KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2019
- Esas Sayısı
- 2019/5
- Karar Sayısı
- 2019/24
- R.G. Tarih-Sayısı
- 30/5/2019-30789
- İtiraz yoluna başvuran
- Trabzon 2. İş Mahkemesi
- İtirazın konusu
- 31/5/2006 tarihli ve
Karar Metni
3.097 kelime·15 dk okuma·16 bölüm
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 57. maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa’nın 2., 10., 36., 60. ve 138. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY
Davacının yaşlılık aylığı bağlanması talebiyle idareye yaptığı başvurunun reddi üzerine açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 57. maddesi şöyledir:
“Yaş
MADDE 57- İş kazasıyla meslek hastalığı halinde, hak sahiplerine bağlanacak gelirlerin hesabında, iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim veya sağlık kurulu raporu ile ilk defa tespit edildiği tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri esas alınır.
Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin yaş ile
ilgili hükümlerin uygulanmasında, sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının,
mülga 2/6/1949 tarihli ve 5417 sayılı Kanun ve mülga 4/2/1957 tarihli ve 6900
sayılı Kanun ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479
sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli
ve 2926 sayılı ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlara, 17/7/1964 tarihli
ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine tâbi sandıklara veya bu Kanuna
göre ilk defa malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olduğu tarihte,
nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri, sigortalının bu Kanuna göre
ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklarının ise nüfus kütüğüne
ilk olarak yazılan doğum tarihleri esas alınır.
İş kazası, meslek hastalığı, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından gelir ve aylık tahsisleri ile sermaye değerinin hesabında, iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit edildiği veya sigortalıların bu Kanuna ve bu Kanunla yürürlükten kaldırılmış kanunlara tâbi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş düzeltmeleri dikkate alınmaz.
Nüfus kayıtlarında doğum ay ve günleri yazılı olmayanlar 1 Temmuz’da, doğum ayı yazılı olup da günü yazılı olmayanlar o ayın birinde doğmuş sayılır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensuplarının 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 40 ıncı maddesinde belirlenen yaş hadleri sebebiyle emeklilik işlemleri, doğum tarihlerinde ay ve gün yazılı olmayanlar ile doğum günleri 1 Eylülden önce olanlar için 1 Eylül, doğum günleri 1 Eylül ve daha sonra olanlar için müteakip yılın 1 Eylül tarihinde yapılır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 13/2/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle davada uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine
göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun
veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi
hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi
olduğu kanısına varması durumunda bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine
başvurmaya yetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa
Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin
görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada
uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın
değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı
sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan
kurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 5510 sayılı Kanun’un 57. maddenin üçüncü fıkrasının tamamının iptalini talep etmiştir. Bakılmakta olan dava ise yaşlılık aylığı tahsisine ilişkindir. Dolayısıyla anılan fıkrada yer alan “İş kazası, meslek hastalığı, malûllük...”, “...ve ölüm...”, “...gelir...” ve “...ile sermaye değerinin...”ibareleri ile fıkranın”...iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit edildiği...”bölümünün uyuşmazlıkta uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu ibareler ve bölüm yönünden başvurunun mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
4. Diğer yandan 57. maddenin üçüncü fıkrasının kalan bölümünde yer alan “...sigortalarından...”, “…ve aylık tahsisleri…” “...hesabında...” ibareleri ile “…sigortalıların bu Kanuna ve bu Kanunla yürürlükten kaldırılmış kanunlara tâbi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş düzeltmeleri dikkate alınmaz.” bölümü yaşlılık sigortası ve fıkrada geçen diğer sigortalar için geçerli ortak kural niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla kuralın kalan bölümüne ilişkin esas incelemenin bakılmakta olan davanın konusu gözetilerek “…yaşlılık…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılması gerekir.
5. Açıklanan nedenlerle 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 57. maddesinin;
A. Üçüncü fıkrasında yer alan “İş kazası, meslek
hastalığı, malûllük...”, “...ve ölüm...”, “...gelir...” ve “...ile sermaye değerinin...” ibareleri ile fıkranın “...iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit edildiği ...” bölümünün, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu bölüm ve ibarelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. Üçüncü fıkrasının kalan bölümünün esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “…yaşlılık…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,
13/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
6. Başvuru kararı ve ekleri Raportör Ergin ERGÜL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. İtirazın Gerekçesi
7. Başvuru kararında özetle; kuralla esas itibarıyla emeklilik
hakkının kazanılmasında sigortalı olarak çalışılmaya başlanan tarihten sonraki
yaş düzeltmelerinin dikkate alınmamasının öngörüldüğü, bu itibarla idari
makamlara yaş düzeltmelerine ilişkin yargı kararlarını uygulamama yetkisinin
tanındığı, kuralın Anayasa’da yer almayan bir yetkinin yasama organına
verilmesi sonucunu doğurması nedeniyle kuvvetler ayrılığına ve hukuk devleti ilkesine
aykırı düştüğü, yaş değişikliğine ilişkin mahkeme kararının uygulanmamasının
mahkemeye erişim hakkı, yaşı düzeltilenin aynı yaştaki sigortalılarla farklı
muameleye tabi tutulmasının ise kanun önünde eşitlik ilkesi ve sosyal güvenlik
hakkı ile bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10., 36., 60. ve
138. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
8. İtiraz konusu kural, yaşlılık sigortasından aylık tahsisi hesabında sigortalıların 5510 sayılı Kanun’a ve bu Kanun’la yürürlükten kaldırılmış kanunlara tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş düzeltmelerinin dikkate alınmayacağını öngörmekte olup kural “…yaşlılık…” ibaresi ile sınırlı olarak incelenmiştir.
9. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve
işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini
bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir. Anılan maddede nitelikleri
belirtilen sosyal hukuk devleti; insan haklarına dayanan, kişilerin huzur,
refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak ve
özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatını
geliştiren ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan
onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, millî gelirin adalete uygun
biçimde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama
geçirebilen, sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir.
Belirtilen hukuk devleti ilkesiyle toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun
bir hukuk düzeninin kurulması amaçlanmaktadır.
10. Sosyal güvenlik hakkı, sosyal hukuk devletinin temel kavramlarından biri olup Anayasa’nın 60. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da “Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar”denilerek bu görevin devlet tarafından oluşturulacak kuruluşlar yoluyla yerine getirilmesi öngörülmüştür.
11. Sosyal güvenlik, bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence altına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak kişilerin yaşlılık, hastalık, malullük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır.
12. Devletin istihdam politikası bakımından büyük önem taşıyan
emeklilik düzenini aktüeryal dengeleri gözeterek bilimsel verilere göre
belirlemesi, makro planda aktüeryal dengenin bozulmasını önleyecek ve
belirsizliklerden koruyacak şekilde sistemi kurması ve buna göre gerekli yasal
düzenlemeleri yapması doğaldır. Bu düzenin korunması Anayasa'nın 60. maddesinde
yer alan sosyal güvenlik hakkının güvenceye alınması için de zorunludur. Nesnel
ve sürekli kurallarla sağlam temellere oturtulmayan bir sosyal güvenlik
sisteminin aktüeryal dengeyi bozabileceği bunun da sosyal güvenlik sisteminin
bütün emeklilerin durumlarını olumsuz etkileyecek şekilde sürdürülemez bir
duruma gelmesine sebep olabileceği söylenebilir.
13. 5510 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışılmaya başlandığı tarihteki nüfus kütüğünde kayıtlı doğum tarihinin esas alınmasını öngören itiraz konusu kuralın sosyal güvenlik sisteminin birtakım aksaklıklara yol açılmaksızın öngörülebilir, dengeli, sağlıklı ve düzenli bir şekilde sürdürülmesi amacına yönelik olarak öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
14. Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk,
cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle
ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./ Kadınlar ve erkekler eşit haklara
sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu
maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz./
Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile
malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz./
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz./ Devlet organları
ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun
olarak hareket etmek zorundadırlar” denilmek suretiyle kanun önünde
eşitlik ilkesine yer verilmiştir.
15. Kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal
durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal
eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı; aynı durumda bulunan kişilerin
kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, kişiler arasında
ayrım yapılmasını ve kişilere ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,
aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun
karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin
her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki
özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve
uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal
durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi
zedelenmez.
16. Kuralın yer aldığı fıkra
5510 sayılı Kanun’a tabi olarak çalışanların hepsi için uzun süreli
sigortalılık hâllerinde ilk defa çalışmaya başladıkları tarihteki nüfus
kütüğünde kayıtlı oldukları doğum tarihinin esas alınmasını amaçlamaktadır.
Dolayısıyla sigortalının işe giriş tarihinden sonra yaptırılan yaş düzeltmeleri
emeklilik hesabında dikkate alınmayacaktır. Böylece ilk defa işe giriş
tarihindeki hukuksal durum emeklilik açısından korunmaktadır. Bu çerçevede
kural Anayasa’nın 60. maddesinde öngörülen emeklilik düzeninin kimi
aksaklıklara yol açmadan nesnel ve sağlam şekilde sürdürülmesi amacına yönelik
olup kamu yararı amacıyla çelişmemektedir. Diğer yandan kuralda öngörülen ayrım
objektif bir ölçüte dayanmakta olup işe başlamadan önce yaş düzeltmesi yaptıran
sigortalılarla işe başladıktan sonra düzeltme yaptıranlar aynı hukuksal durumda
olmadıklarından bunların farklı kurallara tabi tutulmalarında eşitlik ilkesine
aykırılık bulunmamaktadır.
17. Anayasa’nın 36. maddesinin
birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile
adil yargılanma hakkına sahiptir” denilmektedir. Mahkeme kararlarının
uygulanması, yargılama sonrasına ilişkin olmakla birlikte onu tamamlayan ve
yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Kararın uygulanmaması
hâlinde yargılamanın bir anlamı kalmayacağından yargı kararlarının uygulanması
adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre yargılama
sonucunda mahkemece bir karar verilmiş olması yeterli olmayıp ayrıca bu kararın
etkili bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Mahkeme kararlarını taraflardan
birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren
düzenlemelerin bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir
şekilde engellenmesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvenceleri anlamsız
kılabilir. Mahkeme kararlarının bağlayıcılığını ve gecikmeksizin uygulanmasını
sağlayacak etkili tedbirlerin alınması, adil yargılanma hakkının
gereklerindendir.
18. Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrasında yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ile idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği kurala bağlanmıştır. Bu maddede öngörülen mahkeme kararlarının bağlayıcılığı ilkesi, kanun koyucunun Anayasa’ya uygun olması koşuluyla genel düzenleme yapma yetkisini ortadan kaldırmaz.
19. Kesin hüküm niteliği taşıyan bir yargı kararının yerine
getirilmesi sonucunda oluşan yeni durumların bazı hukuksal konular yönünden
sonuç doğurmaması bu yargı kararının uygulanmadığı anlamına gelmemektedir. Kural mahkeme kararlarının geçersiz
kılınmasına yönelik bir düzenleme olmayıp sosyal güvenlik sisteminin
işleyişinde belirliliği ve öngörülebilirliği sağlama ile kamu yararı amacıyla
sadece emeklilik işleminde yaş düzeltilmesini daha sıkı koşullara bağlamakta,
sonuçta sigortalı olarak işe başladıktan sonra yapılan yaş değişikliğinin
emeklilik aylığına ilişkin işlemlerde dikkate alınmaması sonucunu
doğurmaktadır. Bu bakımdan yargı kararı hukuksal olarak değerini ve
geçerliliğini korumakta, sadece bu karara emeklilik yönünden sonuç
bağlanmamaktadır. İşe başlamadan önce yapılan yaş değişiklikleri ise emeklilik
işlemleri dâhil tüm yönlerden hukuksal sonuç doğurmaya devam etmektedir.
20. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 10., 36., 60. ve 138. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Celal Mümtaz AKINCI ile Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamışlardır.
DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin
GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Çoğunluk kararı gerekçesinde, yaşlılık aylığı bağlanmasıyla
ilgili olarak kuralda objektif bir ölçüt (ilk işe başlama) esas alınarak
düzenleme yapılması ve bu tarihten önce yaş düzeltme kararı alanlarla bu kararı
alamayanların farklı durumlarının bulunması nedeniyle eşitlik ilkesine
aykırılığın söz konusu olmayacağı, diğer taraftan kuralın mahkeme kararlarının
uygulanmasını önlemeyip, bu kararın hukuki geçerliliğinin korunduğu, yalnızca
emeklilik işlemleri bakımından sonuç doğurmasını önlediği ve dolayısıyla
kuralın hak arama hürriyetine ve sosyal güvenlik hakkına da aykırı olmadığı
ifade edilmektedir. Buna karşın aşağıda açıkladığımız gerekçelerle kuralın
iptali gerektiği düşünülmektedir.
2. Anayasanın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri kapsamında belirtilen
‘sosyal hukuk devleti’nin gereği olarak 60. maddesinin birinci fıkrasında,
“Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir” denilmektedir. Mahkememiz
kararlarında belirtildiği üzere Sosyal güvenlik hakkını düzenleyen bu hüküm
bireylere yaşlılık, hastalık, kaza, ölüm ve malullük gibi sosyal riskler
karşısında insan onuruna yaraşır asgari ölçüde bir yaşam düzeyi sağlamayı
amaçlamaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da “Devlet, bu
güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denilerek
bu görevin, Devlet tarafından oluşturulacak kuruluşlar yoluyla yerine
getirilmesi öngörülmektedir. Sosyal güvenlik hakkını gerçekleştirmeyi amaç
edinen Kurumda (SGK) iştirakçi olanlar, aktif çalışma yaşamları boyunca
miktarı ve süresi yasa tarafından belli edilmiş primleri ödemekte ve belli yaşa
geldikten sonra da emekli statüsüne geçerek bu statünün sağladığı, başta
yaşlılık aylığı olmak üzere çeşitli sosyal haklardan yararlanmaktadırlar.
Primli rejime dayalı sosyal güvenlik sisteminin esası da, önceden alınan payın
(primin) yeniden dağıtımına dayanmaktadır (bkz. AYM 6.1.2011, 2009/19 E.- 2011/4K.)
3. Yaşlılık aylığı da sosyal güvenlik hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Kanun koyucu yaşlılık aylığına esas yaşı belirlerken sosyal güvenlik sisteminin kamu üzerindeki yüküyle birlikte, bireylerin fizyolojik olarak sahip oldukları verimli çalışma gücüne ilişkin sınırları bağlamında ortalama çalışma yaşını da dikkate almaktadır. Bu anlamda Kanuna göre 2019 yılında çalışmaya başlayan kimse ancak 65 yaşında yaşlılık aylığını hak edebilecektir.
4. Kanunla belirlenen yaşa ulaşıldığında yaşlılık aylığına hak
kazanmanın sigortalılar için önemli bir sosyal güvenlik hakkı olduğu izahtan
uzak bir hakikattir. Çeşitli nedenlerle kişilerin gerçek doğum tarihleri nüfus
kayıtlarına yanlış şekilde kaydedilebilmektedir. Bu kayıtların hayat boyu
yaşlılık aylığı ve benzeri birtakım hukuki işlemlere temel olması karşısında
gerçek doğum tarihinin kanunda belirtilen idari veya adli karar usulüyle
düzeltilmesini talep etmek bireyler için hak arama özgürlüğü içerisindedir. Bu
doğrultuda hukuk düzeni içerisinde yaş düzeltilmesine ilişkin olarak öngörülen
mahkeme kararı gereğinin yerine getirilmesi de hak arama özgürlüğü ve mahkemeye
erişim hakkı dolayısıyla adil yargılanma hakkının gereğidir. Diğer taraftan
konu yaşlılık aylığıyla ilgili olduğunda hak aramanın temelini sosyal güvenlik
hakkı oluşturmaktadır.
5. İptal davasına konu olan uyuşmazlık bu konuda çarpıcı bir örnek teşkil etmektedir. Uyuşmazlık, yaş düzeltme kararının aylık bağlanmada esas alınmaması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine işlemin iptali için açılan davaya ilişkindir. Davacı çalışma hayatında ilk kez işe başlamadan önce davasını açmış ve yaşı düzeltilerek nüfusa kaydedilmiş, 32 yıl sonra düzeltme kararının dikkate alınması amacıyla Kuruma başvurmuştur. SGK ise iptali istenen kuralı gerekçe göstererek, mahkeme kararının ilk kez işe girdikten 15 gün sonra kesinleşmesi nedeniyle yaş düzeltme kararının aylık bağlama işleminde dikkate alınmayacağını bildirmiştir.
6. Kural, sosyal güvenlik kurumu mensubu sigortalının ilk kez
çalışmaya başladıktan sonraki yaş düzeltme kararlarının emeklilik aylığı
bakımından dikkate alınmamasını zorunlu kılmaktadır. Örneğin 2019 yılında 18
yaşını bitirmeden ya da henüz bitirmişken işe başlayan bir sigortalı, daha önce
yaş düzeltme kararı elde edememişse, emeklilik için kayden geçerli yaşı
itibarıyla 65 yaşını tamamlamayı bekleyecek ve hiçbir zaman gerçek yaşına göre
emekli olma imkanına sahip olamayacaktır. Diğer bir anlatımla kanundaki
düzenleme; henüz rüşt yaşına erişmemiş ve hayat tecrübesi bulunmayan bireylere
65 yaşında emekli olacağı dönemde hak kaybı yaşamaması için çalışmaya
başlamadan önce yaş düzeltme davası açması, aksi halde bu şansa sahip
olamayacağı şeklinde bir yükümlülük yüklediği anlamına gelmektedir. Bu örnek,
hak arama hürriyetine yapılan müdahalenin ölçüsüzlüğünü ortaya koyabilecek
niteliktedir.
7. Buna karşın çeşitli kamu hizmetlerine ilişkin faaliyetlerin niteliği gereği hak arama hürriyetinin meşru amaçla ve Anayasanın 13. maddesinde belirtilen kayıtlar içerisinde sınırlandırılması mümkündür. Buna ilişkin en belirgin örneklerden birini Askerlik Kanununun 81/1. maddesindeki düzenleme oluşturmaktadır.
8. 1111 sayılı Askerlik Kanununun 81/1. maddesinde askerlik çağına
girdikten sonra yapılan yaş düzeltmelerinin askerlik işlemlerinde dikkate
alınamayacağına ilişkin düzenlemeye yönelik iptal istemini Mahkememiz (2019/3
E. – 2019/12 K) esastan reddetmiştir. Ancak anılan düzenleme ile incelemekte
olduğumuz kural üç yönden farklılık içermektedir. İlk olarak, düzeltme
kararının dikkate alınmayacağına dair kurala karşın, fıkranın son cümlesi
uyarınca askerlik yoklaması sırasında görünümlerinin kayıtlı yaşla uyumlu
olmadığı belirlenenler bakımından askerlik şube başkanının bildirimi ile C.
Savcılarının yaş düzeltme davası açarak verilecek düzeltme kararının askerlik
işlemine esas alınması sağlanabilmektedir. İkinci olarak bu Kanuna göre
askerlik çağı, kayıtlı yaşına göre 20 yaşına girdiği yılın Ocak ayının birinci günü
başlamaktadır. Başka bir anlatımla bireyin rüşt yaşını tamamladıktan sonra bu
davayı açmak için en az bir yılı bulunmaktadır. Üstelik bu bir yıllık süre
sınırlamanın konusunu oluşturan askerlik çağı bitişik bir süre olduğundan
kişinin gündeminde olması ve öngörebilmesi mümkündür. Dolayısıyla anılan
düzenlemenin bu özelliği, kanunla hak arama özgürlüğüne yapılan müdahalenin
ölçülü sayılabilmesini mümkün kılmaktadır. Diğer taraftan bu kuralla yapılan
müdahale askerlik süresiyle sınırlıdır. Üçüncü fark da 81/1. maddenin ilk
cümlesinde, mahkemece resmi hastane doğum kayıtları esas alınarak yapılan
yaş düzeltmelerine istisna getirilerek, bunların askerlik işlemlerinde dikkate
alınabileceği kabul edilmiştir. Dolayısıyla doğum tarihi resmi belgeyle sabit
olmasına karşın herhangi bir hata ile yanlış tarihle kayıt edilenlerin
düzeltilen yaşlarının askerlik işleminde dikkate alınması mümkün kılınmıştır.
Askerlik çağıyla bağlantılı anılan düzenlemede yer alan ve hak arama
özgürlüğüne yapılan müdahaleyi ölçülü kılan güvenceler dolayısıyla tarafımızca
Mahkememiz çoğunluğu gibi iptal isteminin reddi yönünde oy kullanılmıştır.
9. İncelemeye konu kurala döndüğümüzde, 18 yaşını tamamlamadan
veya tamamladıktan kısa bir süre sonra çalışma hayatına başlayan bir kimsenin,
dava yoluyla gerçek doğum tarihine göre yaşlılık aylığını elde etme imkanı
elinden alınmaktadır. Rüşt yaşını tamamlamadığı için haklarını tam ve bağımsız
biçimde kullanamadığı yasal olarak kabul edilen bireyin üstelik çalışma
hayatına atılıp ekonomik özgürlüğe kavuşmadan çalışma hayatının sonunda
(muhtemelen 42 yıl sonra) karşısına çıkacak olan yaşlılık aylığı meselesini
öngörerek dava açıp hakkını aramasını beklemek hakkaniyet ve nasafet
ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu anlamda herşeyden önce hukuk devleti ilkesi
ve Anayasanın 5. maddesinde devlete düşen yükümlülükler karşısında, kusuru
olmadan gerçekleşen bir nüfus kayıt hatasının düzeltilmesi yoluyla hakkına
kavuşabilmesi için kişilere bu kadar ağır bir yükümlülük getirilmesi kabul
edilebilir görülmemektedir. Bu nedenle kuralın sosyal güvenlik hakkını
düzenleyen Anayasanın 60. maddesine aykırı olduğu düşünülmektedir.
10. Diğer yandan incelenen kural, özellikle çalışma yaşamına erken yaşlarda başlayan sigortalılar bakımından kişinin mahkeme yoluyla hakkını aramasına neredeyse imkan tanımaz derecede ve ölçüsüzce sınırlaması dolayısıyla Anayasanın 36. maddesindeki hak arama hürriyetine aykırılık oluşturmaktadır. Belirtilen nedenlerle kuralın iptaline karar verilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki
HAKYEMEZ
Üye
Yıldız
SEFERİNOĞLU
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Hasan Tahsin
GÖKCAN
Anayasa Mahkemesi, E. 2019/5, K. 2019/24, 11 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası