İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2017/169 K.2018/42

Ceza Mahkemesi

Esas2017/169Karar2018/42Tarih2 Mayıs 2018Okuma14 dk · 2.783 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
2 Mayıs 2018
Esas Sayısı
2017/169
Karar Sayısı
2018/42
R.G. Tarih-Sayı
7/6/2018-30444
İtiraz yoluna başvuran
Karşıyaka 6. Asliye
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.783 kelime·14 dk okuma·18 bölüm

Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinin;

A. (2) numaralı fıkrasına 18/6/2014 tarihli ve 6545

sayılı Kanun’un 62. maddesiyle eklenen (h) bendinde yer alan “…bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,” ibaresinin,

B. (2) numaralı fıkrasının 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesiyle değişiklik yapılan “İşlenmesi halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” bölümünün,

Anayasa’nın 2. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.

OLAY

Sanık ve suça sürüklenen çocuğun hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından cezalandırılmaları için açılan kamu davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ

A. İptali İstenen Kanun Hükmü

Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 142. maddesi şöyledir:

“Nitelikli hırsızlık

Madde 142- (1) Hırsızlık suçunun;

a) Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında,

b) (Mülga: 18/6/2014-6545/62 md.)

c) Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında,

d) Bir afet veya genel bir felaketin meydana getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan eşya hakkında,

e) Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında,

f) (Mülga: 2/7/2012-6352/82 md.)

İşlenmesi hâlinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Suçun;

a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,

b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,

c) Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,

d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle,

e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,

f) Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,

g) (…) büyük veya küçük baş hayvan hakkında,

h) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,

İşlenmesi hâlinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun, bu fıkranın (b) bendinde belirtilen surette, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.

(3) Suçun, sıvı veya gaz hâlindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi halinde, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır ve onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(4) (Ek: 6/12/2006 – 5560/6 md.) Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz.

(5) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”

B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri

Kanun’un ilgili görülen 42. ve 116. maddeleri şöyledir:

“Bileşik suç

Madde 42- (1) Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.”

“Konut dokunulmazlığının ihlali

Madde 116- (1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Değişik: 31/3/2005- 5328/8 md.) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(3) (Değişik: 31/3/2005 - 5328/8 md.) Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir.

(4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 15/11/2017 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle sınırlama sorunu görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre, Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurular itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralı ile sınırlıdır.

3. Başvuran Mahkeme, 5237 sayılı Kanun’un 142. maddesinin (2) numaralı fıkrasına 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesiyle eklenen (h) bendinde yer alan “…bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,” ibaresi ile aynı fıkranın “İşlenmesi halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” bölümünün iptalini talep etmiştir.

4. İtiraz konusu kurallardan “İşlenmesi halinde, beş

yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” bölümü, nitelikli

hırsızlık suçunun düzenlendiği Kanun’un 142. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

sekiz bendinde yer alan fiillerin işlenmesi hâlinde hükmolunması öngörülen ceza

türü ve süresine ilişkin ortak hüküm niteliğindedir. Bakılmakta olan dava ise

anılan fıkranın (h) bendinde düzenlenen bina veya eklentileri içinde muhafaza

altına alınmış olan eşya hakkında işlenen hırsızlık suçuna ilişkindir. Kanun’un

142. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenmiş olan diğer nitelikli

hırsızlık hâlleriyle ilgili bir dava ise bulunmamaktadır. Bu nedenle esasa

ilişkin incelemenin “…bina veya eklentileri içinde muhafaza altına

alınmış olan eşya hakkında,” ibaresi ile

sınırlı olarak yapılması gerekir.

5. Açıklanan nedenlerle dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin 5237 sayılı Kanun’un 142. maddesinin (2) numaralı fıkrasına 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesiyle eklenen (h) bendinde yer alan “…bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

6. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Aydın AYGÜN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralı ile bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. İtirazın Gerekçesi

7. Başvuru kararında

özetle hırsızlık suçunun geceden sayılan bir zaman diliminde konut niteliğine

sahip bina veya eklentisi içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında

işlenmesi hâli ile yağma suçunun gece vakti konutta işlenmesi hâli karşılaştırılarak

bina veya eklentileri içinde işlenen hırsızlık suçu nedeniyle verilecek cezanın

yanı sıra konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan da ayrıca ceza

verilmesinin hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı gibi gece vakti konutta

yağma suçu ile gece vakti bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış

eşya hakkında işlenen hırsızlık suçu için öngörülen ceza miktarlarının üst

sınırlarının aynı olmasının da hukuk devleti ilkesine aykırılık taşıdığı

belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri

sürülmüştür.

B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

8. Kanun’un 142. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (h) bendinde hırsızlık suçunun bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında işlenmesi hâlinde beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunacağı belirtilmiştir. Anılan bentte yer alan “… bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.

9. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

10. Hukuk devletinde ceza ve

ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, Anayasa’ya aykırı

olmamak üzere ülkenin sosyal, kültürel yapısı, ahlaki değerleri ve ekonomik

hayatın gereksinimlerini gözönüne alan suç politikasına göre belirlenir. Kanun

koyucu, izlediği suç politikası gereği cezalandırma yetkisini kullanırken

toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza

yaptırımı ile karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep

olarak kabul edilebileceği konularında takdir yetkisine sahiptir. Kanun

koyucunun bu konudaki tercih ve takdirinin yerindeliğinin incelenmesi, anayasal

denetimin kapsamı dışında kalmaktadır. Bununla birlikte hukuk devleti ve

ölçülülük ilkeleri gereğince bu yöndeki düzenlemelerde öngörülen yaptırım,

insan onuruna aykırı bulunmamalı ve suçla yaptırım arasında bir ölçüsüzlüğe yol

açmamalıdır. Ölçülülük ilkesinin denetimi ise sadece farklı hukuki değerleri

koruyan suç tiplerinin ceza türleri ve miktarları kıyaslanarak yapılamaz.

11. Hukuk devleti ilkesi ve ceza hukukunun temel ilkeleri arasında yer alan Aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz (ne bis in idem) ilkesi gereğince kişi aynı fiil nedeniyle birden fazla yargılanamaz ve cezalandırılamaz.

12. Bileşik suç, Kanun’un 42. maddesinde “Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre suç olarak tanımlanmış bir fiilin başkaca bir suçun unsurunu oluşturması ya da nitelikli hâlini meydana getirmesi hâlinde bileşik suç oluşur. Bileşik suç kendisini oluşturan suçlara bölünemez. Bileşik suçu oluşturan fiiller ceza hukuku anlamında tek fiil olarak kabul edilir.

13. Hırsızlık suçunun bina

veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkındaişlenmesi

suç tipinde aranan fiil, bina veya eklenti içinde muhafaza altına alınmış olan

eşyanın alınmasıdır. Bu nitelikli hâlin oluşması için bina veya eklentilerine

girmek zorunlu bir unsur olarak öngörülmemiştir. Bina veya eklentilerine

girilmediği durumlarda dahi söz konusu nitelikli hırsızlık suçu

oluşabilecektir. Buna göre bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış

olan eşya hakkında hırsızlık suçunun işlenebilmesi için her durumda konut

dokunulmazlığını ihlal edilmesi zorunlu değildir. Başka bir ifade ile konut

dokunulmazlığını ihlal etmek itiraz konusu nitelikli hâlin bir unsuru değildir.

Bu bağlamda iptali istenen kural bileşik suçun bir örneğini teşkil etmez. Bu

nedenle bina veya eklenti içinde muhafaza edilmiş olan eşya hakkında hırsızlık

suçunun işlenmesi hâline hırsızlık suçunun temel şekline göre daha ağır ceza

öngörülmesi mükerrer cezalandırma anlamına gelmez.

14. İtiraz konusu kural ile bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşyaya yönelik hırsızlık fiilinin önlenmesi ve cezalandırılması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda kanun koyucu kuralla yasakladığı fiilin gerçekleştirildiği yeri ve niteliğini dikkate alarak hırsızlık suçunun daha fazla cezayı gerektiren bir hâlini öngörmüştür. Kanun koyucu takdir yetkisi kapsamında “hırsızlık suçu sonucunda meydana gelen haksızlığın önem ve derecesi özellikle mağdurlar ve toplum üzerindeki etkisi göz önüne alınarak, cezanın caydırıcılık fonksiyonunun gerçekleştirilebilmesi” gerekçesiyle hırsızlık suçunun nitelikli hâlleri için öngörülen ceza miktarlarını artırmıştır.

15. İtiraz başvurusunda Anayasa’ya aykırılık iddiası, gece vakti bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında işlenen hırsızlık suçu ile gece vakti konutta yağma suçu arasında yapılan karşılaştırmaya dayandırılmıştır. Kural olarak suç ve ceza arasında adalete uygun bir oranın bulunup bulunmadığının saptanmasında benzer bir suç için öngörülen ceza ile yapılacak kıyaslamanın değil o suçun yarattığı etkinin ve sonuçlarının dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle bir suç için öngörülen cezanın başka bir suç için öngörülen cezayla karşılaştırılması suretiyle yapılan değerlendirme, anayasal denetime esas oluşturmaz.

16. Kuralın gerekçesine

bakıldığında kanun koyucunun hırsızlık suçunun nitelikli hâllerinin

işlenmesinin olası etkileri nedeniyle suçta caydırıcılığı sağlamak amacıyla

ceza miktarlarında artırıma gittiği ve dolayısıyla da kamu yararını amaçladığı

anlaşılmaktadır. Kanun koyucu düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir

gereği olan ölçülülük ilkesiyle de bağlıdır. Bu ilke ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak

üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik getirilen

kuralın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, gereklilik getirilen

kuralın ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, orantılılık ise

getirilen kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade

etmektedir. Bir kuralda öngörülen düzenleme ile ulaşılmak istenen amaç arasında

da ölçülülük ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunması

zorunludur. Kuralda belirlenen ceza aralığı dikkate alındığında öngörülen

cezanın hırsızlık suçunun nitelikli hâllerinin etkili bir cezayla karşılanması

açısından gerekli, bu fiillerin işlenmesini ve yaygınlaşmasını önlemeye

elverişli yaptırım olduğu açıktır. Bunların yanında hırsızlık suçunun toplumsal

etkisi ve işlenme oranı gözönünde bulundurulduğunda belirlenen ceza aralığının

ağır ya da orantısız olduğu da söylenemez. Kanun koyucunun takdir yetkisi

kapsamında bulunan nitelikli hâl düzenlemesinde hukuk devleti ilkesiyle çelişen

bir yön bulunmamaktadır.

17. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinin (2) numaralı fıkrasına, 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesiyle eklenen (h) bendinde yer alan “…bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,” ibaresinin, Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Hasan Tahsin GÖKCAN’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 2/5/2018 tarihinde karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Anayasanın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir gereği ve ceza hukukuyla ilgili olarak hukukun genel ilkeleri niteliğinde olan “ne/non bis in idem” ilkesi uyarınca kişi bir fiil nedeniyle birden fazla yargılanamaz ve cezalandırılamaz. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7 numaralı Ek Protokolü’nün 4. maddesinin birinci fıkrasında da, “Hiç kimse bir devletin ceza yargılaması usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkûm edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargısal yetkisi altındaki yargılama usulleri çerçevesinde yeniden yargılanamaz veya mahkûm edilemez” denilerek, aynı ilkeye yer verilmiştir.

2. Ne bis in idem ilkesi bir fiilin her durumda birden fazla suç oluşturamayacağı anlamında yorumlanmamaktadır. Fakat AİHM’in Ek 7. Protokolun 4. maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiği bir kararında belirtildiği üzere,

X suçunun diğer suçlardaki tüm unsurları içerdiği, ayrıca başka unsurları da

kapsadığı takdirde yalnızca X suçunun kovuşturulması gerekmektedir (bkz. Franz Fischer/Avusturya, No: 37950/97, 29.5.2001, par. 23-25; D.J.Harris-M.O’Boyle-E.P.Bates-C.M.Buckley, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Hukuku, 2013, s. 781).

3. Anayasa Mahkemesi de verdiği bir iptal kararında hukuk devleti ilkesiyle bağlantılı olarak “ceza hukuku ilkeleri gereği kişi aynı eylem nedeniyle birden fazla yargılanmaz ve cezalandırılmaz” diyerek, ne bis in idem ilkesinin hukuk devleti ilkesine bağlı anayasal ilkelerden olduğunu kabul etmiştir (AYM 2017/95 E.- 2017/119 K. 12.7.2017, R.G. : 25.8.2017-30165).

4. İtiraz yoluyla iptali istenen (altı çizili) ibareyi de içeren TCK’nın 142/2. maddesinin (h) bendindeki kural şöyledir; suçun, “Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında, işlenmesi halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

5. 765 sayılı mülga TCK’nın 491. maddesinin 3. fıkrasının 4. bendinde bu nitelikli hal; hırsızlık, “gündüzün bir bina içinde veya duvarla çevrilerek girilen müştemilatında işlenirse” şeklinde ifade edilmekte ve bu durum doktrin ve uygulamada konut dokunulmazlığını ihlal suçunun hırsızlığın nitelikli biçimini oluşturduğu için ayrıca cezalandırılamayacağı kabul edilmekteydi.

6. İptali istenilen mer’i kuralda “girilerek” sözcüğünün

bulunmadığı gerekçesiyle uygulamada konut dokunulmazlığını ihlal, suçun şiddet

sebebi içinde (ve bileşik suç şeklinde) değerlendirilmeyip, ayrıca suç teşkil

ettiği kabul edilmiştir. 2006 yılında 5560 sayılı Kanunun 6. maddesiyle,

TCK’nın 142. maddesinde şikayet unsurunu düzenlemek üzere eklenen 4. fıkraya

ilişkin Adalet Komisyonu gerekçesinde ; “hırsızlık suçunu işlemek için

başkasının konutuna girilmesi veya mal varlığına zarar verilmesi halinde,

ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmetmek gerekir.” denilmiştir. Bu

düzenleme öncesi doktrinde, (h) bendindeki kuralın bileşik suç vasfında olduğu

değerlendirmeleri yapılmıştır. Ancak sözü edilen 4. fıkra gerekçesinden sonra

problemin yorum yoluyla çözümlenmesi güçleşmiştir.

7. Kuralın Yargıtay kararlarıyla belirlenen uygulanış biçimine

göre, bir apartman dairesine veya işyerine girerek mağdurun parasını çalan

kişinin eylemine 142/2-h madde ve bendinden ayrıca konut dokunulmazlığını bozma

(m.116) suçundan dolayı ceza verilmektedir. Böyle bir eylemde ‘bina içinde

muhafaza edilen eşyanın’ çalınması için konuta girilmesi zorunludur. Başka bir

ifadeyle bina vasfındaki konutta/işyerinde muhafaza altına alınan eşyayı çalmak

amacıyla konuta/işyerine girme fiili, (h) bendindeki eylemin zorunlu unsuru

durumundadır. Teorik olarak, binaya girmeden de suçun işlenebileceği gibi

varsayımlar, itiraza konu olaydaki gibi gerçekleşen vakıalar karşısında bir

anlam ifade etmemektedir. Hırsızlık suçunun (h) bendindeki nitelikli hali

içerisinde bina vasfındaki konut veya işyerine rıza dışı girmeyi zorunlu kılan,

fakat bundan ayrıca girilen yerde başkasına ait bir malın rıza dışı alınması

unsurunu da kapsayan bir suç tipi bulunmaktadır. Böylece konut veya işyerinden

hırsızlık fiili işlendiğinde kişi tek fiil ile, konut dokunulmazlığını ihlal

suçunun ‘konuta rıza dışı girme’ unsurunu da içeren ‘binada muhafaza edilen

eşyanın hırsızlığı’ şeklindeki bileşik suçu işlemektedir. Konunun içtihatla

çözümlenebileceği ileri sürülebilir. Ne var ki yukarıda sözü edilen 4.

fıkradaki değişiklik gerekçesi ve müstakar hale gelen mevcut uygulama

karşısında anayasal denetim bakımından, kuralın uygulamayla belirginleşen

kapsamından hareket edilmesi de bir zorunluluktur.

8. İptal istemine konu kural gereği, bina vasfındaki konuta veya

işyerine girilerek işlenen fiiller bakımından ‘binaya/konuta rıza dışı girme’

unsuru hem hırsızlık hem de konut dokunulmazlığını bozma suçu nedeniyle

kovuşturmaya ve cezalandırmaya konu teşkil etmektedir. Nitekim bu husus

doktrinde de eleştirilmiş ve söz konusu uygulamanın “aynı fiilin iki kez

cezalandırılması” anlamına geldiği ifade edilmiştir (bkz. Mahmut Koca- İlhan

Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 4.B. Ankara 2017, s. 565). Bu durum

elbette yaptırımda da ölçüsüzlüğe yol açmaktadır. Sorunun

çözümlenebilmesi için kuralın iptal edilmesi gerekmektedir. Örneğin nitelikli

yağma suçunda olduğu gibi (149/1-d), 142. maddenin (h) bendine (konut, işyeri

ve eklenti) ibarelerinin eklenmesi suretiyle bileşik suç vasfı

belirginleştirilerek düzenleme yapılabilir. Aynı düzenlemenin burada neden

yapılmadığına ilişkin kamu yararını gerektirir makul ve hakkaniyetli bir

gerekçe de tespit edilememektedir.

9. Açıklanan nedenlerle, ‘aynı fiil’ nedeniyle kişinin iki kere kovuşturulması ve cezalandırılması sonucunu doğuran itiraz konusu kuralın, ne bis in idem kuralına ve dolayısıyla Anayasanın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali gerektiği düşüncesindeyim.

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2017/169, K. 2018/42, 2 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. A. (2) numaralı fıkrasına 18/6/2014 tarihli ve 6545
  5. Olay
  6. I. İptali İstenen Ve İlgili Görülen Kanun Hükümleri
  7. A. İptali İstenen Kanun Hükmü
  8. B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri
  9. II. İlk İnceleme
  10. III. Esasın İncelenmesi
  11. A. İtirazın Gerekçesi
  12. B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  13. Kömürcü
  14. Akıncı
  15. M. Emin KUZ
  16. Gökcan
  17. Karşıoy Gerekçesi
  18. X suçunun diğer suçlardaki tüm unsurları içerdiği, ayrıca başka unsurları da
  19. Hakyemez
  20. Gökcan
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2017/169
Karar No
2018/42
Tarih
2 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2018/66 K.2018/37
  • AYM Norm Denetimi E.2018/98 K.2018/46
  • AYM Norm Denetimi E.2018/69 K.2018/47
  • AYM Norm Denetimi E.2018/97 K.2018/45
  • AYM Norm Denetimi E.2018/58 K.2018/59
  • AYM Norm Denetimi E.2018/47 K.2018/53

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.