İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2019/5 K.2019/24

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 57. maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa’nın 2., 10., 36., 60. ve 138. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

Esas2019/5Karar2019/24Tarih11 Nisan 2019Okuma15 dk · 3.097 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
11 Nisan 2019
Esas Sayısı
2019/5
Karar Sayısı
2019/24
R.G. Tarih-Sayısı
30/5/2019-30789
İtiraz yoluna başvuran
Trabzon 2. İş Mahkemesi
İtirazın konusu
31/5/2006 tarihli ve
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.097 kelime·15 dk okuma·16 bölüm

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 57. maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa’nın 2., 10., 36., 60. ve 138. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Davacının yaşlılık aylığı bağlanması talebiyle idareye yaptığı başvurunun reddi üzerine açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 57. maddesi şöyledir:

“Yaş

MADDE 57- İş kazasıyla meslek hastalığı halinde, hak sahiplerine bağlanacak gelirlerin hesabında, iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim veya sağlık kurulu raporu ile ilk defa tespit edildiği tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri esas alınır.

Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin yaş ile

ilgili hükümlerin uygulanmasında, sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının,

mülga 2/6/1949 tarihli ve 5417 sayılı Kanun ve mülga 4/2/1957 tarihli ve 6900

sayılı Kanun ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479

sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli

ve 2926 sayılı ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlara, 17/7/1964 tarihli

ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine tâbi sandıklara veya bu Kanuna

göre ilk defa malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olduğu tarihte,

nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri, sigortalının bu Kanuna göre

ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklarının ise nüfus kütüğüne

ilk olarak yazılan doğum tarihleri esas alınır.

İş kazası, meslek hastalığı, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından gelir ve aylık tahsisleri ile sermaye değerinin hesabında, iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit edildiği veya sigortalıların bu Kanuna ve bu Kanunla yürürlükten kaldırılmış kanunlara tâbi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş düzeltmeleri dikkate alınmaz.

Nüfus kayıtlarında doğum ay ve günleri yazılı olmayanlar 1 Temmuz’da, doğum ayı yazılı olup da günü yazılı olmayanlar o ayın birinde doğmuş sayılır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensuplarının 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 40 ıncı maddesinde belirlenen yaş hadleri sebebiyle emeklilik işlemleri, doğum tarihlerinde ay ve gün yazılı olmayanlar ile doğum günleri 1 Eylülden önce olanlar için 1 Eylül, doğum günleri 1 Eylül ve daha sonra olanlar için müteakip yılın 1 Eylül tarihinde yapılır.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 13/2/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle davada uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın 152. ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine

göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun

veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi

hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi

olduğu kanısına varması durumunda bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine

başvurmaya yetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa

Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin

görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada

uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın

değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı

sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan

kurallardır.

3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 5510 sayılı Kanun’un 57. maddenin üçüncü fıkrasının tamamının iptalini talep etmiştir. Bakılmakta olan dava ise yaşlılık aylığı tahsisine ilişkindir. Dolayısıyla anılan fıkrada yer alan “İş kazası, meslek hastalığı, malûllük...”, “...ve ölüm...”, “...gelir...” ve “...ile sermaye değerinin...”ibareleri ile fıkranın”...iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit edildiği...”bölümünün uyuşmazlıkta uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu ibareler ve bölüm yönünden başvurunun mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

4. Diğer yandan 57. maddenin üçüncü fıkrasının kalan bölümünde yer alan “...sigortalarından...”, “…ve aylık tahsisleri…” “...hesabında...” ibareleri ile “…sigortalıların bu Kanuna ve bu Kanunla yürürlükten kaldırılmış kanunlara tâbi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş düzeltmeleri dikkate alınmaz.” bölümü yaşlılık sigortası ve fıkrada geçen diğer sigortalar için geçerli ortak kural niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla kuralın kalan bölümüne ilişkin esas incelemenin bakılmakta olan davanın konusu gözetilerek “…yaşlılık…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılması gerekir.

5. Açıklanan nedenlerle 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 57. maddesinin;

A. Üçüncü fıkrasında yer alan “İş kazası, meslek

hastalığı, malûllük...”, “...ve ölüm...”, “...gelir...” ve “...ile sermaye değerinin...” ibareleri ile fıkranın “...iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit edildiği ...” bölümünün, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu bölüm ve ibarelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B. Üçüncü fıkrasının kalan bölümünün esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “…yaşlılık…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,

13/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

6. Başvuru kararı ve ekleri Raportör Ergin ERGÜL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. İtirazın Gerekçesi

7. Başvuru kararında özetle; kuralla esas itibarıyla emeklilik

hakkının kazanılmasında sigortalı olarak çalışılmaya başlanan tarihten sonraki

yaş düzeltmelerinin dikkate alınmamasının öngörüldüğü, bu itibarla idari

makamlara yaş düzeltmelerine ilişkin yargı kararlarını uygulamama yetkisinin

tanındığı, kuralın Anayasa’da yer almayan bir yetkinin yasama organına

verilmesi sonucunu doğurması nedeniyle kuvvetler ayrılığına ve hukuk devleti ilkesine

aykırı düştüğü, yaş değişikliğine ilişkin mahkeme kararının uygulanmamasının

mahkemeye erişim hakkı, yaşı düzeltilenin aynı yaştaki sigortalılarla farklı

muameleye tabi tutulmasının ise kanun önünde eşitlik ilkesi ve sosyal güvenlik

hakkı ile bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10., 36., 60. ve

138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

8. İtiraz konusu kural, yaşlılık sigortasından aylık tahsisi hesabında sigortalıların 5510 sayılı Kanun’a ve bu Kanun’la yürürlükten kaldırılmış kanunlara tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş düzeltmelerinin dikkate alınmayacağını öngörmekte olup kural “…yaşlılık…” ibaresi ile sınırlı olarak incelenmiştir.

9. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve

işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup

güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,

Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini

bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir. Anılan maddede nitelikleri

belirtilen sosyal hukuk devleti; insan haklarına dayanan, kişilerin huzur,

refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak ve

özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatını

geliştiren ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan

onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, millî gelirin adalete uygun

biçimde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama

geçirebilen, sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir.

Belirtilen hukuk devleti ilkesiyle toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun

bir hukuk düzeninin kurulması amaçlanmaktadır.

10. Sosyal güvenlik hakkı, sosyal hukuk devletinin temel kavramlarından biri olup Anayasa’nın 60. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da “Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar”denilerek bu görevin devlet tarafından oluşturulacak kuruluşlar yoluyla yerine getirilmesi öngörülmüştür.

11. Sosyal güvenlik, bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence altına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak kişilerin yaşlılık, hastalık, malullük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır.

12. Devletin istihdam politikası bakımından büyük önem taşıyan

emeklilik düzenini aktüeryal dengeleri gözeterek bilimsel verilere göre

belirlemesi, makro planda aktüeryal dengenin bozulmasını önleyecek ve

belirsizliklerden koruyacak şekilde sistemi kurması ve buna göre gerekli yasal

düzenlemeleri yapması doğaldır. Bu düzenin korunması Anayasa'nın 60. maddesinde

yer alan sosyal güvenlik hakkının güvenceye alınması için de zorunludur. Nesnel

ve sürekli kurallarla sağlam temellere oturtulmayan bir sosyal güvenlik

sisteminin aktüeryal dengeyi bozabileceği bunun da sosyal güvenlik sisteminin

bütün emeklilerin durumlarını olumsuz etkileyecek şekilde sürdürülemez bir

duruma gelmesine sebep olabileceği söylenebilir.

13. 5510 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışılmaya başlandığı tarihteki nüfus kütüğünde kayıtlı doğum tarihinin esas alınmasını öngören itiraz konusu kuralın sosyal güvenlik sisteminin birtakım aksaklıklara yol açılmaksızın öngörülebilir, dengeli, sağlıklı ve düzenli bir şekilde sürdürülmesi amacına yönelik olarak öngörüldüğü anlaşılmaktadır.

14. Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk,

cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle

ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./ Kadınlar ve erkekler eşit haklara

sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu

maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz./

Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile

malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz./

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz./ Devlet organları

ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun

olarak hareket etmek zorundadırlar” denilmek suretiyle kanun önünde

eşitlik ilkesine yer verilmiştir.

15. Kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal

durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal

eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı; aynı durumda bulunan kişilerin

kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, kişiler arasında

ayrım yapılmasını ve kişilere ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,

aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun

karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin

her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki

özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve

uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal

durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi

zedelenmez.

16. Kuralın yer aldığı fıkra

5510 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışanların hepsi için uzun süreli

sigortalılık hâllerinde ilk defa çalışmaya başladıkları tarihteki nüfus

kütüğünde kayıtlı oldukları doğum tarihinin esas alınmasını amaçlamaktadır.

Dolayısıyla sigortalının işe giriş tarihinden sonra yaptırılan yaş düzeltmeleri

emeklilik hesabında dikkate alınmayacaktır. Böylece ilk defa işe giriş

tarihindeki hukuksal durum emeklilik açısından korunmaktadır. Bu çerçevede

kural Anayasa’nın 60. maddesinde öngörülen emeklilik düzeninin kimi

aksaklıklara yol açmadan nesnel ve sağlam şekilde sürdürülmesi amacına yönelik

olup kamu yararı amacıyla çelişmemektedir. Diğer yandan kuralda öngörülen ayrım

objektif bir ölçüte dayanmakta olup işe başlamadan önce yaş düzeltmesi yaptıran

sigortalılarla işe başladıktan sonra düzeltme yaptıranlar aynı hukuksal durumda

olmadıklarından bunların farklı kurallara tabi tutulmalarında eşitlik ilkesine

aykırılık bulunmamaktadır.

17. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir” denilmektedir. Mahkeme kararlarının

uygulanması, yargılama sonrasına ilişkin olmakla birlikte onu tamamlayan ve

yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Kararın uygulanmaması

hâlinde yargılamanın bir anlamı kalmayacağından yargı kararlarının uygulanması

adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre yargılama

sonucunda mahkemece bir karar verilmiş olması yeterli olmayıp ayrıca bu kararın

etkili bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Mahkeme kararlarını taraflardan

birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren

düzenlemelerin bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir

şekilde engellenmesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvenceleri anlamsız

kılabilir. Mahkeme kararlarının bağlayıcılığını ve gecikmeksizin uygulanmasını

sağlayacak etkili tedbirlerin alınması, adil yargılanma hakkının

gereklerindendir.

18. Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrasında yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ile idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği kurala bağlanmıştır. Bu maddede öngörülen mahkeme kararlarının bağlayıcılığı ilkesi, kanun koyucunun Anayasa’ya uygun olması koşuluyla genel düzenleme yapma yetkisini ortadan kaldırmaz.

19. Kesin hüküm niteliği taşıyan bir yargı kararının yerine

getirilmesi sonucunda oluşan yeni durumların bazı hukuksal konular yönünden

sonuç doğurmaması bu yargı kararının uygulanmadığı anlamına gelmemektedir. Kural mahkeme kararlarının geçersiz

kılınmasına yönelik bir düzenleme olmayıp sosyal güvenlik sisteminin

işleyişinde belirliliği ve öngörülebilirliği sağlama ile kamu yararı amacıyla

sadece emeklilik işleminde yaş düzeltilmesini daha sıkı koşullara bağlamakta,

sonuçta sigortalı olarak işe başladıktan sonra yapılan yaş değişikliğinin

emeklilik aylığına ilişkin işlemlerde dikkate alınmaması sonucunu

doğurmaktadır. Bu bakımdan yargı kararı hukuksal olarak değerini ve

geçerliliğini korumakta, sadece bu karara emeklilik yönünden sonuç

bağlanmamaktadır. İşe başlamadan önce yapılan yaş değişiklikleri ise emeklilik

işlemleri dâhil tüm yönlerden hukuksal sonuç doğurmaya devam etmektedir.

20. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 10., 36., 60. ve 138. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Celal Mümtaz AKINCI ile Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 57. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…yaşlılık…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Celal Mümtaz AKINCI ve Hasan Tahsin GÖKCAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA11/4/2019 tarihinde karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Çoğunluk kararı gerekçesinde, yaşlılık aylığı bağlanmasıyla

ilgili olarak kuralda objektif bir ölçüt (ilk işe başlama) esas alınarak

düzenleme yapılması ve bu tarihten önce yaş düzeltme kararı alanlarla bu kararı

alamayanların farklı durumlarının bulunması nedeniyle eşitlik ilkesine

aykırılığın söz konusu olmayacağı, diğer taraftan kuralın mahkeme kararlarının

uygulanmasını önlemeyip, bu kararın hukuki geçerliliğinin korunduğu, yalnızca

emeklilik işlemleri bakımından sonuç doğurmasını önlediği ve dolayısıyla

kuralın hak arama hürriyetine ve sosyal güvenlik hakkına da aykırı olmadığı

ifade edilmektedir. Buna karşın aşağıda açıkladığımız gerekçelerle kuralın

iptali gerektiği düşünülmektedir.

2. Anayasanın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri kapsamında belirtilen

‘sosyal hukuk devleti’nin gereği olarak 60. maddesinin birinci fıkrasında,

“Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir” denilmektedir. Mahkememiz

kararlarında belirtildiği üzere Sosyal güvenlik hakkını düzenleyen bu hüküm

bireylere yaşlılık, hastalık, kaza, ölüm ve malullük gibi sosyal riskler

karşısında insan onuruna yaraşır asgari ölçüde bir yaşam düzeyi sağlamayı

amaçlamaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da “Devlet, bu

güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denilerek

bu görevin, Devlet tarafından oluşturulacak kuruluşlar yoluyla yerine

getirilmesi öngörülmektedir. Sosyal güvenlik hakkını gerçekleştirmeyi amaç

edinen Kurumda (SGK) iştirakçi olanlar, aktif çalışma yaşamları boyunca

miktarı ve süresi yasa tarafından belli edilmiş primleri ödemekte ve belli yaşa

geldikten sonra da emekli statüsüne geçerek bu statünün sağladığı, başta

yaşlılık aylığı olmak üzere çeşitli sosyal haklardan yararlanmaktadırlar.

Primli rejime dayalı sosyal güvenlik sisteminin esası da, önceden alınan payın

(primin) yeniden dağıtımına dayanmaktadır (bkz. AYM 6.1.2011, 2009/19 E.- 2011/4K.)

3. Yaşlılık aylığı da sosyal güvenlik hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Kanun koyucu yaşlılık aylığına esas yaşı belirlerken sosyal güvenlik sisteminin kamu üzerindeki yüküyle birlikte, bireylerin fizyolojik olarak sahip oldukları verimli çalışma gücüne ilişkin sınırları bağlamında ortalama çalışma yaşını da dikkate almaktadır. Bu anlamda Kanuna göre 2019 yılında çalışmaya başlayan kimse ancak 65 yaşında yaşlılık aylığını hak edebilecektir.

4. Kanunla belirlenen yaşa ulaşıldığında yaşlılık aylığına hak

kazanmanın sigortalılar için önemli bir sosyal güvenlik hakkı olduğu izahtan

uzak bir hakikattir. Çeşitli nedenlerle kişilerin gerçek doğum tarihleri nüfus

kayıtlarına yanlış şekilde kaydedilebilmektedir. Bu kayıtların hayat boyu

yaşlılık aylığı ve benzeri birtakım hukuki işlemlere temel olması karşısında

gerçek doğum tarihinin kanunda belirtilen idari veya adli karar usulüyle

düzeltilmesini talep etmek bireyler için hak arama özgürlüğü içerisindedir. Bu

doğrultuda hukuk düzeni içerisinde yaş düzeltilmesine ilişkin olarak öngörülen

mahkeme kararı gereğinin yerine getirilmesi de hak arama özgürlüğü ve mahkemeye

erişim hakkı dolayısıyla adil yargılanma hakkının gereğidir. Diğer taraftan

konu yaşlılık aylığıyla ilgili olduğunda hak aramanın temelini sosyal güvenlik

hakkı oluşturmaktadır.

5. İptal davasına konu olan uyuşmazlık bu konuda çarpıcı bir örnek teşkil etmektedir. Uyuşmazlık, yaş düzeltme kararının aylık bağlanmada esas alınmaması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine işlemin iptali için açılan davaya ilişkindir. Davacı çalışma hayatında ilk kez işe başlamadan önce davasını açmış ve yaşı düzeltilerek nüfusa kaydedilmiş, 32 yıl sonra düzeltme kararının dikkate alınması amacıyla Kuruma başvurmuştur. SGK ise iptali istenen kuralı gerekçe göstererek, mahkeme kararının ilk kez işe girdikten 15 gün sonra kesinleşmesi nedeniyle yaş düzeltme kararının aylık bağlama işleminde dikkate alınmayacağını bildirmiştir.

6. Kural, sosyal güvenlik kurumu mensubu sigortalının ilk kez

çalışmaya başladıktan sonraki yaş düzeltme kararlarının emeklilik aylığı

bakımından dikkate alınmamasını zorunlu kılmaktadır. Örneğin 2019 yılında 18

yaşını bitirmeden ya da henüz bitirmişken işe başlayan bir sigortalı, daha önce

yaş düzeltme kararı elde edememişse, emeklilik için kayden geçerli yaşı

itibarıyla 65 yaşını tamamlamayı bekleyecek ve hiçbir zaman gerçek yaşına göre

emekli olma imkanına sahip olamayacaktır. Diğer bir anlatımla kanundaki

düzenleme; henüz rüşt yaşına erişmemiş ve hayat tecrübesi bulunmayan bireylere

65 yaşında emekli olacağı dönemde hak kaybı yaşamaması için çalışmaya

başlamadan önce yaş düzeltme davası açması, aksi halde bu şansa sahip

olamayacağı şeklinde bir yükümlülük yüklediği anlamına gelmektedir. Bu örnek,

hak arama hürriyetine yapılan müdahalenin ölçüsüzlüğünü ortaya koyabilecek

niteliktedir.

7. Buna karşın çeşitli kamu hizmetlerine ilişkin faaliyetlerin niteliği gereği hak arama hürriyetinin meşru amaçla ve Anayasanın 13. maddesinde belirtilen kayıtlar içerisinde sınırlandırılması mümkündür. Buna ilişkin en belirgin örneklerden birini Askerlik Kanununun 81/1. maddesindeki düzenleme oluşturmaktadır.

8. 1111 sayılı Askerlik Kanununun 81/1. maddesinde askerlik çağına

girdikten sonra yapılan yaş düzeltmelerinin askerlik işlemlerinde dikkate

alınamayacağına ilişkin düzenlemeye yönelik iptal istemini Mahkememiz (2019/3

E. – 2019/12 K) esastan reddetmiştir. Ancak anılan düzenleme ile incelemekte

olduğumuz kural üç yönden farklılık içermektedir. İlk olarak, düzeltme

kararının dikkate alınmayacağına dair kurala karşın, fıkranın son cümlesi

uyarınca askerlik yoklaması sırasında görünümlerinin kayıtlı yaşla uyumlu

olmadığı belirlenenler bakımından askerlik şube başkanının bildirimi ile C.

Savcılarının yaş düzeltme davası açarak verilecek düzeltme kararının askerlik

işlemine esas alınması sağlanabilmektedir. İkinci olarak bu Kanuna göre

askerlik çağı, kayıtlı yaşına göre 20 yaşına girdiği yılın Ocak ayının birinci günü

başlamaktadır. Başka bir anlatımla bireyin rüşt yaşını tamamladıktan sonra bu

davayı açmak için en az bir yılı bulunmaktadır. Üstelik bu bir yıllık süre

sınırlamanın konusunu oluşturan askerlik çağı bitişik bir süre olduğundan

kişinin gündeminde olması ve öngörebilmesi mümkündür. Dolayısıyla anılan

düzenlemenin bu özelliği, kanunla hak arama özgürlüğüne yapılan müdahalenin

ölçülü sayılabilmesini mümkün kılmaktadır. Diğer taraftan bu kuralla yapılan

müdahale askerlik süresiyle sınırlıdır. Üçüncü fark da 81/1. maddenin ilk

cümlesinde, mahkemece resmi hastane doğum kayıtları esas alınarak yapılan

yaş düzeltmelerine istisna getirilerek, bunların askerlik işlemlerinde dikkate

alınabileceği kabul edilmiştir. Dolayısıyla doğum tarihi resmi belgeyle sabit

olmasına karşın herhangi bir hata ile yanlış tarihle kayıt edilenlerin

düzeltilen yaşlarının askerlik işleminde dikkate alınması mümkün kılınmıştır.

Askerlik çağıyla bağlantılı anılan düzenlemede yer alan ve hak arama

özgürlüğüne yapılan müdahaleyi ölçülü kılan güvenceler dolayısıyla tarafımızca

Mahkememiz çoğunluğu gibi iptal isteminin reddi yönünde oy kullanılmıştır.

9. İncelemeye konu kurala döndüğümüzde, 18 yaşını tamamlamadan

veya tamamladıktan kısa bir süre sonra çalışma hayatına başlayan bir kimsenin,

dava yoluyla gerçek doğum tarihine göre yaşlılık aylığını elde etme imkanı

elinden alınmaktadır. Rüşt yaşını tamamlamadığı için haklarını tam ve bağımsız

biçimde kullanamadığı yasal olarak kabul edilen bireyin üstelik çalışma

hayatına atılıp ekonomik özgürlüğe kavuşmadan çalışma hayatının sonunda

(muhtemelen 42 yıl sonra) karşısına çıkacak olan yaşlılık aylığı meselesini

öngörerek dava açıp hakkını aramasını beklemek hakkaniyet ve nasafet

ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu anlamda herşeyden önce hukuk devleti ilkesi

ve Anayasanın 5. maddesinde devlete düşen yükümlülükler karşısında, kusuru

olmadan gerçekleşen bir nüfus kayıt hatasının düzeltilmesi yoluyla hakkına

kavuşabilmesi için kişilere bu kadar ağır bir yükümlülük getirilmesi kabul

edilebilir görülmemektedir. Bu nedenle kuralın sosyal güvenlik hakkını

düzenleyen Anayasanın 60. maddesine aykırı olduğu düşünülmektedir.

10. Diğer yandan incelenen kural, özellikle çalışma yaşamına erken yaşlarda başlayan sigortalılar bakımından kişinin mahkeme yoluyla hakkını aramasına neredeyse imkan tanımaz derecede ve ölçüsüzce sınırlaması dolayısıyla Anayasanın 36. maddesindeki hak arama hürriyetine aykırılık oluşturmaktadır. Belirtilen nedenlerle kuralın iptaline karar verilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Üye

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2019/5, K. 2019/24, 11 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. I. İptali İstenen Kanun Hükmü
  5. II. İlk İnceleme
  6. A. Üçüncü fıkrasında yer alan “İş kazası, meslek
  7. III. Esasın İncelenmesi
  8. A. İtirazın Gerekçesi
  9. B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  10. Dursun
  11. Akıncı
  12. M. Emin KUZ
  13. Gökcan
  14. Karşıoy Gerekçesi
  15. Hakyemez
  16. Seferinoğlu
  17. Akıncı
  18. Gökcan
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2019/5
Karar No
2019/24
Tarih
11 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2018/145 K.2019/19
  • AYM Norm Denetimi E.2018/156 K.2019/22
  • AYM Norm Denetimi E.2018/160 K.2019/23
  • AYM Norm Denetimi E.2017/33 K.2019/20
  • AYM Norm Denetimi E.2019/9 K.2019/27
  • AYM Norm Denetimi E.2019/6 K.2019/25

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.