KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2025
- Esas Sayısı
- 2025/56
- Karar Sayısı
- 2025/124
- R.G. Tarih-Sayı
- 8/8/2025 -
Karar Metni
1.846 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
32980
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Sakarya 2. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12/5/1982 tarihli 2670 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle değiştirilen 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (j) alt bendinin Anayasa’nın 129. ve 137. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY
Verilen emre itiraz edildiği gerekçesiyle uygulanan kınama cezasının iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu kuralın da yer aldığı ilgili kısmı şöyledir:
“Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller:
Madde 125- (Değişik: 12/5/1982 - 2670/31 md.)
Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
…
B- Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.
Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
…
j) Verilen emirlere itiraz etmek,
…”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 6/3/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Mehmet AKTEPE tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 657 sayılı Kanun’un 124. maddesinde kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve yönetmeliklerin devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre anılan Kanun’un 125. maddesinde yazılı disiplin cezalarının verileceği düzenlenmiştir.
4. Kanun’un 125. maddesinde ise devlet memurlarına verilebilecek disiplin cezaları; uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma olarak sayılmıştır.
5. Anılan maddenin birinci fıkrasının (B) bendinde kınama cezası; memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesi şeklinde tanımlanmış ve kınama cezasını gerektiren fiil ve hâller anılan bendin alt bentlerinde düzenlenmiştir.
6. İtiraz konusu (j) alt bendinde verilen emirlere itiraz etmek kınama cezasını gerektiren filler arasında sayılmıştır.
B. İtirazın Gerekçesi
7. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralda kınama cezasına konu emirlerin mevzuata uygun olup olmadığı bakımından herhangi bir sınırlamanın öngörülmediği, bu durumun mevzuata uygun olmayan emre itirazın da kural kapsamında disiplinsizlik olarak nitelendirilmesine sebebiyet vereceği belirtilerek kuralın Anayasa'nın 129. ve 137. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
8. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
9. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
10. Hukuk devletinin temel unsurlarından biri de belirlilik
ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare
yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,
anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî
uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi,
hukuksal güvenlikle bağlantılı olup kişinin kanundan belirli bir kesinlik
içinde hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun
bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini verdiğini bilmesini
zorunlu kılmaktadır. Kişi ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir
ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuki güvenlik ilkesi bireylerin tüm eylem ve
işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu
güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
11. Anayasa’nın 128. maddesinde “Devletin, kamu
iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına
göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve
sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların
ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri,
hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla
düzenlenir. Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla
özel olarak düzenlenir.” denilmiştir. Buna göre Anayasa’nın anılan
maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki görevleri yürüten bütün personelin
nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülüklerinin
kanunla düzenlenmesi zorunludur.
12. Anayasa’nın söz konusu maddesinin ikinci fıkrasında memurlar ve diğer kamu görevlileri özlük hakları bakımından anayasal güvenceye kavuşturulmuştur. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin statü haklarını doğrudan etkileyen disiplin işlemlerinin anılan fıkrada yer alan diğer özlük işleri kavramı kapsamına girdiğinde kuşku bulunmamaktadır.
13. İtiraz konusu kural, verilen emirlere itiraz eden devlet memurlarının kınama cezasıyla cezalandırılmasını öngörmektedir.
14. Kurala yönelik Anayasa’ya aykırılık iddiasının temelini, mevzuata uygun olmayan emre itirazın da kınama cezası verilmesine imkân tanınması oluşturmaktadır. Bu nedenle öncelikle kuralın her türlü emre başka bir deyişle hem mevzuata uygun hem de mevzuata aykırı emirlere itiraz edilmesi hâlinde kınama cezası verilmesine imkân tanıyıp tanımadığının tespiti gerekir.
15. Kuralın anlam ve kapsamının anlaşılabilmesi için sadece lafzıyla değil içinde bulunduğu metnin tümü gözönünde tutularak yorumlanması, kanunda yer aldığı kısım ve bölümler ile diğer kurallarla ilişkisinin de dikkate alınması, kuralın amacının araştırılarak amacına uygun yorumlanması gerekir. Ayrıca yargı içtihatlarıyla şekillenen ve uygulamada kabul gören disiplin hukukunun temel ilkelerinin de kuralın yorumunda gözetilmesi gerekmektedir.
16. Anayasa’nın “Kanunsuz Emir” başlıklı 137. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında “Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz./ Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.” denilmektedir.
17. Diğer yandan 657 sayılı Kanun’un “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve
sorumlulukları” başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasında amir konumunda
olan memurların kuruluş ve hizmet
birimlerinde kanun ve diğer
mevzuatla belirlenen görevleri zamanında ve
eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurlarını
yetiştirmekten, hâl ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten görevli ve sorumlu
oldukları belirtilmiştir. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasının ikinci
cümlesinde amirlik yetkilerinin kanun ve diğer mevzuatta belirlenen esaslar
içinde kullanılacağı ifade edilmiş, (3) numaralı fıkrasında amirin,
maiyetindeki memurlara kanunlara ve
Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine aykırı emir
veremeyeceği belirtilmiştir.
18. Söz konusu Kanun’un “Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11. maddesinde
ise devlet memurlarının kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen
görevleri yerine getirmekle yükümlü oldukları, görevlerinin iyi ve doğru
yürütülmesinden de amirlerine karşı sorumlu oldukları hüküm altına alınmıştır.
Söz konusu maddenin (2) numaralı fıkrasına göre devlet memuru amirinden aldığı
emri Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı
kararnamesi ve yönetmelik hükümlerine aykırı
görürse yerine getirmeyecek ve bu aykırılığı o emri verene bildirecektir. Amir,
emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri yerine
getirmek zorundadır. Ancak bu durumda emrin yerine getirilmesinden doğacak
sorumluluk emri verene ait olacaktır.
19. Disiplin cezaları; kamu görevlilerinin görev, yetki
ve sorumlulukları kapsamında kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve kamu yararının
devamlılığının sağlanması amacıyla yasal olarak düzenlenmiş yaptırımlardır.
Kamu hizmetlerini yürüten kamu görevlilerinin görev anlayışı, yetki ve
sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış; bu
sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları
öngörülmüştür. Bu bağlamda 657 sayılı Kanun'un 124. maddesinde kamu
hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların,
tüzüklerin ve yönetmeliklerin devlet memurlarına yüklediği ödevleri yurt içinde
ve yurt dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları
yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık
derecesine göre 125. maddede sıralanan disiplin cezalarından birinin verileceği
hükme bağlanmıştır (AYM, E.2010/28, K.2011/139, 20/10/2011).
20. Kuralda, verilen
emirlerin kapsamı ve niteliğine yönelik bir belirleme yapılmamakla birlikte anılan
hükümler gözetildiğinde kurala konu emirlerin yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı
kararnamesi, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı nitelikte olmaması gerektiği
açıktır. Kuralın verilen emirlere itiraz
ederek kamu hizmetlerinin gereği gibi
yapılmasına ve memurların hiyerarşik düzen içinde uyumlu hareket etmelerine
engel olan kamu görevlilerinin kınama cezasıyla cezalandırılmalarını öngördüğü
anlaşılmaktadır. Verilen emrin çerçevesinin Anayasa
ve kanunla belirlendiği de gözününe alınarak anılan
şekilde genel bir belirleme yapılması kuralın belirsizlik taşıdığı veya keyfiliğe
karşı gerekli kanuni güvenceyi taşımadığı anlamına gelmemekte olup kanun yapma
tekniğinin doğasından kaynaklanmaktadır.
21. Kuralda yer alan, verilen emir ve buna yapılan itiraza ilişkin hususlar somut olayın özelliğine göre kanuna dayalı olarak idare tarafından belirlenecek ise de idarenin bu işlemi mahkeme tarafından denetleneceğinden bu kanunun kapsamı nihai olarak yargı kararıyla ortaya konulacaktır. Dolayısıyla kuralın belirsiz ve öngörülemez olduğu söylenemez. Bu bağlamda kuralla memurlara uygulanacak disiplin cezası ile ceza gerektiren fiil ve hâller hususunda kanuni çerçevenin çizildiği, disiplin suç ve cezaları yönünden kanuni güvencenin sağlandığı sonucuna varılmıştır.
22. Öte yandan kanun koyucu, takdir yetkisi kapsamındaki
bu tür düzenlemeleri yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük
ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık
olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik getirilen kuralın
ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmek için elverişli olmasını, gereklilik
söz konusu amaca daha hafif bir düzenleme ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık
ise getirilen kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü
ifade etmektedir. Buna göre bir kuralda öngörülen düzenleme ile ulaşılmak
istenen amaç arasında ölçülülük ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunması
zorunludur (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. AYM, E.2020/95, K.2022/3,
26/1/2022, § 17).
23. Kamu görevi yürüten bireyler açısından disiplin
cezalarının amacı kamu görevlisini görevine bağlamak, kamu hizmetinin gereği
gibi yürütülmesini ve bu suretle kurumların huzurunu temin etmektir. Disiplin
cezaları kamu hizmetlerinin gereği gibi yapılması ve memurların hiyerarşik
düzen içinde uyumlu hareket etmeleri amacıyla uygulanmaktadır. Memurların
görevlerini yerine getirirken verilen emirlere itiraz etmelerinin disiplin
yaptırımına tabi tutulmasıyla amirlerin, maiyetlerinde bulunan personel
üzerindeki otoritelerinin zayıflamasının ve bu suretle kurum düzeninin
bozulmasının engellenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla alt kademede yer alan görevlilerin yükümlülüklerini, amir
konumunda olan görevlilerin emir ve talimatı altında yerine getirirken verilen
emre itiraz etmesi nedeniyle kınama cezasıyla cezalandırılmasının anılan amaca
ulaşma bakımından elverişli olmadığı söylenemez.
24. Kural, çerçevesi Anayasa ve 657 sayılı Kanun’la belirlenmiş emirlere karşı memurun itiraz ederek kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesine engel olma hâlini kınama cezasıyla cezalandırmaktadır. Kanun koyucunun kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması amacıyla hangi eylemlerin kınama cezasıyla cezalandırılabileceği hususundaki takdir yetkisi de gözönünde bulundurulduğunda, ulaşılmak istenen amaca daha hafif bir yöntemle ulaşılabileceği de söylenemez.
25. Ayrıca kural kapsamında gerçekleştirilen işlemlere karşı yargı yoluna gidilebileceği, kınama şeklindeki yaptırımın ağırlığı ve niteliği gözetildiğinde kuralın taşıdığı yarar ile getirdiği külfet arasında adil bir dengenin kurulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla kuralın ölçülülük ilkesiyle çelişen bir yönü bulunmamaktadır.
26. Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 2. ve 128. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 137. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 137. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 129. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Başkan Kadir ÖZKAYA Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR Üye Metin KIRATLI
Anayasa Mahkemesi, E. 2025/56, K. 2025/124, 3 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası