatlerinin vali

tarafından belirlenebilmesine yönelik düzenleme yapılmıştır. Bunun yanında,

bölge veya ülke düzeyinde uygulama birliğinin sağlanması gereken durumlarda,

üst meslek kuruluşlarının müşterek teklifi üzerine Bakanlığa çalışma saatlerini

belirleme yetkisi tanınmıştır." denilmektedir.

Gerekçeden, mahalli şartların dikkate alınarak perakende işletmelerin

çalışma saatlerinin belirlenmesini sağlamak amacıyla valiye, bölge veya ülke

düzeyinde uygulama birliğinin sağlanması amacıyla da Bakanlığa düzenleme

yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Mahalli şartların dikkate alınmasının temin

edilmesi ve ayrıca bölge veya ülke düzeyinde uygulama birliğinin sağlanması

amaçlarıyla valilere ve Bakanlığa bu işletmelerin çalışma saatlerini belirleme

yetkisi tanınmasında anayasal açıdan meşru bir amaca dayanıldığı görülmektedir.

Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlükleri büyük ölçüde kısıtlayan ve kullanılamaz hâle getiren sınırlamalar hakkın özüne dokunur. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları gibi güvenceler demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin gerekleri için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak kanunla sınırlandırılabilirler.

Demokratik bir toplumda temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın, bu sınırlamayla güdülen amacın gerektirdiğinden fazla olması düşünülemez. Demokratik hukuk devletinde güdülen amaç ne olursa olsun, kısıtlamaların, bu rejimlere özgü olmayan yöntemlerle yapılmaması ve belli bir özgürlüğün kullanılmasını önemli ölçüde zorlaştıracak ya da ortadan kaldıracak düzeye vardırılmaması gerekir.

Dava konusu kurallarla, valilere ve Bakanlığa, perakende

işletmelerin çalışma saatlerini belirleme yetkisi tanınmasıyla özel teşebbüs

özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken çalışma saatlerini belirleme

serbestîsine belli bir ölçüde sınırlama getirilmiş ise de anılan özgürlük

tamamen ortadan kaldırılmadığı gibi bu özgürlükten yararlanmanın önemli ölçüde

zorlaştırıldığından da söz edilemez. Zira perakende işletmecinin

iktisadi-ticari faaliyette bulunma imkânı devam etmektedir. Perakende

işletmenin çalışma saatlerinin valilik ve Bakanlıkça belirlenmesinin özel

teşebbüs özgürlüğünü anlamsız kılacak nitelikte olmadığı açıktır. Dolayısıyla

kuralın, hakkın özüne dokunduğu söylenemez. Bu nedenle, dava konusu kural

yönünden asıl tartışılması gereken mesele, sınırlamanın ölçülü olup

olmadığıdır.

Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi, yasal önlemin öngörülen amaç için zorunlu ve amaca ulaşmaya elverişli olmasını, ayrıca amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder.

Bakanlık ve valilik tarafından belirlenecek çalışma saatlerinin, perakende işletmeciliğinin zorunlu kıldığı iktisadi-ticari faaliyetlerin yerine getirilmesini engellemeyecek nitelikte olması gerekmektedir. Bu bağlamda, perakende işletmelerin çalışma saatlerinin, bunların rekabet güçlerini makul olmayan düzeyde düşürecek ve ekonomik yönden orantısız bir kayba uğramalarına yol açacak şekilde belirlenmesi, özel teşebbüs özgürlüğüne yapılan müdahalenin ölçüsüz olması sonucunu doğuracaktır.

Dava konusu kurallarda, perakende işletmelerin çalışma saatlerinin "Mesleğe, mevsime ve turizme özgü şartlar ve benzeri hususlar gözetilerek" ve "meslek kuruluşlarının müşterek teklifi üzerine yetkili idarenin görüşü alınmak suretiyle" belirleneceği kurala bağlanmıştır. Ayrıca meslek kuruluşlarınca esnaf ve sanatkâr işletmelerinin çalışma saatlerine ilişkin teklif oluşturulurken, ilgili esnaf ve sanatkâr odasının görüşünün alınacağı ifade edilmiştir. Öte yandan, Bakanlığın, faaliyet kollarına göre bu işletmelerin çalışma saatlerini bölge veya ülke düzeyinde belirleme yetkisini, "Üst meslek kuruluşlarının müşterek teklifi üzerine" kullanacağı düzenlenmiştir.

Tüm bu hususlar gözönünde bulundurulduğunda, dava konusu

kuralların norm bazında, perakende işletmelerin rekabet güçlerini makul olmayan

düzeyde düşürecek ve ekonomik yönden orantısız bir kayba uğramalarına yol

açacak şekilde çalışma saatlerinin belirlenmesini önleyecek güvenceleri

içerdiği anlaşılmaktadır. Valilik veya Bakanlıkça, dava konusu kurallarda

düzenlenen yetkilerin fiilen kullanımı sonucu belirlenen çalışma saatlerinin

değinilen güvencelere aykırılık teşkil etmesi durumunda da bunun idari yargı

yerlerince denetimden geçirilerek iptal edilebileceği tabiidir. Dolayısıyla

perakende işletmelerin bir kısmının veya tamamının çalışma saatlerinin

belirlenmesi yetkisinin valiliğe, faaliyet kollarına göre bu işletmelerin

çalışma saatlerini bölge veya ülke düzeyinde belirleme yetkisinin ise Bakanlığa

tanınması suretiyle özel teşebbüs özgürlüğüne yapılan müdahalenin ölçüsüz

olduğundan söz edilemez.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa'nın 2., 13. ve 48. maddelerine aykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.

Kuralın Anayasa'nın 127. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ

14.1.2015 tarihli ve 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un;

A- 5. maddesinin (7) numaralı fıkrasının birinci cümlesine,

B- 13. maddesinin;

1- (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ".vali." ibaresine,

2- (2) numaralı fıkrasına,

yönelik iptal istemleri, 13.5.2015 tarihli, E.2015/34, K.2015/48 sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkra, cümle ve ibareye ilişkin yürürlüğün durdurulması istemlerinin REDDİNE, 13.5.2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

14.1.2015 tarihli ve 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un;

A- 5. maddesinin (7) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin,

B- 13. maddesinin;

1- (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ".vali." ibaresinin,

2- (2) numaralı fıkrasının,

Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE, 13.5.2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü

ARSLAN

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Başkanvekili

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh

KALELİ

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üye

Kadir

ÖZKAYA

Üye

Rıdvan

GÜLEÇ

Anayasa Mahkemesi, E. 2015/34, K. 2015/48, 13 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasının Konusu : 14.1.2015
  4. Iı- Yasa Metinleri
  5. Iıı- İlk İnceleme
  6. Iv- Esasın İncelenmesi
  7. V- Yürürlüğün Durdurulması İstemi
  8. Arslan
  9. Altan
  10. Üstün
  11. Özgüldür
  12. Kaleli
  13. Kömürcü
  14. Necipoğlu
  15. Dursun
  16. Tercan
  17. Topal
  18. Özkaya
  19. Güleç
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2015/34
Karar No
2015/48
Tarih
13 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2015/44 K.2015/43
  • AYM Norm Denetimi E.2015/33 K.2015/50
  • AYM Norm Denetimi E.2015/48 K.2015/45
  • AYM Norm Denetimi E.2014/179 K.2015/54
  • AYM Norm Denetimi E.2014/194 K.2015/55
  • AYM Norm Denetimi E.2015/23 K.2015/56

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.