İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2024/27 K.2025/38

tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle değiştirilen 292. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar…

Esas2024/27Karar2025/38Tarih11 Şubat 2025Okuma11 dk · 2.207 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
11 Şubat 2025
Esas Sayısı
2024/27
Karar Sayısı
2025/38
R.G.Tarih-Sayı
3/6/2025-32919
İtiraz yoluna başvuran
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İtirazın konusu
9/6/1932
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.207 kelime·11 dk okuma·8 bölüm

tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle değiştirilen 292. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: Konkordato talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 292. maddesi şöyledir:

“Kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflâsın açılması:

Madde 292- (Değişik: 28/2/2018-7101/20 md.)

İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:

a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.

b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.

c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.

d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.

İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir.

Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 1/2/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hülya ÇOŞTAN ÇETİN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Genel Açıklama

3. 2004 sayılı Kanun’un “Konkordato ile Sermaye Şirketleri ve Kooperatiflerin Uzlaşma Yoluyla Yeniden Yapılandırılması” başlıklı On İkinci Babı’nda konkordato kurumu düzenlenmiştir.

4. Anılan Kanun’un 285. maddesinin birinci fıkrasında, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek ya da muhtemel bir iflastan kurtulmak için mahkemeden konkordato talep edebileceği hükme bağlanmıştır. Söz konusu maddenin ikinci fıkrasında da iflas talebinde bulunabilecek her alacaklının gerekçeli bir dilekçeyle borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebileceği belirtilmiştir.

5. Borçlu veya alacaklı tarafından talep edilebilen konkordato, borçlunun çeşitli sebeplerle bozulan maddi durumunun iyileştirilmesini, ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmesini ve borçlarını ödeyebilmesini sağlamayı amaçlamaktadır (AYM, 2021/82, 2022/167, 29/12/2022, § 3).

6. Kanun’un 287. maddesinin birinci fıkrasında konkordato

talebi üzerine mahkemenin 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olduğunu

tespit etmesi hâlinde derhâl geçici mühlet kararı vereceği ve borçlunun mal

varlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alacağı hükme

bağlanmıştır. Anılan maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, geçici mühlet kararıyla

birlikte konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından

incelenmesi amacıyla mahkemece bir geçici konkordato komiseri görevlendirilir.

Alacaklı sayısı ve alacak miktarı dikkate alınarak gerektiğinde üç komiser de

görevlendirilebilir. 289. maddenin birinci fıkrasına göre mahkemece geçici

mühlet içinde borçluya kesin mühlet verilip verilmeyeceği

değerlendirilmektedir.

7. Geçici mühlet ve kesin mühletin en önemli etkisi 294. madde uyarınca mühlet içinde ilke olarak mevcut takiplerin durması ve yeni bir takibin başlatılamamasıdır. Bunun yanı sıra 297. madde gereğince borçlunun tasarruf yetkisi de önemli ölçüde sınırlandırılmaktadır. Anılan madde kapsamında borçlunun bazı tasarrufları yapması yasaklanmakta veya konkordato komiserinin iznine tabi kılınmakta, borçlu konkordato komiserinin gözetiminde faaliyetlerine devam edebilmektedir. Borçlunun tasarruf yetkisi tamamen kaldırılarak borçlunun yerine konkordato komiserinin işletmenin faaliyetlerini devam ettirmesine dahi hükmedilebilmektedir.

8. Konkordato mühletinin amacı borçlunun takiplerden korunmuş bir şekilde alacaklılar toplantısı vasıtasıyla alacaklılar ile anlaşarak konkordato yapabilmesine ve konkordatonun mahkemece tasdikine imkân tanımaktır (AYM, 2021/82, 2022/167, 29/12/2022, § 6).

B. Anlam ve Kapsam

9. 2004 sayılı Kanun’un 291. ve 292. maddelerinde mahkeme tarafından kesin mühletin kaldırılacağı hâller düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 291. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde konkordato talebiyle amaçlanan iyileşmenin kesin mühletin sona ermesinden önce gerçekleştiğinin komiserin yazılı raporuyla mahkemeye bildirilmesi üzerine mahkemece resen kesin mühlet kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.

10. Kanun’un 292. maddesinin birinci fıkrasında da iflasa

tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra komiserin yazılı

raporu üzerine mahkemece kesin mühlet kaldırılarak konkordato talebinin reddine

ve borçlunun iflasına resen karar verilecek hâller anılan fıkranın (a) ila (d)

bentlerinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda borçlunun malvarlığının korunması için

iflasın açılmasının gerekmesi, konkordatonun başarıya ulaşamayacağının

anlaşılması, borçlunun 297. maddeye aykırı davranması veya komiserin talimatlarına

uymaması ya da alacaklıları zarara uğratmak amacıyla hareket ettiğinin

anlaşılması ve borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya

kooperatifin konkordato talebinden feragat etmesi kesin mühlet kaldırılarak

konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar verilebilecek

durumlar arasında sayılmıştır.

11. Fıkranın (b) bendinde düzenlenen konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hâli ise itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır. Bu itibarla iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra kural uyarınca konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkemece kesin mühlet kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verilecektir.

12. Öte yandan Kanun’un 177 ila 179. maddelerinde alacaklının veya borçlunun talebi üzerine doğrudan doğruya iflas kararı verilebilecek haller düzenlenmiştir. Kuralda ise doğrudan doğruya iflas sebeplerinin gerçekleşme şartı aranmaksızın konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hâli resen iflas kararı verilmesi için yeterli sayılmıştır.

13. 292. maddenin ikinci fıkrasında ise iflasa tabi olmayan borçlu bakımından söz konusu maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde düzenlenen hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda komiserin yazılı raporu üzerine mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar vereceği belirtilmiştir. Bu itibarla kural iflasa tabi borçlular bakımından iflas sebebi olarak öngörülmüşken aynı durum diğer borçlular bakımından konkordato talebinin reddi sebebi olarak düzenlenmiştir.

14. Anılan maddenin üçüncü fıkrasında bu madde uyarınca karar verilmeden önce mahkemenin borçluyu, varsa konkordato talep eden alacaklı ile alacaklılar kurulunu ve gerekli görmesi hâlinde diğer alacaklıları duruşmaya davet edeceği hükme bağlanmıştır.

C. İtirazın Gerekçesi

15. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması hâlinde konkordato talebinin reddi kararının yanı sıra borçlunun borca batık olmaması durumunda dahi iflasına karar verileceğinin öngörülmesinin kamu yararı ile kişisel yarar arasındaki dengeyi ortadan kaldırdığı, bu durumun mülkiyet hakkını ve hak arama özgürlüğünü ölçüsüz biçimde sınırladığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

16. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 5. maddesi yönünden de incelenmiştir.

17. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır.

18. Mülkiyet hakkı ekonomik değer ifade eden ve değeri parayla ölçülebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır. Bu bağlamda mülkiyet hakkı, maddi varlığı bulunan taşınır ve taşınmaz mal varlığını kapsadığı gibi maddi bir varlığı bulunmayan hak ve alacakları da içermektedir (AYM, E.2024/8, K.2024/126, 27/6/2024, §§ 10, 11).

19. Anayasa’nın anılan maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma ve ondan tasarruf etme, onun semerelerinden yararlanma imkânı verir (AYM, E.2022/128, K.2023/136, 26/7/2023, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32).

20. Konkordato sürecinde kesin mühlet kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve

borçlunun iflasına resen karar verilmesine imkân

sağlayan kuralın -borçlunun malvarlığı üzerinde doğuracağı sonuçlar dikkate

alındığında- mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği konusunda

tereddüt bulunmamaktadır. Öte yandan borçlunun mal varlığı üzerindeki tasarruf

yetkisine ilişkin düzenlemelerin alacağın tahsili yönünden de belirleyici

olduğu açıktır. Dolayısıyla iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin

verilmesinden sonra konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hâlinde

komiserin yazılı raporu üzerine mahkemece kesin mühlet kaldırılarak konkordato

talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar verilmesini öngören kuralın

alacaklıların mülkiyet hakkı kapsamında da

incelenmesi gerekir.

21. Anayasa’nın 5. maddesinde “Devletin

temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin

bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun

refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,

sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan

siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi

varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

denilmiştir. Buna göre kişilerin ve toplumun huzur ile refahının sağlanması

amacıyla hukuksal ilişkilerde belirli bir istikrarı temin edecek, ayrıca

kişilerin çatışan temel hak ve özgürlükleri arasında denge kuracak nitelikte

düzenlemelerin öngörülmesi de devletin temel amaç ve görevleri kapsamında

değerlendirilebilir.

22. Anayasa’nın anılan maddesi insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayı devletin temel amaç ve görevleri arasında saymıştır. Devlet, kişilerin mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanabilmesi ve etkili bir şekilde mülkiyet hakkının korunması amacıyla gereken yasal, idari ve yargısal önlemleri almak zorundadır.

23. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınan mülkiyet hakkının etkili bir şekilde korunabilmesi yalnızca devletin bu hakka müdahaleden kaçınmasıyla sağlanamaz. Anayasa’nın 5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülükler kimi durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet hakkının korunması için belirli tedbirlerin alınmasını gerekli kılar (AYM,

E.2021/82, K.2022/167, 29/12/2022, § 17; E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, §

13; Eyyüp Boynukara [1. B.], B. No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39, 40).

24. Anayasa'nın 5. ve 35. maddeleri

uyarınca devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde -özel kişiler arası

uyuşmazlıklar ile ilgili olsun ya da olmasın- alacakların tahsilinin

düzenlenmesi ve kişilerin alacaklarına kavuşması bakımından etkili bir sistem

kurma sorumluluğu bulunmaktadır. Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda

devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri, karşılıklı hak ve

menfaatler dengesine dayanmaktadır. Alacakların tahsiline ilişkin süreç

bakımından da durum böyledir. Bu yönüyle devlet alacakların tahsiline ilişkin

sistemi kurarken gerek alacaklıların gerekse de borçlu ve üçüncü kişilerin hak

ve menfaatlerini gözetmek, kişilerin mülkiyet haklarının korunması için gerekli

tedbirleri almak durumundadır (AYM, E.2021/82, K.2022/167, 29/12/2022, § 21). Konkordato

sürecindeki borçlunun alacaklılarının hakları da Anayasa’nın 35. maddesine göre

mülkiyet hakkının kapsamındadır. Dolayısıyla bir tarafta alacaklının mülkiyet

hakkı kapsamında değerlendirilen alacağı ile bu alacağın tahsili için

başvuracağı borçlunun anılan hak kapsamındaki malvarlığı bulunmaktadır

(benzer yönde bkz. Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve

Tic. Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/17196, 25/10/2018, § 71).

25. Maddi durumu bozulan borçlunun ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmesi ve borçlarını ödeyebilmesi amacıyla öngörülen konkordatonun başarıya ulaşması için alacağın vadesi ve/veya borcun ifa edilebileceği oran hakkında alacaklı ve borçlunun anlaşması gerekir. Nitekim 2004 sayılı Kanun’un 286. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde bu hususların konkordato ön projesinde yer alması gerektiği belirtilmiştir.

26. Anılan Kanun’un 289. maddesinin üçüncü fıkrasında 287. maddenin üçüncü fıkrası gereğince görevlendirilen geçici konkordato komiseri/komiserlerinin yazılı raporu alındıktan sonra konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühletin verileceği belirtilerek kesin mühlet kararı verilebilmesi konkordatonun başarıya ulaşması ihtimalinin bulunması şartına bağlanmıştır.

27. Sosyal ve ekonomik koşullardaki değişiklikler nedeniyle işletmelerin ekonomik varlıklarını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalmaları, alacaklılar bakımından alacaklarını tahsil edememe, çalışanlar bakımından ise işlerini kaybetme riskine yol açmaktadır. Bu riskin millî ekonomiyi ve yatırım ortamını doğrudan etkileyeceği açıktır. Bu sebeple konkordatoya ilişkin düzenlemelerde borçlunun, alacaklıların, çalışanların ve ülkenin ekonomik menfaatlerinin korunması ve dengelenmesine yönelik tedbirlerin alınması gerekmektedir.

28. Kuralın gerekçesinde “Maddenin birinci fıkrasının (b) bendindeki ‘başarıya ulaşma’ ibaresi ile kastedilen haller iyileşmenin veya konkordatonun tasdikinin hiç mümkün olmadığı hallerdir.” denilmektedir.

29. Kanun’un 291. maddesinde konkordato talebi ile amaçlanan iyileşmenin, kesin mühletin sona ermesinden önce gerçekleştiğinin komiserin yazılı raporuyla mahkemeye bildirilmesi üzerine mahkemece resen, kesin mühlet kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verileceği belirtilmiştir. 305. maddede ise konkordato projesinin tasdik edilebilmesi için aranan şartlar düzenlenmiştir. Anılan maddeler gözetildiğinde iyileşmenin gerçekleşmesi hâlinde konkordato işlemlerine devam edilmeyeceği için kanun koyucunun iyileşme ihtimalini konkordatonun başarıya ulaşma ihtimali kapsamında değerlendirdiği görülmektedir.

30. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 382. maddesinin (2) numaralı fıkrasında çekişmesiz yargı işlerinden sayılan davalar düzenlenmiştir. Bu kapsamda anılan fıkranın (f) bendinin (6) ve (7) numaralı alt bentlerinde konkordato mühletinin verilmesi ve komiserin atanması ile konkordatonun tasdiki çekişmesiz yargı işleri arasında gösterilmiştir. Söz konusu Kanun’un 385. maddesinin ikinci fıkrasında ise çekişmesiz yargı işlerinde resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu hükme bağlanmıştır. 2004 sayılı Kanun’un 290. maddesinde konkordato komiserinin görevleri dikkate alındığında kuralla menfaat dengelerinin gözetilerek karar verilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.

31. Kural kapsamında kesin mühletin kaldırılması kararıyla birlikte söz konusu mühletin alacaklı ve borçlu bakımından ortaya çıkan sonuçları sona ermektedir. Bu kapsamda borçlunun tasarruf yetkisine ilişkin sınırlamalar kalkarken alacaklılar bakımından mühlet ile beraber duran takipler ve tedbir kararlarına ilişkin hukuki işlemler devam edilebilir hâle gelmektedir. Dolayısıyla konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması hâlinde sadece mühletin kaldırılmasına karar verilmesi borçlunun malvarlığı üzerinde serbestçe tasarruf edebilir hâle gelmesi sebebiyle alacaklılardan mal kaçırılmasına yol açabilecektir.

32. Kural uyarınca mühletin kaldırılmasının yanı sıra iflasa da karar verilmesi borçlunun alacaklılar aleyhine olası tasarruflarını önleyebilecektir. Bu yönüyle kuralla mülkiyet hakkı bağlamında tarafların çatışan menfaatlerinin dengelendiği anlaşıldığından kuralda devletin bu konudaki pozitif yükümlülüğüyle çelişen bir yön bulunmamaktadır.

33. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 13. ve 36. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle değiştirilen 292. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 11/2/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan Kadir ÖZKAYA Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR Üye Metin KIRATLI

Anayasa Mahkemesi, E. 2024/27, K. 2025/38, 11 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. İptali İstenen Kanun Hükmü
  4. II. İlk İnceleme
  5. III. Esasın İncelenmesi
  6. A. Genel Açıklama
  7. B. Anlam ve Kapsam
  8. C. İtirazın Gerekçesi
  9. Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  10. E.2021/82, K.2022/167, 29/12/2022, § 17; E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, §
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2024/27
Karar No
2025/38
Tarih
11 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2025/60 K.2025/44
  • AYM Norm Denetimi E.2025/59 K.2025/43
  • AYM Norm Denetimi E.2025/63 K.2025/52
  • AYM Norm Denetimi E.2025/64 K.2025/53
  • AYM Norm Denetimi E.2025/80 K.2025/65
  • AYM Norm Denetimi E.2025/68 K.2025/54

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.