İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

AYM Norm Denetimi E.2024/97 K.2024/234

anayasa mahkemesi kararı

Esas2024/97Karar2024/234Tarih25 Aralık 2024Okuma13 dk · 2.563 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2024/97
Karar No
2024/234
Karar tarihi
25 Aralık 2024
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.563 kelime·13 dk okuma·12 bölüm

anayasa mahkemesi kararı

Esas Sayısı : 2024/97

Karar Sayısı : 2024/234

Karar Tarihi : 25/12/2024

R.G.Tarih-Sayı : 12/3/2025-32839

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU: 9/6/1932

tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun;

A. 105. maddesinin,

B. 3/7/1940

tarihli ve 3890 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 143. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ile 105 inci maddedeki vesika…” ibaresinin,

Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.

OLAY: Tasarrufun iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ

Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı;

1. 105. maddesi şöyledir:

“Borç ödemeden aciz vesikası:

Madde 105 – Haczi kabil mal bulunmazsa haciz tutanağı 143 üncü maddedeki aciz vesikası hükmündedir.

İcraca takdir edilen kıymete göre haczi kabil malların kifayetsizliği anlaşıldığı surette dahi tutanak muvakkat aciz vesikası yerine geçerek alacaklıya 277 nci maddede yazılı hakları verir.”

2. 143. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Borç ödemeden aciz vesikası:

Madde 143 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.)

(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/40 md.) Alacaklı alacağının tamamını alamamış ve aciz vesikası düzenlenmesi için gerekli şartlar yerine gelmişse, icra dairesi kalan miktar için hemen bir aciz vesikası düzenleyip alacaklıya ve bir suretini de borçluya verir; bu belgeler hiçbir harç ve vergiye tâbi değildir. Aciz vesikasının bir nüshası da her il merkezinde Adalet Bakanlığınca tespit edilen icra dairesi tarafından tutulan özel sicile kaydedilmek üzere bu icra dairesine gönderilir. Aciz vesikası sicili aleni olup ne şekilde tutulacağı ve hangi hususları içereceği Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle belirlenir.

Bu vesika ile 105 inci maddedeki vesika borcun ikrarını mutazammın senet mahiyetinde olup alacaklıya 277 nci maddede yazılı hakları verir.

...”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL ve Ömer ÇINAR’ın katılımlarıyla 30/5/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunları görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın

152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta

olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı

kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan

birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması

durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya

yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine

başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir

davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması

gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde

ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da

olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.

3. 2004 sayılı Kanun’un itiraz konusu 105. maddesinde haciz tutanağının belli şartların varlığı hâlinde borç ödemeden aciz vesikası hükmünde olduğu kabul edilmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında borçlunun haczedilebilir hiçbir malının bulunmadığını tespit eden haciz tutanağının kesin aciz belgesi hükmünde olduğu belirtilmiş, ikinci fıkrasında ise icra memurunun takdirine göre haczi kabil malların alacağı karşılamayacağının anlaşılması durumunda düzenlenen haciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünde olduğu ifade edilmiştir.

4. İtiraz başvurusunda bulunan Mahkemede bakılmakta olan davanın konusu, alacaklının borçlu aleyhine yürüttüğü icra takibi sırasında gerçekleştirilen hacizde elde edilen malların alacağı karşılamayacağının anlaşılması üzerine haciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünde olduğu gerekçesine dayanılarak borçlunun devrettiği markalarla ilgili tasarrufların iptaline karar verilmesi talebine ilişkindir. Dolayısıyla itiraz konusu 105. maddenin birinci fıkrasının davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Bu itibarla anılan fıkraya ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

5. Öte yandan Kanun’un 143. maddesinin ikinci fıkrasında anılan madde

kapsamında düzenlenen aciz vesikası ile 105. madde uyarınca düzenlenen

vesikanın borcun ikrarının mutazammın senet niteliğinde olduğu ve alacaklıya

277. maddede yazılı hakları vereceği ifade edilmiştir. Söz konusu fıkrada yer

alan “…ile 105 inci maddedeki vesika…” ibaresi itiraz konusu ikinci

kuralı oluşturmaktadır. Anılan ibare 105. maddenin geçici aciz vesikasına dair

düzenleme içeren ikinci fıkrasının yanı sıra anılan maddenin kesin aciz

vesikasını düzenleyen birinci fıkrası yönünden de geçerli, ortak kural niteliğindedir. Dolayısıyla bakılmakta olan

davanın konusu gözetilerek anılan ibarenin esasına

ilişkin incelemenin Kanun’un 105. maddesinin ikinci fıkrası yönünden yapılması gerekir.

6. Açıklanan nedenlerle 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun;

A. 105. maddesinin;

1. Birinci fıkrasının itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu fıkraya ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

2. İkinci fıkrasının esasının incelenmesine,

B. 3/7/1940

tarihli ve 3890 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 143. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…105 inci maddedeki vesika…” ibaresinin esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “2004 sayılı Kanun’un 105. maddesinin ikinci fıkrası” yönünden yapılmasına,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

7. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ömer MENCİK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam

8. 2004 sayılı Kanun’un 277. maddesinde elinde geçici veya kesin aciz vesikası bulunan her alacaklının tasarrufun iptali davası açabileceği öngörülmüştür. Geçici veya kesin aciz vesikasının verilmesine ilişkin usul ve esaslar ise anılan Kanun’un 105., 143. ve 251. maddelerinde düzenlenmiştir.

9. Kesin aciz vesikası Kanun’un 143. maddesinin birinci

fıkrasına göre icra takibi sonunda ve alacaklının alacağının tamamını alamaması

durumunda düzenlenmektedir. 105. maddede ise haciz tutanağının da bazı

şartların varlığı hâlinde borç ödemeden aciz vesikası hükmünde kabul edilmesine

imkân tanınmıştır. Maddenin birinci fıkrasında borçlunun haczedilebilir hiçbir

malının bulunmadığını tespit eden haciz tutanağının kesin aciz belgesi hükmünde

olduğu belirtilmiş, itiraz konusu ikinci fıkrasında ise icra memurunun

takdirine göre haczi kabil malların alacağı karşılamayacağının anlaşılması

durumunda düzenlenen haciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünde olduğu ve alacaklıya

tasarrufun iptali davası açma hakkı vereceği hüküm altına alınmıştır.

10. 143. maddede hangi hâlde kesin aciz vesikası düzenleneceğinin yanında aciz vesikasının hüküm ve sonuçlarına dair düzenlemelere de yer verilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında, bu madde uyarınca düzenlenecek kesin aciz vesikası ile 105. madde uyarınca düzenlenecek vesikanın borcun ikrarını mutazammın senet niteliğinde olup alacaklıya 277. maddede yazılı hakları vereceği belirtilmiştir. Söz konusu fıkrada yer alan “…ile 105 inci maddedeki vesika…” ibaresi itiraz konusu ikinci kuralı oluşturmakta olup kural “105. maddenin ikinci fıkrası” yönünden incelenmiştir.

11. Buna göre 105. maddenin ikinci fıkrası uyarınca haciz sırasında icra memuru tarafından haczi kabil malların alacağı karşılamayacağı yönünde hazırlanan ve geçici aciz vesikası olarak kabul edilen haciz tutanağı ile alacaklı borçluya karşı Kanun’un 277. maddesi uyarınca tasarrufun iptali davası açabilecektir.

12. 277. maddede iptal davasından anlaşılması gerekenin

278., 279. ve 280. maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmedilmesi

olduğu ifade edilmiş, 283. maddede de iptal davasının etki ve sonuçları

düzenlenmiştir. Buna göre davanın kabulü hâlinde davacı, dava konusu mal

üzerinde cebrî icra yoluyla hakkını alma yetkisine sahip olabilecek; davanın

konusu taşınmaz ise davalı üçüncü kişi üzerindeki kaydın tashihine gerek

bulunmaksızın taşınmazın haciz ve satışını isteyebilecektir. İptal davasının

üçüncü kişinin elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değerle ilgili

olması durumunda ise bu değerler oranında, davacının alacağından fazla olmamak

üzere üçüncü kişi nakden tazmine mahkûm edilebilecektir.

B. İtirazın Gerekçesi

13. Başvuru kararında özetle; tasarrufun iptali gibi mal varlığı

üzerinde tasarruf yetkisini kısıtlayan uygulamaların ancak borçlunun mali

durumunun doğru tespiti ile mümkün olması gerektiği, itiraz konusu kurallarda

ise borçlunun gerçek mali durumunun tespitine ihtiyaç duyulmadığı, sadece

yerinde yapılan haciz sonucundaki mali durum tespitinin yeterli görüldüğü, bu

tespite dayanılarak tasarruf yetkisinin kısıtlanmasının mülkiyet hakkı ile

bağdaşmadığı, tasarrufun iptali davalarında dava şartı olarak görülen aciz

vesikası alınmasının şeklî olarak yeterli görülmesinin borçlunun dava şartı

yokluğunu ispat etme imkânını elinden aldığı belirtilerek kuralların Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri

sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

14. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 5. maddesi yönünden de incelenmiştir.

15. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §§ 20-21).

16. Kurallarla borçlunun haczi kabil mallarının alacağı karşılamayacağının anlaşılması durumunda düzenlenen haciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünde olduğu kabul edilerek bu vesikayla alacaklıya borçlunun bazı tasarruflarına ilişkin olarak iptal davası açma imkânı tanınmaktadır. Geçici aciz vesikası ile iptal edilecek tasarruflara konu mal varlığının Anayasa’nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiği açıktır.

17. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak şartıyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve üzerinde tasarruf etme imkânı veren bir haktır (AYM, E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, § 27; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32).

18. Anayasa’nın söz konusu maddesinde bir temel

hak olarak güvence altına alınan mülkiyet hakkının etkili bir şekilde

korunabilmesi yalnızca devletin bu hakka müdahaleden kaçınmasına bağlı

değildir. Nitekim Anayasa’nın 5. maddesinde insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi

için gerekli şartların hazırlanması, devletin temel amaç ve görevleri arasında

sayılmıştır. Bu kapsamda devlet, kişilerin mülkiyet hakkından tam anlamıyla

yararlanabilmeleri ve etkili bir şekilde mülkiyet hakkının korunması amacıyla

yasal, idari, mali, yargısal ve diğer önlemleri almak zorundadır. Pozitif

yükümlülüğün ortaya çıkmasının nedeni gerçek anlamda koruma sağlanmasıdır.

Bu bağlamda söz konusu pozitif yükümlülük, kimi durumlarda özel kişiler

arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet hakkının korunması için

belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (AYM, E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § 13; E.2023/58,

K.2023/204, 30/11/2023, § 20; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu

İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited

Şirketi, B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 44).

19. Kurallar, alacaklının alacağının barışçıl bir biçimde cebrî icra sistemi içinde kısa sürede tahsilinin sağlanmasını, böylece alacaklının mülkiyet hakkının korunmasını amaçlamaktadır. Dolayısıyla kurallar borçlunun mülküne doğrudan bir sınırlama niteliğinde olmayıp alacaklının mülkiyet hakkının korunması için alınan bir tedbir niteliği taşımaktadır. Bu nedenle kurallar devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülüğü yönünden incelenmelidir.

20. Anayasa’nın

5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin, pozitif yükümlülükleri çerçevesinde

-özel kişiler arası uyuşmazlıklar ile ilgili olsun ya da olmasın- alacakların

tahsilinin düzenlenmesi ve kişilerin alacaklarına kavuşması bakımından etkili

bir sistem kurma sorumluluğu bulunmaktadır. Özel kişiler arasındaki

uyuşmazlıklarda devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri,

karşılıklı hak ve menfaatler dengesine dayanmaktadır. Alacakların tahsiline

ilişkin süreç bakımından da durum böyledir. Çünkü bir tarafta alacaklının

mülkiyet hakkı kapsamında bulunan bir alacağı

söz konusu iken diğer

taraftan alacaklının bu alacağa kavuşması için başvuracağı borçlunun mülkiyet

hakkı kapsamındaki mal varlığı bulunmaktadır (benzer yönde bkz. AYM, E.2024/10, K.2024/97, 4/4/2024, § 24; Hesna

Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/17196, 25/10/2018, § 71).

21. Devlet cebrî icra sistemini

kurarken gerek alacaklının gerekse de borçlu ve ilgili üçüncü kişilerin hak ve

menfaatlerini gözetmek, kişilerin mülkiyet haklarının korunması için gerekli

tedbirleri almak durumundadır. Buna göre bir yandan alacaklının mülkiyet hakkı

kapsamında bulunan alacağına kavuşması için etkin bir icra yolunun

oluşturulması, öte yandan da icradan etkilenen borçlu ve ilgili diğer kişilere,

mülkiyet haklarına yapılan müdahalelerin keyfî veya hukuka aykırı olduğunu

ileri sürebilmeleri için etkin biçimde itiraz edebilme imkânının tanınması gerekmektedir

(Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti.,

§ 72; Nihal Soydan, B. No: 2015/3112, 23/1/2019, § 35; AYM, E.2019/11,

K.2019/86, 14/11/2019, § 15).

22. Mülkiyet hakkının çatıştığı durumlarda bunlardan hangisine üstünlük tanınacağı hususunda kanun koyucunun belli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Bununla birlikte kanun koyucunun öngördüğü düzenlemelerin menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardan biri aleyhine ölçüsüzlüğe neden olması mülkiyet hakkı yönünden pozitif yükümlülüklerle bağdaşmayabilir. Bu bağlamda her iki tarafın menfaatlerinin mümkün olduğunca dengelenmesi ve sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir netice doğuracak şekilde sonuçlandırılmaması gerekir (benzer bir değerlendirme için bkz. AYM, E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § 16).

23. Türk hukukunda borçlunun borcundan dolayı yalnızca mal varlığıyla sorumlu olması kabul edilmiştir. İcra takibi yapıldığında alacaklı ilke olarak, borçlunun mal varlığı değerlerinin haczedilip satılması suretiyle alacağına kavuşabilmektedir (AYM, E.2022/130, K.2023/14, 25/1/2023, § 22). Ancak borçlunun mal varlığında bulunmamakla birlikte cebrî icra sisteminin kötü niyetli olarak işlemez duruma getirilmesini önlemek ve cebrî icrayı daha etkin kılmak maksadıyla alacaklıya borçlunun gerçekleştirdiği bazı tasarrufların iptalini talep etme imkânı tanınmıştır. Böylece borçlu ile alacaklının menfaatleri arasında bir denge kurulmuş ve bu surette cebrî icra düzeni korunmaya çalışılmıştır.

24. Kanun koyucunun alacaklıya borçlunun bazı tasarrufları için iptal davası açma yetkisi tanıması, borçlunun henüz aciz veya iflas hâli gerçekleşmemiş olmakla birlikte bu hâllerden birinin yakında gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğu zamanlarda şüpheli tasarruflarda bulunması ve bu tasarrufları genellikle bir başka isim altında gizlemesinden kaynaklanmaktadır (benzer değerlendirme için bkz. AYM, E.2021/9, K.2022/4, 26/1/2022, § 35). Anılan davanın açılabilmesi için borçlunun mal varlığının borcunu karşılamaya yeter düzeyde olmaması gerekmektedir.

25. İlke olarak borçlunun mal varlığının

alacaklının alacağını karşılamaya yetmediğini gösteren belge, 2004 sayılı

Kanun’un 143. maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan ve icra takibi

sonunda düzenlenen kesin aciz belgesidir. Ancak bazı durumlarda borçlunun aciz

hâlinde olduğu icra takibi sonucu beklenmeden de anlaşılabilir. Bu durum

genellikle borçlu aleyhine yapılan haciz sırasında ortaya çıkabilmektedir.

Haciz, icra takibinin kesinleşmesinden sonra alacaklının talebi üzerine

borçlunun borcuna yetecek kadar mal varlığına icra dairesince hukuken el

konulmasını sağlayan bir cebrî icra işlemidir. Borcun ödenmesi, borçlunun

borcunu karşılayacak mal varlığının haczedilip satılmasıyla mümkün hâle

gelebilmektedir.

26. Borçlunun aciz hâlinde olduğunun haciz sırasında anlaşıldığı hâllerde tasarrufun iptali davası açılabilmesi için icra takibi sonunda düzenlenen kesin aciz vesikasının beklenmesi alacağın tahsilinin gecikmesine sebebiyet verecektir. İtiraz konusu kurallarla haciz sırasında malın borcu karşılamaya yetmeyeceğinin anlaşıldığı durumlarda, haciz tutanağının aciz belgesi hükmünde olduğu kabul edilmiş ve alacaklıya bu belge ile tasarrufun iptali davası açma yetkisi tanımıştır. Bu itibarla kuralların alacaklıların korunması amacıyla ihdas edildiği anlaşılmaktadır.

27. Kurallarda öngörülen haciz tutanağının geçici aciz vesikası olarak kabulü ancak borçlunun borca yeter düzeyde mal varlığının olmaması hâlinde mümkündür. Bu nedenle alacaklı, öncelikle borçlunun mal varlığından alacağını tahsil etmeye çalışacak, bu mal varlığının alacağı karşılamaması durumunda ise haciz tutanağı ile borçlunun üçüncü kişiler lehine yaptığı bazı tasarrufların iptalini talep edebilecektir.

28. Diğer yandan 2004 sayılı Kanun’un

102. maddesinin birinci fıkrasında taşınır

bir malı haciz için mahallinde bir tutanak düzenlenmesi gerektiği belirtilmiş,

bu tutanakta alacaklı ve borçlunun ad ve soyadları, alacağın miktarı, haczin

yapıldığı gün ve saat, haczedilen malların cins ve miktarı ile kıymetleri ve

varsa üçüncü kişilerin iddialarının yazılarak tutanağın haczi yapan memur

tarafından imzalanması öngörülmüştür. Maddenin ikinci fıkrasında taşınmaz

hacizlerinde de bir tutanak düzenlenmesi gerektiği, bu tutanakta taşınmazın

türü, mahiyeti ve hududu ile gerekli niteliklerinin yer alacağı hüküm altına

alınmıştır. Maddenin dördüncü fıkrasında ise borçlunun haczedilen mallarının

alacağı karşılamaya yeterli olmaması veya haczi kabil mal bulunmaması durumunda

bu hususların da tutanağa yazılması zorunlu kılınmıştır.

29. Kanun’un 16. maddesinde icra ve iflas dairelerince gerçekleştirilen işlemlerin Kanun’a veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikâyet hakkı tanınmıştır. Böylece borçlunun icra memurunca düzenlenen haciz tutanağına karşı her türlü şikâyette bulunabileceği, bu kapsamda kıymet takdirine itiraz edebileceği gibi hacze kabil yeterince mal varlığına sahip olduğunu da ileri sürebilmesi mümkündür. Diğer bir ifadeyle borçlunun bu şekilde haciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünde olmadığını yargı mercileri önünde şikâyet konusu edebileceği anlaşılmaktadır.

30. Dolayısıyla kurallarla alacaklının mülkiyet hakkı kapsamında bulunan alacağına kavuşması için icra hukukuna özgü, takip sürecinin işlevsiz kalmaması amacıyla alınması gereken tedbirler kapsamında bir düzenleme yapılırken düzenlemeden etkilenen borçlunun yapılan işlemlerin keyfî veya hukuka aykırı olduğunu ileri sürebilmesi için gerekli hukuki güvencelerin sağlandığı görülmektedir. Bu yönüyle kuralların borçlu aleyhine aşırı bir külfete yol açmadığı ve tarafların çatışan menfaatlerini dengelediği sonucuna ulaşılmıştır.

31. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Kuralların Anayasa’nın 36. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun;

A. 105. maddesinin

ikinci fıkrasının,

B. 3/7/1940

tarihli ve 3890 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 143. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ile 105 inci maddedeki vesika…” ibaresinin “2004 sayılı Kanun’un 105. maddesinin ikinci fıkrası” yönünden,

Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE 25/12/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan Kadir ÖZKAYA Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR Üye Metin KIRATLI

Anayasa Mahkemesi, E. 2024/97, K. 2024/234, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu: 9/6/1932
  5. B. 3/7/1940
  6. I. İptali İstenen Kanun Hükümleri
  7. II. İlk İnceleme
  8. B. 3/7/1940
  9. III. Esasın İncelenmesi
  10. A. Anlam ve Kapsam
  11. B. İtirazın Gerekçesi
  12. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  13. A. 105. maddesinin
  14. B. 3/7/1940
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2024/97
Karar No
2024/234
Tarih
25 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2024/88 K.2024/231
  • AYM Norm Denetimi E.2024/61 K.2024/209
  • AYM Norm Denetimi E.2024/86 K.2024/230
  • AYM Norm Denetimi E.2024/106 K.2024/224
  • AYM Norm Denetimi E.2024/216 K.2024/215
  • AYM Norm Denetimi E.2024/17 K.2024/205

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.