İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2023/137 K.2024/68

tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesiyle eklenen ek 41. maddenin beşinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’nın 2., 7. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek…

Esas2023/137Karar2024/68Tarih7 Mart 2024Okuma24 dk · 4.798 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
7 Mart 2024
Esas Sayısı
2023/137
Karar Sayısı
2024/68
R.G.Tarih-Sayı
16/5/2024-32548
İtiraz yoluna başvuran
Danıştay İkinci Dairesi
İtirazın konusu
14/7/1965
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.798 kelime·24 dk okuma·12 bölüm

tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesiyle eklenen ek 41. maddenin beşinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’nın 2., 7. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: Davacı tarafından iş müfettişliği yeterlik sınavının yapılması talebiyle yapılan başvurunun reddine dair işlem ile İş Teftişi Tüzüğü’nde (mülga) ve 31/10/2012 tarihli ve 28543 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Yönetmeliği’nde yer alan bazı fıkra, bent ve ibarelerin iptali ve yeterlik sınavının yapılmaması nedeniyle müfettiş yardımcılığı ile müfettişlik kadroları arasında oluşan özlük ve parasal haklarının ödenmesi talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME VE İLGİLİ GÖRÜLEN

CUMHURBAŞKANLIĞI KARARAMESİ İLE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME KURALLARI

A. İptali İstenen Kanun Hükmü Hükmünde

Kararname Kuralı

657 sayılı Kanun’a 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (666 sayılı KHK) 3. maddesiyle eklenen ek 41. madde şöyledir:

“Uzman istihdamı

Ek Madde 41- (Ek: 11/10/2011 – KHK-666/3 md.)

(Değişik fıkra: 2/7/2018 - KHK-703/174 md.) Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilatlanmalarına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülmesi kaydıyla kurumun görev alanına giren konularda çalıştırılmak üzere merkez teşkilatlarında, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığında, Yükseköğretim Kalite Kurulunda, Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıklarının merkez karargâhlarında uzman ve uzman yardımcısı istihdam edilebilir.

Uzman yardımcılığına atanabilmek için; 48 inci maddede sayılan şartlara ek olarak, yapılacak yarışma sınavında başarılı olma ve (…) en az dört yıllık lisans eğitimi veren hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakültelerinden veya bu bakanlıklar ve kurumlarca yürütülen kurumsal hizmet gerekleri çerçevesinde en az dört yıllık lisans eğitimi veren ve yönetmelikle belirlenen yükseköğretim kurumlarından ya da bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurtiçindeki veya yurtdışındaki öğretim kurumlarından mezun olma şartı aranır.

Uzman yardımcıları mesleğe özel yarışma

sınavı ile alınır. Uzman yardımcılığı giriş sınavı merkezi sınav sonuçlarına

göre; yazılı ve sözlü sınav veya yalnızca sözlü sınavdan oluşur. Öğrenim

dalları itibarıyla belirlenecek uzman yardımcılığı kadrolarına giriş sınavı

için, eleme sınavı sonucunda aranacak puan türleri, taban puanları ve sınavda

alınan başarı derecelerine göre çağrılacak aday sayısı tespit edilerek, giriş

sınavı duyurusuyla ilan edilir. Ancak, giriş sınavına çağrılacak aday sayısı,

atama yapılacak kadro sayısının yirmi katından, yalnızca sözlü sınav yapılması

hâlinde sözlü sınava çağrılacak aday sayısı giriş sınavı duyurusunda belirtilen

kadronun dört katından fazla olamaz. Yazılı sınav, kurumun görev alanına göre

yönetmelikle belirlenen konulardan yapılır. Yazılı sınav sonucunda yetmiş

puandan az olmamak üzere, en yüksek puandan başlanarak giriş sınavı duyurusunda

belirtilen kadronun dört katına kadar aday sözlü sınava çağrılır. Sözlü sınav,

adayların;

a) Sınav konularına ilişkin bilgi düzeyi,

b) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü,

c) Liyakati, temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu,

d) Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı,

e) Genel yetenek ve genel kültürü,

f) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı,

yönlerinden değerlendirilerek, ayrı ayrı puan verilmek suretiyle gerçekleştirilir.

Adaylar, komisyon tarafından üçüncü

fıkranın (a) bendi için elli puan, (b) ila (f) bentlerinde yazılı özelliklerin

her biri için onar puan üzerinden değerlendirilir ve verilen puanlar ayrı ayrı

tutanağa geçirilir. Bunun dışında sözlü sınav ile ilgili herhangi bir kayıt

sistemi kullanılmaz. Sınav komisyonu, kurum içinden veya dışından yönetmelikle

belirlenen kişilerden oluşur. Sözlü sınavda başarılı sayılmak için, komisyon

başkan ve üyelerinin yüz tam puan üzerinden verdikleri puanların aritmetik

ortalamasının en az yetmiş olması şarttır. Başarı puanı en yüksek olan adaydan

başlanmak suretiyle giriş sınavı duyurusunda belirtilen uzman yardımcısı kadro

sayısı kadar asıl adayın isimleri ilan edilir. Yapılan sınavlarda başarılı

olmak şartıyla, giriş sınavı duyurusunda belirtilen uzman yardımcısı kadro

sayısının yarısını geçmemek üzere komisyon tarafından belirlenen sayıda yedek

adayın isimlerini kapsayan bir liste belirlenerek ilan edilir.

Uzman yardımcılığına atananlar, en az üç

yıl çalışmak ve istihdam edildikleri birimlerce belirlenecek konularda

hazırlayacakları uzmanlık tezi, oluşturulacak tez jürisi tarafından kabul

edilmek kaydıyla, yapılacak yeterlik sınavına girmeye hak kazanırlar. Süresi içinde tezlerini sunmayan veya

tezleri kabul edilmeyenlere tezlerini sunmaları veya yeni bir tez hazırlamaları

için altı ayı aşmamak üzere ilave süre verilir. Yeterlik sınavında başarılı

olanların uzman kadrolarına atanabilmeleri, Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye

Tespit Sınavından asgari (C), Dışişleri Uzmanlığı için asgari (B) düzeyinde

veya dil yeterliği bakımından bunlara denkliği kabul edilen ve uluslararası

geçerliliği bulunan başka bir belgeye yeterlik sınavından itibaren en geç iki

yıl içinde sahip olma şartına bağlıdır. Sınavda başarılı olamayanlar veya

sınava girmeye hak kazandığı hâlde geçerli mazereti olmaksızın sınav hakkını

kullanmayanlara, bir yıl içinde ikinci kez sınav hakkı verilir. Verilen ilave

süre içinde tezlerini sunmayan veya ikinci defa hazırladıkları tezleri de kabul

edilmeyenler, ikinci sınavda da başarı gösteremeyen veya sınav hakkını

kullanmayanlar ile süresi içinde yabancı dil yeterliliği şartını yerine

getirmeyenler, uzman yardımcısı unvanını kaybederler ve kurumlarında durumlarına

uygun memur unvanlı kadrolara atanırlar.

Uzman ve uzman yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yarışma sınavı, tez hazırlama ve yeterlik sınavı ile uzman ve uzman yardımcılarıyla ilgili diğer hususlar, Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınarak kurumlarınca hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.

İkinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarda yer alan hükümler, 36 ncı maddenin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde belirtilen uzman ve uzman yardımcılarından merkez teşkilatına ait kadrolarda bulunanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı yasama uzman ve yasama uzman yardımcıları ile 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki (III) sayılı Cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların uzman ve uzman yardımcıları hakkında da uygulanır.

(Değişik fıkra: 2/7/2018 - KHK-703/174 md.) Bu madde kapsamında istihdam edilen uzman ve uzman yardımcıları bakanlıkların merkez teşkilatı kadrolarında bulunan uzman ve uzman yardımcıları için mevzuatında öngörülmüş olan mali ve sosyal hak ve yardımlar ile 36 ncı maddenin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendi hükmünden aynı usul ve esaslar çerçevesinde yararlanırlar.

(Ek fıkra: 2/7/2018 - KHK-703/174 md.)

Bu madde kapsamında istihdam edilen uzman ve uzman yardımcılarına

teşkilatlanmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülmesi kaydıyla

diğer görevlerinin yanı sıra yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar

çerçevesinde araştırma, analiz, teftiş, denetim, inceleme ve soruşturma

yaptırılabilir. Denetime tabi gerçek ve tüzel kişiler, denetim için gereken

gizli dahi olsa bütün belge, defter ve bilgileri talep edildiği takdirde ibraz

etmek, para ve para hükmündeki evrakı ve ayniyatı ilk talep halinde denetimle görevli

uzman ve uzman yardımcılarına göstermek, sayılmasına ve incelemesine yardımcı

olmak zorundadır. Araştırma, inceleme, analiz, teftiş, denetim, inceleme ve

soruşturma ile görevli uzman ve uzman yardımcıları, görevleri sırasında tüm

resmi daire, kurum, kuruluş ve kamuya yararlı derneklerle, gerçek ve tüzel

kişilerden gerekli yardım, bilgi, evrak, kayıt ve belgeleri istemeye yetkili

olup, kanuni bir engel olmadıkça bu isteğin yerine getirilmesi zorunludur.

Uzman ve uzman yardımcılarına teftiş, denetim, inceleme ve soruşturma işlerine

ilişkin görevlendirmelerinde, 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah

Kanununun 33 üncü maddesinin (b) fıkrası hükmü uygulanır. Bunların

görevlendirme ve çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar Devlet Personel

Başkanlığının görüşü alınarak çıkarılacak kurumsal yönetmelikle düzenlenir.”

B. İlgili Görülen Cumhurbaşkanlığı

Kararnamesi İle Kanun Hükmünde Kararname Kuralları

1. 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan (1) numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin (CBK) 95. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı

MADDE 95- (Başlığı ile Birlikte Değişik: RG-21/4/2021-31461-CK-73/35 md.)

(1) Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının görev ve yetkileri şunlardır:

…

(2) Başkanlıkta 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 24 üncü maddesine göre müfettiş ve müfettiş yardımcısı istihdam edilebilir.”

2. 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı ile Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (375 sayılı KHK) ek 24. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Müfettiş, denetmen, denetçi, kontrolör, aktüer istihdamı

Ek Madde 24- (Ek: 2/7/2018 – KHK-703/178 md.)

Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilatlanmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde öngörülmesi kaydıyla bakanlık, kurum ya da birim düzeyinde müfettiş, denetmen, denetçi, kontrolör, aktüer ile müfettiş yardımcısı, denetmen yardımcısı, denetçi yardımcısı, aktüer yardımcısı ve stajyer kontrolör istihdam edilebilir.

Bu madde kapsamında merkez teşkilatına ait kadro veya pozisyonlarda istihdam edilecekler hakkında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 41 inci maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile yabancı dil şartı hariç olmak üzere beşinci fıkrasında yer alan hükümler kıyasen uygulanır.

…”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 13/9/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Cem GÜNDOĞDU tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen KHK ve CBK kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. KHK’ların Yargısal Denetimi ile 6771 Sayılı Kanun’la

Yapılan Anayasa Değişikliğinin Yargısal Denetime Etkileri Hakkında Genel Açıklama

3. Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) daha önceki hükûmet sisteminde yer alan Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisi verebileceğini hükme bağlayan ve KHK’ların hukuksal rejimini düzenleyen Anayasa’nın 91. maddesi 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 9/7/2018 tarihinde yürürlüğe giren 16. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış, böylece KHK çıkarılabilme imkânına anayasal olarak son verilmiştir.

4. Buna karşılık 6771 sayılı Kanun’la Anayasa’ya eklenen geçici 21. maddenin (F) fıkrasının birinci cümlesinde “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler, tüzükler, Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikler ile diğer düzenleyici işlemler yürürlükten kaldırılmadıkça geçerliliğini sürdürür” denilmek suretiyle Anayasa’nın 91. maddesinin yürürlükten kaldırılma tarihine kadar çıkarılmış ve yürürlükte bulunan KHK’ların geçerliliklerini sürdürmeye devam edeceği hükme bağlanmıştır.

5. Anılan fıkranın ikinci cümlesinde ise “Yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler hakkında 152 nci ve 153 üncü maddelerin uygulanmasına devam olunur” hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu cümlede KHK’ların iptal davası yoluyla Anayasa’ya aykırılığının ileri sürülebilmesine ilişkin Anayasa’nın 150. ve 151. maddelerine açıkça yer verilmemiş ise de anılan hükmü yorumlayan Anayasa Mahkemesi iptal davası yönünden de olağan KHK’lara ilişkin yargısal denetim yetkisinin devam ettiğini kabul etmiştir (AYM, E.2018/114, K.2018/91, 25/9/2018, §§ 8, 9).

6. Anayasa’nın 148. maddesinin birinci fıkrasının 6771

sayılı Kanun’la değiştirilmeden önceki hâlinde Anayasa Mahkemesinin KHK’ların

Anayasa’ya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetleyeceği kurala bağlanmış

ve 2017 yılında yapılan söz konusu Anayasa değişikliği ile KHK rejimine son

verilmeden önce Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın mülga 91. maddesini ölçü norm

olarak esas alarak bu madde uyarınca KHK’ları yetki kanununa dayanıp

dayanmadığı, yetki kanununun kapsamında olup olmadığı ve yasak alan içinde

kalıp kalmadığı hususlarında denetime tabi tutmuştur. Anayasa’nın geçici 21.

maddesinin (F) fıkrasının ikinci cümlesinde KHK’larla ilgili denetim yetkisinin

devamı öngörülmekle birlikte söz konusu denetimde mülga normların ölçü norm

olarak dikkate alınıp alınamayacağı hususunda bir hükme yer verilmemiştir.

7. Bu bağlamda mülga normların niteliklerini dikkate alan

Anayasa Mahkemesi 19/2/2020 tarihli ve E.2018/122, K.2020/14 sayılı kararında

mevcut KHK’ların Anayasa’ya uygunluk denetiminde Anayasa’nın mülga 91.

maddesinin ölçü norm olarak dikkate alınmaya devam edilmesi gerektiğine karar

vermiştir. Anılan kararda içerik bakımından Anayasa’ya uygunluk denetiminde

Anayasa’nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkesi gereğince kural olarak denetimin

yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan normların ölçü norm olarak dikkate

alınacağı ancak anayasa yargısı denetimine tabi bir norm, oluşturulduğu süreçte

geçerli olan yetki kuralları esas alınarak vücut bulduğundan bu unsura ilişkin denetimin

-yürürlükten kalkmış olsa dahi- o tarihteki kurallar esas alınarak yapılması

gerekeceği ifade edilmiştir. Geçerliliğini sürdüren ve yetki unsuru bakımından

da anayasal denetime tabi olan KHK’ların çıkarılması sırasındaki anayasal

yetkinin kaynağını, ilga edilmiş olsa da Anayasa’nın 91. maddesinin teşkil

ettiği, bu itibarla KHK çıkarma yetkisinin Anayasa’ya uygun olarak kullanılıp

kullanılmadığı yönünden yapılacak denetimin ancak söz konusu anayasal yetkinin

tanımlandığı, konu yönünden kapsam ve sınırlarının çizildiği normun ölçü

alınması suretiyle gerçekleştirilecek bir inceleme ile mümkün olabileceği

belirtilmiştir (AYM, E.2018/122, K.2020/14, 19/2/2020, §§ 11, 12).

8. Açıklanan nedenlerle mevcut KHK’ların Anayasa’nın mülga 91. maddesine uygunluğunun denetlenmesi gerekir.

9. Anayasa’nın mülga 91. maddesinde düzenlenen KHK’lar

işlevsel yönden yasama işlemi niteliğinde olduğundan bu kuralların yargısal

denetimlerinin yapılması görev ve yetkisi Anayasa Mahkemesine verilmiştir.

Anılan maddede KHK’ların Anayasa’ya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunun

denetlenmesinden söz edilmekte olup Anayasa’ya uygunluk denetiminin içine

KHK’nın yetki kanunu kapsamında olup olmadığının denetimi de girmektedir.

Nitekim Anayasa’nın mülga 91. maddesinde Bakanlar Kuruluna ancak yetki

kanununda belirtilen sınırlar içinde KHK çıkarma yetkisinin verilmesi

öngörülmüştür. Söz konusu yetkinin dışına çıkılması, KHK’yı Anayasa’ya aykırı

duruma getirir. Dolayısıyla yargısal denetimde KHK’nın yetki kanunu kapsamında

olup olmadığı sorununun da çözümlenmesi gerekir.

10. Dayanaklarını doğrudan doğruya Anayasa’dan alan olağanüstü hâl KHK’larından farklı olarak olağan dönemlerdeki KHK’ların bir yetki kanununa dayanması zorunludur. Bu nedenle KHK’lar ile dayandıkları yetki kanunu arasında çok sıkı bir bağ vardır. KHK’nın yetki kanunu ile olan bağı, KHK’yı aynen ya da değiştirerek kabul eden kanun ile kesilir. KHK’nın Anayasa’ya uygun bir yetki kanununa dayanması, Anayasa’ya uygunluğunun ön koşuludur. Bir yetki kanununa dayanmadan çıkarılan veya dayandığı yetki kanunu iptal edilen KHK’ların içeriği Anayasa’ya aykırılık oluşturmasa bile bunların Anayasa’ya uygunluğundan söz edilemez.

11. KHK’ların Anayasa’ya uygunluk denetimi, kanunların denetiminden farklıdır. Anayasa’nın 11. maddesinde “Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz” denilmektedir. Bu nedenle kanunların denetiminde, onların yalnızca Anayasa kurallarına uygun olup olmadığı saptanır. KHK’lar ise konu, amaç, kapsam ve ilkeleri yönünden hem dayandıkları yetki kanununa hem de Anayasa’ya uygun olmak zorundadır.

12. Anayasa’nın mülga 91. maddesinde kimi konuların KHK’larla düzenlenmesi yasaklanmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında “...sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.” denilmiştir. Bu kural uyarınca TBMM, Bakanlar Kuruluna ancak KHK ile düzenlenmesi yasaklanmış alana girmeyen konularda KHK çıkarma yetkisi verebilir.

13. Öte yandan Anayasa'nın herhangi bir maddesinde kanunla düzenleneceği öngörülen bir konunun, Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasının açıkça yasakladığı hükümler ile ilgili olmadıkça ya da Anayasa'nın 163. maddesinde olduğu gibi kanun hükmünde kararname çıkarılamayacağı açıkça belirtilmedikçe kanun hükmünde kararname ile düzenlenmesi Anayasa'ya aykırılık oluşturmaz (AYM, E.2011/107, K.2012/184, 22/11/2012).

B. Anlam ve Kapsam

14. (1) numaralı CBK’nın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının düzenlendiği 95. maddesinin (2) numaralı fıkrasında müfettiş ve müfettiş yardımcılarının 375 sayılı KHK’nın ek 24. maddesine göre istihdam edileceği öngörülmektedir. 375 sayılı KHK’nın ek 24. maddesinin ikinci fıkrasında ise bu madde kapsamında merkez teşkilatına ait kadro veya pozisyonlarda istihdam edilecekler hakkında 657 sayılı Kanun’un ek 41. maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile yabancı dil şartı hariç olmak üzere beşinci fıkrasında yer alan hükümlerin kıyasen uygulanacağı belirtilmektedir.

15. 657 sayılı Kanun’un ek 41. maddesinde ise uzman ve uzman yardımcısı istihdamına ilişkin usul ve şartlar düzenlenmiş olup itiraz konusu kurala göre uzman yardımcılığına atananlar, en az üç yıl çalışmak ve istihdam edildikleri birimlerce belirlenecek konularda hazırlayacakları uzmanlık tezi, oluşturulacak tez jürisi tarafından kabul edilmek kaydıyla, yapılacak yeterlik sınavına girmeye hak kazanacaklardır. Yeterlik sınavına girişe ilişkin bu şartlar yukarıda yer verilen atıflar nedeniyle kıyasen müfettişler yönünden de uygulanmaktadır.

C. İtirazın Gerekçesi

16. Başvuru kararında özetle; Anayasa’nın kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesinin mümkün olmadığı, yeterlik sınavına girmeye hak kazanacakların düzenlendiği kuralda en az üç yıl çalışma şartı getirilmiş olmakla birlikte bu sınavın ne zaman yapılacağına ilişkin azami sürenin belirlenmediği, idareye bu konuda sınırsız bir tercih hakkı bırakılmasının kabul edilebilir olmadığı, mevcut durumun hukuki belirlilik ve istikrar ilkelerini zedelediği, kuralın Anayasa’nın 2., 7. ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

1. Kuralın Anayasa’nın Mülga 91. Maddesi Yönünden İncelenmesi

17. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (3) numaralı fıkrasında “Mahkemenin, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya aykırılığı hususunda ileri sürülen gerekçelere dayanma zorunluluğu yoktur. Mahkeme, taleple bağlı kalmak şartıyla başka gerekçeyle de Anayasaya aykırılık kararı verebilir.” hükmü yer almaktadır. Belirtilen fıkranın önceki hâlinde KHK’lara da yer verilmiş iken 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı KHK’nın 209. maddesiyle fıkrada yer alan “…kanun hükmünde kararnamelerin…” ibaresi “…Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin…” şeklinde değiştirilmiştir.

18. Anılan değişikliğin “Anayasada yapılan değişikliklere

uyum sağlanması amacıyla 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunda ibare değişiklikleri yapılması

amaçlanmaktadır” biçimindeki gerekçesi, Anayasa’da 6771 sayılı Kanun’la

yapılan değişiklikler kapsamında KHK çıkarılabilme imkânına anayasal olarak son

verildiği ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa’da geniş biçimde yeniden

düzenlendiği gözetildiğinde, 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında yapılan değişiklikle ulaşılmak istenen amacın Anayasa Mahkemesinin

KHK’lara ilişkin anılan fıkra kapsamındaki görev ve yetkisinde herhangi bir

değişiklik yapmak olmayıp KHK çıkarılabilme imkânına son veren ve

Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesince

yapılmasını öngören Anayasa değişikliğine uyum sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.

Nitekim Anayasa’ya 6771 sayılı Kanun’la eklenen geçici 21. maddenin (F)

fıkrasının “Yürürlükte bulunan kanun hükmünde kararnameler hakkında 152 nci

ve 153 üncü maddelerin uygulanmasına devam olunur” hükmünü içeren ikinci

cümlesinde “…devam olunur” ibaresine yer verilmesi de KHK’lara ilişkin

yargısal denetim görev ve yetkisinin söz konusu Anayasa değişikliği öncesinde

mevcut olduğu şekliyle devamının amaçlandığını göstermektedir (benzer yöndeki

değerlendirme için bkz. AYM, E. 2018/122, K.2020/14, 19/2/2020, § 46).

19. Bu bağlamda kanun koyucu da Anayasa Mahkemesinin

KHK’lara ilişkin görev ve yetkisinin kapsamının var olduğu şekliyle aynen

devamını sağlamak amacıyla 6216 sayılı Kanun’a 703 sayılı KHK ile eklenen

geçici 2. maddenin (4) numaralı fıkrasında “Mahkemenin kanun hükmünde

kararnamelere ilişkin görev ve yetkileri devam eder” hükmüne yer vermiştir.

Mahkemenin KHK’lara ilişkin görev ve yetkisinin, yapılan denetimde ileri

sürülen aykırılık gerekçelerine dayanma zorunluluğu olmamasını da içerdiği

açıktır. Bu çerçevede 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (3) numaralı fıkrası,

geçici 2. maddenin (4) numaralı fıkrasıyla birlikte yorumlandığında, Anayasa

Mahkemesinin taleple bağlı kalmak şartıyla başka gerekçelerle de KHK’nın

Anayasa’ya aykırı olduğuna karar verebileceğine ilişkin görev ve yetkisinin de

aynen devam ettiğinin kabulü gerekir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz.

AYM, E. 2018/122, K.2020/14, 19/2/2020, § 47).

20. Bu kapsamda 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın mülga 91. maddesi yönünden de incelenmiştir.

21. Kural, 657 sayılı Kanun’a 666 sayılı KHK’nın 3. maddesi ile eklenmiştir. 666 sayılı KHK 6/4/2011 tarihli ve 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin ve Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki Kanunu kapsamında çıkarılan KHK’lardandır.

22. 6223 sayılı Yetki Kanunu’nun amacını düzenleyen 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde “Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, işçiler, sözleşmeli personel ile diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında etkinliği artırmak üzere, bunların atanma, nakil, görevlendirilme, seçilme, terfi, yükselme, görevden alınma ve emekliye sevk edilme usul ve esaslarına,…” ilişkin konularda düzenlemelerde bulunmak üzere Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisi verilmiştir. Öte yandan Kanun’un 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasında verilen yetkinin Kanun’un yayımından itibaren altı ay süreyle geçerli olduğu belirtilmiştir.

23. Kurala konu yeterlik sınavına girmeye hak kazanmayla ilgili düzenlemenin kamu görevlilerinin atanmasına dair usul ve esaslara yönelik olduğu, dolayısıyla Yetki Kanunu’nun kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Yetki Kanunu’nun 3/5/2011 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlandığı ve KHK’nın kabul tarihinin 11/10/2011 olduğu gözetildiğinde KHK’nın Yetki Kanunu’nun tanıdığı süre içinde çıkarıldığı da açıktır.

24. Öte yandan Anayasa’nın mülga 91. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde Anayasa’nın “İkinci Kısım” “Birinci Bölüm” ve “İkinci Bölüm”ünde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle “Dördüncü Bölüm”ünde yer alan siyasi haklar ve ödevlerle ilgili olarak KHK ile düzenleme yapılması yasaklanmıştır.

25. İtiraz konusu kuralda uzman yardımcılığına atananların yeterlik sınavına girmeye hak kazanabilmeleri için en az üç yıl süre çalışmaları ve hazırlayacakları uzmanlık tezinin oluşturulacak tez jürisi tarafından kabul edilmesi gerektiği öngörülmektedir. Bu yönüyle kural, Anayasa’nın KHK ile düzenlenmesi yasaklanan “İkinci Kısım” “Birinci Bölüm” ve “İkinci Bölüm”ünde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle “Dördüncü Bölüm”ünde yer alan siyasi haklar ve ödevler ile ilgili herhangi bir düzenleme de içermemektedir.

26. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın mülga 91. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

2. Kuralın İçerik Yönünden İncelenmesi

27. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

28. Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen hukuk

devletinin temel ilkelerinden biri de belirliliktir. Belirlilik ilkesi

bireylerin hukuk kurallarını önceden bilmeleri, tutum ve davranışlarını bu

kurallara göre güvenle belirleyebilmeleri anlamını taşımaktadır. Belirlilik

ilkesi, yalnızca kanuni belirliliği değil daha geniş anlamda hukuki belirliliği

ifade etmektedir. Bir başka deyişle hukuk kurallarının belirliliğinin

sağlanması yalnızca kanunla düzenleme yapılması anlamına gelmemektedir. Kanuni

düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir gibi

niteliksel gereklilikleri karşılaması şartıyla mahkeme içtihatları ve

yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirlilik sağlanabilir. Hukuki

belirlilik ilkesinde asıl olan, bir hukuk normunun uygulanmasıyla ortaya

çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilir olmasıdır (AYM, E.2017/156,

K.2019/37, 15/5/2019, § 39).

29. Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında da “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir” denilmek suretiyle memurlar ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri ve atanmalarına ilişkin hususların kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Anayasa’nın bu hükmü, memurların ve diğer kamu görevlilerinin anayasal ve yasal güvence altına alınması amacını taşımaktadır.

30. İtiraz konusu kuralda uzman yardımcılığına atananların, en az üç yıl çalışmak ve istihdam edildikleri birimlerce belirlenecek konularda hazırlayacakları uzmanlık tezlerinin oluşturulacak tez jürisi tarafından kabul edilmesi kaydıyla, yapılacak yeterlik sınavına girmeye hak kazanacakları öngörülmektedir. (1) numaralı CBK’da yapılan atıflar nedeniyle kural birçok bakanlığın müfettiş yardımcılarına yönelik yapılacak yeterlik sınavlarında da uygulama alanı bulmaktadır.

31. Gerek bakanlıklar bünyesinde istihdam edilen uzman yardımcısı ve uzmanların gerekse de müfettiş yardımcısı ve müfettişlerin sunacağı hizmetler ilgili bakanlıkların genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerdendir. Dolayısıyla hem uzman yardımcılığından uzmanlığa hem de müfettiş yardımcılığından müfettişliğe atanmaya ilişkin şartlar ile bu atamanın dayanağı yeterlik sınavlarına dair genel esasların kanunla düzenlenmesi gerekmektedir.

32. Kurala göre uzman yardımcılığına atananlar en az üç yıl çalışmak ve istihdam edildikleri birimlerce belirlenecek konularda hazırlayacakları uzmanlık tezlerinin oluşturulacak tez jürisi tarafından kabul edilmesi kaydıyla yeterlik sınavına girmeye hak kazanacaklardır. Ancak kuralda yeterlik sınavının ne zaman yapılacağına yönelik herhangi bir belirleme yapılmamıştır. Yeterlik sınavına ilişkin azami süre öngörülmemesi yeterlik sınavına ilişkin genel esasların kanunla düzenlenmediği anlamını taşımaktadır.

33. Öte yandan kural söz konusu kişiler yönünden belirlilik ve öngörülebilirlik kriterlerini de taşımamaktadır. Başka bir ifade ile yeterlik sınavına girmeye hak kazanan kişinin bu sınavın azami hangi sürede yapılabileceğine ilişkin herhangi bir öngörüsü oluşamamaktadır.

34. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 128. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

İrfan FİDAN, Muhterem İNCE ile Yılmaz AKÇİL bu görüşe katılmamışlardır.

Kural Anayasa’nın 2. ve 128. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 7. maddesi yönünden incelenmemiştir.

IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

35. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da

bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte

yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe

gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede

yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez” denilmiş; 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural

tekrarlanarak Anayasa Mahkemesinin gerekli

gördüğü hâllerde iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak

yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği

belirtilmiştir.

36. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasının önceki hâlinde KHK’lara da yer verilmişken 6771 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle fıkrada yer alan “…kanun hükmünde kararname…” ibaresi “…Cumhurbaşkanlığı kararnamesi…” şeklinde değiştirilmiştir. 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasının önceki hâlinde de KHK’lara yer verilmişken 703 sayılı KHK’nın 209. maddesiyle fıkrada yer alan “…kanun hükmünde kararname…” ibaresi “…Cumhurbaşkanlığı kararnamesi…” şeklinde değiştirilmiştir.

37. Anılan değişikliğin gerekçesi ve Anayasa’da 6771 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler gözetildiğinde 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yapılan değişiklikle ulaşılmak istenen amacın Anayasa Mahkemesinin KHK’lara ilişkin anılan fıkra kapsamındaki görev ve yetkisinde herhangi bir değişiklik yapmak olmayıp KHK çıkarılabilme imkânına son veren ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesince yapılmasını öngören Anayasa değişikliğine uyum sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.

38. Mahkemenin KHK’lara ilişkin görev ve yetkisinin KHK kurallarının iptali hâlinde iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi kararlaştırma yetkisini de içerdiği açıktır. Bu çerçevede 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası, geçici 2. maddenin (4) numaralı fıkrasıyla birlikte yorumlandığında Anayasa Mahkemesinin KHK’nın belirli kurallarının iptali sonucunda iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceğine ilişkin görev ve yetkisinin de aynen devam ettiğinin kabulü gerekir (AYM, E.2018/115, K.2020/81, 30/12/2020, §§ 62-65).

39. Bu kapsamda, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesiyle eklenen ek 41. maddenin beşinci fıkrasının birinci cümlesinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesiyle eklenen ek 41. maddenin beşinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, İrfan FİDAN, Muhterem İNCE ile Yılmaz AKÇİL’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE 7/3/2024 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesiyle eklenen ve Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının merkez teşkilatlarında uzman ve uzman yardımcısı istihdam edilmesine ilişkin usul ve esasları düzenleyen ek 41. maddenin beşinci fıkrasının iptali talep edilen birinci cümlesinde, uzman yardımcılığına atananların, en az üç yıl çalışmak ve istihdam edildikleri birimlerce belirlenecek konularda hazırlayacakları uzmanlık tezi oluşturulacak tez jürisi tarafından kabul edilmek kaydıyla, yapılacak yeterlik sınavına girmeye hak kazanacakları hükmüne yer verilmiştir.

İtiraz konusu kuralın içerik yönünden Anayasa’nın 2. ve 128. maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Çoğunluğun iptal kararının gerekçesinde, kuralda yeterlik sınavının ne zaman yapılacağına ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı ve azami süre öngörülmediği belirtilerek yeterlik sınavına girmeye hak kazanan kişinin bu sınavın azami hangi sürede yapılabileceğine ilişkin herhangi bir öngörüde bulunmasına imkân vermeyen kuralın belirlilik ve öngörülebilirlik kriterlerini taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Kuralın şeklî anlamda kanun hükmü olduğu ve erişilebilir nitelikte olduğu açıktır. Bununla birlikte kuralın belirli olduğunun söylenebilmesi için uygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların da öngörülebilir olması gerekir. Belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri yönünden yapılacak incelemede, kuralın kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem ve güvenceler içerip içermediğinin belirlenmesi gerekir.

Anayasa Mahkemesi birçok kararında belirlilik ilkesinin yalnızca yasal belirliliği değil daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade ettiğini, yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir olma gibi niteliklere ilişkin gereklilikleri karşılaması şartıyla mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirliliğin sağlanabileceğini, asıl olanın muhtemel muhataplarının mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini öngörmelerini mümkün kılacak bir normun varlığı olduğunu vurgulamıştır.

Çoğunluk kararında belirtildiği üzere kural, birçok

Bakanlık ve kamu kurumunda istihdam edilen müfettiş yardımcıları veya uzman

yardımcılarına yönelik yapılacak yeterlik sınavları yönünden uygulama alanı

bulmaktadır. Bu bağlamda, kuralın kapsamına giren kamu görevlilerinin görev

yaptığı kurumların çeşitliliği, sınava tâbi tutulacak kişi sayısının her kuruma

göre değişkenlik gösterebileceği, sınavın organizasyonu için gereken

hazırlıkların kurumların idari kapasitesi ile sınavın türüne ve içeriğine göre

farklılaşabileceği gibi hususlar gözetildiğinde, yeterlik sınavının yapılmasına

ilişkin olarak tüm kurumlar için müşterek ve her durumda geçerli olacak bir

azami sürenin kanun düzeyinde öngörülmesi mümkün ve zorunlu gözükmemektedir.

Nitekim kanun koyucu tarafından da bu husus göz önünde

bulundurularak aynı maddenin altıncı fıkrasında “Uzman ve uzman

yardımcılarının mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri, yarışma sınavı, tez

hazırlama ve yeterlik sınavı ile uzman ve uzman yardımcılarıyla ilgili diğer

hususlar, Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınarak kurumlarınca

hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu suretle,

yasama organınca konuya ilişkin temel ilkeler ve

çerçeve kanunla belirlendikten sonra, ne zaman yapılacağı da dâhil olmak

üzere yeterlik sınavı ile ilgili uzmanlık ve

idare tekniğine ilişkin hususların düzenlenmesi -her bir kurumun kendi

koşulları ve iç dinamikleri gereklerince hazırlayacağı- yürütmenin düzenleyici işlemlerine bırakılmıştır. Dolayısıyla,

yeterlik sınavının azami hangi sürede yapılabileceği noktasındaki hukuki

belirlilik yürütmenin düzenleyici işlemleri ile sağlanabilecektir.

Kuralın, idareye yeterlik sınavına girme koşullarını

sağlayan kişileri makul bir süre içinde sınava tâbi tutma yükümlülüğü getirdiği

söylenebilir. Bununla birlikte, düzenleyici idari işlemlerde konuya ilişkin

eksik veya hukuka aykırı düzenleme bulunması ya da sınavın makul süre içinde

yapılmaması durumunda ilgililerin Anayasa’nın

125. maddesi uyarınca gerek düzenleyici gerekse uygulamaya ilişkin idari

işlemlerin iptali talebiyle idari yargı mercilerine başvurma imkânı

bulunmaktadır. Bu bağlamda sınavın makul süre içinde yapılıp yapılmadığı

idari yargı tarafından denetime tâbi tutulabilecek ve herhangi bir hukuka

aykırılık varsa bunun idari yargı mercilerince verilecek iptal kararları ile

giderilmesi mümkün olacaktır. Bu itibarla,

kuralın keyfî olarak uygulanmasını engelleyecek yeterli güvencelerin ve hukuki

mekanizmaların bulunduğu görülmektedir.

Öte yandan, hiç kuşkusuz her kuralda olduğu gibi itiraz konusu kuralın da uygulanması ile ilgili bazı uygulama sorunları çıkabilir. Bu bağlamda mevcut uyuşmazlıklara ilişkin sorunların her somut olayın özellikleri dikkate alınarak kuralın amacına uygun şekilde yorumlanması suretiyle mahkeme içtihatlarıyla çözülmesi gerekmektedir. Bu nedenle de kuraldan ziyade kuralın yorumlanması ile ilgili olarak çıkabilecek sorunlar anayasallık denetiminin konusu dışında kalmaktadır (bazı farklarla birlikte bkz. AYM, E.2017/135, K.2019/35, 15/5/2019, § 31; E.2020/82, K.2021/20, 18/3/2021, § 14; E.2021/24, K.2021/79, 4/11/2021, § 9).

Açıklanan nedenlerle, kuralın içerik yönünden Anayasa’nın 2. ve 128. maddelerine aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

Kadir ÖZKAYA

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

M. Emin KUZ

Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Basri BAĞCI Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye İrfan FİDAN Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL

Anayasa Mahkemesi, E. 2023/137, K. 2024/68, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. İptali İstenen Kanun Hükmünde Kararname Ve İlgili Görülen
  4. Cumhurbaşkanlığı Kararamesi İle Kanun Hükmünde Kararname Kuralları
  5. A. İptali İstenen Kanun Hükmü Hükmünde
  6. B. İlgili Görülen Cumhurbaşkanlığı
  7. II. İlk İnceleme
  8. III. Esasın İncelenmesi
  9. A. KHK’ların Yargısal Denetimi ile 6771 Sayılı Kanun’la
  10. B. Anlam ve Kapsam
  11. C. İtirazın Gerekçesi
  12. IV. İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  13. Karşıoy Gerekçesi
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2023/137
Karar No
2024/68
Tarih
7 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2023/195 K.2024/71
  • AYM Norm Denetimi E.2024/55 K.2024/66
  • AYM Norm Denetimi E.2024/64 K.2024/76
  • AYM Norm Denetimi E.2022/21 K.2024/79
  • AYM Norm Denetimi E.2023/140 K.2024/81
  • AYM Norm Denetimi E.2021/63 K.2024/78

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.