İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2024/234 K.2025/99

Esas Sayısı : 2024/234

Esas2024/234Karar2025/99Tarih22 Nisan 2025Okuma14 dk · 2.705 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2024/234
Karar No
2025/99
Karar tarihi
22 Nisan 2025
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.705 kelime·14 dk okuma·11 bölüm

Esas Sayısı : 2024/234

Karar Sayısı : 2025/99

Karar Tarihi : 22/4/2025

R.G.Tarih-Sayı : 23/6/2025-32935

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi

İTİRAZIN KONUSU

14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12/5/1982 tarihli 2670 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle değiştirilen 56. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmıyacak durumları,…” ibaresinin Anayasa’nın 2. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Aday memurluktan ilişiğin kesilmesine ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ

İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 56. maddesi şöyledir:

“Adaylık devresi içinde göreve son verme:

Madde 56 – (Değişik: 12/5/1982 - 2670/21 md.)

Adaylık süresi içinde temel ve hazırlayıcı eğitim ve staj devrelerinin her birinde başarısız olanlarla adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmıyacak durumları, göreve devamsızlıkları tespit edilenlerin disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir.

İlişikleri kesilenler ilgili kurumlarca derhal Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 16/1/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Mehmet AKTEPE tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. İtirazın Gerekçesi

3. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralın memuriyetten ilişik kesme şeklinde ağır bir sonuç öngörmesine rağmen kuralda hangi hâl ve hareketlerin memuriyetle bağdaşmayacak nitelikte olduğuna ilişkin belirleme yapılmadığı, bu hâl ve hareketlerin nasıl belirleneceğine ilişkin somut ölçütlere de yer verilmediği, bu durumun keyfî yorum ve uygulamalara sebebiyet verdiği belirtilerek kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

4. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. ve 70. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

5. 657 sayılı Kanun’un 56. maddesinin birinci fıkrasında, adaylık süresi içinde temel ve hazırlayıcı eğitim ve staj devrelerinin her birinde başarısız olanlarla adaylık süresi içinde hâl ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları, göreve devamsızlıkları tespit edilenlerin disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişiklerinin kesileceği belirtilmiştir. Anılan fıkrada yer alan “…hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmıyacak durumları,…” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.

6. Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Dördüncü Bölümü’nde “IV.

Kamu hizmetlerine girme hakkı” kenar başlığı altında 70. maddesinde kamu

hizmetlerine girme hakkına yer verilmiştir. “Hizmete girme” başlıklı

maddenin birinci fıkrasında “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına

sahiptir” denilmek suretiyle hakkın tanımı yapılmış, ikinci fıkrasında ise

“Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım

gözetilemez” denilmek suretiyle hizmete alınmada sadece görevin

gerektirdiği nitelikler itibarıyla ayrım yapılabileceği hüküm altına

alınmıştır. Anayasa Mahkemesi anılan hakkın sadece kamu hizmetlerine girmeyi

değil kamu hizmetlerinde bulunmayı/kalmayı da güvence altına aldığını kabul

etmektedir (AYM, E.2021/104, K.2021/87, 11/11/2021, §§ 42-48). Dolayısıyla kişinin kamu hizmetinde kalmaya devam

edebilme imkânından yararlanamaması sonucunu doğuran düzenlemeler Anayasa’nın

70. maddesi kapsamındadır.

7. İtiraz konusu kural, aday memur statüsünde görev yapmakta olan kamu görevlilerinden adaylık süresi içerisinde hâl ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları tespit edilenlerin disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile memuriyetten ilişiklerinin kesilmesini öngörmektedir. Kural, memur adayının belirli hâl ve hareketlerine sonuç bağlamak suretiyle Anayasa’nın 70. maddesinde güvence altına alınan kamu hizmetlerinde kalma hakkına sınırlama getirmektedir.

8. Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan idari yaptırımlardır. Kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi için memurların disiplin kurallarına uymasının ve bu alışkanlığın aday memurluk sürecinde kazandırılmasının önemli olmadığı söylenemez. Bu itibarla kanun koyucunun aday memurlar için memurlara nazaran daha ağır disiplin yaptırımı öngörmesinde takdir yetkisine sahip olduğu açıktır (benzer yönde bkz. AYM, E.2022/47, K.2023/124, 13/7/2023, § 73).

9. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.

10. Buna göre kamu hizmetlerinde kalma hakkına sınırlama getirilirken temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması rejimini düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Anayasa’nın söz konusu maddesi uyarınca kamu hizmetlerinde kalma hakkına getirilen sınırlamaların kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebeplerine, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerekir.

11. Anayasa’nın anılan hükmü uyarınca kamu hizmetlerinde kalma hakkına yapılan sınırlamalarda dikkate alınacak öncelikli ölçüt, sınırlamanın kanunla yapılmasıdır. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı üzere temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.

12. Esasen temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kanunun

bu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk

devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde kanuni düzenlemelerin hem

kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer

vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca

kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.

Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından

da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,

bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de

yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını

gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla

Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen

kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi

ışığında yorumlanmalıdır.

13. Bir kanun

hükmünün muhataplarının hangi eylemin disiplin suçu teşkil ettiğinin ve bu

eyleme bağlanan yaptırımın ne olduğunun belli bir açıklık ve kesinlikte

öngörebilmelerine imkân verecek şekilde kaleme alınmış olması, kanunilik

ilkesinin sağlanması bakımından gereklidir. Bu açıdan bakıldığında kuralda ilişik kesmeyi gerektiren memuriyetle

bağdaşmayacak eylem ve davranışlarda bulunma hâlini oluşturan durumların

objektif bir değerlendirme yapmaya imkân vermeyecek, keyfî uygulamalara yol

açabilecek şekilde sınırlarının belirsiz olduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle kuralda ilişik kesmenin konusunu

teşkil eden disiplinsizlik hâllerinin kapsamı, niteliği, ne şekilde

işlenebileceği gibi hususların herhangi bir tereddüde yer vermeyecek biçimde

açık ve net olarak düzenlenmediği görülmektedir. Bu yönüyle kural, bireylerin

hangi somut fiil ve olguya sonuç bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte

öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımamaktadır.

14. Dolayısıyla kamu hizmetlerinde kalma hakkına sınırlama getiren kuralın belirli ve öngörülebilir nitelikte olmadığı, keyfîliğe karşı yeterince güvence içermediği, bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

15. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13.ve 70. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Ömer ÇINAR bu görüşe katılmamıştır.

Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13. ve 70. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

16. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da

bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte

yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe

gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede

yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılı

Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmak

suretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de

yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir

yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.

17. 657 sayılı Kanun’un 56. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmıyacak durumları,...” ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 12/5/1982 tarihli ve 2670 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle değiştirilen 56. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmıyacak durumları,...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Ömer ÇINAR’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE 22/4/2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun çoğunluğu tarafından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 56. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmıyacak durumları” ibaresinin Anayasaya aykırı olduğu sonucuna ulaşılarak iptaline karar verilmiştir. Aşağıda belirttiğimiz gerekçelerle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Şöyle ki;

Devlet Memurları Kanunu’nun 56. ve 57. maddelerinde adaylık süresi

içinde göreve son verilme koşulları düzenlenmiştir. 657 sayılı Kanunun 56.

maddesine göre, “Adaylık süresi içinde temel ve hazırlayıcı eğitim ve

staj devrelerinin her birinde başarısız olanlarla adaylık süresi içinde hal ve

hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları, göreve devamsızlıkları

tespit edilenlerin disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı

ile ilişikleri kesilir._ _İlişikleri

kesilenler ilgili kurumlarca derhal Devlet Personel Başkanlığına bildirilir”.

657 sayılı Kanunun 57. maddesine göre ise, “Adaylık süresi

içinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış

olanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile

ilişikleri kesilir. İlişikleri kesilenler ilgili kurumlarca derhâl Devlet

Persnel Başkanlığına bildirilir. _Adaylık devresi içinde veya sonunda, 56 ncı

ve bu madde hükümlerine göre ilişikleri kesilenler (sağlık nedenleri hariç) 3

yıl süre ile Devlet memurluğuna alınmazlar”. Devlet Memurları Kanununda

memurların adaylık dönemleri ve asil olarak atanmaları ayrı ayrı düzenlenmiş

olup, aday memurluk döneminde hazırlayıcı eğitim ve staj eğitimleri öngörülmüş,

yine adayların asil olarak atanmaları için bu eğitimlerden başarılı olmaları

koşulu getirilmiştir. Kanunda, aday memurların sadece akademik eğitimden

başarılı olmaları değil, aynı zamanda göreve devamlılıkları ve mesleki

kurallara uyumu da asil memur olarak atanmaları için nazara alınmış, bu koşulu

sağlamayanların ya da uyarma ve kınama cezasından daha ağır disiplin cezası

alanların adaylığının sona ereceği düzenlenmiştir.

Dava konusu ibare aday memurun, memuriyetle bağdaşmayan

hal ve hareketlerinin tespiti halinde görevine son verilmesini düzenlemekte

olup, herhangi bir disiplin işlemi yapılmaksızın söz konusu sebeplerin varlığı

halinde disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişiklerin

kesileceğini düzenlemektedir. Dava konusu edilen 657 sayılı Kanunun 56.

maddesinin ilk fıkrasındaki “adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde

memuriyetle bağdaşmayacak durumları” ibaresinin çok benzer bir düzenlemesi

de aynı Kanunun 125/E maddesinin (g) bendinde memuriyetten çıkarma disiplin

cezasını gerektiren sebeplerden biri olarak sayılmıştır. Söz konusu maddeye

göre (657 sayılı Kanun m.125/E/g), “ Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak

nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak”

memurluktan çıkarma sebebi oluşturan fiillerden biri olmaktadır.

Anayasa Mahkemesi 16/01/2014 tarihli ve E.2013/110,

K.2014/8 sayılı kararı ile (Resmi Gazete tarih ve sayısı; 09.05.2014-28995) söz

konusu maddenin iptaline ilişkin başvuruyu reddetmiştir. Söz konusu karara konu

başvuruda, hangi hareketlerin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve

derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler olduğu hususunda herhangi bir

somut ve belirli unsur ya da benzer davranışlar listesinin bulunmadığı, söz

konusu fiil ve hareketlerin belirlenmesi yetkisinin idareye ve yargı

organlarına bırakıldığı, bu durumun farklı uygulamalara ve yorumlara sebebiyet

vereceği belirtilerek Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Anayasa Mahkemesi ise, konuyu Anayasanın 2.,38. ve 128. maddeleri açısından

incelemiş, Anayasa’nın 13.,49. ve 70. maddeleri ile ilgili görmemiştir. Anayasa

Mahkemesi, Anayasa’nın 2. maddesi yönünden yaptığı değerlendirmede, belirlilik

ilkesinin yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir

duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve

uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı

koruyucu önlem içermesini ifade ettiğini, belirlilik ilkesinin gerekleri,

düzenlemenin yapılacağı alana ilişkin koşulların getirdiği zorluklara göre

değişebildiği, birtakım kavramların bazı alanlar için kullanılması durumunda

belirlilik ilkesinin gerekleri yerine getirilmiş sayılırken, aynı belirlilik

oranı diğer bir alan için yeterli olmayabileceğini, ceza hukukuna ilişkin

kanunilik ve belirlilik unsuru ile disiplin hukukuna ilişkin kanunilik ve

belirlilik unsuru arasında farklılık olduğunu, konunun daha kesin ve açık bir

düzenlemeye imkân tanımaması hâlinde, kanun koyucunun zorunlu olarak genel

düzenleme yapabileceğini belirtmiştir. Mahkeme, kanun tekniği açısından daha

somut düzenleme ve daha belirgin kavram kullanma olanağı bulunmaması veya bir

kanunun veya hükmün düzenlediği alanın daha fazla somutlaştırılması ve

netleştirilmesi zor birçok olguyu kapsaması durumunda belirlilik ilkesine

uyulduğu kabul edilebileceğini, bununla birlikte kullanılan hukuksal kavram

veya kavramların en azından yargılama ya da hukuksal yorum yöntemleriyle

somutlaştırılabilir olması gerektiğini ifade etmiştir.

Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki açıklamalar sonrasında dava

konusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak

nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin” tümünün önceden

öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tek

tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir

düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından anılan

kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığını, kaldı

ki, itiraz konusu kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı

yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların

belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığını, itiraz

konusu kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olmadığını belirtmiştir.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 38. ve 128. maddeleri yönünden

yaptığı incelemede ise, kanunla düzenleme ilkesinin, düzenlenen alanda temel

ilkelerin kanunla konulmasını ve çerçevenin kanunla çizilmesini ifade ettiğini,

bu niteliği taşıyan bir yasal düzenleme ile uzmanlık ve teknik konulara ilişkin

ayrıntıların belirlenmesi konusunda yürütme organına yetki verilmesi, yasal

düzenleme ilkesine aykırılık oluşturmadığını, dava konusu kuralda, memurluk

sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici

hareketlerde bulunmak fiilinin devlet memurluğundan çıkarma cezasını

gerektirdiği belirtildiğini, idarenin faaliyetleri çok çeşitli, karmaşık ve

değişken olduğundan disiplin cezasını gerektirecek fiillerin tümünün kanunda

tek tek belirlenmesinin güçlük oluşturduğunu, kuralın incelenmesinden de

görüleceği üzere memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz

kızartıcı ve utanç verici hareketler denilmek suretiyle disiplin cezası

gerektiren fiil ve hareketlerin çerçevesinin çizildiğinin anlaşıldığını, bu nedenlerle

itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığını

belirtmiştir. Mahkeme, kuralın Anayasa'nın 13., 49. ve 70. maddeleriyle ilgisi

görülmediğini belirtmiştir.

Somut başvuruda ise, Devlet Memurları Kanununun 56.

maddesindeki “adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle

bağdaşmayacak durumları” ibaresine ilişkin denetim Anayasa’nın 13. ve 70.

maddeleri çerçevesinde yapılmış ise de söz konusu ibarenin iptaline ilişkin

çoğunluk gerekçesi hükmün belirsiz ve keyfilik oluşturduğu yönündedir. Anayasa

Mahkemesi Devlet Memurları Kanununun 125/E/g bendindeki “memurluk sıfatı ile

bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler” düzenlemesini

idarenin faaliyetlerinin çok çeşitli, karmaşık ve değişken olduğu, bu nedenle

disiplin cezasını gerektirecek fiillerin tümünün kanunda tek tek belirlenmesinin

güçlük oluşturduğu gerekçesi ile reddetmiş olduğundan, davaya konu 657 sayılı

Kanunun 56. maddesindeki ibare açısından da söz konusu gerekçeden ve ulaşılan

sonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir durum mevcut değildir. Öyle ki, Devlet

Memurları Kanununda genel idare hizmetleri, din hizmetleri, emniyet hizmetleri,

avukatlık hizmetleri, eğitim ve öğretim hizmetleri, sağlık hizmetleri, mülki

idare amirliği hizmetleri, teknik hizmetler şeklinde memuriyet sınıfları

belirtilmiş olup, memuriyetle bağdaşmayan durum ve fiiller her bir hizmet

sınıfı için farklılık arzedebilecektir. Örneğin, alkol kullanımı din hizmetleri

sınıfı için memuriyetle bağdaşmayan bir durum olarak değerlendirilebilecek

iken, diğer hizmet sınıfları için daha farklı bir sonuca ulaşılabilecektir.

Yine tıbbi olmayan tedavi yöntemlerinin tavsiye edilmesi sağlık hizmetleri

sınıfı için memuriyetle bağdaşmayan bir durum olabilecek iken, diğer hizmet

sınıfları için aynı sonuca ulaşılmayabilir.

Kaldı ki, Anayasa Mahkemesi’nin 16/01/2014 tarihli ve E.2013/110, K.2014/8 sayılı kararında da belirtildiği üzere, itiraz konusu kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açıktır. Aday memurluk ile ilişkisi kesilen kişiler, söz konusu idari işleme karşı idari yargıda dava açabilecek olup, belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla denetlenecek ve somutlaşacaktır.

Burada dikkat çekilmesi gereken önemli bir husus, 657

sayılı Kanunun 125. maddesinde memuriyetten çıkarma sebepleri düzenlenmiş olup,

Kanunun 125. maddesinde memuriyetten çıkarma cezası, bir daha devlet

memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarma şeklinde belirtilmiştir.

Kanunun dava konusu edilen 56. maddesindeki ibarenin yani adaylık süresi içinde

hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları tespit edilmenin

yaptırımı ise, kurumla ilişiğinin kesilmesi ve aynı Kanunun 57. maddesi

uyarınca ilişiği kesilen memur adayının üç yıl süre ile memur olamamasıdır.

Buna göre, Devlet Memurları Kanununun 56. ve 57. maddeleri aynı Kanunun 125.

maddesi ile mukayese edildiğinde aday memurun aleyhine değil, bizatihi tekrar

memur olma fırsatı verdiğinden lehine olmaktadır. Bu nedenlerle Kanunun 125/E/g

maddesinde düzenlenen bir fiilin disiplin soruşturması olmaksızın aday memur

açısından aynı Kanunun 56. maddesi uyarınca uygulanması, aday memurun tekrar

memurluğa başvurmasına fırsat verdiğinden lehine sonuç doğurmaktadır. Hal böyle

olunca Devlet Memurları Kanununun 125/E/g hükmünün iptal talebini reddeden sayın

Mahkemenin dava konusu 56. maddesindeki ibarenin iptal talebini de evleviyetle

reddetmesi gerekirdi.

Yukarıda belirtilen nedenlerle, davaya konu 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 56. maddesindeki ibarenin Anayasa’ya aykırı olmadığı kanaatinde olduğumdan, iptal yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Başkan Kadir ÖZKAYA Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR Üye Metin KIRATLI Üye Ömer ÇINAR

Anayasa Mahkemesi, E. 2024/234, K. 2025/99, 22 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. Olay
  6. I. İptali
  7. İstenen Kanun Hükmü
  8. II. İlk İnceleme
  9. III. Esasın İncelenmesi
  10. A. İtirazın Gerekçesi
  11. B. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  12. IV. İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  13. Karşı Oy
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2024/234
Karar No
2025/99
Tarih
22 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2025/4 K.2025/101
  • AYM Norm Denetimi E.2024/240 K.2025/100
  • AYM Norm Denetimi E.2025/99 K.2025/94
  • AYM Norm Denetimi E.2024/142 K.2025/97
  • AYM Norm Denetimi E.2025/118 K.2025/106
  • AYM Norm Denetimi E.2025/108 K.2025/103

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.