İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2024/176 K.2025/42

ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

Esas2024/176Karar2025/42Tarih11 Şubat 2025Okuma12 dk · 2.386 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
11 Şubat 2025
Esas Sayısı
2024/176
Karar Sayısı
2025/42
R.G.Tarih-Sayı
6/5/2025-32892
İtiraz yoluna başvuran
Ankara 1. Fikri
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.386 kelime·12 dk okuma·11 bölüm

ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

22/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 151. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “…elde ettiği net kazanç.” ibaresinin Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Sınai mülkiyet hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 151. maddesi şöyledir:

“Yoksun kalınan kazanç

MADDE 151- (1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar.

(2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:

a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.

b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.

c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.

(3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.

(4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir.

(5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır.

(6) Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 17/10/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN

İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Muhammed Nuri ÖZGÜR tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam

3. Türk hukukunda 6769 sayılı Kanun’un kabulü öncesinde sınai mülkiyet hakları mülga 24/6/1995 tarihli ve 551 sayılı Patent Haklarının, mülga 24/6/1995 tarihli ve 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların, mülga 24/6/1995 tarihli ve 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin ve mülga 24/6/1995 tarihli ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile korunmaktaydı.

4. Mülga 556 sayılı KHK’nın 62. maddesinde marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin mahkemeden bulunabileceği talepler, 64. maddesinde tazminat ve 66. maddesinde yoksun kalınan kazanç şeklinde düzenlenmiştir.

5. Anılan KHK’nın 64. maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın, marka taklit edilerek üretilen ürünü üreten, satan, dağıtan veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkaran veya bu amaçlar için ithal eden veya ticari amaçla elde bulunduran kişinin, hukuka aykırılığı gidermek ve sebep olduğu zararı tazmin etmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.

6. KHK’nın 66.

maddesinde de marka sahibinin uğradığı zararın sadece fiilî kaybın değerini

değil, ayrıca marka hakkına tecavüz dolayısıyla yoksun kalınan kazancı da

kapsadığı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu maddede yoksun kalınan kazancın

hesap edilmesinde kullanılacak değerlendirme usulleri belirtilmiş, marka hakkı

sahibine bu usullerden birini seçme imkânı tanınmıştır. Buna göre marka hakkı

sahibi, marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı markayı kullanmasıyla

elde edebileceği muhtemel gelire göre, marka hakkına tecavüz edenin markayı

kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre, marka hakkına tecavüz edenin

markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi

gereken lisans bedeline göre yoksun kalınan kazanç miktarını talep

edilebilecektir.

7. 551, 554, 555 ve 556 sayılı KHK’lar ile korunmakta olan sınai mülkiyet haklarına ilişkin düzenlemeler 6769 sayılı Kanun ile tek bir kanun altında birleştirilerek sınai mülkiyet haklarının korunmasında yeni bir sisteme geçilmiştir. Anılan Kanun’un 191. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince 551, 554, 555 ve 556 sayılı KHK’lar yürürlükten kaldırılmıştır.

8. Kanun’un 1. maddesinde Kanun’un amacının marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin hakları korumak ve bu suretle teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesine katkı sağlamak olduğu ifade edilmiş, 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendinde de sınai mülkiyet hakkının; marka, coğrafi işaret, tasarım, patent ve faydalı modeli kapsadığı belirtilmiştir.

9. 149. maddenin (1)

numaralı fıkrasında sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri

sürebileceği talepler düzenlenmiştir. Buna göre hak sahibi; sınai mülkiyet

hakkına tecavüzün tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, kaldırılması ile

maddi ve manevi zararın tazmin edilmesini, tecavüz oluşturan veya cezayı

gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine

gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini

engellemeyecek şekilde el konulmasını, el konulan bu ürün, cihaz ve makineler

üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınmasını, tecavüzün devamını önlemek

üzere tedbirlerin alınmasını, el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi

araçların şekillerinin değiştirilmesini, üzerlerindeki markaların silinmesini

veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasını

talep edebilir. Ayrıca hak sahibi haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması

hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük

gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya

ilgililere tebliğ edilmesini isteyebilir.

10. 150. maddenin (1) numaralı fıkrasında sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişilerin hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduğu ifade edildikten sonra 151. maddenin (1) numaralı fıkrasında hak sahibinin uğradığı zararın, fiilî kaybın yanı sıra yoksun kalınan kazancı da kapsadığı belirtilmiştir.

11. 151. maddenin (2) numaralı fıkrasında ise zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında uygulanabilecek değerlendirme usullerine yer verilmiştir. Anılan fıkranın; (a) bendinde sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir, (b) bendinde sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç, (c) bendinde sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında kullanılabilecek değerlendirme usulleri olarak belirlenmiştir.

12. Fıkranın (b) bendinde yer alan “…elde ettiği net kazanç.” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır. Kurala göre sınai mülkiyet hakkına tecavüz nedeniyle zarara uğrayan hak sahibi, zararının hesaplanmasında sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazancın esas alınmasını talep edebilecektir.

13. Söz konusu maddenin (3) numaralı fıkrasında yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenlerin gözönünde tutulacağı belirtilerek yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında dikkate alınabilecek hususlar sınırlama yapılmaksızın örnekleme yoluyla sayılmıştır. Bu kapsamda mahkemenin fıkrada sayılanlar dışında başkaca nedenleri de dikkate alarak yoksun kalınan kazancı hesaplaması mümkündür.

14. Maddenin (4) numaralı fıkrasında da yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında (2) numaralı fıkranın (a) ve (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde mahkemenin, ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varması durumunda kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verebileceği hüküm altına alınmıştır.

B. İtirazın

Gerekçesi

15. Başvuru kararında

özetle; itiraz konusu kuralla sınai mülkiyet

hakkına tecavüzde hakka tecavüz edenin elde ettiği net kazancın yoksun kalınan

kazancın hesaplanmasında esas alınabilmesine imkân tanındığı, bu durumun

kişinin dürüstlük kurallarına uygun ticari faaliyetleri sonucunda elde ettiği

kazancının da tazminata dâhil edilmesi sonucunu doğurduğu, eylemin farklı

kişilere karşı gerçekleştirilmesi hâlinde elde edilen kazancın hangi hak

sahibine ödeneceğinin belirsiz olduğu, tazminatın zarar görenin sebepsiz zenginleşmesine

neden olmaması gerektiği, bu durumun mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale

oluşturduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerine aykırı

olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya

Aykırılık Sorunu

16. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 5. maddesi yönünden de incelenmiştir.

17. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır.

18. Anayasa’nın anılan maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkı; kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma ve tasarruf etme, onun semerelerinden yararlanma imkânı veren bir haktır (AYM, E.2022/128, K.2023/136, 26/7/2023, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32).

19. Anayasal anlamda mülkiyet hakkı ekonomik değer ifade eden ve değeri parayla ölçülebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2018/106, K.2019/80, 16/10/2019, § 14). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî ve sınai mülkiyet haklarının yanı sıra, icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. AYM, E.2017/172, K.2018/32, 28/3/2018, § 26; Mahmut Duran ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

20. Dolayısıyla sınai mülkiyet hakkına tecavüz nedeniyle yoksun kalınan kazancın hesaplanmasına ilişkin düzenlemelerin hem hak sahibi hem de hakka tecavüz eden bakımından mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

21. Anayasa’nın 5. maddesi insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayı devletin temel amaç ve görevleri arasında saymıştır. Devlet; kişilerin mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve etkili bir şekilde mülkiyet hakkının korunması amacıyla yasal, idari, mali, yargısal ve diğer önlemleri almak zorundadır.

22. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel

hak olarak güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının etkili bir şekilde

korunabilmesi yalnızca devletin bu hakka müdahaleden kaçınmasıyla sağlanamaz.

Anayasa’nın 5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına

ilişkin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Devletin pozitif

yükümlülükleri çerçevesinde -özel kişiler arası uyuşmazlıklar ile ilgili olsun

ya da olmasın- alacakların tahsilinin düzenlenmesi ve kişilerin alacaklarına

kavuşması bakımından etkili bir sistem kurma sorumluluğu bulunmaktadır. Özel

kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif

yükümlülükleri, karşılıklı hak ve menfaatler dengesine dayanmaktadır (AYM,

E.2024/10, K.2024/97, 4/4/2024, § 23; E.2021/82, K.2022/167, 29/12/2022, § 17

E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § 13; Eyyüp Boynukara [1. B.], B. No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-40; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi [2. B.], B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 44).

23. Sınai mülkiyetin Anayasa’nın 35. maddesine göre mülkiyet hakkının kapsamında olduğu açıktır. Dolayısıyla sınai mülkiyet hakkının etkili biçimde korunmasına yönelik tedbirlerin alınması da Anayasa’nın 35. maddesiyle devlete yüklenmiş olan bireylerin mülkiyet hakkına üçüncü kişilerden gelebilecek müdahaleleri önleme şeklindeki pozitif yükümlülüğün gereğidir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. AYM, E.2017/172, K.2018/32, 28/3/2018, § 26).

24. 6769 sayılı Kanun’un çeşitli maddelerinde sınai

mülkiyet haklarının korunmasına ilişkin olarak birtakım güvenceler getirilmiş,

sınai mülkiyet haklarına tecavüz yasaklanmış, tecavüzün meydana gelmesi hâlinde

ise sona erdirilmesine ve sonuçlarının giderilmesine yönelik olarak bazı

düzenlemeler sevk edilmiştir. Bu bağlamda Kanun’un 150. maddesinde hak

sahibinin sınai mülkiyet hakkına tecavüz nedeniyle uğradığı maddi zararın

tazmin edilmesini talep etme imkânı ona tanınmış, 151. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında da hak sahibinin uğradığı zararın, fiilî kaybı ve yoksun kalınan

kazancı kapsadığı hükme bağlanmıştır. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasında

yoksun kalınan kazancın hesaplanma usulleri gösterilmiş, fıkranın itiraz konusu

ibareyi de içeren (b) bendinde sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde

ettiği net kazanç da yoksun kalınan kazancın değerlendirme usullerinden biri

olarak düzenlenmiştir. Buna göre sınai mülkiyet

hakkına tecavüz nedeniyle zarara uğrayan hak sahibi, zararının hesaplanmasında

sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazancın esas alınmasını

talep edebilecektir.

25. Kanun koyucunun sınai mülkiyet hakkının üçüncü

kişiler tarafından ihlal edilmesinin önlenmesi amacıyla caydırıcı tedbirler

alma yükümlülüğü bulunmakla birlikte caydırıcılığı sağlamak amacıyla öngöreceği

tedbirlerin tercihi konusunda belli ölçüde takdir yetkisini haiz bulunduğu

kabul edilmelidir. Bu bağlamda kanun koyucunun alacağı tedbirlerin hak

sahibinin fiilî zararının karşılanmasıyla sınırlı olması gerektiği söylenemez.

Sadece fiilî zararın karşılanmasıyla sınırlı bir tedbir giderim sağlanması

bakımından yeterli olabilirse de caydırıcılığın temin edilmesi açısından

yetersiz kalabileceği ortadadır. Dolayısıyla kanun koyucu, sınai mülkiyet

hakkına tecavüz eden kişiyi hak sahibinin uğradığı fiilî zararı karşılamasının

yanında birtakım mali külfetlere katlanmasını öngören düzenlemeler de

yapabilir. Bununla beraber zarar verene yüklenen külfetin aşırı ve katlanılamaz

düzeyde olmaması gerekir.

26. Sınai mülkiyet hakkına ilişkin

ihlalin giderilmesi ve benzer ihlallerin yaşanmasında caydırıcılığın sağlanması

amacına yönelik olarak getirildiği anlaşılan ve hakkı ihlal eden tarafından hak

sahibine ödenmesi zorunluluğu getirilen yoksun kalınan kazancın hesaplanması,

hak sahibi ile hakka tecavüz edenin mülkiyet haklarının kaçınılmaz olarak

çatıştığı bir alan ortaya çıkarmaktadır. Özel kişilerin mülkiyet haklarının

çatıştığı bu gibi durumlarda devletin, bu iki tarafın menfaatlerini

dengeleyecek yolları öngörmesi gerekmektedir. Menfaat dengesinin adil bir

şekilde kurulup kurulmadığının değerlendirilmesinde ise tarafların fiillerinin

ağırlığı ile onlara tanınan tüm imkânların gözönünde bulundurulması zorunludur

(bazı farklılıklarla birlikte AYM, E.2023/77, K.2023/190, 8/11/2023, § 26;

E.2020/11, K.2023/98, 18/5/2023, § 106; E.2019/59, K.2020/61, 22/10/2020, § 24

Feridun Çalışkan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2017/32275, 16/9/2020, § 50; Faik Tari ve Sultan Tari [2. B.], B. No: 2014/12321, 20/7/2017, § 52).

27. 6769 sayılı Kanun’un 151. maddesinin

(3) numaralı fıkrasındaki düzenleme ile yoksun kalınan kazancın belirlenmesinde

gözönünde tutulacak etkenler örnekleme yoluyla sayılmış ve zararı tespit edecek

mahkemenin bu tespiti hangi ölçütlere göre yapabileceği belirlenmiştir. Buna

göre yoksun kalınan kazanç miktarını tespit edecek olan mahkeme (2) numaralı

fıkraya göre bir belirleme yaptıktan sonra sınai mülkiyet hakkının ekonomik

önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı,

süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu, sınai mülkiyetin konusu marka ise

markanın tanınmışlığı ve kullanılan markalar arasındaki benzerlik gibi

hususları da dikkate alarak sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin hakka tecavüz

eylemi ile neden olduğu yoksun kalınan kazanç miktarını saptayacaktır. Dolayısıyla

mahkeme, hakka tecavüz edenin elde ettiği net kazancı tespit ettikten sonra bu

ölçütler ile tazminat hukukunun genel ilkelerini dikkate alarak yoksun kalınan

kazancı belirleyecektir.

28. Bu itibarla hak sahibine yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazancın esas alınmasını talep etme imkânı tanıyan kuralın her iki tarafın menfaatlerinin dengelenmesine ilişkin olarak yapılan düzenlemeler de dikkate alındığında, hakka tecavüz eden aleyhine -fiilinin ağırlığı da gözetildiğinde- aşırı bir külfete yol açmadığı ve taraflar arasındaki menfaat dengesinin bozulmasına neden olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 36. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

22/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 151. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “…elde ettiği net kazanç.” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 11/2/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan Kadir ÖZKAYA Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR Üye Metin KIRATLI

Anayasa Mahkemesi, E. 2024/176, K. 2025/42, 11 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. Olay
  5. I. İptali İstenen Kanun Hükmü
  6. II. İlk İnceleme
  7. III. Esasın
  8. İncelenmesi
  9. A. Anlam ve Kapsam
  10. B. İtirazın
  11. C. Anayasa’ya
  12. E.2024/10, K.2024/97, 4/4/2024, § 23; E.2021/82, K.2022/167, 29/12/2022, § 17
  13. E.2020/11, K.2023/98, 18/5/2023, § 106; E.2019/59, K.2020/61, 22/10/2020, § 24
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2024/176
Karar No
2025/42
Tarih
11 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2024/163 K.2025/41
  • AYM Norm Denetimi E.2025/22 K.2025/31
  • AYM Norm Denetimi E.2024/124 K.2025/39
  • AYM Norm Denetimi E.2024/13 K.2025/37
  • AYM Norm Denetimi E.2024/27 K.2025/38
  • AYM Norm Denetimi E.2025/60 K.2025/44

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.