İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2016/136 K.2017/9

Genel Komutanlığı 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askeri Mahkemesi

Esas2016/136Karar2017/9Tarih18 Ocak 2017Okuma10 dk · 1.972 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
18 Ocak 2017
Esas Sayısı
2016/136
Karar Sayısı
2017/9
R.G.Tarih-Sayısı
14.2.2017-29979
İtiraz yoluna başvuran
Jandarma
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.972 kelime·10 dk okuma·10 bölüm

Genel Komutanlığı 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askeri Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU: 25.10.1963

tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun, 9.10.1996 tarihli ve 4191 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle değiştirilen 17. maddesinin ikinci cümlesinin, Anayasa’nın 2., 10., 37., 141. ve 145. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Şüphelinin askerlik görevini yaptığı sırada kasten yaralama suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un, itiraz konusu kuralın da yer aldığı 17. maddesi şöyledir:

“Askeri mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun; askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması (...) halinde askeri mahkemenin görevi sona erer.”

II- İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Nuri NECİPOĞLU, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ’in katılımlarıyla 14.7.2016 tarihindeyapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III- ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

A- İtirazın Gerekçesi

3. Başvuru kararında özetle, itiraz konusu kuralın idareye, faili

Türk Silahlı Kuvvetlerden ayırmak, sözleşmesini feshetmek ya da hakkında

askerliğe elverişsizlik raporu düzenlemek suretiyle yargı kolunu belirleme

yetkisi verdiği, eylem tarihinde statü ve işledikleri suç aynı olan iki asker

kişi arasında eşitsizlik yarattığı, görevsizlik kararı verilerek dosyanın

adliye mahkemesine gönderilmesi nedeniyle tüm işlemlerin yenilendiği ve

yargılamanın gereksiz yere uzadığı, ceza yargılaması hukukunda kişilerin suçun

işlendiği andaki sıfatının esas olduğu, bu sıfatın suçun işlenmesinden sonra bir

şekilde kaybedilmesi hâlinde mahkemenin görevinde bir değişiklik olmaması

gerektiği, bu nedenlerle suçu işlediği sırada asker kişi olan fakat

yargılandığı tarihte bu sıfatı bulunmayanların, işlediği suçun askerî bir suç

olmaması ya da askerî bir suçla bağlı olmaması hâlinde askerî mahkemenin

görevinin sona ereceği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 10., 37., 141. ve

145. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

4. Kanun’un 17. maddesinin birinci cümlesinde, askerî mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesinin, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmeyeceği, maddenin itiraz konusu ikinci cümlesinde ise suçun, askerî bir suç olmaması ve askerî bir suça bağlı bulunmaması hâlinde askerî mahkemenin görevinin sona ereceği öngörülmektedir.

5. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

6. Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen “kanun önünde eşitlik” ilkesi,

hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil,

hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan

kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım

yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda

bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında

eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden

aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,

kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları

gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı

kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

7. Anayasa’nın 7.5.2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle değiştirilen 145. maddesinin birinci fıkrasında, “Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir...” denilmek suretiyle askerî mahkemelerin görev alanı belirlenmiş; ikinci fıkrasında ise ”Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler askerî mahkemelerde yargılanamaz.”‘ denilerek askerî mahkemelerde savaş hâli haricinde sivillerin yargılanamayacağı hüküm altına alınmıştır.

8. Anayasa’nın 145. maddesinde yapılan değişikliğin gerekçesinde,

mevcut hükümde askerî yargının görev alanının oldukça geniş düzenlenmesi

nedeniyle uluslararası belgelerde bu durumun eleştirildiği, askerî mahkemelerin

görev alanının demokratik hukuk devletinin getirdiği ölçüler çerçevesinde

yeniden tanımlandığı, getirilen düzenlemeyle çağdaş ülkelerde olduğu gibi

askerî mahkemelerin görev alanının askerî suçların yargılanmasıyla

sınırlandırıldığı ve asker kişilerin sadece askerlik hizmet ve görevleriyle

ilgili olarak işledikleri askerî suçlara ait davalarla sınırlı tutulduğu, asker

olmayan kişilerin savaş hali haricinde, askerî mahkemelerde

yargılanamayacağının anayasal teminat altına alındığı belirtilmiştir.

9. 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 1. maddesinde askerî suçlar, askerî cürüm ve kabahatler olarak ikiye ayrılmakta; Kanun’da, ölüm, ağır hapis ve hapis cezaları öngörülen suçlar askerî cürüm; kısa hapis cezası öngörülen suçlar ise askerî kabahat olarak tanımlanmaktadır. Öğretide ve yerleşik uygulamada askerî suçlar, "sırf askerî suçlar ve benzer askerî suçlar" diye ikiye ayrılmaktadır.

10. Sırf askerî suçlar; bir asker kişi tarafından askerî bir hizmet veya görevin ihlâli sureti ile işlenip de bu sıfatı taşımayan kimseler tarafından işlenmesine olanak bulunmayan ve Türk Ceza Kanunu’nda kısmen veya tamamen öngörülmeyen suçlardır. Sözü edilen suç tipinin belirleyici unsurları; failin asker kişi olmasını, suçun unsurlarının yalnız Askeri Ceza Kanunu’nda yer alıp başka bir kanunda suç olarak öngörülmemiş bulunmasını ve suçu oluşturan eylemin askerî bir hizmet ve görevin ihlâline yol açmasını gerektirmektedir.

11. Benzer askerî suçlar ise, asker olmayan kimseler tarafından da

işlenmesine olanak bulunup, askerî bir yararı koruma amacını güden, bütün veya

bir kısım unsurları ile genel ceza kanunlarında öngörülen ve askerî ceza

kanunları tarafından ayrıca belirtilen veya yapılan gönderme dolayısıyla bu

kanunların uygulama alanı içine alınan suçlardır. Buna göre, askerî suç

benzerlerinin failleri de kural olarak asker kişilerdir. Askerî suç benzeri

olan suçların asker olmayan kişilerce işlenmesi durumunda, suçun askerî suç

sayılabilmesi, ancak o suçun kanunlarda açıkça belirtilmiş bulunmasına

bağlıdır. Askerî suç benzerlerinin temel unsurları; askerî bir yararı koruma

amacı gütmesi ve Askeri Ceza Kanunu’nda öngörülmüş veya bu Kanun’un Türk Ceza

Kanunu’na açık göndermede bulunmuş olması biçiminde gösterilebilir. Askerî suç

kavramı içinde yer alan sırf askerî suçlar ile benzer askerî suçlarda, askerî

yarar ve gereklerin korunması asıl olduğuna göre, hem asker kişiler hem de

asker olmayan kişiler tarafından işlenebilen benzer askerî suç türünün de

özelliği kuşkusuz askerî bir yararı koruma amacını gütmesidir.

12. 353 sayılı Kanun’un, 9. maddesine göre askerî mahkemeler, kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askerî olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler. Anılan Kanun’un 13. maddesine göre ise 1632 sayılı Kanun’nun 55, 56, 57, 58, 59, 61, 63, 64, 75, 79, 80, 81, 93, 94, 95, 114 ve 131. maddelerinde yazılı suçlar, askerî mahkemelerin yargı yetkisine tâbi olmayan sivil kişiler tarafından barış zamanında işlenirse, bu kişilerin yargılanması, adlî yargı mahkemeleri tarafından, Askeri Ceza Kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle yapılır.

13. 353 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci cümlesine

göre askerî mahkemede yargılanmayı gerektirir ilginin kesilmesi hâlinde

kural, daha önce işlenen suçlara ait davalar hakkında askerî mahkemelerin

görevinin devam etmesidir. Buna göre, suçu işlediği sırada asker olan kişinin

bu sıfatının kalkması, önceden işlediği ve askerî yargıya tâbi bir suçtan

dolayı askerî mahkemede dava açılmasına veya davanın görülmesine engel

olmamaktadır. Ancak bu mutlak bir kural olmayıp istisnaları maddede itiraz

konusu kuralla belirlenmiştir. İtiraz konusu kural uyarınca yargılama konusu

suçun askerî bir suç olmaması, askerî bir suça bağlı bulunmaması hâlinde askerî

mahkemenin görevi sona erecektir. Dolayısıyla suçu işlediği sırada kişi asker

olsa dahi işlediği suç, askerî bir suç olmadığı gibi askerî bir suça bağlı da

olmadığında askerî mahkemenin görevi sona erecektir.

14. İtiraz konusu kuralın, askerî mahkemelerin görev alanını

daralttığı anlaşılmaktadır. Zira 353 sayılı Kanun’un 17. maddesinde itiraz

konusu kuralın bulunmaması hâlinde, askerî mahkemede yargılamayı gerektiren

ilginin kesilmesi durumunda da yargılamanın askerî mahkemede devam etmesi

suretiyle askerî mahkemelerin görev alanı siviller bakımından Anayasa’nın 145.

maddesine aykırı biçimde genişletilmiş olacaktır. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin

1.7.1998 tarihli ve E.1996/74, K.1998/45 sayılı kararında, asker sıfatı sona eren

kişinin askerî mahkemede yargılanması sonucunu doğuran, böylece askerî

mahkemelerin görev alanını genişleten düzenlemenin Anayasa’nın 145. maddesiyle

bağdaşmayacağı belirtilmiştir.

15. Kanun koyucunun kuralla, maddenin birinci cümlesinde yer alan askerî mahkemelerin görev alanını, askerî mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi hâlinde, Anayasa’nın 145. maddesine uygun olarak, suçun askerî bir suç olması veya askerî bir suça bağlı bulunması istisnaları dışında siviller bakımından sınırladığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda itiraz konusu kural kanun koyucunun takdir hakkı kapsamında Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesine ve Anayasa’nın 145. maddesine aykırı değildir.

16. Başvuru kararında, eylem tarihinde statü ve işledikleri suç aynı olan iki asker kişi arasında eşitsizlik yaratıldığı ifade edilmişse de asker kişiler ile yargılama devam ederken asker kişi statüsü sona erenlerin aynı hukuksal konumda olmaya devam etmeleri gerektiği söylenemez. Bu nedenle kanun koyucunun, yargılama sürecinde farklı statüye geçen kişiler bakımından farklı yargı yerleri öngörmesinde eşitlik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.

17. Öte yandan, Anayasa’nın, adil yargılanma hakkının temel

unsurlarından olan kanunî hâkim güvencesine yer veren 37. maddesinde hiç

kimsenin kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı

ve bu sonucu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamayacağı

ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarında, kanunî hâkim ilkesi, bir

suçun işlenmesinden ya da bir uyuşmazlığın doğmasından önce yargı yerinin kanun

ile belirlenmiş olması şeklinde tanımlanmıştır. Kanunî hâkim ilkesinin

temelinde, bir uyuşmazlığın doğmasından sonra o uyuşmazlığa özel mahkeme

kurulmasını veya hâkim atanmasını önlemek yatmaktadır. Askerî mahkemelerde

yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi hâlinde daha önce işlenen suçun askerî

suç olmaması veya askerî bir suça bağlı bulunmaması hâlinde askerî mahkemelerin

görevinin sona ereceği hakkındaki itiraz konusu kuralın, belirli bir

uyuşmazlık, kişi veya topluluğa ilişkin davaların görüleceği mahkemeleri ya da

bu davaları görecek hâkimleri belirlemeye, diğer bir ifadeyle uyuşmazlığa özel

mahkeme kurulmasına veya hâkim atanmasına yönelik olmadığı açıktır. Ayrıca

başvuru kararında itiraz konusu kuralın idareye, faili Türk Silahlı

Kuvvetlerden ayırmak, sözleşmesini feshetmek ya da hakkında askerliğe

elverişsizlik raporu düzenlemek suretiyle yargı kolunu belirleme yetkisi

verdiği ifade edilmişse de idarî ve yargısal denetime tâbi olan ve idarenin

mutlak takdir yetkisinde bulunmayan söz konusu işlemlerin idareye yargı yolunu

belirleme konusunda verilmiş bir yetki olduğu söylenemez. Dolayısıyla itiraz

konusu kural, adil yargılanma hakkını ve kanuni hâkim ilkesini ihlal

etmemektedir.

18. Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasında, “Davaların en

az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” denilmek

suretiyle davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça ifade

edilmiştir. Bu ilke gereğince Devlet, yargılamaların gereksiz yere

uzamasını engelleyecek etkin tedbirler almak

zorundadır. Bu bağlamda, hukuk sisteminin ve özellikle yargılama usulünün,

yargılamaların makul süre içerisinde bitirilmesini olanaklı kılacak şekilde

düzenlenmesi ve bu düzenlemelerde davaların nedensiz olarak uzamasına yol

açacak usul kurallarına yer verilmemesi, makul sürede yargılanma ilkesinin bir

gereğidir. Ancak bu amaçla alınacak kanunî tedbirlerin yargılama sonucunda işin

esasına yönelik adil ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel

oluşturmaması gerektiği de tartışmasızdır. Bu ilkelere uygun olmak kaydıyla

yargılama yöntemini belirlemek ise Anayasa’nın 142. maddesi gereğince kanun

koyucunun takdir yetkisindedir.

19. Başvuru kararında itiraz konusu kural gereğince görevsizlik

kararı verilerek dosyanın adliye mahkemesine gönderilmesi üzerine görevli

mahkemede tüm işlemlerin yenilendiği ve yargılamanın gereksiz yere uzayacağı

ifade edilmişse de davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması ilkesi kanun koyucunun yargı yerlerinin görevine ilişkin

düzenleme yapamayacağı anlamına gelmez. Ayrıca suçun askerî suç veya askerî bir

suça bağlı bulunmaması hâlinde sivil kişilerin askerî mahkemelerde

yargılanmamasını sağlayan kuralın bu amacı ve görev hususunun kamu düzenine

ilişkin olduğu dikkate alındığında davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılması ilkesinin öngördüğü amaca aykırılık

bulunmadığı açıktır. Bu bağlamda kanun koyucunun takdir yetkisi

kapsamındaki kuralın Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

20. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 10., 37., 141. ve 145. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV- HÜKÜM

25.10.1963 tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 9.10.1996 tarihli ve 4191 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle değiştirilen 17. maddesinin ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 18.1.2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Anayasa Mahkemesi, E. 2016/136, K. 2017/9, 18 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu: 25.10.1963
  4. Olay
  5. I- İptali İstenilen Kanun Hükmü
  6. Iı- İlk İnceleme
  7. Iıı- Esasın İncelenmesi
  8. Kömürcü
  9. Akıncı
  10. M. Emin KUZ
  11. Gökcan
  12. Hakyemez
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2016/136
Karar No
2017/9
Tarih
18 Ocak 2017

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2017/2 K.2017/2
  • AYM Norm Denetimi E.2017/3 K.2017/3
  • AYM Norm Denetimi E.2015/42 K.2017/8
  • AYM Norm Denetimi E.2017/6 K.2017/4
  • AYM Norm Denetimi E.2017/4 K.2017/6
  • AYM Norm Denetimi E.2017/7 K.2017/5

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.