KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2016/2396 E., 2021/3376 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2021
- Esas No
- 2016/2396
- Karar No
- 2021/3376
- Temyiz eden (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- Temyiz eden (davalı)
- … Bakanlığı / ANKARA
- Vekili
- 1. Hukuk Müşaviri Yrd. …
- İstemin konusu
- ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
539 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Hakkari ili, Çukurca ilçesi, ... Köyü Muhtarı olduğu, bir siyasi partinin Hakkari teşkilatı üyesi olduğu için PKK-KCK terör örgütü mensupları tarafından 28/02/2014 tarihinde evinden kaçırılması ve (25) gün boyunca alıkonulması olayında davalı idarece gerekli tedbirlerin alınmadığı, devlet organları tarafından kurtarılmadığı, idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının terör örgütü üyeleri tarafından kaçırılmasının ve söz konusu olayın güvenlik güçlerine intikalinin ardından çevredeki bütün güzergahlarda arama ve araştırmaların yapılmasına rağmen ...
Köyünde bir gün süre ile bekletilen davacının kurtarılamadığı ve sonrasında yasak yollardan sınır dışına götürüldüğü hususu dikkate alındığında, idarenin pozitif yükümlülüğü gereği, bilgisi dahiline giren ve önleyici tedbirleri alma imkanı bulunduğu halde bu görevi yerine getirirken gerekli tedbirlerin alınmaması halinde kusurlu olacağı açık olduğundan, olayda davacının silahlı terör örgütünce kaçırıldığının bilgisi dahilinde olduğu,
bu doğrultuda kaçıranların silahlı terör örgütü olduğu hususu gözetilerek gerekli tedbirlerin alınarak yol ve sınır kontrolünün buna göre yapılması gerekirken, bu hususta gerekli tedbirlerin alınmaması sebebiyle yaşanan olay sonrası davacının sınır ötesine kaçırıldığından sınırların güvenliğinin ve giriş-çıkış kontrolünün sağlanması hususunda sorumluluğu bulunan davalı idarenin olayın bu kısmında ihmalinin bulunduğu, terör örgütü tarafından kaçırılan davacının (25) gün boyunca terör örgütü tarafından alıkonulduğu,
bu süreçte Anayasa ve Kanunlar ile verilen güç ve yetkiler kullanılarak davacının hürriyetini kazanması amacıyla örgütten kurtarılması hususunda herhangi bir girişimin olmadığı, kurtarma faaliyetini gerçekleştirememesi olayında devletin bir organı olan davalı idarenin bu husus itibariyle de kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 20/06/2014 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından yaşanan olayın ağırlığı karşısında takdir edilen tazminat tutarının yetersiz kaldığı, davalı idare tarafından dava konusu olayın bir terör eylemi olması nedeniyle 5233 sayılı yasa kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, 5233 sayılı yasa kapsamında da manevi tazminatın öngörülmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 10. Daire, E. 2016/2396, K. 2021/3376, 16 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama