KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Esas No
- 2016/38
- Karar No
- 2016/34
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2016
Karar Metni
1.355 kelime·7 dk okuma·13 bölüm
Esas Sayısı : 2016/38
Karar Sayısı : 2016/34
Karar Tarihi : 5.5.2016
R.G. Tarih – Sayı : Tebliğ edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Ankara 1. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
4.4.2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun;
1- 76. maddesinin (2) numaralı fıkrasının “…79 uncu maddeler kapsamında olanlar ile bunların aile üyelerine kimlik belgesi verilmez.” bölümünün,
2- 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının;
a- (ç) bendinde yer alan “…79 uncu …” ve “…on beş gün…” ibarelerinin,
b- (d) bendinin birinci cümlesinde yer alan “…on beş gün içinde…” ibaresinin,
Anayasa’nın 2., 10., 13., 16., 36. ve 142. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
I- OLAY
Davacının uluslararası koruma tedbiri verilmesini içeren talebinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünce aynı Kanun’un 79. maddesi uyarınca hızlandırılmış değerlendirme kapsamında incelenip kabul edilemez bulunup reddedilmesine ilişkin idari işlemin iptali istemiyle açılan davada, iptali istenen kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
II- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu bölüm ve ibarelerinde yer aldığı 76. ve 80. maddeleri şöyledir:
“MADDE 76- (1) Mülakatı tamamlanan başvuru sahibine ve varsa birlikte geldiği aile üyelerine, uluslararası koruma talebinde bulunduğunu belirten ve yabancı kimlik numarasını içeren altı ay süreli Uluslararası Koruma Başvuru Sahibi Kimlik Belgesi düzenlenir. Başvurusu sonuçlandırılamayanların kimlik belgeleri altı aylık sürelerle uzatılır.
(2) 72 nci ve 79 uncu maddeler kapsamında olanlar ile bunların aile üyelerine kimlik belgesi verilmez.
(3) Kimlik belgesinin şekli ve içeriği Genel Müdürlükçe belirlenir.
(4) Kimlik belgesi, hiçbir harca tabi olmayıp ikamet izni yerine geçer.”
“MADDE 80- (1) Bu Kısımda yazılı hükümler uyarınca alınan kararlara karşı idari itiraz ve yargı yoluna başvurulduğunda aşağıdaki hükümler uygulanır:
a) İlgili kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı tarafından kararın tebliğinden itibaren on gün içinde Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonuna itiraz edilebilir. Ancak 68 inci, 72 nci ve 79 uncu maddelere göre verilen kararlara karşı sadece yargı yoluna başvurulabilir.
b) İdari itiraz sonucu alınan karar, ilgiliye veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Kararın olumsuz olması hâlinde, ilgili kişi bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında kendisi veya yasal temsilcisi bilgilendirilir.
c) Bakanlık, verilen kararlara karşı yapılan idari itiraz usullerini düzenleyebilir.
ç) 68 inci maddede düzenlenen yargı yolu hariç olmak üzere, 72 nci ve 79 uncu maddeler çerçevesinde alınan kararlara karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş gün, alınan diğer idari karar ve işlemlere karşı kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde, ilgili kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı tarafından yetkili idare mahkemesine başvurulabilir.
d) 72 nci ve 79 uncu maddeler çerçevesinde mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir.
e) İtiraz veya yargılama süreci sonuçlanıncaya kadar ilgili kişinin ülkede kalışına izin verilir.”
III- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, Raportör Mustafa ÇAĞATAY tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu, itiraz konusu Kanun hükümleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu
ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre, bir davaya
bakmakta olan mahkeme, bu davada uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde
kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürse veya taraflardan birinin
ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, o hükmün
iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu kurallar
uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde
yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali
istenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa
kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya
davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte
bulunan kurallardır.
3. İtiraz başvurusunda bulunan Mahkemedeki bakılmakta olan dava, uluslararası koruma başvurusunda bulunan davacının başvurusunun 6458 sayılı Kanun’un 79. maddesi kapsamında hızlandırılmış başvuru olarak değerlendirilmesi ve ardından başvurusunun reddedilmesi üzerine, söz konusu kabul edilemezlik kararının iptali talebine ilişkindir.
4. Kanun’un 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendi
uyarınca aynı Kanun’un 79. maddesi çerçevesinde alınan kararlara karşı kararın
tebliğinden itibaren onbeş gün içinde dava açılması gerekmektedir. Somut
olayda, idarenin ret işlemi davacıya 11.5.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, dava
ise Kanun’da öngörülen onbeş günlük süre geçtikten sonra 10.6.2015 tarihinde
açılmıştır. İdari yargıda dava açma süresi hak düşürücü süre niteliğinde olup,
kamu düzenine ilişkindir ve mahkemelerin her aşamada bu hususu resen dikkate
alması gerekmektedir. Başvuran Mahkemenin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu’nun 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) ile 6458 sayılı Kanun’un
80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendi uyarınca davanın süre aşımı
nedeniyle reddine karar vermesi gerektiği hususu açıktır.
5. Bu durumda, başvuran Mahkemenin elinde usulüne göre açılmış bir davanın varlığından söz edilemeyeceğinden, Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurabilmesi için zorunlu olan, itiraz konusu kuralların “bakılmakta olan davada uygulanacak kurallar” niteliğini taşıması koşulu gerçekleşmemiş bulunmaktadır.
6. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kurallara ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
7. Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.
ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan
ALTAN
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin
GÖKCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
Anayasanın 149/1. maddesi uyarınca, Anayasaya aykırılığın derece mahkemeleri tarafından itiraz yoluyla ileri sürülebilmesi ve somut norm denetimi yapılabilmesi için, mahkemenin görmekte olduğu bir ‘dava’nın bulunması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi de ilk incelemelerde ilkesel olarak görülmekte olan bir davanın bulunması şartını aramaktadır.
Anayasa Mahkemesi bir kararında dava kavramını; “çözüme
bağlanmak üzere, görevli bir mahkeme önüne kanuna uygun biçimde getirilen özel
veya kamu hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar ve işler” olarak tanımlamıştır
(bkz.; AYM 20.12.1977, E. 1977/128 - K. 1977/140). Dolayısıyla Anayasanın 152.
maddesi anlamında bir davanın bulunduğunun kabul edilebilmesi için; bir
mahkemenin önüne getirilen ve verilecek kararla çözümlenmesi beklenilen bir
uyuşmazlığın veya yargısal karara konu bir işin bulunması gerekmektedir. Hatta
Anayasa Mahkemesi dava kavramını, çekişmesiz yargı işlerini de kapsar biçimde
yorumlamıştır. Diğer taraftan itiraz yoluna konu olacak olan davanın, anayasaya
aykırılık iddiasında bulunulduğu tarihte görülmekte olan, kesin olarak
neticelenmemiş bir dava olması gerekmektedir. Dolayısıyla, kanunyolu incelemesi
sırasında itiraz yoluna başvurulabilmektedir. Anayasa Mahkemesi de ilk
incelemede, mahkeme tarafından kendisine getirilen işin, bir ‘dava’ niteliğinde
olup olmadığını incelemelidir.
Diğer taraftan bir konunun dava niteliğinde olması ile, davanın usulen kabul edilebilirliği için gerekli şartları taşıyıp taşımadığı hususları farklı değerlendirilmelidir. Nitekim bir davanın usule uygun açılıp açılmadığı hususu da derece mahkemesi önünde tartışılması ve karara bağlanması gerekir. Başka bir ifadeyle ‘dava’ sürecinin bir parçası olan bu ön mesele çözümlenene kadar ortada görülmekte olan bir davanın bulunmadığı ileri sürülemez. Esasında, bir davaya konu uyuşmazlığa uygulanacak usul normlarının Anayasaya aykırılığının ileri sürülmesi de çoğu kez başka türlü mümkün olmayacaktır.
Anayasada itiraz yolu için aranan şart, görülmekte olan bir
davanın varlığı olduğuna göre, usul hukuku bakımından bir davanın açılması veya
uyuşmazlığın esasının incelenebilmesi için aranan şartlara uygunluğun sıkı
biçimde denetlenmesi, somut norm denetimi yolunu kısıtlayıcı işlev görmektedir.
Bu durum ise Mahkemenin, Anayasaya aykırı normları hukuk sisteminden ayıklama
ve hukukun üstünlüğünü temin etme görevinin ihmal edilmesi anlamına gelebilir.
Bundan başka, bir uyuşmazlığın görülmesi için aranan hak düşürücü süre veya
zamanaşımı gibi hususların olayda tahakkuk edip etmediği hususunun dahi,
tarafların iddia ve savunmalarıyla birlikte mahkemesi önünde çözümlenmesi
gerekmektedir. Usule ilişkin ve derece mahkemesine ait bir konunun Anayasa
mahkemesince ‘dava süresinde açılmamıştır’ biçiminde karar vermiş olması da
yerinde değildir. Her ne kadar çoğunluk görüşü ve Mahkememizin bir kısım
kararlarında aksi fikir benimsenmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin farklı yönde
verdiği kararlar da bulunmaktadır. Nitekim Mahkemenin bir kararında (bkz.; AYM
11.10.1965, E. 1965/18 - K. 1965/53); “bakılmakta olan davanın varlığı için,
onun kanuni usule uygun olarak açılmış olması şart değildir. Davanın yanlış
açılmış olması, yok sayılması için yeter sebep teşkil etmez.” denilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusunda mahkemede görülmekte olan bir davanın bulunduğu görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun “Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine” ilişkin görüşüne iştirak edememekteyim.
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Hasan Tahsin
GÖKCAN
Anayasa Mahkemesi, E. 2016/38, K. 2016/34, 5 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası