İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2015/39 K.2015/62

- 29417

Esas2015/39Karar2015/62Tarih1 Temmuz 2015Okuma18 dk · 3.695 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
1 Temmuz 2015
Esas Sayısı
2015/39
Karar Sayısı
2015/62
R.G. Tarih-Sayı
15.7.2015
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.695 kelime·18 dk okuma·18 bölüm

- 29417

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Yüksekova Kadastro Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

21.6.1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46. maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa'nın 2., 13., 35., 36. ve 46. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi talebidir.

OLAY

Taşınmazın Hazine adına tespit edilmesine itirazen açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali ve yürürlüğünün durdurulması için başvurmuştur.

I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ

3402 sayılı Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren 46. maddesi şöyledir:

"Hazine adına kayıtlı taşınmaz mallarda iktisap:

Madde 46- Kadastrosu yapılacak veya daha önce tapulama veya kadastrosu tamamlanmış bulunan yerlerde, 766 sayılı Kanunun 37 nci maddesi veya 4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına kaydedilen taşınmaz mallar bu Kanun hükümlerine göre doğan iktisap şartlarına istinaden zilyetleri adına tespit ve tescil olunur.

Hazine adına tescil edilmiş taşınmaz mallardan iskan suretiyle veya toprak tevzii suretiyle verilen yerler (işlemleri tamamlanmamış olsa dahi) başka bir şart aranmaksızın, hak sahipleri adına tespit ve tescil olunur. Bu şekilde hak sahipleri adına tespit ve tescil işlemleri gerçekleşinceye kadarki süre içinde evvelce tahakkuk ettirilenler de dahil olmak üzere ecrimisil alınmaz.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Hazinenin mülkiyetinden çıkmış bulunan veya amme hizmetine tahsis edilen taşınmaz mallar hakkında bu madde uygulanmaz.

İlgililerin, daha önce kadastrosu yapılan yerlerde bu maddeye dayanan talep ve dava hakkı, bu Kanunun yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren 2 yıl geçmekle düşer."

II- İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN ve Kadir ÖZKAYA'nın katılımlarıyla 22.4.2015 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin ise esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III- ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Uygulanacak Kural ve Sınırlama Sorunu

3. Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddelerine göre, bir davaya

bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun

hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görmesi hâlinde veya

taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına

varması durumunda, bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya

yetkilidir. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine

başvurabilmesi için, elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir

davanın bulunması, iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak kanun kuralları,

davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde ve davayı

sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan

kurallardır.

4. 3402 sayılı Kanun'un 46. maddesinin itiraz konusu üçüncü

fıkrası, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte Hazinenin mülkiyetinden çıkmış

bulunan taşınmazlar ile kamu hizmetine tahsis edilmiş olan taşınmazları,

birinci fıkrayla getirilen, "766 ve 4753 sayılı Kanunlar uyarınca

Hazine adına kaydedilen taşınmaz mallardan toprak tevzii suretiyle çiftçilere

verilmeyenlerin, bu Kanun hükümlerine göre doğan iktisap şartlarına istinaden

zilyetleri adına tespit ve tescil imkânı" ile ikinci fıkrasıyla

öngörülen, "Hazine adına tescil edilmiş taşınmaz mallardan iskân suretiyle

veya toprak tevzii suretiyle verilen yerlerin (işlemleri tamamlanmamış olsa

dahi) başka bir şart aranmaksızın, hak sahipleri adına tespit ve tescil imkanı"nın

kapsamı dışında bırakmaktadır.

5. İtiraz yoluna başvuran Mahkemede bakılmakta olan davada uyuşmazlığın konusunu, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce kamu hizmetine tahsis edilen taşınmaz oluşturmaktadır. Dolayısıyla itiraz konusu kuralda yer alan ".Hazinenin mülkiyetinden çıkmış bulunan veya ." ibaresinin uyuşmazlıkta uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır.

6. İtiraz konusu kuralın "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, . mallar hakkında bu madde uygulanmaz." kısmı, "Hazinenin mülkiyetinden çıkmış bulunan taşınmazlar" ile "amme hizmetine tahsis edilen taşınmazlar" yönünden uygulanabilecek ortak kural niteliği taşımaktadır. Görülmekte olan dava ise amme hizmetine tahsis edilen taşınmaza ilişkin olduğundan kuralın geri kalan kısmının sadece ".amme hizmetine tahsis edilen." ibaresiyle sınırlı olarak incelenmesi gerekmektedir.

7. Öte yandan, itiraz konusu ".amme hizmetine tahsis edilen." ibaresi, anılan 46. maddenin hem birinci fıkrası hem de ikinci fıkrası kapsamındaki taşınmazları, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte kamu hizmetine tahsis edilmiş olmaları durumunda, zilyetleri adına tescil imkânının kapsamı dışında bırakmaktadır. İtiraz yoluna başvuran Mahkemede bakılmakta olan dava ise anılan 46. maddenin birinci fıkrası kapsamında kalan, yani 766 ve 4753 sayılı Kanunlar uyarınca Hazine adına tescil edilen taşınmaz mallara ilişkindir. Dolayısıyla ".amme hizmetine tahsis edilen." ibaresinin de Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrası yönünden incelenmesi gerekmektedir.

8. Açıklanan nedenlerle, 21.6.1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46. maddesinin üçüncü fıkrasının;

1- ".Hazinenin mülkiyetinden çıkmış bulunan veya ." ibaresinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine,

2- Kalan bölümünün ".amme hizmetine tahsis edilen." ibaresiyle sınırlı olarak ve bu ibarenin de maddenin birinci fıkrası yönünden incelenmesine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B- Kuralın Anlam ve Kapsamı

9. 3402 sayılı Kanun'un "Hazine adına kayıtlı taşınmaz mallarda iktisap" başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, kadastrosu yapılacak veya daha önce tapulama veya kadastrosu tamamlanmış bulunan yerlerde, mülga 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 37. maddesi veya mülga 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına kaydedilen taşınmaz malların bu Kanun hükümlerine göre doğan iktisap şartlarına istinaden zilyetleri adına tespit ve tescil olunacağı hükme bağlanmıştır.

10. 4753 sayılı Kanun, 1. maddesinin birinci fıkrasının (a)

bendinde açıklandığı üzere, esas itibarıyla arazisi olmayan veya yetmeyen

çiftçileri veya çiftçilik yapmak isteyenleri, aileleri ile birlikte geçimlerini

sağlayacak ve iş kuvvetlerini değerlendirecek ölçüde araziye sahip kılmak

amacıyla çıkarılmıştır. Bu kapsamda hangi arazilerin çiftçilere dağıtılacağı ve

bunların ne şekilde temin edileceği hususu Kanun'un 8. maddesinde düzenlenmiş,

Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunup kamu işlerinde kullanılmayan

araziler ile sahibi bulunmayan araziler de çiftçilere dağıtılacak yerler

arasında sayılmıştır. Anılan Kanun'un 10. maddesinden, söz konusu arazilerin

öncelikle Tarım Bakanlığı emrine verilmek üzere Hazine adına tescil edileceği,

ardından Bakanlıkça çiftçilere dağıtılacağı anlaşılmaktadır.

11. 766 sayılı Kanun'un "İhya" başlıklı 37. maddesinin birinci fıkrasında, 4753 sayılı Kanun hükümlerine göre; Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunup kamu hizmetlerine tahsis olunmayan taşlık ve delicelik araziden 27.3.1950 tarihinden önce masraf ve emek sarfı ile bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik veya tarla hâline gerilmek suretiyle ihya edilmiş gayrimenkullerin, Hazine adına tespit ve tescil olunacağı belirtilmiştir.

12. 3402 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasıyla, 766

veya 4753 sayılı Kanun uyarınca Hazine adına kaydedilen taşınmaz mallardan

toprak tevzii suretiyle çiftçilere verilmeyenlerin, bu Kanun hükümlerine göre

doğan iktisap şartlarına istinaden zilyetleri adına tespit ve tesciline imkân

sağlanmaktadır. Kanun'un gerekçesinde, mülga 766 sayılı Kanun ile mülga 2613

sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu'nda bulunmayan bu madde ile kadastrosu

yapılacak yerlerde, 766 sayılı Kanun'un 37. veya 4753 sayılı Kanun uyarınca

Hazine adına tescil edilmiş taşınmaz malların, 3402 sayılı Kanun'un iktisap

şartlarına göre hak sahipleri adına tesciline imkân sağlandığı ve vatandaşlara

senelerden beri malik sıfatı ile zilyet bulundukları yerlere sahip olma

hakkının tanındığı belirtilmiştir.

13. Türk hukukunda tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlara zilyet

olanların bu taşınmazı mülk edinmelerine imkân tanıyan iki farklı müessese

bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi'nin

639. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 713. maddesinde

düzenlenen "olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı" müessesesi,

ikincisi ise 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinde düzenlenen "ihya" müessesesidir.

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 30.4.2010 tarihli ve

E.2004/1, K.2010/1 sayılı kararında da belirtildiği üzere, olağanüstü

kazandırıcı zamanaşımı, önceden tarıma elverişli olan ancak tapu kütüğüne

kaydedilmemiş taşınmazların, ihya ise dağlar ve tepeler gibi tarıma elverişli

olmayan arazilerin mülk edinilmesine imkân sağlamaktadır.

14. 3402 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasında atıfta bulunulan 766 sayılı Kanun'un 37. maddesinin sadece ihya edilmek suretiyle tarıma elverişli hâle getirilen taşınmazları kapsadığı açıktır. Ancak aynı fıkrada atıfta bulunulan 4753 sayılı Kanun'un kapsamının ihya edilmiş taşınmazlarla sınırlı olduğu söylenemez. Zira 4753 sayılı Kanun'un 8. maddesinde Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunup kamu işlerinde kullanılmayan araziler ile sahibi bulunamayan arazilerin de Hazine adına tespit ve tescil edileceği belirtilmekte olup sözü edilen arazilerin kapsamı, ihya edilmiş arazilerden daha geniştir.

15. 743 sayılı Kanun'un 641. maddesi ile 4721 sayılı Kanun'un 715. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altında kabul edilen sahibi bulunmayan araziler kavramı, ihyaya konu edilmesi mümkün olan "tarıma elverişli olmayan arazileri"kapsadığı gibi ancak kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilebilen "tarıma elverişli olup tapu siciline kaydedilmesi gerektiği halde hiç tescil edilmemiş arazileri" de içermektedir. Dolayısıyla Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasıyla, zilyetleri adına tescil edilmelerine imkân tanınan taşınmazların, ihya suretiyle tarıma elverişli hâle getirilen yerlerin yanında, önceden tarıma elverişli olan yerleri de kapsadığı anlaşılmaktadır.

16. 3402 sayılı Kanun'daki iktisap koşulları ise 14. maddede açıklanmıştır. Maddenin birinci fıkrasına göre, tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dâhil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.

17. 46. maddenin üçüncü fıkrasında yer alan itiraz konusu kuralla, birinci fıkrayla tanına taşınmazın zilyedi adına tescil imkânına bir istisna getirilmiş ve Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte (9.10.1987), Hazinenin mülkiyetinden çıkmış bulunan veya amme hizmetine tahsis edilen taşınmaz mallar hakkında bu maddenin uygulanmayacağı ifade edilmiştir. Dolayısıyla 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iktisap koşullarını taşısa bile daha önce 766 veya 4753 sayılı Kanunlar uyarınca Hazine adına tescil edilmiş bir taşınmazın 9.10.1987 tarihinden önce kamu hizmetine tahsis edilmiş olması durumunda zilyedi adına tespit ve tescili yapılamayacaktır.

C- İtirazın Gerekçesi

18. Başvuru kararında özetle, 4721 sayılı Kanun'a göre zilyetlikle

mülk edinmenin koşullarının oluşmasıyla mülkiyet hakkının kazanıldığı ve bu

hâlde taşınmazın zilyet lehine tescil edilmesi gerektiği, itiraz konusu kuralda

ise bu şekilde mülk edinilen taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilmiş olması

durumunda zilyedi adına tescil edilemeyeceğinin hükme bağlandığı, Anayasa'nın

35. maddesine göre mülkiyet hakkına müdahale edilebilmesi için kamu yararının

bulunması gerektiği, taşınmazın kamu hizmetlerine tahsis edilmiş bulunmasının

kamu yararının varlığı anlamına gelmeyeceği, kamu hizmetine tahsis edilmiş

taşınmazlar için malikin dava açma hakkının engellenmesi ve taşınmazın hiçbir

karşılık ödenmeden idareye geçmesinin mülkiyet hakkının özünü zedelediği,

ayrıca zilyedin kazanılmış hakkının ihlal edildiği belirtilerek kuralın,

Anayasa'nın 2., 13., 35., 36. ve 46. maddelerine aykırı olduğu ileri

sürülmüştür.

D- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

1- Anayasa'nın 35. Maddesi Yönünden

19. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Birey özgürlüğü ile doğrudan ilgili olan mülkiyet hakkı, bireye, emeğinin karşılığına sahip olma ve geleceğe yönelik planlar yapma olanağı tanıyan temel bir haktır.

20. Mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı haklarını kapsamaktadır. Bununla birlikte, anayasallık denetiminde ekonomik değer ifade eden malvarlıklarına ilişkin olarak Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında inceleme yapılabilmesi için ilgili mülkün hâlihazırda kişilerin mülkiyetinde bulunması gerekmektedir. Kişilerin hukuken malik bulunmadıkları malvarlığı değerlerine yönelik mülk edinme beklentileri, kural olarak Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında koruma görmemektedir.

21. Ancak Anayasa Mahkemesi kararlarında açıklandığı üzere, belli

durumlarda, bir "ekonomik değer" veya icrası mümkün bir "alacak"

iddiasını elde etmeye yönelik "meşru bir beklenti",

Anayasa'nın mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Meşru beklenti, makul

bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal

mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu

gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa

sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya

sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın

varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Bkz. Kemal

YELER ve Ali Arslan ÇELEBİ, B. No: 2012/636, 15/4/2014, §§ 36-37).

22. Yukarıda ifade edildiği gibi, 3402 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrası, 766 veya 4753 sayılı Kanunlar uyarınca Hazine adına tescil edilen, ancak henüz çiftçilere dağıtılmamış olan taşınmazların, Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iktisap koşullarını taşıyan zilyetleri adına tescil edilmesine imkân tanımakta; üçüncü fıkrasında yer alan itiraz konusu ibare ise bu kurala bir istisna getirmekte ve değinilen hükümler uyarınca daha önce Hazine adına tescil edilmiş bir taşınmazın 9.10.1987 tarihinden önce kamu hizmetine tahsis edilmesi hâlinde zilyetleri adına tespit ve tescil edilmesini engellemektedir.

23. Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Kanun'un 733. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetinin kazanılabilmesi için kural olarak tapu siciline tescil şarttır. Ancak, miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma hâllerinde mülkiyet tescilden önce kazanılmaktadır. Benzer hüküm, 4721 sayılı Kanun'un 705. maddesinde de yer almaktadır. Dolayısıyla, Türk hukukunda, miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma hâlleri dışında taşınmaz mülkiyeti, tapu siciline yapılan tescilin sonucunda kazanılmaktadır.

24. Gerek mülga 743 sayılı Kanun'un 641. maddesinde gerekse 4721 sayılı Kanun'un 715. maddesinde, sahipsiz yerlerin ilke olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu kabul edilmiş, bunların işletilmesi ve kullanılmasının özel kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Dolayısıyla medeni hukuka göre, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların, özel kanunlarda belirtilen istisnalar haricinde özel mülkiyete konu edilmesi mümkün değildir.

25. İtiraz konusu kuralın kapsamına giren taşınmazlar, 743 sayılı Kanun hükümlerine göre Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunup fiilen özel kişilerin zilyetliğinde bulunmakta iken 766 veya 4753 sayılı Kanun uyarınca çiftçilere dağıtılmak üzere Hazine adına tescil edilmiş, ancak Kanun'un yürürlüğe girdiği 9.10.1987 tarihinden önce kamu hizmetine tahsis edilmişlerdir. Dolayısıyla itiraz konusu kural kapsamında kalan taşınmazlar, zilyetleri adına tapuya tescil edilmediklerinden bunlar üzerinde zilyetlik kuranların mülkiyet hakkına sahip olduklarından söz edilemez.

26. Dava konusu kuralın mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerekip gerekmediğinin tespiti bakımından ayrıca zilyetlerin, ihya ettikleri taşınmazların mülkiyetini kazanacaklarına yönelik "meşru bir beklenti" içerisine girmelerine neden olan bir kanun hükmünün veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadının bulunup bulunmadığına da bakılmalıdır.

27. Yukarıda açıklandığı üzere, Kanun'un 46. maddesinin birinci

fıkrası, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulanan sahipsiz yerlerden,

önceden tarıma elverişli olan taşınmazlar ile zilyetlerince ihya edilmek

suretiyle tarıma elverişli hâle getirilen taşınmazların zilyetleri adına tespit

ve tescil edilmelerine imkân tanımaktadır. Önceden tarıma elverişli olan ancak

tapu kütüğüne kaydedilmemiş bulunan taşınmazlar üzerinde mülkiyet hakkının

kazanılması mülga 743 sayılı Kanun'un 639. maddesi ile 4721 sayılı Kanun'un

713. maddesinde düzenlenen olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı hükümlerine göre,

ihya suretiyle tarıma elverişli hâle getirilen taşınmazlar üzerinde mülkiyet

hakkının kazanılması ise 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinde düzenlenen ihya

hükümlerine göre söz konusu olmaktadır. Her iki müesseseye ilişkin koşullar

farklı olduğundan bu tür taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin mülkiyete etkisinin

ikisi yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekir.

28. 743 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra tarıma elverişli olmayan taşınmazların "ihya"ya konu edilmesi ilk kez mülga 2644 sayılı Tapu Kanunu ile mümkün kılınmıştır. Ancak 4753 sayılı Kanun'un 64. maddesiyle 2644 sayılı Kanun'un, ihyaya imkân tanıyan 6. maddesi yürürlükten kaldırılarak Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tarıma elverişli olmayan taşınmazların ihya suretiyle özel mülkiyete konu edilmesi olanağı ortadan kaldırılmıştır. Bununla birlikte 4753 sayılı Kanun'un geçici maddesiyle, önceki dönemde elde edilen kazanılmış hakların korunmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır.

29. Mülga 5602 sayılı Tapulama Kanunu'nun 52. maddesinin ikinci

fıkrasında da 4753 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra ihya

edilmiş veya ihyasına başlanmış olan gayrimenkullerin Devlet adına

kaydolunacağı kurala bağlanmak suretiyle 1945 yılından sonra ihyanın mümkün

olmadığı daha açık bir şekilde ifade edilmiştir. 5602 sayılı Kanun'un yerine

yürürlüğe konulan 766 sayılı Kanunla ihya kurumu tekrar hukuk sistemimize

girmiş ise de anılan Kanun'da ihya, mülkiyeti kazandırıcı bir olgu olarak

değil, sadece zilyedi adına tespiti gereken bir durum olarak düzenlenmiştir.

Mülga 1617 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Öntedbirler Kanunu'nun 20. maddesiyle

değiştirilen 766 sayılı Kanun'un 33. maddesinin son fıkrasıyla, Devletin hüküm

ve tasarrufu altında bulunan yerler ile (tapuda kayıtlı olsun veya olmasın),

kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla

iktisap edilemeyecekleri açıkça hükme bağlanmıştır.

30. 3402 sayılı Kanun'da ihya, taşınmaz mülkiyetinin iktisabı yollarından biri olarak yeniden düzenlenmiştir. Kanun'un 17. maddesine göre, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan, orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hâle getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.

31. 1945 yılından 3402 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 9.10.1987 tarihine kadar geçen sürede "ihya" suretiyle, bir taşınmazın mülkiyetinin iktisap edilebilmesi hukuken mümkün olmamıştır. Dolayısıyla Kanun'un yürürlüğe girdiği 9.10.1987 tarihinden önce ihya yoluyla tarıma elverişli hâle getirilen taşınmazlara zilyet bulunanların, bu taşınmazların maliki olabilecekleri yolunda meşru bir beklentilerinin bulunduğunun kabulü de mümkün bulunmamaktadır.

32. Kanun'un yürürlüğe girdiği 9.10.1987 tarihinde yürürlükte bulunan 743 sayılı Kanun'un 639. maddesinin birinci fıkrasında, tapu sicilinde kayıtlı olmayan bir gayrimenkulü nizasız ve fasılasız yirmi sene müddetle ve malik sıfatıyla yedinde bulundurmuş olan kimseye, o gayrimenkulün kendi mülkü olmak üzere tescili talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Buna göre, tarıma elverişli olduğu hâlde tapu siciline kaydedilmemiş taşınmazlara yirmi yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız bir şekilde malik sıfatıyla zilyet bulunan kişi, mahkemede dava açmak suretiyle bu taşınmazın kendi mülkü olarak tesciline karar verilmesini isteme hakkını elde etmektedir.

33. 743 sayılı Kanun, 4.10.1926 tarihinde yürürlüğe girmiş ve

olağanüstü zamanaşımını düzenleyen 639. maddesi, Kanun'un yürürlükten

kaldırıldığı 1.1.2002 tarihinde kadar kesintisiz bir şekilde uygulanmıştır.

Dolayısıyla tarıma elverişli olup tapu siciline tescil edilmeyen taşınmazların

olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilebilmesine olanak tanıyan

hükmün, 4.10.1926 tarihinden bu yana hukuk sistemimizde mevcut olduğu hususu

tartışmasızdır. Anayasa Mahkemesinin 18-19.6.1968 tarihli ve E.1966/19,

K.1968/25 sayılı kararında, olağanüstü kazandırıcı zamanaşımında kanundaki

şartların dolmasıyla, yani nizasız ve fasılasız olarak devam eden zilyetliğin

yirminci yılını doldurmasıyla mülkiyet hakkının kazanıldığı, mahkemenin

vereceği kararın ise bu durumun tespitinden ibaret olduğu ifade edilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin bu içtihadı dikkate alındığında, yirmi yıllık sürenin

dolmasının, zilyetlerde, söz konusu taşınmazın mülk edinileceğine ilişkin meşru

bir beklentiye neden olacağı söylenebilir.

34. Ancak itiraz konusu kural kapsamında kalan taşınmazların, daha önce 766 veya 4753 sayılı Kanun'a dayanılarak tapu sicilinde Hazine adına tescil edilmiş olduğu ve itiraz konusu kuralın yürürlüğe girdiği tarihte Hazinenin özel mülkiyetinde bulunduğu hususu da göz önünde bulundurulmalıdır. 743 sayılı Kanun'un 639. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen olağanüstü zamanaşımı yoluyla mülkiyet iktisabı ancak tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar yönünden mümkün olabileceğinden Hazine adına tescil edildikleri tarih itibarıyla söz konusu taşınmazlar, olağanüstü zamanaşımı yoluyla mülkiyete konu olabilme vasfını yitirmişlerdir.

35. Hazine adına tescil işlemi, 766 veya 4753 sayılı Kanun'a

dayanılarak tesis edilmiş olup bu işlemin itiraz konusu düzenlemeyle bir ilgisi

bulunmadığından anılan Kanunlar uyarınca Hazine adına tescil yapılmasının

Anayasa'ya uygun olup olmadığı hususu da bu başvuruda incelenebilecek bir

mesele değildir. Diğer bir ifadeyle itiraz konusu kural kapsamındaki

taşınmazların mülkiyetinin Hazineye ait olmasının anayasallığı probleminin bu

başvuruda tartışma konusu yapılması olanaksızdır. Bu itibarla, taşınmazların

Hazine adına tescilinden sonra meşru bir mülkiyet beklentisinin devamından söz

edilemez. Öte yandan, Hazine adına tescilli bulunan taşınmazların olağanüstü

kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyetinin kazanılması mümkün olmadığından,

mülkiyetin Hazineye geçtiği tarihten sonraki dönemde bu taşınmaza fiilen zilyet

olmanın, meşru bir mülkiyet beklentisi yaratması da söz konusu olamaz.

36. Belirtilen çerçevede, itiraz konusu kural kapsamında kalan

taşınmazlara zilyet olanlar, hiçbir zaman bu taşınmazlara malik olmadıkları

gibi, mülk edinecekleri yolunda meşru bir beklentiye de sahip olmadıklarından

bu kişilerin Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasıyla getirilen tescil

imkânının kapsamı dışında bırakılmalarının Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye

bağlanan mülkiyet hakkı yönünden incelenmesi mümkün değildir. Nitekim Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi de, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek 1 Numaralı

Protokol'ün mülkiyet hakkını düzenleyen 1. maddesinin, daha önce ortadan

kalkmış olan mülkiyet hakkının tekrar elde edilmesini garanti etmediğini ve bu

şekildeki bir ümidin meşru beklenti kavramı içinde değerlendirilemeyeceğini

belirtmektedir (Bkz. Kopecky/Slovakya, B. No: 44912/98,

28/9/2004, §. 35).

37. Dolayısıyla itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 35. maddesiyle bir ilgisi görülmemiştir.

2- Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden

38. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

39. Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında vurgulandığı üzere,

Devlet, hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlar üzerinde, kamu yararını

gözetmek ve Anayasa'nın özel maddelerinde yer alan güvence hükümlerini de

dikkate almak kaydıyla üstün yetkilerini kullanarak dilediği şekilde bir hukuki

düzen tesis edebilir. Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesi

gereğince, yasama işlemlerinin kişisel yararları değil kamu yararını

gerçekleştirmek amacıyla yapılması zorunludur. Bir kuralın Anayasa'ya aykırılık

sorunu çözümlenirken "kamu yararı" konusunda Anayasa

Mahkemesinin yapacağı inceleme yalnızca kanunun kamu yararı amacıyla yapılıp

yapılmadığı ile sınırlıdır. Kanun ile kamu yararının ne kadar gerçekleşip

gerçekleşmeyeceğini denetlemenin anayasa yargısıyla bağdaşmayacağı açıktır.

40. Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasıyla, Devletin hüküm ve

tasarrufu altında bulanan sahipsiz yerlerden zilyetlerince ihya edilmek

suretiyle tarıma elverişli hâle getirilen, ancak 766 veya 4753 sayılı Kanun

uyarınca çiftçilere dağıtılmak üzere Hazine adına tescil edilen taşınmazların zilyetleri

adına tespit ve tescili imkânı getirilmektedir. Kanun'un 46. maddesinin

gerekçesinden kuralın amacının, 766 veya 4753 sayılı Kanunlar uyarınca

çiftçilere dağıtılmak üzere Hazine adına kaydedilenlerden henüz çiftçilere

dağıtılmayanların, zilyetleri adına tespit ve tesciline imkân sağlamak olduğu

anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun, mülga 766 veya 4753 sayılı Kanunlar uyarınca

çiftçilere dağıtılmak üzere Hazine adına kaydedilen arazilerin, bu arazilere

zilyet bulunanların mülkiyetine geçirilmesinde kamu yararına aykırı bir yön

bulunduğu söylenemez.

41. Ancak itiraz konusu kuralla, 9.10.1987 tarihinden önce kamu

hizmetine tahsis edilmiş olan taşınmazlar, zilyetleri adına tescil imkânının

kapsamı dışında bırakılmaktadır. Kanun koyucunun, bu taşınmazların kamu

hizmetine tahsis edildiği hususunu gözettiği anlaşılmaktadır. Devletin hüküm ve

tasarrufu altında bulunan taşınmazların, bu taşınmazlara belli koşullar

dâhilinde zilyet olanlarca mülk edinilebilmesi, kanun koyucunun takdir yetkisi

çerçevesinde getirilen bir imkân olup anayasal bir zorunluluğu ifade etmediği

gibi, anayasal bir yükümlülüğün ifası amacı da taşımamaktadır. Dolayısıyla kamu

hizmetine tahsis edilmiş taşınmazların, kanun koyucunun takdir yetkisi

çerçevesinde getirildiği anlaşılan bu imkânın kapsamı dışında bırakılması da

kanun koyucunun takdirinde olup hukuk devleti ilkesine aykırılık

taşımamaktadır.

42. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

43. Kuralın Anayasa'nın 13., 36. ve 46. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

IV- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ

44. Başvuru kararında özetle, itiraz konusu kuralın uygulanmasına devam edilmesi durumunda anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile teminat altına alınan hakların tamamen korumasız kalacağı ve ileride iptal kararının verilmesi durumunda da bu etkilerin ortadan kaldırılmasının mümkün olamayacağı, bu nedenle kuralın yürürlüğün durdurulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

21.6.1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan ".amme hizmetine tahsis edilen." ibaresi, 1.7.2015 tarihli, E.2015/39, K.2015/62 sayılı kararla reddedildiğinden, bu ibareye ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE, 1.7.2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V- HÜKÜM

21.6.1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46. maddesinin üçüncü fıkrasının;

A- ".Hazinenin mülkiyetinden çıkmış bulunan veya." ibaresinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B- Kalan bölümünün ".amme hizmetine tahsis edilen." ibaresiyle sınırlı olarak ve bu ibarenin de maddenin birinci fıkrası yönünden incelenmesine,

C- ".amme hizmetine tahsis edilen." ibaresinin maddenin birinci fıkrası yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,

1.7.2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü

ARSLAN

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Başkanvekili

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Kadir

ÖZKAYA

Üye

Rıdvan

GÜLEÇ

Anayasa Mahkemesi, E. 2015/39, K. 2015/62, 1 Temmuz 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. Olay
  5. I- İptali İstenilen Kanun Hükmü
  6. Iı- İlk İnceleme
  7. Iıı- Esasın İncelenmesi
  8. Iv- Yürürlüğün Durdurulması Talebi
  9. Arslan
  10. Altan
  11. Üstün
  12. Özgüldür
  13. Kömürcü
  14. Yıldırım
  15. Necipoğlu
  16. Dursun
  17. Tercan
  18. Topal
  19. Özkaya
  20. Güleç
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2015/39
Karar No
2015/62
Tarih
1 Temmuz 2015

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2015/21 K.2015/67
  • AYM Norm Denetimi E.2015/65 K.2015/120
  • AYM Norm Denetimi E.2015/66 K.2015/66
  • AYM Norm Denetimi E.2014/88 K.2015/68
  • AYM Norm Denetimi E.2015/6 K.2015/63
  • AYM Norm Denetimi E.2015/25 K.2015/81

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.