İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2016/165 K.2017/76

Mahkemesi

Esas2016/165Karar2017/76Tarih15 Mart 2017Okuma13 dk · 2.635 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
15 Mart 2017
Esas Sayısı
2016/165
Karar Sayısı
2017/76
R.G.Tarih-Sayısı
13.4.2017-30037
İtiraz yoluna başvuran
İstanbul 2. Asliye Ceza
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.635 kelime·13 dk okuma·10 bölüm

Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

9.6.2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda…” ibaresinin, Anayasa’nın 2., 10., 13., 26., 28., 32., 38. ve 90. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Sanıklar hakkında, düzeltme ve cevap yazısının 5187 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartlara uyulmaksızın yayımlanması suçundan açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un, itiraz konusu kuralın da yer aldığı 14. maddesi şöyledir:

“Düzeltme ve cevap

Madde 14- Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır.

Düzeltme ve cevapta, buna neden olan eser belirtilir. Düzeltme ve cevap, ilgili yazıdan uzun olamaz. Düzeltme ve cevaba neden olan eserin yirmi satırdan az yazı veya resim veya karikatür olması hallerinde düzeltme ve cevap otuz satırı geçemez.

Süreli yayının birden fazla yerde basılması halinde, düzeltme ve cevap yazısı, düzeltme ve cevap hakkının kullanılmasına sebebiyet veren eserin yayımlandığı bütün baskılarda yayımlanır.

Düzeltme ve cevabın birinci fıkrada belirlenen süreler içinde yayımlanmaması halinde yayım için tanınan sürenin bitiminden itibaren, birinci fıkra hükümlerine aykırı şekilde yayımlanması halinde ise yayım tarihinden itibaren onbeş gün içinde cevap ve düzeltme talep eden kişi, bulunduğu yer sulh ceza hâkiminden yayımın yapılmasına veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu istemi üç gün içerisinde, duruşma yapmaksızın, karara bağlar.

Sulh ceza hâkiminin kararına karşı acele itiraz yoluna gidilebilir. Yetkili makam üç gün içinde itirazı inceleyerek karar verir. Yetkili makamın kararı kesindir.

Düzeltme ve cevabın yayımlanmasına hâkim tarafından karar verilmesi halinde, birinci fıkradaki süreler, sulh ceza hâkiminin kararına itiraz edilmemişse kararın kesinleştiği tarihten, itiraz edilmişse yetkili makamın kararının tebliği tarihinden itibaren başlar.

Düzeltme ve cevap hakkına sahip olan kişinin ölmesi halinde bu hak, mirasçılardan biri tarafından kullanılabilir. Bu durumda, birinci fıkradaki iki aylık düzeltme ve cevap hakkı süresine bir ay ilave edilir.”

II- İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 12.10.2016 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III- ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

A- İtirazın Gerekçesi

3. Başvuru kararında özetle, cevap ve düzeltme metninin ilgili

yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda yayımlanması zorunluluğunun, bu yayının

yapıldığı sayfaya reklam alınması, gazete sayfalarının azaltılması ya da siyasi

içerikli yazıların yer aldığı sayfa numaralarının ekonomi veya yaşamsal olaylar

bölümüne özgülenmesi gibi editöryal olarak düzenlenmesinden kaynaklanan

sebeplerin varlığı halinde uygulamada sorunlara yol açtığı, cevap ve düzeltme

metninin ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunda yayımlanmamasının

sanıkların iradeleri dışında gerçekleşen nedenlere bağlı olduğu, ayrıca

sanıklar yönünden koşullar oluştuğunda kasıtlı olarak suç işledikleri

şeklindeki kabulle sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin de

cezalandırıldığı, bu nedenlerle kuralın, Anayasa'nın 2., 10., 13., 26.,

28., 32., 38. ve 90. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

B- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

4. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesi yönünden de incelenmiştir.

5. İtiraz konusu kuralın da yer aldığı 5187 sayılı Kanun'un 14.

maddesinde, süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya

kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören

kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde göndereceği suç unsuru

içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan

düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdürün hiçbir düzeltme ve ekleme

yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç

gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden

sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı

puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır.

İtiraz konusu kural “…ilgili yayının yer aldığı sayfa ve

sütunlarda…” ibaresidir.

6. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

7. Anayasa’nın 17. maddesinde, “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez haklarındandır. Bireyin kişisel şeref ve itibarı da Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan “manevi varlık” kapsamında yer almaktadır.

8. Anayasa’nın 28. maddesinin birinci fıkrasında, “Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.” denilmek suretiyle basın hürriyeti temel hak ve özgürlükler arasında sayılmış ve güvence altına alınmıştır. Maddenin dördüncü fıkrasında ise “Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.”hükmüne yer verilmek suretiyle bu hakkın mutlak olmadığı ve Anayasa’nın 26. ve 27. madde hükümlerine göre sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir.

9. Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes,

düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya

toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların

müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de

kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan

yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.” hükmüne yer

verilerek ifade özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında

ise bu özgürlüğün sınırlandırılması sebepleri belirtilip bu hakkın mutlak

olmadığı ve maddede belirtilen nedenlerle sınırlandırılabileceği kabul

edilmiştir. Buna göre ifade özgürlüğünün, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu

güvenliği, başkalarının şöhret veya haklarının korunması amacıyla ve maddede belirtilen

diğer nedenlerle sınırlandırılması mümkündür.

10. Anayasa'nın 32. maddesinde, “Düzeltme ve cevap

hakkı, ancak kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyle

ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir.

Düzeltme ve cevap yayımlanmazsa, yayımlanmasının gerekip gerekmediğine hâkim

tarafından ilgilinin müracaat tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde

karar verilir.” hükmü yer almaktadır. Maddenin gerekçesinde, “Kitle

haberleşmesi faaliyetini yürüten organların, bu faaliyetlerinde serbest kalması

esastır. Bu serbestiyi kısıtlayan unsurlardan biri de süreli yayınlarda,

‘zorunlu yayım’ denilen yayımlardır. Bunlar yayın organına dış çevreden

gönderilen ve organca yayımı mecburî olan mütalaa yahut mülahazalardır. Böylece

süreli yayının sınırlı hacmi doldurulmakta ve serbest yayına yer kalmamaktadır.

İkinci olarak süreli haberleşme organının hizmet gereklerinden biri de

kamuoyuna doğru haber ve bilgi sunmaktır. Nihayet süreli haberleşme organları faaliyetlerinde,

kişilerin haysiyet ve şereflerine saygılı olmakla yükümlüdürler. Maddenin

birinci fıkrasıyla bu üç gerek yerine getirilmekte; diğer bir deyimle düzeltme

ve cevap hakkı sınırlanmakta, kişilerin haysiyet ve şerefleri de korunarak

gerçeğe aykırı yayımlar düzeltilmekte veya cevaplanmaktadır. Kişilere tanınan

bu hakkın kullanılış şartlarını kanun düzenleyecektir.” denilmektedir.

11. Anayasa’nın 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.

12. Temel hak ve özgürlükler özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’da öngörülen sebeplerle ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dokunulamayacak “öz”, her temel hak ve özgürlük açısından farklılık göstermekle birlikte kanunla getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temel hakların kullanılmasını ciddî surette güçleştirip, amacına ulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir.

13. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılan sınırlamalar yönünden ise bu sınırlamaların, demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başka deyişle, öze dokunan sınırlamalar, “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ve “ölçülülük” ilkelerine evleviyetle aykırı olacağından, temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunan sınırlamalar yönünden “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ve “ölçülülük” ilkeleri bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

14. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönünden gözetilmesi öngörülen “demokratik toplum düzeninin gerekleri” kavramı, öncelikle ilgili hak yönünden getirilen sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmalarını gerektirmektedir. “Demokratik toplum düzeninin gerekleri”nden olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik ve ölçülü olmasını ifade etmektedir.

15. Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda dikkate alınması gereken bir diğer ilkedir. Demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleri, iki ayrı kriter olarak düzenlenmiş olmakla birlikte bu iki kriter arasında sıkı bir ilişki vardır. Temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olup olmadığının incelenmesi gerekir.

16. Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ve aralarında sıkı bir ilişki bulunan, “temel hak ve hürriyetlerin özü”, “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ve “ölçülülük ilkesi” kavramları, bir bütünün parçaları olup, “demokratik bir hukuk devleti”nin özgürlükler rejiminde gözetilmesi gereken temel ölçütlerini oluşturmaktadır.

17. Demokratik toplum kişilerin temel hak ve

özgürlüklerinin en geniş şekilde güvence altına alındığı bir düzeni

gerektirir. Demokrasilerde devlete düşen görev, temel hak ve özgürlükleri

korumak ve geliştirmek, bunların etkili şekilde kullanılmasını sağlayacak tedbirleri

almaktır. Bu kapsamda devlet, özellikle temel hak ve özgürlükleri ortadan

kaldıracak veya bunlara ölçüsüz müdahale teşkil edecek tutumlardan kaçınmalı ve

başkalarından gelebilecek tehditlere karşı bireyleri korumalıdır. Temel

hak ve özgürlükler arasında düşünce özgürlüğü ve özellikle düşünceyi açıklama

özgürlüğü önemli bir yer alır. Düşünce özgürlüğünün en olağan yollarından biri

de basındır. Belirli bir olay, konu ve durum hakkındaki düşünce ve kanaat

genellikle basılmış eserlerle, yani gazete, dergi, kitap, broşür, bildiri veya

el ilanı yolu ile açıklanır. Kişilerin düşüncelerini açıklamaları ve çeşitli

konularda bilgi edinmeleri, düşünce ve görüşlerin yazılı ve görsel basın

aracılığıyla başka kişilere, topluma ulaştırılabilmesine bağlıdır.

18. Demokratik toplumlarda basının en önemli görevi, kamu yararını ilgilendiren olay ve konularda haber ve bilgi vermek, açıklamalar yapmak, eleştiri ve değer yargıları sunmak suretiyle toplumu aydınlatmak, kamuoyu oluşturmak, böylece toplumun düşünce ve kanaatlere ulaşmasını sağlamak ve kamu gücünü elinde tutanların üzerinde de toplumun denetimine aracı olmaktır.

19. Bununla birlikte tüm hak ve özgürlükler gibi basın özgürlüğü

de mutlak ve sınırsız değildir. Bu sınırlamalar arasında özel hukuk

açısından önemli olan, kişilik hakkı yönünden getirilen sınırlamalardır. Basın

özgürlüğü gibi kişilik hakkı da, bir temel hak olarak Anayasa’da birçok hükümle

güvence altına alınmıştır. Esasen Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve

özgürlüklerin birçoğu, kişilik hakkının kapsamına giren değerleri koruyan

düzenlemeler içermektedir. Nitekim Anayasa’nın 26. maddesinde düşünceyi

açıklama ve yayma özgürlüğünün kişilerin şöhret veya haklarının korunması

amacıyla sınırlanabileceği düzenlenmektedir. Mutlak ve sınırsız bir hak olmayan

basın özgürlüğünün düzenlendiği Anayasa’nın 28. maddesinde de açık bir şekilde

basın özgürlüğünün sınırlanmasında Anayasa’nın 26. maddesi hükmünün uygulanacağı

ifade edilmiştir.

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesinde de herkesin görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahip olduğu, bu hakkın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerdiği ifade edildikten sonra bu özgürlüklerin demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak “başkalarının şöhret ve haklarının korunması için” yasayla öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabileceği ifade edilmiştir.

21. İtiraz konusu kuralın yer aldığı maddede, süreli yayınlarda

kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı

yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren

iki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken

korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını, sorumlu

müdürün hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı

aldığı tarihten itibaren üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı

tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada aynı puntolarla ve aynı şekilde

yayımlamak zorunda olduğu ifade edilmiştir. İtiraz konusu kuralla ise söz

konusu düzeltme ve cevap yazısının, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve

sütunlarda yayımlanmak zorunda olduğu belirtilmiştir.

22. Cevap ve düzeltme hakkı, kişilerin şeref ve itibarına hukuka

aykırı olarak müdahale edilmesi halinde başvurulan ve bu müdahalelerin

gecikmeksizin ortadan kaldırılması suretiyle kişilerin şeref ve itibarını

korumayı amaçlayan bir yoldur. Bu hakkın amacı, basın özgürlüğü ile kişilik

hakkı arasında gerekli hassas dengenin kurulmasını sağlamaktır. Bu hak kişilere

haksız zarar veren, onlar hakkında gerçek dışı bilgiler yayan, şeref ve

itibarlarını ihlal eden basın kuruluşlarının sahip olduğu yayımı kullanma

imkânını, söz konusu yayımdan zarar gören kişilere vererek bu konulardaki

cevabını yayımlamaya basın faaliyetinde bulunanları zorunlu tutmaktadır. Ancak

bu hak, basın özgürlüğünün ve basın mensuplarının haber verme ve eleştiri

haklarının özüne dokunmayacak ve aynı zamanda hak sahibinin çıkarlarını

koruyacak şekilde kullanılmalıdır.

23. İtiraz konusu kuralın, düzeltme ve cevap hakkının yayımlanma şeklini belirlemek suretiyle basın özgürlüğüne müdahalede bulunduğu açıktır. Ancak basın özgürlüğüne yapılan müdahalede ile bu özgürlük tamamen ortadan kaldırılmadığı veya kullanılamaz hale getirilmediği için hakkın özüne dokunan bir müdahalede bulunulduğu söylenemez. Dolayısıyla kuralla ilgili olarak değerlendirilmesi gereken husus, bu müdahalenin meşru amaçlara dayanıp dayanmadığı, söz konusu kısıtlamanın demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığıdır.

24. Basının önemli bir güç olarak ortaya çıktığı günümüzde, bu güç karşısında kişilerin toplum içinde saygınlık ve kişiliklerinin korunması ihtiyacının giderek arttığı açıktır. Basın özgürlüğünün kabulü yanında, cevap ve düzeltme hakkının belli şartlar dâhilinde bireyin ifade özgürlüğünü de koruma fonksiyonunun bulunduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Zira cevap ve düzeltme hakkı, aynı zamanda bireyin ifade özgürlüğünün bir parçası olup, bu hakkın kullanılmasını sağlamak, devletin ifade özgürlüğü kapsamında pozitif yükümlülükleri kapsamındadır. Aksi takdirde, basının özgürlüğü karşısında bireyin ifade özgürlüğünün korumasız kalma tehlikesi ortaya çıkmaktadır.

25. İtiraz konusu kuralla, süreli yayınlarda şeref ve haysiyeti ihlal edici veya gerçeğe aykırı yayım yapılan ve bundan zarar gören kişilerin düzeltme ve cevap yazılarının ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda yayımlanması öngörülmektedir. Kuralın yer aldığı maddenin gerekçesinde, kişilerin şeref ve haysiyetinin korunması ve toplumun doğru bilgilendirilmesinin sağlanması yönünden çok büyük önem taşıyan düzeltme ve cevap hakkına işlerlik ve etkinlik kazandırmak amacıyla yeniden düzenlendiği ifade edilmektedir.

26. İtiraz konusu kuralın, şeref ve haysiyeti ihlal edici veya gerçeğe aykırı yayım yapılan ve bundan zarar gören kişilerin cevap ve düzeltme yazısının, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda yayımlanması suretiyle kişilerin şeref ve haysiyetinin korunmasını, toplumun doğru bilgilendirilmesini ve kişilik hakkına aynı şekilde korunma imkânı sağlamayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Düzeltme ve cevap hakkı, kişilere basın karşısında en hızlı şekilde ve aynı silahlarla korunma imkânı sağlamayı öngörmektedir.

27. Kişilerin düzeltme ve cevap hakkının, ilgili yayının yer

aldığı sayfa ve sütunlarda yayımlanması suretiyle kullanılmasının bu sayfa ve

sütunları takip eden kamuoyuna ulaşmak bakımından en etkili yol olduğu

kuşkusuzdur. Zira bir süreli yayının tüm sayfa ve sütunlarının okuyucu

açısından aynı önem ve okunma oranına sahip olduğu söylenemez. Kanun koyucunun

kuralla, süreli yayınlarda kişilik haklarına hukuka aykırı şekilde müdahale

edilen kişilerin cevap ve düzeltme yazılarının aynı sayfa ve sütunlarda yayımlanmak

suretiyle bu yazıların en az kişilik haklarına müdahale eden yayınlar kadar

okunmasını sağlayarak cevap ve düzeltme hakkına işlerlik kazandırmayı ve bu

hakkı etkili kılmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda kural, basın

özgürlüğü ile kişilik hakkı arasında, kişilik hakkı aleyhine bozulan dengenin

yeniden kurulmasını sağlamaya yönelik bir düzenleme olup, kuralın basın

özgürlüğüne orantısız bir müdahale teşkil ettiği söylenemez. Dolayısıyla kural

demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı değildir.

Bu nedenle, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

28. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 13., 17., 26., 28. ve 32. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

29. Kuralın Anayasa'nın 10., 38. ve 90. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV- HÜKÜM

9.6.2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 15.3.2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Anayasa Mahkemesi, E. 2016/165, K. 2017/76, 15 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. Olay
  5. I- İptali İstenilen Kanun Hükmü
  6. Iı- İlk İnceleme
  7. Iıı- Esasın İncelenmesi
  8. Kömürcü
  9. Akıncı
  10. M. Emin KUZ
  11. Gökcan
  12. Hakyemez
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2016/165
Karar No
2017/76
Tarih
15 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2016/1 K.2017/81
  • AYM Norm Denetimi E.2016/164 K.2017/75
  • AYM Norm Denetimi E.2016/168 K.2017/82
  • AYM Norm Denetimi E.2017/34 K.2017/24
  • AYM Norm Denetimi E.2017/14 K.2017/83
  • AYM Norm Denetimi E.2017/68 K.2017/50

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.