KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/3687 E., 2021/614 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2021
- Esas No
- 2018/3687
- Karar No
- 2021/614
- Temyiz eden (davalı)
- … Kurumu
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
562 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: Davacı tarafından, IPARD Programı Fonlarının Tahsisine Dair Sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle sözleşme kapsamında verilen hibe desteğinin gecikme zammı ile birlikte tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve E… sayılı, 882.574,68 TL tutarlı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dava konusu ödeme emrinin dayanağının, IPARD programı kapsamında davacı ile davalı idare arasındaki sözleşme kapsamında davacıya ödenen hibe bedeli olduğu, anılan sözleşmenin feshedilmesi üzerine davalı idarece kamu alacağının doğduğundan bahisle borç bildirim mektubu ve ödeme emri düzenlendiği, borç bildirimi işlemine karşı davacı tarafından … tarihinde ...
İdare Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında dava açıldığı ve yargılamanın devam ettiği, 5648 sayılı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 15/4. maddesinde, kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiği,
ancak ödeme emrine konu alacağın bildirimine ilişkin 29/06/2017 tarihli işleme karşı dava açılması ve davanın derdest olması karşısında, henüz ortada kesinleşmiş bir kamu alacağından söz edilemeyeceği açık olduğundan, dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E: … , K: … sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı, 6183 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak işlem tesis edildiği, ödeme emrine karşı ancak borcun bulunmadığı, borcun kısmen ödendiği ve zamanaşımına uğradığı sebeplerinden biri ile dava açılmasının mümkün olduğu, dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu nedenlerle temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı tarafından, haksız ve hukuki dayanağı olmayan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Davalı kurum alacaklarının cebri takip ve tahsili işlemlerinin, 6183 sayılı Amme alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca kamu idaresinin bağlı bulunduğu tahsil dairesi (Vergi Dairesi) tarafından yürütülmesi gerektiğinden, kanunen açıkça tahsil dairesi yetkisi verilmediği anlaşılan davalı Kurum tarafından ödeme emri düzenlenmesinde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının açıklanan gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 10. Daire, E. 2018/3687, K. 2021/614, 18 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama