KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2022
- Esas Sayısı
- 2021/42
- Karar Sayısı
- 2022/45
- R.G. Tarih - Sayı
- 30/6/2022
Karar Metni
1.947 kelime·10 dk okuma·22 bölüm
- 31882
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Danıştay Onikinci Dairesi
İTİRAZIN KONUSU
10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10. maddesine 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanun’un 67. maddesiyle eklenen (h) bendinin Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY
Hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumlu bulunmadığı gerekçesiyle sürekli işçi kadrosuna geçirilmemesine ilişkin işleminin iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ
İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 10. maddesi şöyledir:
“Özel güvenlik görevlilerinde aranacak şartlar
Madde 10- Özel güvenlik görevlilerinde aşağıdaki şartlar aranır:
a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak.
b) (Değişik: 21/4/2005 – 5335/23 md.) Silahsız olarak görev yapacaklar için en az sekiz yıllık ilköğretim veya ortaokul; silahlı olarak görev yapacaklar için en az lise veya dengi okul mezunu olmak.
c) 18 yaşını doldurmuş olmak.
d) (Değişik: 2/1/2017 - KHK-680/69 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/67 md.) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile;
1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak.
2) Affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık ve fuhuş suçlarından mahkûm olmamak.
3) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak.
e) (Mülga: 23/1/2008 – 5728/578 md.)
f) Görevin yapılmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı ile engelli bulunmamak.
g) 14 üncü maddede belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla tamamlamış olmak.
h) (Ek: 2/1/2017-KHK-680/69 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/67 md.) Güvenlik soruşturması olumlu olmak.”
II. İLK
İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI ve İrfan FİDAN’ın katılımlarıyla 29/4/2021 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Aydın AYGÜN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Sınırlama Sorunu
3.
Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir
davaya bakmakta olan mahkeme, bu dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya
Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde
veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu
kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine
başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa
Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin
görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada
uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın
değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı
sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan
kurallardır.
4. Başvuru kararında 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinin (h) bendinin iptali talep edilmiştir. İtiraz konusu kural özel güvenlik görevlisi olabilmek için güvenlik soruşturmasının olumlu sonuçlanmış olması şartını öngörmektedir.
5. Kuralın öngördüğü güvenlik soruşturması faaliyetleri, 17/4/2021 tarihine kadar 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Kanun hükümlerine göre yürütülmekte iken anılan Kanun’un söz konusu tarihte 7/4/2021 tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’yla yürürlükten kaldırılması üzerine anılan faaliyetler 17/4/2021 tarihinden itibaren 7315 sayılı Kanun hükümlerine göre yürütülmeye devam edilmiştir. Bu itibarla kural hem mülga 4045 sayılı Kanun hem de 7315 sayılı Kanun uyarınca gerçekleştirilen güvenlik soruşturması faaliyetleri bakımından geçerli, ortak kural niteliğindedir.
6. Bakılmakta olan davanın konusunu ise mülga 4045 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilen güvenlik soruşturması faaliyeti oluşturmaktadır. Bu nedenle kurala ilişkin esas incelemenin “mülga 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Kanun uyarınca yapılan güvenlik soruşturması” yönünden yapılması gerekir.
B. İtirazın Gerekçesi
7. Başvuru
kararında özetle; itiraz konusu kuralın özel güvenlik görevlisi olabilmek için
güvenlik soruşturmasının olumlu sonuçlanması şartını aradığı, ancak güvenlik
soruşturmasını düzenleyen kanunun yalnızca hangi kamu görevlileri bakımından
güvenlik soruşturması yapılacağını belirttiği, güvenlik soruşturmasıyla ilgili
diğer hususları yönetmeliğe bıraktığı, güvenlik soruşturmasına konu bilgi ve
belgelerin neler olduğu, bu bilgi ve belgelerin ne şekilde kullanılacağı, hangi
mercilerin soruşturmayı yapacağı hususunda herhangi bir düzenlemeye yer
verilmediği, güvenlik soruşturması sonucunda özel güvenlik görevlisi olarak
alınmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına,
kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvence ve temel ilkelerin kanunla
belirlenmediği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 13., 20. ve 128. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
8. İtiraz konusu kuralla özel güvenlik görevlisi olabilmek için güvenlik soruşturmasının olumlu olması şartı öngörülmüş olup kural “mülga 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Kanun uyarınca yapılan güvenlik soruşturması” yönünden incelenmiştir.
9.
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında herkesin özel hayatına ve aile
hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile
hayatının gizliliğine dokunulamayacağı belirtilmiş; üçüncü fıkrasında da “Herkes,
kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu
hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu
verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve
amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel
veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla
işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla
düzenlenir.” denilerek kişisel verilerin korunması özel hayatın
gizliliğinin korunması kapsamında güvenceye kavuşturulmuştur.
10. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, insan onurunun korunması ve bireyin kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçlamaktadır.
11.
Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarında belirtildiği üzere “...adı,
soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan
bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik
numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak
izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan
kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri gibi kişiyi doğrudan
veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler…” kişisel veri olarak kabul
edilmektedir (AYM, E.2013/122, K.2014/74, 9/4/2014; E.2014/149, K.2014/151,
2/10/2014; E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2014/180, K.2015/30, 19/3/2015;
E.2015/32, K.2015/102, 12/11/2015).
12. Bu bağlamda güvenlik soruşturmasıyla elde edilen veriler kişisel veri niteliğindedir. İtiraz konusu kural, güvenlik soruşturması yapmakla görevli birimler tarafından güvenlik soruşturması kapsamında kişilerin kişisel veri niteliğindeki özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgilerinin alınmasına ve bu kayıtların kullanılmasına imkân tanıması nedeniyle kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama getirmektedir.
13. Anayasa’nın
20. maddesi uyarınca kişisel veriler ancak kanunda öngörülen hâllerde veya
kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Anayasa’nın 13. maddesinde de “Temel hak
ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili
maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.
Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve
lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne
yer verilerek temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği ifade
edilmiştir. Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleri uyarınca kişisel verilerin
korunmasını isteme hakkını sınırlamaya yönelik kanuni bir düzenlemenin şeklen
var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde
belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
14. Esasen
temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2.
maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk
devletinde, kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi
bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır,
uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına
karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler
hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk
normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde
devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven
duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41,
K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve 20.
maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2.
maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.
15. 5188 sayılı Kanun’un 1. maddesinde anılan Kanun’un amacının, kamu güvenliğini tamamlayıcı nitelikteki özel güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu ifade edilmiştir.
16.
Kanun’un 7. ve 8. maddelerinde ise özel güvenlik görevlilerinin yetkileri
ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre özel güvenlik görevlileri, koruma ve
güvenliğini sağladıkları alanlara girmek isteyenleri duyarlı kapıdan geçirme,
bu kişilerin üstlerini arama, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun 90. ve 168. maddelerine göre yakalama, görev alanında haklarında
yakalama emri veya mahkûmiyet kararı bulunan kişileri yakalama ve arama,
yangın, deprem gibi tabiî afet durumlarında ve imdat istenmesi hâlinde görev
alanındaki işyeri ve konutlara girme, genel kolluk kuvvetlerine derhal
bildirmek şartıyla, aramalar sırasında suç teşkil eden veya delil olabilecek ya
da suç teşkil etmemekle birlikte tehlike doğurabilecek eşyayı emanete alma, zor
kullanma, silah taşıma ve bulundurma gibi yetkilere sahiptir.
17. Anılan yetkiler gözetildiğinde özel güvenlik görevlileri bakımından güvenlik soruşturması yapılması yönünde düzenlemeler getirilmesi kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak bu alanda düzenleme öngören kuralların kamu makamlarına hangi şartlarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve muhtemel kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerekir.
18.
Anayasa Mahkemesi 24/7/2019 tarihli ve E.2018/73, K.2019/65 sayılı, 19/2/2020
tarihli ve E.2018/91, K.2020/10 sayılı, 19/2/2020 tarihli ve E.2018/163,
K.2020/13 sayılı, 3/6/2021 tarihli ve E.2020/24, K.2021/39 sayılı ile 16/12/2021 tarihli ve E.2020/41, K.2021/91 sayılı kararlarında
güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasını öngören kuralları
incelemiştir. Bu kararlarda Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette
bulunma yükümlülükleri olan memurların ve kamu görevlilerinin kamu görevlerine
atanmalarında birtakım şartların aranmasının doğal olduğu, bu kapsamda kamu
görevine atanmadan önce kişilerin güvenlik soruşturmasının ve arşiv
araştırmasının yapılmasını öngören kuralların kanun koyucunun takdir yetkisinde
bulunduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte anılan kararlarda güvenlik
soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin
kullanılmasına ilişkin temel ilkelerin kanunda düzenlenmesi gerektiği ifade
edilmiştir (bkz. sırasıyla §§ 170, 171; §§ 132, 134; §§ 15, 17; §§ 47, 49; §§
17, 19).
19.
Kuralla güvenlik soruşturmasının olumlu olması özel güvenlik görevlilerinde
bulunması gereken şart olarak düzenlenmesine karşın 17/4/2021 tarihinden önceki
süreç yönünden kanunda güvenlik soruşturmasına konu edilecek bilgi ve
belgelerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturmayı
yapacağına, bu bilgilerin ne suretle ve ne kadar süre ile saklanacağına,
ilgililerin söz konusu bilgilere itiraz etme imkânının olup olmadığına,
bilgilerin bir müddet sonra silinip silinmeyeceğine, silinecekse bu sırada
izlenecek usulün ne olduğuna, yetkinin kötüye kullanımını önlemeye yönelik
nasıl bir denetim yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer
verilmemiştir. Diğer bir ifadeyle güvenlik soruşturmasının yapılmasına, elde
edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizin
kuralla sadece güvenlik soruşturmasının olumlu olması özel güvenlik görevlisi
olmada aranacak şartlar arasında sayılmıştır.
20. Güvenlik soruşturması sonucunda kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bağdaşmamaktadır (benzer yöndeki kararlar için bkz. AYM, E.2018/73, K.2019/65, 24/7/2019, §§ 171, 172; E.2018/91, K.2020/10, 19/2/2020, §§ 133, 134; E.2018/163, K.2020/13, 19/2/2020, §§ 16, 17; E.2020/24, K.2021/39, 3/6/2021, §§ 48, 49; E.2020/41, K.2021/91, 16/12/2021 § 18, 19; Fatih Saraman [GK], B. No: 2014/7256, §§ 89, 90; Turgut Duman, B. No: 2014/15365, § 88).
21. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 128. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
A. Esasına ilişkin incelemenin “mülga 26/10/1994 tarihli
ve 4045 sayılı Kanun uyarınca yapılan güvenlik soruşturması” yönünden yapılmasına,
B. “mülga 26/10/1994 tarihli ve 4045 sayılı Kanun
uyarınca yapılan güvenlik soruşturması” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
21/4/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü
ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir
ÖZKAYA
Üye
Engin
YILDIRIM
Üye
Hicabi
DURSUN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Rıdvan
GÜLEÇ
Üye
Recai
AKYEL
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız
SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin
MENTEŞ
Üye
Basri
BAĞCI
Üye
İrfan
FİDAN
Üye
Kenan
YAŞAR
Anayasa Mahkemesi, E. 2021/42, K. 2022/45, 21 Nisan 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası