İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2017/1434 K.2021/5787

09/05/2008 tarih ve 26871 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 15/04/2008 tarih ve 2008/13558 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Zara-Bolucan yolunun Kızılırmağı kestiği yerdeki köprüden Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde, yatak…

Esas2017/1434Karar2021/5787Tarih24 Kasım 2021Okuma12 dk · 2.353 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2017/1434 E., 2021/5787 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
24 Kasım 2021
Esas No
2017/1434
Karar No
2021/5787
Davacı
…
Vekili
Av. …
Davalılar
1- …
Vekili
Av.… 2- … Bakanlığı (Mülga … Bakanlığı
Vekili
Av. …
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.353 kelime·12 dk okuma·12 bölüm

Davanın konusu

09/05/2008 tarih ve 26871 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 15/04/2008 tarih ve 2008/13558 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Zara-Bolucan yolunun Kızılırmağı kestiği yerdeki köprüden Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde, yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahanın" kısmının iptali yahut makul bir seviyeye çekilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI

Arazisinin yer aldığı Nevşehir ili, Avanos ilçesinde dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı ile getirilen yapılaşma yasağına rağmen Kızılırmak Nehri'nin çevresinde birçok işletmenin bulunduğu, Kızılırmak Nehri üzerine kurulan baraj ve HES’ler nedeniyle nehrin debisinin değişmesine bağlı olarak taşkın olasılığının ortadan kalktığı, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle bu durumun tespit edilmesi gerektiği, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na aykırı olduğu, anılan Kanunda belirli şartlar dahilinde kıyı kenar çizgisi tespit edildikten sonra yapı yapılmasına cevaz veren hükümler bulunmasına rağmen Bakanlar Kurulu kararıyla bu imkanın ortadan kaldırıldığı iddia edilmektedir.

DAVALI CUMHURBAŞKANLIĞI'NIN SAVUNMASI

Usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı, idari yargıda terditli dava açılamayacağından davanın usulden reddinin gerektiği; esas yönünden, dava konusu Bakanlar Kurulu kararının, 25/02/1952 tarih ve 3/14531 sayılı Bakanlar Kurulu kararının revize edilmesi suretiyle tesis edildiği, geçmişten bu yana uygulandığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün 20/01/2017 tarih ve 48638 sayılı yazısında, "DSİ Kayseri 12. Bölge Müdürlüğü sınırları içinde Kızılırmak yatağında 2 barajın bulunduğu ve bu barajların taşkını önleme adına yeterli depolarının bulunmadığı, her iki barajın da taşkını tamamen önleme kapasitesinin olmadığı,

geçmişe göre az olsa da halen taşkın riskinin bulunduğu"nun belirtildiği, dava konusu Bakanlar Kurulu kararının 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun değil 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu'nun vermiş olduğu yetkiyle tesis edildiği belirtilerek dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.

DAVALI TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASI : Usul yönünden, davacının bakılan davayı açmakta menfaatinin bulunmadığı, davanın süresinde açılmadığı ve davada husumetin DSİ Genel Müdürlüğü'ne yöneltilmesi gerektiği; esas yönünden, dava konusu işlemin Bakanlar Kurulu’nun yürütme konusunda sahip olduğu genel yetkiye istinaden yapıldığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ

05/04/2008 tarih ve 2008/13558 sayılı Bakanlar Kurulu kararının dava konusu edilen kısmının hukuka uygun olup olmadığı hususunda karar verebilmek için Kızılırmak nehrinde zamanla meydana gelen değişikliklerin taşkın riskini tamamen ortadan kaldırıp kaldırmadığının mahallinde yapılacak olan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda ulaşılacak bilimsel sonuçlara göre karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...

DÜŞÜNCESİ

Dava. 09/05/2008 tarih ve 26871 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Zara-Bolucan yolunun Kızılırmağı kestiği yerdeki köprüden Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde, yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahanın, Derbent Barajı Köprüsü ile Karadeniz arasında kalan bölümünde ise, yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 350’şer metre olmak üzere toplam 700 metre genişliği haiz şeritvari sahanın,

4373 sayılı Taşkın Suları ve Su Baskınlarına Karşı Koruma Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca suların taşmasıyla su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek saha olarak tespiti ile 25/02/1952 tarih ve 3/14531 sayılı Kararname'nin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin 15/04/2008 tarih ve 2008/13558 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının ''Zara-Bolucan yolunun Kızılırmağı kestiği yerdeki köprüden Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde,

yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahanın'' suların taşmasıyla su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek saha olarak tespitine ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.

4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu'nun 1. maddesinde,''Yüksek seviye gösteren umumi ve hususi, kapalı veya akarsuların taşmasiyle su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek olan sahaların sınırları Nafıa Vekaletinin teklifi üzerine İcra Vekilleri Heyetinin kararı ile tesbit ve ilan edilir.'' hükmü yer almıştır.

Dava dosyası ile Kızılırmak Nehri ile ilgili Kararnamenin yenilenme gerekçesinin incelenmesinden, ülkemizin en uzun nehri olan Kızılırmak nehrinin yağmur ve kar suları ile beslenmesi ve konveksiyonel yağış alan bölgelerden geçmesi nedeniyle rejiminin düzensiz olduğu, Avanos İlçesi Kızılırmak menbaında bulunan Bayramhacılı ve Yamula Barajlarının sulama ve enerji amaçlı kuruldukları, Kızılırmak yatağı boyunca bulunan santrallerin ise büyük ve önemli depolamalarının bulunmadığı, söz konusu depolamalar sebebiyle taşkın riski azalmış olmakla birlikte bu riskin tamamen ortadan kalkmadığı, ayrıca barajlarda meydana gelme olasılığı bulunan arızalar ve yırtılma gibi durumların da taşkın riski oluşturacağı anlaşılmıştır.

Bu durumda, davalı idarece 4373 sayılı Yasa ile ile verilmiş olan yetki dahilinde ve mevcut taşkın riski dikkate alınarak yapıldığı sonucuna varılan dava konusu düzenlemede üst normlara, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ

Davacı tarafından, Nevşehir ili, Avanos ilçesinde bulunan taşınmazına bağ evi inşaatı yapmak için Avanos Belediyesi'ne 21/09/2016 tarihinde yapılan başvuruya, Avanos Belediyesi'nin 01/11/2016 tarihli işlemiyle, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca davacının taşınmazının Kızılırmak taşkın sahasında kaldığından bahisle ret yönünde cevap verilmesi üzerine,

09/05/2008 tarih ve 26871 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 15/04/2008 tarih ve 2008/13558 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Zara-Bolucan yolunun Kızılırmağı kestiği yerdeki köprüden Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde, yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahanın" kısmının iptali yahut makul bir seviyeye çekilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

18/04/1952 tarih ve 8089 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25/02/1952 tarih ve 3/14531 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Kızılırmak Nehri'nin Zara-Bolucan yolunun Kızılırmak'ı kestiği yerdeki köprüden itibaren Karadeniz'e kadar yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200'er metre olmak üzere toplamda 400 metre genişliğindeki şeritvari saha 4373 sayılı Kanun kapsamına alınmış ve su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek saha olarak belirlenmiştir. Bahse konu 25/02/1952 tarih ve 3/14531 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, iptali istenilen 15/04/2008 tarih ve 2008/13558 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlükten kaldırılmış ve söz konusu sahanın sınırları kısmen revize edilerek yeniden düzenlenmiştir.

15/04/2008 tarih ve 2008/13558 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla, Kızılırmak Nehri'nin Derbent Barajı Köprüsü ile Karadeniz arasında kalan bölümünde, daha önce su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek saha olarak belirlenen ve sağlı sollu tahkimli şedde olarak inşa edilen alan, şedde arkasında yer alan meralardan firmalarca kum ve çakıl malzemelerinin alınması ve dere yatağı içerisine hurda malzeme bırakılması nedeniyle meydana gelebilecek taşkında, Bafra ovasındaki tarım arazileri ve yerleşim alanları tehlikeye maruz kalacağından,

şedde genişliği iki taraflı 150'şer metre artırılmak suretiyle toplam 700 metre genişliğini haiz şeritvari saha, su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek saha olarak belirlenmiştir. Kızılırmak Nehri'nin davacının taşınmazının bulunduğu ve davaya konu ettiği Derbent Barajı Köprüsü'ne kadar olan bölümünde ise herhangi bir revize yapılmaksızın 25/02/1952 tarih ve 3/14531 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nda belirlenen saha yeni düzenlemede de aynen korunmuştur.

İNCELEME VE GEREKÇE

USUL YÖNÜNDEN

Davalı idarelerin davanın süresinde açılmadığı iddiası:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi, 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri düzenlenmiştir.

Bakılan davada, iptali istenilen düzenleme 09/05/2008 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve bu tarihten itibaren altmış gün içinde dava açılmamış ise de, dava konusu düzenlemeye dayanılarak davacı hakkında uygulama işlemi tesis edilmiş olması karşısında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 7. maddesi, 4. fıkrası uyarınca 01/11/2016 tarihinde elden tebellüğ edilen uygulama işlemi üzerine altmış gün içinde 29/11/2016 tarihinde düzenleyici işleme karşı açılan davanın süresinde olduğu anlaşıldığından, aksi yöndeki davalı idarenin iddiasına itibar edilmemiştir.

Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı'nın menfaat ve husumet iddiaları:

Davacının, iptali istenilen Bakanlar Kurulu kararı ile taşkın saha olarak belirlenmek suretiyle yapılaşma yasağı getirilen bölgede tapulu taşınmazının olduğu anlaşıldığından, bakılan davayı açmakta güncel, meşru ve kişisel menfaati bulunmaktadır.

Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından husumetin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne yöneltilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bağlı kuruluşu olduğu, Bakanlar Kurulu Kararının hazırlanmasına yönelik teklifin mülga Çevre ve Orman Bakanlığınca yapıldığı ve kararın yürütülmesinden öncelikli olarak ilgili bakanlık olan Tarım ve Orman Bakanlığının sorumlu olduğu dikkate alındığında, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın husumet iddiasına itibar edilmemiştir.

Davalı Cumhurbaşkanlığının idari yargıda terditli dava açılamayacağı iddiası:

Davalı idarece, 15/04/2008 tarih ve 2008/13558 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının dava konusu edilen kısmının iptali yahut makul bir seviyeye çekilmesi talebinin terditli dava olduğu, idari yargıda terditli dava açılamayacağından dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği iddia edilmiştir.

Anayasa'nın 125. maddesinde, yargı yetkisinin, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Aynı yönde 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, idari dava türleri; iptal davaları, tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayıldıktan sonra, maddenin devamında, idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyeceği belirtilmiş, bu suretle idari yargı yetkisinin sınırları çizilmiştir.

Davacının, Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmiş olan taşkın sahası sınırının makul bir seviyeye çekilmesi yönündeki talebi, yargı yerinden idari işlem niteliğinde karar verilmesine yönelik olduğundan, dolayısıyla idari yargı yetkisinin sınırlarını aşan bir nitelik arz ettiğinden, bu istemin incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.

Bu itibarla, davalı idarenin terditli istem iddiasının dayanağını oluşturan "Zara-Bolucan yolunun Kızılırmağı kestiği yerdeki köprüden Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde, yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahaya ilişkin sınırın makul bir seviyeye çekilmesi talebi"nin esasının incelenmesine olanak bulunmadığından, davalı idarenin terditli isteme yönelik iddiasına itibar edilmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN

İlgili Mevzuat: 4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu'nun 1. maddesinde, yüksek seviye gösteren umumi ve hususi, kapalı veya akarsuların taşmasıyla su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek olan sahaların sınırlarının Bakanlar Kurulu kararı ile tespit ve ilan edileceği; 3. maddesinde, birinci madde hükümleri dairesinde tespit ve ilan edilmiş olan sınırlar içinde tesisat, inşaat veya tadilat yapmanın, fidan veya ağaç dikmenin yasak olduğu düzenlemeleri yer almaktadır.

Bakanlar Kurulu Kararının dava konusu kısmının iptali talebinin incelenmesi : Bakılmakta olan uyuşmazlık dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı'nın, Kızılırmak Nehri'nin Derbent Barajı Köprüsü'ne kadar olan kısmının yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahanın suların taşmasıyla su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek saha olarak tespitinden kaynaklanmakta olup; yukarıda belirtildiği üzere, anılan düzenlemenin 25/02/1952 tarihinden günümüze kadar herhangi bir değişikliğe uğramadan uygulandığı görülmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; en önemli beslenme kaynağı yağmur ve kar suları olması nedeniyle rejimi düzensiz olan Kızılırmak Nehri'nin, üzerinde sulama ve enerji amaçlı olarak kurulan ve Avanos İlçesi Kızılırmak menbaında bulunan Bayramhacılı ve Yamula Barajlarının taşkın riskini ortadan kaldıracak ölçüde büyük depolarının bulunmadığı, söz konusu depolamalar sebebiyle taşkın riski azalmış olmakla birlikte bu riskin tamamen ortadan kalkmadığı,

beklenenin üzerinde yağış ve kar erimelerinin oluşması halinde büyük taşkın risklerinin ortaya çıkabileceği, ayrıca barajlarda meydana gelme olasılığı bulunan arızalar ve yırtılma gibi durumların da taşkın riski oluşturacağı, 2015 yılında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından tasdik edilen Kızılırmak Nehri'nde meydana gelebilecek taşkınlara ilişkin riskin azaltılması amacıyla yapılan ıslah projesinin uygulamaya konulamadığı anlaşılmıştır.

Bu durumda, davacı tarafından, debisinin azalmasına ve kurulan barajlara bağlı olarak Kızılırmak Nehri'nde taşkın riskinin ortadan kalktığı iddia edilmiş ise de; düzensiz rejime sahip olan Kızılırmak Nehri'nin mevsim normallerinin üzerindeki yağışlar ve kar erimeleri sonucunda taşkın riskinin halihazırda devam ettiği, nehrin ıslahına ilişkin projenin de uygulamaya konulamadığı hususları dikkate alındığında, 4713 sayılı Kanunun vermiş olduğu yetki uyarınca taşkın riski bulunan alanda mal ve can güvenliğinin korunması amacıyla tesis edilen Bakanlar Kurulu Kararı'nın dava konusu edilen kısmında hukuka ve kamu yararı amacına aykırılık bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1. Davacının, 09/05/2008 tarih ve 26871 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 05/04/2008 tarih ve 2008/13558 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Zara-Bolucan yolunun Kızılırmağı kestiği yerdeki köprüden Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde, yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahanın" kısmının iptali talebi yönünden DAVANIN REDDİNE oy çokluğuyla,

2. Davacının, Zara-Bolucan yolunun Kızılırmağı kestiği yerdeki köprüden Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde, yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahaya ilişkin sınırın makul bir seviyeye çekilmesi talebinin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE oy birliğiyle,

3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,

5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 24/11/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(X)- KARŞI OY

Dava. 09/05/2008 tarih ve 26871 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Zara-Bolucan yolunun Kızılırmağı kestiği yerdeki köprüden Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde, yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahanın, Derbent Barajı Köprüsü ile Karadeniz arasında kalan bölümünde ise, yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 350’şer metre olmak üzere toplam 700 metre genişliği haiz şeritvari sahanın,

4373 sayılı Taşkın Suları ve Su Baskınlarına Karşı Koruma Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca suların taşmasıyla su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek saha olarak tespiti ile 25/02/1952 tarih ve 3/14531 sayılı Kararname'nin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin 15/04/2008 tarih ve 2008/13558 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının, ''Zara-Bolucan yolunun Kızılırmağı kestiği yerdeki köprüden Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde,

yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahanın'' suların taşmasıyla su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek saha olarak tespitine ilişkin kısmının iptali yahut makul bir seviyeye çekilmesi istemiyle açılmıştır.

Her ne kadar, davalı idarece Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün görüş yazısı uyarınca Kızılırmak Nehri'nde halihazırda taşkın risklerinin devam ettiği belirtilse de, uyuşmazlık konusu olan alanın sınırlarının tayinin, Kızılırmak Nehri'nin mevsimlere ve yıllara göre debisi ile Kızılırmak Nehri üzerinde kurulan barajların taşkın riski üzerindeki etkilerinin mahallinde yapılacak keşif sonrası bilirkişiler marifetiyle ulaşılacak bilimsel sonuçlara göre karar verilmesi gerekirken, Bakanlar Kurulu Kararının "Zara-Bolucan yolunun Kızılırmağı kestiği yerdeki köprüden Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde,

yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahanın" kısmı yönünden davanın reddi yolunda verilen Daire kararına katılmıyoruz.24/11/2021

Danıştay 10. Daire, E. 2017/1434, K. 2021/5787, 24 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Davanın konusu
  4. Davacının İddiaları
  5. Davalı Cumhurbaşkanlığı'nın Savunması
  6. Danıştay Tetkik Hakimi : …
  7. Düşüncesi
  8. Düşüncesi
  9. Türk Milleti Adına
  10. Maddi Olay Ve Hukuki Süreç
  11. İnceleme Ve Gerekçe
  12. Usul Yönünden
  13. Esas Yönünden
  14. (X)- Karşı Oy
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2017/1434
Karar No
2021/5787
Tarih
24 Kasım 2021

İlgili Kararlar

  • Danıştay 4. Daire E.2017/1434 K.2021/6470
  • Danıştay 4. Daire E.2017/1436 K.2021/6995
  • Danıştay 4. Daire E.2017/1441 K.2021/6079
  • Danıştay 4. Daire E.2017/1442 K.2021/6080
  • Danıştay 4. Daire E.2017/1445 K.2021/7502
  • Danıştay 10. Daire E.2017/1450 K.2021/5379

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.