İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2017/2572 K.2021/5024

Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları ...'ın ... Açık Ceza İnfaz Kurumunda görev yapmakta iken 22/01/2013 tarihinde Kurum tarafından tahsis edilen servis aracı ile görevine gittiği sırada başka bir infaz ve koruma memuru tarafından vurularak…

Esas2017/2572Karar2021/5024Tarih25 Ekim 2021Okuma11 dk · 2.240 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2017/2572 E., 2021/5024 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
25 Ekim 2021
Esas No
2017/2572
Karar No
2021/5024
Temyiz eden (davacılar)
Kendi adına asaleten, ...'a velayeten ...
Vekili
Av. ...
Karşı taraf (davalı)
... Bakanlığı
Vekili
Av. ...
İstemin_konusu
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davacılar tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.240 kelime·11 dk okuma·6 bölüm

Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları ...'ın ... Açık Ceza İnfaz Kurumunda görev yapmakta iken 22/01/2013 tarihinde Kurum tarafından tahsis edilen servis aracı ile görevine gittiği sırada başka bir infaz ve koruma memuru tarafından vurularak öldürülmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak, eşi ... için 60.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, oğlu ... için 30.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi; aynı olayda davacılardan ...'ın da ağır şekilde yaralanması nedeniyle ... için 50.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 140.000,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacılar yakını ile davacı ...'ı Kuruma ait servis aracında birlikte seyir halinde iken vuran infaz ve koruma memuru ...'un memuriyete giriş sırasında almış olduğu ... tarihli ve ... numaralı Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nce düzenlenen Sağlık Kurulu Raporunda.

"Gözlükle infaz koruma memuru olur" ifadesine yer verilerek, sağlık yönünden infaz ve koruma memuru olmasına engel bir halinin olmadığına karar verildiği, yine ...'un 22/01/2013 tarihinde yaşanan olay tarihine kadar herhangi bir disiplin cezası almadığı, görev yaptığı dönem içerisinde psikolojik sorunları sebebiyle tedavi gördüğüne dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından,

anılan olayın gerçekleşmesinde davalı idareye atfedilebilecek bir hizmet kusuru veya ...'un fiili ile davalı idare arasında illiyet bağı bulunmaması karşısında, davalı idarenin maddi veya manevi tazminat ödemekle sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, ...'u daha önceden tanımadıkları, aralarında husumet bulunmadığı, olayın Kurum tarafından ...'a verilen silah ile ve Kurum servisinde gerçekleştiği, görevin neden ve etkisiyle meydana geldiği, bu nedenle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; ...

2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu bünyesinde infaz ve koruma memuru olarak görev yapan ...’un, görev yaptığı kurumda usta öğretici olarak çalışan ... ile duygusal ilişkisi bulunduğuna dair dedikodu niteliğindeki söylentiden dolayı kendisi hakkında soruşturma başlatıldığı düşüncesine kapıldığı, bu olay nedeniyle kendisiyle aynı kurumda infaz ve koruma memuru olarak görev yapan ... ve ...’ün kendisi aleyhine ifade verdiğinden şüphelendiği, bu suretle daha önceden var olan hakkında soruşturma başlatıldığı yolundaki düşüncesinin suç tarihinden bir gün önce iyice pekiştiği, olay tarihinden önceki gece uyuyamadığı,

önceden aralarında sorun bulunmasa da ... ve ...’ü öldürmeye karar verdiği ve adı geçenlerle sabah serviste beraber yolculuk yapacağını bildiği için her zamankinden farklı olarak ruhsatlı silahının dolu yedek şarjörünü de yanına aldığı, servise bindikten sonra maktullerin arka tarafında bulunan bir koltuğa oturduğu ve bir dakika içerisinde otobüs seyir halinde iken kendisine iftira edildiği anlamını içeren bir söz sarf ederek ruhsatlı silahını ateşlemek suretiyle önce yan yana oturan ... ve ...'ü silahla öldürdüğü,

hemen akabinde, onların arkasında oturan ve iki infaz ve koruma memurunu öldürmesine sebep olan dedikodu ile hiçbir ilgisi bulunmayan, ... Açık Cezaevinde infaz ve koruma memuru olarak görev yapan davacılar yakını ...'ı vurup öldürdüğü, ...'ın yanında oturan ve aynı kampüste bulunan ... şubesinde çalışan eşi ...'ı ise 2-3 kez ateş etmek suretiyle ağır şekilde yaraladığı, hakkında yapılan ceza yargılaması sonucunda ...

Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararıyla, sanık ...'un, ... ile duygusal ilişkisi bulunduğuna dair dedikodulardan dolayı hakkında soruşturma başlatıldığı ve maktüller ... ve ...’ün aleyhinde ifade verdiği yolundaki düşüncelerinin kurgu, hayal ürünü olup vehim -kuruntu- arz ettiği ve üzerine atılı suçu işlediğinin sübut bulduğu gerekçesiyle 2 maktül yönünden tasarlayarak adam öldürme suçundan 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis, davacılar yakını ...'ı kasten öldürme suçundan müebbet hapis, ...'ı yaralamasından dolayı 14 yıl hapis cezasına mahkum edildiği anlaşılmaktadır.

Öte yandan, ...’un, mesleğe girmeden önce alınan sağlık raporunda, göz dışında akıl hastalığı dahil hiçbir rahatsızlığının bulunmadığı yönünde teşhis konulmak suretiyle görevine başladığı ve yaklaşık 8 yıldır infaz ve koruma memuru olarak çalıştığı, hakkında bu süreçte herhangi bir disiplin cezası verilmediği, psikolojik açıdan rahatsız olduğunu gösteren bir tespitin de bulunmadığı, olay nedeniyle Devlet memurluğundan çıkarma cezası verildiği, olaydan sonra hakkında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesince düzenlenen 20/02/2013 tarihli raporda, "Atipik psikoz" teşhisi konulduğu,

ayda bir bulunduğu kuruma en yakın Psikiyatri Polikliniğinde ayakta kontrollerinin yapılmasının uygun olduğu yönünde görüşe yer verildiği, Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesince düzenlenen 04/06/2013 tarihli raporda ise, şizofreni tanısı konulduğu ve işlediği suçların hukuki anlam ve sonuçlarını anlayamayacak durumda olduğu, bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azaldığı yönünde kanaat bildirildiği, son olarak, ceza yargılamasının yapıldığı ...

Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Adli Tıp Kurumundan alınan ... tarihli ve ... karar sayılı raporda, ...'un cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zeka geriliğinin saptanmadığı, suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulguya da rastlanmadığı,

bu duruma göre 22/01/2013 tarihinde şahsın bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu hususlarının mütalaa edildiği görülmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla yerine getirilmesini sağlamaktadır.

İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile bireyler arasında bireyler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi ve manevi zararların idarece tazmin edilmesini sağlayan hukuksal bir kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin mal varlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da artış olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, yine bu suretle kişi varlığında oluşan manevi zararların karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

Tam yargı davalarının çözümü, maddi olayın tespitini gerekli kıldığından, bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem ve/veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit etmekle yükümlü bulunmaktadır. Başka bir anlatımla, tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Bir kamu görevlisinin, görev yerine gitmek üzere bindiği çalıştığı Kuruma ait personel servisinde seyir halinde iken, görevi nedeniyle kendisine tahsis edilen silahıyla başka bir kamu görevlisini öldürmesinden ve müteveffanın kamu görevlisi olmayan eşini yaralamasından kaynaklanan uyuşmazlıkta, idarenin sorumluluğunun belirlenmesi için, öncelikle hizmet kusuru, bu bağlamda görev kusuru ve kişisel kusur kavramlarının irdelenmesi gerekmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Kamu tüzel kişisi olan veya tüzel kişiliği bulunmamakla birlikte soyut bir örgüt olan idarelerin, ancak organ ve ajanları (personeli) aracılığıyla hizmet sunabilmelerine bağlı olarak, idare hukukunda "hizmet kusuru", özel hukuktaki sübjektif niteliğinden uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe bürünmüştür.

Başka bir deyişle, personelin faaliyeti (işlem veya eylemi), kamu hizmeti ve yararı amacıyla yapıldığı için idari hizmet ile tam anlamıyla bütünleşip kaynaştığından, faaliyet sırasında işlenen kusur, artık bireysel ve bağımsız olmaktan çıkmakta ve hizmetin kusurlu işletilmesine neden olan kamu görevlisine değil, adına kamu hizmeti yürütülen idareye izafe olunmaktadır (Sıddık Sami Onar, İdare Hukukunun Umumi Esasları, Hak Kitabevi, 3. Bası, 1966, 3. Cilt, s.1697.

Lütfi Duran, Türkiye İdaresinin Sorumluluğu, TODAİE Yayını, 1974, s.26). Bu bakımdan hizmet kusuru, ajanlardan sadır olmakla beraber, onların şahıslarına atıf ve izafe edilemeyen, mal edilemeyen faaliyetler sırasında ortaya çıkmaktadır.

Kamu görevlilerinin; hizmetle, görevle, kurumla, resmi kimlikleriyle doğrudan veya dolaylı olarak hiçbir ilgisi ve irtibatı olmayan kusurlu davranışları "kişisel kusur"u oluşturmaktadır. Bu hallerde, kamu görevlisi sıfat ve kimliği en ufak bir rol oynamamakta, kamu görevlisinin işlem ve eylemleri görevinden, yetkilerinden, hizmet araç ve gereçlerinden, resmi sıfatından tam ve mutlak surette ayrılmış bulunmakta; dolayısıyla kusurlu faaliyet sonucu oluşan zarar bakımından tümüyle kamu görevlisinin kişisel sorumluluğu söz konusu olmaktadır (Prof. Dr. Sait Güran, Hekimin Faaliyetlerinden Devletin Sorumluluğu, Danıştay Dergisi, Sayı:46-47, s.17).

"Görev kusuru" ise, kamu görevlisinin, bir kamu hizmetini görürken, bir kamu görevini yerine getirirken veya idarenin araç ve gereçlerini kullanıp olanaklarından yararlanırken, kısacası resmi kimliği ile hareket ederken keyfi, yanlı, kasıtlı, ağır kusur içinde veya suç teşkil eden davranışlarından oluşmakta olup, bu halde idare ile ajanının birlikte meydana getirdiği, her ikisinin ortak yapımının ürünü olan bir faaliyet söz konusudur (Prof.

Dr. Sait Güran, Hekimin Faaliyetlerinden Devletin Sorumluluğu, Danıştay Dergisi, Sayı:46-47, s.18 vd.).

Bu durumda, kusur, hizmet kusurundan farklı olarak, anonim niteliğini yitirip hizmeti kusurlu işleten ajana izafe edilebilir hale gelmekte; ancak kişisel kusurdan farklı olarak, idari faaliyetin içinde kalması nedeniyle idare ile illiyet bağı kesilmediğinden idarenin sorumluluğu da devam etmekte; dolayısıyla idarenin, görev kusuru işleyen ajana, zarara katkısı oranında rücu etme hakkı ve sorumluluğu doğmaktadır.

Esasen görev kusuru, kamu görevlisinin hizmetten ayrılamayan kişisel kusuru olup, bu nedenle "hizmet içi kişisel kusur" olarak da anılmakta ve bu özelliği gereği bir nevi hizmet kusuru ile kişisel kusurun kesişim kümesini oluşturmaktadır.

Buna göre uyuşmazlıkta, Ceza Mahkemesi kararıyla öldürme ve yaralama eylemlerini gerçekleştirdiği sabit olan infaz ve koruma memuru ...’un; mesleğe girmeden önce alınan sağlık raporunda, göz dışında akıl hastalığı dahil hiçbir rahatsızlığının bulunmadığı yönünde teşhis konulmak suretiyle görevine başladığı, yaklaşık 8 yıldır infaz ve koruma memuru olarak çalıştığı, bu süreçte hakkında herhangi bir disiplin cezası verilmediği, psikolojik açıdan rahatsız olduğunu gösteren bir tespitin de bulunmadığı,

nihai olarak olay nedeniyle yargılandığı kamu davası kapsamında Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, cezai sorumluluğunu müessir, şuur ve hareket serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zeka geriliğinin saptanmadığının, atılı suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğunun mütalaa edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; olayda, davalı idarenin kamu hizmetinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak hizmetin özelliğine uygun seçilen, yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğüne aykırı hareket etmediği,

başka bir ifadeyle bu yönüyle hizmeti kusurlu yürütmediği açıktır.

Suç teşkil eden adam öldürme ve yaralama eylemlerini gerçekleştiren infaz ve koruma memuru ...'un bu fillerinin görev kusuru mu, yoksa kişisel kusur mu teşkil ettiği hususuna gelince;

Olayın, saldırıyı gerçekleştiren kamu görevlisinin işe gitmek üzere bindiği servis aracında meydana geldiği, bir başka ifadeyle, ölümle ve yaralanmayla sonuçlanan olayın, kamu hizmetinin yürütülmesinin bir parçası olan ve kamu hizmetine tahsisli bulunan araçta, kamu görevlisi olan şahıs tarafından gerçekleştirildiği;

saldırının sebebinin, aynı işyerinde kamu görevlisi olarak çalışan bir kadınla saldırıyı gerçekleştiren şahıs arasında duygusal bir ilişkinin olduğu yönündeki iddia veya söylentiler üzerine saldırgan hakkında idarece başlatılan ve niteliği gereği gizli yürütülen disiplin soruşturmasının, aynı araçta bulunan kamu görevlilerinin aleyhte beyanları nedeniyle başlatıldığı düşüncesine dayandığı,

bu duruma göre saldırının görev ve hizmet dışı bir sebeple değil, saldırganın göreviyle ilgili olarak hakkında asılsız iddialarda bulunduğu ve bu sebeple disiplin soruşturmasına sebep olduğu hayal olunan kamu görevlilerinin beyan ve ifadelerinin etkisiyle yapıldığı, saldırıda kullanılan silahın kamu görevlisinin görev silahı olduğu ve bu sebeple yanında taşıdığı, ancak silahın kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında ve fakat emir, talimat ve hizmet gereklerine aykırı olarak kullanıldığı, saldırının yöneldiği kamu görevlilerinin aynı araçta olacakları kabulü ile planlanıp gerçekleştirildiği,

bu yönüyle üç kişinin ölümü ve bir kişinin yaralanması ile sonuçlanan olayda hizmet aracının etkisinin yadsınamaz bir gerçek olduğu, diğer bir anlatımla, saldırının bir anda gerçekleşmesinde ve etkisinin kapsamlı olmasında –hatta saldırgan ve saldırıyı gerçekleştirme sebebi ile arasında hiçbir bağ bulunmayan, saldırgan ile tek ortak noktaları aynı servis aracını kullanmaları olan davacılar murisi ... ile davacı ...’a yönelik zararlı sonucun doğmasında- kamu hizmetine tahsisli servis aracının önemli bir işlevinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, hükümlü memur ..., adam öldürme ve yaralama şeklindeki suç teşkil eden eylemleri, personel servisini ve idarenin kendisine tahsis ettiği silahı kullanarak, başka bir ifadeyle, idarenin araç ve gereçlerini kullanıp olanaklarından yararlanarak gerçekleştirdiğinden, söz konusu eylemlerinin hizmetten ve idareden ayrılamayacak nitelikte kişisel kusur teşkil ettiği, başka bir ifadeyle görev kusuruna (hizmet içi kişisel kusur) bağlı olarak idarenin sorumluluğunu gerektirdiği sonucuna varılmaktadır.

Bu itibarla, olayda görev kusuru nedeniyle davacıların uğradığı maddi ve manevi zararların tazmin edilmesi gerekmekte olup, davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/10/2021 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2017/2572, K. 2021/5024, 25 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Düşüncesi
  4. Türk Milleti Adına
  5. İnceleme Ve Gerekçe
  6. Maddi Olay
  7. İlgili Mevzuat
  8. Hukuki Değerlendirme
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2017/2572
Karar No
2021/5024
Tarih
25 Ekim 2021

İlgili Kararlar

  • Danıştay 10. Daire E.2017/2604 K.2021/4817
  • Danıştay 3. Daire E.2017/2630 K.2021/4519
  • Danıştay 5. Daire E.2017/2652 K.2021/3293
  • Danıştay 5. Daire E.2017/2706 K.2021/2993
  • Danıştay 10. Daire E.2017/2709 K.2021/4940
  • Danıştay 8. Daire E.2017/2719 K.2021/4719

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.