İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2018/106 K.2019/80

Büyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 127 milletvekili

Esas2018/106Karar2019/80Tarih16 Ekim 2019Okuma17 dk · 3.338 kelime

KÜNYE

R.G.

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
16 Ekim 2019
Esas Sayısı
2018/106
Karar Sayısı
2019/80
Tarih-Sayısı
3/12/2019-30967
İptal davasını açan
Türkiye
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.338 kelime·17 dk okuma·19 bölüm

Büyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 127 milletvekili

İPTAL DAVASININ KONUSU

16/5/2018 tarihli ve 7144 sayılı Kanun’un;

A. 3. maddesiyle

24/3/1950 tarihli ve 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü Kuruluş Kanunu’nun (2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “Atatürk Orman Çiftliği Kanunu” şeklinde değiştirilmiştir) ek 1. maddesinin değiştirilen üçüncü fıkrasının,

B. 4. maddesiyle

18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un (703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun” şeklinde değiştirilmiştir) ek 11. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının,

Anayasa’nın 2., 7., 9., 35., 36., 44., 45. ve 90. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ

Kanun’un iptali talep edilen kuralların da yer aldığı;

1. 3. maddesiyle üçüncü fıkrası değiştirilen 5659 sayılı Kanun’un ek 1. maddesi şöyledir:

“Ek Madde 1- (Ek: 21/6/2006-5524/1 md.)

24/3/1950 tarihli ve 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği

Müdürlüğü Kuruluş Kanunu hükümleri uyarınca, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte

Atatürk Orman Çiftliği dahilinde bulunan arazilerle ilgili olarak Tarım ve

Orman Bakanlığının uygun görüşü ile Ankara Büyükşehir Belediyesi ilgili mer’i

mevzuat uyarınca öncelikle üst ölçekli plan ve koruma amaçlı imar planı ve

bunlara uygun her türlü imar planlarını yapmaya ve yaptırmaya yetkilidir. Bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar üçüncü şahıslarla Atatürk Orman Çiftliği

arasındaki hukukî ihtilafların çözümü için imar planlarının uygulanmasında

sınırları dolayısıyla müstakil ada ve parsel yapılamayan Atatürk Orman

Çiftliğine ait araziler, imar uygulamalarında bütünlük sağlanması açısından

mülkiyet hakkını azaltmamak ve herhangi bir değer kaybına sebebiyet vermemek

kaydıyla, hukukî ihtilafların olduğu plan bölgesindeki ada ve parsellerde toplanabilir.

Tarım ve Orman Bakanlığının uygun görüşü ile imar planlarına uygun olmak şartı ile yol, meydan, alt geçit, üst geçit ve raylı toplu taşım araçları, yer altı tünelleri ve yer altı hizmetleri için gerekli arazi ile dere ıslahı yapılması planlanan araziler üzerinde, kamu yararı ve hizmetin gerekleri dikkate alınmak suretiyle bedelsiz olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi lehine intifa hakkı tesis edilir.

(Değişik üçüncü fıkra: 16/5/2018-7144/3 md.) Tarım ve

Orman Bakanlığının uygun görüşü ile Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin, ekli

(2) numaralı Sınır Krokisinde koordinatları belirlenen arazisi, Gıda, Tarım ve

Hayvancılık Bakanlığı ile Atatürk Orman Çiftliği tüzel kişiliğine bir külfet ve

yükümlülük getirmemek kaydıyla, Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü ve Ankara

Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında yapılacak bir protokolle Ankara

Büyükşehir Belediyesine; hayvanat bahçesi, tema park, rekreasyon alanları ile

buralara gelecek ziyaretçilerin günübirlik ihtiyaçlarını karşılayacak yapılar

yapılmak üzere yirmi dokuz yıllığına ve bedelsiz olarak tahsis edilir. Tahsis

süresinin sonunda, alan içerisindeki her türlü yapı tesis ve malzeme bedelsiz

olarak Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğüne devredilir. Tahsis edilen bu alan,

Ankara Büyükşehir Belediyesince tespit edilecek şartlarla yirmi dokuz yıla

kadar üçüncü kişilere kiraya veya işletmeye verilebilir. Kiraya veya işletmeye

verilen bu alanlar, bu maddenin beşinci fıkrasındaki kısıtlamalara tabi

değildir.

Büyükşehir Belediyesine tahsis edilen araziler, Büyükşehir Belediyesince hiçbir şekilde maddede belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz. Yukarıdaki fıkralarda belirtilen amaca aykırı kullanımlara teşebbüsün ve/veya kullanımın tespiti halinde bu arazilerin intifa ve/veya işletme hakkı Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğüne derhal iade edilir.

Atatürk Orman Çiftliği arazileri üzerinde konut, ticaret ve sanayi amaçlı yapılaşma yapılamaz.”

2. 4. maddesiyle ikinci fıkrası değiştirilen 6200 sayılı Kanun’un ek 11. maddesi şöyledir:

“Ek Madde 11- (Ek: 19/4/2018-7139/7 md.)

Sulama tesislerinden izinsiz olarak su kullananlara, izinli kullanım olması halinde alınması gereken işletme ve bakım ücretinin %50 fazlası tutarında idari para cezası verilir.

(Değişik ikinci fıkra: 16/5/2018-7144/4 md.) Devlet

tarafından yapılacak destekleme ödemesi almaya hak kazanan çiftçilerin vadesi

geldiği halde ödenmeyen sulama işletme ve bakım ücreti veya su kullanım hizmet

bedeli borcu veya münferiden tarımsal sulamada kullanılan elektrik enerji borcu

bulunması halinde; DSİ veya işletme ve bakım sorumluluğu devredilen gerçek veya

tüzel kişi veya elektrik dağıtım şirketi ve/veya elektrik perakende satış

şirketi tarafından tarımsal destekleme ödemesi yapacak bankaya borç miktarı

bildirilir. Bu bildirim üzerine; çiftçilerin destekleme ödemelerinden borç

tutarı mahsup edilerek DSİ veya işletme ve bakım sorumluluğu devredilen gerçek

veya tüzel kişiye veya elektrik dağıtım şirketine ve/veya elektrik perakende

satış şirketine ödenir.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar DSİ tarafından belirlenir.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 5/7/2018 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Hülya ÇOŞTAN ÇETİN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Kanun’un 3. Maddesiyle 5659 Sayılı Kanun’un Ek 1. Maddesinin Değiştirilen Üçüncü Fıkrasının İncelenmesi

1. İptal Talebinin Gerekçesi

3. Dava dilekçesinde özetle; Atatürk

Orman Çiftliğinin (AOÇ) kuruluşunda Atatürk’ün kişisel mülkü olduğu, AOÇ

arazisinin Atatürk tarafından Başbakanlığa gönderilen 11/6/1937 tarihli yazı

ile Hazineye bağışlandığı, bu bağışlamanın şarta bağlı ve mükellefiyetli bir

işlem olduğu, kuralın Atatürk’ün devir iradesine aykırı olduğu, kuralla

Anayasa’ya göre kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel

ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisi verildiği, bir tarım işletmesi olan

AOÇ arazisinin farklı bir amaçla kullanılmasına yol açıldığı ve düzenlemenin

kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına ilişkin uluslararası sözleşmelere

uygun olmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 7., 35., 44, 45. ve 90.

maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

4. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 56. ve 63. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

5. Kural; AOÇ arazisinin, sınırları yine bu kurala ekli

(2) numaralı Sınır Krokisi ile belirlenmiş olan kısmının, Gıda, Tarım ve

Hayvancılık Bakanlığının (10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan (1) numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı

Kararnamesi’nin 410. vd. maddeleri uyarınca “Tarım ve Orman Bakanlığı”

ismiyle yeniden teşkilatlanmıştır/ Bakanlık) uygun görüşünün alınması ve

Bakanlık ile AOÇ tüzel kişiliğine bir külfet ve yükümlülük getirilmemesi

kaydıyla, AOÇ Müdürlüğü ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında

yapılacak bir protokolle Ankara Büyükşehir Belediyesine, hayvanat bahçesi, tema

park, rekreasyon alanları ile buralara gelecek ziyaretçilerin günübirlik

ihtiyaçlarını karşılayacak yapılar yapılmak üzere yirmi dokuz yıllığına ve

bedelsiz olarak tahsis edileceğini düzenlemektedir. Tahsis süresinin sonunda

alan içindeki her türlü yapı, tesis ve malzemenin bedelsiz olarak AOÇ

Müdürlüğüne devredileceği, tahsis edilen bu alanın Ankara Büyükşehir

Belediyesince tespit edilecek şartlarla yirmi dokuz yıla kadar üçüncü kişilere

kiraya veya işletmeye verilebileceği, kiraya veya işletmeye verilen bu

alanların AOÇ arazileri üzerinde konut, ticaret ve sanayi amaçlı yapılaşma

yapılamayacağının ifade edildiği maddenin beşinci fıkrasındaki kısıtlamalara

tabi olmayacağı kuralla hükme bağlanan diğer hususlardır.

6. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

7. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri

de belirliliktir. Bu ilke, yalnızca yasal belirliliği değil daha geniş

anlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir,

bilinebilir ve öngörülebilir olma gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla

mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleriyle de hukuki belirlilik

sağlanabilir. Hukuki belirlilik ilkesinde asıl olan, bir hukuk normunun

uygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilir

olmasıdır. Belirlilik ilkesi hukuki güvenlikle bağlantılı olup bu ilke gereği

kişilerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de

yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını

gerekli kılar.

8. Dava konusu

kural, Kanun’un ekinde koordinatları belirlenmiş olan AOÇ arazisinin Bakanlığın

uygun görüş vermiş olması ve Bakanlık ile AOÇ tüzel kişiliğine herhangi bir

külfet veya yükümlülük getirilmemesi kaydıyla AOÇ Müdürlüğü ile Ankara

Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında yapılacak bir protokol ile Ankara

Büyükşehir Belediyesine tahsisini düzenlemektedir. Dolayısıyla uygun görüş

verilmiş olması ve külfet veya yükümlülük getirmemesi, taraflar arasında

yapılacak protokolün ön koşulları olarak belirlenmiştir. Taraflar arasında

yapılacak protokolün konusu ise hayvanat bahçesi, tema park, rekreasyon

alanları ve ziyaretçilerin günübirlik ihtiyaçlarını karşılayacak yapıların

yapımı ile sınırlandırılmıştır. Kuralda, tahsisin yirmi dokuz yıllığına ve

bedelsiz olacağı da belirtilmiştir. Dolayısıyla protokolün ön koşullarının,

konusunun ve süresinin kural ile belirlendiği anlaşılmaktadır. Tahsis edilen bu alanın Ankara Büyükşehir Belediyesince

tespit edilecek şartlarla yirmi dokuz yıla kadar üçüncü kişilere kiraya veya

işletmeye verilebilmesine izin veren düzenlemenin ise Belediye ile üçüncü

kişiler arasında yapılabilecek sözleşmeleri, kira ve işletme sözleşmeleri

olarak sınırlandırdığı görülmektedir. Belediye tarafından tespit edilecek

şartların kuralın açıklanan hükümlerinde belirtilmiş olan alanların ve bu

alanlarda yapılacak yapıların niteliğine aykırı olamayacağı açıktır. Bu

itibarla Belediye tarafından tespit edilecek şartların da belirsizlik içerdiği

söylenemez.

9. Kuralın son cümlesinde “Kiraya

veya işletmeye verilen bu alanlar, bu maddenin beşinci fıkrasındaki

kısıtlamalara tabi değildir” denilmektedir. Söz konusu beşinci fıkrada ise “Atatürk

Orman Çiftliği arazileri üzerinde konut, ticaret ve sanayi amaçlı yapılaşma

yapılamaz.” hükmüne yer verilmektedir. Anılan düzenlemeler bir bütün olarak

değerlendirildiğinde dava konusu kuralın son cümlesiyle hayvanat bahçesi, tema

park, rekreasyon alanlarına gelecek ziyaretçilerin günübirlik ihtiyaçlarını

karşılayacak yapılar yönünden maddenin beşinci fıkrasındaki kısıtlamalara tabi

olunmayacağının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun amacının bu alanda

konut, ticaret ve sanayi amaçlı yapıların yapılması yasağının kaldırılması ve

bu alanda her türlü yapının yapılmasına imkân sağlanması olmadığı kuşkusuzdur.

Kural uyarınca koordinatları belirlenmiş olan arazide, yalnızca ziyaretçilerin

günübirlik ihtiyaçlarını karşılayacak ticari yapıların yapılabilmesi mümkün

olup bu niteliği taşımayan ticari yapılar ile konut veya sanayi amaçlı yapıların

yapılabilmesinin mümkün olmadığı, kuralla bu tür yapıların yapılabilmesine

imkân tanınmadığı açıktır.

10. Anayasa’nın

44. maddesinin birinci fıkrasında “Devlet, toprağın verimli olarak

işletilmesini korumak ve geliştirmek,… amacıyla gerekli tedbirleri alır…” denilmiştir.

Buna göre toprağın verimli bir şekilde işletilmesini koruma ve geliştirme

görevi devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında kalmaktadır. Anayasa’nın 45.

maddesinin birinci fıkrasında ise “Devlet, tarım arazileri ile çayır ve

meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek,… maksadıyla, tarım ve

hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin

sağlanmasını kolaylaştırır.” hükmüne yer verilmiştir. Anayasa’nın 45.

maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi bu hükümle devlete tarım

arazilerinin sanayi ve şehirleşme sebebiyle yok edilmesini, tarım arazileri ile

çayırlar ve meraların amaç dışı kullanılmasını önleme görevi yüklenmiştir.

11. Anayasa

koyucu, tarım arazilerinin sınırlılığını gözeterek bunların korunmasına ve

amacı dışında kullanımının engellemesine yönelik tedbirler alınmasını bir ödev

olarak devlete yüklemiş ise de bunun mutlak bir yasaklamayı ifade ettiği ve

tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına hiçbir koşulda izin verilemeyeceği söylenemez.

Sosyal veya ekonomik bazı ihtiyaçlar, tarım topraklarının başka amaçlarla

kullanımını zorunlu hâle getirebilmektedir. Bu gibi durumlarda bir bölgenin

tarım arazisi olarak kullanımına devam edilmesi, birtakım ekonomik ve sosyal

ihtiyaçların karşılanamamasına ve neticede daha büyük kamusal yararın

zedelenmesine yol açabilmektedir. Bu nedenle bir alanın tarım arazisi vasfının

ortadan kaldırılmasının söz konusu alanın tarım arazisi olarak kullanımına

devam edilmesinden daha fazla kamusal yarar doğurduğunun değerlendirildiği

hâllerde, ilgili bölgenin tarımsal üretim amacı dışında kullanılmasına imkân

sağlanmasına anayasal bir engel bulunmamaktadır (AYM, E.2014/147, K.2015/25, 5/3/2015).

12. Dava konusu kuralda; Bakanlığın

uygun görüş vermesi şartıyla kurala ekli krokide sınırları belirlenmiş arazinin hayvanat bahçesi, tema park, rekreasyon alanları ile

buralara gelecek ziyaretçilerin günübirlik ihtiyaçlarını karşılayacak yapıların

yapılması amaçlarıyla sınırlı olarak

tahsisine izin verilmiştir. Anılan amaçlar gözetildiğinde kuralla kamu yararı dışında özel bir amaç güdüldüğü

söylenemez. Buna karşılık söz konusu

alanın tarım arazisi olarak muhafazası yerine sosyal gereksinimi karşılamaya

yönelik amaçlara tahsis edilmesinin kamu yararına daha fazla hizmet edip

etmediği, bir siyasi tercih sorunu olarak

kanun koyucunun takdirinde bulunduğundan bu husus yerindelik kapsamında olup

anayasal denetimin konusu dışında kalmaktadır.

13. Anayasa’nın 56. maddesinin birinci

ve ikinci fıkralarında “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama

hakkına sahiptir./ Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre

kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir” denilmektedir.

Anayasa’nın 63. maddesinin birinci fıkrasında ise “Devlet, tarih, kültür ve

tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici

ve teşvik edici tedbirleri alır” şeklinde düzenleme öngörülmüştür. Bu

hükümlere göre çevrenin geliştirilmesi, çevre sağlığının korunması ve çevre

kirlenmesinin önlenmesine; tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve

değerlerinin korunmasına yönelik her türlü tedbiri almak devletin temel

ödevlerindendir. Anayasa’nın anılan maddelerinde belirtilen ödevlerin somut

tedbirlerle ne şekilde yerine getirileceği kanun koyucunun takdirinde olup dava

konusu kuralda belirlenen hayvanat bahçesi,

tema park, rekreasyon alanları ile buralara gelecek ziyaretçilerin günübirlik

ihtiyaçlarını karşılayacak yapıların nitelikleri, çevreye, tarih, kültür ve

tabiat varlıklarına olan etkileri gözönünde bulundurulduğunda bu alan ve yapıların oluşturulmasının bu ödevlere aykırı

düştüğü söylenemez.

14. Mülkiyet

hakkı ekonomik değer ifade eden ve değeri parayla ölçülebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek

ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve ondan tasarruf etme imkânı

veren bir haktır. Şarta bağlı bağışlama ile mükellefiyetli bağışlama da

malikin mülkü üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi kapsamında

gerçekleştirebileceği hukuki işlemlerdir. Bu hukuki işlemler Anayasa’nın 35.

maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı kapsamında kabul edilmektedir (AYM,

E.2011/23, K.2012/3, 12/1/2012; Süleyman Oktay Uras ve Sevtap Uras, B.

No: 2014/11994, 9/3/2017, §§ 50,

63, 80). AOÇ arazilerinin mülkiyetinin AOÇ’ye şartlı veya mükellefiyetli olarak

bırakılıp bırakılmadığı görevli ve yetkili mahkemelerce çözümlenmesi gereken

bir husustur. Dava konusu kural kapsamındaki araziye ilişkin mevcut tapu

kayıtları ve bu kayıtlara esas teşkil eden belgeler nazara alındığında söz

konusu arazinin AOÇ’ye şartlı veya mükellefiyetli olarak geçtiği tespit

edilememiştir. Bu itibarla tapu kaydına göre mülkiyeti bir kamu kurumu olan

AOÇ’ye ait arazinin tahsisine ilişkin kuralın kişilerin mülkiyet hakkını

düzenleyen Anayasa’nın 35. maddesiyle ilgisi bulunmamaktadır.

15. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 44., 45., 56. ve 63. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 7., 35. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

B. Kanun’un 4. Maddesiyle 6200 Sayılı Kanun’un Ek 11. Maddesinin Değiştirilen İkinci Fıkrasının İncelenmesi

1. İptal Talebinin Gerekçesi

16. Dava dilekçesinde özetle; tarımsal desteklemeden yararlanan çiftçilerin tarımsal sulamada kullandıkları elektrik ve sulama borçlarının yasal takibe gerek kalmaksızın destekleme prim alacaklarından mahsup edilerek ödenmesini öngören kuralın kamu yararının sağlanması amacına yönelik olmadığı, devletin tarım ve hayvancılıkla uğraşanların girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırma yükümlülüğüne uygun olmadığı ve borcun ödenmemesi hâlinde alacaklının yargı mercilerine başvurması gerekirken doğrudan destekleme ödemesini yapan bankaya başvurmak suretiyle alacağını tahsil edebilmesine imkân verildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 9., 36. ve 45. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

17. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

18. Kurala göre devlet

tarafından yapılacak destekleme ödemesini almaya hak kazanan çiftçilerin vadesi

geldiği hâlde ödenmeyen sulama işletme ve bakım ücreti veya su kullanım hizmet

bedeli borcu veya münferiden tarımsal sulamada kullanılan elektrik enerji borcu

bulunması hâlinde; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) veya işletme ve bakım

sorumluluğu devredilen gerçek veya tüzel kişi veya elektrik dağıtım şirketi

ve/veya elektrik perakende satış şirketi tarafından tarımsal destekleme ödemesi

yapacak bankaya borç miktarı bildirilir. Bu bildirim üzerine çiftçilerin

destekleme ödemelerinden borç tutarı mahsup edilerek DSİ veya işletme ve bakım

sorumluluğu devredilen gerçek ya da tüzel kişiye veya elektrik dağıtım

şirketine ve/veya elektrik perakende satış şirketine ödenir.

19. Anayasa’nın

“Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması” kenar

başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında “Devlet, tarım arazileri ile

çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal

üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi

artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve

gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır.” kuralı yer

almaktadır. Anılan maddenin gerekçesinde ise “…Tarımsal üretimin, bu arada

hayvancılık ile ilgili üretimin artırılması için tarımla uğraşanların işletme

araç ve gereçleriyle diğer girdilerini sağlamayı kolaylaştırmak, tarım

sektöründeki yaşam düzeyini artırıcı tedbirlerdendir/…tarımla uğraşanların

sosyal durumları emniyet altına alınmıştır.” ifadelerine yer verilmiştir.

20. Tarımın önemli geçim kaynaklarından birisini oluşturduğu ülkemizde tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasının kolaylaştırılması devlete anayasal bir görev olarak yüklenmiştir. Tarım sektöründeki sorunların çözümüne katkıda bulunmak, bu sektörde uygulanan politikaların etkinliğini artırmak ve sektörün bu politikalara uyumunu kolaylaştırmak amacıyla devlet tarafından tarımsal destekleme programları uygulanmaktadır. Çiftçilere sağlanan doğrudan gelir niteliğindeki destekleme ödemesi de bu programlar kapsamındaki destekleme araçlarındandır.

21. Anayasa’nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır. Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğine kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası mümkün olan her türlü hak ve alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60). Bu çerçevede çiftçilere ödenmekte olan destekleme ödemeleri de mülkiyet hakkı kapsamında kalmaktadır.

22. Anayasa’nın anılan maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkı sınırlandırılırken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

23. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Mülkiyet hakkına yönelik sınırlamanın Anayasa’ya uygun olabilmesi için anılan hükümler gereğince kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesine uygun olması gerekmektedir.

24. Kamu yararı kavramı, devlet

organlarının takdir yetkisini de beraberinde getiren bir kavramdır. Objektif

bir tanıma elverişli olmayan bu kavramın her somut olay temelinde ayrıca

değerlendirilmesi gerekir. Kuralla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın kamu

yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü olması gerekir.

Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak

üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın

ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını ve aynı amaca daha hafif

bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise

getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin

gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.

25. Dava konusu kural, destekleme ödemesinden mahsuba imkân tanıması sebebiyle mülkiyet hakkını sınırlamaktadır. Bu yönüyle kural kapsamında uygulanan destekleme ödemesinden mahsup müessesesi ile getirilen sınırlamanın kamu yararı amacı taşıyıp taşımadığının ve ölçülü olup olmadığının incelenmesi gerekir.

26. Kural ile destekleme

ödemesinden mahsubuna izin verilen borçlar; tarımda kullanılan ve ödenmeyen

sulama işletme ve bakım ücreti, su kullanım hizmet bedeli ve tarımsal sulamada

kullanılan elektrik enerjisi bedeli olarak sınırlı sayıda belirlenmiştir. Söz

konusu borçların destekleme ödemesinden mahsubuna izin veren kuralın amacı,

tarımsal faaliyetin sürdürülebilmesi için zorunlu olan elektrik ve su

enerjilerinde yaşanabilecek kesintiler sebebiyle tarımsal politikaların sekteye

uğramasını engellemek ve destekleme ödemesi ile hedeflenen amaçlara

ulaşılmasını sağlamaktır. Bu yönüyle destekleme ödemesinden mahsuba ilişkin

düzenlemenin kamu yararı amacı taşıdığı kuşkusuzdur. Mahsubun yapılabileceği

kaynak ise çiftçiye yapılan destekleme ödemesi ile sınırlandırılmıştır. Başka

bir ifadeyle çiftçinin destekleme ödemesi dışındaki mal varlığı değerlerinden

mahsup yapılması mümkün değildir. Destekleme ödemesinin amacı ve çiftçiye

devlet tarafından karşılıksız olarak sağlanan bir hibe olduğu dikkate

alındığında, bu hibeden amaca uygun kesintiler yapılmasının öngörülmesi

suretiyle mülkiyet hakkına yönelik sınırlamanın elverişli, gerekli ve orantılı

olmadığı söylenemez.

27. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 35. ve 45. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 2., 9. ve 36. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

IV. YÜRÜRLÜĞÜN DURUDURULMASI TALEPLERİ

28. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralların Anayasa’ya açıkça aykırı oldukları ve uygulanmaları hâlinde hukuk devleti yönünden giderilmesi imkânsız durum ve zararlara yol açacağı belirtilerek kuralların yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

16/5/2018 tarihli ve 7144 sayılı Kanun’un;

A. 3. maddesiyle 24/3/1950 tarihli ve 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü Kuruluş Kanunu’nun (2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “Atatürk Orman Çiftliği Kanunu” şeklinde değiştirilmiştir) ek 1. maddesinin değiştirilen üçüncü fıkrasına,

B. 4. maddesiyle 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un (703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun” şeklinde değiştirilmiştir) ek 11. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasına,

yönelik iptal talepleri 16/10/2019 tarihli ve E.2018/106, K.2019/80 sayılı kararla reddedildiğinden bu fıkralara ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE 16/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

16/5/2018 tarihli ve 7144 sayılı Kanun’un;

A. 3. maddesiyle 24/3/1950 tarihli ve 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü Kuruluş Kanunu’nun (2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “Atatürk Orman Çiftliği Kanunu” şeklinde değiştirilmiştir) ek 1. maddesinin değiştirilen üçüncü fıkrasının,

B. 4. maddesiyle 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un (703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun” şeklinde değiştirilmiştir) ek 11. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının,

Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE 16/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü

ARSLAN

Başkanvekili

Engin

YILDIRIM

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Kadir

ÖZKAYA

Üye

Rıdvan

GÜLEÇ

Üye

Recai

AKYEL

Üye

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Üye

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Üye

Selahaddin

MENTEŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2018/106, K. 2019/80, 16 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasının Konusu
  4. A. 3. maddesiyle
  5. B. 4. maddesiyle
  6. I. İptali İstenen Kanun Hükümleri
  7. II. İlk İnceleme
  8. III. Esasın İncelenmesi
  9. IV. Yürürlüğün Durudurulması Talepleri
  10. Arslan
  11. Yıldırım
  12. Özgüldür
  13. Kömürcü
  14. Üstün
  15. Dursun
  16. Topal
  17. Özkaya
  18. Güleç
  19. Akyel
  20. Seferinoğlu
  21. Menteş
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2018/106
Karar No
2019/80
Tarih
16 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2019/70 K.2019/81
  • AYM Norm Denetimi E.2019/98 K.2019/78
  • AYM Norm Denetimi E.2018/150 K.2019/79
  • AYM Norm Denetimi E.2019/97 K.2019/77
  • AYM Norm Denetimi E.2019/37 K.2019/87
  • AYM Norm Denetimi E.2019/95 K.2019/89

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.