KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 6 Mart 2025
- Esas Sayısı
- 2025/63
- Karar Sayısı
- 2025/52
- R.G. Tarih – Sayı
- Tebliğ
Karar Metni
984 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Turgutlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 3/5/1985
tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesine 14/2/2020 tarihli ve 7221
sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen yirmi üçüncü fıkranın “Bu madde
kapsamında yapılmış olan imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla
iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi
ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama
ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması
ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak
uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını
onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle … davaya
konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla … uygulama sahası
içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edilir veya anlaşma olmaması halinde
davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki
düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli
üzerinden değeri ödenir.” bölümünün Anayasa’nın 6., 10., 11., 12., 13.,
35., 36., 40., 46. ve 138. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline
karar verilmesi talebidir.
OLAY: İmar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral parselin ihyası talebiyle açılan tapu iptali ve tescili davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ
İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un 18. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı yirmi üçüncü fıkrası şöyledir:
“(Ek fıkra:14/2/2020-7221/7
md.) Bu madde kapsamında yapılmış olan imar uygulamalarının kesinleşmiş
mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı
kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya
iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince
yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri
dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin
parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti
halinde, öncelikle tescilli imar parselleri üzerinden mahkeme
kararlarını yerine getirmeye yönelik yeni imar uygulaması yapılabilir. Bunun
mümkün olmaması durumunda davaya konu parselin hak sahiplerinin
muvafakati alınmak kaydıyla tescilli imar parselleri üzerinden yeni
parselasyon işlemi yapılarak uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir
yer tahsis edilir veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök
parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi
düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değeri ödenir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatih TORUN tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükmü okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Anayasaya aykırılığın
mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anayasa Mahkemesine
itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem düzenlenmiştir. Söz
konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu
davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini
Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü
aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda, bu fıkrada
sayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği
belirtilmiş; anılan fıkranın (a) bendinde de “İptali istenen kuralların
Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan gerekçeli başvuru
kararının aslı” Anayasa Mahkemesine gönderilecek belgeler arasında
sayılmıştır. Söz konusu maddenin (4) numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde
dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının Anayasa
Mahkemesi tarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği
hükme bağlanmıştır.
3. Anılan İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde de itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli kararında, Anayasa’ya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birinin Anayasa’nın hangi maddelerine hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
4. Yine İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede, başvuruda eksikliklerin bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği; (2) numaralı fıkrasında ise anılan (b) bendi uyarınca verilen kararın itiraz yoluna başvuran mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engel olmadığı belirtilmiştir.
5. Başvuru kararında, itiraz konusu kuralın Anayasa’nın hangi maddelerine hangi nedenlerle aykırı olduğu gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmeksizin Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 15/5/2024 tarihli ve E.2024/886, K.2024/2619 sayılı kararında yer alan karşıoy yazısına atıfta bulunulmakla yetinilmiştir.
6. Kaldı ki 3194 sayılı Kanun’un 18. maddesinin yirmi üçüncü fıkrasına 5/12/2024 tarihli ve 7534 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle “…tescilli imar parselleri üzerinden mahkeme kararlarını yerine getirmeye yönelik yeni imar uygulaması yapılabilir. Bunun mümkün olmaması durumunda…” ve “…tescilli imar parselleri üzerinden yeni parselasyon işlemi yapılarak…” ibareleri eklenmiştir. Atıfta bulunulan anılan karşıoy yazısında ileri sürülen Anayasa’ya aykırılık gerekçelerinin ise kuralın söz konusu ibarelerin eklenmesi öncesindeki hâline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
7. Açıklanan nedenle 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan başvurunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından reddi gerekir.
Başkan Kadir ÖZKAYA Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR Üye Metin KIRATLI
Anayasa Mahkemesi, E. 2025/63, K. 2025/52, 6 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası