İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2019/5483 K.2022/5228

2- … VEKİLİ : Av. ….

Esas2019/5483Karar2022/5228Tarih15 Kasım 2022Okuma12 dk · 2.435 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/5483 E., 2022/5228 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
15 Kasım 2022
Esas No
2019/5483
Karar No
2022/5228
Temyiz eden (davacılar)
1- …
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.435 kelime·12 dk okuma·10 bölüm

2- … VEKİLİ : Av. ….

KARŞI TARAF (DAVALI) : …

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacılar tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları …'nın, kolon kanseri hastalığı nedeniyle 30/04/2014 tarihinden sonra tedavisine devam edilen … Devlet Hastanesinde yapılan iki ameliyat sonucunda durumunun kötüleşmesinde, ameliyat esnasında ve sonrasında gerekli özen gösterilmeden yapılan hatalı müdahale sonucunda 04/06/2014 tarihinde vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla 1.000,00 TL maddi ve eşi … için 200.000,00 TL ve kızı … için 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dosyadaki bilgi ve belgeler ile dava konusu olay kapsamında düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda sağlık hizmeti sunumunda davalı idareye atfı kabil bir kusur olmadığı, meydana gelen zararlı sonuç ile idari faaliyet arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, olayda, tazmin sorumluluğu için gerekli koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ

Temyize konu kararın, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik kısmının onanması, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

A) Temyize konu kararın, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik kısmının incelenmesi:

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat isteminin reddine ilişkin İdare MAhkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize konu kararın, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik kısmının incelenmesi:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Davacılar yakını …'ya İzmir. Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, 2011 yılı Ocak ayında "kolorektal Ca" tanısı konularak burada ameliyat edilmiş, patoloji raporunun "PT3-N0 Adenokarsinom" olarak saptanması üzerine 2011 yılı Şubat-Nisan aylarında kemoradyoterapi, Nisan-Eylül aylarında 6 kür adjuvan kemoterapi uygulanmıştır. Üç ayda bir kontrole gelmesi önerilen müteveffanın müracaat ettiği.

Eğitim ve Araştırma Hastanesi tıbbi onkoloji kliniğinde 16/04/2012-09/11/2012 tarihleri arasında "rektum Ca" tanısı ile kontrol tetkikleri yapılmış, daha sonra Bandırma Devlet Hastanesine kolonoskopi işlemi yapılması için müracaat eden müteveffaya 30/04/2014 tarihinde kolonoskopi işlemi yapılmıştır.

Ertesi gün hasta karın ağrısı, bulantı, kusma şikayetleriyle aynı hastanenin acil servisine getirilmiş, 02/05/2014 tarihinde "batın içi apse" ön tanısı ile yatışı yapılmış, ertesi gün yapılan ameliyat ile batın içi apse temizlenerek kolesistektomi (safra kesesinin alınması) + apendektomi (apandisitin alınması) + kolostomi revizyonu yapılmıştır.

Ameliyat sonrası …'nın tedavisine devam edilmiş, takip eden günlerde hastada kolovezikal fistül (kolon ile mesane arasında ortaya çıkan bir bağlantı) gelişmiş, devam eden süreçte hastanın durumunun kötüleşmesi üzerine 04/06/2014 tarihinde kolovezikal fistül için hasta ameliyata alınmış, fakat aynı gün vefat etmiştir.

Yapılan şikayet üzerine Balıkesir ili, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği tarafından, ameliyatı yapan doktor hakkında idari yönden disiplin soruşturması yapılması gerektiğine karar verilmesi üzerine Genel Sekreterlik Makamının ... tarih ve ... sayılı olurları ile yapılan disiplin soruşturması sonucunda ameliyatı gerçekleştiren doktorun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin 1. fıkrasının A/a bendi gereği uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, ayrıca Bandırma Cumhuriyet Savcılığına yapılan şikayet üzerine,.

Cumhuriyet Savcılığınca Valilikten soruşturma izni istenilmesi üzerine Balıkesir Valiliği tarafından yapılan soruşturma sonucunda ameliyatı gerçekleştiren doktorun hastasına yaptığı müdahalelerde tıbben bir ihmalinin olmadığı ve görevini uygun şekilde davrandığı yönünde rapor düzenlenmiş, bu rapora istinaden Bandırma Kaymakamlığınca soruşturma izni verilmemesine ilişkin … tarih ve … sayılı karar,.

Bölge İdare Mahkemesi Birinci Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile kaldırılarak soruşturma izni verilmiştir. …, Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, anılan karara yapılan itiraz reddedilmiştir.

Yaşanan olaylar üzerine davacılar, 19/06/2015 tarihinde davalı idareye başvurarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, başvurularının cevap verilmemek suretiyle reddi üzerine bakılan davayı açmışlardır.

Olayda idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca hazırlanan … tarih ve … sayılı raporda. "Kişinin rektum kanseri hastalığının bulunduğu, onkoloji tarafından kontrol … istemi üzerine … tarihinde ... Devlet Hastanesinde hastanın end kolostomi yerinden Genel Cerrahi Uzmanı Op.

Dr. …. tarafından kontrol amaçlı kolonoskopi yapıldığı, kolonoskopide; kolostomiden girdikten sonra inen kolon, transvers kolon, çıkan kolon ve çekum olağan görünümde bulunduğu, 2.5.2014 tarihinde şikayetleri nedeniyle acile getirildiği, batın içi apse saptanan hastanın yaygın defans (+), ateş:39 derece, TA:90/60 mmHg, nabız:110/dk, lokositoz (+) 13.600, üre/kreatinin: 300/5.6 CRP:330, kolostomide iskemi olduğunun görülmesi üzerine operasyon amaçlı servise yatırıldığı, hastanın acil olarak eksplorasyonu yapıldığı, batın içi apsenin temizlendiği, gangrene keseye kolesistektomi yapıldığı, inflame apendixe apendektomi yapıldığı,

kolostomi revize edildiği, hasta postop yoğun bakımda takibe alındığı, postop yoğun bakımda takibi sırasında labaratuar ve klinik bulgularına göre branş konsültasyonları eşliğinde takibinin yapıldığı, kültür sonuçlarına göre antibiotikleri uygulandığı, aldığı çıkardığı, takibi yapıldığı, idrar takibi yapıldığı, ortaya çıkan kolovesikal fistülün zamanında fark edildiği, buna yönelik operasyonun yapıldığı, ancak genel durumu iyi olmayan hastanın postop eks olduğu, ortaya çıkan klinik tablonun hastalığa, kolonoskopiye ve yapılan cerrahi işlemlere ait komplikasyonlardan olduğu cihetle;

kişinin kolonoskopisinde, takip, tedavi ve cerrahi işlemlerinde görev alan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. ....'ya ve ... Devlet Hastanesi idaresine atfı kabil kusur bulunmadığı" yolunda görüş bildirilmiştir.

İlk derece Mahkemesince, yukarıda anılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak olayda idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Anılan karara karşı davacıların istinaf başvurusu, Bölge İdare Mahkemesince reddedilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün hizmet kusuruna dayanması asli prensip olmakla beraber, zararın idarenin de dahil olduğu bir faaliyet sırasında meydana gelmesi ve öncesinde ya da sonrasında aksayan bazı durumların tespiti de önem arz etmektedir.

Özellikle de sağlık hizmeti gibi bünyesinde risk unsuru taşıyan hizmet alanlarında, sağlıktan sorumlu olan idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.

Esasen Anayasa'nın 56. maddesi de "Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemekle ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirmekle" ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, devlet tarafından, özel ya da kamu hastanelerine hastaların yaşamını koruyacak nitelikteki tedbirleri alma zorunluluğu getiren yasal ve düzenleyici çerçevenin konulmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük, hastaları, tıbbi müdahalelerin bu bağlamda meydana getirebileceği ağır sonuçlardan mümkün olabildiğince koruma gerekliliğine dayanmaktadır.

Böylelikle, taraf devletler, bu yükümlülük uyarınca, hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında sorgulanmaları ve hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde kendilerini bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri amacıyla gereken düzenleyici yasal tedbirleri almakla yükümlüdürler (Codarcea/Romanya, No. 31675/04, 2 Haziran 2009).

11/04/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesinde "Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü yer almaktadır.

5013 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 16/03/2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan "Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi)"nin "Amaç ve konu” başlıklı 1. maddesinde.

“Bu Sözleşmenin Tarafları, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayrım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına alacaklardır.”. "Mesleki standartlar" başlıklı 4. maddesinde. “Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” kurallarına yer verilmiştir.

Sözleşme, iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, anılan düzenlemede her türlü tıbbi müdahalenin mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olması benimsenmiştir.

Sözleşmenin "Muvafakat" başlıklı (II) numaralı bölümünde yer alan 5. maddesinde “muvafakat” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir.” düzenlemesiyle muvafakatin kapsamı belirlenmiştir.

01/08/1998 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği'nin davacıya tıbbi müdahale yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 15. maddesinde, “Hasta; sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydaları ve muhtemel sakıncaları, alternatif tıbbi müdahale usulleri, tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçları ve hastalığın seyri ve neticeleri konusunda sözlü veya yazılı olarak bilgi istemek hakkına sahiptir. ...", 22. maddesinin birinci fıkrasında, “Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse,

rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.", “Rızanın Kapsamı” başlıklı 31. maddesinde de, “Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır. Hastanın, uygulanacak tıbbi müdahale için verdiği rıza, bu müdahalenin gerektirdiği sair tıbbi işlemleri de kapsar.

Ancak, tıbbi işlemlerin uygulanmasında, bu Yönetmelik'te ve diğer mevzuatta belirlenen hakların ihlal edilmemesi için azami ihtimam gösterilir.” düzenlemeleri yer alır.

Anılan düzenlemeler özetle, herhangi bir tıbbi müdahaleye başlamadan önce kişilerin yapılacak işlemlerle ilgili riskleriyle birlikte aydınlatılarak rızalarının alınmasını öngörmektedir.

Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar.

Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Dosyanın incelenmesinden, yapılan şikayet üzerine Balıkesir ili, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği tarafından, ameliyatı yapan doktor hakkında idari yönden disiplin soruşturması yapılması gerektiğine karar verilmesi üzerine Genel Sekreterlik Makamının … tarih ve … sayılı olurları ile yapılan disiplin soruşturması sonucunda, ameliyatı gerçekleştiren genel cerrahi uzmanı doktorun, kolostomili bağırsak ansında perforasyon ve bununla ilgili yapılan işlemleri ameliyat notuna kaydetmediği, ameliyattan sonra postop 22. günde ameliyat bölgesinini tekrar dikme işlemi öncesinde hasta yakınlarından onam almadığından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin 1. fıkrasının A/a bendi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

İdare Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, ortaya çıkan kolovesikal fistülün zamanında fark edildiği, buna yönelik operasyonun yapıldığı, ancak genel durumu iyi olmayan hastanın postop eks olduğu, ortaya çıkan klinik tablonun hastalığa, kolonoskopiye ve yapılan cerrahi işlemlere ait komplikasyonlardan olduğu cihetle; kişinin kolonoskopisinde, takip, tedavi ve cerrahi işlemlerinde görev alan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. …'ya ve ...

Devlet Hastanesi idaresine atfı kabil kusur bulunmadığı yönünde görüş bildirilmesi karşısında, davacıların yakınının vefatında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıkça ortaya konulamadığından, uyuşmazlıkta maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamakla birlikte;

kolostomili bağırsak ansında perforasyon ve bununla ilgili yapılan işlemler ameliyat notuna kaydedilmeyerek tıbbi kayıtların eksik tutulmuş olmasının ve davacılar yakınının geçirdiği ameliyattan sonra 22. günde ameliyat bölgesini tekrar dikme işlemi öncesinde hasta yakınlarından onam alınmamış olmasının ayrıca bu hususların bir disiplin soruşturmasına da konu olup ilgili kişinin uyarma cezası ile cezalandırılmasına yol açmasının sağlık hizmetinin gerektiği gibi yürütülmediği konusunda davacılarda endişe ve üzüntüye yol açtığı görüldüğünden,

dava konusu olayda davalı idarenin yukarıda belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden kaynaklı uğranılan manevi zararın, manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği gözetilerek, manevi tatmin sağlayacak, makul bir tutarın ödenmesine karar verilmek suretiyle giderilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla; davanın reddi yolundaki Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1. Davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,

2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E…, K:… sayılı kararının manevi tazminat isteminin reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının oy çokluğuyla BOZULMASINA, maddi tazminat isteminin reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının oy birliğiyle ONANMASINA,

4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, … tarihinde kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY (X)

Dava dosyasının incelenmesinden, davacılar yakınına yönelik olarak gerçekleştirilen ilk ve son ameliyata ait onam belgelerinin bulunduğu, gerçekleştirilen birden çok operasyon için alınan onamların aydınlatma yükümlüğünün yerine getirilmesi açısından yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Belirtilen bu durumda, davanın reddi yönündeki Mahkeme kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının da onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.

Danıştay 10. Daire, E. 2019/5483, K. 2022/5228, 15 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Karşı Taraf (Davalı) : …
  4. Yargılama Süreci
  5. Danıştay Tetkik Hakimi : …
  6. Düşüncesi
  7. Türk Milleti Adına
  8. İnceleme Ve Gerekçe
  9. Maddi Olay
  10. İlgili Mevzuat
  11. Hukuki Değerlendirme
  12. Karşı Oy (X)
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2019/5483
Karar No
2022/5228
Tarih
15 Kasım 2022

İlgili Kararlar

  • Danıştay 10. Daire E.2019/5484 K.2022/5307
  • Danıştay 10. Daire E.2019/5485 K.2022/5215
  • Danıştay 10. Daire E.2019/5486 K.2022/5219
  • Danıştay 10. Daire E.2019/5489 K.2022/5563
  • Danıştay 10. Daire E.2019/5503 K.2022/5265
  • Danıştay 7. Daire E.2019/5504 K.2022/4590

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.