İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2022/101 K.2024/124

Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 132 milletvekili

Esas2022/101Karar2024/124Tarih27 Haziran 2024Okuma31 dk · 6.128 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
27 Haziran 2024
Esas Sayısı
2022/101
Karar Sayısı
2024/124
R.G.Tarih-Sayı
8/10/2024-32686
İptal davasını açan
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.128 kelime·31 dk okuma·16 bölüm

Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 132 milletvekili

İPTAL DAVASININ KONUSU

10/6/2022 tarihli ve 7410 sayılı Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;

A. 4. maddesiyle 9/8/1983

tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 2. maddesinin;

1. Birinci fıkrasında yer alan “Çevre yönetim birimi/Çevre görevlisi:” tanımının “Çevre yönetimi hizmeti:” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “...çevre danışmanlık firmaları veya Bakanlığın ilgili yönetmelikle belirlediği kişiler...” ibaresinin,

2. Birinci fıkrasına eklenen “Çevre danışmanlık firması:” tanımının,

B. 5. maddesiyle 2872 sayılı Kanun’un 20. maddesinin

birinci fıkrasının (m) bendinde yer alan;

1. “…çevre yönetim birimini kurmayanlara…” ibaresinin “…çevre yönetimi hizmeti almayanlardan; çevre yönetim birimini kurmayanlara ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara…” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “...ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara...” ibaresinin,

2. “…çevre görevlisi bulundurmayanlara ya da Bakanlıkça yetkilendirilmiş firmalardan hizmet almayanlara…” ibaresinin “…çevre mühendisi veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi bulundurmayanlara…” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “...veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi bulundurmayanlara...” ibaresinin,

C. 30. maddesiyle 24/12/2020

tarihli ve 7261 sayılı Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenen (ğ) bendinin,

Anayasa’nın 2., 7., 43., 56., 123., 128. ve 153. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ

Kanun’un dava konusu kuralların da yer aldığı;

A. 4. maddesiyle 2872 sayılı Kanun’un birinci fıkrasının tanımı değiştirilen ve anılan fıkraya tanımların eklendiği 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Tanımlar:

Madde 2 – (Değişik: 26/4/2006-5491/2 md.)

Bu Kanunda geçen terimlerden;

Çevre: Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı,

Çevre korunması: Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütününü,

…

Çevre yönetimi: İdarî, teknik, hukukî, politik, ekonomik, sosyal ve kültürel araçları kullanarak doğal ve yapay çevre unsurlarının sürdürülebilir kullanımını ve gelişmesini sağlamak üzere yerel, bölgesel, ulusal ve küresel düzeyde belirlenen politika ve stratejilerin uygulanmasını,

(Değişik tanım:10/6/2022-7410/4 md.) Çevre yönetimi hizmeti: Bu Kanun ve Kanuna göre yürürlüğe konulan düzenlemeler uyarınca tesis ve işletmelerin mevzuata uygunluğunun, alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığının değerlendirildiği ve çevre mühendisleri, çevre yönetim birimleri, çevre danışmanlık firmaları veya Bakanlığın ilgili yönetmelikle belirlediği kişiler tarafından verilen hizmeti,

(Ek tanım: 10/6/2022-7410/4 md.) Çevre yönetim birimi: Çevre yönetimi hizmeti vermek üzere tesis veya işletmelerin bünyesinde kurulan birimi,

(Ek tanım: 10/6/2022-7410/4 md.) Çevre danışmanlık firması: Çevre yönetimi hizmeti vermek üzere Bakanlık tarafından yetkilendirilen tüzel kişiliği,

…

ifade eder.”

B. 5. maddesiyle 2872 sayılı Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasının ibare değişiklikleri yapılan (m) bendi şöyledir:

“m) Bu Kanunun ek 2 nci maddesinde öngörülen çevre yönetimi hizmeti almayanlardan; çevre yönetim birimini kurmayanlara ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara 6.000 Türk Lirası (116.060 TL), çevre mühendisi veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi bulundurmayanlara 4.000 Türk Lirası (77.372 TL) idarî para cezası verilir.”

C. 30. maddesiyle 7261 sayılı Kanun’un (1) numaralı fıkrasına (ğ) bendinin eklendiği 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Ajansın faaliyetleri

MADDE 4- (1) Ajansın, Bakanlıkça belirlenen çevre strateji ve politikaları doğrultusunda yapacağı faaliyetler şunlardır:

…

ğ) (Ek:10/6/2022-7410/30 md.) Bakanlık tarafından Ajansa kullanma izni verilen veya kiralanan, Kıyı Kanunu kapsamındaki devletin hüküm ve tasarrufu altında yer alan alanlarda; mapa ve şamandıra sistemleri kurmak, işletmek, deniz araçlarına atık alım hizmetlerini vermek ve bu hizmetlerin verilmesini sağlamak.

(2) (Ek:10/6/2022-7410/30 md.) Ajans, ihtiyaç hâlinde bu maddede sayılan faaliyetleri özel hukuk tüzel kişiliğini haiz şirketler kurarak gerçekleştirebilir.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN ve Kenan YAŞAR’ın katılımlarıyla 8/9/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Cem GÜNDOĞDU tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Kanun’un 4. Maddesiyle 2872 Sayılı Kanun’un 2. Maddesinin Birinci Fıkrasında Yer Alan “Çevre yönetim birimi/Çevre görevlisi:” Tanımının “Çevre yönetimi hizmeti:” Şeklinde Değiştirilmesinde Bulunan “...çevre danışmanlık firmaları veya Bakanlığın ilgili yönetmelikle belirlediği kişiler...” İbaresinin ve Anılan Fıkraya Eklenen “Çevre danışmanlık firması:” Tanımının İncelenmesi

1. Anlam ve Kapsam

3. 2872 sayılı Kanun’un 1. maddesinde anılan Kanun’un amacının bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak olduğu hükme bağlanmıştır. Kanun’un ek 2. maddesinde ise faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmelerin çevre yönetimi hizmeti almakla yükümlü oldukları, bu konuyla ilgili usul ve esasların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca (Bakanlık) çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği ifade edilmiştir.

4. Kanun’un 2. maddesinde de çevre yönetimi hizmeti, bu Kanun

ve Kanun’a göre yürürlüğe konulan düzenlemeler uyarınca tesis ve işletmelerin

mevzuata uygunluğunun, alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp

uygulanmadığının değerlendirildiği ve çevre mühendisleri, çevre yönetim

birimleri, çevre danışmanlık firmaları veya Bakanlığın ilgili yönetmelikle

belirlediği kişiler tarafından verilen hizmet olarak tanımlanmıştır. Anılan

tanımda yer alan “…çevre danışmanlık firmaları veya Bakanlığın ilgili

yönetmelikle belirlediği kişiler…” ibaresi dava konusu kurallardan ilkini

oluşturmaktadır. Bu itibarla kural gereğince çevre yönetimi hizmeti çevre

danışmanlık firmaları veya Bakanlığın ilgili yönetmelikle belirlediği kişiler

tarafından verilebilmektedir.

5. Dava konusu ikinci kuralı oluşturan çevre danışmanlık firması tanımına göre ise çevre yönetimi hizmeti vermek üzere Bakanlık tarafından yetkilendirilen tüzel kişiliğin çevre danışmalık firması olduğu ifade edilmiştir.

6. Diğer yandan çevre yönetimi hizmeti tesis ve

işletmelerin mevzuata uygunluğunun ve alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp

uygulanmadığının değerlendirilmesinden öteye geçemeyecektir. Nitekim 12.

maddede Kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisinin Bakanlığa

ait olduğu ve bu yetkinin sadece il özel idarelerine, çevre denetim birimlerini

kuran belediye başkanlıklarına, Denizcilik Müsteşarlığına, Türkiye Çevre

Ajansına, Emniyet Genel Müdürlüğüne, Jandarma Genel Komutanlığına ve Sahil

Güvenlik Komutanlığına devredilebileceği öngörülmüştür. Dolayısıyla çevre

yönetimi hizmeti kapsamında gerçekleştirilen faaliyet, değerlendirmeden ibaret

olup bu faaliyetin denetleme ve yaptırım uygulama yetkilerini içermediği

açıktır.

2. İptal Talebinin Gerekçesi

7. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallarla çevre yönetimi hizmetinin çevre mühendisi olmayan kişilerce de yerine getirilmesine imkân tanındığı, bu hâliyle söz konusu hizmetin kimler tarafından yerine getirileceği hususunda kanunda belirliliğin bulunmadığı, ayrıca bu konuda Bakanlığa tanınan yetkinin sınırsız olduğu, Bakanlığa ait denetim yetkisinin özel hukuk kişilerine verilmesinin mümkün hâle getirildiği, Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce benzer düzenlemenin iptaline karar verildiği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 7., 123., 128. ve 153. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

a. “Çevre danışmanlık firması:” Tanımı

8. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. ve 48. maddeleri yönünden incelenmiştir.

9. Anayasa’nın “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” denilmek suretiyle çalışma özgürlüğünün bir parçası olan teşebbüs özgürlüğü herkes yönünden güvenceye bağlanmıştır. Teşebbüs özgürlüğü, her gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin tercih ettiği alanda iktisadi-ticari faaliyette bulunmak üzere teşebbüs kurabilmesini, dilediği mesleki faaliyete girebilmesini ve faaliyeti ile mesleğini devletin veya üçüncü kişilerin müdahalesi olmaksızın dilediği biçimde yürütebilmesini ifade etmektedir (AYM, E.2015/34, K.2015/48, 13/5/2015).

10. Dava konusu kural çevre yönetimi hizmetinin sadece Bakanlık tarafından yetkilendirilen tüzel kişiler tarafından verilebileceğini öngörmektedir. Çevre danışmanlık faaliyetinin teşebbüs özgürlüğü kapsamında kaldığı açıktır. Bu itibarla kural, teşebbüslerin bu alanda faaliyette bulunmasını Bakanlığın yetkilendirmesi şartına bağlamak suretiyle teşebbüs özgürlüğünü sınırlamaktadır.

11. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.

12. Bu itibarla teşebbüs özgürlüğünü sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir.

13. Esasen temel hakları sınırlayan

kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan

hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından

olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler

hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek

şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu

otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.

Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından

da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,

bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de

yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını

gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154; E.2019/106,

K.2019/100, 25/12/2019, § 20; E.2020/15, K.2020/78, 24/12/2020, § 10).

Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen

kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi

ışığında yorumlanmalıdır.

14. Kuralda çevre danışmanlık firmalarının Bakanlık tarafından yetkilendirilen tüzel kişiyi ifade ettiği belirtilmekle birlikte bu yetkilendirmenin hangi ölçütlere göre yapılacağı konusunda herhangi bir yasal düzenlemeye yer verilmemiştir. Özel teşebbüse açık bir alanda faaliyette bulunmaya getirilen sınırlamaların neler olduğunun ve hangi şartları taşıyan teşebbüslerin bu alanda faaliyette bulunacağının kanunla düzenlenmesi zorunludur (benzer değerlendirme için bkz. AYM, E.2020/30, K.2023/12, 25/1/2023, § 172).

15. Kuralla çevre yönetimi hizmeti verecek ve özel teşebbüs niteliğinde olan çevre danışmanlık firmalarının Bakanlık tarafından yetkilendirilmesi öngörülmekle birlikte bu yetkilendirmeye ilişkin temel ilke ve esaslar ile yasal çerçeve belirlenmeksizin yürütme organına sınırları ve kapsamı belirsiz bir yetkinin tanınmasının hukuki belirlilik ilkesiyle bağdaşmadığı, dolayısıyla kuralla teşebbüs özgürlüğüne getirilen sınırlamanın kanunilik unsurundan yoksun olduğu anlaşılmaktadır.

16. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 48. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Kural, Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 7., 123., 128. ve 153. maddeleri yönünden incelenmemiştir.

b. “Çevre yönetim birimi/Çevre görevlisi:” Tanımının “Çevre yönetimi hizmeti:” Şeklinde Değiştirilmesinde Bulunan “...çevre danışmanlık firmaları veya Bakanlığın ilgili yönetmelikle belirlediği kişiler...” İbaresi

i. “...çevre danışmanlık firmaları…” İbaresi

17. 7410 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle 2872 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasına eklenen “Çevre danışmanlık firması:” tanımının iptali nedeniyle anılan fıkranın “Çevre yönetimi hizmeti:” tanımında yer alan “...çevre danışmanlık firmaları…” ibaresinin uygulanma imkânı kalmamıştır. Bu nedenle söz konusu ibare 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve bu kural yönünden Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmasına gerek görülmemiştir.

ii. “…veya Bakanlığın ilgili yönetmelikle belirlediği kişiler...” İbaresi

18. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

19. Anayasa’nın 7.

maddesinde “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet

Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.” denilmektedir. Yasama yetkisinin

Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) ait olması ve bu yetkinin

devredilememesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. Bu hükme yer veren

Anayasa’nın 7. maddesinin gerekçesinde yasama yetkisinin parlamentoya ait

olması “demokrasi rejimini benimseyen siyasi rejimlerde kaçınılmaz bir durum”

olarak nitelendirilmiştir. Madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere yasama

yetkisinin devredilemezliği, esasen kanun koyma yetkisinin TBMM dışında başka

bir organca kullanılamaması anlamına gelmektedir. Anayasa’nın 7. maddesi ile

yasaklanan, kanun yapma yetkisinin devredilmesidir.

20. Türevsel nitelikteki

düzenleyici işlemler bakımından kural olarak kanun koyucunun genel ifadelerle

yürütme organını yetkilendirmesi yeterli olmakla birlikte Anayasa’da kanunla

düzenlenmesi öngörülen konularda genel ifadelerle yürütme organına düzenleme

yapma yetkisi verilmesi yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık

oluşturabilmektedir. Bu nedenle Anayasa’da temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin konması ve memurların

atanması, özlük hakları gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen

konularda kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması

gerekmektedir. Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü

konularda yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra uzmanlık ve idare

tekniğine ilişkin hususları yürütmenin türevsel nitelikteki işlemlerine

bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamaz (AYM, E.2011/42,

K.2013/60, 9/5/2013).

21. Anayasa’nın 48. maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir.”, 49. maddesinde de “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.” denilmek suretiyle herkesin çalışma hakkı güvence altına alınmıştır.

22. Kuralla çevre yönetimi hizmeti verecek kişilerin Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikte yer alan şartları sağlayan ve belirli bir usul dâhilinde yetkilendirilen kişiler olması öngörülmektedir. Çevre yönetimi hizmeti vermek isteyen kişilerin bu talebinin Bakanlıkça belirlenecek ölçütlere bağlanmasının çalışma hakkını sınırladığı açıktır.

23. Kuralla çevre yönetimi hizmeti verecek kişilerin Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenmesi öngörülmekle birlikte bu belirlemenin hangi ölçütlere göre yapılacağı konusunda kanunda herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Kuralda belirtilen hususlarla ilgili kanunda temel ilkeler ve genel çerçeve tespit edilmeksizin bu konudaki düzenlemenin tümüyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle yapılmasına imkân tanınması çalışma hakkının kanunla sınırlanması ilkesiyle bağdaşmadığı gibi yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle de çelişmektedir.

24. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 7., 13., 48. ve 49. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 7., 13., 48. ve 49. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Kural, Anayasa’nın 7., 13., 48. ve 49. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 123., 128. ve 153. maddeleri yönünden incelenmemiştir.

B.

Kanun’un 5. Maddesiyle 2872 Sayılı Kanun’un 20. Maddesinin Birinci Fıkrasının

(m) Bendinde Yer Alan “…çevre yönetim birimini kurmayanlara…” İbaresinin

“…çevre yönetimi hizmeti almayanlardan; çevre yönetim birimini kurmayanlara

ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara…” Şeklinde Değiştirilmesinde

Bulunan “...ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara...”

İbaresi ile “…çevre görevlisi bulundurmayanlara ya da Bakanlıkça

yetkilendirilmiş firmalardan hizmet almayanlara…” İbaresinin “…çevre

mühendisi veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi bulundurmayanlara…” Şeklinde

Değiştirilmesinde Bulunan “...veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi

bulundurmayanlara...” İbaresinin İncelenmesi

1. Anlam ve Kapsam

25. 2872 sayılı Kanun’un “Cezai hükümler” başlıklı Beşinci Bölümü’nde bu Kanun kapsamında uygulanacak cezai hükümlere yer verilmiş olup söz konusu bölümde yer alan 20. maddede ise idari nitelikteki cezalar düzenlenmiştir.

26. Anılan maddenin birinci fıkrasının (m) bendinde Kanun’un ek 2. maddesinde öngörülen çevre yönetimi hizmeti almayanlara verilecek idari para cezaları düzenlenmiştir. Söz konusu bende göre çevre yönetimi hizmeti almayanlardan; çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara 116.060 TL, Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi bulundurmayanlara ise 77.372 TL idari para cezası verilir. Anılan bentte yer alan “...ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara...” ve “...veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi bulundurmayanlara...” ibareleri dava konusu kuralları oluşturmaktadır.

27. Kanun’da Bakanlıkça yetkilendirilen kişiye ilişkin herhangi bir tanıma yer verilmemiştir. Bununla birlikte verilecek cezanın çevre yönetimi hizmeti almayanlara yönelik olduğu, çevre yönetimi hizmetinin tanımının yapıldığı 2. maddede ise bu hizmeti verebilecekler arasında Bakanlığın ilgili yönetmelikle belirlediği kişilerin sayıldığı görülmektedir. Dolayısıyla kuralda belirtilen Bakanlıkça yetkilendirilenlerin Bakanlığın ilgili yönetmelikte belirlediği kişiler olduğu anlaşılmaktadır.

2. İptal Talebinin Gerekçesi

28. Dava dilekçesinde özetle; 7410 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle 2872 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Çevre yönetim birimi/Çevre görevlisi:” tanımının “Çevre yönetimi hizmeti:” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “...çevre danışmanlık firmaları veya Bakanlığın ilgili yönetmelikle belirlediği kişiler...” ibaresi ile anılan fıkraya eklenen “Çevre danışmanlık firması:” tanımına yönelik gerekçelerle kuralların Anayasa’nın 2., 7., 123. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

a. “…ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara…” İbaresi

29. 7410 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle 2872 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasına eklenen “Çevre danışmanlık firması:” tanımının iptali nedeniyle anılan Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde yer alan “…ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara…” ibaresinin uygulanma imkânı kalmamıştır. Bu nedenle söz konusu ibare 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve bu kural yönünden Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmasına gerek görülmemiştir.

b. “…veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi…” İbaresi

30. 7410 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle 2872 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Çevre yönetim birimi/Çevre görevlisi:” tanımının “Çevre yönetimi hizmeti:” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “…veya Bakanlığın ilgili yönetmelikle belirlediği kişiler...” ibaresinin iptali nedeniyle anılan Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde yer alan “…veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi…” ibaresinin uygulanma imkânı kalmamıştır. Bu nedenle söz konusu ibare 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve bu kural yönünden Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmasına gerek görülmemiştir.

c. “…bulundurmayanlara…” İbaresi

31. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. ve 48. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

32. Dava konusu kuralla çevre yönetimi hizmeti almayanlardan; çevre mühendisi veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi bulundurmayanlara 77.372 TL idari para cezası verilmesi öngörülmektedir. Buna karşılık kuralın da bulunduğu bentte yer alan “…veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi…” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş olması nedeniyle kural çevre mühendisi bulundurmama yönüyle incelenmiştir.

33. Kuralla çevre yönetimi hizmeti almayanlardan çevre mühendisi bulundurmayanlara idari para cezası verilebilmesine imkân tanınmaktadır. Bu cezanın muhatapları ise çevre yönetimi hizmeti almakla yükümlü olanlardır. 2872 sayılı Kanun’un ek 2. maddesi gereğince faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmeler çevre yönetimi hizmeti almakla yükümlüdürler. Bu itibarla anılan maddede öngörülen yükümlülüğün hem özel hukuk kişilerini hem de kamu kurum ve kuruluşlarını kapsadığı anlaşılmaktadır.

34. Bu bağlamda kural çevre yönetimi hizmeti almayanlardan çevre mühendisi bulundurmayan özel hukuk kişilerine idari yaptırım uygulanmasını öngörmek suretiyle teşebbüs özgürlüğünü sınırlamaktadır.

35. Bir mühendislik dalı olan çevre mühendisliği üniversitelerin bu eğitimi veren bölümlerinden mezun olmakla kazanılan bir ünvandır. Dolayısıyla çevre mühendisi ile kastedilen kişilerin kimler olabileceği konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.

36. Öte yandan kuralın yer aldığı bentte de ifade edildiği üzere bu hizmeti alması gerekenler anılan Kanun’un ek 2. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.

37. Bu itibarla kuralda idari para cezasına konu eylemin ve ceza miktarının herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak belirlendiği, ayrıca muhatap konumunda olan her bir kurum, kuruluş ve işletmenin veya faaliyetin ayrı ayrı tespit edilmesinin teknik idari konular olduğu, bu nedenle kanun koyucunun genel çerçeveyi çizmekle yetindiği gözetildiğinde kuralın kanunilik şartını sağladığı sonucuna varılmıştır.

38. Anayasa’nın 48. maddesinde teşebbüs özgürlüğü mutlak

bir hak olarak düzenlenmemiş olup anılan maddenin ikinci fıkrasında “Devlet,

özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun

yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri

alır.” hükmüne yer verilmek suretiyle millî ekonominin gerekleri ve sosyal

amaçlarla bu özgürlüğe sınırlamalar getirilebilmesine imkân sağlanmıştır.

Nitekim anılan maddenin gerekçesinde de “Devlet, kamu yararı olan hallerde

ve millî ekonominin gerekleri ve sosyal amaçlarla özel teşebbüs özgürlüğüne

sınırlamalar getirebilir.” denilerek millî ekonominin gerekleri ve sosyal

amaçların özel teşebbüs özgürlüğü yönünden birer sınırlama sebebi olduğu

vurgulanmıştır (AYM, E.2015/34, K.2015/48, 13/5/2015).

39. Anayasa’nın “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir./ Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” düzenlemeleri yer almaktadır. Buna göre çevrenin geliştirilmesi, çevre sağlığının korunması ve çevre kirlenmesinin önlenmesine yönelik tedbirleri almak devletin temel ödevlerindendir. Bu amaçla devlet, çevrenin korunmasını sağlamak için etkili bir hukuk düzeni oluşturmakla yükümlüdür (AYM, E.2020/10, K.2020/67, 12/11/2020, § 14; E.2019/21, K.2020/51, 24/9/2020, § 41).

40. Kuralla faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden

olacak veya çevreye zarar verecek olanların çevre mühendisi bulundurmamak

suretiyle çevre yönetimi hizmeti almamaları hâlinde idari para cezasının

öngörülmesi suretiyle bu hizmetin etkin şekilde alınmasının amaçlandığı

anlaşılmaktadır. Çevrenin korunmasına yönelik tedbirler alınmasının Anayasa’nın

48. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen sosyal amaçlar kapsamında

değerlendirilebileceği açıktır. Çevre yönetimi hizmetinin 2872 sayılı Kanun ve anılan

Kanun’a göre yürürlüğe konulan düzenlemeler uyarınca tesis ve işletmelerin

mevzuata uygunluğunun, alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp

uygulanmadığının değerlendirildiği bir hizmet olduğu ve bu itibarla çevrenin

geliştirilmesi, çevre sağlığının korunması ve çevre kirlenmesinin önlenmesine hizmet

ettiği gözetildiğinde kuralın anayasal bakımdan meşru bir amaca dayandığı açıktır.

41. Bununla birlikte söz konusu hak bağlamında getirilen

sınırlamanın kanunilik ve meşru amaç şartlarını taşıması yeterli olmayıp aynı

zamanda ölçülü de olması gerekir. Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına

alınan ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak

üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik, öngörülen sınırlamanın

ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını; gereklilik,

ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, diğer bir

ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün

olmamasını; orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak

istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade

etmektedir.

42. Devletin çevrenin korunmasına ilişkin ödevleri kapsamında ne tür tedbirler alacağı kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır. Gelişen ve değişen sektörler ve bu sektörlerin çevresel etkilerinin düzenli aralıklarla değerlendirilmesinin yapılacak denetim faaliyetlerine katkısı olacağı açıktır. Kuralda söz konusu yükümlülüğü yerine getirmeyenlere idari para cezası verileceğinin öngörülmesi suretiyle oluşturulan zorlayıcı etki de gözetildiğinde kuralın anılan amaca ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.

43. Öte yandan kurum, kuruluş ve işletmelerin

faaliyetlerinin çevresel etkilerinin, kişilerin sağlıklı ve dengeli bir çevrede

yaşama hakkını etkileyebilecek hususlardan olduğu açıktır. Çevresel etkilerin

geniş çaplı ve geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceği gözetildiğinde idari

para cezası yaptırımı ile korunmaya çalışan kamu yararı ve teşebbüs özgürlüğü

arasında bulunması gereken makul dengenin bozulduğu söylenemez. Ayrıca söz

konusu para cezasının gerçekleştirilen faaliyetin etkilerine ve hizmetin alınma

usulüne göre farklılaştırıldığı ve söz konusu yaptırıma karşı yargı yoluna

başvurulabilme imkânının olduğu dikkate alındığında kuralın kişilere aşırı

külfet yüklediği de söylenemez. Bu itibarla kuralla teşebbüs özgürlüğüne

getirilen sınırlamanın orantısız olmadığı anlaşılmaktadır.

44. Kamu kurum ve kuruluşu yönünden ise kuralın Anayasa’nın 2. maddesi kapsamında incelenmesi gerekir.

45. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

46. Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi gereği kanunlar kamu yararı amacıyla çıkarılır. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre kamu yararı genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. Kanunun amaç ögesi bakımından Anayasa’ya uygun sayılabilmesi için çıkarılmasında kamu yararı dışında bir amacın gözetilmemiş olması gerekir. Kanunun kamu yararı dışında bir amaçla yalnız özel çıkarlar için veya yalnızca belirli kişilerin yararına olarak çıkarılmış olduğu açıkça anlaşılabiliyorsa amaç unsuru bakımından Anayasa’ya aykırılık söz konusudur.

47. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri belirliliktir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına imkân tanımaması gerekir. Belirlilik ilkesi hukuksal güvenlikle bağlantılı olup bireyin kanundan belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır.

48. Kuralla ilgili Anayasa’nın 48. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmelerde kanunilik ve meşru amaç bakımından belirtilen gerekçeler bu kısım yönünden de geçerlidir.

49. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 13. ve 48. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

50. Kuralın Anayasa’nın 7. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2., 13. ve 48. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 7. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Kuralın Anayasa’nın 123. ve 128. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

C. Kanun’un 30. Maddesiyle 7261 Sayılı Kanun’un 4. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasına Eklenen (ğ) Bendinin İncelenmesi

1. Anlam ve Kapsam

51. 7261 sayılı Kanun’un 1. maddesinde anılan Kanun’un amaç ve kapsamı düzenlenmiştir. Buna göre Kanun’un amacı; çevre kirliliğini önlemek ve yeşil alanların korunmasına, iyileştirilmesine ve geliştirilmesine katkı sağlamak, döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı doğrultusunda kaynak verimliliğini artırmak ile ulusal ölçekte depozito yönetim sistemi kurulmasına, bu sistemin işletilmesine, izlenmesine ve denetimine yönelik faaliyetlerde bulunmak üzere Türkiye Çevre Ajansının (Ajans) kurulmasıdır. Kanun kapsamını ise Ajansın kuruluşu, yönetimi, denetimi, faaliyet konuları ve gelirlerine ilişkin usul ve esaslar oluşturmaktadır.

52. Kanun’un 3. maddesi uyarınca Kanun’un 2. maddesinde belirtilen amaç doğrultusunda Kanun’la verilen görevleri yerine getirmek üzere Bakanlıkla ilgili, tüzel kişiliği haiz, Kanun’da belirtilen hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi Ajans kurulmuştur.

53. Ajansın Bakanlıkça belirlenen çevre strateji ve politikaları doğrultusunda yapacağı faaliyetler 4. maddenin (1) numaralı fıkrasında düzenlenmiştir. Dava konusu kuralla anılan fıkraya eklenen (ğ) bendi uyarınca Bakanlık tarafından Ajansa kullanma izni verilen veya kiralanan 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamındaki devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alanlarda; mapa ve şamandıra sistemleri kurmak, işletmek, deniz araçlarına atık alım hizmetlerini vermek ve bu hizmetlerin verilmesini sağlamak Ajansın faaliyetleri arasında sayılmıştır.

2. İptal Talebinin Gerekçesi

54. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralla kıyı

alanlarını işletme yetkisinin Ajansa tanındığı, bu durumun Ajansın kuruluş

amacıyla bağdaşmadığı, kirliliği önlemekle yükümlü olan Ajansın kendi

faaliyetinin kirliliğe neden olacağı, bu faaliyetle aynı zamanda kıyılarda

yapılaşmanın önünün açılacağı, şamandıra-mapa gibi yapıların deniz ekosistemine

zarar verdiği, Ajansa tanınan bu yetkinin devletin kıyıları koruma yükümlülüğüyle

bağdaşmadığı, bu hizmetlerin özel hukuk tüzel kişileri eliyle gördürülmesi

suretiyle mali açıdan daha külfetli hâle getirildiği, ayrıca bu hizmetlerden sadece

belli bir kesimin yararlanmasına neden olunacağı, hizmet kapsamında yapılacak

bina ve tesislerin özelliklerinin ve kapsamlarının belirsiz olduğu belirtilerek

kuralın Anayasa’nın 2., 43. ve 56. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

3. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

55. Anayasa’nın 43. maddesinde “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır./ Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir./ Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir.” denilmektedir.

56. Kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olması, buraların özel mülkiyete konu yapılamayacağı ve doğasına uygun olarak genellik, eşitlik ve serbestlik ilkeleri çerçevesinde herkesin ortak kullanımına açık bulunmaları gerektiği anlamına gelmektedir.

57. Denizle kıyıların oluşturduğu doğal

ve ayrılamaz ilişki gözetildiğinde denizden yararlanmak ancak kıyının

kullanımının herkese açık olmasıyla sağlanabilecektir. Anayasa’nın 168.

maddesinde tabii servetlerin ve kaynakların, devletin hüküm ve tasarrufu

altında bulunduğu hükme bağlanmıştır. Anayasa koyucu kıyının hukuksal konumunu,

genel nitelikte tabii servet ve kaynaklarla ilgili maddelerin dışında bağımsız

ve ayrı bir maddede düzenlemiştir. Dolayısıyla kıyılar tabii servet ve

kaynaklardan biri olmakla birlikte ülkemiz açısından giderek artan ekonomik ve

sosyal değerleri gözönünde bulundurularak Anayasa’nın 43. maddesinde özel

olarak düzenlenmiştir. Bu düzenleme doğal niteliği itibarıyla herkesin

serbestçe yararlanmasına açık ve bu nedenle bir kamu malı olan kıyıların

kendisine tabii servet ve kaynak niteliği kazandıran özelliklerini yitirmemesi

ve bu özellikleri nedeniyle korunması gereğinin bir sonucudur (AYM, E.2019/35,

K.2019/53, 26/6/2019, § 18; E.2018/70, K.2019/54, 26/6/2019, § 13).

58. Buna göre çevrenin geliştirilmesi, çevre sağlığının korunması ve çevrenin kirlenmesinin önlenmesine yönelik tedbirleri almak devletin temel ödevlerindendir. Bu amaçla devlet, çevrenin korunmasını sağlamak için etkili bir hukuk düzeni oluşturmakla yükümlüdür.

59. Anayasa’nın 43. maddesi ile sağlık

hakkını güvence altına alan 56. maddesi arasında yakın bir ilişki

bulunmaktadır. Çünkü denizlerin devamı olan kıyıların ve kıyıları tamamlayan

sahil şeritlerinin dengeli bir çevre ile yakın ilişkisinin bulunduğu

şüphesizdir. Üstelik kamuya açık kıyıların ve denizlerin kirlenmesinde sahil

şeridinin kullanılış biçimi en büyük etkendir. Sahil şeritleri ve kıyılar,

kişilerin yararlanacağı doğal çevreyi oluşturur. Herkes, bu çevrede sağlıklı ve

dengeli yaşama hakkına sahiptir. Planlama, imar ve inşaat uygulamalarında

herhangi bir kısıtlamanın olmadığı, çevre koşullarına ve kamu yararı esasına

göre belirlenmemiş uygulamalar kişileri bu anayasal haktan yoksun bırakacaktır (AYM,

E.2018/70, K.2019/54, 26/6/2019, § 16).

60. 3621

sayılı Kanun’un 1. maddesinde anılan Kanun’un deniz, tabii ve suni göl ve

akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan

sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplum

yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek amacıyla

düzenlendiği belirtilmiştir. Ayrıca Kanun kapsamında kıyılar, sahil şeritleri,

doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan arazilere ilişkin olarak öngörülen yapı

ve yapılaşmaya dair sınırlayıcı hükümler bu alanların doğal ve kültürel

özelliklerinin gözetilerek tabii servet ve kaynak olarak değerlerinin korunması

ve bu alanlardan yararlanmada öncelikle kamu yararının gözönünde

bulundurulmasının sağlanması amacına yöneliktir. Bu bağlamda Ajansa kullanma

izni verilen veya kiralanan, Kanun kapsamındaki devletin hüküm ve tasarrufu

altında bulunan alanlarda mapa ve şamandıra

sistemleri kurma, işletme, deniz araçlarına atık alım hizmetlerini verme ve bu

hizmetlerin verilmesini sağlama faaliyetine izin veren kuralın Anayasa’nın 43. ve 56. maddelerinde belirtilen esaslara aykırı

olmaması gerekir.

61. Mapa ve şamandıra sistemleri deniz araçlarının sabitlenmesine yarayan taşınabilir/yer değiştirebilir niteliğe sahip sistemlerdir. Başka bir ifadeyle bu sistemle deniz araçlarının sabitlenmesi için deniz dibine atılan demir veya çapa ile kıyıda sabit bir noktaya bağlanan halatlara alternatif bir imkân sağlanmaktadır.

62. Kural uyarınca Ajans tarafından verilecek bir diğer hizmet ise atık alım hizmetidir. Deniz araçlarında biriken atıkların alınarak çevreye karışmasını önlemeyi konu edinen bu hizmetin sınırları da kuraldan net bir şekilde anlaşılmaktadır.

63. Kanun kapsamındaki devletin hüküm ve tasarrufu

altında olan alanların Ajans tarafından yukarıda belirtilen hizmetler haricinde

değerlendirilmesi veya başka bir amaçla kullanılması ise kurala göre mümkün

değildir. Diğer yandan kuralın da yer aldığı 4. maddenin (2) numaralı

fıkrasındaki hüküm gereğince Ajansın ihtiyaç hâlinde bu faaliyetleri özel hukuk

tüzel kişiliğini haiz şirketler kurarak da gerçekleştirebileceğinin açıkça

belirtildiği ve kuralla işlettirmek yönünde bir yetkilendirmenin yapılmadığı

gözetildiğinde kuralın Ajansa bu faaliyetleri üçüncü kişilere devrederek yaptırması

yönünde bir yetkiyi tanıdığı da söylenemez. Dolayısıyla kuralın belirlilik

ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

64. Öte yandan kamu hizmeti, geniş tanımıyla devlet ya da diğer kamu tüzel kişileri tarafından ya da bunların denetim ve gözetimleri altında ortak gereksinimleri karşılamak ve kamu yararını sağlamak için topluma sunulmuş sürekli ve düzenli faaliyetlerdir. Toplumsal yaşamın zorunlu gereksinimlerinden olan çevrenin korunması ve iyileştirilmesi faaliyetlerinin düzenli ve sürekli olarak yürütülmesi gerektiği, bu nedenle bu hizmetlerin gördürülmesinde kamu yararı bulunduğu izahtan varestedir.

65. Anayasa’nın 123. maddesinde “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir./ İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır./ Kamu tüzelkişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur.” denilmektedir.

66. Ajans 7261 sayılı Kanun’la kurulmuştur. Kanunla kurulduğu, görev ve yetkileri ile bunları kullanmasındaki usul ve esasları, ayrıcalıkları, gelirleri, merkezî idare ile bağlantıları gözönünde bulundurulduğunda Ajansın bir kamu tüzel kişisi olduğu açıktır (AYM, E.2021/27, K.2023/26, 16/2/2023, § 21). Bu yönüyle kamu tüzel kişisi olduğu tespit edilen Ajansın anılan Kanun’un kuralın da yer aldığı 4. maddesinde belirtilen görevleri kamu hizmeti niteliğindedir.

67. Mapa ve şamandıra sistemlerinin kurulması ve işletilmesiyle deniz araçlarının doğal niteliğe sahip (deniz dibi, kıyıda yer alan ağaçlar vb.) sabitleme unsurları yerine bu sistemlere sabitlenmesi mümkün olacak ve bu suretle doğal nitelikteki unsurların tahribatı önlenebilecektir. Benzer şekilde deniz araçlarına ait atıkların alınmasının da çevresel unsurların korunmasına katkıda bulunacağı açıktır.

68. Nitekim kuralın gerekçesinde de “Denizlerimizin

su kalitesinin bozulmaması, denizaltı biyoçeşitliliğinde azalma yaşanmaması, en

büyük karbon yutak alanlarından olan, oksijen ve besin kaynağı olması sebebiyle

denizlerin ormanları olarak tanımlanan deniz çayırlarının korunması, tekne ve

yatlarda biriktirilen evsel atıkların denizlere boşaltılmaması ve kıyıdaki

doğal yapının zarar görmemesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği

Bakanlığınca yürütülen mapa şamandıra projelerinin ihtiyaç kapsamında Türkiye

Çevre Ajansı Başkanlığı eliyle yapılması gerekliliği doğmuştur. Madde ile tekne

ve yatların gelişigüzel demir ve çapa atarak deniz canlılarının beslenme,

barınma ve üreme bölgeleri olan ve IUCN kriterlerine göre nesli kritik derecede

tehlike altında bulunan deniz çayırlarına zarar vermesinin, koylardaki ağaçlara

bağlanan tekne halatlarının yeşil bitki örtüsünü tahrip etmesinin, yatların

atık boşaltımı yaparak koyları kirletmesinin ve sualtı ekolojisinin yok

olmasının önüne geçilmesi hedeflenmektedir…” denilmektedir.

69. Ayrıca kural gereğince bu hizmetler kamu tüzel kişisi olan Ajans tarafından yürütüleceğinden buradan elde edilen gelirin kamusal niteliğinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralla kamu yararı dışında bir amacın gözetildiği söylenemez.

70. Diğer yandan Ajansa tanınan faaliyetlerin gereği olarak kıyıda yapılması zorunlu olan yapı ve tesislerin yapımının bu zorunlulukla sınırlı olduğu, dolayısıyla bu yapı ve tesislerin zorunlu kılmadığı yapılaşmalara izin verilemeyeceği açıktır (benzer yönde değerlendirme için bkz. AYM, E.2005/98, K.2006/3, 5/1/2006). Nitekim kural Ajansı bu yetkinin kullanımı sırasında 3621 sayılı Kanun’dan da bağışık tutmamaktadır. Dolayısıyla Ajans, başta 3621 sayılı Kanun’da yer alan hükümler olmak üzere kıyıların korunmasına ilişkin tüm mevzuat hükümlerine de tabi olmaya devam edecektir.

71. Bu itibarla kuralda Anayasa’nın 43. ve 56. maddeleri uyarınca devlete verilen çevreyi ve kıyıları koruma yükümlülüğüyle bağdaşmayan bir yön bulunmamaktadır.

72. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 43. ve 56. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ

73. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.

74. 7410 sayılı

Kanun’un 4. maddesiyle 2872 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasının

değiştirilen “Çevre yönetimi hizmeti:” tanımında yer alan “…veya

Bakanlığın ilgili yönetmelikle belirlediği kişiler...” ibaresi ile anılan

fıkraya eklenen “Çevre danışmanlık firması:” tanımının iptalleri

nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan “Çevre yönetimi hizmeti:” tanımında

yer alan “...çevre danışmanlık firmaları…” ibaresi ile söz konusu

Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde yer alan “…ya da

çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara…” ve “…veya

Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi…” ibarelerinin 6216 sayılı Kanun’un 43.

maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptalleri gerekir.

V. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ

GÜN SORUNU

75. Anayasa’nın

153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal

kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken

hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca

kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden

başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin

(3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmak suretiyle Anayasa Mahkemesinin

gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal

kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca

kararlaştırabileceği belirtilmektedir.

76. 7410 sayılı Kanun’un;

- 4. maddesiyle 2872 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasının değiştirilen “Çevre yönetimi hizmeti:” tanımında yer alan “...çevre danışmanlık firmaları veya Bakanlığın ilgili yönetmelikle belirlediği kişiler...” ibaresi ile anılan fıkraya eklenen “Çevre danışmanlık firması:” tanımının,

- 5. maddesiyle anılan Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde yer alan “…çevre yönetim birimini kurmayanlara…” ibaresinin “…çevre yönetimi hizmeti almayanlardan; çevre yönetim birimini kurmayanlara ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara…” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “...ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara...” ibaresinin ve “…çevre görevlisi bulundurmayanlara ya da Bakanlıkça yetkilendirilmiş firmalardan hizmet almayanlara…” ibaresinin “…çevre mühendisi veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi bulundurmayanlara…” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “...veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi...” ibaresinin,

iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

VI. YÜRÜRLÜĞÜN

DURDURULMASI TALEBİ

77. Dava dilekçesinde özetle, dava konusu kuralların uygulanmaları hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

10/6/2022 tarihli ve 7410 sayılı Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;

A. 1. 4. maddesiyle 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 2. maddesinin;

a. Birinci fıkrasında yer alan “Çevre yönetim birimi/Çevre görevlisi:” tanımının “Çevre yönetimi hizmeti:” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “...çevre danışmanlık firmaları veya Bakanlığın ilgili yönetmelikle belirlediği kişiler...” ibaresine,

b. Birinci fıkrasına eklenen “Çevre danışmanlık firması:” tanımına,

2. 5. maddesiyle 2872 sayılı Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde yer alan;

a. “…çevre yönetim birimini kurmayanlara…” ibaresinin “…çevre yönetimi hizmeti almayanlardan; çevre yönetim birimini kurmayanlara ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara…” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “...ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara...” ibaresine,

b. “…çevre görevlisi bulundurmayanlara ya da Bakanlıkça yetkilendirilmiş firmalardan hizmet almayanlara…” ibaresinin “…çevre mühendisi veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi bulundurmayanlara…” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “...veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi...” ibaresine,

yönelik iptal hükümlerinin yürürlüğe girmelerinin ertelenmeleri nedeniyle bu ibarelere ve tanıma ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,

B. 1. 5. maddesiyle 2872 sayılı Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde yer alan “…çevre görevlisi bulundurmayanlara ya da Bakanlıkça yetkilendirilmiş firmalardan hizmet almayanlara…” ibaresinin “…çevre mühendisi veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi bulundurmayanlara…” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “...bulundurmayanlara...” ibaresine,

2. 30. maddesiyle 24/12/2020 tarihli ve 7261 sayılı Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenen (ğ) bendine,

yönelik iptal talepleri 27/6/2024 tarihli ve E.2022/101, K.2024/124 sayılı kararla reddedildiğinden bu bende ve ibareye ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,

27/6/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VII. HÜKÜM

10/6/2022 tarihli ve 7410 sayılı Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;

A. 4. maddesiyle 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 2. maddesinin;

1. Birinci fıkrasında yer alan “Çevre yönetim birimi/Çevre görevlisi:” tanımının “Çevre yönetimi hizmeti:” şeklinde değiştirilmesinde bulunan;

a. “...çevre danışmanlık firmaları...” ibaresinin 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,

b. “...veya Bakanlığın ilgili yönetmelikle belirlediği kişiler...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince

KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE

GİRMESİNE,

2. Birinci fıkrasına eklenen “Çevre danışmanlık firması:” tanımının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,

B. 5. maddesiyle

2872 sayılı Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasının (m) bendinde yer alan;

1. “…çevre yönetim birimini kurmayanlara…” ibaresinin “…çevre yönetimi hizmeti almayanlardan; çevre yönetim birimini kurmayanlara ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara…” şeklinde değiştirilmesinde bulunan “...ya da çevre danışmanlık firmalarından hizmet almayanlara...” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince

KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE

GİRMESİNE,

2. “…çevre görevlisi bulundurmayanlara ya da Bakanlıkça yetkilendirilmiş firmalardan hizmet almayanlara…” ibaresinin “…çevre mühendisi veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi bulundurmayanlara…” şeklinde değiştirilmesinde bulunan;

a. “...veya Bakanlıkça yetkilendirilen kişiyi...” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince

KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE

GİRMESİNE,

b. “...bulundurmayanlara...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,

C. 30. maddesiyle 24/12/2020 tarihli ve 7261 sayılı Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenen (ğ) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE,

27/6/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan Kadir ÖZKAYA Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR

Anayasa Mahkemesi, E. 2022/101, K. 2024/124, 27 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal Davasının Konusu
  4. A. 4. maddesiyle 9/8/1983
  5. B. 5. maddesiyle 2872 sayılı Kanun’un 20. maddesinin
  6. C. 30. maddesiyle 24/12/2020
  7. I. İptali İstenen Kanun Hükümleri
  8. II. İlk İnceleme
  9. III. Esasın İncelenmesi
  10. IV. İptalin Diğer Kurallara Etkisi
  11. V. İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği
  12. Gün Sorunu
  13. VI. Yürürlüğün
  14. Durdurulması Talebi
  15. Kararın Resmî Gazete’de Yayımlanmasından Başlayarak Dokuz Ay Sonra Yürürlüğe
  16. B. 5. maddesiyle
  17. Kararın Resmî Gazete’de Yayımlanmasından Başlayarak Dokuz Ay Sonra Yürürlüğe
  18. Kararın Resmî Gazete’de Yayımlanmasından Başlayarak Dokuz Ay Sonra Yürürlüğe
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2022/101
Karar No
2024/124
Tarih
27 Haziran 2024

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2024/121 K.2024/118
  • AYM Norm Denetimi E.2024/62 K.2024/130
  • AYM Norm Denetimi E.2024/4 K.2024/129
  • AYM Norm Denetimi E.2023/181 K.2024/128
  • AYM Norm Denetimi E.2024/143 K.2024/137
  • AYM Norm Denetimi E.2024/134 K.2024/135

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.