İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2017/85 K.2017/64

6. Asliye Ceza Mahkemesi

Esas2017/85Karar2017/64Tarih15 Mart 2017Okuma20 dk · 3.998 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
15 Mart 2017
Esas Sayısı
2017/85
Karar Sayısı
2017/64
R.G.Tarih-Sayısı
24.5.2017-30075
İtiraz yoluna başvuran
Isparta
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.998 kelime·20 dk okuma·13 bölüm

6. Asliye Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin, (6) numaralı fıkrasında yer alan “… veya yurt dışında olma…” ibaresi ile 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değiştirilen (12) numaralı fıkrasının, Anayasa’nın 10. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKÜMLERİ

Kanun’un 253. maddesinin itiraz konusu kuralları da içeren (6) ve (12) numaralı fıkraları şöyledir:

“Uzlaştırma

Madde 253- (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)

(...)

(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.

(...)

(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Uzlaştırma bürosu bu süreyi en çok yirmi gün daha uzatabilir.

(...)”

II- İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, Raportör Aydın AYGÜN tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükümleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

2. Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrasında, “Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.”; 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da “Mahkemenin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla itiraz başvurusu yapılamaz.” hükümlerine yer verilmiştir.

3. Başvuran Mahkeme, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun, 6.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin, (6) numaralı fıkrasında yer alan “…veya yurt dışında olma…” ibaresinin ve 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değiştirilen (12) numaralı fıkrasının iptalini talep etmiştir.

A- Kanun’un 253. Maddesinin (6) Numaralı Fıkrada Yer Alan “…veya yurt dışında olma…” İbaresi ile (12) Numaralı Fıkranın Birinci Cümlesinin İncelenmesi

4. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun, 6.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin, itiraz yoluyla iptali talep edilen “…veya yurt dışında olma…” ibaresinin de içinde yer aldığı, (6) numaralı fıkrası ile (12) numaralı fıkrasının birinci cümlesine yönelik iptal başvurusu, Anayasa Mahkemesinin 12.3.2009 tarihli ve E.2007/14, K.2009/48 sayılı kararıyla esastan reddedilmiş ve bu karar 25.6.2009 tarihli ve 27269 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

5. On yıllık sürenin, Anayasa Mahkemesince iptal davası

başvurularında verilen red kararlarını da kapsayıp kapsamadığı konusunda

doktrinde farklı görüş ve yorumlara rastlanılması ve kimi mahkemelerce bu

konuda tereddüt yaşanıldığının anlaşılması nedeniyle “…veya yurt

dışında olma…” ibaresi ile (12) numaralı fıkranın birinci cümlesi

yönünden yapılan itiraz başvurusunun “tekrar başvuru” sayılıp

sayılmayacağı, bir başka söyleyişle, bu başvuruda işin esasına girilerek bir

anayasal denetim yapılıp yapılamayacağı konusu üzerinde durulmuş, Anayasa’nın

152. ve 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinde öngörülen on yıllık sürenin, itiraz

yoluyla yapılan başvurular bakımından hangi tür başvurularda işin esasına

girilerek verilen ret kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren

başlayacağıhususu incelenmiştir.

6. Esasen konunun iki yönü bulunmaktadır. İlki, on yıllık süre boyunca başvuruda bulunamama kuralının hangi tür başvurularda işin esasına girilerek verilen ret kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren başlayacağı hususu; ikincisi de, bu kuralın hangi tür başvurular için geçerli olduğu hususudur. Elimizdeki başvurunun bir itiraz başvurusu olması nedeniyle, kuralın iptal davası başvuruları için de geçerli olup olmadığı hususu üzerinde durulmamış, yalnızca itiraz yoluyla yapılan başvurular bakımından hangi tür başvurularda işin esasına girilerek verilen ret kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren başlayacağı hususu incelenmiştir.

7. Anayasa’nın 148. maddesine göre Anayasa Mahkemesi, kanunların ve kanun hükmünde kararnamelerin Anayasa’ya uygunluğunu denetlemekte, bu denetimi şekil ve esas bakımından olmak üzere iki değişik içerikte yapmaktadır. Şekil bakımından denetim sadece iptal davası yoluyla yapılabilmekte iken, esas bakımından yapılan denetim iptal davası ve itiraz başvurusu şeklinde olmak üzere iki değişik yol aracılığıyla yapılabilmektedir.

8. İptal davası, Anayasa’nın “İptal davası” ve “Dava

açma süresi” başlıklı 150. ve 151. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre,

kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi

İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas

bakımından Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde doğrudan

doğruya iptal davası açabilme hakkı, Cumhurbaşkanına, iktidar ve anamuhalefet

partisi Meclis grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının

en az beşte biri tutarındaki üyelere ait bulunmakta ve bu hak iptali istenen

kanun, kanun hükmünde kararname veya İçtüzüğün Resmî Gazete’de yayımlanmasından

başlayarak altmış gün sonra düşmektedir. Bir başka deyişle, bir kanun veya

kanun hükmündeki kararname hükmünün Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten

itibaren altmış gün geçtikten sonra bir daha iptal davasına konu edilebilmesi

imkânsız hale gelmektedir. Bu durum, yeni bir Cumhurbaşkanının seçilmesi,

Türkiye Büyük Millet Meclisindeki anamuhalefet grubunun veya tüm üye

kompozisyonunun değişmesi halinde de geçerlidir. Bu sürenin hak düşürücü süre

olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır.

9. İtiraz başvurusu ise “Anayasaya aykırılığın diğer

mahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı 152. maddede düzenlenmiştir. Madde

hükmüne göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, bakmakta olduğu davada

uygulayacağı bir kanun veya kanun hükmünde kararname hükmünün taraflardan

birinin ileri sürmesi sonucu ya da re’sen Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine

varması durumunda iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilecek, Anayasa

Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacak, Anayasa

Mahkemesinin işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını

verip açıklamaması halinde ise davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre

sonuçlandıracaktır. Ayrıca maddenin son fıkrası hükmüne göre, Anayasa

Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazete’de

yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasa’ya

aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamayacaktır.

10. Anayasa Mahkemesinin kararlarının hukuksal niteliğinin belirlendiği “Anayasa Mahkemesinin kararları” başlıklı 153. maddede ise iptal ya da itiraz başvurusu sonucu verilmiş olması şeklinde bir ayrıma gidilmeksizin, Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu, iptal kararlarının gerekçesi yazılmadan açıklanamayacağı, Mahkemenin bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceği ve Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmî Gazete’de hemen yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı hükme bağlanmıştır.

11. Anayasa’nın ilgili kurallarında, bir taraftan iptali

istenilebilecek olan bir kuralın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren

altmış gün geçtikten sonra bir daha iptal davasına konu edilebilmesi imkânsız

kılınırken, diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği

red kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı

hükmün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulması da

imkânsız kılınmaktadır. Ayrıca kurallarda, iptal ya da itiraz başvurusu sonucu

yapılacak anayasal denetimlerde farklı denetim usul ve ölçütlerinin

kullanılacağına veya aynı kurala ilişkin iptal veya itiraz başvurularında

verilecek kararların nitelik olarak farklı olabileceğine ilişkin bir

düzenlemeye de yer verilmemiş, tersine, böyle bir ayrım yapılmaksızın Anayasa

Mahkemesi kararlarının kesin olduğu, yasama, yürütme ve yargı organlarını,

idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı hükme bağlanmıştır.

12. Hem iptal davası açma, hem de itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasındaki esas amaç, yürürlükteki kanun ve kanun hükmünde kararnamenin Anayasa’ya aykırı olan hükümlerinin Anayasa’ya uygunluk denetimi ile ayıklanmasıdır.

13. Gerek Anayasa’da, gerek 6216 sayılı Kanun’da ve gerekse

de Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünde, bir kanun veya kanun hükmünde kararname

hükmünün, “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi”

yoluyla ya da iptal davası yoluyla Anayasa Mahkemesinden iptalinin

istenilmesi halinde Anayasa Mahkemesince yapılacak anayasal denetimde farklı

usul uygulanabileceğine, aynı kuralın Anayasa’ya uygunluğu ya da

aykırılığı bağlamında farklı gerekçelere dayanılabileceği yönünde herhangi bir

kural bulunmamaktadır. Bu durum nedeniyle de Anayasa Mahkemesince, gerek

iptal davası ve gerekse itiraz başvurusu yoluyla yapılan tüm başvurularda, bir

kanun veya kanun hükmünde kararname hükmünün Anayasa kuralları karşısındaki

durumu, herhangi bir maddi durum veya olaydan bağımsız, iptal davası açanlarca

ya da itiraz başvurusunda bulunan mahkemelerce ortaya konulan gerekçelere bağlı

kalma zorunluluğu bulunmaksızın ilgili görülen tüm Anayasa kuralları bakımından

objektif olarak incelenmektedir. Ayrıca yine belirtmek gerekir ki, aynı kurala

ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi önünde aynı anda hem iptal davası, hem de

itiraz başvurusunun bulunması durumunda bu başvuruların birleştirilerek

incelenmesi mümkündür. Nitekim gerekli durumlarda Anayasa Mahkemesince bu yola

başvurulmaktadır.

14. İptal davasının incelenmesi sırasında görülmemiş olabilecek Anayasa’ya aykırılıkların daha sonra somut olay temelinde fark edilerek, Anayasa’ya aykırı kuralın hukuk düzeninden ayıklanması gibi önemli bir yararı olabileceği düşüncesiyle on yıllık sürenin itiraz başvurularında verilen red kararlarından başlatılması gerektiği ileri sürülebilir ise de, bu bağlamda ortaya çıkabilecek sakıncaların en baştan önlenmesi amacıyla, 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesine, Anayasa Mahkemesinin, iptal veya itiraz başvurularında öne sürülen Anayasa’ya aykırılık gerekçeleri ile bağlı olmayacağına ilişkin kural konulmuş bulunmaktadır.

15. Bu bakımdan, ister iptal davası yoluyla isterse itiraz başvurusu yoluyla olsun, aynı kanun veya kanun hükmünde kararname hükmünün iptal talebinin reddine ilişkin olarak verilen kararlar, hukuksal olarak aynı nitelik ve değerde kararlardır. Dolayısıyla hangi tür başvurular üzerine verildiğine bakılarak Anayasa Mahkemesi kararları arasında hukuksal anlamda herhangi bir değer farkı oluşturulamaz.

16. Danışma Meclisi Anayasa Komisyonu’nun Anayasa’nın 152.

maddesinin dördüncü fıkrasına ilişkin gerekçesinde, “İkincisi, bir

hükmün iptaline ilişkin davanın reddinden sonra beş yıl geçmedikçe aynı hükmün

iptalinin istenemeyeceğidir. Her ne kadar sebep birliği olmadıkça muhkem

kaziyeden bahsolunamazsa da Anayasa Mahkemesi kararında davanın dayandığı

gerekçe ile bağlı olmadığından Anayasa’ya aykırılığı her türlü neden yönünden

araştırmak zorundadır. Bundan başka kanunların zamanla Anayasaya aykırı hale

geldiği de düşünülebilir. Ancak bunun için makul bir sürenin geçmesi de

şarttır. İşte bu süre beş yıl olarak takdir olunmuştur. Bunların dışında,

hukukun ana ilkelerinden biri olan istikrar ilkesi de gözönüne alınmış,

reddedilen bir davanın beş yıl geçmedikçe yeniden açılamayacağı kabul

edilmiştir.” biçiminde açıklamalara yer verilmiştir.

17. Milli Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonu tarafından ise fıkrada bazı değişiklikler ve eklemeler yapılmış, Anayasa Mahkemesinin red kararlarından bazılarının usule ilişkin olabileceği gözetilerek, bunların hariç bırakılması amacıyla “esasına girerek” ibaresi eklenmiş, uygulamada istikrar sağlamak amacıyla “beş” yıl olan süre “on” yıla çıkarılmıştır.

18. Bu gerekçelerden, aynı kural yönünden yeni bir başvuru yapılabilmesi için on yıllık bir süre öngörülmesiyle, işin esasına girilerek verilen red kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra, o hükmün, zamanla oluşacak değerlendirme ve içtihat değişiklikleri veya başka nedenlerle Anayasa’ya aykırı hale geldiğinin ileri sürülebilmesi için aradan yeterli bir sürenin geçmesi gerektiğinin, böylece bu süre içinde, aynı yasa hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla sürekli olarak yapılacak başvuruların önlenmesinin, bir başka söyleyişle bir kuralın Anayasa’ya uygunluğunun Anayasa Mahkemesine on yıllık süre içinde ancak bir kez incelettirilebilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.

19. Anayasa’nın 152. maddesinin son fıkrasında geçen “Anayasa

Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının” ibaresinden,

kuralın Anayasa’nın bütünlüğü içerisinde düzenlenmiş olduğu yerden hareketle “Anayasa

Mahkemesinin itiraz başvurularında işin esasına girerek verdiği red

kararı” anlamının çıkarılması mümkün değildir. Zira

anayasa koyucu tarafından, 60 gün içerisinde iptal davası başvurusu yapılmadan

ya da bu süre içinde yapılmış olmakla birlikte bu başvuru henüz karara

bağlanmadan önce aynı hükmün iptali talebine ilişkin bir itiraz başvurusunun

Anayasa Mahkemesince sonuçlandırılarak kararının da Resmî Gazete’de yayımlanmış

olması olasılığı ile yine 60 gün içerisinde iptal davası açmaya yetkili

olanlardan birisi tarafından açılmış olan bir davanın diğerleri henüz dava

açmadan önce sonuçlandırılıp kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması

olasılığı teorik olarak mümkün olmakla birlikte fiilen gerçekleşme olasılığının

oldukça düşük olması nedeniyle, iptal davası başvuruları için on yıllık bir süre

geçmesinin öngörülmesinin anlamlı ve gerekli olmadığının değerlendirilmesi

suretiyle konunun iptal davaları bakımından özel olarak düzenlenmesine ihtiyaç

duyulmadığı; kanun yapma tekniğine daha uygun olduğu için de itiraz

başvurularına ilişkin bölümde düzenlendiği sonucuna varılmaktadır.

20. Öte yandan, belirtilen hususla birlikte Danışma Meclisi

Anayasa Komisyonu’nun “… bir hükmün iptaline ilişkin davanın reddinden sonra”

ve “… reddedilen bir davanın beş yıl geçmedikçe yeniden açılamayacağı kabul

edilmiştir.” biçimindeki fıkraya ilişkin gerekçesi de dikkate

alındığında, Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrasında yer

alan “… tekrar başvuruda bulunulamaz.”ibaresinden ve 6216 sayılı

Kanun’un 41. maddesinde yer alan “itiraz başvurusu yapılamaz.” ibaresinden

de farklı bir anlam çıkarılması mümkün değildir. Nitekim, Anayasa

Mahkemesinin 22.2.2006 tarihli E.2003/23, K.2006/26; 16.01.2014

tarihli E.2013/77, K.2014/4; 11.09.2014 tarihli E.2014/82, K.2014/143;

27.03.2014 tarihli E.2013/99, K.2014/61; 23.07.2014 tarihli E.2014/136,

K.2014/131 sayılı kararları da bu doğrultudadır.

21. Hal böyle olunca, Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen “on yıllık” sürenin (iptal davası veya itiraz başvurusu üzerine verilmiş olması ayrımı yapılmaksızın), iptal veya itiraz başvurularından herhangi birinde işin esasına girilerek verilen red kararının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten başladığının kabulü gerekmektedir.

22. Yapılan incelemede, Anayasa Mahkemesince iptal davasının esasına girilerek verilen ret kararından sonra, aynı kural hakkında yeni bir başvurunun yapılabilmesi için, önceki kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 25.6.2009 tarihinden başlayarak geçmesi gereken on yıllık sürenin henüz dolmadığı anlaşılmıştır.

23. Açıklanan nedenlerle, Kanun’un 253. maddesinin (6) numaralı fıkrasında yer alan “… veya yurt dışında olma…” ibaresine ve (12) numaralı fıkrasının ilk cümlesine yönelik itiraz başvurusunun, Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince esas incelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.

24. Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Serruh KALELİ, Celal Mümtaz AKINCI, M. Emin KUZ, Recai AKYEL ile Yusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşe katılmamışlardır.

B- Kanun’un 253. Maddesinin (12) Numaralı Fıkranın İkinci Cümlesinin İncelenmesi

25. Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Kanun’un 40. maddelerine göre,

bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanun veya

kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürse veya

taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına

varırsa o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak,

bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için

elinde yöntemince açılmış ve görevine giren bir dava bulunması ve iptali

istenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa

kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde ve

davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte

bulunan kurallardır.

26. Kanun’un 253. maddesinin itiraz konusu (12) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi, uzlaştırma işlemlerinin tamamlanması için uzlaştırma bürosunun, uzlaştırmacıya ve taraflara verebileceği azami süreyi belirlemektedir.

27. Bakılmakta olan davada sanıklara yüklenen suç, uzlaşma kapsamında olmakla birlikte, uzlaşma ilgili maddede yer alan başkaca bir koşul nedeniyle sağlanamamıştır. Bu nedenle, uzlaştırma işlemlerinin tamamlanması için uzlaştırma bürosunun, uzlaştırmacı ve taraflara verebileceği azami süreyi düzenleyen Kanun’un 253. maddesinin (12) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi, bakılmakta olan davada uygulanacak kural niteliğinde değildir.

28. Açıklanan nedenlerle, Kanun’un 253. maddesinin (12) numaralı fıkrasının ikinci cümlesine yönelik başvurunun, Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

III- HÜKÜM

4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin,

A- 1- (6) numaralı fıkrasında yer alan “… veya yurt dışında olma…” ibaresinin,

2- (12) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin,

Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Serruh KALELİ, Celal Mümtaz AKINCI, M. Emin KUZ, Recai AKYEL ile Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

B- 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değiştirilen (12) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu cümleye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

15.3.2017 tarihinde karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 253. maddesinin

(6) numaralı fıkrasında yer alan “…veya yurt dışında olma…” ibaresi ile

(12) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin iptali talebiyle yapılan itiraz

başvurusu, Mahkememiz çoğunluğu tarafından, Anayasa’nın 152. maddesinin son

fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca

reddedilmiştir. Çoğunluk, “on yıl yasağı” olarak bilinen, Anayasa Mahkemesinin

işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından

itibaren on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla

tekrar başvuru yapılamayacağına dair kuralı geniş yorumlayarak, iptal davası

sonucunda verilen red kararlarına da teşmil etmiştir.

2. On yıl yasağına ilişkin kural, itiraz başvurusu üzerine işin

esasına girilerek verilen red kararları sonrasında geçerli kabul edilmelidir.

Kurala, Anayasa’nın “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri

sürülmesi” kenar başlıklı 152. maddesinde yer verilmiş olması, on yıl başvuru

yasağının iptal davası üzerine verilen red kararlarını kapsamadığını

göstermektedir. Anayasa koyucu, on yıl kuralını iptal davası sonucu verilen red

kararları için de geçerli kabul etmiş olsaydı, iptal davaları ve itiraz

başvuruları için ortak hükümlerde konuyu düzenleyebilirdi. Kanun koyucu da aynı

nedenle kurala, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un “İptal ve İtiraz Davalarına İlişkin Ortak Hükümler” başlıklı

Üçüncü Bölümünde değil, sadece itiraz yoluna ilişkin hükümlerin bulunduğu

“İtiraz Yolu” başlıklı İkinci Bölümünde yer vermiştir.

3. Kuralın lafzı da on yıllık başvuru yasağının iptal davaları

sonucu verilen red kararlarını kapsamadığı şeklindeki görüşü desteklemektedir.

Anayasa’nın 152. maddesinin son fıkrasına göre “Anayasa Mahkemesinin işin

esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on

yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar

başvuruda bulunulamaz”. Kuralda yer alan “başvuru” ibaresi itiraz yolu için

kullanılmaktadır. Nitekim 6216 sayılı Kanun’un “Başvuruya engel durumlar” kenar

başlıklı 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “itiraz başvurusu yapılamaz”

denilmek suretiyle Anayasa’da kastedilenin itiraz başvurusu olduğu açıklığa

kavuşturulmuştur. Kanun’da yer alan bu ibareyi Anayasa’da yer alan “tekrar”

kelimesiyle birlikte değerlendirdiğimizde “tekrar itiraz başvurusu yapılamaz”

sonucu ortaya çıkmaktadır. Mantıken bir konuda tekrar itiraz

başvurusu yapılabilmesi için, aynı konuda daha önce bir itiraz başvurusunun

yapılmış olması gerekir. Bu nedenle kuralın lafzî yorumu, on yıl yasağını

itiraz başvurusu ile sınırlı bir istisna olarak anlamayı gerektirmektedir.

4. Esasen Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 152. maddesinin son

fıkrasındaki on yıl yasağını başlangıçta itiraz başvurularıyla sınırlı olarak

yorumlamıştır. Mahkeme, on yıllık başvuru yasağının 1961 Anayasası döneminde

verilen red kararlarını kapsamadığını belirtirken, yasağın itiraz başvuruları

üzerine verilmiş olan red kararlarını kapsadığını dolaylı da olsa ifade

etmiştir. Anayasa Mahkemesi “Anayasanın 152. maddesinin son fıkrasında yer

alan on yıllık sürenin, sözü edilen bu Anayasa hükümlerine göre itiraz

yolu ile Anayasa Mahkemesine gelmiş ve işin esasına girilerek verilmiş

bulunan red kararlarının Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra uygulanacağına”

oybirliğiyle karar vermiştir (E.1983/1, K. 1983/5, K.T: 26/4/1983).

5. Mahkememiz çoğunluğu, iptal talebinin reddine ilişkin verilen

kararların hukuksal olarak aynı nitelik ve değerde olduğunu, bu nedenle “hangi

tür başvurular üzerine verildiğine bakılarak Anayasa Mahkemesi kararları

arasında hukuksal anlamda herhangi bir değer farkı oluşturulamaz” olduğunu

belirtmiştir (§ 15). Bu görüşün doğru olmakla birlikte, konumuzla doğrudan

ilgili olmadığı kanaatindeyiz. Kararların hukuksal “niteliği ve değeri”nden

kastedilen şayet onların Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca bağlayıcılığıysa,

hiç kuşkusuz iptal davası ve itiraz başvurusu üzerine verilen kararlar aynı

ölçüde bağlayıcıdır. Ancak buradaki mesele bağlayıcılık değil, iptal davası üzerine

verilen red kararlarından sonra on yıl geçmeden de itiraz başvurusu

yapılabilmesidir. Bu durum, iptal davası üzerine verilen red kararlarının

hukuksal anlamda farklı nitelik ve değerde olduğu anlamına gelmemektedir.

6. Esasen, iptal davası üzerine verilen red kararından sonra on

yıl geçmeden itiraz başvurusu yapılabilmesi, soyut

norm denetimi ile somut norm denetimi arasındaki mahiyet farkından

kaynaklanmaktadır. Soyut norm denetiminde bir kanun hükmü, henüz uygulanmadan

Anayasa’ya uygunluk denetimine tabi tutulmaktadır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

incelediği kuralı soyut ve genel olarak ele almak suretiyle bir sonuca

ulaşmaktadır. Somut norm denetiminde ise iptali istenen bir kuralın bir

uyuşmazlığa uygulanması söz konusudur. İtiraz başvurusunda bulunan mahkemeler,

kuraldaki Anayasa’ya aykırılığı somut uyuşmazlıktan hareketle ileri

sürmektedir. Başka bir ifadeyle iptali istenen kuralın mahkemenin önünde

açılmış olan davada uygulanacak olması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin ilk

inceleme aşamasında sıklıkla vurguladığı üzere, uygulanacak kanun kuralları

“davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı

sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan

kurallardır”. Anayasa Mahkemesi somut norm denetiminde kuralın ortaya çıkardığı

problemi ve muhtemel Anayasa’ya aykırılığı somut uyuşmazlık üzerinden

değerlendirme imkânına sahip olabilmektedir. Soyut ve somut norm denetimleri

arasındaki bu mahiyet farkı, aynı kural hakkında yapılan incelemenin kapsamı ve

sonucunu da farklılaştırabilecektir.

7. Önümüzdeki itiraz başvurusu, soyut norm denetimi ile somut norm

denetimi arasındaki bu mahiyet farkını gösteren tipik bir örnektir. Somut

başvuruda Isparta 6. Asliye Ceza Mahkemesi, CMK’nın “Uzlaştırma” başlıklı 253.

maddesinin (6) numaralı fıkrasında yer alan “…veya yurt dışında olma…”

ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Söz konusu ibare

nedeniyle, mağdur, suçtan zarar gören, şüpheli veya bunların kanuni

temsilcilerinin yurt dışında olması nedeniyle kendilerine ulaşılamaması halinde

uzlaştırma yoluna gidilememesinin, dolayısıyla dava açılmasının Anayasa’nın

eşitlik ilkesini koruyan 10. maddesine ve hak arama hürriyetini koruyan 36.

maddesine aykırı olduğu iddia edilmiştir. Ceza muhakemesinde uzlaştırma

müessesesinin önemi ve somut uyuşmazlık dikkate alındığında iptali istenen

kuralların Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmasının ne kadar gerekli olduğu

hususu izahtan varestedir.

8. Ancak Mahkememiz çoğunluğu, somut başvuruyu E.2007/14, K.

2009/48 sayılı ve 12.3.2009 tarihli iptal kararında verilen red kararının

üzerinden on yıl geçmediği gerekçesiyle reddetmiştir. Mezkûr kararın verildiği

iptal davasında 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin

Kanun’un çok sayıda hükmüyle birlikte 24. maddesiyle değiştirilen 5271 sayılı

CMK’nın 253. maddesinin de iptali istenmiştir. 253. madde yirmidört fıkradan

oluşan oldukça uzun bir maddedir. Anayasa Mahkemesi bu kararda “171. maddeye

ilişkin gerekçeler iptali istenilen 253. ve 254. maddeler için de geçerli

olduğundan Anayasaya aykırı görülmemiştir” diyerek iptal talebini

reddetmiştir. Hâlbuki atıf yapılan, 171. maddeye ilişkin gerekçeden de

kurallara ilişkin ayrıntılı bir incelemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Ceza

muhakemesinde “erteleme” müessesesini düzenleyen 171. maddenin reddine dair

gerekçede kısaca “yasa koyucunun takdir yetkisi”ne dayanıldığı

görülmektedir.

9. Somut başvuruya konu kuralların da içinde bulunduğu kanunda olduğu gibi, çok sayıda kanunda değişiklik yapan ve uygulamada “torba kanun” olarak bilinen kanunların iptali amacıyla açılan iptal davalarında Anayasa Mahkemesinin yaptığı denetim sınırlı, soyut ve çok genel nitelikte olabilmektedir. Bu denetim sonucunda verilen red kararları üzerine mahkemelerin on yıl boyunca itiraz başvurusunda bulunamayacaklarının savunulması, kuralların somut uyuşmazlıklar ışığında değerlendirilmesini ve denetimini imkânsız hale getirmektedir. Bu durumun somut norm denetiminin amacıyla bağdaştığını söylemek mümkün değildir.

10. Anayasa yargısının kabul edildiği bir hukuk sisteminde esas olan normların Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılması ve Anayasa’ya aykırı olan kuralların hukuk sisteminden ayıklanmasıdır. Hiç kuşkusuz anayasa koyucu bu denetime bazı istisnalar getirebilir. On yıllık denetim yasağı bu kapsamdadır. Ancak, bu istisnai kuralın dar yorumlanması anayasa yargısının amacına daha uygun olacaktır. Bu nedenle, bir an için on yıllık denetim yasağına ilişkin kuralın yer aldığı madde ve lafzından hareketle yasağın kapsamı noktasında iki türlü yorumun mümkün olduğu kabul edilse bile, sınırlayıcı kuralın dar yorumlanması Anayasa’ya uygunluk denetiminin amacı bakımından daha doğru olacaktır.

11. Diğer yandan, on yıl yasağının amacının mahkeme kararlarında

belli bir istikrarın sağlanması olduğu söylenebilir. Nitekim Danışma

Meclisi’nin gerekçesinde “hukukun ana ilkelerinden biri olan istikrar

ilkesi”nin de önerilen beş yıllık denetim yasağında göz önüne alındığı

belirtilmiştir. Bununla birlikte, toplumsal hayatın dinamizmi dikkate

alındığında hukukta istikrar kadar değişimin ve bunun yargısal kararlara

yansımasının da son derece önemli olduğu bilinmektedir. Mecelle’deki “Ezmanın

tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz” (m.39) kuralı da zamanla

hükümlerin değişeceğine işaret etmektedir. Bu nedenle istikrar ile

değişim arasında belli bir dengenin gözetilmesi gerekir. Yakın tarihli bir

kararda da belirtildiği üzere, “Anayasa Mahkemesi bir konuda karar verirken,

hiç kuşkusuz aynı konuda daha önce verdiği kararları da değerlendirmekte ve

bunu yaparken içtihat istikrarı ile içtihadın değiştirilmesi ve geliştirilmesi

ihtiyacı arasındaki hassas dengeyi dikkate almaktadır” (E. 2016/166, K.

2016/159, K.T: 12.10.2016, § 20).

12. On yıl gibi uzun bir süre boyunca aynı konuda Anayasa Mahkemesinin aynı hükümle ilgili karar verememesi, mahkeme içtihatlarının donmasına, gelişmelere uygun karar verememesine sebep olabilir. Hiç kuşkusuz bu anayasa koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak, on yıl yasağına ilişkin kuralı iptal davaları sonucu verilen red kararlarını kapsamayacak şekilde yorumlamak, bu sakıncayı en aza indirecektir. Yukarıda ifade edildiği üzere, bu yaklaşım soyut ve somut norm denetimleri arasındaki farklılık dikkate alındığında daha da önemli hale gelmektedir.

13. Doktrinde de on yıl yasağının kapsamı konusunda

görüş birliğinin bulunduğu görülmektedir. Bildiğimiz kadarıyla on yıl yasağı

üzerine görüş açıklayan akademisyenlerin tamamı, bu yasağın iptal davaları

sonucu verilen red kararlarını kapsamadığını, istisna niteliğinde olan kuralın

dar yorumlanması ve itiraz başvurularıyla sınırlı anlaşılması gerektiğini belirtmişlerdir.

Örneğin Ergun Özbudun’a göre “Anayasa Mahkemesinin bir iptal davası (soyut

norm denetimi) sonucunda verdiği red kararından sonra, aynı kanun hükmünün

somut norm denetimi yoluyla tekrar Anayasa Mahkemesi önüne getirilmesi şüphesiz

mümkündür” (Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, 15. Baskı,

Ankara: Yetkin Yayınları, 2014, s.449-450. Benzer yönde bkz. Erdoğan

Teziç, Anayasa Hukuku (Genel Esaslar), 16. Bası, İstanbul: Beta,

2013, s.256; Merih Öden, “Türk Anayasa Yargısında On Yıl Süreli Denetim

Yasağı”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi,

Cilt 55, Sayı 4, (2000): 47-81, s.62; Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa: Ekin Kitabevi

Yayınları, 2000, s.908-909; Yavuz Sabuncu, Anayasaya Giriş,

Ankara: İmaj Yayıncılık, 15. Baskı, 2012, s.297; Yılmaz Aliefendioğlu, Anayasa

Yargısı, Ankara: Yetkin Yayınları, 1997, s.233; Bülent Tanör ve Necmi Yüzbaşıoğlu, 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa

Hukuku, İstanbul: YKY, 2002, s.533; Yavuz Atar, Türk

Anayasa Hukuku, 10. Baskı, Konya: Mimoza Yayınları, 2015, s.322).

14. Sonuç olarak, Anayasa’nın lafzî, sistematik ve amaçsal yorumu on yıllık yasağın iptal davaları sonucu verilen red kararlarını kapsamadığı, bu yasağın itiraz başvurularıyla sınırlı olduğu görüşünü desteklemektedir.

Açıklanan gerekçelerle somut başvuruda esasa geçilmesi gerekirken, on yıl yasağı nedeniyle başvurunun reddi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Anayasa Mahkemesi, E. 2017/85, K. 2017/64, 15 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. Olay
  5. I- İptali İstenilen Kanun Hükümleri
  6. Iı- İlk İnceleme
  7. Kömürcü
  8. Akıncı
  9. M. Emin KUZ
  10. Gökcan
  11. Karşıoy Gerekçesi
  12. Hakyemez
  13. Akıncı
  14. M. Emin KUZ
  15. Hakyemez
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2017/85
Karar No
2017/64
Tarih
15 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2017/88 K.2017/65
  • AYM Norm Denetimi E.2017/84 K.2017/74
  • AYM Norm Denetimi E.2017/93 K.2017/69
  • AYM Norm Denetimi E.2017/50 K.2017/37
  • AYM Norm Denetimi E.2017/46 K.2017/30
  • AYM Norm Denetimi E.2017/52 K.2017/32

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.