İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2023/48 K.2023/72

tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 36. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’nın 35. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

Esas2023/48Karar2023/72Tarih5 Nisan 2023Okuma10 dk · 1.932 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
5 Nisan 2023
Esas Sayısı
2023/48
Karar Sayısı
2023/72
R.G.Tarih-Sayı
4/5/2023-32180
İtiraz yoluna başvuran
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İtirazın konusu
2/7/1964
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.932 kelime·10 dk okuma·10 bölüm

tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 36. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’nın 35. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

İflas ödeme emrine vaki itirazın kaldırılarak davalının iflasına karar verilmesi talebiyle açılan davada davalı tarafından mahkeme veznesine depo edilen tutarın nemalandırılmasının talep edilmesi üzerine itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN

KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 36. maddesi şöyledir:

“Paraların bankalara ve mal sandıklarına yatırılması:

Madde 36 – Mahkemeler, hakimler, C. savcıları ve icra iflas daireleri tarafından adli ve idari işlemlerle takip işlemlerinden dolayı herhangi bir sebeple alınmış olan paraların bankaya yatırılması halinde bu paralara ait faiz, ikramiye ve sair menfaatleri Devlete aittir.

Şüyuun giderilmesi neticesinde hasıl olan para ve tereke paraları ile kısıtlı veya gaip adına bankaya yatırılan paralar yukarıki fıkra hükmünden müstesnadır.

Paraların bankaya ve malsandıklarına yatırılması için ilgililerden gider adı ile bir şey alınmaz.

Paraların alacaklıya gönderilme giderleri alacaklıya aittir.

İlgilinin hak ettiği parayı, hak etme tarihinden itibaren on yıl içinde almak için müracaat etmemesi halinde, bu paralar Hazineye gelir kaydolunur.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 9/3/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. İtirazın Gerekçesi

3. Başvuru kararında özetle; mahkeme

veznesine depo edilen paranın mülk teşkil ettiği, Anayasa Mahkemesinin Fatma

Yıldırım (B. No: 2014/6577, 16/2/2017) kararında devletin hâkimiyeti ve

kontrolü altında bulunan paranın değerini koruyucu önlemler alınmasının

Anayasa’nın 35. maddesiyle devlete yüklenen bir pozitif yükümlülük olduğu, bu

bağlamda paranın bir vadeli banka hesabında nemalandırılmasının bu yükümlülüğün

ifasının en etkili araçlarından olduğu, ancak itiraz konusu kuralın bu nemanın

devlete ait olmasını öngörmesi sebebiyle mülkiyet hakkının gerçek anlamda

korunmasından söz edilemeyeceği, bu nedenle faizin devlete ait olmasını öngören

kuralın Anayasa’nın 35. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

4. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. maddesi yönünden de incelenmiştir.

5. 492 sayılı Kanun’un 36. maddesinin itiraz konusu

birinci fıkrasında mahkemeler, hâkimler, Cumhuriyet savcıları ve icra iflas

daireleri tarafından adli ve idari işlemlerle takip işlemlerinden dolayı

herhangi bir sebeple alınmış olan paraların bankaya yatırılması hâlinde bu

paralara ait faiz, ikramiye ve diğer menfaatlerin devlete ait olduğu hükme

bağlanmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ortaklığın giderilmesi

neticesinde tahsil edilen para, tereke parası kısıtlı veya gaip adına bankaya

yatırılan paralar bundan müstesna tutulmuştur. Buna göre mahkemeler, hâkimler,

Cumhuriyet savcıları ve icra iflas dairelerinin -ortaklığın giderilmesi

neticesinde tahsil edilen para, tereke parası ve kısıtlı veya gaibe ait paralar

haricinde- görevleri sebebiyle kendilerine tevdi edilen paraları bankaya

yatırması durumunda bu paraların bankaya yatırılmasından dolayı her ne ad

altında olursa olsun elde edilen nema paranın sahibine değil, Hazineye ait

olmaktadır.

6. Anayasa’nın 35. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

7. Mahkemeler, hâkimler, Cumhuriyet savcıları ve icra iflas dairelerine tevdi edilen paraların Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında mülk teşkil ettiği açıktır. Dolayısıyla Anayasa'nın 35. maddesinde öngörülen güvencelerin itiraz konusu kural yönünden uygulanabilir olduğu anlaşılmaktadır.

8. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak

güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkı; kişiye -başkasının hakkına zarar

vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu

şeyi dilediği gibi kullanma ve tasarruf etme, onun semerelerinden yararlanma

imkânı veren bir haktır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817,

19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, semerelerinden

yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin

sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife

Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Ayrıca kişinin mal varlığında

azalma meydana gelmesi sonucu doğuran kamusal işlem ve eylemler de mülkiyet

hakkına müdahale oluşturur (Tülay Arslan ve diğerleri, B. No: 2014/7051,

2/2/2017, § 77).

9. Paranın bir başkasına kullandırılması karşılığında elde edilen menfaatler onun semeresi mahiyetindedir. Dolayısıyla paranın başkasına kullandırılması sonucu hasıl olan semerelerden yararlanma yetkisi de paranın malikine aittir. Nitekim 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 685. maddesinin birinci fıkrasında “Bir şeyin maliki, onun ürünlerinin de maliki olur.” denilmek suretiyle eşyanın malikinin onun semeresine de malik olacağı kabul edilmiştir.

10. Paranın bankaya yatırılması, bankanın söz konusu

parayı kullanmasına imkân sağladığından bunun karşılığında banka tarafından

paranın sahibine faiz, ikramiye veya benzeri adlar altında birtakım menfaatler

temin edilebilmektedir. Bankaya yatırılan paranın mahkemeler, hâkimler,

Cumhuriyet savcıları ve icra iflas dairelerinin kontrolünde bulunan bir para

olması ve bu paranın anılan otoritelerce bankaya yatırılması, elde edilen

nemadan yararlanma hakkının paranın malikine ait olduğu kuralını değiştirmez. Bununla

birlikte itiraz konusu kural, özel kişilere ait olup mahkemeler, hâkimler, Cumhuriyet

savcıları ve icra iflas dairelerine tevdi edilen paraların bankaya yatırılması

sonucu elde edilen faiz, ikramiye ve diğer menfaatlerin bankaya yatırılan

paranın sahibi olan özel kişilerin yerine devlete ait olmasını öngörmek

suretiyle mülkiyet hakkını sınırlamaktadır.

11. Anayasa'nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas

eden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına

müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın

35. maddesinin birinci fıkrasında herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu

belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş,

ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi

belirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi

koşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten yoksun

bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin son

fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı

olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını

kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer

bazı maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel

hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma

ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).

12. İtiraz konusu kural özel hukuk kişisine ait olan paranın kamu otoriteleri tarafından bankaya yatırılması sonucu elde edilen semerenin Hazineye gelir olarak aktarılmasını öngörmektedir. Özel hukuk kişisine ait olan paranın semeresinin Hazineye aktarılması malikin semere miktarınca mülkten yoksun kalmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla somut kuraldaki sınırlamanın mülkten yoksun bırakma biçimindeki ikinci kural kapsamında incelenmesi gerekecektir.

13. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız

bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlanabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına sınırlama getirilirken temel

hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın

13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca

temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına

yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna

dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması

gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

14. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir. İtiraz konusu kuralın belirliliği ve öngörülebilirliğiyle ilgili olarak tartışmaya açık bir durum bulunmadığından kuralın kanunilik şartını sağladığı değerlendirilmiştir.

15. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri

uyarınca mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir.

Kamu yararı kavramı mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda

sınırlanması imkânı vermekle bir sınırlama amacı olmasının yanı sıra mülkiyet

hakkının kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda bir

sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır.

Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberinde

getiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün her

somut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (Nusrat Külah, B.

No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239,

20/3/2014, §§ 28, 29).

16. Anayasa Mahkemesi, icra iflas dairelerinin

borçlulardan tahsil ettiği paranın durumunu incelediği Fatma Yıldırım

kararında borçludan tahsil edilen bedelin alacaklıya ödendiği ana kadar

borçlunun veya alacaklının para üzerinde tasarrufta bulunma, parayı kullanma

veya paranın değerinin enflasyon karşısında aşınmasını önleyici tedbirler alma

imkânı olmadığının altını çizerek borçludan tahsil edilen bedelin bu süreçte

henüz icra müdürlüğünün kontrolü altında bulunduğunu, dolayısıyla bu paranın

enflasyon karşısında kıymet yitirmesini önleyebilecek olanın da para üzerinde

tasarrufta bulunma kudretini elinde bulunduran icra dairesi olduğunu belirtmiş;

tahsil edilen paranın alım gücünü kaybetmesini engellemenin yolunun da bunun

nemalandırılması olduğunu ifade etmiştir (Fatma Yıldırım, §§ 60, 61).

Anayasa Mahkemesi sonuç olarak cebri icra organlarının tahsil ettiği parayı bir

mevduat hesabına yatırılması biçiminde alacağı basit bir tedbirle icra

sürecinin hızlı işlememesinin borçlu üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri

asgari seviyeye indirememesinin mülkiyet hakkının devlete yüklediği koruma

pozitif yükümlülüğünün ihlali sonucunu doğurduğunu kabul etmiştir (Fatma

Yıldırım, §§ 60-63).

17. Anayasa Mahkemesinin Fatma Yıldırım kararında cebri icra sürecinde tahsil edilen paranın değerinin korunmasına yönelik olarak yapılan değerlendirmenin mahkemelere ve Cumhuriyet savcılıklarına herhangi bir sebeple özel hukuk kişileri tarafından verilen paralar yönünden de geçerli olduğu açıktır.

18. Bununla birlikte kural; mahkemeler, hâkimler, Cumhuriyet savcıları ve icra iflas dairelerinin -ortaklığın giderilmesi neticesinde tahsil edilen para, tereke parası ve kısıtlı veya gaibe ait paralar hariç- kendilerine tevdi edilen paraları bankaya yatırmaları durumunda bu paraların bankaya yatırılmasından dolayı elde edilen nemanın devlete ait olmasını öngörmektedir.

19. Borçludan tahsil edilen para dahil olmak üzere

mahkemeler, hâkimler, Cumhuriyet savcıları ve icra iflas dairelerine verilen

paraların enflasyon karşısında değer yitirmesini önlemeye yönelik bir tedbir

olarak vadeli mevduat hesabına yatırılması neticesinde elde edilen nemanın

Hazineye irat kaydedilmesi karşılıksız yararlanma hükmünde olup bunun herhangi

bir haklı temeli bulunmamaktadır. Devletin zorlayıcı nedenler olmaksızın özel

bir kişinin mal varlığından karşılıksız yararlanması düşünülemez. Devletin

sunduğu yargı ve takip hizmetleri karşılığında zaten harç alınmakta, ayrıca

yapılan yargılama ve takip giderleri de ilgili taraflardan tahsil edilmektedir.

Bu durumda bankaya yatırılan paranın nemasının Hazineye irat kaydedilmesinin

sunulan yargı ve takip hizmetlerinin giderinin kısmen ilgililere yükletilmesi

amacı taşıdığı da söylenemez. Dolayısıyla mahkemeler, hâkimler, Cumhuriyet

savcıları ve icra iflas dairelerine tevdi edilen ve özel hukuk kişilerine ait

olan paraların nemasının Hazineye intikal ettirilmesinin anayasal açıdan meşru

bir amaca dayanmadığı anlaşılmaktadır.

20. Sonuç olarak mahkemeler, hâkimler, Cumhuriyet savcıları ve icra iflas dairelerine herhangi bir sebeple teslim edilen ve özel hukuk kişilerine ait olan paraların nemasının Hazineye intikal ettirilmesinin meşru bir amacı olmadığından kural mülkiyet hakkını ihlal etmektedir.

21. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ

22. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.

23. 492 sayılı Kanun'un 36. maddesinin birinci fıkrasının iptali nedeniyle anılan maddenin uygulanma imkânı kalmayan ikinci fıkrasının 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 36. maddesinin;

A. Birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

B. İkinci

fıkrasının 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE,

5/4/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

Kadir ÖZKAYA

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Basri BAĞCI Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE

Anayasa Mahkemesi, E. 2023/48, K. 2023/72, 5 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. I. İptali İstenen
  5. Kanun Hükmü
  6. II. İlk İnceleme
  7. III. Esasın İncelenmesi
  8. A. İtirazın Gerekçesi
  9. B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  10. IV. İptalin Diğer Kurallara Etkisi
  11. B. İkinci
  12. M. Emin KUZ
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2023/48
Karar No
2023/72
Tarih
5 Nisan 2023

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2023/62 K.2023/61
  • AYM Norm Denetimi E.2022/148 K.2023/70
  • AYM Norm Denetimi E.2023/44 K.2023/71
  • AYM Norm Denetimi E.2019/39 K.2023/67
  • AYM Norm Denetimi E.2022/71 K.2023/65
  • AYM Norm Denetimi E.2022/99 K.2023/64

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.