İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2020/13 K.2020/68

Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 73. maddesiyle değiştirilen 2. maddesinin;

Esas2020/13Karar2020/68Tarih12 Kasım 2020Okuma23 dk · 4.566 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
12 Kasım 2020
Esas Sayısı
2020/13
Karar Sayısı
2020/68
R.G. Tarih-Sayısı
12/2/2021-31393
İtiraz yoluna başvuran
Ankara 15. İdare Mahkemesi
İtirazın konusu
1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.566 kelime·23 dk okuma·18 bölüm

Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 73. maddesiyle değiştirilen 2. maddesinin;

A. İkinci fıkrasında yer alan “...hane içinde kişi başına düşen ortalama ...” ibaresinin,

B. Üçüncü

fıkrasının birinci cümlesinin,

Anayasa’nın 2., 10. ve 61. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.

OLAY: Engelli aylığının kesilmesine ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ

Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 2. maddesi şöyledir:

“Madde 2- (Değişik: 12/7/2013-6495/73 md.)

65 yaşını doldurmamış olmasının yanı sıra;

a) Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam

ettiremeyecek şekilde engelli olduklarını ilgili mevzuatı çerçevesinde alınacak

sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran Türk vatandaşı engellilerden;

sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa

olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta

kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar

veya nafaka bağlanmış ya da bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal

Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere

muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (4.860) gösterge rakamının memur aylık

katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda,

b) İlgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu

raporu ile engelli olduklarını kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve talebine

rağmen Türkiye İş Kurumu tarafından işe yerleştirilememiş olan Türk

vatandaşlarından; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam

altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun

vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir

işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar

hariç olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç

olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (3.240)

gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda,

aylık bağlanır.

Nafaka bağlanan veya nafaka bağlanması mümkün olanlar ile

sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam altında olursa

olsun gelir veya aylık hakkından yararlanan durumunda ya da uzun vadeli sigorta

kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışan

durumunda kendisine bakmakla yükümlü bir yakını bulunan engelli çocuklar hariç

olmak kaydıyla; Türk vatandaşı olan, 18 yaşını tamamlamamış ve ilgili mevzuatı

çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile engelli oldukları kanıtlanmış

durumundaki engelli yakınlarının bakımını üstlenen Türk vatandaşlarından, her

ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle hane

içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı 16 yaşından büyükler

için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ ünden daha az

olan ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna

karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe ve bakım ilişkisini

fiilen gerçekleştirmeleri kaydıyla, (3.240) gösterge rakamının memur aylık

katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır.

Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına giren engellilerden veya ikinci fıkra gereğince aylık bağlanacak engelli yakınlarından, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık tutarı, 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler muhtaç kabul edilemez ve kendilerine aylık bağlanamaz. (Ek cümle: 20/2/2014-6535/12 md.) Ayrıca, 2828 sayılı kanun hükümlerine göre harçlık ödenenler de muhtaç olarak kabul edilemez ve kendilerine bu Kanun hükümlerine göre aylık bağlanamaz.

65 yaşın doldurulmasından önce bu madde hükümlerine göre

bağlanmış olan aylıkların aynı şekilde ödenmesine devam olunur. (Değişik

ikinci cümle: 14/4/2016-6704/2 md.) Bu Kanunun 1 inci maddesine göre aylık

bağlananlara; başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek kadar

engelli olduklarını ilgili mevzuatına göre alınacak sağlık kurulu raporu ile

kanıtlamaları ve birinci fıkranın (a) bendi ile üçüncü fıkradaki koşulları

taşımaları hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine göre aylık bağlanır. Aylık

bağlanmasına esas teşkil eden engellilik oranı değişen kişilerin aylıkları

durumlarına göre yeniden tespit olunur. Engellilik oranı, bu Kanuna göre aylık

bağlanması gereken oranın altına düşen kişiler ile üçüncü fıkrada belirtilen

aylık ortalama gelir tutarından fazla gelir elde etmeye başlayan kişilerin

aylıkları kesilir.

İkinci fıkra kapsamına giren 18 yaşından küçük engelliler, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi kapsamına girenlere ilişkin hükümler çerçevesinde genel sağlık sigortasından yararlandırılır. Bu engellilerin bakımı amacıyla ikinci fıkraya göre aylık bağlanacak kişilerden genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında kabul edilir.

Birinci fıkra hükümlerine göre aylık almaya hak kazanacak şekilde engelli olduğunu belgeleyen ve herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocuklardan bu kurumlardan aldıkları aylık veya gelir toplamı tutarları, bu madde gereğince durumlarına göre ödenebilecek tutardan daha az olanlara; aradaki fark ilgili sosyal güvenlik kurumu tarafından (birden fazla sosyal güvenlik kurumundan aylık veya gelir alanlar için yalnızca tercih edecekleri bir sosyal güvenlik kurumu tarafından) ödenir ve bu şekilde ödenen tutarlar Hazineden tahsil edilir.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Recep KÖMÜRCÜ, Serdar ÖZGÜLDÜR, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU ve Selahaddin MENTEŞ’in katılımlarıyla 19/2/2020 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle davada uygulanacak kural ve sınırlama sorunları görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın

152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta

olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı

kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan

birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması

durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya

yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine

başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir

davanın bulunması ve iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması

gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde

ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da

olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.

3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 2022 sayılı Kanun’un 2. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...hane içinde kişi başına düşen ortalama ...” ibaresi ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin iptallerini talep etmiştir.

4. Kanun’un 2. maddesinin itiraz konusu

ibarenin de yer aldığı ikinci fıkrası, 18 yaşını tamamlamamış engellilerin

bakımını üstlenen yakınlarına aylık bağlanmasının şartlarını düzenlemektedir. Anılan

maddenin üçüncü fıkrasının itiraz konusu birinci cümlesi ise engelliler ile

engelli yakınlarının hangi durumlarda muhtaç kabul edilmeyeceklerini ve

kendilerine aylık bağlanmayacağını öngörmektedir. Söz konusu cümlede yer alan “…ve

(b)…” ile “…veya ikinci fıkra gereğince aylık bağlanacak engelli

yakınlarından…” ibareleri sağlık kurulu raporu ile engelli olduklarını

kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve talebine rağmen Türkiye İş Kurumu tarafından

işe yerleştirilememiş olan Türk vatandaşları ile 18 yaşını tamamlamamış

engellilerin bakımını üstlenen yakınlarını ifade etmektedir.

5. Bakılmakta olan davanın konusu ise 18 yaşını doldurmuş ve başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olan kişiye aylık bağlanmasına ilişkindir. Bu itibarla Kanun’un ikinci fıkrasında yer alan “...hane içinde kişi başına düşen ortalama ...” ibaresi ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…ve (b)…” ve “…veya ikinci fıkra gereğince aylık bağlanacak engelli yakınlarından,…” ibarelerinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır.

6. Öte yandan Kanun’un 2. maddesinin

üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin “…(a)…”

ibaresi dışında kalan kısmı, 18 yaşını doldurmuş ve başkasının yardımı olmaksızın

hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olan kişilerin yanı sıra

bakılmakta olan davada uygulanma imkânı olmayan engelli olup 18 yaşını dolduran

ve talebine rağmen Türkiye İş Kurumu tarafından işe yerleştirilememiş olan Türk

vatandaşları ile 18 yaşını tamamlamamış engellilerin bakımını üstlenen

yakınları bakımından da geçerli, ortak kural niteliğindedir. Bu itibarla anılan

cümlenin kalan kısmının esasına ilişkin incelemenin bakılmakta olan davanın

konusu gözetilerek cümlede yer alan “…(a)…”

ibaresi ile sınırlı olarak yapılması

gerekmektedir.

7. Açıklanan nedenlerle 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 73. maddesiyle değiştirilen 2. maddesinin;

A. İkinci fıkrasında yer alan “...hane içinde kişi başına düşen ortalama...” ibaresinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B. Üçüncü

fıkrasının;

1. Birinci cümlesinde yer alan “…ve (b)…” ile “…veya ikinci fıkra gereğince aylık bağlanacak engelli yakınlarından,…” ibarelerinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibarelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

2. Birinci cümlesinin kalan kısmının esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin cümlede yer alan “…(a)…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,

19/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

8. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Cengiz ERTEN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve

Kapsam

9. 2022 sayılı Kanun’un 2. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kural, 2. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına giren engellilerden -her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle- hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarının 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimselerin muhtaç kabul edilemeyeceklerini ve kendilerine aylık bağlanamayacağını öngörmektedir.

10. (a) bendi kapsamında bulunan engelliler; 65 yaşını

doldurmamış, başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde

engelli olduklarını ilgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu

ile kanıtlayan ve 18 yaşını dolduran Türk vatandaşlarıdır. Bu kapsamdaki

engellilerin yardıma muhtaç olduklarının sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları

tarafından belirlenmesi durumunda anılan engellilere muhtaçlık hâlleri devam

ettiği sürece (4.860) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından

bulunacak tutarda aylık bağlanır. Ancak söz konusu engellilerden, sosyal

güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir

gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları

açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya

nafaka bağlanmış ya da bağlanması mümkün olanlar aylık alamazlar.

11. Kanun’un 2. maddesinde yer alan “…hane…” ve “…kişi

başına düşen gelir…” kavramları 25/1/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmî

Gazete’de yayımlanan 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk

Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması

Hakkında Yönetmelik’in 4. maddesinde tanımlanmış olup buna göre hane, şehir dışında öğrenim gören çocuklar dâhil olmak üzere

aralarında akrabalık bağı bulunsun ya da bulunmasın adrese dayalı nüfus kayıt

sistemine göre aynı konut ya da aynı konut bölümüne kaydedilmiş kişi veya

kişilerden sosyal inceleme raporu ile birlikte yaşadığı tespit olunanları; kişi başına düşen gelir ise engelli ve engelli yakını

aylıklarında hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarını ifade

etmektedir.

12. Bu kapsamda aylığa hak kazanan kişilere Kanun’un 8. maddesi gereğince Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca (Bakanlık) aylık bağlanır ve Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden ödeme yapılır. Yine aynı maddede aylık bağlanmasında, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarınca sosyal inceleme raporları ve gerektiğinde sağlık kurulu raporları da dikkate alınarak ilgililerin bu Kanun’a göre aylık bağlanması şartlarını haiz oldukları yönünde verilmiş kararların esas alınacağı belirtilmiştir. Kanun’un 2. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, üçüncü fıkrada belirtilen aylık ortalama gelir tutarından fazla gelir elde etmeye başlayan kişilerin aylıkları ise kesilecektir.

B. İtirazın Gerekçesi

13. Başvuru kararında özetle; muhtaçlık ölçütü belirlenirken hane içindeki diğer bireylerin gelirlerinin esas alındığı, bu durumun kendisine ait hiçbir geliri olmayan engellinin aylığının kesilmesine ya da hiç aylık bağlanmamasına sebebiyet verdiği, bu suretle gelir sahibi olmayan engellinin bir varsayıma dayalı olarak gelir sahibi gibi muamele gördüğü, gelir sahibi olmayan engellinin bağımsız hareket etme kabiliyetinin kısıtlandığı, bir kez daha maddi ve manevi olarak başkasına bağımlı ve muhtaç hâle getirildiği ve toplum hayatına intibakının geciktirildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 61. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

14. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13., 35. ve 60. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

15. Anayasa’nın 60. maddesinde, “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir./ Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” hükmüne yer verilmiştir. Anayasa’nın 61. maddesinin ikinci fıkrasında da “Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır” denilmek suretiyle engellilerin sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler kapsamında olduğu belirtilmiştir.

16. 2022 sayılı Kanun’da belirtilen şartları taşıyanlara her ay düzenli şekilde verilen bir ödeme olan itiraz konusu kurala konu yardım aylığının öncelikle hukuki niteliğinin ortaya konulması gerekmektedir. Kuralın öngördüğü aylık, Kanun’un 2. maddesi kapsamındaki kişilerin sosyal güvenliklerini sağlamak için getirilmiş, sosyal yardım nitelikli bir ödemedir.

17. Anayasa’nın sosyal güvenlik hakkına ilişkin 60. maddesinin

birinci fıkrası ve engellilerin korunmasını düzenleyen 61. maddesinin ikinci

fıkrası hükümlerine göre devlet, engellilerin korunması ve toplum hayatına

intibakını sağlamak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Başka bir

geliri olmayan muhtaç durumdaki engellilere hangi koşullarda aylık

bağlanacağını belirleme konusunda kanun koyucu Anayasal ilke ve hükümlere

aykırı olmamak kaydıyla takdir yetkisine sahiptir. Kanun koyucu itiraz konusu

kural ile engellilere aylık bağlanabilmesi veya bağlanmış aylığın kesilmemesi

için öngördüğü şartlarla muhtaç olma ölçütünü belirlemektedir. Bu bağlamda

mevzuatımızda da engellilerin korunması amacıyla öngörülmüş çeşitli tedbirler

söz konusudur. Nitekim 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında

Kanun’un çeşitli hükümlerinde nakdi yardım dışında başka tedbirler suretiyle de

engellilerin korunması ve toplum hayatına intibakının sağlanmasının

düzenlendiği anlaşılmaktadır.

18. Kanun koyucu ayrıca özellikle bir

geliri bulunmayan engelliler yönünden nakdi veya aynî yardım yapılmasını da

öngörebilir. Nitekim kuralın yer aldığı Kanun ile engellilere aylık nakdi

yardım yapılması yönünde bir düzenleme yapılmıştır. Bununla birlikte devletin

özellikle parasal yardım konusundaki yükümlülükleri Anayasa’nın 65. maddesine

göre malî kaynakları ile sınırlıdır. Anılan maddeye göre devlet, sosyal ve

ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına

uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine

getirir. Engellilerin korunmasının amaca uygun bir öncelik olduğu kuşkusuzdur.

Ancak kural ile devletin malî kaynaklarının sınırlılığı çerçevesinde aynı hane

içinde birlikte yaşadığı kişilerin belirli bir gelir seviyesinin altında olduğu

engellilere yardım yapılmasının bir öncelik olarak görüldüğü anlaşılmaktadır.

Yeterli bir yaşam standardı bulunmayan engellilere öncelik tanınması ve bu

standardın belirlenmesinde kendisinin yanında ailesinin gelirlerinin de dikkate

alınması devletin mali kaynaklarının yeterliliği kapsamında makul görülebilir

bir husustur.

19. Sosyal güvenlik yönünden özel olarak

korunması gereken engellilerin aylığa hak kazanması bakımından kural uyarınca

aranan -her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak

suretiyle- hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarının 16

yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının

1/3’ünden fazla olmaması ve aynı tutardan fazla gelir sağlanmasının mümkün

olmaması koşulu muhtaçlık hâlinin belirli bir ölçü ve denge gözetilerek

tespitini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu itibarla kural Anayasa’nın 60. ve 61.

maddesi çerçevesinde devletin engellilerin korunması ve toplum hayatına

intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alma yükümlülüğüne aykırı bir yön

taşımamaktadır.

20. Anayasa’nın 35. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır.

21. Anayasa Mahkemesi kararlarında

açıklandığı üzere belirli durumlarda, bir ekonomik değer veya icrası

mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik haklı (meşru) bir beklenti de

Anayasa’nın mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Haklı beklenti; makul

bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, mevzuatta

belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren

yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip

nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece

hukukta mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın varlığı haklı

beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi,

B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 37).

22. Kuralın mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerekip gerekmediğinin tespiti bakımından öncelikle kendilerine aylık bağlananların kural gereğince aylıklarının kesilmesi nedeniyle haklı bir beklenti içine girmelerine neden olabilecek şartların bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.

23. Kuralın yürürlüğe girmesinden önce

herhangi bir nedenle kendilerine aylık bağlanmamış olup yürürlük tarihinden

sonra aylık bağlanacaklar bakımından yeterli somutluğa sahip bir beklentiden

bahsedilemeyeceği için haklı beklentiden söz etmek mümkün değildir. Buna

karşılık aylık bağlanma koşullarını yeniden düzenleyen kuralın yürürlüğe

girmesinden önce ilgili maddenin o anki hâline göre kendilerine aylık

bağlananların bu aylıklarının devam edeceği yönündeki beklentileri, kanun

hükmüne dayanması ve yeterli somutluğa sahip olması nedeniyle haklı beklenti

niteliğindedir. Dolayısıyla kural, yalnızca yürürlük tarihinden önce

kendilerine aylık bağlanmış olanlar yönünden mülkiyet hakkına yönelik bir sınırlama

öngörmektedir.

24. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” denilmektedir. Buna göre mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerekir.

25. Mülkiyet hakkının düzenlendiği Anayasa’nın 35. maddesinde söz konusu hakkın kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği hükme bağlanmıştır. Kuralın, aylık bağlanması için hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarını esas alan muhtaçlık ölçütü öngörmek suretiyle yardıma ihtiyacı olan engellilerin belirlenerek bunlara nakdi yardım yapılmasını sağlama amacı taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralla getirilen sınırlama kamu yararı biçimindeki anayasal meşru bir amaca dayanmaktadır.

26. Kuralın öngördüğü sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca ölçülü de olması gerekir. Ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.

27. Kuralla aylık bağlanması için hane içindeki kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarının esas alınmasının nakdi yardıma ihtiyacı olan engellilerin tespit edilmesi amacına ulaşma bakımından elverişli olduğu açıktır.

28. Mali kaynakların sınırlı olduğu, prime dayalı olmayan sosyal güvenlik yardımlarının usul ve koşullarını belirleme konusunda kanun koyucunun geniş bir takdir yetkisinin bulunduğu gözetildiğine nakdi yardım yapılmasını öngören kuralda gelir seviyesini esas alan objektif bir ölçütün benimsenmesinin yardıma muhtaç olan engellilerin tespit edilmesi bakımından gerekli olmadığı söylenemez.

29. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, kişilerin aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır. Sınırlamanın orantılılığı değerlendirilirken bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemi, diğer taraftan da sınırlamanın niteliği ile kişilere yüklenen külfet dikkate alınacaktır (Doğan Depişgen, B. No: 2016/12233, 11/3/2020, § 60; Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).

30. Anayasa’nın 35. maddesi herhangi bir

sosyal güvenlik yardımının veya ödemesinin yapılıp yapılmaması ya da bu

çerçevede hangi menfaatlerin sağlanacağı veyahut bu yardım ve ödemelerin

miktarı ile ilgili olarak karar verilmesi konusunda bir koşul öngörmemektedir.

Kişinin bir sosyal güvenlik yardımı kapsamına dâhil edilmesi bu sistemin

değiştirilemeyeceği anlamına da gelmemektedir. Buna göre sağlanan yardım veya

aylığın kapsamı gereğince ödeme koşullarının değiştirilebilmesi de anayasal ilke

ve hükümlerle sınırlı olarak kanun koyucunun takdirindedir. Bu kapsamda

ekonomik ve sosyal yapıdaki değişikliklere, sosyal yardıma ihtiyaç duyan kişi

kategorileri hakkında gelişen görüşlere ve ayrıca bireysel durumların

gelişimine bağlı olarak sosyal güvenlik yardımı mevzuatında değişikliklerin

yapılabilmesi mümkündür.

31. Bu bağlamda malî kaynakların sınırlılığı, değişen

ekonomik ve toplumsal ihtiyaçlar gözetilerek engelli kişilere aylık bağlanması

için gerekli koşullarda değişiklik yapılmasının ve bu kapsamda hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir

tutarının, 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net

tutarının üçte birini aşmaması ölçütünün benimsenmesinin mülkiyet

hakkının korunmasına yönelik adil dengeyi bozmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Kaldı ki kural engelli aylığı bağlanmış olan kişileri bu aylığı almaktan

tümüyle yoksun bırakmamaktadır. Bu çerçevede engelli aylığı bağlanmış olanların

tümünün değil sadece hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık tutarı 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin üçte birinden fazla olanlar yönünden

aylık ödenmemesi öngörülmektedir. Başka bir ifadeyle kural uyarınca hiçbir

geliri olmayan ve hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık tutarı kuralda

belirtilen miktardan az olan engellilerin aylıklarının kesilmesi söz konusu

olmayacaktır. Bu itibarla kural kişilere aşırı külfet yüklememekte ve haklı

beklentiyi ihlâl etmemektedir.

32. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13., 35., 60. ve 61. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 35., 60. ve 61. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Kuralın Anayasa’nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 73. maddesiyle değiştirilen 2. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…(a)…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE Engin YILDIRIM’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA 12/11/2020 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. İtiraz konusu kural, ilgili Kanun’un 2. maddesinin (a) bendi kapsamına giren engellilerin, her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olması veya aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olması hallerinde muhtaç kabul edilemeyeceklerini ve kendilerine aylık bağlanmayacağını öngörmektedir.

2. Kuralda yer verilen muhtaçlık ölçütü hane içindeki diğer bireylerin gelirleri esas alınarak kişi başına düşen ortalama gelirin hesaplanması üzerinden belirlenmektedir. Buna göre, Kanun’da sosyal güvenlik yönünden özel olarak korunması gereken engellilerin aylığa hak kazanmasında, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarında itiraz konusu kuralda belirlenen miktar muhtaçlık hâlini aylığa hak kazanma bakımından tanımlamaktadır.

3. Bu yöntem esas olarak engelli bireyin aylığa hak kazanmasını içinde yaşadığı hane içindeki diğer bireylerin gelirlerine bağlamakta ve kendisine ait hiçbir geliri olmayan engellinin aylığının kesilmesi veya hiç aylık bağlanmamasına neden olmaktadır. Kural, gelir sahibi olmayan engellilerin toplumsal hayata bağımsız birey olarak katılmalarını zorlaştırmakta ve onların maddi ve manevi olarak başkasına bağımlı ve muhtaç hale gelmeleri sonucuna yol açmaktadır.

4. Kuralın, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına

alınan mülkiyet hakkına dokunan, onu sınırlandıran bir yönü olmakla birlikte (Anayasa

Mahkemesi daha önceki kararlarında engellilere yardım aylığı gibi sosyal

güvenlik ödemelerinin ekonomik birer mal varlığı değeri olduğundan Anayasa’nın

35. maddesi anlamında mülk teşkil ettiğini kabul etmiştir. Bkz. Ferda

Yeşiltepe [GK], B. No: 2014/7621, 25/7/2017, § 47), anayasal incelemenin

esas olarak 61. madde üzerinden yapılması gerekmektedir. Bu maddenin ikinci fıkrasında yer alan “Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına

intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.” düzenlemesi engellilerin sosyal

güvenlik bakımından özel olarak korunması gereken bir zümre olduğunu hükme

bağlamaktadır. Bu hüküm, engellilerin korunmasını ve toplum hayatına

intibaklarının sağlanmasında devletin yükümlülük sahibi olduğunu

göstermektedir.

5. Anayasa’nın 2. maddesinde ifade edilen sosyal hukuk devleti, engellilerin diğer insanlar gibi hak ve özgürlüklerden yararlanmasını kolaylaştıran ve insan haysiyetine yaraşır hayat sürdürmelerini sağlayan devlettir.

6. Anayasa’nın 5. maddesi, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmayı Devlet’in temel amaç ve görevleri arasında saymaktadır. Maddeye göre devlet, kişinin temel hak ve hürriyetlerine yönelik engelleri kaldırmakla mükelleftir ve engellilerin yaşamını zorlaştıracak engeller koymak veya var olan bu engelleri kaldırmamak temel hak ve hürriyetlerin sunduğu güvencelerden engellilerin yararlanmasının önüne set çekebilecektir.

7. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” ifadesi yer almaktadır. Anayasanın 60. maddesine göre de, “herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.”

8. Anayasa’nın 60. maddesine göre herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu ve devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağını taahhüt etmektedir.

9. Anayasa’nın 61. maddesinin ikinci fıkrasında da “Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.” denilmek suretiyle engellilerin sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler kapsamında olduğu belirtilmiştir.

10. Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin 4. maddesinin ikinci fıkrasında “Taraf Devletler ekonomik, sosyal ve kültürel haklarla ilgili olarak kaynakları ölçüsünde azami tedbirleri almayı ve gerektiğinde uluslararası işbirliği çerçevesinde engellilerin bu haklardan tam olarak yararlanmasını aşamalı olarak sağlamak için işbu Sözleşme’de yer alan ve uluslararası hukuka göre derhal uygulanması gereken yükümlülükleri yerine getirmeyi taahhüt eder” hükmü yer almaktadır.

11. Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin 19.

maddesinde, engellilerin topluma bağımsız bir şekilde dâhil olmalarını ve tam

katılımlarını öngörmektedir. Bu Sözleşmeyi denetleyen Engelli Hakları Komitesi,

yayınladığı “Bağımsız Yaşama ve Topluma Dâhil Olma Hakkında” 5 No’lu Genel

Yorumunda 19. maddenin normatif içeriğini tanımlamıştır. Buna göre “bağımsız

yaşama, engelli bireylere hayatlarını seçme ve kontrol etme ve yaşamlarıyla

ilgili tüm kararları almalarını sağlamak için gerekli tüm araçların sağlanması

anlamına” gelirken, “topluma dâhil olma…sosyal yaşama ve halka sunulan

hizmetlerin tümüne erişimine, engellilerin tam olarak dâhil edilmesini ve

sosyal hayatın her alanına katılmalarını sağlamak için sunulan hizmetlerin”

desteklenmesini kapsamaktadır.1

12. Komite, bir Taraf Devletin, Madde 19’a ilişkin “gerileyici tedbirleri uygulamaya koymaya çalıştığı zaman, Devlet, bu tür tedbirlerin geçici, gerekli, Madde 19’ın özüne saygılı olduğunu ve ayrımcı olmadığını kanıtlamak zorundadır.” değerlendirmesinde bulunarak, bu tür önlemlerin “engelli kişileri bağımsız yaşama ve topluma dahil olma hakkından tam olarak yararlanmalarından mahrum” ettiğini vurgulamıştır.2

13. Komite “Ayrımcılık Yasağı ve Eşitlik Hakkında” 6 No’lu

Genel Yorumunda da, taraf devletlerin engellilerin topluma dâhil olmalarını ve

tam katılımlarını kolaylaştırmak için etkin ve gerekli önlemleri alması

gerektiğine işaret etmiştir.3

Buna ek olarak Komite, engelli bireylerin kendileri ve aileleri için yeterli

bir yaşam standardına sahip olma hakkının uygulanmasındaki başarısızlığın, Sözleşme’nin

amaçlarına aykırı olacağını ve engelli bireylerin, diğerleriyle kıyaslanabilir

uygun bir yaşam standardına ulaşmak için genellikle ek masraflar yapmaları

gerektiğinin altını çizmektedir.4

Komite, taraf devletlerin, engelli bireylerin engellilikle ilgili ek

masraflarını karşılayabilmeleri için gerekli tedbirleri almakla yükümlü

olduklarını hatırlatmaktadır.

14. Komite, Türkiye ile ilgili Nihai Gözlem Raporunda da mali kriz zamanlarında, “krizin engelli bireyler üzerinde orantısız olumsuz etki yaratmasını önlemek amacıyla…, engelli bireylerin sosyal korumaya erişimleri ve yeterli gelir düzeyleri olduğunun temin edilmesi ve kamu politikalarında bu teminata her zaman yer verilmesi” gerekliliğine dikkat çekmiştir.5

15. Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartının 15. maddesinde de engellilerin toplumsal yaşamda bağımsız olma, sosyal bütünleşme ve toplumsal yaşama katılma hakkına sahip oldukları güvence altına alınmıştır.

16. Engellilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve

hak ve özgürlüklere ulaşmalarının önündeki her türlü engelin ve sınırlılığın

kaldırılması açısından devlet anayasal bir sorumluluk altındadır. Devletin bu

yükümlülüğü yerine getirirken engellilerin sosyal ve ekonomik haklarının

kullanımı yönünden Anayasa’nın 65. maddesi uyarınca mali kaynaklarının

yeterliliği ile sınırlanması ekonomik ve sosyal hakların aşamalı olarak yerine

getirilmesinin önünde anayasal bir engel olarak görülmemelidir. Aksi halde,

Anayasa’nın güvence altına aldığı sosyal haklar, kişilerin sahip oldukları

haklar olarak değil de devletin ve toplumun karşılaması gereken ödevler veya

yasa koyucuya tavsiye niteliğindeki program haklar olarak genelde içeriği boş,

retorik ya da belagat yönü kuvvetli cümlelerden ibaret hak-benzeri düzenlemeler

olarak kalacaktır.

17. İnsan haklarının temelinde insan haysiyetinin

korunması yatmaktadır. İnsan haysiyetinin hayati bir boyutunu da insanın özerk

bir varlık olması oluşturmaktadır. Özerk bir varlık olabilmek için de temel

insan ihtiyaçlarının karşılanması gerekmektedir. Engelli bireylerin insan

haysiyetine uygun özerk bir yaşam sürebilmeleri için önlerindeki maddi ve

manevi engellerin kaldırılması veya en az düzeye indirilmesinde sosyal devletin

önemli bir sorumluluğu bulunmaktadır. Onların toplumsal hayatın her aşamasına

katılımının sağlanması, sosyal devletin temel amaçlarından biri olarak

benimsenmelidir. Nitekim BM Engelli Hakları Komitesi’nin yukarıda değindiğimiz

Genel Yorumlarının özünü de bu husus oluşturmaktadır.

18. Engelliler birer acınma “nesnesi”, sürekli himmete muhtaç “aciz” varlıklar değildir. İtiraz konusu kural, engellilerin bağımsız yaşayabilmeleri ve toplumsal hayata etkin bir şekilde katılımlarının sağlanabilmesi için önemsiz olduğu söylenemeyecek bir gelir imkânından yoksun bırakılmalarına neden olmaktadır. Bu durum, engelli bireylerin maddi ve manevi varlıklarını insan haysiyetine yakışır bir şekilde geliştirmeleri önünde bir engel oluşturmaktadır. Sosyal devlet, engellilerin önündeki engelleri kaldırmakla, tamamen kaldıramazsa bile azaltmakla mükelleftir, onlara, gerekçesi ne olursa olsun, yeni engeller çıkartmakla değil.

19. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2. 5. 17. ve 60. maddeleriyle bağlantılı olarak Anayasa’nın 61. maddesine aykırı olduğu düşüncesiyle çoğunluk kararına muhalif kaldım.

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

Kadir

ÖZKAYA

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Rıdvan

GÜLEÇ

Üye

Recai

AKYEL

Üye

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Üye

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Üye

Selahaddin

MENTEŞ

1 BM Engelli Hakları Komitesi, Bağımsız Yaşama ve Topluma Dâhil Olma Hakkında Genel Yorum No. 5 (2017), §16.https://www.esithaklar.org/wp-content/uploads/2018/04/Ba%C4%9F%C4%B1ms%C4%B1z-Ya%C5%9Fama-ve-Topluma-Dahil-Olma-BM-No.5.output.pdf, erişim tarihi 17 Kasım 2020.

2 Id. §§ 43-44.

3BM Engelli Hakları Komitesi, Ayrımcılık Yasağı ve Eşitlik Hakkında Genel Yorum No: 6 (2018), § 57. http://www.esithaklar.org/wpcontent/uploads/2018/08/Ayr%C4%B1mc%C4%B1l%C4%B1k-Yap%C4%B1lmamas%C4%B1-ve-E%C5%9Fitlik-Hakk%C4%B1nda-Genel-Yorum-BM-No.6.pdf., erişim tarihi 17 Kasım 2020.

4 Id. § 68.

5 BM Engelli Hakları Komitesi- Türkiye’nin ilk raporuna ilişkin Nihai Gözlem Raporu, § 55, CRPD/C/TUR/CO/1, 9 Nisan 2019. https://www.esithaklar.org/wp-content/uploads/2019/05/BM_NihaiGozlemRaporu2019.pdf.

Üye Engin YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi, E. 2020/13, K. 2020/68, 12 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. B. Üçüncü
  4. I. İptali İstenen Kanun Hükümleri
  5. II. İlk İnceleme
  6. B. Üçüncü
  7. III. Esasın İncelenmesi
  8. A. Anlam ve
  9. B. İtirazın Gerekçesi
  10. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  11. Karşıoy Gerekçesi
  12. Özkaya
  13. Üstün
  14. Yıldırım
  15. Dursun
  16. Topal
  17. Güleç
  18. Akyel
  19. Seferinoğlu
  20. Menteş
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2020/13
Karar No
2020/68
Tarih
12 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2020/10 K.2020/67
  • AYM Norm Denetimi E.2018/162 K.2020/66
  • AYM Norm Denetimi E.2020/96 K.2020/72
  • AYM Norm Denetimi E.2020/92 K.2020/71
  • AYM Norm Denetimi E.2020/86 K.2020/79
  • AYM Norm Denetimi E.2020/51 K.2020/73

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.